İslam Ülkelerinde, Net ve Brüt Müslüman Sayısı… (1) - Münferit Fikir Platformu

SON

26 Aralık 2019 Perşembe

İslam Ülkelerinde, Net ve Brüt Müslüman Sayısı… (1)


Baştan şunu söyleyeyim, İslam inancına göre “Ben Müslümanım” diyen, hiç kimsenin Müslümanlığını tartışma gibi bir niyetim yok. Ben, bu yazıda kimsenin ne kadar Müslüman olduğunu sorgulamıyor, bir vakanın tespitini yapıyorum.
Net ve brüt Müslüman sayısını bir örnek üzerinden anlatıyorum. Bir okul düşünün; okulun iki tür öğrenicisi var;
- Bir, okulda her gün derslere devam eden, sınavlara giren öğrenciler,
- İki, derslere girmeyen sırf okulun bahçesinde doğduğu için(!) öğrenci unvanı alanlar.

Okulumuzun tahminen 1,5 milyar öğrencisi var. Şimdi soralım bizim bugün adına Müslüman dediğimizin öğrencilerin ne kadarı birinci grupta, ne kadarı ikici grupta? Sırf bir İslam ülkesinde veya Müslüman bir ailede doğduğu için öğrenci unvanı alan kaç öğrencimiz var?

Ben birinciye “net” ikinciye “brüt” diyorum. 

Biz bu halimizle,  
- Kalitesizi kaliteliden,
- Örnek olmayanı örnek olandan,
- Problemlisi, problemsizinden,
- Utandıranı, sevindirenden daha fazla bir topluluğuz.

Bu tespitlerden sonra şu soruların cevabını vermek daha kolay oluyor
- Neden, günümüzde yeryüzünde öldürülen 100 Müslüman’ın 95’i Müslümanlar tarafından öldürülüyor?  
- Neden cehalet gırtlak boyu,
- Neden çok kolay kandırılıyoruz,
- Neden saçma sapan tarikat ve cemaatler kendilerine çok kolay taban buluyor?
- Neden siyasiler halkı çok kolay aldatabiliyor?
- Neden liyakatsiz insanlardan yönetici oluyor?
- Neden bütün gelişmişlik endekslerinde İslam ülkeleri sonlarda yer alıyor?
- Neden şucu-bucu kimliğimiz insan ve Müslüman kimliğimizin önüne geçiyor?
- Neden binlerce “bir”imize rağmen “bir”leşemiyor, birlikte hareket edemiyoruz,
- Peygamber Efendimizin sıfatı “el emin”ken, bizim sıfatımızın güven veren anlamında “mümin”ken neden huzur ve güven endekslerinde diplerdeyiz... (Link
-

Hali pürmelalimiz böyleyken bazıları sayısal çoklukla övünüyor, seviyesi bu olan bir taban üzerinde, “İslam Birliği/Hilafeti/Devleti” gibi hayaller kuruyorlar. (Link)

Hayale gerek yok. Karşımızda Suudi Arabistan ve İran gerçeği var. (Hiçbir Müslüman mültecinin sığınmak için başvuru yapmadığı, -lisan-ı halleri ile- onların yerine “gavura sığınırım” daha iyi dediği örneklerimiz var.

Burada bizi düşündürecek bir başka soru daha sorayım; Şu an Müslüman ailelerde doğduğu için Müslüman sıfatını alan insanlara desek ki; Müslüman olmanın çıtasını yükseltiyoruz: Müslümansan, beş vakit namazı kılacak, içki içmeyecek, zina yapmayacak, faiz yemeyeceksin kısaca adı haram ve günah olan hiçbir şeyi yapmayacaksın… Kur’an’a göre yani “Allah’ın şeriatına” göre yaşayacaksın desek, bu teklife “evet” diyecek ve bir ömür bu “evet”in arkasında duracak kaç Müslüman vardır?

Türkiye özelinden konuşursak “Şeriatla yönetilmek ister misiniz?” sorusuna evet diyen insan oranı % 13 (Link)

Türkiye’nin yanında Lübnan, Malezya, Tunus, Mısır, Endonezya, Senegal, Ürdün örneklerine baktığımızda buralarda da homojen bir topluluk yok. Bu ülkelerde insanların % 50’den fazlası, “ülkelerimizin yasaları Kur’an’dan bağımsız belirlensin” diyor (Link).

Buraya kadar adı İslam ülkesi olan, adı Müslüman olan toplulukların fotoğrafını ortaya koyduk.

Karşımıza, birçok farklı görüşü ve hayat tarzını içinde barındıran heterojen, yani tek tip değil çok tipli bir yapı çıkıyor.

“Müslümanım” diyen ve gereklerini yapanların azınlıkta olduğu, sadece lafta “Müslümanım” diyen ve gereklerini yapmayanların çoğunlukta olduğu bir yapı…

Bunları neden yazdınız derseniz…
  
- İslam adına lehte-aleyhte, içeriden-dışarıdan konuşan herkes tabana ait bu gerçeği bilsin için,

- TR’de ve İslam ülkelerinde birçok tarikat, cemaat ve siyasi oluşumlar böyle bir gerçek yokmuş gibi davrandığı için,

- Sanki adı Müslüman olan herkes, Kur’an’ı baştan sona anlayarak okumuş, onun bütün hükümlerini içtenlikle kabul edip hayatın pratiğine aktarmış ve geriye sadece İslam devleti kurmak kalmış gibi davrandıkları için bunları yazdım.

Türkiye özelinden gidersek, tarikat, cemaat ve siyasi oluşumlar böyle bir gerçek yokmuş gibi davranınca ne oluyor? derseniz… 

- Toplumsal bir sözleşme metni olan anayasayı kabul ettiklerini söylüyorlar, 
- Bu anayasanın 2. Maddesine göre Türkiye’nin “demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devleti” olduğu gerçeğini kabul ediyorlar (!)
- Ve buna rağmen İslam devleti istiyorlar.
- Kimi bunu açıktan seslendiriyor, kimi de tavırlarıyla belli ediyor.
Onlar böyle yapınca, kendileri gibi düşünmeyenlerin onlar hakkında haklı olarak şöyle düşünmesine sebep oluyorlar,
- Takiyye yapıyorlar,
- Samimi değiller,
- Daha çok güçlendiklerinde, daha fazla baskı yapacaklar,
- Farklı hayat tarzlarından rahatsız oluyorlar,
- Tek tip bir toplum istiyorlar,
-

Sonuç: Kutuplaşan, ayrışan, birbirine güvenmeyen bir toplum…

Bir sonraki yazıda bütün tarikat, cemaat ve siyasal İslam liderlerini bir salonda toplayıp onlarla hayalen bir soru-cevap yapacağım.

Bakalım nasıl bir manzara ile karşılaşacağız…

-Deniz Tavacı                                                  

--------------------------------------------------------------------------------------------
Sorumluluk reddi: MFP blogda yazılan tüm yazılar yazarların şahsi 
görüşleridir, MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini ifade etmez. 
--------------------------------------------------------------------------------------------

9 yorum:

  1. Yere basmayan, havada duran temeller üzere bina edilmiş bir yazı. Karşıya sorulan sorulara kendiniz cevap vermişsiniz. Haliyle kendinize göre cevap vermişsiniz, karşıdakinin düşüncelerini yansıtmaktan uzak kalmış.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yazının ikincisinde karşıya çokça soru soracağım ... İsterseniz o sorulara cevap verebilirsiniz.. O cevabınızdan sonra bu yorumunuza cevap vereyim....

      Sil
  2. Osman K efendi;sizde hicbir seyi begenmiyorsunuz..Bir yazi da siz yazsanizda,soyle icimizden gele gele elestirsek..masallah her seyi biliyorsunuz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç yorum yapmayı düşünmeyeceğim bir konu. Fakat yazının durumu beni bu yorumu yapmaya itti. Arada uzun yorumlar yapıyorum, her türlü eleştiride bulunabilirsiniz, sıkıntı değil. Ayrıca her şeyi biliyorum diye bir iddiam yok, fakat doğru bildiğimi insanlara anlatmaya çalışıyorum.

      Sil
    2. osman bey 2002'de dondurulmuş 2019'da tekrar dünyaya gözünü açmış bir gibisiniz. İslamcılar ve dincilerin hepsi batırdı, tüm tezleri teorileri ve pratikleri çöktü hatırlatayım. Sizin ehli sünnet dediğiniz tarikatların hepsi AKP ve erdoğana tapıp pastadan pay alma kadrolaşma kul hakkı yeme ihale alma ve zenginleşme derdinde karşılığında da zalim iktidarın propogandasını yapma sessiz kalma dinen cevaz verme ve meşrulaştırma derdindeler.

      Tüm tarikat ve cemaatler çöktü, Gülen cemaati en büyükleriydi yerle bir oldu, Gülen'in meyhanedeki bir ayyaş kadar bile cesareti ve dürüstlüğü olmadığı ortaya çıktı. Kemalistlerin yaptıklarının 100 katını akp ve gülen birbirine yaptı, 800 bebek, bilmem kaç tane hamile kadın sırf gülen sohbetlerine gittiği için ya da sohbeti verdiği için içerde. Dincilerin adaletinin zirvesi bu, 1 tane tarikat lideri de çıkıp bunu demez. İslam'ın tüm hükümlerine unuturlar çalmayacaksın öldürmeyeceksin suçlar şahsidir hükümlerini hepsinin rafa kaldırdılar, kadınlar gülemez gibi hükümler duruyor ama noel kutlayamazsın gibi. Dinin içini boşaltılar ne vicdan ne ahlak ne adalet kaldı, bir kaban gibi üstlerinde taşıyorlar soyluluk sembolü olarak. ehli sünnet vel cemaat ve sunni ekol Türkiye'de insanlara kerbelayı yaşattı sağolsunlar başka söze gerek yok.

      Sil
    3. Siz başka yazıların altına yaptığım yorumlarımdan hareketle böyle bir yazı yazmışsınız. Çok detaya girmeyeceğim, sizin burada bahsettiğiniz yanlışların birileri tarafından halen yapıldığına katılabilirim fakat yaptığınız genellemelere katılmıyorum. Ayrıca bahsettiğiniz bu yanlışlar, özelde Gülenciler tarafından yapıldı fakat işin trajikomik tarafı bu Gülencileri zamanında eleştiren grupların bir çoğu şu an haksız yere aynı suçlarla itham ediliyor. Gülencilerle bu grupları aynı potaya koymak büyük haksızlık. Yanlışı olanların yanlışının ortaya konmasından bahsetmiyorum, Gülencilere özel suçların bu gruplara da atfedilmesini eleştriyorum. Bu konuda tarafsız ve araştırmacı olduğunu düşündüğüm ve türkiye'deki dini gruplar hakkında, karşı mahallede olup da bence en fazla doğru bilgiye sahip olan Ruşen Çakır'ın söylediklerini bu çerçevede önemli görüyorum. Adamın söylediği şu, Gülenciler haricindeki diğer grupların Gülenciler gibi kadrolaşma, devleti ele geçirme ve benzeri hem amaçları yok, hem bu amaca yönelik faaliyetleri yok hem de bu faaliyetleri yapacak güçleri yok. Bence doğru bir tespit ve Gülencilerin yaptıklarından dolayı bu grupları da toptan aynı şeyleri yapıyor diye itham etmek büyük haksızlık. Benim önemsediğim grupların içerisindeki kişilerin yaptıkları değil, grupların topyekün hiyerarşik yapı içerisinde yaptıklarıdır. Bireysel yanlışlar heryerde olabilir.

      Bunun haricinde siyasi iktidarın bahsettiğiniz hukuk dışı işlemlerine yönelik eleştrilerinize katılıyorum. Fakat yapılan yanlışların suçlusu olarak islami anlayışı görmenizi de eleştiriyorum. Sonuçta insanlar islamın ahkamına uygun yaşamış olsalardı(hem siyasi otorite hem de gülenciler), bu yaşananlar da hiç olmayacaktı.

      Sil
  3. "Toplumsal bir sözleşme metni olan anayasayı kabul ettiklerini söylüyorlar"

    öyle bir şey söylemiyorlar. siyasetçi iseler öyle imiş gibi yapmak zorundalar..diğerleri zaten tağut, deccal, dar-ul harp her türlü naneyi söylüyorlar. daha ne söylesinler? dahasını söyleseler (en azından AKPye kadar) anayasal düzene karşı çıkmaktan hapse atılırlardı. hapislerde mi sürünsünler canım? ayrıca sosyal hukuk devleti en çok onların işine geliyor (şu anayasal düzene karşı çıkma maddesini de uygulamazsak, bitti gitti...)
    bu şey gibi:
    iltica edip ABDye gitmek
    gavur gavur deyip, Hollanda'da Almanya'da o boyalı gavur kadın diye arkasından küfrettikleri ama sabahın 5'inde kalkıp işe giden kadınların ödediği vergilerle işsizlik maaşı/sosyal yardım almak gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 10 sene Almanya'da öğretmenlik yaptım. Bir çok cemaat ve tarikat mensubu gördüm..

      Düzeni küfür düzeni gördükleri için yaptıkları her şeye (özellikle vergi kaçırmaya karşı) bir çok kılıfları vardı...

      - Mesela çalıştığı fabrikadan tuvalet kağıdını evine getiren gördüm. Neden dedim kafirlerin malı ganimet dedi...

      - Geneleve gideni gördüm, Niçin dedim, kadınları cariyemiz dedi..

      - Eşiyle resmi olarak ayrılan ama "imam nikahı" altında birlikte yaşayan gördüm. Neden dedim küfür ekonomisini çökertmek için cihat dedi...

      ve bunlar TR de yurt dışında hala var.

      Sil
  4. Müslümanların saha ve zemin gerçeklerini kabul ederek işe başlamaları gerekir. Bugün İslami - imani kriterlere vurursanız gerçek Müslümanların zannedilenden çok az olduğu ortaya çıkar (Kimsenin imanını tartışmıyoruz ancak zahire göre de hükmetmek zorundayız.) Ortalık "domuz eti de yerim ne olmuş", "ben oruç tutmuyorum ne olmuş", diyen insandan geçilmiyor. Hızlı islamcılık yıllarında dünyada en iyi islamın "Türkiye'de" yaşandığı gibi sapkın bir anlayış genel kabul görüyordu (artık neye dayandırıyorlarsa). Benim kanaatim, Türkler ne şeriat ne komümizmi uygulayabilirler ne de dünyada liderliğini yapabilirler.(ki uygulamamışlar tarihte de). Böyle bir yapılanmaları ve kapasiteleri yok. Ham hayalleri bırakıp rasyonel akılla hareket etmek gerekecek. Yoksa bu gidişle Müslümanlar bütün dünyanın şamar oğlanı ve alay konusu olacaklar (ki oluyorlar).

    YanıtlaSil