Gülenizm ve Hükümet - Münferit Fikir Platformu

SON

28 Mart 2019 Perşembe

Gülenizm ve Hükümet




Bir şey olmak ile birşeyleşmek farklıdır. Kur'an, ehli kitap olarak kabul edilen Yahudilerle ve Hristiyanlarla iletişimi, aileye dahi kabul edebilecek derecede maksimum olumlu seviyede tutarken Hristiyanlaşmaya ve Yahudileşmeye yönelik ağır tenkitlerde bulunur.

Zira Müslüman olduğu halde itikaden Hristiyanlaşan olduğu gibi Müslüman kimliği ile ahlaken Yahudileşen insanlar da az değildir.

Mesela dini liderlerini tıpkı Hristiyanların mutlak otorite kabul ettiği gibi gassalın elindeki meyyit yani mutlak teslimiyet moduyla kabullenmek bir nevi Hristiyanlaşma eğilimidir.

Ancak o kimseye desen ki “Bu yaptığın Hristiyanlaşmaktır” bunu asla kabullenmez ve hatta sana karşı öfkelenir ve kin kusar! Oysa ki o kimse Katoliklerin papazlarına yaptığı muameleyi kendi liderine, mutlak anlamda teslim olarak yapmaktadır.

Bunun tam tersi olarak bir kimse liderini tıpkı İsrailoğulları'nın yaptığı gibi tahfif eder ve ihanet ederse bu durum dahi bir nevi Yahudileşme eğilimidir.

Lakin o kimseye deseniz ki sen adeta Yahudileştin bunu asla kabul etmez hatta Yahudilere lanet okumayı ibadet telakki edecek kadar anti-semitik bir kişi dahi olabilir bu kimse.

Oysa ki Kuran’ın hedef aldığı husus isimler değil eğilimler ve fiillerdir. Kur'an, Yahudilerden bahsederken onların şahıslarını değil eylemlerini hedef alır. Onlar gibi olmayın ! der. Mesela Hristiyanlar gibi bir lider tasavvuruna sahip olmayın! der.

Aynen onun gibi siyasi bağlamda hükümetler de kınadıkları, mercek altına aldıkları, tevkif ettikleri, düşman belledikleri yapıların ahlakıyla ahlaklanmamalıdır.

Şayet o paralel yapı darbe girişiminde bulunarak demokrasiyi ayaklar altına almışsa, hükümetler daha başka yollardan demokrasiyi ezmemelidir.  Demokrasiyi ayaklar altına almanın tek yolu darbe değildir. Darbe ne kadar çirkinse başka yollarla mesela rakip potansiyel politik liderleri pasifize etmek o derece yanlıştır.

Şayet o paralel yapı, devletin birimlerinde tarafgirlik damarıyla kadrolaşma yoluna gitmişse yani iddia bu ise, aynı cürüm hükümetler eliyle irtikap edilmemelidir. Oysa ki bugün devlet kadrolaşmalarında liyakate değil ideolojik tarafgirliğe önem verildiği bilinmektedir. Aslında o malum yapı içinde aynı şey geçerliydi. O yapı içinde tutunabilmek Gülen’in asla sorgulanmadan kör kütük bağımlı olunmasındaydı. Ancak hükümet içinde de bugün cumhurbaşkanını eleştirmek adeta imkansızdır. Bu tür kimselerin devlet içinde yükselmesi kolay değildir. Tabii istisnalar da yok değil.

Şayet o malum yapı, devlet kurumlarıyla ilgili sınavlarda soruları taraftarlarına verip kul hakkına girmişse, bunun bir başka versiyonunu hükümetler rüşvet vererek, ihaleye fesat karıştırarak vs. yapmamalıdır. Oysa ki devlet kurumları bu konuda oldukça sabıkalı.

Şayet o malum yapı, liderlerini abartmışsa, bu abartılı lider figürü siyasi taraftarlarda fazlasıyla olmamalıdır. O yapı biliyoruz ki liderlerini "Seçilmiş" olarak görüyorlar ve olağanüstü anlamlar yüklüyorlardı. Bugün de cumhurbaşkanına yüklenen anlam oldukça abartılıdır. Ona mistik olmasa da tarihi anlamlar yüklenmekte ve adeta ümmetin beklenen halifesi gibi görülmektedir.

Şayet o malum yapı, kendinden olmayan cemaatlerin ayağını kaydırıyorsa hükümetlerde başka siyasi fırkalara aynı muameleyi yapmamalıdır. O yapı biliyoruz ki kendisine rakip başka bir dini cemaatten hazzetmezdir. Hele ki o dini cemaat bu yapı için güzel şeyler düşünmüyorsa. Mesela merhum Erbakan'ın Alman ajanı olduğuna inanırlardı. O halde hükümetlerde de kendisine rakip siyasi yapılara bel altı vurarak onları yok etmemelidir. Bu her şeyden evvel tutarsızlıktır. Hem hazineden milyonlarca dolar politika yapsın diye para verip hem de onlara vatan haini muamelesi yapmak doğru değildir.

Düşünce özgürlüğünü kısıtlamak için belediye binalarına baskı yapan tarikatlara pirim vermemelidir.

Bu misaller daha da çoğaltılabilir. Lakin unutmayalım ki önemli olan kimlikler değil kişiliklerdir, Aynı suçu hükümetin kendisi veya paraleli yapmış bir şey ifade etmez.

Şahsiyet sahibi olan insanlar, birincisine karşı ise, ikincisine karşı da tavırlarını net bir şekilde koymakla sorumludur.

Bir Gülencileşme temayülü yaşanıyor ki bunun F. Gülen'in kendi topluluğundan olmakla ilgisi yok !
Şiraze kayınca, ilkeler şaşınca ve güç zehirlenmesi yaşayınca durum böyle oluyor.

28 Şubat sürecinden sonra nasıl ki o malum yapı, güç zehirlenmesi yaşadı ve biz bugünlere geldik, bugün dahi benzer durum hükümet için geçerlidir.

O yapı için o gün, eleştirilerimiz olduğunda tıpkı bugün hükümeti eleştirdiğimizdeki gibi tepki almaktayız.

20 sene evvel o yapının, tarafgirlerinden aldığım tepkiyi bugün hükümetin fanatiklerinden almaktan şaşırmıyorum.

Lakin yine tekrar edeyim ki bizim mutlak sabitemiz şahıslar değil dini ve ahlaki ilkelerdir.

Gülenizm, hükümetin damarlarında… O hareket, malum ki güç zehirlenmesi yaşadı ve tepe taklak oldu ve şayet hükümet bir şekilde kendine gelmezse benzer sebeplerden farklı sonuçlar beklemek beyhude olur.

-Bilgin Erdoğan

2 yorum:

  1. Hristiyanlasma,yahudilesme,lider, dini lider,peygamber. Bütün Kavramlar birbirine karismis bu yazida. Henüz yazinin basinda, bu kavram kargasasindan siyrilamamisken birden siyasi oteriteye -sanki nasihat a kulak verir bir hali varmis gibi- nasihate geçmek ve bunu anlamsiz bir kiyasla yapmak. Bozuk bir Türkçeyle hem de. 20 sene evvel elestiri yapmak bir yana sanki 20 gun once kalemi eline ilk defa almis birisisin yazabilecegi düzeyde. Bagislayin bu satirlari kör bi tarafgirlik hissiyle yapmiyorum. Takip ettigim,zaman ayirip okudugum ve insanlara bir seyler söyleme iddiasiyla ortaya cikan bir yazinin en azından asgari sartlari (dil ve mantık acisindan) tasimasi gerektigini dusunuyorum. Editorlük müessesi saniyorum en çok bu gibi zamanlar için gereklidir.

    YanıtlaSil
  2. Atatürk ün yolundan şaşmamak en iyisi derim ben

    YanıtlaSil