The Cemaat 15 Temmuz’un Bence Neresinde? - Münferit Fikir Platformu

SON

Bu Blogda Ara

22 Nisan 2020 Çarşamba

The Cemaat 15 Temmuz’un Bence Neresinde?


The cemaat’in (Gülen cemaatinin) 15 Temmuz’un neresinde olduğu sorusu elbette ki çok önemli bir soru. Belki de bu soru hakkındaki düşüncelerimi daha öncesinde yazmam gerekirdi. Bir kısım görüşlerimi ifade etsem de bu konuda tam olarak ne düşündüğümü ve sebeplerimi enine boyuna hiç açıklamadım. Geçen twitter’da bir etkileşim üzerine bu konuda bir yazı yazacağım demiştim. Sözümü yerine getiriyorum.

Bu soruya cevap vermeden önce iki şey ifade etmek istiyorum. Birincisi, benim the cemaat eleştirilerim—velev ki—15 Temmuz konusunda tamamen masum olsalar da değişmeyecek. Bir dini cemaat düşünün, garson usb’si adı altında tüm emniyet teşkilatını fişlediği ortaya çıkıyor, Matrix diye bir kriptolu program altında yine benzer şekilde tüm askeriye personelini fişliyor. Bu cemaatin bir kısmının eylemleri dini bir cemaati değil bir istihbarat örgütünü andırıyor. Bu cemaatin devlette örgütlenmesi sırasında soru verilmesi, kayırma, kumpas, mobbing gibi sayısız suçlar işlenmiş. Tabii ki 15 Temmuz büyük bir travma ve suç, ama 15 Temmuz masumiyeti bile (ki masum olmadıklarını düşündüğümü aşağıda açıklayacağım) bu cemaatin bir kısmının—üzerine basarak söylüyorum; hepsinin değil, haklarında FETÖ/PDY’den cezalar verilen insanların %95’i değil; sadece suçu planlayan ve işleyen kısmının—suçlu olduğu gerçeğini değiştirmez, ve bence sonuna kadar haklı olan eleştirilerime devam ederim. Zannediyorum the cemat eleştirilerimin 15 Temmuz’daki rollerinden etkilenmiyor olması böyle bir yazıyı geciktirme nedenlerinden birisidir. İkinci sebebe geçmeden şunu da eklemek istiyorum. Aklen hiç şüphe duymuyorum ki, Gülen tarafından yapılan bu cemaat tasarımı patlamaya mecbur bir tasarımdı, 15 Temmuz olmasaydı başka bir şekilde patlayacaktı. Gülen’in böyle bir tasarımı patlaması için yaptığını düşünmüyorum elbette, ama ne niyetle yapmış olsun hasılında ortaya çıkarttığı tasarım çok sakattı ve bundan tek sorumlu kendisi.
Aklen hiç şüphe duymuyorum ki, Gülen tarafından yapılan bu cemaat tasarımı patlamaya mecbur bir tasarımdı, 15 Temmuz olmasaydı başka bir şekilde patlayacaktı.
İkincisi, elbette ki, ben ne hakimim, ne avukat, ne savcı. Zaten herhangi bir şekilde hukukçu da değilim. Dolayısıyla bu önemli soruya verdiğim cevap sadece kendince doğruyu objektif bir şekilde bakıp bulmaya çalışan bir birey olarak mütevazı bir cevaptır. Hukuki değil, ama gözleme dayanan, rasyonel, ve bir kişinin düşüncesi olması itibariyle hem mecbur olarak bir miktar sübjektif, hem de başkalarının önemsemek zorunda olmadıkları bir cevaptır. Yine de cevabımı vereyim. Peki neden bu soruya bir cevap vermek istiyorum? İki sebepten. Birincisi, yazının başlığındaki soruyu önemsiyorum. İkincisi içim dışım bir olsun istiyorum. Başkaları benim düşüncemi duymayı önemsiz görse de, ben kendi düşüncemi açıklamayı önemsiyorum. 

Bu kadar uzattığım için bir yanlış anlaşılma olmasın. Yazının başlığındaki soru konusunda kafam gayet net ve bu netliğe uzun süre önce ulaştım ve son 2-3 senedir bu soru hakkında çok bir şüphem yok. Tabii ki yeni veriler gelince eski düşünceler değişebilir. Ama bu durumda sonradan ortaya çıkan veriler de ulaştığım sonucun doğru olma ihtimalini sadece arttırdı. Yazımın bundan sonraki kısmının baş taraflarında herkesin bildiği veriler ışığında ulaştığım sonucu ve bunun sebeplerini açıklayacağım. En sonunda ise kişisel olarak bana ulaşan bir kısım verilerin söylediği daha detaylı kısımları açıklayacağım.

Bu uzun mukaddimeden sonra gelelim bu yazının başlığı da olan sorunun cevabına. The cemaat 15 Temmuz’un neresinde? Bence ortasında. Tam ortasında. Tabii ki ortasında dediğim the cemaat diye adlandırdığım Gülen cemaatinin tamamı değil, onların askeri hususi hizmetlerinin bir kısmı ve onları yöneten cemaatin yönetici kadrosunun bir kısmı. Peki neden onlar ortasında? Birincisi, bence bu darbe girişimi the cemaatin iddia ettiği gibi bir tiyatro değil. Tiyatro olması için onca paşanın, subayın müebbet alacaklarını bile bile kendilerini yakmaları lazım. Bu mümkün değil. İkinci olarak ve dolayısıyla bu kalkışmanın ortasında olan birileri olmak zorunda. Bu kalkışmanın ortasında kim olabilir? Bu soruya cevap vermek için üç şeye bakılabilir. Birincisi böyle bir darbenin başarılı olmasını kim ister? İkincisi, böyle bir işe teşebbüs etmeye kimin gücü ve kapasitesi vardır? Üçüncüsü, bu kalkışmada suçüstü kimler yakalanmıştır? 

Bu üç sorunun üçü de en muhtemel cevap olarak Gülen grubunu veriyor. Açayım. İlk soruya dair: Gülen grubu mevcut iktidarın, mevcut iktidar Gülen grubunun en büyük düşmanıydı o konjonktürde. Dolayısıyla darbe ile Erdoğan ve AKP’den kurtulmak en çok Gülen grubunun işine geliyordu (buraya ek olarak Emre Uslu’nun Temmuz’da biletimi alın tweetlerini, Tuncay Opçin’in “yatakta basıp, şafakta asarlar” tweetlerini, Osman Özsoy’un televizyondaki “Profesör olacağıma keşke bir albay olsaydım, daha fazla hizmet ederdim” sözünü ekleyebilirsiniz.) İkinci soruya dair: TSK içinde değişik grupların olduğu hepimizin malumu. Gülenistler haricindeki neredeyse herkesin kabul ettiği bir diğer gerçek de şu ki: orgeneral, korgeneral ve tümgeneral rütbeleri haricindeki (yani tuğgeneral ve altı) tüm rütbelerdeki en güçlü ve kalabalık grup Gülen grubu. Tümgeneraller içinde bir miktar yapılanmaları da mevcut gibi görünüyor (önemli olarak pilotlar arasındaki güçlü yapılanmaları da biliniyor.) Orgeneral ve korgeneralleri de bir şekilde ikna edebilirlerse (veya zamanında devşirebildilerse) başarılı bir darbe için ellerinde her şey var, ve diğer grupların hiç birisinin onlara benzer gücü ve kapasitesi yok. Üçüncü soruya dair: tabii ki bir askerin hangi gruptan olduğunun ispatı hiç kolay bir şey değil, ama Gülen grubu dünyada muhtemelen eşi benzeri görülmemiş bir şeyi yapmayı başardı. Darbenin ana üssünde sivil adamlarını yakalattılar! Bu konuyu aşağıdaki paragrafta açacağım. Ondan önce bu paragrafı şu şekilde kapatalım: Gülen grubunun bir kısmı 15 Temmuz’un ortasındaydı çünkü bu suça motivasyon, kabiliyet ve parmak izi bakımından tam olarak uyuyorlardı.

15 Temmuz kalkışmasının ana aktörleri the cemaat kripto askerlerinin ve hususi imamlarının bir kısmı olarak görünüyor. Bunu anlayabilmek için Akıncı’dan çıkan 5 sivile bakmak yeterli. Başka bir şeye bakmaya lüzum yok. Biliyorsunuz Akıncı üssü darbenin ana üssüydü ve oradan 5 tane sivil çıktı, bunlardan Adil Öksüz ortalıktan kayboldu; Kemal Batmaz, Harun Biniş, Nurettin Oruç ve Hakan Çiçek hala tutuklu olarak yargılanıyor. Bu 5 kişinin de cemaat bağlantıları aşikar, cemaatle alakadar oldukları konusunda hiç bir şüphe yok (isterseniz Kamil Maman ve İsmail Sezgin’in bu sivilleri teker teker incelediği videoları izleyebilirsiniz, ilk bölüm için link). Yine biliyorsunuz Adil Öksüz ve Kemal Batmaz 11 Temmuz 2016’da aynı uçakla Amerika’ya gidiyorlar, 13 Temmuz 2016’da aynı uçakla Amerika’dan dönüyorlar ve Atatürk havalimanında beraber dolaşıyorlar. Bu iki cemaat hususi abisinin darbe teşebbüsünden iki gün önce gelecek şekilde Amerikaya 1-2 günlüğüne gidiyor olmalarının akla hakaret etmeyecek tek açıklaması Gülen ile görüşmeye gidiyor olmalarıdır. The cemaatin arkasına sığınabileceği tek sığınak Adil Öksüz MİT ajanıydı şüphesidir (ki bu benim ihtimal vermediğim bir şüphedir, çünkü Öksüz’ün yılların mollası olduğu biliniyor, mesela Abdullah Aymaz bunu itiraf ediyor; Gülen de insanların aklıyla alay edercesine tanımadığını söylüyor, demek ki bir şeyleri gizliyor), ama hadi öyle olsun. Kemal Batmaz da mı ajan? Öksüz’ü kaçırdılar da Batmaz’ı neden kaçırmadılar? Batmaz madem neden anlatmıyor 11-13 Temmuz Amerika seyahatinde olanları, insanların aklıyla dalga geçmeden?

Kısacası (belki de 4 kuvvet komutanlığının ve TSK genelinin baş abileri olan) bu 5 hususi imam o gece Akıncı’da cemaatten askerleri koordine etmek için bulunuyordu. Gülen cemaatini azıcık tanıyan birisi bilir ki bunu Gülen’den izin veya direktif almadan yapmaları mümkün değildi. TSK içindeki en kalabalık ve güçlü grubun Gülen grubu olduğundan üstte bahsettik. Ama problem şurada, bu askerler birbirlerini bilmiyorlar (en azından cemaatin hususi yapısıyla alakalı bugüne kadar öğrenebildiklerimizden çıkarımım bu şekilde.) Bunlardan 3-4 tanesini bilen bir imam var, o imamlardan 3-4 tanesini bilen (dolayısıyla askerlerden 9-16 tanesini bilen) başka bir imam var, onun da bir imamı var, vesaire; bunların hepsini beraber bilebilecek tek kişiler ise işte bu kuvvet komutanlıklarının hususi abileri, Akıncı’dakiler; ya bildiniz işte Çiçek, Oruç, Biniş, Batmaz ve Öksüz. O yüzden ordalar, koordine etmek için ordalar; ama beceremiyorlar, işler karışıyor; sonra kendilerini tarla bakarken buluyorlar! Daha başka bir sürü delilden daha bahsedebiliriz (askerlerden itirafçı olanların itirafları, Türksat binasına yayın kesmeye gelen cemaatçiler, tankın içinden çıkan muhreç komiser Mithat Aynacı vs.) ama zaten o işi Yıldıray Oğur ve Ceren Kenar yapmışlar (link), benim tekrar etmemin manası yok.

Olay şöyle olmuş gözüküyor. The cemaat darbe planları yapıyor. Tabii ki darbe planı dediğin çok gizli bir şekilde yapılmak zorunda, özellikle üst komutanlara çok doğru zamanlarda sorulmak zorunda. Herkese ne zaman söyleneceği çok kritik bir şekilde belirlenmek zorunda. Muhtemelen darbe hazırlıkları sırasında Akar dahil komutanları ikna edebileceklerini düşünüyorlar (belki de Akar bu şekilde onları yanıltıyor öncesinde). Sonra bir şeyler aceleye geliyor, belki öne çekilen darbe gününden dolayı bazı komutanlara ulaşamıyorlar, belki son anda geri çekilen veya kabul etmeyen komutanlar oluyor. Hasılı 15 Temmuz akşamı baştan çok zayıf olarak başlıyor darbe teşebbüsü, ama madem başladık şansımızı deneyelim diyorlar ve başarısız oluyorlar.

Peki 15 Temmuz’a dair söyleyebileceklerim bu kadar mı? Değil. Çünkü 15 Temmuz’a dair aydınlanmayan ve kafa karıştıran çok şeyler de var. En basitinden 14 Temmuz’da Akar ve Fidan’ın görüşmesi var mesela. Burada yaklaşmakta olan bir darbe teşebbüsü konuşulmuş olabilir. Daha karmaşık olarak gazeteci Müyesser Yıldız’ın yazıları var, mesela “Darbenin Saati Gece Üç müydü?” yazısı var (link). Abidin Ünal'ın askeri öğrenciler için “çocukları yormayalım, bu gece yorulacaklar” demesi ve sonra İstanbul'a göndermesi, Erdoğan’ın darbe teşebbüsünü nasıl öğrendiğine dair değişik ve değişen saatler vermesi, darbeyi araştıran güzel bir komisyon kurulmaması gibi durumlar 15 Temmuz hakkında hükümetin söyleminin de çok itimat edememize sebep oluyor. Ve bu tip durumlar bir “kontrollü darbe” olabilir dedirtiyor. Kontrollü darbe bir ihtimal. Bir diğer ihtimal de şu: 15 Temmuz the cemaate karşı bir tuzak değil, karşılıklı bir mücadele veya satranç gibi stratejik bir oyunun son hamleleridir; cemaatin darbe yapma ihtimalini ve hazırlıklarını gören iktidar onlardan daha iyi hazırlık yapmış ve kalkışma başlar başlamaz bu stratejik oyunu kazandıracak öldürücü hamleleri oynamış; the cemaati mat etmiştir.

Bu iki ihtimalde sabit olan the cemaatin bir kısmının darbe planlarını ya kendi başlarına, ya da başka gruplarla beraber yapmış ve uygulamaya geçirmiş olmalarıdır. Dolayısıyla 15 Temmuz’un ortasında onlar vardır. 250 kişinin ölümünde, 2000’den fazla kişinin yaralanmalarında sorumlulukları vardır. Eğer kontrollü darbe doğru değilse, yani iktidar darbeden haber almadıysa veya haber aldıkları zaman başlamadan bitirebilmeleri için çok geç olduysa (bu iktidarın bizim inanmamızı istediği ihtimal,) 15 Temmuz Gülen-Erdoğan satranç oyunun Erdoğan’ın Gülen’i mat ettiği son hamlesidir. Ama eğer kontrollü darbe doğruysa, yani iktidar darbenin gelmekte olduğunu gördüğü ve buna başlamadan engel olabileceği halde sırf Gülen grubunu tuzağa çekebilmek için göz yumduysa o zaman bu satranç oyununda muktedirler hile yapmışlardır; ölüm ve yaralanmalarda onların da payı vardır. Ben bu iki ihtimalden hangisi oldu tam olarak bilemiyorum. Burada bırakıyorum.

Buraya kadar anlattıklarım benim genel verilerden yola çıkarak ortaya koyabildiğim en muhtemel açıklama. Gelelim bana özel gelen bilgilere. Öncelikle bu bilgiler nereden geliyor? Twitter’da bana dm’den ulaşanlardan geliyor (bir kısmıyla whatsapp üzerinden yazışma-konuşmalarımız da oldu). Bunların arasında bir kısmı itirafçı olmuş, bir kısmı the cemaatle alakasını belli bir süre önce kesmiş, bir kısmı yurt dışına kaçabilmiş asker ve emniyet mensupları var. Bu kişiler elbette ki bana gerçek isimlerini söylemiyorlar (ve bu kişilerin gerçekten söyledikleri insanlar olduklarına ve söylediklerinin doğru olduğuna kesin olarak emin olamam; yine de elimden geldiğince ölçüp tartıyorum) ve bu söylediklerini bir yazıya da dökmek istemiyorlar ama bana anlattıkları şeyler hep yukarıda bahsettiğim teorileri doğruluyor. Mesela bir komiser onlara abilerden veya diğer cemaat mensubu amirlerden darbeye direnmemelerine dair mesaj geldiğini söylüyor. Mesela cemaatten daha önce ayrılmış,15 Temmuz’a iştirak etmemiş, Ankara dışındaki bir pilot subay, darbeci pilotların cemaatten olduğunu bildiğini söylüyor. Cemaatin hava kuvvetlerinde, özellikle pilotlar arasında çok güçlü olduğunu, bazı devrelerin (mobbing ile cemaatçi olmayanları atıp yerlerine cemaatçilerin gelmesiyle) neredeyse silme cemaatçi olduğunu söylüyor. 

Mesela 15 Temmuz’a iştirak edip yurt dışında bulunduğunu söyleyen bir subay Ankara dışındakilerin darbeden 3-4 gün önce haberdar olduğunu, ancak mahiyet ve ayrıntılı plana vakıf olunmadığını söylüyor. Şöyle devam ediyor: “Akar başında olacak dendi, darbe fikrine karşı olduğumuzu ifade etsek de talimatın büyük yerden geldiği ve cemaat için köprüden önceki son çıkış olduğu söylendi. Deşifre olmaması için son ana kadar bir terör saldırısına hazırlık olarak planlandı, çok güvenilen kritik personel haricinde ayrıntı kimseye verilmedi. Fakat ilk etapta kışlalarda kalarak faaliyete iştirak edecek olan personelin büyük kısmı cemaatten seçildi. Ancak bunlar darbeden son anda haberdar oldu. Faaliyet Erdoğan’ın tutuklanması ve televizyon ile cep telefonlarının susturulması ile gece 3’te başlayacaktı. Deşifre olunca erkene alındı. İlerleyen saatlerde televizyonlar susmayınca cemaatin intihar ettiğini anladım.” Aynı subaya cemaat 15 Temmuz’da neden tüm askerlerini birden kullanmadı diye sorduğumda aldığım cevap şu oldu: “Temel neden hazırlık süresi azdı, deşifre olmasın diye Ankara dışındakilere son ana kadar haber verilmedi, kritik personel haricindekiler izinden geri çağrılmadı. Tarih 22 Temmuz olacaktı, Erdoğan tasfiye konusunda hızlı hareket edince erkene alındı, tam planlama yapılamadı.”

Faaliyette Ankara'da olan bir askerin anlattıkları ise özetle şöyle; “Faaliyet deşifre olunca Akıncı üssünde üst rütbeliler aralarında tartışıyorlar, faaliyeti iptal edelim diye, ancak havacılar yapalım diye ısrar ediyorlar, neticede ABD ile telefonla görüşülüyor, Gülen’e durum anlatılıyor (o anda cuma namazı kılıyor, namazı bozdurun çok önemli filan gibi basına yansıyan şeyler doğru). Gülen faaliyetin yapılması talimatını veriyor. Faaliyetin sonlandırılmasına ve askerlerin teslim olması veya kaçmasına kim karar verdi onu bilmiyorum. Orası net değil, ancak ertesi gün saat 9-10 civarında Kemal Batmaz ve Hakan Evrim’in ‘tüm uçaklar havada kalmaya devam edecek, faaliyet devam ediyor’ tarzında emirleri oluyor, burada da Gülen’den talimat aldıklarını düşünüyorum. Gerisi malum biliyorsunuz.” 

Tabii ki bu en son bahsettiklerim doğruluklarına tam olarak emin olamayacağım bilgiler. Dolayısıyla bunları bir delil olarak değil; bir yan bilgi, belki şüphe ile yaklaşılması gereken bilgi olarak ekliyorum.

Uzun bir yazı oldu. Bitireyim. Yani kısacası sevgili the cemaat mensupları, hocanız ve abileriniz 15 Temmuz’un tam ortasında görünüyor. En azından ben bulunduğum yerden öyle görüyorum. Umarım siz de bir gün anlarsınız bunu.

Selamlar,

-İsa Hafalır                                                   Twitter: @isaemin

-------------------------------------------------------------------------------------------
Sorumluluk reddi: MFP blogda yazılan tüm yazılar yazarların şahsi
görüşleridir, MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini ifade etmez.
--------------------------------------------------------------------------------------------

32 yorum:

  1. Bir çok soru işaretine cevap veren derli toplu bir açıklama-senaryo olmuş.
    Ne kadar isabetli zaman gösterecek.

    YanıtlayınSil
  2. Tiyatrodan ne anladığımızla alakalı olarak bu olaya tiyatro diyebiliriz. Buna izin verildiğini düşünüyorum. Karşı koymanın anlamı yoktu. Artık bu yapıdan kurtulunmalıydı ve geri gelmemek üzere kurtulunmalıydı. Bunun sebebi cemaatin çok güzel okullar açıp, çok büyük işler yapıp Allah'ın çok sevdiği işleri yapıyor olması değildi. Bizim bilmediğimiz ama siyasi iktidarın veya devletin diğer örgütlerinin istemediği nice eylemi TSK ve Jandarma operasyonu adı altında cemaatin imamları yaptırmış olabilir.

    Örneğin siz siyasi iktidardaki bir bakan veya Devlet Planlama Teşkilatındaki veya MİT'te yöneticisiniz, gidip devletin gelecek için politikalarını belirleyecek değişikliklere gideceksiniz. Hep beraber komutanlar oturuyorsunuz ama komutanlarla anlaşamıyorsunuz? Komutanlar söylediklerinizi kabul etmiyor veya kabul ediyorlar ama beklemedikleri şeyler oluyor alt tarafta. Araştırdığınızda bu insanların aslında akıl yoluyla değilde imamlar tarafından yönlendirildiklerini öğreniyorsunuz. Bunları tutuklasanız Atatürkçü, Milliyetçi subaylar tutuklandı diye yaygara koparacaklar biliyorsunuz. Ayrıca tutuklasanız belkide ülkenin çeşitli yerlerinde "pakraduni"lere "iran ajanları"na karşı bombalar patlatacak kafayı yemiş kişiler var. Mesela şu ses kaydı doğru mu gerçek mi bilmiyorum ama https://www.youtube.com/watch?v=WyaIVQ7Goi8 mantıklı şekilde böyle bir uyarı gittiğine inanıyorum.


    Anlaşılan cemaat bizim sandığımızdan daha üst konumlara yıllardır çökmüş durumdaydı. Artık hangi konumlardır siz düşünün orasını. Ben üsteğmen, yarbay, pilot seviyesinde kaldıklarına inanmıyorum. Kesinlikle ama kesinlikle en üst konumlardaydılar.

    Biliyorsunuz bu cemaat çok sinsi bir cemaat. Yıllarca halkın, siyasilerin gözü önünde faaliyetlerine devam etti. Askeri okullardaki mobbinglerden herkesin haberi var. Cemaat kendini öyle masum lanse etti ki hala daha bu olanlardan sonra videolarda kendilerini bile tanımayanlar var.

    Benim cemaatle iltisaklı tanıdıklarım var, yakınları asker olan ve cezaevindeler. Halen daha bizim abimiz,babamız,amcamız darbeye katılanlardan değilmiş, direnenlerdenmiş vs diyorlar. Hepsine bu öğretilmiş ve bu söyleniyor. Cemaatle iltisaklı olduklarını bildiğim halde cemaatle alakalı olmadıklarını söylüyorlar. Yav başkasına söyle bana söyleme bari.

    Tuhaf birşey var ortada. Cemaatle bağlantılı olarak askeri okullara girenler artık kendilerini cemaatçi olarak görmüyorlar. Cemaatçi değilseniz cemaatçiler sizi neden oralara soktu? Cemaatçi değilseniz bile demek ki cemaatin istediği kafa yapısında birisiniz. Bu insanlarla mücadele yöntemi nedir? Hiçbir yöntem yok. Gerçekten ortada OHAL var :)


    Devletide süper birşey zannetmemek lazım. Örneğin Suriye savaşı ses kaydı var ortada. Bakıyoruz ses kaydında herkes 4 adam 8 füzeye odaklandı ama baya bu devletin adamları savaşa girmek istiyorlar ve neden savaşa girmeleri gerektiği konusunda kimsenin bir fikri yok.

    Ahmet Davutoğlu hele en çok saçmalayan adam. Saçmalayıp saçmalayıp sonrasında uydurma cümleler kuruyor. Ben demokrasi devlet adamlığı gereği kendi kanadıma bakarım gibi birşey saçmalıyor. Onun kanadı ney acaba? Cemaat mi? Off the Record gitmiş ABD dışişleriyle görüşmüşte dostane görüşme yapmışlarda işte sözde ABD dış işleri bizim küçük enişteyi çok sallıyor ya dostane görüşme yapıyor soruyormuş ne zaman gireceksiniz siz Suriye'ye diye.

    Baya ABD baskısıyla Suriye'ye girmek istiyorlar. Bence orada 4 adam gönderip 8 füze attırmak en basit birşeydi. Ben olsam orda Ahmet Davutoğlu'na s..tir git lan burdan aptal mısın sen diye kovardım ama demek ki Kanadı güçlü.

    Cemaat çok çok çok güçlüydü, belki halen güçlü.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. okadar güçlüydü madem kendi kendisine mi darbe yaptı?

      Sil
    2. Kopuş noktası RTE'nin TV'de bunu yapaniın Paralel Yapı olduğunu söylemesi oldu. Artık darbeciler Türkiyeyi yönetecek psikolojik gücü kaybetmişti.

      Görüldüğü üzere darbe bildirisinin hiçbir yerinde "biz veya bir kısmımız FG'ye bağlıyız" diye bir söz geçmiyor. Çünkü darbeyi Atatürkçüler yaptı olarak geçecekti.

      Sil
    3. o ses kaydı uydurma. Davutoğlunun benim kanadım dediği Dış işleri bakanlığı

      orada bir kriz olmuş savunma bakanından şikayetçiler. TSK içinde sorun var diyor, FETÖ operasyonları galiba sorun, asker operasyon yapmak istemiyor yarın bize fetöcü diyecekler diye. Davutoğlu büyükelçi örneğini veriyor orda.

      Sil
    4. İlk önce uydurma diyorsun sonra açıklamaya dahası Davutoğlu'nu savunmaya girişiyorsun.

      Kriz olduğu kesin zaten devletin birimlerinin işlemediğini kendileri söylüyor.

      Benim kanadım dediği FETÖ ve Suleymanci kanat. Bakanlıktan kanat diye bahsedilmez. Sen adalet ve kalkınma partisi'nin bakanısın zaten. Salak salak ben herşeyi yapıyorum, nota veriyorum diye saçmalıyor. Uluslarası hukukta durumumuzu koruyacak hamleleri kendince bulmaya calisiyor. ABD den gelen emirler dogrultusunda girilmesini istiyor ama bunun sorumlulugu altina girmekte istemiyor. Savaş bu sonuçta ne olacagi bilinmez.

      Davutoğlu dahil yargılanacak. Yargılanmaktan kurtulmak için siyasi parti kurdu veya kendini muhalif parti kurduk diye bizi susturuyorlar diye savunacak. Salak değiliz anlıyoruz.

      Ama hiç kimse Davutoğlu'nu ve kanadini kurtaramaz. Boş uğraş. O ses kaydinin kendisi zaten davutoğlunu yargiliyor.





      Sil
    5. Uydurma dediğim, gülen - fidan ses kaydının linkini atmışsın o.

      o ses kaydında hepsi saçmalıyor davutoglu değil sadece. benim kanadım dediği de dış işleri. salak mı adam fetö den benim kanadım diye bahsedecek. kriz olmuş orda yaşar güler 4 bakanlık birleşsin başbakana gidip bu işi çözün diyor. davutoglu biz bakanlık olarak kendimize düşeni yapıyoruz diyor, biz kordine işini yapamayız diyor. abd emir aldığı falan da yok, ışid türkiye saldırıp biz karşılık vermezsek sonra abd'den ışida karşı bir şeyler yapmasını istemeye yüzümüz olmaz diyor, nasıl dinliyorsun anlamadım

      Sil
  3. Elinize sağlık. Yazıyı okuyunca gözüm bazı detayları aradı.
    -15 Temmuzdan bir hafta önce, sanırım 8 temmuz cuma tarihli "heraklit" hutbesi. Görmek isteyene çok şey söyleyen bir kanıt.
    -Darbe esnasında, hatta hemen arkasında , muhtemelen başarısızlığın verdiği şokla, bırakın reddetmeyi, açıklama bile yapılmadı. Nitekim darbenin üstünden 4 yıl geçmiş fetonun 15 Temmuzla ilgili resmi görüşü nedir belli değil. Fetoculerin arasındaki standard kabul olan "adil öksüz ajandı " önermesini bile teyit etmediklerini gözden kaçırmamak lazım. Hâlâ olan bitene ( sağda solda birilerinin kişisel yorumlarını değil)cemaatin kurumsal olarak nasıl yaklaştığını bilmiyoruz. Çünkü böyle bir açıklama yapılmadı. Neden!!
    - Türk ve dünya darbeler tarihini az çok takip eden herkes bilirki, Türkiye gibi stratejik öneme sahip bir nato ülkesinde "birilerinden" habersiz ve desteksiz darbe yapılamaz. O birileri pentagondan 15 temmuzun hemen oncesi yapılan "akinci air base" sorgulamalarını google trends'ten kaldırtan birileri olabilirmi! Yine o birileri erdoğanın uçağı havadayken strafor üzerinden konum paylaşanlar olabilirmi? Yine o birileri M. Rubin'e 21 Martta "turkiyede darbe olabilirmi" diye yazı yazdiranlar olabilirmi? Kısaca darbede Abd nin rolü hiç deginilmemeyi hak edecek kadar kucuk ve önemsizmi. Darbe sonrasında o kadar kanıta rağmen fetoye hiç bir şey yapmayan Abd.. İlişkilere bakarsak kanıtın şahı gibi durmuyormu!

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Terten okuyunca da Alman meclisi niye 15 Temmuz hakkında gizli oturum yaptı. Almanya, Rusya, ABD 15 Temmuz gerçeğini biliyorsa bunu Erdoğan'a şantaj yapmak için kullandılar mı?

      ABD en başta oyun mu la bu noluyor demişti. Haksız değil, kontrollü darbe oluyordu ülkede. Fetöcülerin planı üzerinden kontrollü darbe planı yazılmış, hepsi salak gibi darbe yaptığını sanıyordu sadece. Bunu planı bilen diğer ülkeler Erdoğan'a ne şantaj yaptılar? Yoksa Erdoğan ABD'ye de donunu ters giydirdi, onlar da bu işin içindeydi, onlar da ava giden avlandı gibi bir durum olduğunu sanmıyorum çünkü Hulusi Akar da Erdoğan'ın yanında. ABD Mısır'daki darbeyi de isteksiz destekledi. Suudiler darbeyi yaptı iş işten geçince abd çıkıp yeni hükümete destek verdi.

      Sil
  4. Olayın kilidi Hulusi, umarım sırlarıyla beraber mezara girmez. FG, kendisi bir röportajda Hulusi Akarın bir darbe hazırlığında olduğu kulağıma gelmişti dedi, aslında bu bile çok şey anlatıyor...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hulusi'yi kahtani görüyorlardı. Albaylığından beri takip etmişler. Kod ismi bile var müstear isim yani. Faruk Mercan'ı makamında karşılayıp adam arkanızdayız diyor düşün. Faruk Mercan darbeden önce Hulusi gibi müthiş biri genel kurmay başkanı diye övünüyor. Erdoğan'dan belki korkmamalarının en büyük nedeni Hulusi. Kahtani olarak görüyorlar onu. Darbe yapıp İslam rejimini getirecek kişi ve kemalizm yıkan islamın son kalesini tekrar dindarlara bıracak Kahtani, ondan sonrada mehdi gelecek vb. şeylere inanıyorlar. Said Nursi'nin en büyük talebesinin isminin de Hulusi olması önemli, paralellik kurmuşlar.

      Hulusi de bunları satmış işte. Abidin Ünal da satmış. Kendi düşen ağlamaz, çıksın Akıncıdakiler itiraf etsin, biz darbeciydik ama valla bu Hulusi de öyleydi tuzağa düştük diye. Gene müebbet yatarlar bir şey değişmez.

      Gerçekler ortaya çıksa, bu Gülen ve ilahiyatçılar ne kadar geri zekalıymış hakketen Kemalistlerin dediği gibi atlet koklamaktan beyinleri uyuşmuş. Bu adamlar mı bu ülkede bu kadar etkili oldu şaka gibi dersin. Hulusi ve Abidin'e boşa sövmüyorlar sürekli. Diğer isim de cihat yaycı, o da eski cemaatçi. Darbe gibi işlere girişiyorsan, hatta dur kumpas soru çalma kadrolaşma gibi işlere girişim bu devleti yönetmeye talip oluyorsan bu kadar salak olmayacaksın. 15 Temmuz'dan kaç hafta ya da kaç ay sonra olta geldiklerini anladılar acaba. Gülen 1 yıl sonra dedi hulusi akar darbe hazırlığındaydı diye. mahkemede akın öztürk falan hala hulusi'yi koruyordu. Hulusi bizi satmaz elbette bizi kurtarır bu delikten diye inanıyorlardı galiba. Aynı inanış Süleyman Soylu için de var, o da eski cemaatçi, o da belki ayıya dayı diyordur biraz gücü elde edince masum insanlara falan operasyon yapmaz inanışı.

      Sil
  5. Peki, sizle iletişime geçenlerden, CIA ile ilgili birşey duydunuz mu?

    Yıldıray Oğur'a (muhtemelen MİT tarafından) yazdırılan yazıların birinde https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yildiray-ogur/592764.aspx
    birçok üst düzey ABD'linin bu darbe planından haberdar olduğu mesajı var.

    Cengiz Çandar, Mort Abramowitz, Eric Edelman, Michael Rubin gibi isimler, Henri Barkey ile Türkiye konusunda sık sık ortak makale yazan isimler. Eski MİT'çi Mehmet Eymür de Ferhat Ünlü ile yaptığı bir TV programında bu işlerin arkasında Henri Barkey'in kankası CIA'ci Graham Fuller olduğunu söylüyor.
    https://www.youtube.com/watch?v=q4aim2LR1GE

    Mehmet Eymür'ün CIA ile yakın ilişkileri olduğu ve 2016'ya kadar kendi sitesinde (atin.org) The Cemaat'in kara propagandasını yaptığını
    https://www.atin.org/detail.asp?cmd=articledetail&articleid=528
    görmek zor değil.

    Bana CIA'in de darbeden haberi varmış ve CIA de en azından darbenin yapılması için onay vermiş gibi geliyor.

    Hatta Graham Fuller ve Mehmet Eymür gibi isimlerin eski yazdıklarına bakınca ve çeşitli ülkelerde açılan The Cemaat okulları düşünülünce, CIA ile The Cemaat çok uzun bir süredir beraber çalışıyormuş gibi geliyor.

    Sizin bu konudaki düşünceniz nedir?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Super..
      Bunların üstüne Fetocu hakim savcı kupasıyla gözaltına alınıp yargılaması başlamadan hemen önce infaz edilen Kasif Kozinoglunun orta asyadaki okullarda feto-cia işbirliği hakkında yazdıklarını düşününce abd nin talimatıyla sadece darbe yapan değil, istihbaratçı infaz eden bir örgütle karşı karşıya olduğumuz anlaşılıyor.

      Sil
    2. Niye infaz etsinler Kozinoğlunu, FETÖcülere sorunca da Hasan Atilla uğur öldürdü onu itirafçı olmasın diye diyorlar. O kadar Ergenekon sanığı var, Kozinoğlu Mit'in Afganistan sorumlusu, orada okullara zorluk çıkarmış, bu adamlar okul açtırtmayın demiş. Adamı bu yüzden tutukladılar. Niye öldürsün onca adam var hiçbirini öldürmüyor onu öldürsün. Kalp krizi geçiriyor adam, koğuşta tek değil, hasan atilla uğur var yanında. Nasıl öldürcen neresine ne enjekte edecen koğuş arkadaşı görmeden, ayrıca öldürdün diyelim bugün neden davası açılmıyor.

      Sil
    3. Graham Fuller emekli oldu önemsiz biri. Bunu ben değil, eski abd büyükelçisi mi diyordu.

      Eymür ise fethat ünlü kanalına çıkıyor. ferhat ünlü sabah'ın yandaş yazarı mitten aldığı bilgiler ile yazar. Eymür ile program yapıyor adam, eymürü tutuklayan falan yok, ona sormak lazım eymür ile niye program yapıyorsun diye.

      Sil
    4. Niyemi infaz etsinler?? Bunun cevabı kozinoglunun el yazısı ile yazdığı mektuplarda. Feto- cia işbirliğini ortaya koyan ve muhtemelen çok şey bilen istihbaratçı ile diğer sanıkları bir tutmamislar demekki. Birlikte ayni kogusta kalmayı kabul ettiği silah arkadaşı olan mahkumun öldürme ihtimali ile taa Afganistanda işlerine çomak soktuğu için bin bir dalavere ile tutuklatan örgütün öldürme ihtimalini aynı görmek için safdil bir şakirt olmak gerek. Niyemi dava açılmıyor olabilir. Üzerinden yıllar geçmiş ve kanıt olabilecek hiç bir şey birakilmamışsa ortada kime,nasıl, neye dayanarak dava açacaksın.

      Sil
    5. Kaşif Kozinoğlu'nu The Cemaat'in öldürdüğünü gösteren pek bir kanıt yok. The Cemaat öldürecek olsa, Nurettin Veren, Kemalettin Özdemir vb gibi The Cemaat'in tüm yapısını bilen muhaliflerini öldürürdü sanki.

      The Cemaat, düşman gördüklerini genelde yalan ve iftiralarla (ve özel hayat kasetleriyle) itibarsızlaştırıp, polis ve yargıdaki adamlarıyla hapse attırırdı. Bu kişileri TV'ye çıkaranları ve kitaplarını basanları da polis, yargı, vergi dairesi vb üzerinden tehdit eder ve dinlemiyorlarsa operasyon yapıp hapse atardı. Darbe hariç The Cemaat'in düşmanlarını öldürdüğüne dair bir kanıt yok. Darbe'de de düşmanlarından ziyade sokağa çıkan insanları öldürdü. Öldürmek istese, yaverler, muhafız alayları vs aracılığı ile çok rahat RTE'yi bile öldürebilirdi.

      Graham Fuller CIA'de ne kadar etkili biri bilmiyorum. Tek bildiğim, Mehmet Eymür'ün, Ferhat Ünlü'ye, CIA'de bu planları yapan kişinin Graham Fuller olduğunu söylemesi. Youtube'da videosu var.

      Mehmet Eymür'ün CIA ile yakın ilişkisi olduğu ve 2016'ya kadar kendi sitesi atin.org'da The Cemaat'in kara propagandasını yaptığı açık. Sitesine koyduğu yazıların kaynağı da The Cemaat gibi. Tahminim, CIA ve The Cemaat hakkında, bizim bilmediğimiz bir çok şey de biliyordur. O yüzden CIA'de bu işleri planlayan Graham Fuller diyorsa, dikkate almak lazım diye düşünüyorum.

      Sil
    6. Mehmet Eymür adil öksüz mit ajanıdır angaje belgesi de budur olayına balıklama atlamıştı. Bir istihbaratçı bu kadar saf mı olur? Ya da istihbaratçı olduğunu için mi belgeyi gerçek sandı bilmiyorum. Geçen bir tane mit sivil imamı o bölgeyi ben hazırladım dedi ama adam 7 aydır kayıptı ne kadar güvenilir bilmem.

      Ama Adil Öksüz mit ajanı olması saçma, eymür buna niye atladı dersen adam bunamış geldi. Atin org incelemedim.

      Gülen çetesinin suçlandığı cinayetler var: Karlov suikasti, haydar meriç, hablemitoğlu, danıştay cinayeti, dink cinayeti, muhsin yazıcıoğlu. Derin devletin yaptığı iddia edilen yada faili meçhul kalmış her şeyden gülen çetesi suçlanıyor çünkü asıl derin devlet sizmişsiniz bu ne adamlar tüm ülkeyi ele geçirmiş modu oluştu 15 temmuz'dan sonra, haksız bir mod değil, tsk istihbarat polis her yer cemaatin çıktı.

      Karlov ve haydar meriç biraz daha ciddi bu arada. Dink cinayetinde göz yumma var. Danıştay da ne oldu bilmiyorum. Ülke ülke değil cıa nın eğitim alanı sanki, karlov olayı bile çözülmedi yarım yamalak kaldı öyle

      Sil
  6. "Tiyatro olması için onca paşanın, subayın müebbet alacaklarını bile bile kendilerini yakmaları lazım."

    Buraya kadar okudum ve bukadar sığ düşünen birinin yazısının devamını okumak için vaktimi harcamaktan vaz geçtim.

    sanmıyorum ama belki art niyetten değil de zekan düşünmeye yetmediğinden bu cümleyi kurmuşsundur. o yüzden şunu belirteyim: tiyatro diyenler içerdeki generaller tiyatro yaptı demiyor ki adamlar içeri atılacağını bile isteye tiyatro oyuncusu olsun.
    tiyatro diyenler "oyun yazarlarının oyuncuları sahneye alıp kendilerinin bu işin içinden sıyrıldığını söylüyor".

    Bu kadar sığ düşünerek 15 Temmuzu çözemezsiniz amacınız buysa eğer...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Tiyatro'dan bunu kast ettiklerini bilmen için gidip Gülen'e sorman lazım. Adam tiyatro bu dedi geçti. Senin yaptığın tanım kontrollü darbe veya tuzak tanımı

      Sil
    2. Kime ne anlatıyorsun kardeş, bariz radikal fetocu işte ay'ı ikiye bölsen büyü yaptın der yine inanmaz bunlar, fetoya tapmaya devam eder. Kendi aklınca mantık hatası var algısı yapmaya çalışıyor işte.

      Sil
  7. Bir de şu kısmı var olayın. Fetönün darbe haberi en az Mart 2016'dan beri konuşuluyordu, ekşi sözlükte entry hala duruyor ilke girişler Mart 2016'da yapılmış. Fuat Uğur'un da iki yazısı var Nisan 2016'da yayınlanım, Cemaat'in hususileri Türkiye'ye girdi ve Tavuk Tarda Sayılır diye. Açıkça devletin herşeyden haberi var, hepinizi takip ediyor aman girişmeyin bu işe diyor. Yabancı basında da çıktı benzer iddialar.

    Buradan Fetöcülere bize komplo kuruldu deme şansı kalmıyor zira bu gerçekten komployduysa bile göstere göstere gelmiş demektir ve Cemaatin bizim bu işlerle uzaktan yakından alakamız yoktur böyle bir şey olursa bizden değildir diye yeri göğü inletmek için fazlasıyla zamanı vardı. Ama bunu yapmak yerine Fetönün önde gelen abileri Fetöye ait online kanallarda keşke prof olacağıma albay olsaydım gibi yayınlar yaptılar.

    Fakat buradan hükümete de sorumluluk çıkıyor zira onun da hiç duymadık sürpriz oldu deme şansı yok. Bu olay aylardır biliniyordu. Belki kesin günü duyulmamış olabilir ama onu da 15 Temmuz saat 14'te gelen ihbarla duymuş olmaları gerekir. O noktada bile kışlalardan çıkmayı yasaklamak gibi önlemler alınabilirdi. Muhtemelen Fuat Uğur'un yazısında söylendiği gibi tavukları tarda saymak için kontrollü olarak bıraktılar fetöcüleri. Burada tabi ki asıl suç yine fetönündür ama hükümetin hikayesindeki açık noktaları da bu senaryo açıklıyor ve hükümete de sorumluluk düşüyor 250 kişinin ölmesinde.

    Ama bunların çok önemi yok. Algı gerçektir. Şu noktada hükümetin hikayesini halk satın aldı, fetöcülerin zaten açıklayabilecekleri bir şey yok, olay tümüyle hükümetin tuzağı bile olsa ne diyecekler Erdoğan bizi kandırıp sokağa döktü sonra da topladı mı diyecekler? Erdoğan çıkıp evet yaptım bunları deşifre etmenin başka yöntemi yoktu dese ne diyebilirler? Kandırılarak veya değil, Akar veya MİT'in kandırmasıyla darbe yapmak için sokağa dökülmüşsün bunun bir izahı var mı? Hocandan emin geldiği için veya hocandan emir geldiğini zannetiğin için darbeye teşebbüs etmek farlı suçlar mıdır TCK'ya göre?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Tersinden bize MİT komplo kurdu, Adil Öksüz ajandı diyen hala bu yapıya sempati duyan kişiler, adamın birisi hocamız darbe yapın dedi diyerek kendilerine geldiğinde darbe yapmaya kalkan bu kadar subayın ordu içerisinde bulunmasını nasıl açıklıyor acaba? Niye ordu içerisinde bunca asker hadi lan hocamız öyle şey demez demiyor, hocamız öyle de dese bu demokrasiye uymaz demiyor da ha tamam öyleyse diyerek darbeye girişiyor. Bu neyi affetirmiş olacak? Hadi darbeyi kabul etmediniz bari ortada çok büyük sorunlar olduğunu kabul ederek bu yapıdan uzaklaşın.

      Sil
  8. Fetullah Tayyibe çakacaktı, Tayyip darbeyi fırsata çevirdi o fetullaha çaktı. olay budur. Şakkirtlerin istisnasız hepsi eşşek gibi olayın böyle olduğunu biliyor ama hocaefendilerinin tirandan dayak yemesini yediremediklerinden tiyatro söylemleriyle savaşı devam ettiriyorlar. militanlaştılar haberleri yok andavalların.

    YanıtlayınSil
  9. Bir de fuatavni faktörü var. O güne kadar her şeyi bilen - ya da bildiğini iddia- eden bu fethullahçı hesap ne hikmetse darbeyi (onlara göre Tayyip'in darbesini) bilemiyor, bildirmiyor.
    Yazıda da anlatıldığı üzere cemaat altın vuruşa hazırlanırken çenesini tutamayan veya kendisine fazla güvenerek deşifre olan müntesipleri ve gizemini bilemediğimiz istihbarat oyunları
    marifetiyle kendi kurduğu tuzağın içinde boğuldu.

    YanıtlayınSil
  10. ABD, Türkiyeyi yeniden dizayn ediyor bunun için de soğuk savaş enstrumanlarını 90'lı yıllardan itibaren tasfiyeye soyundu. Bu tasfiye sürecinde de kendi oluşturduğu örgütlenmeleri birbirine karşı kullanıyor, A'yı B'ye kırdırıyor B'yi C'ye, en sonunda da sıra özelde fetullatçı yapılanmaya genelde de tarikatlere geldi. Vuran da sensin vurulan da. Olan ülkeye, vatanımıza oluyor.

    YanıtlayınSil
  11. FETÖ'den ihraç edilmiş bir hakimim. 10-15 yıl önce bunların sohbetlerine katılıp bir daha da görüşmedim. Suçlamadan beraat ettim ve karar kesinleşti. Beni yıllar önce sohbetlere çağıran FETÖ'cü tutuklandıktan sonra benim ismimi verip tahliye oldu, adli mercilere beni kastederek bu da bizdendi demiş. Sonradan herşey anlaşıldı fakat olan benim 3 yılıma oldu. Daha sonra beni ihbar eden FETÖ'cüyü buldum. Hem bana karşı yaptığı yanlışı, hem de siz onbeştemmuz'un neresindesiniz diye sordum. FETÖ'cü bana darbeyi cemaatin yaptığını anlattı. Bu işler ancak böyle olur dedi. Ardından, halkın organize olup kalkışmaya direnmesi nedeniyle vazgeçildiğini, cemaat darbede başarılı olsa bile milleti elinde tutmak için çok kan dökmesi gerektiğini, cemaatin bunu göze alamadığını söyledi.
    Diğer taraftan 15 temmuz gecesi emniyetin karakol amirine, emniyet müdürlüğünden talimat gidiyor. "İlerleyen saatlerde asker sizin karakolunuzu basacak, görev yerinizi terketmeyin ve askere karşı direnin" diye emir veriliyor. Karakol amiri komiser diğer polislerin zırh giyip uzun namlulu silahlarla kuşanmasını ve askere direnmesini engelliyor. Birkaç ay sonra, komiserin dijital meteryallerinde yapılan incelemede, komisere cemaat mahrem abisinden gizli haberleşme programı ile mesaj gönderildiği, o gece askeri kalkışma olacağı ve askere kolaylık gösterilmesi gerekiğine dair emir verildiği anlaşılıyor.
    Bir diğer husus da, Eşimin halasının oğlu FETÖ'cüdür. FETÖ yurtdışı okullarında öğretmenlik yapmaktadır. En son Mısır'daydı, sonradan başka bir Afrika ülkesine gitti. Tüm aile bu kişiye ısrarcı olsa da Fetullah'ın ardından ayrılmayı reddetmektedir. Eşim ve akrabaları FETÖ'cüyü evine dönmesi için ısrarla arasa da, FETÖ'cü darbeyi cemaatin yaptığını kabul etmiş yurda dönerse gün yüzü göremeyeceğini söylemiştir.
    FETÖ'nün bu darbenin göbeğinde olduğuna dair çok sayıda kanıt ve etkin pişmanlıktan yararlanarak ifade verenlerin beyanları var.Onların çoğunu biliyorsunuz. Yukarıda anlattıklarım medyaya düşmemiş ve kimsenin malumatı olmadığı bilgiler olduğu için açıklama gereği duydum. FETÖ'nün ne denli alçak ve hain bir yapılanma olduğunu söylemekten dilimde tüy bitti ve artık kabak tadı vermeye başladı. FETÖ'cüler hala inkarla ve laf kalabalığı yapmakla bu işten sıyrılmaya çalışıyorlar. Artık bıktım yeni şeyler söylemek lazım.
    Fetullah Gülen 17/25 aralıktan sonra beddua etti, 15 temmuzdan sonra neden beddua etmiyor? İş üstünde/suçüstü yakalanması nedeniyle olabilir mi?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Mustafa Bey sizce KHK'lar konusunda ne yapılmalı? Komisyon %10 civarını işine iyade etmiş. Sizin komisyon ile ilgili görüşleriniz nedir? Düzgün çalışıyor mu?

      Sil
    2. Ohal Komisyonu %10 civarında iade kararı verdi. FETÖ'ye irtibat ve İltisak kavramı yasal düzenlemeyle ihraç gerekçesi olduktan sonra Komisyonun da eli kolu bağlı. Ankara 19.20.21.22.24 ve 25 idare mahkemelerinin verdiği iade oranı ise %2 - 3 civarında. Ankara Bölge İdare Mahkemesi şimdiye kadar iade kararı vermedi. Tam tersi iade edilenlerin kararlarını bozdu. Henüz Danıştay'dan çıkmış bir FETÖ ihracı kararı yok. Yargı kararları ne yazıkki pek iç açıcı değil. Benim naçizane önerim yargılama sürecini sonuna kadar takip etmeniz. Gerekirse Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine kadar başvurunuzu devam ettirmeniz.

      Sil
  12. Yukarıda bahsettiğim komiserin dosyasını bizzat biliyorum, evindeki arama kararını, dijital materyallerine elkoyma kararını ben verdim, tutuklanması sürecinde de ben görev aldım. Anlattıklarımın hiçbiri dedikodu değildir. Gözümle görüp kulağımla işittiklerimi söylüyorum. Hepimiz kandırıldık, FETÖ'nün masum bir sivil toplum örgütü, Allah rızası peşinde koşan cemaat olduğuna inandık. Artık bunların ipliği pazara çıktı. Darbeyi cemaat yapmadı diyerek FETÖ güzellemesi yapmayalım. Müslüman; bir yılanın deliğinden bi kez sokulur. FETÖ'nün bizi tekrar be tekrar sokmasına izin vermeyelim, vesselam...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. "Fetullah Gülen 17/25 aralıktan sonra beddua etti, 15 temmuzdan sonra neden beddua etmiyor? İş üstünde/suçüstü yakalanması nedeniyle olabilir mi?"
      Olay budur, çok iyi yakalamışsınız. Avamın hakikatle işi yoktur, avam retorik ister, bu da avama karşı güçlü bir argüman.

      Sil