Header Ads Widget

test banner

Yazdığım 10 Yazının Özeti ve Okuyucu Yorumlarına Verdiğim Cevaplar (3)



Yorumların tamamını koyduğumda yazı çok uzun oluyordu. O yüzden yorumların sadece giriş bölümlerini koydum. İsteyen ilgili yazıdan yorumların tamamına ulaşabilir. 

7) SORMAYAN, SORGULAMAYAN BİR İNSAN MODELİ: BARBOROS KOCAKURT 
(Adsız 7 Aralık 2019 19:11: Deniz Tavacı; Aşağıdaki linkten Gülen'e ait yazıyı okuyabilirsiniz. Bilgileriniz sizi yanıltıyor. Link) 

Aşağıdaki yazıyla yukarıdakini yazan aynı kişi gibi… İlgili linkten yaptığı alıntıyı aşağıda paylaşıyor. 
(Adsız 8 Aralık 2019 22:49: “Allâh'a yemin ederim ki, Peygamber Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) korunmasını emrettiği bu gediği kaybetme endişesi olmasaydı, sûreyi yarıda bırakarak namazı kesmektense ölmeyi tercîh ederdim…"
 
Arkadaşım sizi anlıyorum. Ben de “cemaatin” içinde aklımı cebime koyduğum, Gülen’in dediklerini sorgulamadığım yıllarda sizin gibiydim. İtiraz edilen her şeye, tevil getirmede birçok arkadaş gibi uzmanlaşmıştım. 
  
Farzı muhal diyerek, o yazıda sorduğum bir iki basit soruyu size da sorayım: 

⚫ Siz bir güvenlik firmasının müdürü olsanız, Abbab bin Bişr sizin hizmet verdiğiniz bir sitede güvenlikçi olsa ve görev esnasında namaz kılsa, o ara iki hırsız ona ok atsa, o da “Yöneticinin, korunmasını emrettiği bu siteyi kaybetme endişesi olmasaydı, okuduğum sûreyi yarıda bırakarak namazı kesmektense ölmeyi tercîh ederdim” dese, siz ona “Ey Abbad, görevine devam et. Yarın gece yine aynı şey olursa, yine aynı şekilde davran, der misiniz?” 
⚫ Hafta sonu güvenlik elemanlarıyla yaptığınız toplantıda onu sahneye çağırıp, madalya takar mısınız? 
Diğer güvenlikçilere siz de Abbad gibi görev esnasında yerinize birini bırakmadan namaz kılın. Hırsızlar iki ok attıktan sonra namazı bozun der misiniz?  
  
Derim diyorsanız, ben de tekrar aklımı cebime koyacağım… 
  
(Faruk 7 Aralık 2019 20:50:  Sahabe,de bir insan.hata yapamaz mı, meseleye ,iki farklı tevil yapılabilir..bir sürü sıkıntılı husus var bizde, bunların zaruret sırası çok arkalarda...) 
  
Sahabeler hata yapar hem de korkunç hatalar yapar.  
  
Başta diyanetin ve tarikatların halktan sakladığı; Cemel ve Sıffin savaşları korkunç hatalardır. Kerbela ve Harre katliamları Sahabeden bazılarının da içinde bulunduğu korkunç katliamlardır. 
  
Yukarıdaki yorumu yazan arkadaşa tavsiyemi size de yapıyorum. O soruları bir düşünün ve sonra da tevilinizi yorum olarak yazınız… 

8) KİM İHANET ETTİ? BEN Mİ, “HİZMET” Mİ? 
(Adsız 9 Aralık 2019 18:26: Kusura bakmayın sureti haktan görünmenin de bir usulu olur! Yazar 16 temmuzda "emir komuta zinciri içinde bir darbe var, biz aktif destek olmayalım, karşı da çıkmayalım” yorumunu yaptığını söylüyor…  
  
(Adsız10 Aralık 2019 01:58: …Fakat feto disinda hic kimse yok muydu veya fetoculer oyuna getirilmis olamaz mi? Bence olabilir. (Bence de) Yani devlet bu adamlari desifre etmek icin darbenin emir komuta zinciri icerisinde gerceklestigi algisi yaratarak ortaya dokmus ve daha sonra da bu kisileri toplamis olabilir pek ala (doğru)…  
  
Siz ben herkes, çoğu kesin olmayan bilgiler üzerinden yargıya varmaya çalışıyoruz. Bilgilerimizdeki hamlık/eksiklik/zan oranı farklı düşünmemize sebep oluyor.  
  
Darbenin taraflarının da darbeden sonra sergiledikleri tavır, kesin yargıya varmayı zorlaştırıyor. 
  
Mesela şöyle olsaydı; 

⚫ Olayın bir tarafı olan Gülen: Bağımsız gazetecilerin karşısına çıksa ve her soruya cevap verseydi, Adil Öksüzü tanımıyorum yalanını söylemeseydi…
⚫ Olayın diğer tarafı olan iktidar, Cemal Kaşıkçı cinayetinde olduğu gibi, bu konuyu da uluslararası mahkemeye taşıma iradesini gösterse ve gerçekleştirseydi. Darbenin siyasi ayağının araştırılması için verilen önergeleri reddetmeseydi. 

Biz şimdi yarı karanlık bir ortam da filin pazıllarını (puzzle) doğru yere koymakta zorlanmayacaktık. 
  
Ben yazımda elimdeki bilgiyi olabildiği kadar zanlardan ayıtlayıp bence kesin olanı ifade ettim. Eğer o kesin bilginin yanına zanlarımı da ekleseydim, sizden pek de farklı düşünmeyecektim. 
  
Burada şu görüşümü de ifade edeyim. 
  
Eğer Gülen’in ordunun tamamı üzerinde istediği zaman darbe yaptırabilme gücü olsaydı, Türkiye ile birlikte okullarının da bulunduğu 140 ülkede kendine de darbe yapmış olacaktı. 
  
Gülen, TR’de tek başına darbe yapabilecek güce sahip olan bir örgütün faaliyetlerine dünya da hiçbir ülkenin izin vermeyeceğini de pek ala bilirdi. 
  
“Ben olaya bir “cemaat” mağduru olarak baktım. Bir zamanlar kendisine güvendiğim Gülen, benim güvenimi kötüye kullandı. Önceden bildiği, herkese duyurabileceği, böylece belki de önleyebileceği bir darbeyi duyurmamakla tabanına en büyük kötülüğü yaptı” dedim. 
  
Ben the cemaatten, hiç kimsenin “Gülenin darbeden haberi yoktu” dediğini duymadım ve görmedim. Ama “Haberi olduğu halde neden duyurmadı” sorusunu duymazdan geleni çok gördüm.  
  
(Adsız10 Aralık 2019 00:51: Cemaatle birlikteliğimizi evliliğe benzeterek anlatayım. İyi giden bir evlilik ufak tefek anlaşmazlıklarla bozulmaz. Bu misal üzerinden gideyim madem: Evlisiniz eşinizi de pek seviyorsunuz, size göre o dürüst, namuslu, işinde gücünde, parasını ailesi için harcıyor... (Buraya kadar sorun yok)  
Bu yoruma diyecek bir şeyim yok. Keşke boşanma işini daha erken yapsaydım. 
  
(Adsız 10 Aralık 2019 02:24: Yazıdaki bir ifadeden dolayı tartışma oluyor. 15 Temmuz başarısız darbe girişimi = 1971 9 Eylül'ün kopyasıdır. 9 Eylül darbesinin nasıl başarısız olduğunu anlarsanız 15 Temmuz'u da anlarsınız. (Ben anlayamadım. Çünkü 9 Eylül darbesinde the cemaat zaten yok, benzeri bir grup da yok. Anlatırsanız sevinirim.)

TSK içindeki en örgütlü ve güçlü grup cemaattir. Cemaatsiz bir darbe mümkün değildir. Cemaat pastadaki en büyük paya sahip gruptur. En büyük pay onda olduğu için darbenin KURUCU ortağıdır…  

(İkimizde de the cemaat darbenin “hissedarı” diyoruz. Farkımız şu: Ben “hissesi diğer ortaklarla aynı” derken siz, “en büyük paya sahip” diyorsunuz. Madem bu kadar eminsiniz, bana sorulan şu sorulara cevap vermenizi isterim;  
Neden koskoca orduda darbeye karışan general oranı % 45 iken, asker oranı tüm personel içinde % 1,5? 
TSK içindeki en örgütlü ve güçlü grup cemaattir” madem öyle, darbeye karışan “cemaat” mensubu oranı neden çok düşük? 
“Cumhurbaşkanını Dalaman’dan getiren pilot Fetöcü çıktı.. (Yeni Akit)”, 
“Darbe üssünü bombalayan pilotlar Fetöcü çıktı (Karar Gazetesi)” 
15 Temmuz gecesi (Marmaris’te) Erdoğan’ı koruyan polislerden bir kısmı Fetöcü çıktı (Odatv) 
  
“TSK içindeki en örgütlü ve güçlü grup cemaat” olacak ama darbe yaparken “cemaatin” mensuplarının büyük bir bölümünün bundan haberi olmayacak (!)

Bu sorulara ben makul bir cevap bulamadım ama siz verirseniz sizin gibi  düşünmeye hazırım.

Veremezseniz benim tezimi kabul edebilirsiniz.  

(Adsız 13 Aralık 2019 10:54 Şu iki yazıyı okuyun ve tarihlerine de bakın. Bunlar eğer komploysa niçin Fethullah çıkıp bizimle ilgili böyle iddialar var işte buradan söylüyorum ki her kim ki böyle bir işe girişirse Allah belasını versin bizim böyle şeylerle işimiz olmaz demedi?  
  
(Ben de bunu seslendiriyorum. Darbeyi biliyordu ve demedi. İşte bu yüzden o ve ekibi bu işin en büyük sorumlularından…) 
  
  
(Adsız12 Aralık 2019 20:42: Darbeyi sanki Fetö organize etmemiş de sadece kıyısından bulaşmış gibi bir algı var yazıda. Bu tam anlamıyla bir saçmalık…  
Benim görüşüme (saçmalık) diyorsunuz. Size katılmam için yukarıda (Adsız 10 Aralık 2019 02:24:) sorduğum sorulara cevap vermek ister misin?  
  
 (Adsız12 Aralık 2019 22:55: Kardeş sen bana Fetöcünün yazılarını referans gösterip farklı düşünmemi bekliyorsun. Evet okudum. Konuları birbirine karıştırıp olmamış şeyleri olmuş gibi göstererek suyu bulandırmaya çalışan tipik bi Fetö kalemi…  
  
Sizden de ricam yukarıda (Adsız 10 Aralık 2019 02:24:) sorduğum sorulara cevap vermeniz. O cevapları verin, ben de sizin gibi düşüneyim.  
  
(Adsız13 Aralık 2019 21:48: Ruşen Çakır: "Gülen bir dehadır. Çok zekidir." demişti. Zeki olduğunu kabul ediyorsanız eğer o darbe başarısız olursa kabağın cemaatin tabanına patlayacağını bilememesini düşünemezsiniz…  

Bana göre de Gülen o gece hayatının en büyük “kazığını yedi”. Emir komuta içinde bir darbe olacağına inandırılmıştı. Başarılı olursa pastadan pay alacak, başarısız olursa önde görünmediği için en az hasarla atlatacaktı. Bu benim düşüncem. Neden böyle düşündüğümü yukarıda bu yoruma (Adsız 10 Aralık 2019 02:24:) verdiğim cevapta anlattım.  
  
9) YURT DIŞINDAN KONUŞMAK KOLAY… GÜLEN NEDEN TÜRKİYE’YE DÖNMÜYOR? 

(Adsız12 Aralık 2019 19:27: Tr şu anki durum ve işleyiş biçimleri itibariyle hukuki melekelerini yitirmiş durumda. Baz alınacak bir yönetim sistemine sahip değil. Düşmanımın yargılanmasını istememem. Böyle bir ülke için 'dönünüz, geliniz, güveniniz.' açıklamaları gerçeklere göz kapatmak olur. (Gözüm açık)

Bütün Khklar hükümsüzdür,
(Mahkemeden beraat alanlar için katılıyorum.) Ohal süreci uygulamaları başından sonuna hukuksuzdur. (Bir kısmı için katılıyorum) Buradan başlanabilir. (Ben Gülen’den başladım) 
  
(Huseyin14 Aralık 2019 12:00: Ufak bir itirazım var.
ağzı ile kuş tutsa artık bir kahraman gibi ölmesinin imkanı kalmadı (Sorulardan kaçan ve yalan söyleyenden kahraman olmaz). en azından Türkiye’dekiler için.) 
  
(Adsız14 Aralık 2019 12:19:  Gülen ve The Cemaat'in bu sorulara karşı cevapları şu şekilde:…
 
Yazılarıma gelen yorumları twitterdan da takip ettim. Gülencilerin (ben cı, cu eklerini körü körüne bağlı olanlar için kullanıyorum) en çok rahatsız olduğu yazılardan biri bu oldu.  
Yazının özeti şu:
Gülen de her fani gibi ölecek. Bu kesin.
Gülen de her fani gibi korkuyor. Bu da kesin.

Şu tespiti yaptım; “Liderler ölürken iki seçenekleri vardır. Ya izzetle ölürler, ya da zilletle…)”

Sorum şuydu: Bundan sonra olmaz ama kendi tabanı nezdinde nerede ölürse geçmiş söylemlerine yakışan bir son olur? 

 

Diyelim ki, Gülen TR’ye gitti ve cezaevine girdi.  
“Lider” ne yaparsa onun doğruluğuna inanan, lideri sorgulamayı ihanet sayan ve tevil konusunda uzman olan the cemaat, Amerika’da kalmasına gerekçe bulduğu gibi bu sefer de TR’ye dönmesine gerekçe bulacak.  

10) ALLAH, 15 TEMMUZ’DA “CEMAATE DARBE YAPMASAYDI” NE OLURDU? 

(Osman K17 Aralık 2019 10:36: Sayın Deniz Tavacı, cemaatinizin düştüğü durum ile ilgili olarak, cemaatinize (ex cemaatim ) mensup insanların ekseriyetinin başkalarını suçlama yolunu sizin tercih etmeyip, bir özeleştiri yapabiliyor olmanızı çok değerli buluyorum. (Teşekkür ederim.) Fakat özeleştiri yaparken sıraladığınız yanlışlar, genelde bireysel hatalardan ibaret olup o kadar yüzeysel ki, sizin asıl sorununuzu ifade etmekten çok uzak kalıyor…  

Dediklerinize katılıyorum. Gülen’in itikadi hatta ameli yönden aşırılıkları da ayrıca değerlendirilmeli. İleride onlara değinen yazılar yazmayı düşünüyorum.  
Ama burada şunu ifade edeyim: Sizin atıfta bulunduğunuz ehl-i sünnet denen yapı da kendi içinde sorunlu bir yapı.  

En büyük sorunu; hadisleri Kur’an’ın onayına sunmadan dinin kaynağı görmesi, mezhep hükümlerini Kur’an filtresinden geçirmeden bugüne getirmesi… 
“Cemaat, tarikat, diyanet” aidiyeti ben de olduğu gibi birçok insanda bir takım gerçekleri görmenin, kabul etmenin ve ilan etmenin önüne geçiyor. 
Bu konulara ileri değineceğim İnşaallah. 

“Darbeyi kim yaptı sorusunun” en net ve en doğru cevabı: Allah’tır."
Allah'a iftira atma. (Böyle derken, Allah’a iftira attığının farkına varamamak ancak eksik bilgiyle açıklanabilir.) 

15 Temmuz'da Gölbaşında 51 polisimizi şehit eden alçak fetöcü pilot Müslüm Macit senin mantığınla ahirette "Allah'ım darbeyi sen yaptın. Onları sen şehit etsin" desin ve kurtulsun öyle mi? (Benim mantığımla devam edersen dünyadaki bütün mahkumları da serbest bırakmalı. Suç işleyen onlar değil, (haşa) Allah.)

15 Temmuz'u hayra yormak (Şerri, hayra yormayı Kur’an’dan öğreniyoruz. Bakara 216) ve Allah'a iftira atmak ancak şeytani bir akılla mümkündür. (Allah’ı sadece hayrı yaratan, -kulun dilemesine bağlı olarak- şerri yaratan bir ilah olarak görmemek, Mutezile anlayışı ile şer için ayrı bir ilah aramak, sana göre akıllılık (!) oluyor.) Bazı şeyler hayra yorulmaz. Kendisi de, başı da, ortası da, sonu da şerdir. Mesela bir tecavüz (günah olduğu için) hayra yorulamaz. Sen bu şeytani mantıkla tecavüz edilen bir çocuğa bile bu tecavüzde güya bir hayır bulabilirsin. Hatta belki Allah'a bile bu olayda iftira atabilirsin.

15 Temmuz'da hiç bir hayır yoktur. Her şeyi yaratan Allah'tır. Amma 15 Temmuz'un suçlusu Allah değil FETÖ'dür. 15 Temmuz'un kendisi, başı, ortası ve sonu tamamen şerdir. Hayra yorulamaz. 15 Temmuz'u Allah yaptı diyerek Müslüm Macit, Kemal Batmaz gibi fetöcüler aklanamaz.) 

(Normalde yazılarımda kabalıktan uzak, anlatan, anlamaya çalışan kibar, nazik bir dil kullanırım. Ama “sen” (normalde siz derim) istisna olacaksın. Kendi seviyemi aşağı çekmeden “sana öğreten bir dil” kullanacağım. 
Yazdığın yorum “Ben okuduğumu tam olarak anlamıyorum. İslam dinini yeteri kadar bilmiyorum.” anlamına gelen bir yazı. 

15 Temmuz bir şerdir. Fakat her şerde olduğu gibi hayra bakan tarafları olabilir. Hayra bakan tarafları onu şer olmaktan çıkarmaz. 

Tecavüz elbette şerdir. Bu da kulun dilemesine bağlı olarak Allah tarafından yaratılır. Bunun da hayra bakan tarafları vardır. 
·         Tecavüzcünün kimliğinin ortaya çıkması,  
·         Yeni tecavüzler yapmadan yakalanması, 
·         Anne-babaları ve devlet kurumları tedbir alma konusunda harekete geçirmesi 
·         Erken yakalanarak tecavüzcünün, daha kötü ve daha çok kötülük yapmasının engellenmesi… 

Şimdi benim yazımı bu bakış açısı ile yeniden okuyabilirsin. Eğer yazılarımın tamamına baksaydın the cemaati aklamak gibi bir niyetimin olmadığını da anlardın.  Zira the cemaat 17-25 Aralık sonrası yaptıkları ile aklanmayacak kadar kararmıştır. 

Kadere bakış konusunda eksikliğini tamamlamak için şu linke bakabilirsiniz.  

(Adsız 18 Aralık 2019 14:29: Allah' tan habersiz yaprak bile kıpırdamaz. Darbe'yi Gülen' in onayıyla onun kurduğu mahrem yapı tetiklemeye çalıştı. Allah Gülen'in hiçte gülmeyen o iğrenç yüzünü 2009' dan beri gösteriyordu da görmüyordu kimse. O finalde artık gözüne perde inmemişler hariç herkese gösterdi. Hala gözünde perde olanlar ve devlet zulmü yüzünden yurtdışına kaçmış ve perdeyi açarsa yapayalnız kalacak mülteciler hariç.) 

(Bir şeye fanatik bağlandığınız zaman, ondan ayrılmak, kopmak herkes için mümkün olmuyor. Darbenin diğer tarafları gibi the cemaat de gerçeklerin ortaya çıkmaması için ellerinden geleni yapıyor. Sorulardan kaçıyor, sorgulanmaktan korkuyor. Bu da gözüne perde inenlerin, perdelerinin açılmasını geciktiriyor.) 
   
 -Deniz Tavacı
--------------------------------------------------------------------------------------------
Sorumluluk reddi: MFP blogda yazılan tüm yazılar yazarların şahsi
görüşleridir, MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini ifade etmez. 
--------------------------------------------------------------------------------------------

author

"Sorumluluk Reddi" Konusunda Önemli Bilgilendirme:

Münferit Fikir Platformunda yazılan tüm yazılar, aksi MFP YYK tarafından belirtilmedikçe yazarların kendi görüşleridir. MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini yansıtmaz veya ifade etmez.

Yorum Gönderme

12 Yorumlar

  1. Bence her yoruma cevap vermeye ,gerek yok.yormayın kendinizi..Daha çok yasadiginiz olaylarla ilgili ,hatıralar yazsanız daha faydalı olur gibi .hocam

    YanıtlayınSil
  2. Hocam bence böyle tek tek ele almayın, zaten kırmızı siyah karışıyor. Ayrıca her yorumu da okumak zorunda kalıyoruz. Genel olarak gelen bir eleştiri varsa o konuda bir yazı yazabilirsiniz. Ya da her yazınızın altına kendiniz yorumlara cevap verebilirsiniz kısa kısa

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu yöntem bir denemeydi... Gelen eleştirileri dikkate alacağım tşk...

      Sil
  3. Deniz bey
    Yazılarınızı büyük bir dikkatle okuyorum. (FETÖ'de yetişmesine rağmen çok ender rastlanan) Aklını kullanan, sorgulayan bir yaklaşımınız olduğu için yazdıklarınızın değerli olduğunu düşünüyorum. Ancak yazılarınızda "Darbeyi gülen yapmadı, ancak öncesinde haberi oldu ve tabanı uyarmadı" eleştirisini yöneltiyorsunuz. Bence en temel hatanız burada. Darbe talimatını herkesin gözünün içine baka baka bizzat Gülen verdi. 16 Mart 2016 tarihli SIFIR SORUN başlıklı konuşmasını büyük bir dikkatle izleyin lütfen. "KAPADOYA (Mahrem hizmetlerde TSK demek) SAKİNLERİ, ORADAKİ SERKERLAR (Komutanlar) ADINA KONUŞUYORUM" dedi ve "ISLAH EDİCİLER OLARAK MÜDAHALE ETMEZSENİZ AĞLAMALAR AĞLAMALARI TALKİP EDECEK," dedi. Daha bir sürü cümlede açıkça darbe yapın dedi. Bunu neden görmezden geldiğinizi bir türlü anlayamadım. Talimatı veren de belli failler de. Sahi... Akıncı üssünde yakalanan imamlar Erdoğan'ın adamları mı yoksa Gülen'in adamları mı? Gülen'in kuvvet imamları iseler şayet, bu isimler bir üstleri olandan yani Gülen'den emir almadan oraya giderler mi? Bu hususu da biraz sorgulamanız temennisi ile selamlar..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. ... Sizin gibi düşünmemi zorlaştıran şu sorular hakkında ne derseniz:

      "⚫Neden koskoca orduda darbeye karışan general oranı % 45 iken, asker oranı tüm personel içinde % 1,5?

      ⚫“TSK içindeki en örgütlü ve güçlü grup cemaattir” madem öyle, darbeye karışan “cemaat” mensubu oranı neden çok düşük?

      ⚫“Cumhurbaşkanını Dalaman’dan getiren pilot Fetöcü çıktı.. (Yeni Akit)”,

      ⚫“Darbe üssünü bombalayan pilotlar Fetöcü çıktı (Karar Gazetesi)”

      ⚫15 Temmuz gecesi (Marmaris’te) Erdoğan’ı koruyan polislerden bir kısmı Fetöcü çıktı (Odatv)

      “TSK içindeki en örgütlü ve güçlü grup cemaat” olacak ama darbe yaparken “cemaatin” mensuplarının büyük bir bölümünün bundan haberi olmayacak (!)"


      "Yazılarınızı büyük bir dikkatle okuyorum. (FETÖ'de yetişmesine rağmen çok ender rastlanan) Aklını kullanan, sorgulayan bir yaklaşımınız olduğu için yazdıklarınızın değerli olduğunu düşünüyorum"

      Bu ifadeleriniz için de tşk ederim.


      Sil
    2. Kafanıza takılan soruların cevaplarının son derece basit olduğunu, sizin belirttiğiniz rakamların bile aslında gerçeği kısmen ortaya koyduğunu düşünüyorum. Şöyleki;
      Ordu sadece belirli bir askeri okuldan mezun olarak gelen subay/astsubaydan ibaret değil ki. O ordunun içinde er/erbaş ve uzmanlar ağırlıklı yekunü teşkil ediyor. Belirli bir askeri okuldan gelen askeri personeli türlü yöntemlerle (Çaldığı soruları vererek veya okulda iken devşirerek) the cemaate kazandırabilir ve belirli bir sayısal yoğunluğa ulaşabilirsiniz. Ya er/erbaş ve uzmanlar öyle mi? Onlar anonim kaynaktan gelen aidiyeti sadece "vatan ve millet" olan, belirli bir askeri okuldan gelmemesi nedeniyle de demografik/ideolojik/grup aidiyeti vs. dağılımının kontrol altında tutulma olanağı olmayan personel.
      Sizi; yazılarınızdaki aklını kullanan, sorgulayan, gerçeğin peşini kovalayan tavrınızdan dolayı kesinlikle TENZİH EDEREK şunu ifade etmek istiyorum.
      Meşhur bir sözdür bilirsiniz."İstatistik, kimi zaman yalan söyleme sanatıdır"diye. Yukarıdaki gerçeği göz önüne almadan er/erbaş ve uzmanların da dahil olduğu tüm askeri personel sayısı üzerinden oranlama yaparak "efendim ordunun sadece %1,5 u darbe girişiminde rol almış, bu işi cemaat yapsa oran bu kadar düşük mü olur" şeklindeki söylem, bu açıdan ciddi manipülasyon kokan bir söylemdir. (Tıpkı bir bardak demli çayı, büyükçe bir bidona boşaltıp, üzerine iki bidon suyu boca ederek seyrelterek gizleme gibi) Yine sizi TENZİH EDEREK SÖYLÜYORUM bu manipülatif söylemi; kendi ellerindeki kanı, kontrollü darbe söylemi ile gizlemeye çalışanlar söylüyor. Siz de belki bu söylemden etkilenmeniz nedeniyle böyle düşünmüş olabilirsiniz.
      Ben "orduda generallerin yarısının bu darbeye katılmış olması"nın, bilinçli olarak oluşturulmaya çalışılan sis bulutu içindeki gizli gerçeği hepimize haykırdığını düşünüyorum.

      Sil
    3. Kafanıza takılan diğer sorulara ilişkin olarak;
      Sosyolojide "Kült hareketler" başta olmak üzere ideolojik temelli organize yapılarda (terör örgütleri vs)"Grup Sargınlığı" diye bir kavram vardır. Grup sargınlığı; grup üyesinin, grup liderine, grup normlarına ve diğer grup üyelerine bağlılık düzeyi/yoğunluğu demektir. Bir kült harekette veya örgütsel yapıda her üyenin bağlılık derecesi farklıdır. (Bunu "mezkezdeki mıknatısın, farklı uzaklıklarda bulunan ve farklı kütle ağırlıklarına sahip metal parçalarından her birine karşı farklı çekim kuvveti sergilemesi" gibi düşünebiliriz.) Grup lideri tarafından, grup içi -özellikle konusu suç teşkil eden ve diğer üyelerden gizlenmesi gereken faaliyetlere ilişkin- yapılacak görevlendirmelerde bu bağ belirleyicidir. Bu tip görevlendirmeler de çoğu zaman "ehliyet, sadakat, liyakat" gibi kavramlar kötüye kullanılarak bir güzel manipüle edilir.
      Gelelim olaya. The cemaat'in "Hususi Hizmetler" biriminde tüm mensuplarını bağlılık derecelerine göre değişik kodlarla fişlediğini, bu kapsamda da "sınırsız güven duyduğu, öl deyince ölecek, öldür deyince öldürecek", yani emre hiç tereddüt etmeden ve sorgulamadan uyan/ileride de uyacak mensuplarını "Gassalin elindeki meyyit" olarak fişlediğini son süreçte ortaya çıkan bilgilerden öğrenmiş olduk. Ben 15 temmuz gecesi işte bu grubun sahaya sürüldüğünü düşünenlerdenim.
      Evet "TSK içindeki en örgütlü ve güçlü grup the cemaattir”. Ancak bu demek değil ki konusu vatana ihanet olan bir terör eylemine the cemaatin her mensubu hiç tereddüt etmeden onay verecektir. Şu yüz karası soru çalma olaylarında, işten huylanan bir kısım üyelerin "kul hakkına giriyoruz" itirazlarını duymuş olmanız gerekir diye düşünüyorum.
      "TSK içindeki en örgütlü ve güçlü grup the cemaattir, o halde darbe girişimini hepsinin bilmesi ve katılması gerekirdi” gibi bir mantık, grup sargınlığı kavramının doğasına aykırıdır. Kaldı ki grup sargınlığını, üyelerin bağlılık düzeyini dikkate almadan kollektif olarak harekete geçmek, zaten başlamadan deşifre olmakla/yakalanmakla eşdeğerdir. Nitekim 15 temmuz günü darbe teşebbüsünde bulunulacağını devletin istihbaratına bildiren de bir the cemaat mensubudur.
      Yazdıklarımın aydınlatıcı olduğunu düşünüyorum.
      The cemaat içinde bir dönem üst düzey imam/abi olarak görev yaptığınızı yazılarınızdan anlıyorum. Gerçekten merak ettiğim için soruyorum.
      1-Gülen'in asker yeşili cübbe giyerek yaptığı 16 Mart 2016 tarihli "Sıfır Sorun" başlıklı konuşmasında "sürece müdahale etmelerini, ellerindeki gücü kullanmalarını istediği KAPADOKYA SERKARLARI" kim? Siz bu konuşmadan kimleri anladınız. Mesajın muhatabı kimler? Kime çağrı yapıyor?
      2-15 temmuz gecesi Akıncı Üssünde yakalanan kuvvet imamlarının (Adil Öksüz, Kemal Batmaz, Hakan Çiçek, Harun Biniş, Nurettin Oruç) kimin talimatı ile ve ne için o gece oraya gittiklerini düşünüyorsunuz? (Hakan Çiçek, Sezai olayının kahramanı İsmail Kukuroğlu'nun da ortağı)

      Sil
    4. ne kadar güzel yazmışsınız...uzmanlık alanınızı bilmiyorum ama grup sargınlığı denildiğini şimdi öğrendiğim bu kavram üzerine çok alakasız bir alanda uzman olmakla birlikte bazı okumalar yapmıştım. ve kadınlarda bu mefhumun çok daha yüksek olduğunu öğrenmiştim. en azından sol gruplarda böyleymiş. acaba the cemaat, üst düzeyin hep erkek olmasından mı bu mefhumda kayıp yaşadı?

      Sil
  4. Deniz bey argümanlarınızın cevabı o kadar basitki,
    1)cemaatin yapısı bu zaten,er az generali çok olan bir topluluk.
    2)akşama doğru değilde,saatinde yani sabaha karşı olsaydı belkide çok daha fazla kişi katılacaktı.
    Birde kendilerine olan aşırı güven gereği askerin düdüğü çalınca herkesin hazırola geçeceğini sanması.
    3)geri kalan maddeleriniz için:
    Cemaat hepsi aynı düşünen robotlardan oluşmuyor.belkide canavar açıkça tüm cemaate açıktan mikrofonla darbe yapıyoruz diye seslense birçok kişi kendisine katılmayacaktı,insanların öleceği bir yerde benim tanıdığım cemaatçilerin yer alacağını hiç sanmıyorum.
    Kaldıki askerde bunlar birbirini tanımıyorlar okuduğumuz kadarıyla.

    YanıtlayınSil
  5. Cumhuriyetin ilk yıllarında islama yapılan saldırılara karşı koyan, din için, ehli sünnet itikadını savunmak için hizmet etme arzusu ile bir şeyler yapan son dönem din alimlerinden biri de Saidi Nursi Efendi idi. Bu amaçla itikadi konulara yönelik kitaplar yazdı. Bu kitaplarını yazmada kendisine yardımcı olmak, yazılan kitapların okunmasını, yaygınlaşmasını temin etmek için çevresinde insanlar toplandı. Bir cemaat oluştu. F.Gülen, Erzurum'da bir medresede yine ehli sünnet itikadına uygun bir eğitim aldı. Şahsi ihtirasları yüksek bir insan olduğundan hem kullanmaya hem de kullanılmaya müsait bir insandır. Bu nedenle Saidi Nursi Efendinin etrafındaki gruba bir şekilde dahil olarak, hitabet becerisiyle birlikte etrafına bir cemaat devşirmeyi başardı. Bunu yaparken, tasavvuf yolunun değerlerini, prensiplerini sonuna kadar istismar ederek, etrafındaki cemaatin kendine bağlı çok sağlam bir yapı haline gelmesini temin etti. Belki kendisi bir şeyh değildi ama Ehl-i Sünnetteki Hz.Mehdi ve Hz.İsa inancını istismar ederek, kendisi hakkında Hz.İsa olduğuna dair söylentinin cemaat içerisinde yayılmasını sağladı ve kendini bir şeyhten daha üst mertebeye konumlandırmış oldu. Emeline ulaşmak için ehli sünnet itikadını, ahkam-ı şer'iyyeyi de istismar etmekten geri durmadı, işi bunları tahrif etmeye kadar vardırdı. Dolayısıyla kendisini takip edenler de, kendilerini ehl-i sünnete dahil görmelerine rağmen, ehl-i sünnete uymayan bir inanc sistemine savrulmuş oldular.
    Sayın Deniz Tavacı, F.Gülen'in gerçek yüzünün bir kısmını, bir şekilde gördükten sonra, O'nun müslümanlara, devlete, islama verdiği zararlardan dolayı, bunları yaparken ehl-i sünnetin ve tasavvuf yolunun değerlerini istismar ettmesinden hareketle suçu bu değerlere atıyorsunuz. Dolayısıyla Gülen'in bu değerlere uygun gözüken fakat gerçekte aykırı inanç ve söylemlerini içeren inanç sisteminden, bu değerlere karşı olan "Kur'an Müslümanlığı" akımındaki ilahiyatçıların öne sürdükleri inanç ve kavramlar üzerine kurgulanmış bir inanç sistemine doğru savrulmuş gözüküyorsunuz. Sizin tavrınız aynen şuna benziyor. Bir adam almış eline bıçağ önüne gelene savuruyor, kimini yaralıyor, kimini öldürüyor. Siz sonra dönüp diyorsunuz ki "bu adam kötüdür, ama bıçak da kötüdür. Bıçak diye bir alet olmamalı, yasaklanmalı.". Hayır bıçak kötü değildir. Bıçak çok işe yarayan, olmazsa olmaz bir alettir. Medeniyetlerin kurulmasında en önemli rolleren biri de bıçağa aittir. Bu alet ile kötülük yapanlar tarih boyunca olmuştur, olmaya da devam edecektir, buna rağmen hiç bir aklı başında bir insan bıçağa kötüdür demeyecektir.

    YanıtlayınSil
  6. Hüseyin beye katılıyorum. Çok doğru bir tespit.

    YanıtlayınSil
  7. Deniz bey,
    "Sizin gibi düşünmemi zorlaştıran şu sorular hakkında ne derseniz" şeklindeki görüşlerinizle ilgili olarak itirazım var.
    Öncelikle darbedeki FETO izleri doğrudan ve gayet somut ilişkiler. Akıncıdaki siviller ve bu sivillerin kimlik ve rolleri tek başına yeterli. Ama yetmiyorsa tanktan çıkan emniyetciye, turksata gidip yayinlari kesmeye calisan sivillere, itirafçı olan mahrem imamlara, prof olacagima albay olsaydim diyene bakabilirsiniz.
    Gördüğümüz gibi FETO darbe ilişkisi onlarca somut kanıt ile kurulabiliyorken sizin ortaya attiginiz gorusler somut iliskisizlik kurmaktan uzak, dolaylı mantık yürütme denemesi. Kaldiki bunların mantığınıda makul bir şekilde çürütecek cevaplar yorumlarda verilmiş. Akit'in spesifik bir konu ile ilgili haberini bu kadar cok kanit varken karsi arguman olarak ileri sürmek hafif kalıyor. Bence darbeyi FETO yapmadı diye iddia etmeye devam edecekseniz daha sağlam,tutarlı ve güçlü nedensellik ilişkisi kuracak kanıtlar ortaya koymalısınız.

    YanıtlayınSil