Header Ads Widget

test banner

Kaybetmek, Bulmak



Ben kızımı, iki kez kaybettim

İlki, kucağımda hayata gözlerini yumduğunda

İkincisi, buhranlı bir süreçte, cennete inancımı yitirdiğimde 


Ben kendimi, üç kez buldum


İlki, kızımı ilk kaybımlaki boşluklar, hüzünler, sorgulamalar

Ve bunlarla kendimi, yaralı ve kafası karışık bulmam


İkincisi, kızımı ikinci kaybetmemle sonuçlanan, yoğun sorgulamaların sonucu

Tabuların, varsayımların, putların, yıkılması

Ve, tutunacak bir şey kalmaması


Üçüncüsü, her şey yıkıldıktan sonra ortaya çıkan

Kişisel olmayan, kayıtsız, tanımsız varlık

Ve bu varlığın veya hiçliğin içinde ortaya çıkan, kızım, ben ve her şey


Ben, kızımı iki kez, kendimi üç kez kaybettim

Ve sonunda buldum


Varlık ve hiçlik aynı şey

Çünkü, varlık, bir “şey” değil

Varlık, güzel şey, ne olursa olsun


Kaybetmek ve bulmak, birer yanılsama

Kayıp, gözünü kapamak; buluş, gözünü açmak


Varlık hep orada


-İsa Hafalır

author

"Sorumluluk Reddi" Konusunda Önemli Bilgilendirme:

Münferit Fikir Platformunda yazılan tüm yazılar, aksi MFP YYK tarafından belirtilmedikçe yazarların kendi görüşleridir. MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini yansıtmaz veya ifade etmez.

Yorum Gönder

4 Yorumlar

  1. başın sağ olsun.

    YanıtlaSil
  2. P. B. Shelley12 Şubat, 2026

    Sizi youtube yayınlarından biraz tanıyorum.

    Varoluşsal sorgulamayla yasın iç içe geçtiği bu yazınızı okurken P. B. Shelley'in bir şiirini (Alastor; or, The Spirit of Solitude) anımsadım. Şair gibi ben de ateist olduğum için ölüm karşısında doğaüstü tesellilerden yoksunum ama o şiirin ilgili bölümünü paylaşabileceğimi düşündüm:

    Lakin sen çekip gittin
    Tıpkı nahif bir buğu gibi; şafağın
    Altın huzmeleriyle kuşattığı, —ah! Sen çekip gittin!
    Cesur olan, nazik olan ve güzel olan,
    Zarafetin ve dehanın çocuğu.
    Vicdansız işler yapılır ve sözler söylenir dünyada; birçok solucan,
    Yırtıcı hayvan ve insan yaşamaya devam eder; ve şu koca Yeryüzü
    Denizden ve dağdan, şehirden ve çölden,
    Alçak bir akşam duasında veya neşeli bir ilahide,
    Hâlâ yükseltir o vakur sesini: —ama sen çekip gittin—
    Sen artık bilemez ve sevemezsin şekillerini
    Bu hayali sahnenin; ki onlar senin için
    En saf hizmetkârlardı, ve onlar ki, ne yazık!
    Şimdi sen yoksun. O solgun dudaklar üzerine,
    Sessizliklerinde bile öylesine tatlı olan; o gözler üzerine,
    Ölümün içinde uykuyu resmeden; o suret üzerine,
    Henüz solucanın gazabından emin olan, bırak tek bir gözyaşı
    Dökülmesin —düşüncede bile. Ne de o renkler
    Solup gittiğinde ve o en tanrısal hatlar,
    Duygusuz rüzgâr tarafından aşındırılıp, yalnızca
    Bu basit ezginin cılız duraksamalarında yaşadığında,
    Bırak o artık var olmayanın hatırasının yasını tutan
    Yüce şiir, yahut resmin kederi
    Veya heykel, zayıf imgelerle
    Dile getirmesin kendi soğuk güçlerini. Sanat ve belagat,
    Ve dünyanın tüm gösterişleri, cılız ve beyhudedir
    Işıklarını gölgeye çeviren bir kayba ağlamak için.
    Bu, gözyaşlarının erişemeyeceği kadar derin bir kederdir; her şey
    Bir anda sökülüp alındığında; ışığı çevresindeki dünyayı süsleyen
    O emsalsiz Ruh, Geride kalanlara terk ettiğinde,
    Hıçkırıkları veya inlemeleri değil,
    tutunan bir umudun tutkulu kargaşasını değil;
    Yalnızca solgun bir çaresizliği ve soğuk bir sükûneti,
    Doğanın o devasa çerçevesini, insanî şeylerin ağını,
    Doğumu ve mezarı; ki bunlar artık eskisi gibi değildirler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzelmiş. Çok teşekkür ederim.

      Sil
  3. Varlık - Yokluk. Kızınızın ayrılığına (kayıp demiyorum) üzüldüm. Rabbim o masuma inancınız sarsılsa da vaadini verecektir. Bir gün sizinle bu konuları telefonla da konuşmak isterim. İnşallah. Evet, varlık, vesvese, Şeytan, nefis ve saire…bütün bunlar anlaması pek güç şeyler. Anlamaya çalışan pek çok insanı alıp götürdü. Bununla alakalı Nebiler uyarı yaptı. Sizi asla suçladığımı sanmayın. Başka kulvarda ben 19,5 sene başka tür anlam krizi yaşadım. Evet, 19,5 sene. Gazali, Geylani, felsefe çorbası, defalarca Risale, yakarış, Kur’an derken o kadar çetin savaşlar oldu ki son 3-4 ayda artık pes edip silahları bıraktım: “Pes ediyorum, Rabbim”. 15 T ardından en az 15 T ayarında 2-3 kriz daha…peki, sonunda neredeyim? Varlığı anlama çabası, aslında biraz da aklın kendi kendini anlamasıdır. Matematiğin dahisi Gödel, matematikle neyin çözülemeyeceğini açıklayan bir makale yazdı, bilirsiniz. Aklın, nefsin, kalbin, ruhun, hayalin, vehmin, zihnin ve saire ne olup-olmadıkları tam anlaşılamadan ve iç konuşma ile irade mühendisliği icra edilmeden hele sizin gibi aşkın zekalar pek bocalar. Goethe, Tolstoy ve yakın ayardaki herkes bocaladı. Buraya 1000 sayfa yazabilirim. Fakat, yaşamım buna müsait değil. Davam neticelenince sizi bizzat aramak isterim. Sadece şunu diyeyim : akıl ve varlık kendini bilemez. Akıl ve varlık bildirilir. Bu çok iddialı sözü sizinle müzakere etmek isterim. Aklın ve varlığın kendilerini bilememesi nedendir, hakiki yokluk var mı, var zannettiğimiz şey yok mu…esasen en temelinde ise sonsuzu kavrayamamak var. O da sonsuz güce sahip bir Rabbin kavranamamasından kaynaklı. Yani, temel gene aynı : sonsuz güç var mı, yok mu, nasıl bir şey? İşte, aklın sınırı burada. O sınırda Şeytan var. Şeytan’dan bir süre monologue da duydum. Keramet değil. İç sesi ayırt etme mühendisliği yapan herkes duyar o sesi. Şeytan’ın en büyük desisesi, sizin iç konuşmanız, fikriniz, duyunuz zannettiğiniz manevi pratiğin onun dürtüsü olduğunu zannettirmemesidir. Bunasın cümlem zaten her şeyin özü. Görüşmek duasıyla.

    YanıtlaSil