Trakya Günlükleri (2) / Kulis - Münferit Fikir Platformu

SON

18 Nisan 2019 Perşembe

Trakya Günlükleri (2) / Kulis


-->

Önemli not: Bu yazının yazarının gerçek ismi ve soyismi ve yazıda yazılanların yazarın savcılık ifadesi ile örtüşmekte olduğu MFP YYK tarafından teyid edilmiştir. Yazarımız, bu yazı dizisi sadece fikir yazıları olmadığından yaşadığı şeyleri yazarken tam doğruları yazmaya hassasiyet göstermekte olduğunu da ifade etmiştir. 

Uzun süren bir hikâyenin ilk parçası asılında bu yazı. Trakya’da hizmet adı altında yapılan menfi faaliyetleri anlatmaya çalışıyoruz. Bir noktada “Vatan” ve “Allah” sevgisi duygularını sömürerek insanların nasıl androide dönüştürüldüğünü özetlerken bir yandan da darbe sürecine giden bir faaliyetler zincirini göstermek istedik. Hikayedeki olaylar tamamen gerçek isimler ise sahtedir. Aslında bu sahte isimler sayın kudretli abilerimizin koyduğu müstear (kod ad) isimlerdir. Zaten neyi gerçektir ki ismi gerçek olsun.  Hikâyenin tamamı Trakya’da geçmiş olup, şehir isimleri Özbekistan şehirleriyle değiştirilmiştir. Cemaat asla suç işlemez diyen bir kitleyi aydınlatmak ümidiyle yazılmıştır.

Korgeneral N.’nin Buhara Kolordusuna tayini açıklanmış ve artık gelmesine bir gün kalmıştı. Emir’in telefonu durmadan çalıyordu. Bu saatte hayırdır ne olmuştu ki efsanevi kontörlü telefon araması! Hem de gecenin köründe. Açtı telefonu Emir. Hüseyin’di telefonun ucundaki. “Acil” diyerek evin önünde kendisini beklediğini söyledi Emir’e. Emir apar topar giyindi. Aşağıya indi. Hüseyin’in aracına binip yine bilmedikleri bir eve gittiler. Bu kez evde Osman’da vardı. Ne olmuştu ki bu saatte! Osman Emir’e yeni general atamalarının yapıldığını bilip bilmediğini sordu. Tabii ki biliyorum dedi Emir. Zaten sınıf görevlerinden biriydi “atamalar” konusu. Daha sonra ise yeni atanan Korgeneral N.’yi duyup duymadığını bir heyecanla sordu.  Onu da biliyordu Emir ama ne vardı ki bu adamda!  Osman anlatmaya başladı. “Hocam adam din düşmanı. Aşırı menfi, alevi olma ihtimali yüksek hedefimiz bu adamı emekli ettirtmek. Beceremezsek en azından Orgeneral olmasını engelleyeceğiz” dedi. Emir safça bakındıktan sonra “Neden Korgeneral N.’ye bu kadar bilendiniz” diye sordu. Osman anlatmaya devam etti. “Bir önceki görev yerinde bizim rütbeli arkadaşları takip ettirip evlerini Jandarma’ya bastırtmış. Adamın işi gücü mütedeyyin ve bizim gibi arkadaşları tespit ettirip ordudan attırtmak. Adamın arkasında cuntacı yapının desteği olduğunu düşünüyoruz” dedi. Emir bu hikâyeyi ağzı açık dinledi. İnanmıştı da. Asıl gerçeği tam bir sene sonra bir astsubayın dosyasını incelerken öğreneceğini bilmeden. “Peki ne yapacaksınız, benden ne istiyorsunuz” diye sordu Emir. Ona cevaben bilgi güncellemesine devam edeceklerini ayrıca yaşanan en küçük olayı dahi kendilerine söylemesi gerektiğini ifade ettiler. Emir gülerek “öyle ama bunlar PAŞAKEYFİ’nde yayınlanacak mı?” dedi. Abileri önce bir tebessümle “hayır” cevabını verdiler. Daha sonra ise “hocam PAŞAKEYFİ sıktı artık TSKKULİS var” dediler.

Neydi TSKKULİS. Sosyal medyada bir Twitter hesabıydı. Lanet olası hesabın Emir’i bu kadar ağlatacağından kendisinin haberi bile yoktu. TSKKULİS’te PAŞAKEYFİ’ndeki doz 2 kat arttırılacaktı. Hedef her zaman Generaller, Alay Komutanı Albaylar ve Kurmay Albaylardı. Ancak bazen bir Uzman Onbaşı’nın bile haberi yapılırdı. Bunda maksat ise şuydu; Bir Generalin veya Alay Komutanının birliği ile ilgili ne kadar çok sansasyonel haber yapılırsa. YAŞ (Yüksek Askeri Şura)’ta o kadar disiplinsiz olarak algılanacak ve terfisi engellenecekti. Onların yerine ise kendine yakın Generaller getirilecekti. TSKKULİS’in arkasından bir de ona kanki olarak KARANETTV açıldı. Bir de erotik film tarzında bir GATAKULİS hesabı da ayrıca oyuna girmişti.

Emir ertesi gün Kolorduya döndü. Korgeneral N.’yi karşılamak için karşılama mangası duruyordu.  Çok merak ediyordu. Abilerinin anlattıkları o kadar kötüydü ki izbandut gibi sarı dişli sürekli kahkahalar atan bir adam figürü kafasında belirmişti. Korgeneral N. aracından indi mangayı selamlayıp odasına çıktı. Korgeneral N.’den bir hafta önce katılan Kurmay Başkanı Albay D. bir saat sonra toplantı yapılacağı anonsunu yaptırdı. Emir odasında oturmuş bir saat sonra yapılacak toplantıyı beklerken Kurmay Başkanı Albay D. Emir’i aradı ve Korgeneral N’nin kendisini çağırdığını söyledi. Hep önden Personelci çağırılırdı zaten. Emir kendinden emin adımlarla Korgeneral N.’nin odasına giriş yaptı ve tekmilini verdi. Sonrada ağzı açık bakakaldı. Korgeneral N. 1.70 boylarında, yakışıklı ve entelektüel bir adamdı. Emir’e “Personelcilikle” ilgili 2 soru sordu. Sorulara Emir detaylı cevap verince Albay D.’ye dönüp. “En azından personel konusunda sıkıntı çekmeyeceğiz desene” dedi. Emirin kafasındaki menfi Korgeneral şablonu tamamen silinmişti. Kurmay Başkanı Albay D.’yi de Korgeneral D.’yi de komutanı olarak çok benimsemişti. Korgeneral N.nin makamından ayrıldı. Kendini yine bu düşünceler sarınca da bir korkak tavuk gibi odasına koşturarak kaçmış ve kapıyı da kitlemişti.

Düşündü Emir. Bu adamlara nasıl ihanet edilebilirdi ki. Yok muydu bunu düzeltmenin bir yolu? Gitse şu cemaat abilerine anlatsa. Bu insanlar menfi olamaz dese olmaz mıydı? Korgeneral N. piyade sınıfı kökenli kurmaylıktan Korgeneraldi. Ana dili gibi İngilizce konuşurdu. Tüm muharebe sahası silahlarını bilirdi. Her gün sporunu aksatmadan yapardı. Denetlemelerde Karargahıyla birlikte koşar, GZPT gibi zırhlı araçları kullanabilirdi. Topçu ve Tank Bataryalarının çalışma sistemini ve yönetimini de ayrıca bilen biriydi. Ramazan’da 30 gün orucunu muhakkak tutardı. Dine karşı çok ılımlıydı. Vatan sevgisi yüksekti. Ya hu böyle bir adama nasıl ihanet edecekti Emir. Hele Albay D. Emir’e kendi öz evladı gibi davranıyor, yanından ayırmıyordu. Konuşmalıydı cemaatle. Konuştu da. Ama o anlattıkça abileri sadece “seni de mi kandırdılar?” dedi. Olaylar böylece sürüp gitti.

Korgeneral N. ve Kolordusu ile ilgili TSKKULİS’te muhakkak günde bir veya iki haber yapılırdı. Bu haberler sonucu birçok asker ailesinde boşanmalar yaşandı. Ayrıca yine bu haberlerden dolayı soruşturma geçirenler, hatta utancından odasından çıkamayanlar bile olmuştu. Evet hedef General, Alay Komutanı ve Kurmay Albaylardı ama ateş düştüğü yeri yakmıyordu. Yavaş yavaş TSKKULİS ve arkadaşı KARANETTV zıvanadan çıktılar. Birliklerin evrakı ortalıklarda geziyor askerlerin özel hayatı ortalıklara saçılıyordu. Bir yandan da fişleme faaliyeti hız kesmeden devam ediyordu. Korgeneral N.’ye ve Albay D.’ye bildiğin bir taarruz ilan edilmişti. Bu saçma zulüm içinde kalan Emir bazen konu dışı farklı ve utanılası ulusal çapta olaylarla da karşılaşmıyor değildi. Her gün Tv’de gördüğü Ergenekon ve Balyoz haberlerinin koca bir yalan olduğunu Emir biliyordu. Nasıl bilmezdi ki. Yaşadığına mı inanacaktı. Yoksa TV’ye mi?  Bunlardan bir tanesi şöyle gerçekleşmişti;

Bir gün yine kontörlü hattan arandı Emir. Arayan Hüseyin’di ve yine acildi. Gitti Emir buluşma yerine. Bu kez buluşup beraber Hüseyin’in evine gittiler. Ardından Osman geldi. Emir içinden Korgeneral N. veya Albay D. Hakkında yine ikna turları başlayacak diye düşünürken. Birden kapı çalındı. O da ne! Ürgenç’den mahrem abilerin abisi Enes geldi. Emir içinden “bu kez ortalık iyi karışmış galiba” dedi. Osman ve Hüseyin, Enes’in bir şey danışacağını kendisine söyledi. Estağfurullah ya mahrem abilerin çok mahrem abisi Enes ne danışabilirdi ki Emir’e. Enes odaya geldi. Albay G.yi tanıyıp tanımadığını sordu. Tabii ki tanıyordu. Çünkü Emir’i mesleki olarak eğiten ve bildiği her şeyi öğreten tam bir personel zabitiydi Albay G. Ayrıca Emir’in amiriydi. Evet dedi Emir. Peki dedi “Balyoz davasındaki durumunu biliyor musun?”. Onu da biliyordu. Albay D. Yüzbaşı iken Balyoz Seminerine vekaleten katılmıştı. Zaten o seminerde zırvalık bir şeydi. Ama bu zırvalık cemaat tarafından büyütülüp darbeyi düşünme ve eksik teşebbüsse dönüştürülmüştü. Albay G. bu davada adı geçen ama hiç çağırılmamış nadir kişilerden biriydi. Albay G. bazen saatlerce TV’ye bakar ve her haber çıktığında beni ne zaman alacaklar Emir diye söylenirdi. Enes’in tüm sorularına “Evet” cevabı verdi Emir. Enes şunu dedi “Bizim Balyoz davası için her türlü bilgi ve belgeye ihtiyacımız var. Acaba Albay G.’ye gözaltı yapsak, birazda zorlasak ağzından bir beyan alabilir miyiz! Konuşur mu?...” Emir kitlendi kaldı. 30 saniye kadar cevap veremedi. Sonra cesaretini topladı ve söyle dedi; “bu adam ne yapmış kardeşim, vallahi bunu yaparsanız önüme gelen yere başvurup bunun bir kumpas olduğunu anlatırım. Polis, savcı inanmazsa TV’ye çıkar anlatırım. O da olmazsa sokakta bağıra bağıra önüme gelene anlatırım…”  Bulundukları oda birden buz kesti. Enes “anlaşılan sen Albay G.yi seviyorsun, kalsın o zaman” dedi. Albay G. bu soruşturmalarda hiç çağırılmadı. Bazen Emir’e dönüp “yahu bu işleri sen mi organize ediyon bize gelen giden yok” diye espri yapardı. Bilmiyordu kendisinden mi değil mi Emir. Ama Albay G. çağırılmamıştı. İlk kez bu örgüt içinde bir işe yaradığını düşündü. Albay G.nin bakışları gözünün önünden yıllarca gitmedi. En son Albay G.’nin eşi vefat ettiğinde görüştüler. Bir yandan hakkını nasıl helal ettireceğini düşünürken diğer yandan Korgeneral N. ve Albay D.’ye karşı nasıl helallik isteyeceğini hayal bile edemiyordu.
-->
 ----Devam edecek-----

Eski Üsteğmen Emir YILDIZ

5 yorum:

  1. Alaylarda, tugaylarda ve kolordularda yüzlercesi yasanan olaylardan bir demet ama anlayana. Nereden mi biliyorum çünkü bu arkadaşla meslektaşTIM.
    Ayrıca cemaati eleştiren her yazıya cevap veren arkadaşları buraya davet ediyorum, bir yorum yazsınlar lütfen!!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazamazlar, çünkü hizmet bize mertçe doğruları konuşmayı değil, kaypakça kıvırmayı öğretti. Maalesef bu böyle

      Sil
    2. size ne ogretti bilmiyorum, bize boyle birsey ogretmedi. Buraya cevap yazmamizi istemis arkadas. Ne yazalim bilmiyrum ki. Hayir gercekten bilmiyorum, ordunun icinde ne haltlar yediniz hic bir fikrim yok. Mahrem hizmetlerin yedigi haltlar yuzunden binlerce ilgisiz insan magdur olmus durumda. Arkadas gelmis bu magdurlardan kendi yapip ettikleri ile ilgili cevap vermesini istiyor. Ne yazmamisi bekliyor acaba?

      Sil
  2. Sasiriyor muyum okuduklarima,boyle birsey olamaz diyebiliyor muyim? MALESEF hic sasirmiyorum ve olabir diyebiliyorum...Boyle bir kafanin oldugun u,sunu bunu din dusmani gordugunu biliyorum.

    YanıtlaSil
  3. Bence buradaki en ilginc cumle surasi

    “Bizim Balyoz davası için her türlü bilgi ve belgeye ihtiyacımız var. Acaba Albay G.’ye gözaltı yapsak, birazda zorlasak ağzından bir beyan alabilir miyiz! Konuşur mu?...”

    Bakin simdi adam ciddi ve samimi bir sekilde karsisinda bir orgut olduguna, bu orgutun din dusmani olduguna, burada bahsi gecen albayin da o orgute bagli olduguna inaniyor. Bir kere buna inaninca da, bu irtibati nasil ispatlariz sorusu geliyor. Durust ve namuslu oldugu dusunulen birinin sirf bizden degil diye ayaginin kaydirilmasi degil burada olan. "Gozaltinda biraz sikistirsak konusur mu acaba" sorusu zaten adamin bir haltlar karistirdigina duyulan ilk inancin urunu. Butun cemaat, butun bu hususiler falan bu yalana inanmislar, kendilerini inandirmislar ve butun olaylara bu pencereden bakiyorlar. Karsilarindakini abarta abarta, artik her yerde gizli masonlar, sabetayistler sunlar bunlar gormeye basliyorlar. Oysa mevcut resmi oldugu gibi cekebilseler belki de hic bir zaman bu tarz sacmaliklara bulasmayacaklardi. Cok enteresan cidden.

    YanıtlaSil