Header Ads Widget

test banner

The Cemaat Muktedir(ler)ine Dair



Bir önceki yazım Türkiye muktedirlerine dairdi (link), bu yazım Gülen cemaati veya diğer tabirle “the cemaat” muktedirlerine dair olacak. Öncelikli problem şu, tam olarak kim yönetiyor Gülen cemaatini belli değil, en azından taban tarafından bilinmiyor. Cemaat tabanındakiler abilerini, abilerinin abisini vs biliyorlar, ama hiyerarşi açık edilmiş bir şey değil. Mesela tam olarak kimler (genelde emir olarak telakki edilen) “tavsiyelerde bulunuyor” Gülen cemaat okullarının veya kültür merkezlerinin—yeni yerlerin açılması, kapatılması; müdürlerin, çalışanların tayinleri gibi—önemli kararlarında? Üstten gelen “istişare kararlarını” tam olarak kimler veriyor? Zaten artık—çok şükür—Türkiye’de bitmiş olan “hususi hizmet”lerin kararlarını zamanında alanlar kimlerdi? (Bu arada bazı Türki cumhuriyetlerde ve başka birkaç ülkede hala hususi hizmetler yapıldığını duydum güvendiğim bir kişiden, bu duruma şaşırdım ve üzüldüm). Mesela tamam Adil Öksüz TSK imamı ama, kimlerdi diğer kuvvet imamları, veya polislerin veya savcıların abisi? Kim olduğunu bilmediğiniz insanların kararlarına nasıl güvenebilirsiniz?

Bu ilk paragrafı okurken belki bazı okuyucular kafalarında “Her şeye Gülen karar veriyor” düşüncesi ile okumuş olabilirler. Ben bu görüşte değilim, evet Gülen de (Erdoğan gibi) bir “micromanager” (yani her detayı kendi karar vermeye çalışan bir yönetici) ama bu cemaat dediğiniz yapı o kadar büyük ki, tüm kararları kendisinin vermiş olması mümkün değil. Benim edindiğim intiba şu: genelde “büyük ve vazifeli” abiler bir karar alıyorlar, Gülen’in karşısına neden bu kararın iyi olduğunu açıklayan (ve meselenin diğer boyutlarını saklayan) argümanlarla çıkıyorlar, Gülen de genelde ya “uygundur” ya da “siz bilirsiniz” nev’inden bir söz söylüyor. Yani Gülen aslında makam bakımından eski Türkiye sisteminde Meclisten geçen kararları onaylayan bir Cumhurbaşkanı gibi. Ama tabii ki bu durum Gülen’i masum yapmıyor. Gülen her evet dediği yanlış karardan sorumlu. Adil Öksüz’ü evladı gibi bildiği gibi diğer önemli hususi hizmet tepe sorumlularını da çok iyi tanıyor, zaten muhtemelen kendisi atamış.

Gülen’in ne kadar sorumlu olduğu konusunda muamma şurada. Ne kadar spesifik bilgi ulaştırıldı kendisine? Ne kadar haberdardı cemaatin güçlü olduğu zamanlarda yapılan soru verilmesi, kurumlara adam aldırılması, adamların ayağının kaydırılması, şantaj, tehdit gibi korkunç suçlardan? Bunu muhtemelen hiç bilemeyeceğiz. Gülen hakkında iyi düşünmek isteyenler “çürük elmalar” olmuş olabilir ama “hocamız”ın bir Allah dostu olarak böyle şeyleri bilmiş ve müsaade etmiş olması mümkün olamaz diyecekler. Hayatlarını Gülen nefreti üzerine kurmuş olanlar da cemaatten birilerinin yaptığı bütün hataların bizzat Gülen’in emriyle olduğuna inanacaklar. Gerçek bence—çoğu şeyde olduğu gibi—ortada, bu iki uç görüş arasında bir yerde. Gülen ne melek ne şeytan. Bence Gülen “kendisini inandırmış” birisi.

Gülen neye inandırmış kendisini? “Altın nesil” arasında olduğuna, Türkiye ve dünyanın umudu olduklarına, bütün bu süreçten sonra hala ayakta kalacaklarına; çünkü Hz. Peygamber izinde ve doğru yolda olduklarına. O yüzden kendisinde (“kandırıldık” veya yeterince iyi kul olamadığımız için başımıza bunlar geldi gibi saçma argümanlar haricinde) zerre kadar bir özeleştiri göremiyoruz. Gülen’in kendisini kandırmış olmasından daha acı tarafı etrafındakileri kandırmış olması. Belki bunu bilerek yapmıyor ama ortada olan durum şu. Diyorlar ki: hayatını ibadet-ü taat ile geçiren, hayatının büyük kısmı etrafındaki insanlar tarafından görünebilen, konuşurken hep Allah, Peygamber diyen birisi nasıl bu kadar kötü olabilir? Bunu diyenler, şunu göz önünden kaçırmayın lütfen: Afganistan’ın köylerinde Hizbullah mensubu, hiçbir kötü işe ve şiddete bulaşmamış ve gününün belki Gülen’den daha fazla miktarını ibadet ve dua ile geçiren; alınları, ayakları namazdan nasır tutmuş insanlar var. Onların görüşlerini de beğenir, kararlarını doğru görür müsünüz sırf ibadetleri çok diye? Dolayısıyla Gülen “mübarek” dolayısıyla “iyi” demek hiç sağlam bir argüman değil. Yanlış anlaşılmasın, ben Gülen’e ne kadar kızsam ve hatalı görsem de ondan nefret etmiyorum. Hatalarına rağmen ahirette Rabbim Gülen’e de—diğer tüm insanlar gibi—rahmeti ile muamele etsin diye dua ederim. Yine de düşüncelerimi hiçbir filtreye tabii tutmadan yazıyorum. Görüşüme göre—kısacası—Gülen kendisini ve etrafını çok iyi kandırmış birisi. Dual bir hayatı var, bu dual hayatı belki milyonlarca mensubu olan bir cemaatin ruhuna işleterek patlayacak bir bomba koydu ortaya, bu bomba da siyasal islamcılar tarafından zalimce patlatıldı. Olayın özeti budur herhalde.

Peki Gülen haricindeki muktedirlere dair ne denilebilir? Benim hiçbir zaman cemaatte bir “görevim” (yani hadimlik gibi, maaşını da cemaatten alan görevler) olmadı ve hiyerarşide kim ne yapar bilemiyorum. Twitter’dan görüyorum kimileri Mustafa Özcan’a, kimileri Mustafa Yeşil’e, kimileri Cevdet Türkyolu’na saydırıyor ve kötü işler yaptıklarını söylüyor. Bilemiyorum. Şurası kesin; kesinlikle birileri var bu kötü işleri planlayan, en azından izin veren. The cemaat mensuplarının asıl kızmaları gereken kişiler onlar, ama trajediye bakın ki onların kim olduklarını bile bilmiyorlar.

Ben aslında bu pis işlere karışmadıklarını düşündüğüm ve nispeten daha iyi tanıdığım diğer tür abilere bir eleştiri yöneltmek istiyorum. Mesela İsmail Büyükçelebi, Denizli’li bir Anadolu insanı; hayatının ortasına çok ibadeti ve tecvid ile Kuran okumayı koymuş birisi. Uzun yıllar önce Pittsburgh’a sohbete geldiği zamanlarda iki defa evimizde misafir ettik kendisini. Ben İsmail Büyükçelebi’nin cemaatin problemli taraflarıyla bir alakası olduğunu düşünmüyorum. Mesela Ahmet Kurucan, yine yıllar önce verdiği sohbetlerden sonra şahsen tanıştığım birisi. The cemaat içinde aslında yeniliğe ve modern dünyaya en açık (dolayısıyla çok nadir görünen “entelektüel” diyebileceğimiz) abilerden. Ben Ahmet Kurucan’ın da pis işlere karışmış olmasına ihtimal vermiyorum. Yine şahsen tanışmadığım ama tanıyanlardan duyduğum kadarıyla benzer şekilde cemaatin sadece “ibadet vs” tarzı işleriyle alakadar olan başka abiler de var. Onlara seslenmek istiyorum. Abiler, artık vaktidir, bildiklerinizi anlatın. Biraz cesur olma vaktiniz geldi de geçti bile. Bu cemaatin artık bir geleceği yok; cemaati bir arada tutmaya çalışmanız ve bunun için bildiklerinizi saklamanız çok yanlış. Her şey dökülsün ortalığa. Size yakışan “gerçek manasıyla” bir özeleştiri yapabilmek ve yıllardır teşrik-i mesainiz oldu diye kıyamadığınız problemli kararları veren problemli kişileri açıklamaktır.

Bu bahsettiğim abilerin çoğunun ana problemi bence bir “aşk körlüğü.” Gülen’e olan aşk derecesindeki sevgilerinden her şeyi içlerinde tevil ediyorlar ve onlar da kendilerini kandırıyorlar. Bu sadece bu büyük abilere has değil, cemaatin her seviyesinde olan çoklarında var. Ben işte o yüzden “Gülen idolünün yıkılmasının” çok elzem olduğunu düşünüyorum. Meseleye objektif ve açık görüşlülükle bakabilmek için bu bir gerek koşul. Gülen idolü Gülen öldüğünde zaten yıkılacak, ama o hayattayken—ne yazık ki—bazı insanlar için bu idolün yıkılması imkansıza yakın gözüküyor.

Artık kabul edelim. Güzel şeyler yaptı the cemaat, hem de çok ama çok güzel şeyler yaptı. Ama içine irin karışmış güzel bir şutu kimse içmez. Bu iş bitti. Biteceği çok önceden belliymiş de zaten; ben kendime çok kızıyorum neden bu kadar geç fark ettim diye. Cemaate tamamen dışarıdan bakanların aksine, o yüzden empati yapabiliyorum hala bu işin bittiğini fark edememiş olanlara. Çünkü ben de bir zamanlar onlardandım. Etrafımdaki iyi insanlar var deyip “yanlış hüsnü zan” yaptım, hataları görmedim, halbuki yapmam gereken “adem-i itimat”mış. Şimdi aklım ve vicdanıma uymayan hiçbir şeye itimat etmiyorum. Eski hayatımı da zamanında sevmiştim, ama şimdiki hayatımı daha çok seviyorum. Hayat ileri bakarak yaşanır, geriye bakarak anlaşılır demiş Kierkegaard. Anladıklarım ve önümdeki fırsatlarım için Rabbime şükrediyorum. Anladıklarımı (aslında anladığımı zannettiklerimi) anlatmayı da bir hobi olarak yapıyorum, dediklerime itimat etmek zorunda değilsiniz. Aklınıza yatarsa alın; yatmazsa ister çöpe atın ister karşı argüman getirin, medenice tartışalım.

Hasılı, Ahmet Kuru’nun uzun süre önce dediği gibi yapılması gereken the cemaat hiyerarşisinin kendisini lağvetmesidir. Elbette ki yapmayacaklar, ama biz yine de doğru bildiğimizi söyleyelim ve üzerimizden mesuliyet kalkmış olsun.

Sonraki iki yazım ortalama Türkiye halkına ve ortalama the cemaat mensuplarına dair olacak. Sonraki yazılarda buluşmak üzere.

-İsa Hafalır                                                                     Twitter: @isaemin

--------------------------------------------------------------------------------------------
Sorumluluk reddi: MFP blogda yazılan tüm yazılar yazarların şahsi 
görüşleridir, MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini ifade etmez. 
--------------------------------------------------------------------------------------------
author

"Sorumluluk Reddi" Konusunda Önemli Bilgilendirme:

Münferit Fikir Platformunda yazılan tüm yazılar, aksi MFP YYK tarafından belirtilmedikçe yazarların kendi görüşleridir. MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini yansıtmaz veya ifade etmez.

Yorum Gönderme

42 Yorumlar

  1. Sayın hocam, bende her şeyin ortaya dökülüp ,konusulması taraftarıym.surekli bir gizemli haller.cok üzülüyoruz olan bitene,ama elden bir şey gelmiyor.

    YanıtlayınSil
  2. Isa Bey, baska yerlerde hususi hizmetler dediginiz sey su mu?
    Baska bir ulkede o ulkenin insanlarindan cemaate talebe devsirip bu talebelerin o ulkelerin askeriyesine felan girmesini saglamak ve bunlari ayn turkiyede yaptiklari gibi takip etmek.

    Boyle bir is yapiyorsa cok tehlikeli, ve uluslararasi platformdada suc orgutu olarak taninmalarina neden olur...

    YanıtlayınSil
  3. İsa Hocam, cemaatin yapmadığı yapamadığı ve yapamayacağı şey yüzleşme. İslam toplumlarında olmayan bir şey yüzleşme. Sebebi nedir bilmiyorum. Özeleştiri yapmakla günahlardan arınamazsınız. Fert ve topluluk olarak geçmiş hatalarınızla yüzleşmeniz gerekir. Yüzleşme kendi iç dünyanızda yaşayacağınız bir iyileşme süreci. İnsanımızın ve toplumumuzun bunu becerebileceğine dair hiç inancım yok.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. o konuda çok kötüyüz, evet. ama yavaş yavaş bir şeyler değişiyor.

      Sil
  4. "The cemaat mensuplarının asıl kızmaları gereken kişiler onlar, ama trajediye bakın ki onların kim olduklarını bile bilmiyorlar."
    zaten sorun bu değil mi?
    bir cemaat mensubu ne kadar pis işlere de bulaşmasa ne kadar sırf ibadet insanı da olsa, "akıl" sahibi ise bundan 10 sene önce de 20 sene önce de "yahu biz yasadışı örgüt müyüz, neden insan fişliyoruz, neden kod isim kullanıyoruz, neden askeriyeye mülkiyeye gizli saklı adam sokuyoruz, neden bize emir kimden geliyor bilmiyoruz, ama körlemesine itaat ediyoruz, manyak mıyız biz?" demesi gerekmiyor muydu? koca koca adamlardan bahsediyorsunuz. ilim sahibi "çok iyi" dediğiniz yurtdışına gidip sohbet veren "adam"lardan...hiç mi aklı yoktu bu koca koca adamların yahu? ortada çok büyük bir sorun yok mu? çok büyük, çok sistemli, neredeyse uçsuz bucaksız bir "akılsızlık sorunu?" şimdi gerçekten bu akılsızların çıkıp özeleştiri yapabileceğini düşünüyor musunuz, cidden? ben düşünemiyorum. çünkü böyle bir kapasite yok. o mahalleden bu kapasite çık-maz. çı-ka-maz. sizin beklediğiniz şey öz-farkındalık IQ'su 15 filan olan birilerinden 150 IQ düzeyinde eylem...olamaz ki böyle bir şey. (böyle bir IQ türü yok, ben uydurdum şimdi) Akledebilen, düşünebilen, ölçüp tartabilen zaten olanı ve olacağı görmüş, ilişik kurmamış veya kurduysa yahut bir şekilde yolu kesişip tanışmışlığı olduysa bile bu tanışıklığı kesmişti.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sizlerin de bu adamlar da bu ülkenin insanı değil mi? Binlerce yıldır bu ülkede yaşamıyor mu? Niçin bu adamları orduya, devlete sokmuyoruz? Niçin sürekli dışlıyoruz demeniz gerekmiyor muydu? Fetöcüler yüzünden demeyin zira bu örgütten çok daha önceleri yapılıyor muydu bunlar? Mesela tek parti döneminde izin veriliyor muydu eşi başörtülü veya namaz kılan insanların subay olmasına, diplomat olmasına vs.? Yıldıray Oğur'un anlatımıyla bir örnek paylaşayım.

      Siz bunların sorgulamasını yaptınız mı? Yapmadıysanız ben söyleyim siz bir gün yine iktidarı ele geçirir yine bunları yaparsınız, muhfazakarlar da bu sefer fetö değil metöye destek verirler. Karşıdakini suçlamak kolay. Toplumsal sözleşmeye siz ne kadar riayet ettiniz?

      "Ardından 1930’da bir başka meseleyi çözmek üzere bu kez Ege Vapuru ile Samsun’a çıktı. Çözülmesi gereken mesele, Samsun’un 1930 yerel seçimlerinde Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kazandığı iki ilden birisi olmasıydı. (Diğeri ilçe yapılan Silifke).

      Partinin Samsun’daki kurucuları Atatürk’ü 1919’da Samsun’da ağırlayan, milli mücadeleyi örgütleyen isimlerdi. Parti bir süre önce kapatılmış ama Serbest Fırka’dan belediye başkanı seçilmiş Boşnakzade Ahmet Resai bey istifa etmemek için direnmekteydi.

      Mustafa Kemal niyetini anlamak için onu yemeğe davet etti ve neden böyle yaptığını sordu. Ahmet Resai Bey;

      “Paşam; bu intihap halkın şahsıma karşı bir itimadı şeklinde tecelli etmiştir. Mesele sırf seçimin serbest olmasından ibarettir. Eğer bu vaziyette istifa edersem halkın bu teveccüh ve itimadına karşı küfranı nimette bulunmuş olurum.. Eğer bendenizin bu işte kalması arzu buyurulmuyorsa, hükümetin elinde kuvvet vardır, Şur’ayı Devlet (Danıştay) vardır, intihabı fesheder. Bendeniz de o zaman halka karşı mahcup vaziyette kalmam.” Öyle de yapıldı. Kısa bir süre sonra Danıştay, seçimi iptal etti."

      Sil
    2. Bu olayda bir de içki ve karısının başörtülü olması, baloya katılmaması meselesi var:

      "Bir iki dakika nefes bile almadan korkarak sustuk. Sonra Gazi’nin sesi gürledi:

      - Vali Paşa hazretleri; Belediye Reisi diye seçtiğimiz bu adamın yaptıklarını gördün mü? her şeyden evvel terbiyesiz. Şehirlerine misafir geliyoruz. İçki ikram ediyoruz içmiyor, sonra da bir Reisi Cumhur sofrasında biz kalkmadan sofradan kalkıp defolup gidiyor. Reisinizin hareketlerini beğendiniz mi?

      Vali Kâzım Paşa’nın haşlanması ve bahsin devamı sabaha kadar sürdü. İki gün sonra, Dahiliye Vekaleti namına seyahate iştirak eden mülkiye müfettişi Necati Bey bazı sebeplerle Vali’ye işten el çektiriyor. Bittabi Belediye seçiminin de feshi ve yenilenmesi de kararlaştırılmış olunuyor.’"

      Sil
    3. Yanlis mi anladim acaba? Hedefe giderken her vasita mubah mi demek istiyorsunuz? Insanlarin basina ne geldiyse bundan gelmedi mi? Amac hedefe ne olursa olsun ulasmak olursa yapilacak yanlislarin haddi hesabi olmaz. Oyle bir devirdeyiz ki gizli yapilan islere kimsenin destegi de tahammulu de yok. Seffaf, ahlakli ve vicdanli olmak hayatin vazgecilmezi olmali. Bunlari cignedikten sonra dunyayi yonetsen ne yazar.

      Sil
    4. Hayır ortada bir sosyal sözleşme var diyorum. Siz hedefe giden her yol mübah derseniz sosyal sözleşmeyi ihlal ederseniz karşınızdakiler de aptal değil onlar da sizin umurunuzda olmayan o sözleşmeye saygı göstermek uğruna sizin onların haklarını yemenizi oturup beklemezler. Sekülerler kendileri sütten çıkmış ak kaşık gibi kenara çekiliyorlar bugün fakat 70-80 yıl dindarların haklarını çiğnediler ve bundan dolayı herhani bir pişmanlık ve özeleştiri görmüyorum ben. Bugün sadece fetöcülere söyleniyor ama mesela 28 Şubat'ta bir Süleyman Mercümek olayı vardı. Neydi bu olay? Partinin malları şahısların üzerine geçirilmiş. Niye yapılmış? Çünkü haksız gerekçelerle kaç defa partileri kapatıldı dindarların? Daha 2008'de %50 oy alan Ak Parti kapatılmak istenmedi mi? Buna seküler kesim destek vermedi mi? Askerlerin AYM üyelerine bu işi ya siz yaparsınız ya biz yaparız diyerek baskı yaptığı konuşulmadı mı? Sen bunu yaparsan adam da bir noktada olayı üç kağıda çevirir. Bu arada birileri darbecilerle hesaplaşıyoruz diye kendi vesayetini kurmaya kalkar, birileri partinin, davanın paralarının üzerine de yatabilir ama insanlar bunu göze alıp yine de o paraların şahısların üzerine geçirilmesine ses çıkarmaz. Niye? Sekülerler yatacağına bizimkiler yatsın diye düşündükleri için. Merak ediyorum Mercümeki paraların üzerine yatmakla suçlayan seküler kesim fetöcüler gibi yargıyı araçsallaştırıp bu paraların üzerine kendilerinin yatıyor olmalarından dolayı hiç vicdani rahatsızlık duyuyor mu acaba?

      Kısaca siz toplumsal sözleşmeyi ihlal ettiğiniz için fetöler, mercümekler, deniz fenerleri çıktı. Fetöcüler bunları bahane edip sözleşmeyi toplumun geriye kalanın aleyhine çiğnedikleri için bugünkü duruma düştüler. Siz bu işten ders almayıp aynı kafayla devam eder ve sözleşmeyi tekrar ihlal ederseniz yarın başkaları da çıkıp size karşı sözleşmeyi tekrar ihlal eder.

      Gelinen noktada eğer olup bitenden tek anladığınız kendi haklılığınızsa daha çok yaşarız bu döngüleri bu ülkede. Ben kendi adıma doğru olanın bu olduğunu düşünmüyorum ve artık herkesin olup bitenden ders alıp sözleşmeye saygı göstermesi gerektiğine inanıyorum. Ama seküler kesim bizleri salak yerine koymaya devam edecekse de buyurun sırtım istediğiniz kadar binebilirsiniz demem.

      Sil
    5. ben 4. yorumu yazan arkadaş...
      öncelikle, bizim toplumsal bir sözleşmemiz yok..(bu en sakat yönümüz zaten) Bizim senelerce teba olmuş sonra da devrimin içinde kendini bulmuş bir halkımız var. evet bizde her şeyden önce (kusura kalmayın dinden bile önce) "devlet" var. bununla paralel bir "devlet dini" var. Türk isek en azından durum bu. ancak biz henüz oturup konuşamadık, sözleşemedik. yüzleşemeyen, öz eleştiri yapamayan halkın sözleşmesi olur mu? bizim bir mutabakatımız yok.
      ancak, toplumsal sözleşme elbette çok kıymetli ve tabi ki dediğiniz noktaya gelmeliyiz de..
      kusura bakmayın, o dediğiniz sözleşme, "sekülerler öyle yaparsa dindarlar da böyle yapar" intikamı/garezi ile olmaz, olamaz. (bu saçma anlayışla öyle bir yere geldiniz ki kahraman ilan ettiğiniz Menderes boy boy metres tutup o metresleri kocasını Menderesle seks için arka odaya yolluyordu, ama sesiniz çıkmıyordu onun yerine Atatürk'e saldırayım diye kasıyorsunuz...o anlayış yüzünden benim hırsızım iyidir, çaldı ama yol yaptı diyorsunuz...olmuyor gerçekten müslüman ahlakına bunlar yakışmıyor.)
      sizin seküler dediğiniz bensem, 7 göbek abdestli namazlı, örtülü, hepsi dindar bir aileyim yahu. çok yanlış sınıflandırıyorsunuz. inanan ama mercümekçi olmayan ama tarikatçı olmayan ama Atatürkü de seven insanları ne yapacağız? açıkta kaldı adamlar resmen!
      ki zaten baştan bu sınıflandırma yanlış -öyle olmasam ne yazar ben dinime göre değil liyakatime göre değerlendirilmeliyim... böyle bir sınıflandırma kafası ile mutabakat da sağlanamaz sözleşme de olmaz.
      ayrıca dindarları bu kadar salak yerine siz kendiniz koyuyor ("Sekülerler yatacağına bizimkiler yatsın diye düşündükleri için" gibi söylemler...), , dindarı anca bunlara, bu kafalara, bu düşünceye layık/mahkum görerek bu şekilde kendinize (içinde dindar olan herkese) büyük, çok büyük kötülük yapıyorsunuz.

      Sil
    6. Her toplumun sözleşmesi vardır. Yani kabul edilebilir olan şeyler ve kabul edilemez olan şeyler vardır. Başbakan asmak kabul edilemez bir şeydir mesela bu toplumda. Asarsanız arkasından halkın tepkisi gelir bir noktada. Fetöcülerin yaptığı gibi hep bana hep bana diyerek tüm kadrolara kendi adamlarını doldurmak Türkiye gibi bu tür şeylerin bir yere kadar kabul edilebildiği bir ülkede bile insanların içten içe size kinlenmesine neden olur. Yani Türkiye belki kurallara uymak açısından bir Almanya değildir ama burada da yaptıklarınız bir noktayı geçerse insanların damarına basar.

      Yedi göbek abdestli aileden gelmeniz klasik "benim de babannem başörtülüydü ama" söylemini akla getiriyor. Kimse uzaydan gelmedi tabi ki herkes bir noktada dindar ailelerden geliyor. Önemli olan bugün ne düşünüp söylediğiniz. Menderesin seks yaşantısından bahsetmeniz nerede durduğunuzu gösteriyor. Ne yapacağız Menderes zamparaysa? İyi olmuş asmaları mı diyeceğiz?

      Bir arkadaş sonuca ulaşmak için her yol mübah mı vs. yazmıştı. Sonuç filan yok. Klasik on binlerce yıldır her toplumda insanın olduğu her yerde süren kaynak mücadelesi var. Kaynakları eşit dağıtmak dışında bir şansı yok bu ülkenin. Büyük hedefleri bırakıp buraya odaklanın.

      Basit bir şey söylüyorum siz özeleştiri yapın biz de yapalım. Tek parti döneminden beri dindarlara yaptığınız haksızlıklardan dolayı yanlış yaptık deyin biz de çıkıp kendi hatalarımızdan dolayı özeleştiri yapıp şunlar şunlar yanlıştı diyelim.

      Siz bunları demek yerine bizden sizin haklılığınızı itiraf etmemizi bekliyorsanız daha çok beklersiniz. Çünkü haklı olmak bir yana gömleği ilk yanlış ilikliyen seküler kesim olduğundan geldi tüm bu sorunlar başımıza.

      Sil
    7. yahu neden hala siz biz? ben o siz dediğiniz mahalleden değilim olsam da "gömleği ilk yanlış ilikliyen seküler kesim olduğundan geldi tüm bu sorunlar başımıza" lafzını kabul etmeyecektim zaten. niyeymiş o? dindarların elleri gül mü deriyordu? böyle mantık olmaz. gerçekten yetti ama artık. hastasınız siz.

      Sil
    8. Menderes zamparaysa;)))biz napalim,ovunelim napalim en iyisi bizim mahallenin zamoarasi diye;)

      Laikler sutten cikmis ak kasik,lutfen onlari suclamayin,alinirlar...oysa ortada ne guzel dindar salaklar,beyinsiz,koyun kilikli cemaatciler,tarikat mensublari varken,laikci yobazlara tas atmakta neymis...

      Ben hayatimda bizim memlekettin laikleri kadar dar kafali,bagnaz bir grup gormedim..
      Hayir en kotusu bu halde olduklarini onlara asla ima bile ima edemezsin...

      Sil
    9. "o mahalleden bu kapasite çık-maz. çı-ka-maz." diyen sizsiniz. Şimdi niye siz biz mi diyorsunuz? Gömleği ilk yanlış ilikleyen seküler kesimdi zira bu ülkeyi onlar kurdu. Ama aslında bunun bir önemi de yok. Söyleyeceğiniz çok basit bir şey var bu yapılırken yanlışlar yapılmıştır, dindarlar iktidara gelmeden önce dindarlara pek çok haksızlık yaptık, tek parti döneminin baskıcı uygulamaları yanlıştı, dindarlara yapılan ayrımcılıklar yanlıştı diyeceksiniz. Ama gördüğüm kadarıyla bunu hiç bir zaman söyleyemeyceksiniz ama bizden özeleştiri bekleyeceksiniz. Siz özeleştirinizi yapmadan benden istediğiniz özeleştiri aslında özeleştiri değil suçumu itiraf edip haklılığınızı teyit etmem ve sizden af dilemem. Tabi ki böyle bir şey olmayacak zira ben durumu böyle görmüyorum. Ama bu ülkede birlikte yaşamaya devam edeceğiz ve bu şekilde yaşamak benim değil sizin tercihiniz. Daha öncesinde de olduğu gibi.

      Sil
    10. Bir laikle konusmanin dayanilmaz sinir bozuculugu,bunu soylemek istemezdim ama cok irrite eden bir durusu var laiklerimizin!

      Hep haklilar...Turkiyenin laiginden ne cikarki zaten;)mutluluklar size.

      Sil
    11. sadece son bir kez cevap vereceğim çünkü çok saçma sapan bir tartışma bu:

      "o mahalleden bu kapasite çık-maz. çı-ka-maz." dediğim kişilerin kim olduğunu yorumun en başında belirtmişim, değil mi? kim onlar? "cemaat mensubu olup ne kadar pis işlere de bulaşmasa ne kadar sırf ibadet insanı da olsa" tanımına uyan kişiler. ben bir cemaate mensup değilim. the cemaati ise çevrem sebebiyle tanıdığım için hakkında az çok (aslında neredeyse tüm olacakları öngörebildiğime göre demek ki epeyce) fikrim var ve yedikleri naneleri bu nedenle çok rahat görebiliyordum. müslümanım ve inşallah öyle ölürüm. dolayısıyla mahalle derken kast ettiğim şey "cemaatlerin içindeki iyi niyetli sayabileceğimiz, bu nedenle İsa beyin handiyse masum gördüğü, benimse maalesef iyi niyetli bile olsalar (ki bence buna iyi niyet denmez de neyse) kapasitesiz gördüğüm insanlar"...
      ha sizin dediğiniz de şu ise:
      ülkede sadece
      neredeyse (!) salak/kandırılmaya bu kadar teşne/intikam meraklısı ve bu saile aksiyon alan/hepsi bir cemaatin tarikatın peşinde/ne yapıyoruz biz diye sorgulayamayan bir müslüman mahallesi
      (aslında geliyorsunuz yine benim dediğim yere de ben çok dar bir çevreye
      söylüyorum bunu, siz aslında tam tersi niyetle hareket edip tüm
      müslümanlara! farkında bile değilsiniz, benim delirdiğim nokta orası)

      bir de onlara zulmeden sekülerler mahallesi var, ülke bu iki mahalleden ibaret...
      ne yapalım. sizin mahalle anlayışınız bu demek.
      dediğim gibi ben bu görüşü hastalıklı buluyorum ve size kaç yorumdur "bu ayrımla mutabakata filan gelemeyiz"i anlatmaya çalışıyorum.

      anlatamayacağımı artık biliyorum da sizin saçma sapan ayrımcılığınızı ve hastalıklı bulduğum düşünce yapınızı asla kabul etmediğimi son bir kez belirtmek üzere bu yorumu yaptım. ha bana laik dediniz diye hakaret filan etmiş olmuyorsunuz bu arada, laik görülmekle incilerim dökülmez. sizin gibi bir müslüman zihniyet beni müslüman mahallesine almadı diye benim imanım incinmiyor, çok şükür.

      Sil
    12. Delirmenize falan gerek yok...insanlari cemaatci,tarikatci yahut laikci diye yaftalamak bir maharet degil...
      Illa insanlari bir mahalleden olmaya itmek en buyuk sorun..

      Ayriyeten,size kalmamis insanlarn kapasitesini olcmek,iyi niyet,kotu niyet olcumu yapmak!Cemaatci olmamak ama ayni derecede yobaz bir kitle olan laiklerin avukatligini yapmak midir sizi daha kaliteli ve yetenekli yapan sey???pufffff!!!!

      Ister incileriniz dokulsun ister dokulmesin,ister beni musluman gorun,isterseniz gormeyin,sizin gibi "insanlara yapilan saygisizligi,dindarlara yapilan ozellikle"hafife alan bir insanla mahalle yaristirmayacagim...Ortada bir hak ihlali,haksizlik var..hala ne konusuyorsunuz bos bos!!
      Su saatten sonra millet dindar olsa ne laik olsa ne...ama lutfen siz devam edin laikler baslatmadi bu kavgayi diye....kafaya bak kafaya!!!!


      Sil
    13. Niye bu kadar sinirleniyorsunuz anlamış değilim. Bu tartışma sizin yorumunuzla başladı ve bu yorumda insanlara neden fetönün yaptığı yanlışları (mesela orduya devlete sızmaları vs.) sorgulamadıklarını soruyordunuz (bahsini ettiğinizin fetöcüler olduğu açık değil bana göre zira tüm muhafazakar kesim geçmişte destek verdi bu adamlara). Ben de bu sorunuza cevap verdim ve somut bir örnek üzerinden daha bu ülkenin kuruluşundan itibaren dindarların devletten dışlandığını, ayrımcılığa maruz kaldıklarını ve bu yüzden de fetönün yaptığı devlete orduya sızma gibi bugün problemleri daha net görülen işlere ses çıkarılmadığını anlattım. Bu bağlamda sizden de bu dışlamaların yanlışlığını sorgulamanızı istedim.

      Ne cevap verdiniz? Menderesin yatak odasından bahsedip o çok mu iyiydi dediniz. Şimdi ne alaka bu? Ben Atatürk'e küfretmedim, yatak odasından bahsetmedim, hilafeti yıkmak için yollanmış bir İngiliz ajanıydı demedim. Sadece halkın oylarıyla seçilmiş bir belediye başkanını içki içmemesi, karısının baloya katılmaması vs. gibi nedenlerle görevden aldığına dair somut bir olay paylaştım. Bu olay doğrudan sizin sorunuza bir cevap teşkil ediyor. Yani bir insan orduya veya devlete niçin "sızma" ihtiyacı hisseder? Çünkü memuru askeri geçtim bir ildeki halkın oylarının çoğunu almış seçilmiş bir yöneticiyi dahi tak diye görevden alan bir zihniyet ve devlet vardı bu ülkede. Yok muydu? Biz siz buradan doğuyor. Fetöcüleri attılar da mesela milli görüşçüleri atmadılar mı? Böyle bir ayrım yoktu. Dinini açıktan yaşamaya kalkan herkesi potansiyel tehlike olarak gördü bu devlet. İçki içmemek, bir kişinin annesinin başörtülü olmaması bile suç gibi görüldü. Fişlemelere yazıldı bunlar. Yazılmadı mı?

      Diyebilirsiniz ki bunlar yalandı böyle şeyler yaşanmadı bu ülkede. Veya diyebilirsiniz ki bunlar tabi ki yanlıştı. Atatürk de yapmış olsa yanlıştı sonrakiler yapmış olsa da yanlıştı. Bu ülkenin her vatandaşı eşit haklara sahiptir ve orduya da devlete de girmesinde hiç bir sakınca yoktur.

      Ama bunu hiç bir zaman söylemediniz onun yerine Menderes'in yatak odasından bahsettiniz. Menderes'in veya herhangi bir politikacının yatak odası niçin benim sorunum olmalı? Veya niçin sizin sorununuz oldu? Atatürk'ün yatak odası da benim sorunum değil. Fakat halkın seçtiği belediye başkanının içki içmiyor diye görevden alınması beni ilgilendiren bir konu ve sizin ilk sorduğunuz soruyla da doğrudan alakalı.

      Yani siz biz yok diyorsanız ama siz biz yok demekle olmuyor. Her vatandaşı eşit görmekle oluyor. Bunu yapmayıp dindarsan sakıncalı piyade olursun, solcuysan sakıncalı piyade olursun vs. denirse tabi ki sizler bizler oluşur. Tüm içki içenleri, içki içiyor diye devlete sokmazsanız bir noktada tüm içki içenler kendilerini "biz" diğerlerini de "siz" olarak görür. Tüm namaz kılanları namaz kılıyor diye ordudan atarsanız, namaz kılanlar kendilerini "biz" diğerlerini de "siz" olarak görür.

      Hala dindarlara karşı yapılan ayrımcılıklara yanlış demediniz. Dindar mısınız seküler mi ateist mi çok da umurumda değil. Ama bunu söylemediğiniz sürece benim açımdan bir farkı yok.

      Sil
    14. la havle vela kuvvete...

      dindarlara karşı yapılan ayrımcılıklara yanlış demem, şu yazının retoriği içerisinde gerekli mi sizce gerçekten? elbette dindarlara yapılan ayrımcılık yanlış, bunu demek bu yazıda "güneş doğudan doğar" demek gibi bir şey! tamam yanlış da, konu o mu? ve demeye ne hacet? su da deniz seviyesinde 100 C'de kaynıyor...duymak istediğiniz başka doğru var mıydı?

      burada sizin "öteki mahalle"ye koyduğunuz seküler kesimden dindarlara yapılan bir eleştiri yok ki (siz sürekli öyle algılayıp "ama sekülerler de nedamet getirsin" diye çığrınmanıza rağmen!) nasıl bir algıysa artık içeriden eleşti resmen alerji yaptı kulaklarınızda.

      burada müslümanların "içine" yapılan bir eleştiri var.

      konu en baştan beri o. bir türlü anlamasanız da....müslümanların sorgulamaması var, yüzleşememesi var..zaten bir numaralı örnek bizzat sizler oldunuz...

      hatta en başta sadece the cemaatin içindeki güya saf, iyi niyetli ve belli konumdaki kişilerdi mevzubahis. sadece onların kast edildiği gayet anlatılmıştı. zaten isa hocanın yazısının konusu doğrudan bu kişiler! (ey güzel Allah'ım, 2 kere 2'nin 4 olduğunu 4059383 kere anlatıyor gibi hissediyorum artık kendimi...)

      bunu getirdiniz getirdiniz, seküler mahalle vs. müslüman mahalle kavgasına...kendi mahallenizin de muhtarı sizsiniz maşallah! hatta mahallenin tapusu sizin- ki ne münasebet! kim hangi mahalleden siz biliyor siz belirliyorsunuz. mahallede de herkes sizin gibi düşünüyor -sanıyorsunuz.

      beni de hiç kimsenin yatak odası veya cinsel tercihleri ilgilendirmiyor. sadece o örneği mi verdim? mesela "çaldılar ama yol yaptılar" söylemini sizin tanımladığınız mahalleniz gayet güzel sindirdi. neden ağzınızı açmıyorsunuz?

      benim sorunum,
      sizin tarif ettiğiniz müslüman mahallenin (hala o mahalle tanımına karşı olsam da) karaktersiz, terbiyesiz, liyakatsiz kişileri (menderes örneği bunun için verilmişti) sırf Allah Kuran dedi diye, hiç kurani bir hayat da yaşamıyor da olsa (ki yaşamasına gerek yok, görevini iyi yapsın yeter, benim görüşüm bu), ahlaksız, hırsız vs de olsa dindar, dini bir sembol, kahraman hatta evliya filan bellemesi...bu onlara yanlış yapılmadı anlamına gelmiyor, bu bambaşka bir şey. (kısım 1)

      Sil

    15. (kısım 2)sonraki sorun,
      bu ülkeyi sekülerler kurdu, argümanı...ben "hayır kurmadı" demedim ki? nerede dedim bunu? (mahalle algınıza olan eleştirim saklı olmakla birlikte). veya sekülerler şöyle kusursuz, böyle hatasız nerede dedim? ben sekülerlerden hiç bahsetmiyorum ki beyefendi/hanımefendi? sadece böyle bir savunma olamaz çünkü adama "peki sizin elleriniz gül mü deriyordu" derler. devlet kuracak basiret, hamle gücü, aksiyon, projeksiyon sadece sizin seküler dediğiniz mahallede vardıysa ve müslümanlar sadece riyaet ettiyse, üstelik biz çoğuz biz haklıyız demelerine rağmen? burada çok büyük bir acizlik yok mu? bu argümanla müslümanları ne kadar aciz, beceriksiz, tebaa bir sürü haline bizzat koyduğunuzu fark etmiyor musunuz? -niye deliriyorsunuz dediğiniz yere cevap olsun, bu çizdiğiniz müslüman profiline deliriyorum. (ayrıca, "bu devleti sekülerler kurup ilk düğmeyi yanlış ilikledi" deyip sonra da "toplumsal bir mutabakat var", demek zaten oksimoron. en büyük toplumsal mutabakat anayasadır ve görünen o ki siz laik anayasayı onaylamıyorsunuz, mahallenin muhtarı siz olduğunuza göre galiba mahalle de onaylamıyor diye düşünüyorsunuz? nerede o zaman o mutabakat?)

      yahu size ne söylense:

      biz intikam için yaptık
      biz öyle yapmak zorunda bırakıldık
      biz ona inandık ama biz onu müslüman sandık
      müslüman oınca yanlış da olsa olur, onu görmemek gerekir
      biz onu öyle bilmiyorduk
      biz yapmadık sekülerler yaptı
      biz mağdur olduk
      biz mağduruz, bunu kabul edin
      mağduruz, yanlış yapıldı. yanlış deyin.
      biz haklıyız, ama yanlış yaptılar, yanlış de, duyacam
      berbat olsun, hırsız olsun, ama müslüman olsun
      başka alternatif mi var, en iyimiz bu,
      çalsın ama bizim hırsızımız olsun.
      her naneyi yesin, nasılsa müslümanım deyince biz kanıyoruz.
      kandık ama iyi niyetliydik
      iyi niyetli olunca yaptığımız hiç bir hatadan sorumlu da değiliz, çünkü müslümanız.

      süper hakikaten. (neden delirdiğimi herhalde anlatabildim, öyle umuyorum artık)

      ben de müslümanım ama bu kendini müslüman mahallesinin muhtarı gören arkadaşların "ana akım" düşüncelerini kabul etmiyorum (buradan da taşınmaya filan niyetim yok!), ne demek çalsın, ne demek müslüman olsun da varsın basiretsiz olsun, ne demek onlar iyi niyetlilerdi safiyane hizmet ediyorlardı ama bilemediler (bilecek kardeşim, koca koca biliyorum diye gezerek sohbetler veren abiyse bi-le-cek), ne demek bilmiyordu o zaman sorumlu değil, hiç bir şeyden değilse bu kapasitesiz aptallığından sorumlu o zaman. (hoş kapasitesiz deyince ona da kızıyorsunuz, e süper kapasiteliydi, bu kadar hata nasıl yapıldı o zaman?)

      bu gerçekten son yazışım artık.

      Sil
    16. Konunun dinle hiç bir alakası yok. Kimse dindar olsun ama çalsın demiyor. Fakat yolsuzluk hakların değil çıkarların çiğnenmesiyle ilgilidir. Oysa ayrımcılık hakların çiğnenmesine dair bir ihlaldir. Haklar çıkarlardan üstündür. Sekülerler haklarımı çiğnediler ve çiğnemeye devam etmeyecekleri konusunda güven duymuyorum zira bir özeleştiri yapmış değiller. Tam tersine hala eski savundukları şeyleri aynen savunmaya devam ediyorlar tanıdığım sekülerlerin ezici çoğunluğu.

      Eğer seküler kesim daha ahlaklı olduğunu iddia ediyor ve benim desteğimi istiyorsa geçmişte yapılan hataların tekrarlanmayacağının yani haklarımın ihlal edilmeyeceğinin garantisini vermeleri gerekiyor. Bunu yapmadıkları sürece çıkarlarımın ihlal edilmesini yani paramın çalınmasını haklarımın ihlal edilmesine tercih ederim. İdeal olaraksa ne çıkarlarım ihlal edilsin isterim ne de haklarım. Benim için denklem budur.

      Mesela Amerika'da zencilerin haklarını kabul etmeyen bir ırkçı adayla, zencilerin haklarına saygılı ama hakkında yolsuzluk iddiaları olan bir aday yarışsa zencilerin ahlaken ırkçı olana mı destek olmaları gerekir? Yolsuzluk ırkçılıktan daha ahlaksız bir davranış mıdır? Niye?

      Sil
  5. Yaziyi begendim devamini bekliyorum...

    4.yorumun sahibi arkadasi da destekliyorum,cok dogru yazmis.

    YanıtlayınSil
  6. Sayın Hafalır, cemaatin bulaştığı pis işlerden dolayı nedendir bilinmez, F.Gülen'in sorumluluğunu azaltma gayreti içerisine girmişsiniz. Fakat farkında olmadığınız en önemli husus, bu cemaatin ve F.Gülen'in, islamı istismar etmek ve hatta tahrif etmek için yaptığı çalışmaları. Evet F.Gülen hem islami değerleri istismar etmiştir hem de gerekli gördüğü durumlarda islamın ahkamını kendi emelleri doğrultusunda tahrif etmekten çekinmemiştir. İslam itikadına aykırı bir sürü söylemleri vardır. Sizin bahsettiğiniz cemaatin yapığı pis işler, bu söylediğim çalışmaları yanında çok masum kalmaktadır. Dolayısıyla bu pis işlerin yapılmasına yönelik emirlere F.Gülen'in hangi düzeyde dahil olduğunun da çok önemi kalmıyor.

    Kendilerinin masum olduğuna inandığınız abilerinize gelince, onlar da sonuna kadar sorumlu, zannettiğiniz gibi masum değiller. Çünkü onlar, insaf sahibi, ilim sahibi bir çok müslüman insanın cemaatin ve F.Gülen'in sapkınlıklarını ortaya koyup bu abilerinizi ve sizin gibi O'nun peşinden gidenleri uyarmalarına rağmen dönüp de "Bu iddialar ne vahim iddialardır, bunu bağımsız kaynaklardan araştırayım" demediniz. Kulaklarınızı tıkamayı tercih ettiniz. Elbette bundan dolayı sorumlusunuz. Fakat Cenab-ı Hakk, içinizdeki adanmış insanların samimiyetine binaen, gerçekleri görebilesiniz diye size dünyada bu musubeti yolladı. Bu vesile ile bazıları bu yapıdan koptu. Ama görüyorum ki kopanlar arasında dahi hala gerçekleri tam anlamıyla kavrayabilen insanlar oldukça az, hala cemaatin yaptığı pis işlere odaklanmış, asıl yaptığı tahribatın farkına varamamışlar.

    YanıtlayınSil
  7. ben artık meselelere Cenab-ı Hak günahlardan bir (şefkat-zecr) tokadı attı şekliyle değil, çok daha akıl yoluyla yaklaşmaya çalışıyorum sayın Osman K. The cemaatin islam yorumunu da, diğer nerdeyse bütün cemaatlerin islam yorumunu da beğenmiyorum. İslamın bir renösansa ihtiyacı var.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu platformda bulunan ve geçmişte bu yapı içerisinde bulunmuş olan kişilerde ve sizde, önemli bir yaklaşım problemi görüyorum. Gülen, islami anlayışın bir çok değerini yukarıda belirttiğim gibi istismar ederek bir çok yanlışa imza attı. O camiadan kopmadan önce siz de o değerleri benimsemiş bir insandınız. Ne zaman ki yapılan yanlışların BİR KISMINI gördünüz, bunun neticesinde kopuş gerçekleşti.

      Bu süreçteki suçluları sıralayacak olursak, en başta Gülen'in kendisi. Çok büyük suçları var fakat sizin gibi kopanların çoğunun, suçlarının ne kadar büyük olduğunu pek de farkedemediklerini görüyorum. Hatta bu yazınız da dahil, farkına varabildiğiniz ve bence tali olan suçlarına, başka kişileri ortak ederek hefifletme gayreti içerisine girebiliyorsunuz. İkinci suçlu da kendinizsiniz. Cemaat içerisinde görev alan almayan, herkes aynı suçu paylaşıyor. Ve genelde yine kendinizi, "biz bu pis işleri yapmadık, biz masumuz ve mağduruz" edebiyatı ile kendinizi temize çıkarmaya çalışıyorsunuz. (Suçunuzun ne olduğunu bir önceki yorumda açıkladım.) Bunu yaparken de başta bahsettiğim yaklaşım probleminiz ortaya çıkıyor. Yani gerçekte var olan, 1400 yıldır gelmiş geçmiş müslümanların ekserisi tarafından ittifakla kabul edilmiş, islamın gerçekten en güçlü yanı olan fakat bu süreçte F.Gülen tarafından alabildiğince istismar edilmiş değerlerini reddetme eğilimi gösteriyorsunuz. Bu bahsettiğimiz değerler ilk defa istismar edilmiyor elbette. İslam tarihine baktığımızda sapkın bir çok grup, tarikat vb. oluşumların ortaya çıktığını görüyoruz. Bunların hepsinin ortak yanı, bahsettiğimiz bu değerleri istismar etmiş olması. Fakat hiç bir zaman müslümanlar bu değerleri reddetme kolaycılığına gitmedi, suçu bu değerlere yüklemeye kalkmadı. Peygamber efendimizin ahir zaman fitnesi olarak tanımladığı günümüzde, islamın değerlerinin alabildiğince itibarsızlaştırılmasını, işid, el kaide, selefilik, kur'an müslümanlığı, ılımlı islam, siyasal islam gibi sapık islami anlayışların çıkarıldığı bir islam dünyasını gözönüne almamız lazım. Fakat siz bunları gözönüne almayıp, özellikle akılcılığı ön plana çıkarttığını iddia eden akımların etkisi ile bu tavrı takınıyorsunuz. Haliyle de kadim islami değerleri savunan toplulukları "nerdeyse bütün cemaatlerin islam yorumunu da beğenmiyorum" diyerek eleştiriyorsunuz. Bu noktada başka bir yaklaşım problemi ortaya çıkıyor; o bahsettiğiniz şey, bu cemaatlerin yorumu değil. 1400 yıldır gelmiş geçmiş tüm müslümanların ekserisi tarafından İTTİFAKLA kabul edilmiş islamdır. Bu süreç sizi F.Gülen gibi sapkın bir insanın inanç sisteminden, islamda akılcılığı ve reformu savunan başka bir sapkın inanç sistemine doğru savurmuş gözüküyor. Umarım doğru yolu bulursunuz.

      Bu arada merak ediyorum, cemaatten kopup da gerçekten doğru islam anlayışından sapmamış kimseler yok mu? Yoksa bu platforma mı uğramıyor? Zira bu platformdaki yorumları yapanlar arasında böyle insanlara henüz rastlamadım.

      Sil
    2. ben de çok merak ettim. "doğru islam anlayışı" nedir? kim mesela buna örnek? "cemaatlerin yorumu değil. 1400 yıldır gelmiş geçmiş tüm müslümanların ekserisi tarafından İTTİFAKLA kabul edilmiş islamdır." dediğinize göre sizce cemaatler doğru islam galiba? ama Fethullah Gülen cemaati değil... (bunun yanısıra "ışid, el kaide, selefilik, kur'an müslümanlığı, ılımlı islam, siyasal islam gibi sapık islami anlayışlar" da değil)
      bu durumda kalan cemaatler mi? hepsi mi? Eğer öyleyse, başka cemaatlerin de din üzerinden yaptığı bin türlü istismar ve desiseyi nasıl değerlendiriyorsunuz? gerçekten çok merak ettim kim bu doğru müslümanlar?

      Sil
    3. Osman K Hocam,

      Eskiden çocuklar için bak ne güzel hizmetin içindeler, yoksa sokakta esrarkeş, berduşlar ile beraber olacaklardı diyerek, esrarkeş ve berduşluğun karşısına sözde hizmeti koyarlardı.

      Şimdi de yine benzer bir argüman ile ateizm karşısında sözde hizmet varmış algısı oluşturulmaya çalışılıyor bu sitede. Hizmetten koparsan bak bunlar gibi ateist olursun algısı.

      Ayrıca feto denilen şarlatanın en baştan bu yana ülkede oluşturmaya çalıştığı, sözde inananlar ile sözde inanmayanlar arasında bir kavga husule getirilmeye çalışılıyor ve bunun tohumları ekiliyor.

      Dikkat edin isa denilen arkadaşa feto suçlu değil mi diye soruyorsunuz, hâlâ totemine bir eleştiri getiremiyor, imtina ediyor. Laf başı fetoya gelince dilleri lal oluyor. Onun yerine topyekün bir İslam âlemini silmeyi tercih ediyor.

      Ayrıca sizi tebrik ederim isa'nın göbeğinden iyi yakaladınız, yoksa açık vermezdi. Bunların totemini eleştirdiğiniz zaman bunlar hemen renk verir, feto toteminin çarpmasından çok korkar bunlar.

      Sil
    4. Çok uzak değil, en son Osmanlı Medreselerinde okutulan islami ilimler, doğru islamdır. Eğer merak ediyorsanız hakikaten, bu medreselerde okutulan dini müfredatı araştırın, okutulan kitapları siz de okuyun, doğru islama ulaşacaksınız. Günümüzde kimlerdir diyorsanız, yine o ilimler okutanlar, okutamıyorlarsa bile onları kabul edenlerdir.

      Bunun haricinde din üzerinden istismar yapan her topluluk yanlış içerisindedir. Eğer şahsi faaliyetler ise o topluluğun tamamını suçlamak yanlıştır. Yaptıkları faaliyetin mahiyetine göre değerlendirme yapmak gerekir.
      Saygılar

      Sil
    5. Osman K Hocam diye başlayan arkadaş,
      yani bu sitenin gerçekte Gülen tarafından bir amaca hizmet etmesi maksadıyla mı kurulduğunu söylüyorsunuz? Burada bahsedilen konulara bakılınca, "Bakın hizmette ayrılırsan böyle sapık bir inanışa doğru savrulursun" diye cemaatten henüz kopmamış okuyucuların aklından geçebilir doğrusu.

      Sil
    6. Ayrıca İslam dininde rönesans fikri, fetonun bir numaralı hedefidir. Feto; üçüncü iznik konsili ile martin luther sentezi arasındaki yeni sözde İslam inşaasını başarabilirse ki zannettmiyorum, sonraki hedefi bariz rönesans.
      Bunların, ilkokul mezunu dahi olmayan bir vaizin vizyonu olabileceğini düşünecek saf derunilikte bir kişilik olmadığınızı düşünüyorum.

      Sil
    7. Osman K hocam, bunlarda oyun bitmez. Her neresi olursa olsun, feto ile ilgili yazıların olduğu bölgede geziyorsanız, orası bildiğin mayın tarlasıdır. Bunların ağa babaları Sosyal psikolojinin kitabını yazmış insanlar. Mübalağa etmiyorum.

      Sil
    8. F.Gülen'in, Saidi Nursi Efendi ve onun takipçilerini istismar ederek kendine bir cemaat devşirdiği herkesin malumudur. Çıkış noktası Nur cemaati olduğundan, başlangıçta kendisini ehl-i sünnet gibi göstermişti. Fakat zamanla ve özellikle diyalog faaliyetleri ile demek ki sizin bu bahsettiğiniz rönesans (doğruysa) konusuna kadar savrulmuş durumda.

      Sil
    9. Sevgili Osman K ve talebeleri. Hayal gücünüze hayranım. Neymiş, bu platform Gülen tarafından hizmetten ayrılırsan sapık anlayışa ulaşırsın diye kurdurulmuşmuş. Siz özgür düşünceye alışık değilsiniz galiba. Birazcık Mustafa Öztürk, İhsan Eliaçık falan dinleyin, ufkunuz açılsın. Ben Gülen'e dual yaşamlı diyorum bu yazımda, başka bir söyleşimde Gülen'e çift karakterli ve hatta muhtemelen şizofren dedim. Hala kripto Gülenci olduğumu zannediyorsanız algılama düzeyiniz sizi muhatap almam gerektiği kadar yüksek değil demektir. MFP özgürlükçü bir platform, ateisti de yazar, sizin gibi klasik islamcısı da yazı gönderirse yayınlarız. Bir gizli amacımız yok. Fikirlerin çarpıştığı bir ortam burası. Bunu hafsalaları almayanlar hala gizli amaçları bulma peşindeler. Vesselam.

      Sil
    10. Gülen ve FETÖ sapıktır. Ama tek sapık bunlar değildir. Bunların diper sapıklardan farkı TÖ olmalarıdır ilaveten. Ama sapıklıpa dönersek, ondan bizde çok vad. Said Nursi'nin eserlerini de eleştirel gözle okuyun. Gençliğimde ufak bir nurcu cemaatte bulunan komşum nedeniyle bunları okumuştum.
      Ölüme bir son olarak bakan ateist vb için ne diyordu "öyle inandığı için öyle muamele görecek" diyordu. Ölüm bir son mu itikadınıza göre?
      Veya, keşfi kubur ile herkesi cehennemlik ilan etmesi, 39/40 oranında en azından?
      Allah mısın birader?
      Kitaplarımı okuyun, zamanın mühim bir alimi olun demeler?
      Halbuki onun kurduğu yapı da birey olmanın önünde engeldir. Bireyi ezer. "buz hükmünde enaniyeti.... falan fıstık".
      Bugün deizm tartışılıyor örneğin. Neden? Cemaatler, tarikatler, tacizler, skandallar, rüşvet, kadrolaşma gibi iddialar nedeniyle tabi ki!
      Yok neymiş, bana ilham edildi, yazdırıldı? Bilgi kafanda ya vrdır ya da yoktur. Sana bediüzzaman demişler daha küçükken, demek ki bilgilisin. O zaman ilham ve sevk işi bana gaz gibi gelir. Geldi de zaten.
      Günümüzü Said N. ile anlayamayız, münferit kalamayız. Anca cemaatleşir sonra pasta savaşına gireriz.
      Müsbet hareket? Nurcularda hiç olmayan bir şey, ki içlerinden çıkan bir tanesi darbe yaptı resmen.

      Sil
    11. İsa Bey, dikkatinizi çekerim, iddia sahibi ben değilim.
      Saygılar

      Sil
    12. Bütün tarikat ve cemaatler için sapıklık kısmı geçerlidir. Kula kulluk anlatan çok oluşum var ülkede. IŞİD gerçek İslam'a bunlardan çok takındır bu arada. Pratikleri, Peygamber ve sahabe tecrübesine paraleldir.

      Sil
  8. Çok uzak değil, en son Osmanlı Medreselerinde okutulan islami ilimler, doğru islamdır. Eğer merak ediyorsanız hakikaten, bu medreselerde okutulan dini müfredatı araştırın, okutulan kitapları siz de okuyun, doğru islama ulaşacaksınız. Günümüzde kimlerdir diyorsanız, yine o ilimler okutanlar, okutamıyorlarsa bile onları kabul edenlerdir.
    Saygılar

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. benim büyük dedem K... medresesinin hocası imiş ve kendisi mesela, maaşlı imamlık (diyanet) vb. kurumlara tamamen karşı çıkan bir kişi (bu nedenle de bizde imam olsa da maaşla imamlık yapan yok, başka işler yapıp geçimini temin ediyor herkes). bu ve benzeri birkaç medrese hocası görüşünü (uzatmamak için kesiyorum) kendi müderris dedemden nakledilenlerle bilmekle birlikte, 1) medreselerde tek bir tedrisat mı okutuluyordu? çünkü benim şimdiye kadar baktığım yazılı kaynaklarda mesela "bu kitaplar her medresede okutulmuyordu" yahut x döneminden önce bunlar okutuluyordu sonra şunlar okutuluyordu vb. bir sürü çeşitlilik var. hangisi doğru islam bunların?
      ayrıca 2)doğru islamın eğitiminden geçen medrese talebeleri arasında sık sık devlete isyanlar neden oluyordu? (ki ekonomik sebeplerle diye biliyorum) 3)medrese eğitimi almış kısım toplumun %2-3'ünü filan teşkil ettiği yönünde tespitler var. bu oran doğru müslümanlık için yetecek bir oran mı? 4)doğru müslümanlık bu idiyse neden büyük ölçüde bir sona geldiğini göremedi?
      teşekkürler.

      Sil
    2. Dedeniz muhterem bir zat imiş. (1) İstanbul Medreseleri, dünya islami ilim merkezlerinin en önemlilerindendir. Buradaki medreselerin tamamında doğru islam okutulmuştur. Medreseden medreseye ya da dönemsel farklı kitapların okutulması normaldir. (2) Devlete isyanın doğru islam olmaması ile alakası yok. Kendin söylüyorsun ekonomik sebepler ya da farklı sebepler olabilir. (3) %3 ise gayet iyi bir rakam. sonuçta bunlar yol gösterici insanlar, bu durumda ise kişi başı 35-40 kişi düşüyor. (4) Sona geldiğini görenler oldu. Arkadaşım senin anlamadığın, Cenab-ı Hak Dönemsel olarak müslümanların başına musibetler göndermiştir. Bu, müslümanların durumuyla alakalıdır ve her musibetin arkasından müslümanlar yeniden toparlanmış ve güçlenmiştir. Misal; Cengiz istilası olmasaydı Osmanlı Devleti de olmazdı. Saygılar.

      Sil