Trakya Günlükleri (5) / Emek Hırsızı - Münferit Fikir Platformu

SON

23 Mayıs 2019 Perşembe

Trakya Günlükleri (5) / Emek Hırsızı





Önemli not: Bu yazının yazarının gerçek ismi ve soy ismi ve yazıda yazılanların yazarın savcılık ifadesi ile örtüşmekte olduğu MFP YYK tarafından teyit edilmiştir. Yazarımız, bu yazı dizisi sadece fikir yazıları olmadığından yaşadığı şeyleri yazarken tam doğruları yazmaya hassasiyet göstermekte olduğunu da ifade etmiştir.

Uzun süren bir hikâyenin ilk parçası asılında bu yazı. Trakya’da hizmet adı altında yapılan menfi faaliyetleri anlatmaya çalışıyoruz. Bir noktada “Vatan” ve “Allah” sevgisi duygularını sömürerek insanların nasıl androide dönüştürüldüğünü özetlerken bir yandan da darbe sürecine giden bir faaliyetler zincirini göstermek istedik. Hikayedeki olaylar tamamen gerçek isimler ise sahtedir. Aslında bu sahte isimler sayın kudretli abilerimizin koyduğu müstear (kod ad) isimlerdir. Zaten neyi gerçektir ki ismi gerçek olsun.  Hikâyenin tamamı Trakya’da geçmiş olup, şehir isimleri Özbekistan şehirleriyle değiştirilmiştir. Cemaat asla suç işlemez diyen bir kitleyi aydınlatmak ümidiyle yazılmıştır.

Anlatacak daha çok şeyi vardı Emir’in. Evet burası bir karakoldu ve kendisi gözaltındaydı. Komiser Emir’e su içmek isteyip istemediğini sormuştu. Yanında bulunan kıdemli polis memuru ise bir yandan anlatmaya devam etmesini istediğini söylüyor bir diğer yandan da “Yorulduysanız yarın devam edelim ama dinleyebiliriz” diyordu. Komiser sakince “peki Korgeneral N’ye ne oldu, nasıl emekli edildi?” diye sordu. Biraz nefes aldıktan sonra anlatmaya başladı Emir:

Korgeneral N.’nin Buhara’ya tayin olduğu günden beri TSK Kulis’te her türlü haberi yapılarak üzerine oynanmıştı. Gerekçesi zaten hususi abilerin kendilerince belliydi. Buhara Kolordusunun her türden evrakı internette dolaşıp duruyordu. Bunlara rağmen ordu içerisinde Korgeneral N’nin terfi edip orgeneral olacağı çokça konuşuluyordu. Terfi zamanı yaklaştığında Hüseyin Emir’e, Korgeneral N’nin terfi etmemesi gerektiğini bunun geçtiğimiz hafta başkentteki bir Kurmay Albay tarafından dile getirildiğini ve çok önemli olduğunu söylemişti. Emir bu konu hakkında Hüseyin’e  “Korgeneral N. liyakati oldukça yüksek bir asker. Bu internet haberleri bence onun terfiini engelleyemez” demişti. Cahil cahil konuşuyordu Emir işte. Karşısında Nehy-i Anil Münkere kitlenmiş bir kitleyi düşünmeden. Evet cemaatin bekası için her şey mubahtı ve Korgeneral N.’nin özelliklerinin hiçbir ehemmiyeti yoktu. Bu öyle bir seviyedeydi ki; şeytan cemaatten paşa adayı olsa hiç düşünmeden var gücüyle terfi için uğraşırlardı. Ama Emir’e göre yapabilecek hiçbir şey yoktu. Korgeneral N. terfi edecekti. Bu düşünceler istikametinde yol alınırken meşhur canavar TSK Kulis’te bir evrak paylaşıldı. Altında da açıklamaları vardı. Evrakta yazan bilgilere göre Korgeneral N.’de boyun fıtığı vardı. Özel bir hastaneye gidip tedavi oluyordu. Kitap okurken yoruluyor ayrıca uçakta giderken kulakları uğuldayacak şekilde rahatsız oluyordu. Evrak özel hastanenin düzenlediği sağlık raporuydu. Bu evrak Korgeneral N’ye tam bir altın vuruştu. Çünkü bu sağlık durumu terfi için engel bir durumdu.  İşte sene başından beri yapılan kara propaganda bu altın vuruşla anlam kazanmıştı. Korgeneral N’nin terfi artık hayale dönüşmüştü. Bu olayın Emir için ayrı bir önemi vardı. Kalemiyye Şube bilgisayar sistemi üzerinden Emir, Kolordu bünyesindeki tüm personelin bilgilerini görebiliyordu. Zaten Korgeneral N’nin bilgilerini ezbere bilen tek kişi Emir’di. Ama bu sağlık olayından gerçekten haberi yoktu. Çünkü tedavi özel hastanede olduğundan bilgisayar sistemine giremezdi. Ancak Emir’in bunu kimseye anlatmasına imkân yoktu. Kolorduda artık Emir’e derin devlet gözüyle bakılıyordu. Arada bir Kurmay Başkanı gelip şöyle bir etrafı süzüp yemleme sorular atıp gidiyordu. Emir bunlara düşmüyordu. Emir’i seven ve geneli albay olan tüm askeri personel ise bunu onun yapmış olamayacağını anlatıp duruyordu.

Gerçekten de Emir bu işin faili değildi ama faili tanıyordu. En son odasına emir Subayı Binbaşı M. geldi. Emire muhabbetle karışık “ya bu bilgisayarda personelin hangi bilgilerini görebiliyorsun mesela sağlık veya eğitim nasıl oluyor” diye sordu. Emir bilgisayarın şifresini açtı ve ayağa kalkıp  “buyurun komutanım kendiniz inceleyin” dedi. Binbaşı M. bir yandan incelerken bir yandan alttan alta sorular soruyordu. Emir’in hiç sevmediği bu durum oluşmaya başlayınca dayanamadı. Binbaşı M.’nin üzerine doğru eğildi gözlerini gözlerinden hiç ayırmadan “komutanım ben yapmadım” dedi. Binbaşı M. anlamadım diyerek geçiştirmeye çalışınca Emir tekrar “komutanım ben yapmadım” dedi. Binbaşı M. ayağa kalktı “düşündüğümden daha zekisin” dedi ve odayı terk etti. Emir yine bir fare gibi kendisini odasına kilitledi ve sinirle duvarlara vurmaya başladı. “Sorsana bana ulan sorsana sen yapmadın peki kim yaptı desene, zorlasana lan beni ben bununla nasıl yaşayacağım, zeki falan değilim aptalın tekiyim lan sıkıştırsana beni” diye bağırıyordu. Sesi yüksek çıkınca Albay E. Emir’in odasına gelip kapısını tıkladı ve içeri girdi. Emiri ağlayan bir vaziyette görünce kendince psikolojik sıkıntıları olduğunu düşünüp ona moral vermek için yarım saat dil döktü. Hepsi de konu dışıydı. Allah’ım ne iyi adamdı şu Albay E.! Keşke ben de öyle olabilsem demekten başka bir söz bırakmıyordu insana.

Terfi günü geldi ve Korgeneral N. emekli listesinde açıklandı. Emir yukarı çıkıp ilgili evrakı kendisine imzalattı. Aynı gün Emir Korgeneral N.’nin veda konuşması için büyük salonu hazırlamaya gitti. Saat 16.00 gibi Korgeneral N. son konuşmasını yapmak üzere kürsüye çıktı. Tek kelime edemiyordu. Sadece ağlıyordu. Emir kafasını bir devekuşu gibi saklamaya çalışıyordu. Bir yandan ise tahminen cemaatçi askerlerin “Orgeneral olamadı diye ağlıyor adama bak” sözlerini Emir işitiyordu. Ah be komutanım senin niye ağladığını en iyi ben biliyordum. Şu dedikoducu askerlerin kalkıp ağzına iki tane vurası geliyor insanın ama o da olmuyordu işte diye düşüncelere dalıp gitmişti. Az bir konuşmadan sonra helallik istedi ve kürsüden indi. Sırasıyla vedalaşmaya geldi. Emire sıra geldiğinde Korgeneral N. ona “sana çok hakkımız geçti çocuk sen de hakkını helal et” dedi. Ancak ismini Emir yerine Mehmet diye söyledi. Emir arkasını dönüp gidecekken Korgeneral N. dur dedi. “Ben nasıl böyle bir hata ettim. En çok gördüğüm neredeyse bütün mesaiyi birlikte geçirdiğim kişinin adını nasıl yanlış söylerim özür dilerim Emir” dedi. Yine ağlamaya başladı. Ağlıyordu çünkü biliyordu. Kendisinin 44 yıllık hayalini ve çalışmalarını, ülkeye hizmet etme şevkini kimin çaldığını biliyordu. Emir’in bunu bildiğini de az çok tahmin edebiliyordu. Emir de bu sefer kendini tutamayıp ağladı ve ast üst ilişkisini bir tarafa atıp komutanına manevi bir değeriymiş gibi sarıldı. Ertesi gün tören yapıldı ve Korgeneral N. Buhara Kolordusunu terk etti. Nedendir bilinmez Bölge Bando Komutanlığı Korgeneral N’nin ardından tören alanında ertesi günkü cenazenin provasını yapmaya başladı. Bir yandan da “Ölüm Marşı” çalıyordu. Yine nasıl bir nefrettir ki bilinmez bir sonraki gün bu kez KARANET TV’de Korgeneral N.’nin ağladığı ve ardından ölüm marşı çalındığı yine alaycı bir dille anlatıldı. Bu ise seviyesizliğin tam dibiydi.

Bir sonraki hususi görüşmede Hüseyin Emir’e Amu Derya Abileri’nin Korgeneral N.’yi emekli ettirmelerinden dolayı başkentten büyük övgüler aldığını. Büyük Hocanın kendilerine Allah Razı olsun dediklerini anlattı. Ne garip ya! Bir adamın hayatını, emeklerini hayallerini çalıp ona kumpas kurmak ve Allah’ın buna razı olması. Allah razı olmazdı! Olmadı zaten. Halende olmuyor. Olmayacakta! Kul razı olmaz ki buna Allah nasıl razı olsun! Bu konuşmada Emir’in aklında sadece artık bu cemaatten firar etmek vardı. Adım adım kaçacaktı. Sistemi iyi biliyordu. İstenmeyen adam olup en ücra yerlere sürdürülmek en iyisiydi. Yine aynı görüşmede Serhat abi de vardı. Emir’e dönerek “Hocaefendi sana 1 dolar yolladı mı?” diye sordu. “1 dolar mı” dedi Emir. Ne alakaydı ya. Serhat Abi ona hocaefendinin bazı has ve hususi hizmetlerde uğraşan şakirtlere 1 dolar yolladığını. Bunu kendi emekli maaşından alarak aktardığını söyledi. Emir gülerek “söyleyin bana 1 değil 100.001 dolar yollasın dolar bugün 2,5 birkaç yıla 7 lira olur bari zengin oluruz” deyince yüzlerde bir bozulma oluştu. “Tamam şaka ama 1 dolar saçma bir şey” diye ekledi.

Evet bir yandan hükümetle kavgalar, bir yandan paşaların ayaklarını kaydırmalar, bir yandan general kadrosunda kadrolaşma gayretleri, hatta Korgeneral N’den bir yıl sonra başladıkları dokümanları imha etme gündemi, 1 dolarlar falan derken Emir bu işin saatte 250 km ile bir duvara doğru yol alan ve frenleri tutmayan bir arabaya dönüştüğünü. Bu arabanın duvara çarpmasının kaçınılmaz olduğunu fark etmişti. Neyse ki tayin dönemi gelmişti.
---Devam edecek---
-Eski Üsteğmen Emir Yıldız

14 yorum:

  1. Yine harika bir yazi. yine harika bir yazi.

    Bravo...

    YanıtlaSil
  2. koskoca fetöde bi bu arkadaş mı var niye başka kimse yazmaz. birşeyler bilip susan dilsiz şeytandır.

    YanıtlaSil
  3. ilk yazilar guzeldi de ben bu yazidaki noktayi anlamadim. Korgeneral N nin terfi etmesine engel olacak saglik sorunlari varmis. Ama o bunlari gizlemis, iyi gizleyebilmek icin de Gata'da degil bir ozel hastanede tedavi olmus. Birileri de bu gizlenen seyi ortaya cikarinca adam olmasi gerektigi gibi emekli olmus. Terfi etseydi de zaten haketmeden terfi etmis olacakmis Ben mi yanlis anliyorum? Burada iftira santaj nerede? Askeriyede boyle seyler yapilmadi demiyorum, bu yazida bahsedilen konuda boyle birsey yok. Ya da ben anlayamadim?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burda yanlış olan şey: 1- Hasta olsa bile normal işleyiş içinde ortaya çıkarılmamış olması. 2- Feto alçağı ve alçak avanelerinin bunu internet ortamında yayımlaması 3- Feto alçağı ve alçak avanelerinin üzerlerine vazife olmayan bir işin peşine düşmüş olmaları....

      Sil
    2. bu memleketteki en buyuk kotuluk suclu bazi kisilerinin suclarinin uzerine vazife olmayan kisilerce ortaya dokulmesidir diyorsunuz yani? su cemaatte de olmasa baya gulluk gulistanlik bir ulkeymis.

      Sil
    3. Adam onu demiyor, niye anlamaya çabalamıyorsunuz, hiç mi devlet memuru olmadınız, herkes hata yapar, isteseniz tüm memurları atarsınız işten bilmem neredeki bir kanunda bir kural vardır şak diye atarsınız adamı, cemaat tutup bunları çıkarıp milleti atıyor işte. Boyun fıtığı masa başa iş yapan herkeste olur sanki diğer generallerde yok mu sanıyorsunuz. Kamil MAMAN zaman gazetesinden atılma sürecini dinleyin 5 dk geç kaldı diye atmışlar, memurlukta öyledir bir gün 5 dk geç kalırsın atarlar. Ergenekon davalarında hizbullahçı birinin sım kart bilgilerini tegmen çelebinin teline yükleyen polislere ne oldu? Bunlar bizim çocuklar bir hata yapmışlar işte olur öyle şeyler diye korunmadı mı? Buradaki sıkıntı masonik bir örgüt gibi kendi yaptığın aşırı hukuksuzlukları görmezden geliyorsun milletin normal hatalarından tepesine biliyorsun. Kendileri soru çalar ama haklarıdır öbür adam boyun fıtığı olmuş emekli edilmelidir. Boyun fıtığı herkeste olan bir şey diğer generaller doktora gitmiyor boyun fıtığı teşhisi konmasın da generallim engellenmesin diye. Bu adam mantıklı bir hareket ile doktora gitmiş sadece, siz Türkiye devletinde memurluk yapın da hiç bir mevzuata aykırı davranışınız olmasın bu imkansız, vatandaş için bile imkansız devlet sizi zorla suça bulaştırır. Gidin esnaflara sorun niye denetimden korkuyorlar, madem herkes haklıyız diyor denetimden niye korkouyorlar? Cemaatin okullarını çatır çutur kapatıyorlardı niye? 5 cm geçmiş diyor mevzuata göre , o olunca ağlayıp zırlıyorlardı böyle hukuksuzluk olmaz diye.

      Sil
    4. hayir hic memurluk yapmadim, anlamaya da calisiyorum ve siz gayet guzel ifade etmissiniz, simdi bence hersey daha anlasilir oldu. yani sorun sadece cemaatin milletin hatasini ifsa etmesi degil, cifte standart uygulamasi. ben sadece kim neyi neden elestiriyor, net olsun diye sordum, sizin yorumunuzu okudum ve katiliyorum.

      Sil
    5. ben yazar değildim bu arada, cemaatten esnaflar ile 2014 yıllarında konuştuğum da hepsi denetimden korkuyordu, aydın doğan'ın binlerce avukatı var o bile denetimden korkuyordu, bu insanlar bilerek hukuksuzluk yapmıyor, kanunlara uymak imkansız. Birinin ayağını kaydırmak zor bir iş değildir, insanlar birbirinin ayağını da kaydırır, ama cemaat çok güçlü ve organize bir şekilde kaydırıyor, fertlerin hiç bir şansı kalmıyor. Alkol ve günü birlik ilişki olayından da çok insanın canını yakmışlar. Sanane milletin alkolünden, cinsel hayatından adam işini gayet iyi yapıyorsa. Genel olarak dindarlar da bu kafa var, böylelerine karşı alerjileri oluyor, adamın sorunu var alkol alıyor herkes Gülenciler gibi cennete garanti gideceğini düşünmüyor ki, hayatı sorguluyor kafasında sorular var, istediği zaman abisine söyleyip iyi bir kızla evlenme imkanları yok, onlar da günü birlik takılıyor öyle sanane yani adamın ya da kadının hayatından. Bazı cemaatçiler bilerek yapsa da bazıları hiç devlet sistemini bilmediğinden ya bu adam şöyle hukuksuzluk yapmış diyor, bahsettiği hukuksuzluğu ise devlette herkes yapar yani normal bir şey. Mesela ergenekon'un ilk hakimi Köksal Şengün , adamı boluya düz hakim olarak sürdüler o zamanın yeni hsyk'sı. Niye? çüNKÜ istedikleri kararları vermiyordu. Ama kitabına uydurmuşlar disiplin cezasıyla adamı sürdüler. Ergenekondaki bir sanık ile ilişkisini bulmuşlar falan filan, normalde çok normal şeyler bunlar Türkiye şartlarında, sanık olanlar bir şekilde hakime ulaşır onlar konuşmaya çalışır 17-25 aralıkta erdoğan direk zekeriyya özü aratıyordu thy müdür vasıtasıyla, olur yani bunlar zaten adamlar hukukçu önlerine gelen dosyanın ne kadar boş olduğunu görüyor, ama işte ordan yakalayıp sen tarafsız değilsin diye adamı aldılar görevden, halkın gözünde skandal bir olay aaaa nasıl görüşür falan , türk yargısında ise gayet sıradan bir manzara.

      Sil
  4. Eger sistemden gizlediginiz bir sey varsa, ve bunu sistemin disindaki hususi abiler bilip onu cikarmasi, iftira ve santaj olmuyor ama duzenbazlik ahlaksizlik oluyor.

    Adamlar askeriyeyi dizayn etmek icin herkesi dinlemis izlemis, eger bir yerde buyuk kucuk ne ariza bulabilirlerse yapmislar. yapanlar kim. din adina, insanlik adina cikmis insanlar

    Dunyada ki tek kotuluk iftira ve santaj dedil. Bu adam icin iftira santaj ise yaramamis, bunu yapmislar.
    heee Korgeneral bunu sakladiysa bunu ortaya cikarmak, hususi abilerin isi mi?

    Korgeneralrin saglik arizasini cikarmak devletin ve bu gercekten buyuk problemse soyleme kendinin bilecegi is. ama bunu sivillerden organize bir cete cikariyorsa burda bir is vardir.

    Bu yapi bunlari ustune vazife almis. Siyasinin biri gece kadinlara gider, taaa en tepeden ona telefon acar derki gitme yoksa yukselemezsin. ama tutmadigi biri gider hemen arizalarini yayinlar.

    yaziklar olsun baska bir sey denmez....

    Guzel insanlarida pesinden kosturup, mahvetti

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben burada bir olcusuzluk goruyorum. Cemaatin ne yaptigi ve ne yapmadigi konusunda kafalar karisik. Cemaat orduda ve burokraside yapilanmis ve bu yapilanmada kendine rakip gordugu kemalist ve ergenekoncu denilen tayfayla bir savas icine girmis. Simdi buraya kadar herkesin malumu. Herkes ilk kez duymus gibi yapiyor da kuzum siz hangi ulkede yasiyordunuz? Butun muhafazakarlar da bu mucadeleden memnun idi, ne zaman Erdogani hedef aldi, ondan sonra isler degisti.

      Sorun burada degil. Bu da sorunlastirilabilir elbet ama ben Turkiye standartlarinda dusundugum zaman cemaate sen niye orduda ve burokrasilerde kemalistlerle bir egemenlik savasina girdin diye sormam. Ya da en azindan bunu soracaksam on yil once sorardim, simdi birden bunu ilk kez duymus gibi rol yapmam. (Ya da su da olabilir, o zamanlar bize bu yol dogru veya kabul edilebilir geliyordu ama surec gosterdi ki aslinda hukuk ve saffaflik sinirlari cok iyi birseymis, ne olursa olsun bunlara riayet edilmeliymis. Iyi niyetle de olsa bunlarin disinda cikilmamliymis. Bunu simdi ogrendim, aslinda hepimiz yasayarak ogrendik. Bunu derseniz bu da kabul.)

      Sorun cemaatin bu mucadelede ne tur taktiklere basvurdugu. Bir adamin gizledigi kanunsuz bir islemini ortaya cikarmak. Ben o gunun sartlarinda bunda bir sorun gormuyordum, bugun hatali gorulebilir. Ama o zaman sunu da soyleyelim, herhalde bunu bir tek cemaat yapmiyordu. Herkes yapiyorsa ne var canim cemaat ta yapiversin demiyorum. O durumda herkes caliyor canim biraz da bizimkiler calsin diyenlerden bir farkim kalmaz. Ama insafli olalim diyorum, cemaat zaten herkesin yaptigi seyleri yaptigi icin nasil birden teror orgutu, memleketin basina gelmis en buyuk kotuluk, su bu olabilir? burada bir insafsizlik yok mu?

      Ikinci konu bu mucadele sirasinda insanlara iftira atilmasi. Bu yapildiysa, yapmadiklari suclari yapmis gosterildilerse, bu hem buyuk kul hakkidir, hem hukuksuzluktur hem adiliktir. Bu kategoriyi ilk kategoriden ayirt etmek lazim diye dusunuyorum. Ilk kategori Ingileterede yasasaydik belki sorun edilebilirdi ama Turkiye demokrasi satandardlarinda bunu sorun etmek,ne bileyim herseyimiz tamam bir bu sorunumuz mu kaldi dedirtiyor bana.

      Bir de ucuncu bir kategori var. Suc olmayan ama iftira da olmayan seyler, mesela adamin birinin kasedini bulup cikarmak. En alengirlisi bu. Ilki kategori, kanuni ve dogru ama senin ustune vazife mi denilebilir. ikinci kategori yalan ve iftira. Ucuncu kategori ise, dogru ama kanuni ve hatta ahlaki degil. Ben sahsen dedigim gibi ilk kategoride o kadar buyuk bir sorun gormuyorum. Ikinci kategorinin ise pek olmadigini dusunuyordum, hala yaygin olmadigini dusunmek istiyorum. Ucuncu kategoris ise en yaygin olan ve esas konusulmasi gereken konu. Bu isitihbarat islerine ayak oyunlarina girince eninde sonunda bu yola giriliyormus, surecte bunu gorduk. Buunun iyi niyetle vs de aciklamasi olmaz, Islami acidan da savunulacak yonu yok. Keske hic bulasmasaydik bu islere. Ya da ilk kategori ile bu ucuncu kategori arasindaki farki koruyabilseydik.

      Sil
    2. Hangi ulkede yasiyorsun sorusuna cevap vereyim once. Bunlarin hepsi olurken yurt disinda idim (20 sene kadar).
      Bu 20 sene boyunca, biz kategorik olarak bu uc cesit ahlaksizliktan sadece sunu veya bunu yapiyoruz ama digerlerini yapmiyoruz diye bir sey duymadim. Duydugum sey suydu:
      Gulen'e sen askere burakrasiye siziyorsunuz denildiginde, insan kendi hakki olan seye sizmaz. Biz asli unsuruz. insanlarin girmesini tesvik ediyoruz. ben bunlarin 1000 de birini bile bilmem vs...

      Simdi gorudugumuz sey su. Halbuki dogru olan sey su. Eger sadece tavsiye etse, yonlendirse bunda bir ariza yok. Fakat yonlendirdigi insanlari haftalik, burakratik yaptigi islerle ilgili takip edip. devletin birimlerinden kendi adina istihbarat almis. Velev ki sen bu milletin asli unsuru ol, bunun adi sizmaktir. Hic bir devlet buna musaade etmez. Dolayisi ile soyledigi ile yaptigi arasinda muthis bir fark var, yalan var.

      Cemaat ergenekonla, kemalistlerle veya sunla bunla niye savas halinde olmasi lazim. Cemaatin butun bunlari yapiyorsa Ergenekondan ne farki var?

      Cemaat polise, askeriyeye girmesi itibari ile su anda soru calan, baskalarinin ayagini kaydiran, bir yapiymis. bunu cok guzel bir sekilde ogrendik.
      Butun bunlari yaparken kendi burakrasisi icinde gizli kominikasyon sistemleri kullanan (bylock gibi), sonra yakalanacagini anlayinca, ordaki elemanlarini korumak icin, safiyene kendini destekleyen tabanini atese atan bir yapi.

      Ariza burda.

      Cemaat tabani su anda muthis zulm goruyor. ve bunda bastakilerin bu tip ihtiraslari var, herseyi kontrol etmek. Bunu yaparken de buna hizmet demek. yani hikayeyi okuduysaniz, bu Cemaatin savas actigi vazifeden aldirdigi adam insani olarak duzgun bir general, iyi bir insan.

      Ama cemaat adami degil. o zaman o hususi abiler ayagini kaydiriyorlar. niyetleri adamin sagliginda bir ariza oldugundan dolayi vatana hizmet edememesi degil. Kadro bosaltip pozisyon doldurmak istemeleri. Bununla ergenekonla savasmanin ne alakasi var.

      Insanlar Gulen'e inandilar hayir yapiyor iyi seyler yapiyor dediler. Gazetesine TV sine inandilar, dogru soyluyor dediler. Gulen, Gazete, TV de onune gelen engeli, Ergenekon kefesine koyup cezalandirdi. bizim gibi inanan saflarda dedik ki vardir bir seyler.

      Simdi yillar sonra Cemaatte zulum ceken insanlari en cok en mert savunan insanlardan birinin Emin Colasan oldugunu gorunce ne kadar art niyetle, kotuluk icin, menfaat icin pisliklerin yapildigini anliyoruz.

      Demekki Cemaatin bu pis isleri yapan tabakasi, kendi ustlerine ortu olarak saf ogretmenlerin iyiklerini ortmus, kendileri temiz gostermisler.

      Simdi de pisliklerini Turkiyede zulm ceken masumlarla ortuyorlar.

      Sil
    3. Yani demem o ki, bu olaylar olurken memnundun, biliyordun. Simdi niye itiraz ediyorsun diye kimse cemaatin tabanina bu sorulari soramaz.

      Bilmiyordular, bilmiyorduk. Bildigimiz, yalandi, yalan mis. Olaylar olmadigi gibi anlatilmis. Kendi burakratik gucunu olusturmak, kendi zenginini olusturmak icin, insanlar kandirilmis.

      Evet Ergenekonla bir savas vardi, temizleniyordu. Cunku Ergenekon kotuydu. Bize soylenen buydu. Soylenmeyen neydi: polise girmek icin cocuklara sorular verildi. kendi adamlarimiz kayrilarak yukseltildi. Buralara gelen cemaatciler arasinda cemaat abilerinin emri ile haksiz hatali is yapanlar oldu.

      Eger devlette cetelesirsen, ister bunu kuran icin yapiyorum de, ister Allah icin de, cetesin Ergenekondan farkin yok.

      Sil
    4. Ben dogrudan sizin sahsiniza yonelik olarak sormamistim zaten. Genel olarak da yazdiklariniza katiliyorum. Sadece biraz nuans var, onu soylemek istiyorum. Ilk kategoride bahsettigimiz seyleri tum Turkiye biliyordu, yurtdisinda yasayanlar da Turkiyedeki olaylari azicik ucundan takip ediyorsa biliyordu. (O donemde ben de biraz yurtdisinda bulundum, gayet "open secret" idi, hatta turkiyeli olmayan muslumanlardan bile bilenler vardi) Simdi niye ilk kez duymus gibi yapiyorsunuz sorusu yerinde bir soru ve muhatabi cemaatin tabani degil, butun muhafazakar kesim. Ergenekon sorusturmalarinin cemaatin cevval polis ve savcilari eliyle yurutuldugunu bilmemenin tek yolu bilmemeye kendini zorlamak. Is o kadar aleni idi ki cemaat muhafazakar ortamlarda bunun havasini atiyordu, "bizim yetistiridigimiz arkadaslar yapiyor bu operasyonlari.Ya gordunuz mu yillardir niye tedbir yapiyorduk, ne icin ugrasiyorduk, simdi anladiniz mi" laflari Turkiyedeki her ortamda bir ovunc olarak dile gelmistir o donemde. O yuzden ben bu ilk kategorinin zaten bu kadar abartilacak bir kotuluk olmadigini dusunuyorum Turkiye standartlarinda gideri var. Sorun ikinci ve ucuncu kategoride bahsettigim islere bulasilmis olmasi, ve evet cemaat tabaninin bunlardan haberi yoktu ve olamazdi. Ilk kategoriyi ise tum Turkiye biliyor ve bunda sorun gormuyordu. Demek istedigim budur.

      Sil
  5. Anladim. Tesekkur ederim aciklamaniz icin.

    YanıtlaSil