“Mollalar” Arasında Bulunmuş Biri Olarak TR724’e Soruyorum - Münferit Fikir Platformu

SON

27 Kasım 2019 Çarşamba

“Mollalar” Arasında Bulunmuş Biri Olarak TR724’e Soruyorum



Yazının sonunda soracağım sorulardan önce, kendimi, “cemaat içindeki pozisyonum” itibarıyla tanıtmak istiyorum.

Ben, 10 yıl boyunca İstanbul’un değişik bölgelerinde irşatçılık yaptım.
Bu 10 yıl içinde her hafta İl imamının bölge imamlarıyla, ünitelerle yaptığı istişarelere katıldım. O toplantılar, o haftanın bamteliyle başlardı. Ardından benim pırlantadan ve risalelerden yaptığım dersle devam ederdi. Bu manevi girişin ardından istişareye geçilirdi.  

Yine her hafta o ilde ne kadar sohbet yapan “sohbetçi” varsa, onlara o hafta yapacakları sohbet konusu için seminer verirdim.

Sohbetlerim çok beğeniliyordu, tespitlerim çok orijinaldi. (Estağfurullah) İşte bu yüzden, en çok aldığım eleştiri “kitabî” olmamaktı. Kitabîden kasıtları pırlanta serisi ve risale külliyatından okumamak idi. Bu eleştiriyi yapanlar genelde “eski abi” olarak mâruf olanlar ve hâsid olanlardı. 

2010 sonrası (Bu tarih belki biraz daha geri olabilir.) yapılan bir uygulamayla irşatçılar ülke genelinde Mehmet Ali Şengül’e bağlandı. Onunla düzenli istişare formatına geçildi. Aslında amaç çoğu Necdet İçel gibi “eski ağır abi” olan irşatçıların gazını almaktı. İrşatçılar İllerde “çoluk çocuk” dedikleri il imamlarına muhatap olmaktan rahatsızdı. Bu toplantılarda Gülen’in sağ koluna muhatap olmakla onure oluyorlardı. Ben de bu halkaya dâhil oldum.
Yine 2010 yılında “Hocaefendinin” eserlerindeki ruhu sohbetlere dahi iyi yansıtmam adına Mollaların Çamlıca’da yaptıkları haftalık “Müzakereli Ders” programlarına katıldım.

Mollaların arasında bulunmuş biriyim derken, bunu kastettim. (Belki, ileride yazı konum olabilir. Gülen’in etrafından molla demek, onun eserlerini ezberleyen, bu ezber üzerine “kendinden” artı bir değer/yorum koy(a)mayan flaş bellektir. Bu flaş belleklerden en büyüğü de Cemal Hocaydı.)

Bunları neden yazdım:

-       Bu yazıların/soruların, “kenardan” değil “içerden” biri tarafından yazıldığını/sorulduğunu anlatmak için,

-       Yazdıklarım ve bundan sonra yazacaklarım için “Sallıyor” diyecekler, kimin tarafından “Sallandığını (!)” bilmeleri için,

Peki, burada, bu platformda ben ne yapıyorum?

Ben ve benim gibi MÜNFERİT’te yazanların büyük bölümü, The Cemaate (Ben, The Cemaat kavramını, yapının 17/25 Aralık sonrası Cemaat olmaktan çıkmış haline sıfat yapıyorum) bu süreçte yapılacak en büyük iyiliği yapıyor.

ELEŞTİRİYORUZ ve YANLIŞLARINI SÖYLÜYORUZ.

Böyle yapmamızı bize Üstad Bediüzzaman ve Gülen’in kendisi söylüyor.
Şu sözler Gülen’ aitZira, Hazreti Pîr’in dediği gibi, sırtında akrep olduğunu haber veren yani ona kusurlarını gösteren bir insana ancak rahmet okunur ki... (Link)

Dana öncede ifade ettiğimi gibi Gülen’in ve “Abilerin” yapacağı, bütün bu eleştirilere cevap vermek olmalıyken bu eleştirilerin yapıldığı bu platformu (MFP) “istihbarat projesi” olarak yaftalıyorlar.

Buna karşın MFP ne yapıyor? “Eğer makul bir cevabınız varsa sayfalarımız size de açık.” diyor.

Peki, aynı şeyi cemaatin yayın organı TR724 yapabilir mi?

YA-PA-MAZ… Neden yapamaz, çünkü ondaki ruh, ZAMAN’ın ruhu…
Her cemaat ve tarikatta olan ama bu cemaatte daha fazla olan bir özellik vardı.

Başına gelen olaylarda nefis muhasebesi yapmak ve “nerede yanlış yaptık” acaba diye sormak.

Bu muhasebenin referansı şu ayetti: “Başınıza gelen her musîbet, işlediğiniz günahlar (ihmal ve kusurlarınız) sebebiyledir…(Suat Yıldırım meali: Şura 30)

Bu ayet çerçevesinde, Gülen’in o kadar sözü var ki, yüzlerce link vermek mümkün…

“Cemaatin başına, var olduğu günden beri gelen en büyük musibet nedir?” dense, denecek olan 15 Temmuz’dur.

Cemaat, yılların verdiği İslam, Ku’ran ve cemaat terbiyesiyle bu musibetin sorumlusunu nerede aramalıydı?

İçeride.
Peki, aradı mı? Hayır. Üstad’ı referans göstererek Gülen’in çokça atıfta bulunduğu şu söz: Başarılar cemaate, başarısızlıklar ise lidere verilir

Bu arada okuyanların duasına vesile olur diye yazıyorum “Bir süredir kanser tedavisi görüyorum” Bu süreçte The Cemaatten olanlardan yüzüme karşı ve internet üzerinden “Cemaate karşı duruşun nedeniyle başına bu gelmiştir” diyenleri çok duydum.

Onlara şu cevabı verdim: Peki, benim başıma gelen kanserin sorumlusu “benim işlediğim günahlarsa” cemaatin başına gelenlerin sorumlusu da cemaatin işlediği günahlar olabilir mi?” diye sorduğumda hiç o defteri açmıyorlar. Bütün sorumlu AKP… (Cemaatin içinde işlediğimiz günahları ayrı bir yazı konusu yapacağım.)

Bu konuda yine Gülen’in çok atıfta bulunduğu bir ayeti yine Suat Yıldırım mealinden verelim:

Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltmeye bakın! Siz doğru yolda olduktan sonra sapanlar size zarar veremez (Maide sûresi 105)
Fakat iş The Cemaatin muhasebesine gelince bütün bu ayetler unutuluyor.

Şimdi Gülen’in Etrafındaki İnsanlara Soruyorum.:

·          Gülen neden, (ŞURA 30. ayete göre) başımıza gelenlerin sorumlusunu dışarıda aramayalım demiyor?

·          Gülen neden, başarılar cemaate, başarısızlıklar ise lidere verilir sözünün gereğini yerine getirmiyor?

·          Neden Gülen’in etrafındaki “büyük abiler” bu sözünü ona hatırlatmıyor?

·          Gülen neden “Bu işin başında ben varım ve birinci derece sorumlu benim” demiyor?

·          15 Temmuz sonrası Gülen’in Bamteli sohbetlerinde bu ayetleri referans göstererek yaptığı bir tek sohbet var mı?

·          Gülen’in 15 Temmuz sonrası, olanlardan AKP’yi suçlamadığı bir tane Bamteli var mı?

Şimdilerde “Kontrollü Röportajlarla” günü kurtarsalar da, bugün olmazsa yarın Gülen ve büyük denen abiler bu sorularla yüzleşecekler.

TR724’ün AKP’ye yaptığı en büyük eleştirilerden biri de şu “Sorulardan kaçıyorlar.” İstedikleri soruları soracak gazetecileri karşılarına alıyorlar.”

Peki, buradan TR724 yazarlarından
·          Adem Yavuz Arslan
·          Abdulhamit Bilici
·          Bülent Korucu
·          Ekrem Dumanlı
·          Mahmut Akpınar
·          Tarık Toros
·          Veysel Ayhan ve diğerlerine soruyorum:

Var mısınız şöyle demeye: Biz Gülen’le görüşeceğiz. Önceden belirlenen ve herkese ilan edilen soruları, hiçbir şekilde sansürlemeden kendisine soracağız”
Bunu yapabilir misiniz? Yapamazsınız. Peki, bu durumda siz, AKP’lilere her soruyu soramayan gazetecilere, dediğiniz her şeyi kendiniz de hak etmiyor musunuz?

Hem bulunduğunuz ülkeler TR’ye göre daha demokratik değil mi? Hem soru soranın başına bir şey de gelmiyor. Buna rağmen Gülen’e soru sormamakla, TR’deki yandaş gazetecilere dediğinizin daha fazlasını hak etmiyor musunuz?
Bu çelişkiyi görmeden “yazma işini” nasıl yapıyorsunuz?

Bu halinizle onlardan ne farkınız var?

Bu soruların cevabını vereceğinize, The Cemaati eleştirirken, AKP’yi eleştiren yazılara da sitesini açan Münferit Fikir Platformuna “istihbarat projesi” diyorsunuz.

Sizin TR724’ünüzde The Cemaati eleştiren bir tek yazı var mı?

Keşke yaşananlardan ders alsak ve hepimizi şu evrensel doğruyu her ortamda söyleyebilsek:

Doğrularının söylenmesine izin veren, bundan hoşlanan, yanlışlarının söylenmesine izin vermeyen, bundan rahatsız olan hiç kimsenin, hiçbir grubun yanında olmayacağım.

Rabbim bu sözü samimi olarak söyleyebilmeyi ve bir ömür arkasında durabilmeyi nasip etsin!

Amin!

-Deniz TAVACI

--------------------------------------------------------------------------------------------
Sorumluluk reddi: MFP blogda yazılan tüm yazılar yazarların şahsi
görüşleridir, MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini ifade etmez.
--------------------------------------------------------------------------------------------

4 yorum:

  1. Hocam,rabbim şifa versin size..çokça yazı bekliyoruz sizden.

    YanıtlaSil
  2. Allah şifa versin.

    YanıtlaSil
  3. Allah Şifa Versin
    Cenabı Hak feraset basiret versin, Lahika okumayıp münafığı göremeyenlere

    YanıtlaSil