Gülen Cemaatinin Bana Kattığı (İyi) Şeyler - Münferit Fikir Platformu

SON

6 Ağustos 2019 Salı

Gülen Cemaatinin Bana Kattığı (İyi) Şeyler


Uzun süre sabitlenmiş tweet'im olarak kalan tweet’imde “cemaat bana kişisel olarak dini-ledünni çok şey kattı” (cahillik işte, ledünni yazarken niyetim “dini olmayan, fenni” demekti ama o kelimenin manası hiç öyle değilmiş, şimdi düzeltiyorum 😊)  diye yazmıştım (kaynak) ama onca “the cemaat” eleştirileri arasında bu çok samimi şekilde yazdığım kısa değerlendirmemi açmadım, detaylandırmadım ne yazık ki. Bir MFP okurunun bana e-maili üzerine bu konuda yazmaya karar verdim. Hak sahibine hakkını teslim etmek çok önemli. Gülen cemaatin iyi taraflarını kabul edip, bunları da masaya koymamız, korkmadan konuşmamız lazım.

Gülen cemaatinin bana kattığını düşündüğüm iyi şeylere geçmeden 4 önemli noktaya işaret etmek istiyorum. Birincisi, bu yazı önceden yaptığım eleştirilerin (mesela Gülen hakkındaki negatif değerlendirmelerimin) değiştiği, onların hala arkasında olmadığım manasına gelmiyor. İkincisi, bu yazıda amacım Gülen cemaati mensup ve sempatizanlarına hoş görünmek değil (hoş görünme durumunu çoktan aştığımın farkındayım ve bununla barışığım 😊), sadece hakperest olabilmek için kaleme alıyorum bu yazıyı. Üçüncüsü, Gülen cemaatinin bana kattığı (ve şu an kurtulduğum ve kurtulmaya çalıştığım) kötü şeyler de var; ama onlara bu yazıda değinmeyeceğim. Dördüncü ve son olarak, şu anlaşılsın istiyorum, ben Gülen cemaatine düşman değilim, onların iyiliğini istiyorum. Gülen’e de düşman değilim, çok yanlış şeyler yaptığını düşünüyorum ama Rabbim günahlarını affetsin diyorum.

Evet, Gülen cemaati insanlarıyla birlikteliğimin, etkileşiminin bana getirdiği çok güzellikler oldu. Bunlardan bahsederken sanki biraz da hayat hikayemden bahsetmiş olacağım çünkü ömrümün yarısından fazlası Gülen cemaati ile irtibatlı geçti diyebilirim. Orta ikinin sonunda ilk “abiler” ile tanıştım bir cemaat yurdunda. Çok iyi abilerdi; zeki, ahlaklı, becerikli. Çok güzel hazırladılar bizi fen lisesi sınavına (Allah’tan orta üçte gözlük kullanmam gerektiği ortaya çıktı da askeri okula hazırlanmak için ayrılan gruba girmekten kurtuldum, o zaman bunun ne kadar yanlış olduğunu fark edemiyordum tabii). Futbola ve masa tenisine ilgim ve becerim bu güzel abiler sayesinde arttı. İzmir Fen Lisesini kazandığım halde burslu olarak Samanyolu Fen Lisesine (SFL) gittim. SFL’de hem üniversite sınavına, hem matematik olimpiyatlarına çok güzel hazırladılar beni. SFL’de de hocalarım, belletmenlerim, olimpiyat çalıştırıcısı abiler hepsi hem işlerini çok güzel yapan, hem de çok ahlaklı ve iyi insanlardı. SFL’deki üst dönem abiler devlet fen liselerindeki üst dönemler gibi alt dönemleri ezmek yerine alt dönemlere yol gösterip yardım eden, örnek olan insanlardı. SFL’deki sınıf arkadaşlarımı da çok sevdim; onlardan 5-6 tanesini hala kardeşim gibi görürüm, hiç irtibatımı koparmadım. Çok güzel bir zaman geçirdim SFL’de. Şimdi tekrar lise seçimi yapacağım yıllara geri dönsem, yine SFL’yi seçerdim.

Üniversite sınavında Bilkent’i kazandım. O zamanlarda Bilkent’te—özellikle bizim gibi burslu öğrenciler arasında—cemaatten olanların sayısı bir hayli fazlaydı. Benim sosyal çevrem de doğal olarak cemaatten olanlardan oluştu büyük çapta. Pırıl pırıl insanlardı sosyal çevremdeki arkadaşlarım, orada “abi” dediğim insanlar da pırıl pırıl insanlardı. İyi niyetli, iyi karakterli, beraber vakit geçirmekten zevk duyacağınız masum insanlardı %99’u itibariyle. Üniversitede bile cemaat fanusu içinde yaşamanın o zaman fark etmediğiniz sizden aldığı şeyler vardı elbet; her türlü görüşten insandan istifade edememek mesela, veya çok dar bir anlayışa sahip olmak. Ama güzel günlerdi Bilkent günleri de.

Amerika’ya doktoraya gelince Türkiye’den çok daha farklı bir ortama geçiyorsunuz. Etrafınızda sizin gibi Türkçe konuşan insanların değeri çok artıyor. Hem master’ım, hem doktoram sırasında yine ana çevrem cemaatten oldu. Ama bu yıllarda biraz daha fanus dışına çıkabildim diyebilirim, daha başka görüşten arkadaşlarım da oldu. Amerika’da üniversite hocası olarak 10 sene yaşadığım şehirde de benzer bir hayat yaşadım, ana çevrem cemaat olmakla beraber değişik görüşten (Türk veya yabancı) dostlarım da oldu. Şimdi bu şekilde geriye dönüp bakınca anlıyorum ki Ahmet’in yazı dizisinde anlattığı “Gülen Cemaatine Giriş -101 / Görünür Yüz Bölge Hizmetleri 1, 2, 3” kısmıyla (kaynak 1, 2, 3) benim “insanları itibariyle” hiçbir problemim olmadı. Felsefesine ve anlayışına dair, kült tarzı yaşama dair, beyin yıkamasına dair—daha önce yazılarımda ve tweet’lerimde paylaştığım üzere— eleştirilerim ve problemlerim var elbet. Ama en azından benim etkileşimimin olduğu Gülen cemaati mensubu insanların ortak özelliği iyi niyetli ve iyi karakterli olmalarıydı (elbet istisnalar vardır, bu benim durumumda çok azdı). Bu bana psikolojik ve sosyal olarak çok pozitif katkılarda bulundu diyebilirim.

Bütün bunlar sadece benim yaşadıklarım olsa çok önemli değil. Ama eminim ki binlerce insanın benimkine benzer deneyimleri oldu. Zannediyorum çoğu insanın hala Gülen cemaatindeki sorunları görememelerinin ana sebebi mensuplarının iyi insanlar olduklarını bilmelerinden kaynaklanıyor. Felsefe ve anlayışa dair büyük problemlere konsantre olamadıklarından bu problemleri göremiyorlar.

Bana en acı gelen işte bu iyi insanların Gülen cemaatinin içindeki gerçekten çok küçük bir azınlığın (her ne kadar bunların bir kısmı cemaatin merkezinde ve karar alıcılarından olsa da) hatalarından, günahlarından ötürü haksız yere ceza çekiyor olmaları. Belki bir kısmınız bu dediğime inanmayacak ama bu durum benim içimi yakıyor.

Yaşım 40’a dayandı. Bu yaştan sonra yeni bir hayat görüşü oluşturmaya çalışıyorum. Keşke bu cemaate hiç girmeseydim, çok daha geniş bakışlı bir hayat görüşünü gençken oluşturabilseydim diyorum kesinlikle ama biliyorum ki öyle olsaydı bu kadar güzel ve iyi insan ile teşrik-i mesaim olamayacaktı. Gel gör ki zamanda geriye yolculuk yok, herkes gibi benim de önümdeki maçlara bakmam lazım 😊.

Allah hepimizin yardımcısı olsun.

-İsa Hafalır

24 yorum:

  1. isa bey doğrudur,%99 ile hiç kimsenin sorunu olamaz.pensilvanya canavarı ile etrafındaki birkaç hımbıl ve darbeye bulaştırdıkları kişiler dışında hala hiçkimsenin suçu olduğuna inanmıyorum ben.

    YanıtlaSil
  2. Bu kadar iyi niyetli ve Allah rızası guttuklerine inandigin o abilerin sana sınav sorularını çalıp getirdiklerinde neden iki kelime edemediğini de anlatsaydin keşke ..
    Kul hakkı yiyerek mübarek takılan ...
    Millete kan kustururken bunu keyifle izleyen abiler mı mübarek...
    Suçu sadece bir kaç üst düzey vatan hainine yükleyip , o vatan hainleri itibar katli yaparken bundan keyif alan diğer mensuplar mı günahsız ... Allah muhafaza darbede başarılı olsalardı o mübarek dediğin abilerin nasıl bir yamyam olacaklardı acaba..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam, trip attigin adam bir profesor. Masterini ve doktarasini Amerikanin sayili universitelerinde yapmis. Genc yasta, Prof. olmus bir insan. Mert ve durust bir sekilde,gordugu iyileri ve yanlislari yaziyor.
      Avukatligi bana dusmez ama sence bu adamim calinti soruyla bir isi olurmu? Yani gelsin herkes yazsin, iletisim kursun diye bir platform kuruldu. Sansurlemeyi dogru bulmuyoruz. Ama bu ozgurlugun manasi iftira atmak degildir.

      Sil
    2. Bence prof olması hiçbir anlam ifade etmez ki cemaat içinde olanlara hangi kapıların nasıl açıldığını bilmeyen yoktur .. özelikle de malum ABD de...
      İkincisi hala yüksek prestijli entelektüel kisvesi altında, darbe yapanları egitenleri, onlara parasal destek verenleri ve cemaat felsefesini aşılayanlari masum gösterme çabası beyhude bir cabadir.bu millet kurşun sıkan askerlerden daha tehlikeli olanın onları yetiştiren abilerinin olduğunu çok iyi biliyor.... Silah tutan ele değil o elin beynini yönetenler asıl vatan hainleri .. asıl tehlike onlar....

      Sil
    3. Iste bu sorulari calan ahlaksizlar, yukarida ki yorumu yapan gerizekalilarin agzina laf koyuyor ya ona acayip sinirim bozuluyor.

      Simdi sana Amerikada nasil prof olundugunu anlatayim. Soru calarak, cozerek olunmuyor. Bir seyler bularak ve bunlari tum aleme buldugunu anlatarak oluyorsun. senin anlayabilecegin seviyede anlatmaya calistim. He bunun tenure procesi var mulakat procesleri var sen anlamazsin. ama onune gelen her cemaatle ilgisi olmus insani soru calmistir dersen, dunya sana guler.

      Bu adam gibi yuzlerce insan var, bileginin hakki ile soru calmadan ahlaki caliskanligi ve insanligi bilim dunyasina faydasi ile prof olmus. Turkiyede degil Amerikada prof olmus.

      her hangi bir usulsuzluk olsa, Turkiye de olmayan seyler olur burda, direk atilirsin gozunun yasina bakmazlar. Bir akademisyenin en cok korkacagi seydir. Degil soru calmak, herhangi bir cumleyi bile baskasindan alinti yapip kullanirsan kariyerin biter.

      Cemaatin icinde bircok insan cemaate sirf insanlara faydasi var diye girdi ve bu insanlarin cogu sucsuz oldugu halde Turkiyede hapiste. AKP nin icinde Metiner gibi, Tayyibin kendisi gibi cemaatin pis islerini isine geldigi gibi kullanip, o islerde ortak olup o zamanlar yucelten insanlar faydalananlar oo pis isleri yapanlar disarda. Senin gibi zavallilarda onlarin saksakcisi.

      Insafsiz

      Sil
    4. Birincisi ben hakaret etmedim olanı yazdım ama bana cevap yazıp hakaret eden beyinsize aynen hakaretini iade ediyorum.. yazarın ne prestiji, ne de profesör olması beni ilgilendirmez.. yazar silah tutan elleri eğiten onları vatan haini haline getirenleri kendince masum gösterme çabasına girmiş olduğu için kendisine cevap verilmiştir... ABD de kime hangi kapıların nasıl açıldığını da anlatmaya hacet olmadığını düşünüyorum..
      Bakınız Emre Uslu ve şeref Ali Tekalan denilen hainler buna örnektir ...
      Bir insan ne kadar zeki olursa olsun ne tür bir potansiyele sahip olursa olsun bu tür kült yapılarda ne aklıni ne de vicdanıni kullanamaz hale getirilir ... Hala bunca acıya sebep olan bu yapıyı ve mensuplarını masum göstermeye çalışmak milletin aklıyla dalga geçmektir ki, bu nedenle yazara cevap verilmiştir

      Sil
    5. ağzına sağlık bu yapı iflah olmaz

      Sil
    6. "ABD de kime hangi kapıların nasıl açıldığını da anlatmaya hacet olmadığını düşünüyorum..Bakınız Emre Uslu ve şeref Ali Tekalan denilen hainler buna örnektir ..."

      Hacet var. Bu kısmı biraz açabilir misiniz, kapılar nasıl açılıyormuş ABD'de? Zannımca ABD iş kültürünü TR ile karıştırıyor arkadaş. Tekalan ve Uslu bildiğim kadarıyla Gülen üniversitelerinde çalıştı çoğunlukla, ABD'de de olsa. Bu nedenle kapıyı açan kim oluyor?

      Bunca acıya sebep olan yapı, bütün mensupları değil. Bir de bunca acıya sebep olan aslında toplumun ta kendisi, mevcut değerleri veya değerleri olmaması ve de kontrol mekanizmalarındaki boşluk; Erdoğan da dahil sadece hisse oranlarında değişiklik olabilir bu toplumsal travmanın oluşmasında.

      Bütün KHKlıları suçlu göstermek yorumcunun içindeki linç etme duygusundan kaynaklanıyor muhtemelen. Evet, prof olmak önemli değil fikir ifade etmek için. Peki bu yorumcu arkadaş--varsa istihbarat toplama/polisiye görevi haricinde-- çözüm önerilerini de paylaşabilir mi linç etmek ve dışlamak dışında?

      Sil
    7. Çözüm onerisi isteyen arkadaş..
      Çözüm değil çözümler ...
      1- Zerre vicdani ve imanı varsa Ferhullah Gulen cıkıp gelir teslim olur ben yaptım evet suçlu benim der tüm bu işin içinde olanlari söyler ve cezasına razı olur...
      2- Bu sis güçlerin elinde oyuncak olmuş yapıyı fesheder ve bitirir ..
      3- Bu yapı içindeki her bir birey kendi aklı ve vicdanını geri kazanma yollarını arar ve bu zihniyetten kurtulur. .
      4- devlet darbe teşebbüsünde bulunanlari adalete teslim eder bu insanlar cezalarını çeker..
      5-yapi içinde bulunup başka suçlara bulaşan kisiler uygun şekilde devlet takibine alınır
      6-Hicbirseyden haberi olmayan suçu olmayan mağdurlar tespit edilerek hakları iade edilir..

      Sil
    8. altına imzamı basarım

      Sil
    9. Bu siteyi okuyanlar arasinda amerikada prof olanlar oldugu gibi,
      Caltech'e soru calarak girildigini dusunecek kadar cehalete sahip olup bunu haykiranlarda var.

      bazi insanlarin soru calarak polis olmalari ile Calteche girmek arasinda buyuk fark oldugunu bu insanlara anlatmak imkansiz.
      pes ediyorum. Pes.




      Sil
    10. Aynen katiliyorum.
      burda cemaatin yaptigi yanlislari cemaatin icinde olmasina ragmen telaffuz eden insanlar var. bir de tayyibin zulmunu destkleyen kopeklerde var. bir suru insan cezaevlerinde hicbir suclari olmadan, tayyibin kendisinin de dedigi gibi sadece ve sadece ibadet esrafi olduklari halde hic haketmedikleri sekilde zulme ugruyorlar.
      Allah bunu yapanlarinda yanina komaz. koymayacak.

      insaAllah hepimiz gorecegiz

      Sil
    11. Yok yani neyin isyanındasınız? İnsanlara hakaret ederek mı haklı çıkacaksınız?..
      Hocanız değil miydi sizin deyiminizle mülaane (bana göre beddua) yapan.... Evlerine ateşler salsın dedi ve kendi evinize Allah ateş saldı .. duası kabul oldu işte .. halkın ne suçu var .. mülaane yapana deyin ne diyeceksiniz...

      Sil
    12. halka laf atan yok. Bu zulmu alkislayanlar halk degil. Tayyibin kopekleri.
      Ne yani sen basit bir dershane ogretmeninin durup dururken hapislerde curumesini reva mi goruyorsun.
      Reva goruyorsan basina gelir Ahmak adam.
      Allah kimseyi boyle bir zulme maruz birakmasin.

      He suclulari yani FETOnun pislikleri ile TAYYIBIN yavsak yardimcilarinin Allah bildigi gibi yapsin.

      Sil
    13. https://twitter.com/caglarcilara?lang=en

      bu videoyu izlerseniz 1000lerce insana nasil haksizlik zulum yapildigini gorursunuz.

      Sil
  3. Isa Bey,

    Hakikat arayisi huzursuzlugu gerektirir, zihni huzursuzlugu. Bu nedenle bir arayis yolculugu sirasinda huzursuz insanlar daha faydali olurlar. Soru sorarlar, okurlar, tartisirlar, bulduklarini paylasirlar.
    Cemaatteki "iyi insanlar" da afyondu, cemaatin afyonu. Bence sizi yolclugunuzda yavaslatmislar. Hersey iyi gidiyorken, etrafi "iyi insanlarla" cevriliyken kimse arayisa girmez, huzursuzluk istemez.Bu insanlara borclu oldugunuzu dusunmeyin lutfen.Adil olmaya calisiyorsunuz elestirilerinizde. Her ani yaratan bir kadir-i mutlak var ve onlarin yaptiklarini dusundugunuz iyilikleri size o yaratti ve karsiniza cikardi. mutesekkir olabileceginiz sadece O kadir-i mutlak. Buna inanarak adil olabilirsiniz.
    Bu platformda yapmaya calistiginizi anliyorum: Bir kismi cemaatle ilgili olan kendi sorgulamalarinizi paylasarak baskalarina yardim etmeye calisiyorsunuz. Son 3-5 yilda yasananlar aslinda ilahi lutuf, yeni baslangic olmus sizin icin. Bence cemaatin zihninizi mesgul etmesine daha fazla izin vermeyin ve arayisinizin, yolculugunuzun, hakikatin tadini cikarin.

    selamlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam bu yorumunuz benim ta içime hitap etti. Beni benden güzel anlatmışsınız. Aynı şekilde düşünüyoruz. Bu arayış benim en büyük kazanımım ve etrafımda beni anlayabilen az miktarda insanın bulunması benim için çok değerli. Sağolun, varolun. İstirham ediyorum sizden, lütfen düşüncelerinizi yazılar formatında MFP’ye gönderin. Eminim çok insan için çok istifadeli olacaktır.

      Sil
  4. 18- 19 yil once "ablalik" kariyerimi sonlandirip cemaatle arama mesafe koydum, ancak yine de son olaylardan zarar gordum. Bu acidan cemaatle ilgili tecrubelerimiz farkli ancak genel olarak benzer sonuclara ulasmisiz/ulasiyoruz, yazilarinizin satir aralarindan bunu cikardim. Bu nedenle dayanamayip yorum biraktim. Yoksa yazmak iki satir bile olsa cok sancili. Bu meselelerde ic dengeyi bozabilir.
    Yazmayi denerim, kayda deger birsey ciktigini dusunursem gonderirim size.

    selametle,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok memnun oluruz yazabilirseniz. Ama tabii ki teklif var ısrar yok. Her halükarda tekrar teşekkür ederim yorumunuz için.

      Sil
  5. İsa Bey,
    Hep merak ettiğim bir konu vardı. Cemaat nasıl oldu da bilim olimpiyatlarına öğrenci yetiştirme işine girmeye karar verdi ve bu sistemi kim nasıl kurdu?

    Nurettin Veren, askerlere, bilim olimpiyatlarında başarılı olmuş çocukları ilk defa götürdüğü anı hep anlatır. Videoları, resimleri de var. Nasıl oldu da yurt açma ile başlayan bu eğitim hareketi, kısa sürede bilim olimpiyatlarına öğrenci yetiştirmeye niyetlendi?
    Olimpiyatlara öğrencileri hazırlayanlar kimlerdi?

    Kendi arkadaşlarımdan edindiğim izlenim, üniversiteyi kazanmış cemaatten arkadaşların kendi liselerine gidip olimpiyatlara hazırlanan çocuklara ders verdiği idi.
    Ama sadece bu değildir. Arkadaşların anlattığı taa orta 1'den sen matematik, diğeri fizik gibi öğretmenlerin, öğrencileri gruplara ayırdığı ve olimpiyatlara özel olarak öğrenci hazırlandığıydı.

    Sanırım, eğitim konusunda, cemaat yapısının lise öğrencilerine en büyük faydası, üniversitede okuyanların lisedekilere ders vermesiydi.Lise öğretmenleri ne kadar iyiydi bilmiyorum ama olimpiyatlara öğrenci hazırlama lise öğretmenini aşan birşey sanki.

    Örneğin laik kesimde böyle yardımlaşma yok. Hepsi bireysel takılır ve üniversiteyi kazanan kendi derslerine ve hayatına odaklanır. Lise öğrencileri kendi başlarının çaresine bakar,bu konulara meraklı olup da başarılı olanlar, ODTÜ'deki, Bilkent'teki olimpiyat kamplarına katılır.

    Bir de Bilkent'le ilgili şöyle bir gözlemim var. Bu konuda sizin yorumunuzu merak ediyorum. Bilkent'te iki tür cemaatçi grup vardı. Birinci grup cemaat evlerinde kalan ve evlere getirilen çocuklara ders verenler. İkinci grup ise cemaat evleri yerine yurtta kalan ve okul derslerine ağırlık veren arkadaşlardı.

    Birinci gruptakilerin dersleri genelde kötü olurdu, ikinci gruptakiler ise Bilkent'i iyi bir ortalama ile bitirip kariyerlerine devam ederlerdi. Sanki, bu evlerde kalanların akademik başarılarını, cemaatin başarılı öğrenci yetiştirebilmesi için, feda ettiren bir sistem vardı. Yanlış mı?

    Benim dönemin başlarında Akp iktidar oldu ve cemaatçi arkadaşların akademik devam etmeyen hemen hepsi devlet dairelerinde iyi işlere girdiler. Devamında da benzer süreç devam etti. Sanki önceden cemaatçi arkadaşlara ne zaman münhal açılacağı, nasıl hazırlanmaları gerektiği vs birileri tarafından bildiriliyordu. Kimsenin günahını almayım, soruların verildiğine dair birşey duymadım ama böyle gizli kapaklı bir iş döndüğü hissi veriyorlardı. Normalde seninle herşeyi konuşan insanlar hiç o münhallerden bahsetmez hatta saklardı. Böyle grup olarak konuşurken, sen yanlarına geldiğinde susarlar konuyu değiştirirlerdi.

    Bir de yine Bilkent'te yurt imamları vardı. Bunlar kayıt yapan öğrencilerin listelerini alır ve tüm öğrencileri fişlerdi. Cemaate kazandırabileceklerini düşündükleri arkadaşların kendi odalarına koydurmaya çalışırlar (3 kişilik odada 2 cemaatten 1 kazanılacak öğrenci) veya sohbete çağırırlardı. Bu şekilde, Bilkent'te, cemaate katılmış veya korkup uzaklaşmış, tanıdığım birçok arkadaş var. Bu yazdıklarımı da, RTE-cemaat kavgası başlamadan o arkadaşlardan dinledim.

    KHK'lar çıkmaya başlayınca isimlere bakıyordum. Bilkent'ten tanıdığım 1 kişi hariç, devlet kurumlarında çalışan tüm arkadaşların ihraç edildiğini gördüm. Bir tek kapatılan üniversitedekilere birşey olmadı. Onlar da yurtdışına çıktı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1) Abilik yapan öğrenci - abilik yapmayan öğrenci

      Benim gördüğüm cemaatte istenen kişinin abilik yapması ama ders notlarını da iyi olursa güzel olur mantığı hakim. Tabi bunu herkes yapamıyor ve bir süre sonra çoğu kişi okulu bırakıyor. Öyle olunca bir süre sonra akademisyen abiler cemaatten hiç akademisyen çıkmıyor diye her üniversiteden belirli sayıda kişiye talebe verilmemesini ve bu kişilerin akademisyenliğe hazırlanmasını uygun görmüşler, o kişiler derslerini çalışsın ortalamaların yükseltsinler diye onlara talebe verilmez ve onlar ayrı olurdu. Tabi ben bunu çok görmedim bu çok yaygın bir uygulamada da değil. Diğer yandan belki akademisyenler cemaatten yetişen abilik yapan kült bireylerden bir halt olmuyor bari biz akademisyenleri bu çarktan kurtaralım diye düşünmüş de olabilir. Benim de aklıma takılan niye bu kişiler ayrı evlerde kalırdı ve fişlenmezlerdi. Çünkü cemaat evlerindeki kişiler fişlenirdi okulda da abi oldukları bilinirdi çünkü insanları sohbete çağırırlardı, akademisyen olmayı düşünenler pek öyle değildi, bilmiyorum niye onları koruyorlardı. Belki akademiye girerken de fişlenenlerin girmesinin zor olduğunu mu düşünüyorlardı? Pek sanmam.

      Cemaateki bir üniversite öğrencisi abilik yapıp derslerini de aynı anda götürebilir ama sıkıntı abiliğin de dozunun saçma sapan artırılması, git veli ziyareti yap çocukla şu manevi aktiviteyi yap vs. diye sürekli yeni iş çıkarılması işin dozajını artırıyor bi de sürekli istişare giriyorsun bir iş yapınca vs.

      Soru çalma olayına gelirsek, devlet memurluklarında sınav 100 bin kişiyi 10 bine düşürmeye yarar sonrasında zaten mülakatla karar verirler, her tip alımda böyledir başta bir kpss sokar sizi ilk 1000 girenler arasından diğer sınavlara geçerler, hakimlikte de böyledir 70 puanı geçersen mülakata kalırsın sonraki sonucu mülakat belirler. Öyle olunca ben bilkent'li birinin her ne kadar okul dersleri kötü de olsa baştaki kolay sınavları geçebileceğini düşünüyorum sonrasında zaten iş mülakat yani torpil. Türkiye'de sürekli soru çaldılar deseler de iş soru çalma ile bitmiyor asıl belirleyici faktör mülakattır. Hakimlik savcılık sınavlarını mesela çalsan ne çalmasan ne fark edecek? 70 puanı bi zahmet al zaten binlerce insan barajı zaten geçiyor, hatta şu an 70 barajı kalktı direk mülakat ile alıyorlar. Kafası hiç basmayan kıytırık üniversiteden kişilere verebilirler bu soruları ama iyi üniversiteler için düşünmüyorum. Amaç gebe bırakmak ise bu çocukları verirler tabi.

      Son olarak cemaatte her zaman cemaatten olmayan kişilerle ilgilenme ve onları gerçek İSLAMA yani cemaatin islamına davet vardır. "3 kişilik odada 2 cemaatten 1 kazanılacak öğrenci" bu hareketi yapmaları çok normal o yüzden. Listeleri zaten cemaat kolejleri ve dershanelerinden alıyorlar, öyle olunca zaten kim kolejli kim dershaneli kim lisede abilere gitmiş ellerinde oluyor, o şekilde 2 cemaaten kişiyi rahat belirlerler, 1 kazanılacak kişi de ellerindeki listeden olmayan kişidir. Bu olayda korkulacak çok bir şey yok. Bu pek fişleme de değil. Cemaatin asıl yaptığı fişlemelerin yanında bu hiç bir şey. Burada tamamen dini bir duygu ile, kendi içlerinden gelen bilgileri değerlendirerek bir akıl yürütmüşler. Polisteki askerdeki fişlemelerde direk kişiler alevi, kemalist-alkollü vs. diye fişlenip bu bilgiler de o kişilerin aleyhine kullanılıyor yeri geldiğinde. Burada öyle bir durum yok. Daha doğrusu burada da bir fişleme var elbette ama yapan kişi biraz dershane ve kolej oluyor, oradaki abilere bu kişiler bizim kolejli derhaneli falan arayın çağırın sohbetlere diye veriyorlar telefonlarını. Tabi bunlar dini bir amaçla yapılıyor, bu tamamen cemaatin dini yüzü. Öbür fişlemelerle kıyaslamamak lazım. Öbür fişlemeler 40 yıldır tutulur ve şifreleri bilgisayarlada programlarda saklanır, burada adam a4 kağıdına yazmıştır bu bilgileri sonra atmıştır.

      isa beye sormuşsunuz ama ben de bildiklerimi paylaştım.

      Sil
    2. Hocam kısaca cevap yazayım. Ben de Bilkent 2. sınıfta okurken Samanyolu'ndaki ortaokul-lise talebelerine Matematik Olimpiyatı çalıştırıcılığı yaptım. Ben lisedeyken de üniversiteli abiler yine aynı şekilde çalıştırıcılık yapıyorlardı, bu kişiler zaten uluslarası olimpiyatlara katılmış insanlar olduğu için çok yayarlı oluyordu bu "çalıştırıcı-hazırlanan" ilişkisi. Bilkent'te "bölge"lerde neler olduğunu detaylı gözlemleyecek kadar tecrübem olmadı. Bilkent bölgesinde kalmadım demekle yetineyim :)

      Sil
  6. merhaba İsa bey, siz ve sizin de yer aldığınız siteniz ile daha bir kaç gün önce tanıştım diyebilirim. Paylaşmış olduğunuz duygu ve düşünceler, benim kendime dahi dile getiremediğim hususlardır. Patlamaya hazır bir volkan gibi olmakla birlikte içimdeki duygu yoğunluğunu kendim ve eşim dahil paylaşacak kimse bulamıyorum. Ben bu süreçte kendimi çok şaşaalı bir caddede, dünyaca ünlü bir mağazanın vitrininde sunulan güzelce ve özenle üstü giydirilmiş manken gibi hissediyorum. Yani dışarıdan bakanların dikkatini çekmek ve içeriye daha iyi insan çekebilmek için model olarak gösterilen bir kişi gibi görüyorum. Ama inanın belki de o manken kadar bile içeride nelerin döndüğünü bilmediğimi fark ederek acı bir tecrübe edindim. Yukarıda fikir olarak paylaştığınız iyi insanlarla sürekli temas halinde olma hususu sanırım bu körlüğümün nedeni oldu. Çünkü ben bu mağduriyetleri yaşayanların büyük çoğunluğunun bahsettiğim vitrindeki manken arkadaşlarım olarak gördüm. Yani benim gibi hiçbir şeyden habersiz bir sürü insan vardı. Geriye dönüp zamanı geri almak istediğimde iyi insanlarla yaşadığım güzel günler sebebiyle hala gözlerim dolar ve: '' bu nasıl oldu'' diye kendi kendime sorarım. Bu körlüğüm sebebiyle 4 farklı cezaevi olacak şekilde yaklaşık 16 ay tutuklu kaldım. 17 aylık çocuğuma rağmen eşim de 7 ay tutuklu kaldı. Şimdi dışarıda ve her türlü zulme rağmen ülkeden gitmek gibi kolay yolu tercih etmeden burada bir şekilde hayata tutunmanın yolunu bulmaya çalışıyorum. Burası benim ülkem ve ben ve benim gibi insanlar bu ülkenin bir parçasıdır. Yukarıdaki yorumları okuduğum zaman bazı insanlar tarafından bu yapı ile şöyle ya da böyle irtibatı olmuş herkesin soru çalarak bir yerlere getirildiği gibi bir bilginin dile getirildiğini gördüm. Aslında bu toplumun büyük çoğunluğunun da söylediği bir algı. Zaten bizim gibi toplumlarda yaşayan bireyler hemen her konuda genelleme yapma hastalığına ve yatkınlığına sahiptir. Ama benim gibi gecesini gündüzüne katıp da zor sınavları geçen insanların aslında soru çalan insanlara daha çok kızdığımız akıllarına gelmez. Çünkü genelleme hastalığı sebebiyle ben ve benim gibi insanların da haklarına leke getirdiklerini düşünemezler. Şuan 34 yaşındayım. Ben de sizin gibi bu yaştan sonra yeni bir farklı bir hayat görüşü oluşturma adına elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Size bu yolda başarılar dileyerek içinizden geçen ve ortak olduğumuz duyguları paylaştığınız için teşekkür ederim. saygılar.

    YanıtlaSil
  7. Lisede olimpiyatlar, herkesin can atıp giremediği üniversiteyi bitir, ABD de doktora, profesörlük. 2001 yılından beri yurtdışında yaşa, hayatının büyük bir kısmını yanılgı içinde yaşa, bunun hata olduğunu farket, hisset, hazmet. Yetmedi aynı şeyleri yaşayanlar birbirlerine/başkalarına hislerini paylaşsınlar diye bu platformu kur, duyarsız kalma. Hislerini samimi bir şekilde kimseye sataşmadan paylaş. Sonra kalksın birileri vay soruları çaldıydı bilmem ne desin. Hey Allahım...

    "Kanuni, İstanbul’da kırk çeşme projesi yaptırdığı zamanda, Şeyhülislâm Zenbilli Ali Efendi ona hitaben; "Sen Avrupa'dan şeriata uygun olmayan kanunları getirmekle öyle bir fena ve yanlış bir iş yaptın ki, senin İstanbul’a yaptırdığı çeşmelerin hayrı ona kefaret olmaz." anlamına gelen: "Hilâf-ı şeriat kanunları Avrupa'dan getirdiğin cihetle, İstanbul'a öyle bir bok sıçtın ki, o getirdiğin suların cümlesi üzerinden akıp geçse yüz senede temizleyemez." bu sözü sert bir şekilde söylüyor."
    Alıntı şurdan:
    https://sorularlarisale.com/hilaf-i-seriat-kanunlari-avrupadan-getirdigin-cihetle-istanbula-oyle-bir-bok-sictin-ki-o-getirdigin

    Risalede de geçer bu ifade. Evet malesef yazarın "the cemaat" olarak ifade ettiği küçük bir klik öyle bir bok sıçtı ki, bazı insanlar için ne desen boş. Haklılar mı? Düşünüyorum... Kesinlikle hayır. Ama anlayamamalarını anlayabiliyorum.

    Neden? Çünkü tablo şöyle: Ortada muazzam bir bok var. Etrafta da üstü başı bok içinde kalmış bir sürü insan. Dışardaki insan bakınca şunu düşünüyor. "Bunlar sıçmış". Doğru mu? Çok yanlış değil çok da doğru değil. Birilerinin fena sıçtığı ortada ama olaydan en çok mağdur olan sıçmayıp da üstü başı bok olan insanlar. Bilselerdi böyle bir bok yediklerini/yiyeceklerini orda 1 dk durmazlardı. Ama gel de anlat şimdi. Anlamazlar. Neden, çünkü üstümüz bok. Üstü bok olmayan birileri anlatması lazım. Bizden geçti.

    Şimdi birileri diyecek: "üstünün bok olmasını istemiyosan kenefin eteafında dolanmıycan". Sen diyecen: "yaw bilmiyoduk işte". Yine anlamayacak. Neden? Cevap yine aynı: Çünkü üstün bok.

    Neyse son kısmı çok boktan oldu farkındayım. Ama konunun boktanlığıyla uyum sağladığını düşünüyorum.

    Herkesten özür dilerim.

    -Zrt

    YanıtlaSil