Header Ads Widget

test banner

Kötülüğün Sistemi


Yapılan iyilik unutulur, iyilik yapan bir gün elbet ölür ancak yok olmayan tek şey iyiliğin kendisidir. 

Kötülük de aynen böyledir. En kötüsü ise kitlelerin yaptığı kötülüklerdir. Bir bireyin kötülüğü belki birçok kişiyi etkileyebilir ama kitlesel kötülükler hayatları yıkar, evleri ocakları söndürür ve bireyselle asla kıyaslanmayacak zararlara sebep olur.

İslamiyette kötülük hareketleri şüphesiz çok eski tarihlere dayanır. Ancak bir tanesine belki de ilk kitlesel kötülük hareketi diyebiliriz. Haricilik…

Aslında olay Hz. Ali ile Hz. Muaviyenin halifelik mücadelesinin en son noktasında başlamıştır. Hz. Ali’ye gelen bir grup bu işin çözümünün hakem ile olabileceğini tavsiye etmiştir. O da bu grubun tavsiyesine uyup hakeme gitmeye karar vermiştir. Bu hakem olayı neredeyse hepimizin ortaokulda bile dinlediği meşhur yüzük hadisesinden başka bir şey değildir. Özetle hakem olayına hile karışmış ve Hz. Ali’nin halifeliği iptal olmuştur. Zaten bizim anlatacağımız konu tam da burada başlıyor. Birkaç gün önce Hz. Ali’ye gelip de hakeme gitmesini tavsiye eden grup tekrar ziyaretine gelmiş. Gelmiş gelmesine ama nasıl bir düşünceyle gelmiş: 

“Ya Ali sen Allahın hükmünü bırakıp hakemin hükmüne uyuyorsun. Allah Kuran’da “La hükme lillah”(Allahtan başka hüküm veren yoktur) der. Bu yüzden dinden çıktın.” diyerek gelmiş.

Hz. Ali şaşkın bakışları içerisinde “siz beni hakeme yönlendirdiniz şimdi de dinden mi çıktığımı iddia ediyorsunuz” demiş. Tabi ki bu cümleye de bir karşılık gelmiş. “Biz yaptığımızı fark edip kelime-i şahadet getirip dine geri döndük sende tövbe edip bizim yaptığımızı yapmazsan seni mürted ilan eder karşında oluruz” demişler. Hz. Ali bunun üzerine onların sapkınlık içerisinde olduğunu belirtip onları huzurundan kovmuş. Kendilerine hariciler diyen bu grup az bir kitle de değil yani. Gitmişler Nehrevan’a yerleşmişler. Bu noktadan sonra başlamışlar kötülük yapmaya. Son derece sapkın ve çarpık bir İslam anlayışı ile kendinden olmayan herkesi cezalandırma girişimlerine geçmişler.

Şüphesiz bardağı taşıran son damla ise Abdullah bin Habbab’ı öldürmeleri olmuş. Olayın oluşunu Ahmet Cevdet Paşa bize şu şekilde nakleder;

Abdullah bin Habbab hamile olan eşi ile beraber haricilerin olduğu bölgeden geçmektedir. Hariciler onun yolunu kesip kim olduğunu sorarlar. O da ismini söyler. İsmini duyunca onun Habbab bin Eret’in oğlu olup olmadığını sorarlar. Abdullah bin Habbab  öyle olduğunu tasdik eder. “O halde bize bir hadis söyle” derler. Abdullah bin Habbab onlara “gün gelecek kişi kafir olarak sabahlayıp Müslüman olarak akşamlayacak, kafir olarak akşamlayıp Müslüman olarak sabahlayacak” hadisini söyler. Sonra da “galiba siz bunlardan birisiniz hem yolumu silahla kesip hem benden hadis soruyorsunuz” diye ekler. O sırada ilginç bir olay olur. Haricilerden birisi ağaçtan düşen bir hurmayı yer. Diğeri ona bağırarak kendine ait olmayan bir meyveyi nasıl yersin diye tevbe etmesini ister. Aynı anda yine bir harici yabani bir hayvanı öldürür. Bu sefer de Allahın verdiği masum bir canı nasıl alırsın diye onu oradan kovup tövbe etmesi gerektiğini söylerler. Bunun üzerine Abdullah bin Habbab “görüyorum ki sizden tereddüt edecek bir durum yok, takvada ileri gitmiş bir hurmanın hakkını bir masumun canını düşünür hale gelmişsiniz” der. Der demesine ama hariciler ona Hz. Ali’nin kafir olup olmadığını sorarlar. O da onlara Hz. Ali’nin bırak kafir olmayı herkesten daha ileri seviyede bir Müslüman olduğunu söyler. Buradan hüküm çıkaran hariciler bu kez Abdullah bin Habbab’ı mürted ilan edip öldürürler. Sadece onu mu hamile karısını da karnında çocuğuyla beraber öldürürler. Bir yanda takvanın zirvelerinde görülen bu kitlesel kötülük hareketi diğer yanda bir sahabeyi çocuğu ve hamile eşiyle katledebilmektedir. Harici olayı daha uzar da gider. Devamını merak edenler bu olayları birçok kaynaktan okuyabilir. Hangisi sahihtir onu bilemem.

Geçenlerde bir dostum bana “Gülen cemaatinin mahrem hizmeti nedir?” diye bir soru sormuştu. Kendisine “mahrem hizmet cemaatin hariciliğidir” demiştim. Evet bu düşüncemin sonuna kadar arkasında olduğum için aslında haricilerin zihniyet hallerini yukarıda anlattım. 

Gülen cemaati ilk bakışta Cizvit yöntemini kullanan, her yerde okullar açan millete din diyanet anlatan, yurtdışındaki okullarında çalışan öğretmenlerinin neredeyse maaş adı altında üç kuruşa çalıştıkları bir yapı. İçerisindeki insanların birçoğunun harama helale dikkat ettikleri, namazlarını kıldıkları, maneviyatlarıyla ilgilendiklerini ise tartışmaya gerek bile yok. Ancak kendi tabirleriyle “mahrem hizmet” dedikleri şey tam anlamıyla bir organize kötülük hareketi.

Olayı hemen 15 Temmuz’a götürüp MİT yalanlarıyla işin içinden sıyrılmaya çalışan cemaat mensupları hemen heyecanlanmasın. Konunun 15 Temmuzla alakası az. Cemaat mensupları aslında benim daha önce “Trakya Günlükleri” isimli yazı dizisinde (linkler 1, 2, 3) anlattığım temel konuyu boşa çıkartma konusunda iyi bir gayret sarf ettiler. Benim orada anlattığım 15 Temmuz falan değildi ama konuyu oraya çektiler. Ancak ben orada bir organize kötülüğü ve “Kötülüğün Sistemi”ni anlatmıştım. Evet, organize kötülük hareketi harici zihniyetini temel almış olarak şu şekilde ilerliyor.

Öncelikle TSK içerisine yerleştirilecek “öğrenci” dediğimiz şahıslar özenle seçiliyor. Kendilerinin herhangi bir resmi evrak dahilinde cemaat bağı varsa derhal temizleniyor. Zaman gazetesi abonelikleri, dershane kayıtları, cemaat okulunda okuduysa onun bağlantıları. Tamamen izole olan şahıs TSK’ya giriyor. Okul hayatı boyunca görüşmeler şeklinde hayat devam ediyor. Ancak sonra işler değişiyor. En yakın devre arkadaşlarını fişleme ile başlıyor her şey aslında. Abiler bu kez haftalık görüşme yapıyor bazen de 15 günde bir. Öğrenciler abilerine rapor veriyorlar, “abi devre arkadaşım “x” bugün şöyle bir şey yaptı, ailesi şöyledir, zaafları böyledir” diye. Abiler bunu EXCEL tabanında kaydediyor. Daha sonra “Matrix” adı altında kriptolanmış bir işletim sistemi üzerinde bulunan programa bunu kaydediyorlar. Mezun olduktan sonra kıtaya çıktıklarında bu faaliyet daha da güçleniyor. Devre arkadaşları yerine bu kez, görev yaptığı komutanları ve kıtada yaşananları aktarmaya başlıyorlar. Yine aynı sistem üzerine tek tek her bilgi kaydediliyor. Bu psikolojik donanımlanmadan sonra bu bilgiler kendilerinin hiç tanımadığı kimseler tarafından derlenip “dost/düşman” sınıflaması yapılıyor. Sınıflanan insanlar ardından kategorilemeye tabi tutuluyor.  Kimisi “A5” kimisi “E5” kategorisi oluyor daha sonra harp başlıyor. İnsanların dini diyaneti için kendi hayatından vazgeçen grubun haricileri hiç acımadan kendi için menfi (kötü) olarak yorumlanan bu insanların yatak odalarına kameralar koymaya, özel hayatlarına müdahale etmeye. Abileri ise menfi şahısların telefonlarını dinliyorlar. Ardından bir dedikodu kazanı gibi bunları internette, gazetede, gerekirse televizyonda yayınlamaya başlıyorlar. Amaç ne peki? Amaç belli ya bizdensin, ya arkamızdasın, ya da yok edileceksin. Emekli olabilirsin mesela. Çekip git diyorlar sana. Gitmedin mi o zaman bununla yaşamayı öğreneceksin. Dahası var. Eğer ihtiyaç olursa başlıyorlar suç delili üretmeye. Kozmik odadan belgeleri, cdleri, sürgülü hard diskleri öğrencilerine çaldırtıyorlar. Örneğin; çalınan bilgi aslen bir darbe planına aitse ya da öyle olması isteniyorsa, hard disk ve cdlere gerekli suç isnat edilebilecek bilgileri yazıveriyorlar. Askeri casusluktan mı yargılanman gerekiyor. Casusların irtibat kurduğu bir telefon numarası seni arıyor ve her şey olup bitiyor. Fethullah Hocaya küfür eden biriysen mesela başına geleceklere anlam bile veremezsin. Bu yazıyı okuyup başına garip şeyler geldiğini anımsayanlar varsa bence bu dediklerimi bir düşünsün. Bu sistemde mahkeme de biraz daha delil gerekiyorsa iki öğretmen bir teğmenle “şu şahsı göz altına aldırsak bir şey çıkar mı acaba” diye görüşmeler yapabiliyor. Gözaltına alınacak insanın çoluğu çocuğu ve bir hayatı, bir itibarı olduğunun ise hiçbir önemi yok. Parmak kameralar odalara böcek yerleştirmeler gizli ses kaydı almalar… Bunların hepsi özel hayata yönelik. 

Cemaat abileri eğer başına gelenlerden birini sorumlu tutacaksa cevabı üst paragrafta yazıyor. Şimdi bu yapılanların harici zihniyetinden ne farkı var. Onlar önce Hz. Ali’nin ordusunda olup onu yönlendirip ardından da ona kafir demediler mi? Cemaat ise önce AKP’ye destek olup onu yönlendirip sonra ona kafir demedi mi? Onlar bir hurmanın hesabını sorup, hayvanın canına bile değer verip sonra sahabeyi öldürecek kadar ileri gitmediler mi? Cemaat ise Afrikadaki bir yetimin bile yardımına koşup, her yerde okullar açıp, ışık evlerde yüzlerce imkanı olmayan insanın üniversite kazanmasına sebep olup ardından bir diğer taraftan insanların yatak odası görüntülerini ifşa edip, onların mesleklerine çelme takıp, işsiz güçsüz bırakarak onların rezil ve dışlanmış bir şekle sokup hayatlarını mahvetmedi mi? Şimdi bazı cemaat mensupları bana diyecek ki AKP’de bizi hayatımızı mahvetmedi mi? Onlar lütfen 7 satır öncesine dönüp orada yazanı tekrar okusun. Evet ne AKP Hz.Ali’nin ordusu ne de Tayyip Erdoğan Hz. Ali. Ancak yaşanan şeyler pekte farklı değil. Cemaatin ise bu harici zihniyetten kurtulma ihtimali çok zayıf çünkü birçoğu hala “mahrem hizmet” denen şeyi sohbet grubu falan sanıyor.

Mahrem hizmet cemaatin hariciliğidir derken bu anlattıklarımı kastetmiştim tam olarak. Organize kötülük veya kitlesel kötülük adına ne derseniz deyin. Ben buna “Kötülüğün Sistemi” diyorum. “Kötülüğün Sistemi nedir?” sorusuna ise yukarıda anlattıklarımla “işte budur” diye cevap veriyorum. Kötülüğün Sistemi hayatlar kararttı, canlar aldı, normal işleyen düzenleri bozdu, aileleri yıktı, intiharlara neden oldu. En sonda kendi içerisindeki kişilerin hayatını yıktı. Cemaat mensubu kişiler size de sesleniyorum. Bu yaşadığınız hayatın sebebi “Kötülüğün Sistemi”dir. Binlerce insanın ve hatta benim hayatımı nasıl berbat ettiyse sıra size de gelecek emin olun…    

-Emir Yıldız
author

"Sorumluluk Reddi" Konusunda Önemli Bilgilendirme:

Münferit Fikir Platformunda yazılan tüm yazılar, aksi MFP YYK tarafından belirtilmedikçe yazarların kendi görüşleridir. MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini yansıtmaz veya ifade etmez.

Yorum Gönder

6 Yorumlar

  1. Hocam olay böyle olmuyor. Hariciler tarih sahnesinden silindiği için onları öldürenlerin yazdığı tarih bu. Bu hikaye rasyonel değil. Az düşünelim lütfen

    Hakem olayı saçma değil mi?
    Hakem olayında neyin hilesi var?
    Onca kan dökülmüş neyin hakemi?
    Hakem olayındaki sistem çok ilkel değil mi böyle bir şey ile savaş bitebilir mi?

    Hariciler gerçekten kuranı dümdüz mü yorumluyorlar yoksa Ali onların makul taleplerini dinlemeyince onlar da Kuran'dan sadece örnek mi verdiler?

    Ayrıca Haricililerin Kuran'dan verdiği örnek tam olarak ne manaya geliyor?

    Maalesef haricilere vuran vurana, resmen en kötü topluluk oldular. Peki böyle bir şey mümkün mü tarih bize gösterir ki hep griler vardır siyah beyaz yoktur. Sizin hikaye hariciler kap kara Muaviye bile bu kadar kara değil sizce bu uygun mu?

    Ali ile Muaviye savaşa girmiyor mu? Binlerce insan ölüyor savaşta değil mi. Peki bu savaşa neden girildi de sonradan hakem olayına gidiliyor. Baştan gitseydin kardeşim madem hakeme gidecektin niye onca insan öldü? Allah davası uğruna girdiysen bu savaşa onca insan öldüyse sen hakeme gidemezsin ortada bir Allah davası vardır ve sonuna kadar savaşırsın. Hariciler Ali'ye bunu diyor. Ali de siz haklısınız ama ordunun kalan kısmı artık savaşmak istemiyor hakem olayına gitmekten başka çarem kalmadı diyor. Bu arada onca insanın ölme nedeni de KOLTUK savaşı, dini bir savaş değil. Neyse Ali hakem olayına gidiyor. Hariciler de en baştan biz savaşarız seni de lider cesur bildik onca kardeşimiz kuzenimizi öldüren Muaviye ile masaya oturursan biz bunu kabul edemeyiz niye öldü onca insan o zaman, seni lider bilen biz aptalmışız ne halin varsa gör diyorlar ve çekip gidiyorlar. Ali umursamıyor bunu başta çünkü hakem olayında kazancağını düşünüyor. Hakem olayında kaybedince bu sefer Ali tekrar savaşcam diyor. Ama zaten Ali'yi hakem olayına sürükleyen ordusunun geniş kesimi hakem olayına itaat et diyor ona kalan kısmı da hariciler onlar da çoktan gitmiş. Ali'de bu sefer gidip haricilerin başındakileri öldürüp tekrar kendime itaat ettireyim bunları diyor ve Haricileri bozguncu ilan edip kalan ordusuyla onların üstüne gidiyor. Durduk yere Haricileri katlediyor Ali. Onlar da karşılık veriyor. Hariciler itaat etmiyor çoğunu da öldürüyor. Sonra tarihi Muaviye ile Ali yazınca da böyle oluyor. Alternatif kaynaklarda bu hikaye yazar. Ayrıca Ali'nin dilinden anlatılan hikayenin saçmalığını da çoğu klasikci sorgulamıştır. Bu nasıl iş bu Hariciler niye böyle yapsın ne alaka diye.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayrıca Gülen cemaatinin mahrem hizmetleri Haricilere değil Ali ve Muaviye'ye benziyor.

      Sorsan en iyi müslüman Ali'dir. Koltuk savaşı çıkarıp onca insanın katline sebep olan da kendisi. Haricilerin erkeklerini öldürürken yetim bıraktığını çocuklarını düşünüyor muydu. Ya da açıp okuyun savaş ganimeti olarak zekat toplayıcı görevindeyken kendi hakkı olan cariyelerin ırzına geçerken o kızcağız ne hisseder beni kabul eder diye düşünüyor muydu sizce? Düşünmez çünkü bunu helal görüyor, cariyelik helaldi ve dolu cariyesi varmış yaşları küçük kız çocukları savaşlardan kalan yetimler, onların üstüne leş gibi sakalıyla çıkıyordu düşünün de hazreti ali demeyin diye yazıyorum bunları. Sahabeyi kutsamayın bunların cennetle müjdelendiği de palavra. Ayrıca yaptıklarının en önemli sebebi de din başkadır ahlak başka. Dindar olan ahlaklı vicdanlı olacak diye bir kural yok. 18 yıllık AKP iktidarı bunu kanıtladı, gülen cemaati ve diğer tüm tarikatlar bunu kanıtladı. Ama ısrarla gerçekle islam bunlarınki değil deniyor. Peki tersten bakalım siz hangi dindar olmayan insanın ahlaksızlığını görüyorsunuz Türkiye'de? Dindar olmayanlar mı çalıyor çırpıyor bunları yapıyor?

      SON olarak da şunu ekleyim. Mahrem hizmetlerde bu dediğini yapan oranı %30'dur. Herkes gidip haftalık görüşmede arkadaşlarını fişlemiyor hatta çoğunluk fişlemiyor. Ancak A5 olanlar bunu yapar.

      Sil
  2. Benim anlamadığım, Siz Kor.Mrk.Ş.Md. müyüzdünüz yoksa Mrk.Ş.Per.Sb. mı? Kolordu K. veya Kur.Bşk. devamlı sizinle mi muhatap oluyordu?

    YanıtlaSil
  3. Cemaatin yaptıklarının hepsine Kuran ve sünnetten cevazlar bulabilirsiniz. Hatta işkenceye bile Hayberde Hz Safiyenin eski kocasına paraların yerinin söyletilmesi için işkence edilmesi rivayetiyle cevaz bulabilirsiniz.
    Önemli olan gerçekte Kuran ve sünnetin ne dediği değil sizin ne istediğinizdir, yani sizin vicdanınız ve karakterinizdir.
    En tehlikelisi işte bu arzu ve heveslere kutsal giydirip Allahın gücünü ardınıza alarak her türlü rezalete cevaz bulmaktır.
    Gülenin Hz İsa olduğu, cemaatin seçilmis ıslahçı ahir zaman mesih ordusu olduğu gibi, Nursinin akla ziyan kehanetlerine ve Gülenin hastalıklı hayallerine dayanan masallara inanan insanlar, arkalarında bu Mehdi Mesih cevazları ve Allahın gücünü hissettiklerinde akla hayele gelmez günahları sevap diye işleyebilirler.
    Kutsalın heva heves ve paronayik hayallere ideallere alet edilmesine bir daha şahit oluyoruz.
    Bu köklü sorun ancak Allahın her insana verdiği en büyük rehber olan akıl ve vicdanı birey olarak kullanabilen ergin insanlar çoğaldığında çözebiliriz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yanıta destek vermek istiyorum. ufacık çocuklara mitoloji hikayelerini gerçek diye anlatan erdem ve akıl yoksunu insanlar, anlattıkları şeyleri yapan kendi çocuklarına hain yaftaları yapıştırıyorlar... mitolojik bir hikaye olduğunu söyleselerdi biz de ona göre davranırdık. o zamanlar... çocuğum lan ben daha! muho mehdi gelecek demiş dememiş mi?... her şeyin kılıfını mami ayarlamış 1400 yıl önce. sonra çıkıyorlar bunun islamla alakası yok! yok ya! kimle alakası var?

      Sil
    2. "Cemaatin yaptıklarının hepsine Kuran ve sünnetten cevazlar bulabilirsiniz."

      Bunun icin cocuklara "bilimsel yontem" dusunce sistemini ve mantigini ogretmek lazim.

      https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Bilimsel_y%C3%B6ntem

      Cunku verilere ve delillere dayanmayan, duygular, ruyalar ve icgudulere dayanan dusunme sistemi ve hareket etme mantigin sahibyiz cogunlugumuz.

      Dogruyu soyleyenlere ve yazanlara degil, yuksek ses, karizma, boy-pos, makam-koltuk sahibi insanlara inanmayi cok severiz. Yani delilleri getirene degil, duygulari manipule edenlere teslim oluyoruz.

      Bunu onlemenin ve degistirmenin yolu ve metodu, bilimsel yontemi kullanmaktir, en azindan cocuklara bilimsel yontemi ogretmektir.

      Bilimsel yontemin en onemli parcasi da, kendi gorusunun curutebilirligini kabul etmek ve kendi gorusunun zayif noktalarini gostermektir.

      Iskence hakkinda Hayber vakasini yazdiginiz icin tesekkurler, ama Kuran'da iskenceyi tesvik edecek bir ayeti gormedim. Biliyorsaniz, paylasmanizi rica ederim.

      Saygilar.

      Sil