Ankesör Yalanı - Münferit Fikir Platformu

SON

4 Mayıs 2019 Cumartesi

Ankesör Yalanı


-->

Uzun süredir gündemi meşgul eden ve epey bilgi kirliliği içeren bir konuyu, şahsi tecrübelerim ve birinci elden edindiğim bilgilerle bu platformda kendimce açıklamak istiyorum.

Polis nezaretine ayakkabı bağlarımı teslim edip de kalacağım nezarethaneye doğru geçerken, önünden geçtiğim bir başka nezarethanenin parmaklıklarından içeri doğru baktım. İçeride 45 yaşlarında, hafif göbekli, kumaş pantolonlu, badem bıyıklı biri tek başına oturuyordu. Hiç beklemediğim bir tabloyla karşılaşmanın şaşkınlığı içindeydim çünkü beni almaya gelen polisin elindeki 108 kişilik gözaltı listesinin tamamı askeri personelden oluşuyordu. İçeride oturan adam dış görünüş itibariyle asker olamayacağına göre, ilk aklıma gelen bizimle birlikte il abisinin de alınıp getirildiğiydi. Daha sonraki günlerde emekli başçavuş olduğunu öğrendiğim bu kişiye bir sigara molasında onu il abisi zannettiğimi de söylemiştim ki orada bulunan birkaç kişi de benimle aynı şeyi düşündüğünü onaylamıştı.

Dakikalar geçtikçe nezarethaneler dolmaya devam ediyor, her gelen bir geçmiş olsun faslından sonra niye alındık bilgisi olan var mı diyordu. Gözaltı kararında herkesin gerekçesi aynıydı “ANKESÖRLÜ HAT ÜZERİNDEN ARDIŞIK ARAMA”. Konuyla ilgili hemen hiç kimsenin net bir bilgisi yoktu. Eğer biri aramış ve konuşma kayıt altına alınmışsa zaten oradan gol yiyeceğimiz yoktu. Çünkü konuşmalar çok kısa sürer ya şu gün yemek yiyelim mi, ya da şu akşam maç yapıyoruz seni de bekliyoruz vs. şeklinde idi. İçinde ne hâl hatır sorma ne de gündelik bir muhabbet olurdu. Şimdilerde Twitter’da çokça dolanan “şu kadar sayıda aranmışım yarısı da 15-20 saniye kadar sürmüş, hatta biri 8 saniyelik bir arama. Bu kadar kısa sürede hangi örgüt adamıyla ne kararlaştırır” gibi söylemlere bu vesileyle dokunmuş olayım.

İçeride saatler geçiyor, küçük yaştan beri tedbir yapmanın ve gizliliğin en önemli vazife olduğu öğretilmiş askerler birbirine hiç açık vermemeye çalışıyor, koğuşlar arası daha önceden tanış olanlar birbirleriyle “Bu ne saçmalık ya ankesörlü ardışık arama neymiş, bir de HTS kaydı falan da yazıyor bunlar da ne demek” diye yüksek sesle sohbet ediyordu. Herkes birbirine “benim ne alakam olabilir fetöyle falan, Allah belasını versin şerefsizlerin. Hele o Fethullah denen …………….” şeklinde şeyler söyleyerek olmuşu olmamış, olmamışı ise olmuş göstermeye devam ediyordu. Ha o noktaları merak ettiyseniz bizzat hocamız tarafından biz askerlere verilen bir cevazdı bu, gerekirse zorda kalırsak HE ye de ağıza ne gelirse sövebiliyorduk, böylece cemaate muhalif tavır sergilemiş oluyorduk ve kendimizi belli etmiyorduk! Şahsım olarak ben bu cevazı hiç kullanmadım, hatta ifade verirken değil küfür etmek, “FETÖ” kelimesini kullanmak istemediğimi, bana bu tabiri kullanmanın hala çok zor geldiğini de belirttim.

Nezarethanede ilk gün akşama dönüyor, 3 kişilik nezarethanelerin mevcudu 9-10'a yükseliyordu. Koğuşlardaki bu belirsizlik ve merak çok uzun sürmedi. Bir sigara molasında nöbetçi polis memuru merakımızı giderdi. Gözaltı kararındaki gerekçenin meali şuydu. “Asker abilerinin verdiği ifadelere göre; bir abi kendine bağlı olan askerleri (askerler birbirini tanımıyor ve ayrı gruplarda olabilir) büfe, kırtasiye gibi kontörlü telefon kullandıran yerlerden art arda arayarak irtibata geçtiği bilgisine ulaşıldı. Yapılan taramada da aynı bilgi doğrulandı. Genel olarak aynı askerler (arama araları 30sn- 1dk olacak şekilde) aynı yerlerden 2 haftada veya 3 haftada bir aranmışlar. İl içindeki bütün kontörlü telefonların HTS kayıtları tarandığında da sizin isminiz numaranız birden fazla olduğundan radara yakalanmışsınız. O yüzden savcı sizi gözaltına aldı. Verilen bilgi gayet yeterliydi, her şey de ortadaydı. Bugüne kadar aldığımız hizmet terbiyesine uygun olarak bu durumu nasıl tevil edebiliriz, neler uydurabiliriz düşüncesiyle parmaklıklar ardına geçtik. Zaman boldu, sorduğumuz polisler 14 günlük gözaltı süresini sonuna kadar kullanır demişti savcı için. Zaten bizi gözaltına aldırıp kendisi de Ankara’ya seminere gitmişti.

İçimde küçük de olsa, savcı acaba boş atıp dolu tutmak maksadıyla rastgele askerleri toplamış olabilir mi düşüncesi de (bu cemaatin tabana yaydığı bir algıydı aslında) olayın aslını öğrenmemle yok oldu. İçerideki 108 kişinin en az 100’ü kesinlikle cemaatle irtibatlıydı artık benim için. Ama tek yol bilen meslektaşlarım “Beni pideci aramıştır, asker aramıştır, askerin ailesi aramıştır, halı sahacı aramıştır, pizzacı aramıştır. Ben ne bileyim kimin aradığını, kimin aradığı belli değil sadece aranmış olmak delil olur mu? Benim cemaatle vallahi alakam yok” diye öfkeleniyor isyanı basıyorlardı. Ama ardından sorulan “Peki abi savcı salak mı, demeyecek mi ya bu pidecide cep telefonu yok mu, hadi birkaç kere telefonu bozuldu, her defasında işyerinde bir başkasının telefonundan aramak yerine büfeye gitti ve aradı, ama her defasında seninle birlikte art arda Hasan Başçavuş ve Kemal Yüzbaşı’yı neden aradı? Ve bu pideci kim getirelim yüzleşmek ister misin” sorusuyla bütün benzer savunmalar çöküyordu.

Bizler nezarethanede kendi aramızda konuştukça, konu ile ilgili soru cevaplar yaptıkça, bazen savcı bazen sanık oldukça ankesörlü aramanın ne kadar sağlam bir gerekçe olduğuna iyice kanaat getirmeye başlamıştık. Kebapçıları ve pizzacıları bir kenara bırakırsak varyasyonlar ve savunmalar oldukça fazlaydı.

TOPTAN İNKÂRCI YÖNELİM:
A- Arayan belli değil. Ne belli beni cemaat abisinin aradığı?

Böyle bir yöntemin olduğu cemaat abilerinden öğrenilmiş ve başka itirafçı askerler de yöntemi doğrulamış. Birçok ilde yapılan HTS taramaları asker şahıslar için bu yöntemin kullanıldığını doğruluyor. Eğer numaran ardışık aramalara 3’ten fazla (o sıra 3’ün altındaysa ve hakkında beyan yoksa gözaltına alınmıyordu) takılmışsa bu ardışık aramaya takılan askerlerle başka ne gibi bir bağın olmalı ki her defasında aynı yerden ve art arda aranmışsın. Ki bu devirde ankesörlü telefon kullanan kim kaldı?

B- Konuşma içeriği belli değil, buna nasıl suç isnad edilir?

Ankesörlü telefon soruşturmasına sadece örgüt üyeliği ile itham ediliyorsun ve iddia cemaat abileriyle irtibat halinde olup görüşmeler yaptığın yönünde. İçerikte kimse sana darbe planladın/görev aldın, belge kaçırdın, casusluk yaptın demiyor. Onlar eğer varsa ayrı bir suç olarak yine delile muhtaçtır.

C-Ben 10 kez aranmışım 5’i cevapsız arama yani cevap vermemişim, diğerleri de 1 dk bile sürmemiş. Bu kadar kısa zaman belki de telefon sapığıydı açtım ve konuşmadı kapattım. Buradan iddia boşa çıkıyor!?

Mesai içinde açamamış olabilirsin, bu abinin seni diğer sorumlu olduğu askerler ile birlikte sırayla aradığı iddiasını çürütmüyor. Görüşmelerin kısa sürmesi normal, sadece buluşma yer ve zamanı ile ilgili konuşuluyor diğer bütün hususlar yüz yüze görüşülüyor.

D- Fetö kendine rakip gördüğü askerleri fişliyordu ve önünü kesiyordu. Beni böyle bir maksatla aramış olabilir, Fetö bana kumpas kurdu !?

Cemaatin böyle bir kumpas kurması için ankesörlü aramalar ile askerlerin bir gün tek tek toplanacağını bilmesi lazım, ki böyle bir durumda da elindeki asker gücünü büyük ölçüde kaybedecektir. 15-20 adama kumpas kurmak için 1000 adamını feda edecek kadar aptal bir örgüte benzemiyor. Ki sana kumpas kuracak olsa böyle uzun vadeli planlar yapmasına gerek yok. Gayet kudretli paşalara kadar gücü yeten cemaatin sana gücünün yetmemesi biraz akıl dışı.

E- Benimle art arda aranmış olan diğer askerlerle aynı yerde çalışmıyorum, kendilerini tanımıyorum. Asker abisi olan şahsın kim olduğu belli değil, zaten belli ise onu da tanımıyorum çünkü öyle bir yapının içinde değilim. Grup olsak birbirimizi tanımamız gerekirdi. Bu yüzden iddia saçma !?

Cemaatin askeri mahrem yapılanma sisteminde asker abisine bazen tekli bazen de ikili üçlü gruplar halinde öğrenci adı verilen grupların sorumluluğu veriliyor. Eğer sizinle tek kişilik bir grup olarak ilgileniyorsa hücre şeklinde yapılanmış olan mahrem yapılanmada hiçbir hücrenin bir diğerinden haberi olmaz. Personel aynı işyerinde birbirini tahmin edebilir ancak bu konularda birbirine asla açılamaz. Bu gibi tedbirsizlikler ile askeri personele devamlı uyarılar yapılmaktadır. Yani diğer arananları tanımamanız gayet doğal.

F- Ben telefonumu bir gün evde unutmuştum. Kışladan çıkıp kontörlü telefondan kendi numaramı aradım, telefonu açan eşimden Ali Binbaşı ve Onur Yüzbaşının numaralarını aldım. Daha sonra da sırayla onları aradım. Bu şekilde takibe girmiş olabilirim. Yani arayan bendim asker abisi değil !?

Bu şu ana kadar yazdıklarım içinde en güzeli çünkü diğerlerine nazaran insanı bir duraklatıp acaba mı dedirtiyor. Bu savunmaya tabi savcı itibar etmeyebilir “Kardeşim senin kışlanda askeri hat yok mu veya kimsede bu adamların numarası yok mu da çıkıp dışarıdan büfeden arama ihtiyacı duyuyorsun. Ve sen her 15-20 günde bir telefonunu evde unutup, sonra çıkıp büfeden evi arayıp aynı adamları tekrar neden arıyorsun derdin nedir?” diyebilir. Ya da mantıklı buldum deyip kişiyi tutuklamadan bırakabilir. Ancak o aranan kişilerin “Evet bu meslektaşımız arada bizi sabit bir hattan arıyordu, böyle ilginç huyları vardır” demeleri gerekiyor.

Peki ya ilerleyen soruşturmalarda o diğer aranan askerlerden biri gözaltına alınır ve evet biz bu yöntemle aranıyorduk derse, veya sizi arayan ve sizin hiç tanımadığınız! asker abisi itirafçı olur arabanızın plakasından, salonunuzdaki koltuk takımının rengine kadar sizi teşhis ederse. Bu kez ikinci kez gözaltına alınıp doğrudan tutuklanırsınız ve ifade vermek için cezaevinde muhtemelen birkaç ay beklersiniz. Bu sırada o kişilerle cep telefonu ile ilgili baz kayıtları istenir ve bu kişilerle belli periyodlarla telefonunuz aynı yerden sinyal veriyor olabilir. Zaten abiler sizi görüşmeye gelirken telefonu evde veya arabada bırakın demişti sözünü dinlediyseniz ne ala, o başlıktan yırtarsınız ama dinlemeyip telefonu da götürdüyseniz ona da bir kılıf bulmanız gerekecek.

YARI İNKÂRCI YÖNELİM:
A- Evet cemaat beni hep arıyordu doğru ama ben uzun zamandır irtibatı kesmiştim. Ancak ben kaçsam da onlar beni kazanmak için aramaya devam ettiler. Görüşme tekliflerini kabul etmedim. Bu yüzden ben irtibatlı değilim ve terör örgütü üyesi sayılamam !?

Bunun doğru olma ihtimali var. Zaten doğruysa bir ihtimal bunu doğrular bir beyan gelecek ya da bir listede adınız “ÜMİT” kategorisinde geçecektir.(Askeri mahrem yapılanmada ÜMİT; cemaatten olup daha sonra bir şekilde irtibatı koparan kişilerin dahil olduğu kategoridir. Devamlı irtibat sağlanmaya ve yeniden kazanılmaya çalışır) Peki ya bu doğru değil ve ispatlanamayacağı düşünülerek tarafınızdan yapılmış bir manevraysa. Bu kez devreye yine baz kayıtları, görüşmüyordum dediğiniz tarihte yapmış olabileceğiniz evliliğin detayları, 10 yıl geriye dönük olarak ortaya çıkmış ardışık aramalarda diğer adı geçen şahısların ifadeleri devreye giriyor. Ya da asker abilerinden birinin hakkınızda vereceği ifade de olabilir. Eğer doğru söylüyorsanız içiniz rahat olsun ben şu ana kadar ankesörlü soruşturmasında iftira ile orada bulunan birini duymadım.

Ufak farklarla birbirine benzeyecek örnekleri çoğaltmanın gereği yok, buraya kadar ankesörlü arama soruşturmalarının nasıl yürüdüğünü ve genel çerçevesini elimden geldiğince çizdim.

Gözaltında geçen birkaç günün sonunda birçok kişi yalan ve saçma olduğunu bilse de inkâr yolunu seçeceğini, kendi ağzıyla ben teröristim diyen adamın kesinlikle ceza alacağını bu yüzden de iddiaları kesinlikle kabul etmeyeceğine kanaat getirdi. Bazıları da iddiaları kabul ederse birkaç hafta içinde işinden ihraç olacağı düşüncesiyle, maaşını ve makamını bırakmak istemiyordu. Gidebildiği yere kadar inkâr ederek ikinci bir Ergenekon gibi cezaevlerinin boşalacağını düşünenler de vardı. Bir suçlu suçu itiraf etmediği sürece tam suçlu sayılamaz gibi bir kanaat türemişti içeride sanki, tıpkı kamerada kendini görüp “Evet bana benziyor ama ben değilim” diyen eski general gibi. Ankesörlü davasında maddi ve dünyevi kaygılarla inkâr yolunu seçenler ezici çoğunlukta. Ama dava düşüncesiyle susanlar da mutlaka vardır. Peki neyin önüne set çekmek neyi korumak için susuyorlar? Cevabı benim için koca bir hiç. Keşke uğrunda fedakârlık yapılacak bir dava gerçek olsaydı da şerefimizle direnseydik, yalan dolanla insanları kendimize acındırmaya çalışarak değil!!

Bylock delil değil inkâr edin, ankesörlü arama hiçbir şey ifade etmiyor inkâr edin diyen Gülen cemaatinin mahrem abileri insanların hapis cezası almalarına ve sırada bekleyenlerin de alacak olmalarına rağmen bu kafadan çıkamıyor. Bunun yerine hapishanede veya dışarıda babasız/annesiz büyüyen çocuklara acındırıyor, ankesör belası diye sosyal medyada hasthag açıyor TT olmaya çalışıyor. Bu iddiayla soruşturma geçiren askerlerinde %99’u bunu çok iyi biliyor ki ankesörlü arama var ve yakalandık. Ama bazıları nedense hala saçmalığını, dayanaksızlığını ön plana çıkarma çabası içinde. Cezayı alacaksın kardeşim ve gerçeği de vicdanında çok iyi biliyorsun. Böyle bir saçmalığa hangi mantıkla devam ettiğini anlayabilmiş değilim. Olan oldu biten bitti. İhraç ise ihraç olduk, hapisse yatacağız. Ama ardında tam bağımsız kafayla bir birey olarak yaşayacağın günlerin de var. Belki de hayatına dair önemli kararları ilk kez tek ve hür vereceksin. Ama sen bunun yerine hem ceza alıp hem mağdurmuş gibi yapıyorsun. Beni örgüt üyeliğinden değil de bir askere tacizden veya yurtdışına casusluktan ihraç etselerdi beni bu haksızlığı dünyaya ilan etmekten kim alıkoyabilirdi. Sesimi duyurmak için son parama kadar harcar, akla gelmeyecek yöntemler denerdim. Ama ben bugün sessiz köşemde oturuyorum. Çünkü durumun aslını en iyi ben biliyorum. (Aynen cemaatin 15 Temmuz’a karşı takındığı tavır gibi) Kendime söyleyecek daha fazla yalanım olmayacak.

Ankesörlü telefon davaları üzerine günlerce düşünmüş, farklı iddianameleri okumuş biri olarak diyorum ki. Ankesörlü telefon araması Bylock’tan çok daha kuvvetli bir delildir. Çünkü Bylock’u zamanında çoluk çocuk herkese yayıp sulandırdılar. Ancak ankesör araması nokta atışıdır. Sadece asker abileri ve askerler arasındaki iletişim yöntemidir. Bir askeri personelin 50’nin üzerinde ardışık araması ve hakkında beyan veren grup arkadaşı olmasına rağmen bunun delil olmayacağına, beraat edeceğine inanarak her şeyi inkâr ettiğini bizzat gördüğüm şu günlerde artık sağda solda gördüğüm ankesör zulmü yazılarından midem bulanıyor. Şunun altını çizeyim ki siz de yüzlerce örneğe bakabilirsiniz. Devlet kişiye safını seçmek için bir yol sunuyor. Bu davada yalan söyleyen ve yalanını çok iyi destekleyemeyen bir adamın hapis yatmama ihtimali yok. Eğer bu davada tamamen doğruları söylüyorsanız, tutuklanma ihtimaliniz yok. Belki hiç hapis yatmayacaksınız, belki en fazla 6 ay yatacaksınız. Olay bu kadar basit aslında. Türkiye sadece AKP ve Cemaatten ibaret değil. Emin olun hakkaniyetle işini yapmaya çalışan polis savcı hakimler var. Sizden olmayan herkes size düşman değil. Herkes yanlış safta, cemaat doğru safta iddiaları iddiadan öteye geçmiyor.

Şu cemaatin içinde öğrendiğimiz iyi şeyler de var be kardeşim neden hep kaypaklığını, mağdurculuğunu, yalancılığını, kayıtsız şartsız tarafgirliğini alıyorsunuz. Beddualarınız sosyal medyada gırla gidiyor. Biraz da mertliğini, kendi zarar görecek olsa da hakka taraftar olmayı, tevekkülünü, nefis muhasebesini alın. Başımıza iyi şeyler gelmedi ama yanlışlar yanlışlarla temizlenmiyor. Bundan sonrası için yapılacak şey… "Allah'a dayan sa'ye sarıl hikmete râm ol.. Yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol.."                                                                 

-Eski Üsteğmen O ER

14 yorum:

  1. 1)Senin gibi itiraf etmiş biri olarak şunu söyleyebilirim ki. Tamamen inkar stratejisi o kadar da mantıksız değil. Ergenekon ve Balyoz davalarındaki hukuk, bu davalarda da uygulansa Cemaati terör örgütü ilan etmiş olsalar bile üye diye kimseyi bulamazlar. Çünkü dijital deliller ile tek başına hüküm verilemez hükmü Ergenekon'da kabul edildi. Yani Bylock, Ankesör var diye bana terör örgütü üyesi diyemezler. Dijital deliller güvenli değildir her türlü ihtimal olabilir bu yüzden o gün yargıtay Ergenekon kararlarını bozmuştu bugün ne kadar isabetli davrandığını anlıyoruz. Peki ben niye itiraf ettim salak mıyım? Ergenekoncular 5 sene içerde kaldılar sonuç olarak ben kabul etmesem bile beraatımı 5 sene sonra alacaktım. Ankesörde de hiç bir şekilde hata yoktur ihtimalini doğru bulmuyorum. Öyle olsa ODATV'de ulusalcıları Ankesör'den alıyorlar haberleri çıkmazdı. Ayrıca Ankesörden beraat eden de var. Ayrıca D şıkkında FETÖ bana kumpas kurdu ihtimalinin üzerini çizmişsiniz. Ama nasıl Morbeyin kumpası 2014 yılında başlanmış, aynı şekilde ankesörden dolayı böyle bir operasyon olacak olabildiğince çok kişiye bu belayı yayalım toptan TSK'nın tasfiyesine gidilsin düşüncesi hasıl olmuş olabilir nasıl olamaz diyeceğiz ki? 2014 yılında Bylock'un tespit edildiğini fark edip 2014 yılından beri 2016'a kadar Bylock'u yayan bir örgüt, Ankesör'ün tespit edilmeyeceğini mi düşünüyordu yani? Yeterince Ulusalcı, Ülkücü ve Atatürkçü asker ankesörden aranırsa bu işin içinden çıkamazlar diye düşünmüş olabilirler. Yani olay şu bunlar baştan aptallık yapıp ankesör kullanıyor, sonra 15 Temmuz önce bunları askerleri ankesörden tespit edebiliriz diye savcıların planlarını duyuyorlar ve herkese yayıyorlar. Bu ihtimal neden olmasın işte bylock'ta aynısı yapmış adam, kendi has kadrosuna hızlı ulaşılmasın diye herkese bylock yükletmişler. Diyebilirsin ki zaten darbe yapacaklardı buna uğraşmamışlardır. Çok da uğraşmasına gerek yok ankesörin kayıtlarını hangi kurumdan geliyor? O kurumun % kaçı fetöden tasfiye edildi buna bakmak yeterli. Kayıtlarla oynamak çok mu zor? Odatv de haber çıkıyor dışardan Erler ve astsubaylar komutanını aramış cep telefonu yasak vs diye. Şimdi bunlar cemaattekileri mi koruyor yani?

    Ankesörden ardaşık arama diyorsunuz. Okey ama benim kafamı karıştıran şey, bir grup en fazla 3 kişi, zaten birini arar diğerlerini çağırır. Hepsini niye arasın, niye bir ardaşık arama olsun ki, grupların çoğu 1 kişidir zaten o zaman onlar yırttı mı? Hayır bir sivil imam niye birden fazla kişiyi arasın zaten altındaki asker sayısı 1-3 arası değil mi? 1'ler yırttıysa zaten baya kişi yırtmıştır bu işten. 2 kişilik gruplarda da illa ikisini de aramak zorunda değil. Gelmeyen aranmıyor mu? Zaten otomatik buluşulup buluşmaya gelmeyen aranmıyor mu? Niye 1'den fazla kişiyi arasın ki asker? O yüzden ardaşığa bakmıyorlar işte ankesörden arandıysan nanayı yiyorsun belli bir limit koymuşlar 3 falan. Dışardan da ankesörden aranabilirsin ardaşık durumu yoksa, bu izah edilebilecek bir şey. Beraat var, Erlerin arama durumu var, var oğlu var, ODATV de okuduklarımı diyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2)Yarı inkar stratejisi uygulayanlar için baz kayıtlarına bakılır demişsiniz, baz kayıtlarına bakmak kolay iş değil, devlet 500 bin insanı koyacak yer bulamıyor, o noktada kimse baz kayıtlarına bakmıyor. Baksa bile baz kayıtları da hatalı olabiliyor, ya da sinyal vermiyor vs. Ayrıca baz aynı ilçeden verir, aynı ev gibi spesifik bir yerden vermez. Baz vermek zor iş değil ki, üst Düzey FETÖCÜLER ile herkesin bazı çıkıyor, çünkü koca ilçeden aynı anda geçiyorsanız aynı yerden sinyal veriyorsunuz. Sonuç olarak Ankesörde bilmiyorum der geçer adam ve o kişiye hiç bir şey yapamaz savcı. Hukuk bunu gerektirir çünkü. Ya beni abim aradı, savcı da ne güzel tespit etmiş bunu diyebilirsiniz. Tamam ama işte ispatlayamıyor savcı bunu, ankesörü bulması delil olmaz emare karine olur. Ben inkar etmem doğru bir insanım diyebilirsiniz. Keşke herkes sizin gibi doğrucu olsa, Ergenekon ve Balyoz'da hiç bir şey yok muydu? Özellikle internet andıcı davalarında mesela? Gerçekten AKP aleyhine siteleri kurmadılar mı TSK? Kim itiraf etti bunu? Doğrudan görev suçu bu, tamam darbe değil ama suç gene de, itiraf mı ettiler yoksa bugün kitap yazıp nasıl kahraman olduklarını mı anlatıyorlar o suçu işleyenler(hepsini kast etmiyorum andıçtan yargılananlar kim belli), aynı şekilde Nedim Şener'in ifadesiyle kendini "devrimci" gören Çetin Doğan balyozdan beraat etti, 28 şubat için de kumpas diyor bugün. Hiç itiraf ettiğini gördünüz mü? Dediğim gibi düşünüp kendi kararını verene hiç bir lafım yok, ben inkar etmedim, ama itiraf etmeyi de tek çare olarak görmemek gerekiyor, her zaman başka yollar ve tercihler vardır. Abiler dedi diye değil, kendi aklıyla eldeki delilleri düşünüp bir yol izleyebilir herkes. Size FETÖcü diyenler hiç bir şeyi itiraf etmedi bugüne kadar, kimse kimseyi yalancılıkla suçlamasın o yüzden. Sen konuşmazsın başkası ismini verir o da ayrı bir dert. Toptan herkes konuşsa daha az sancılı olacak bir süreç. Gene de kesin bir şey demek zor. Konuşan da konuşmayan da kendi bilir, matematiksel olarak konuşsa mı daha iyi sussa mı daha iyi bunla ilgili bir şey demek zor, sen susarsın adli kontrol verir salar seni hakim, öbürü konuşur eşine kadar zorlarlar, eşini itiraf etmezsen kabul etmem der, adam eşini bile söylemek zorunda kalır, şans faktörü var, hangi savcı hangi hakime hangi ilde düştün hepsi önemli, başka delil var mı, bir ton iş var. Adama şimdi konuşma derim, tutuklanır dayanamaz içerde ölür vebalini ben mi alayım?, diğerine konuş dersin verdiği isimlerden biri konuşmaz o içerde ölür. Kim suçlu? Devlet nerdeydi şimdiye kadar? Çatı davasındakiler ellerinde bavul ile havalimanından kaçtılar, olan garibana oluyor.

      Cemaat tepesi inkar edin diyor. Onların yaptıklarını güzel ifade etmişsiniz, hem inkar edin diyorlar hem de dediğiniz gibi "babasız/annesiz büyüyen çocuklara acındırıyorlar". Onların vurdumduymazlığını anlamak istiyorsanız zaten Emre Uslu'nun Türkçe Olimpiyatlarıyla ilgili neden yapılması gerektiğini izah ettiği yazıyı tavsiye ederim. Ama siz itirafçı olduğunuz için diğerlerinde de bunu beklemenizi doğru bulmuyorum. O yönde bir kesin kanaat belirtir ve diğerini suçlarsanız cemaatin tepesinden ne farkımız kalır?

      Yani onlar gibi toptancı olamayız. Onlar gibi kestirip atamayız, her insanın durumu farklıdır, her ihtimal olabilir. İnanın mor beyinden içeri girenler içerde Gülen'e söverken herkes onları tedbir yapıyor sanmıyor muydu? Kripto fetöcü sanıyorlardı, Noldu? Hakperest insanlar var ve Ankesör de çok can canıyor diyorlar haksızlar mı cidden? Tamam toptan cemaatin akılsızlarının anasını ağlatıyorlar orası ayrı ama hiç alakası olmayanlar da var...

      Sil
    2. 3)Ayrıca insanlar neden itiraf etmiyor? 2 tane ana neden var. Çünkü herkes aynı anda itirafçı olmuyor, sen itirafçı olunca vereceğin isimler itirafçı olmaz ise hapse girecekler ve böyle bir çıkmaz var. İkinci neden dediğim gibi bu ülkede kimse masum ve dürüst değil ama tutup tüm faturayı cemaate kestiler ve cemaati terör örgütü ilan ederek hukuku amaç değil bir araç yapıp balyoz gibi milletin kafasına indiriyorlar, onlar hukuku böyle araç yaparsa, sen de hukukun boşluklarından kendini kurtarmaya çalışırsın. Hollywood filmlerindeki zeki yalancı avukatları zevkle izleriz, şimdi aynısını başkaları yapınca Dindara yakışmadı demeye gerek yok. İnsanlar ölüm kalım durumda ve yalan söylüyor evet napsın, ben onlardanım ama vallahi billahi biz terörist değildik deyince inanan olmadığı için insanlar da onlar teröristse ben de onlardan değilim diyor. Bu yalanı Gülen'in Adil Öksüz ile ilgili söylediği yalan ile bir tutmamak gerekiyor. Ama sonuçta bir yalan. Dinen ne olur? En ufak bir fikrim yok.

      İki noktaya değineceğim. Birincisi bazen insanlar bir yolu seçince gider başkalarını da ikna etmeye çalışır, yalnız kalmak istemez, bazen de suçluluk hisseder gider bunu yapar. Siz öylesiniz demem, ama itirafçılık yüzde yüz mantıklıdır tarzı bir yaklaşım da doğru değil, ne olduysa oldu, olanı arkada bırakmak gerekiyor. Kimse yaşamadığı imtihanın masumu değildir. Siz itirafçılığı seçtiğiniz o artık geride kaldı, artık önünüze bakacaksınız, size bunları yaşatanlar utansın, eğer vicdanınız kanıyorsa, öldürmeyen acı güçlendirir, o acıyla yaşamaya alışacaksınız, o acıyı her hissettiğiniz de birey olmanın önemini tekrar hatırlayacaksınız. En ufak pişmanlık varsa, yüzleşin kaçmayın sorunları gömmeyin olan oldu, Hz Ömer gibi geleceğe bakmak lazım, daha mert daha dürüst daha iyi olmak lazım, böyle Allah ile kandıran yapılar ile sonuna kadar mücadele ederek kefareti ödemek lazım. Ama başkaları da itirafçı olsun o zaman kimse acı çekmez düşüncesi pratikte imkansız o yüzden ısrar etmeye de gerek yok. Yaptıklarımızı kabul edip kendimizle yüzleşip unutmayacağız ama geçmişimizi sırtlayıp yürümeyi de bileceğiz.

      Cemaatin tepesi bugün faturayı İTİRAFÇILARA kesti, ve onları cehennemlik ilan ettiği gibi tabanın artan öfkesini de onlara yönlendiriyorlar. Tabanın öfkesi her geçen gün artıyor ve açıkça bugün o öfkeyi "senin anneni babanın ismini bir itirafçı verdi" diye itirafçıya yönlendirip bir taşla 2 kuş vuruyorlar. Aynı Erdoğan'ın Gezi olaylarındaki yaptığı gibi hem kendi kalan cemaatini kemikleştiriyorlar hem de itirafçıların sözlerini tesirsiz kılıyorlar, ve onların eleştirilerini ve itiraflarını değersiz kılıyorlar. Askersiniz taktiksel bakın olaya, bu sitede bir tane daha itirafçılığı öven yazı vardı onun altındaki yorumlara bakın. Tabanı tabana vurduruyorlar, bu siteyi de Tuncay Opçin, Letonya Muhtarı gibi tipler itirafçılara yazı yazdırılıyor diye eleştirmişti. İtirafçılıkta bu kadar net konuşmak onlara malzeme verir. Adamlar BAMTELLİ'inde bile itirafçıları hedef alıyor ve kendi tabanını itirafçılara karşı saatli bomba gibi kuruyorlar, onlar itirafçılara karşı milleti doldururken kendi tabanını kemikleştirirken, "havuz medyası + ergenekoncu medya" onlara zaten inanmayın derken, geriye kalan tek kaynak itirafçıları da iftiracı ilan ederken, siz başka çare yok itirafçılık tan başka demişsiniz. Bence siz gözaltı anında çaresiz hissettiniz ve pes ettiniz, o duygusallıkla yazdığınızı düşünüyorum. Tüm ihtimalleri değerlendirdiğinizi düşünüyorsunuz ama öyle değil. Beraat eden var, hiç alakası yokken ankesörden alınan var, var da var, MoR Beyni çözen Ali Aktaş, T. Koray Peksayar, Levent MAZILIGÜNEY, Tuncay Beşikçiyi falan takip etmenizi öneririm, Müyesser Yıldız'ın son ankesör yazısına da bakabilirsiniz.

      Sil
    3. 4)Taban olarak birbirimize düşmeye gerek yok, bugün size Erdoğan vuruyorsa, en yakın arkadaşlarınız da itirafçı olarak sizi arkadan hançerliyor şeklinde öfkeyi itirafçılara çevirenlerin ne kadar iki yüzlü olduklarını anlamak isterlerseniz. Onlara en büyük kozları verenlere neden tek bir laf etmediklerini sorun, mesela bylocku bilerek yükletenlerin hala kim olduğunu niye bilmiyoruz? bankasya kararını kim aldı? sendika kararını kim aldı? Kim bunca ismi altın tepsi ile devlete sundu? Hele garson adlı gizli tanık? Kim bu tüm polis teşkilatının ismini usb ile verdi? Hava kuvvetlerinin usbsini gene kim 2009'da verdi? Evet bu isimlere bir tane bile lafı olmayanlar 3-5 isim veren itirafçılara saldırıya geçiyor. Hatta onları adresleriyle ifşa edip, nefret objesi yapmaya çalışıyor. Tabanı kurmuşlar düzgün düşünemiyorlar bunları sorgulayacağına 3-5 isim veren kişiye öfkesini kusuyor, şimdi buna tutup bir de üst perdeden mert olun dersen iyice kopuş yaşanır. Bir de arada Ergenekon davalarındaki gizli tanıklar gibi her şeye imza atan 100-150 isim veren tipler var, AKP li itirafçılar var bunları da öne sürüp bunlar üzerinden cemaatçi itirafçılara nefret beslettiriyorlar. Allah büyük dicem de neyse, iğrenç bir dünya, bir avuç bizlere bu dünyada huzur yok, her şeyimizi elimizden aldılar, gene de pes etmiyorlar, dostluklarımızı da mahvedecekler onu da alacaklar gibi. Bylock'u tabana bilerek yükletmişler deyince millet kendisinden bir yaş büyük abisini o yükletenlerden sanıyor. Aile-Akraba-Dostluk elde kalan bu şeylerden de kolay vazgeçmeyelim.

      Sil
    4. Keske sizde bu yorumunuzu yazı olarak verseniz güzel noktalara deginmissiniz.

      Sil
    5. Herkes konussun bence olaylar dayanabildigi kadar yukarilara dayansin. Akkoyun karakoyun ortaya ciksin da gorelim kim neymis hem siyasiler hem cemaat ortaya ciksin.. en alttakilere sus denilerek kendilerine cikan yolu tikiyorlar resmen

      Sil
    6. Odatv konusunda haksızsınız, Odatv'ye dolaylı yoldan sızma gerçekleşti, ters manyel haberler çok fazla arttı.

      Sil
  2. tabi tabi biz de arkadaşlarla hep ankesörlü telefon üzerinden konuşuyoruz! kullanışsız cep telefonları yerine basit ve pratik ankesörlü telefon gibisi var mı!

    sen kimi kandırıyorsun.

    YanıtlaSil
  3. Yazara katiliyorum bence ankesor bir seyleri ispatliyor ama burada hukuki acidan onemli olan ankesorun neyi ispatladigi. Eger sadece ankesorle arandin diye seni terorist, darbeci vs. ilan edip on yil hapis cezasi veriyorlarsa bence bu haksizliktir. En nihayetinde 15 Temmuz dan once bile hala Cemaat tumuyle terorist ilan edilmis degildi. O halde insanlar sadece birileriyle gorustuler diye terorist olmazlar. Balyoz'da Ergenekon'da nasil ki ulusalciligi zati itibariyle suc ilan ettiler, burada da bir kac yil once ne istedilerse verilen tum Turkiye'nin Turkce olimpiyatlarinda destek verdigi bir yapi var. Fakat ileriye yonelik olarak bu kisilere guvenemiyorum denirse bu kisilerin ordudan atilmasi vs. mesru gorunuyor bana.

    Yani tamam ankesor delil olmaz demek yanlis olabilir de neyin delili oldugu daha onemli bence.

    YanıtlaSil
  4. geçim bu zırvalıkları ağzınızla kuş tutsanız artık bu millet size inanmaz milletin pırıl pırıl en değerli çocuklarının zihinlerini çaldınız siz mahşerde hesaba hazırlanın

    YanıtlaSil
  5. Şu salak akp li yazar çizerlerden, hergün tv lere çıkıp güya fetö yü deşifre ettiğini zanneden konuşmacılardan sağda solda mitinglerde bağıranlardan daha iyi iş çıkarmış bu site. Bu tip fetö ile mücadele ettiğini savunan kişiler fetönün tabanda kemikleşmesini ve çözülmesini engelliyor. Oysa şu yazıları okuyan fetöcüler çözülecektir. Yıllardır yapılması gereken budur. Bunları ancak bu şekilde bitirebiliriz.devam edin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Bu tip fetö ile mücadele ettiğini savunan kişiler fetönün tabanda kemikleşmesini ve çözülmesini engelliyor"

      Acaba görevleri bunu yapmak olabilirmi?

      Sil
    2. Kesinlikle hayır.O trol tayfasında öyle bir zeka yok. Fetö ile uğraşıyorlar ancak taktik yanlış. Benim dediğim mücadeleyi tam olarak bu site yapıyor. Bu site gibi 10 tanesi tüm fetö ile mücadele ettiğini zannedenlerin yaptığına bedel.

      Sil
    3. yanlıs anlaşılmış. zaten istenen kemik yapının erimesini ve çözülmesini istemiyorlar. bu nedenle mücadele eder gibi görünüp aslında etmiyorlar.

      Sil