Dindar ve Dinci Karşılaştırması - Münferit Fikir Platformu

SON

22 Mart 2019 Cuma

Dindar ve Dinci Karşılaştırması




Dinin yeniden yükselen bir ses olduğu bir dünyada dindar ile dinci arasındaki farkı ortaya koymak gereklidir. Zaten ilim iki şey arasındaki farkı gösteren işarete denir. Zira dinin en büyük handikabı dincidir. Dindar, fıtratını inşa eder dinci ise fırsatlarını ihya eder.

Dindar, ilhamını inandığı temel kaynaklardan alır ve bunu hayatına samimiyetle geçirir. Dindar, bu değerleri hayatına geçirirken niyeti Hakkı hoşnut etmektir. Dinci ise dini öğretileri slogan gibi kullanarak, o değerler üzerinden rant sağlar. Bunu yaparken ise niyetinde Hakkın rızasına nail olmak değil halkın takdirini kazanmak vardır.

Dindar, dinin talibi gibi davranır dinci ise o dinin sahibi gibi davranır. Bu nedenle dindar, dini görüşlerini arz ederken "Bence" şerhini düşer ki kendisini mutlaklaştırmasın. Zira dindar bilir ki hata yapmak insana mahsustur ve her şeyde olduğu gibi dini konularda da yanılabilir. Dinci ise kendi işine geldiği dini anlayışı mutlaklaştırmak için "Bence" şerhinden son derece rahatsız olur ve adeta bir dini sınıf oluşturmanın alt yapısını oluşturma çabası içine girer.

Dindar kitaba uyar dinci ise kitabına uydurur. Ne ki kitaba uyarken isabet etse de etmese de her iki halde de samimidir. Dinci ise özellikle mevcut otoritelere yağ yapmak için kitabına uydurma yoluna tevessül eder. Yola çıktığı dostlarını yolda bırakır. Zira onun için dini değerler, nefsini tatmin etme aracıdır.

Dindar, bilgiyi emanet olarak tasavvur eder. Bu nedenle bilgiyi hem hayata geçirir hem de onu başkalarıyla paylaşır. Dinci ise bilgiye ihanet eder ve onu sosyal hayatta zehir gibi kullanır. Dindarın elinde bilgi hikmet, dincinin elinde ise bilgi eziyettir.

Dindar nazarında siyaset, toplumda ve hatta dünyada adaleti yeniden inşa etmek içindir. Onun için siyasi hedefinin nazarında insanı kazanmak ve ona emanet nazarıyla bakmak vardır. Onun için dindar, “Siyaset benim için ibadettir” diyerek siyasi çalışmalarına devam eder. Dinci ise siyaseti rant sağlama aracı görür. Onun için kamu malını çalmaktan hiç çekinmez. İhalelere fesad karıştırır. Yetimlerin, öksüzlerin hakkını yer.

Dindar için nitelik, dinci için nicelik önemlidir. Dindar bireyin yüreğine, dinci ise kelle sayısına ehemmiyet verir. Oysa ki nitelik niceliğe müreccahtır. Her tercihte bu önemli bir kriterdir. Aksi takdirde güç mutlaklaşır ve zehirlemeye başlar!

Dindar, “Zulüm bizden ise ben bizden değilim” der dinci ise kendi ideolojisinden, cemaatinden, partisinden birileri zulüm irtikap ettiğinde onu görmezden gelirken aynı cürmü kendinden olmayan işlediğinde kıyameti koparır. Oysa ki Kur'an’da, Allah adaleti emreder. (Nahl:16:90)

Dindar, ibadetin ruhunu kavrayarak onun maksadını hayatına geçirirken dinci onun ruhundan ve maksadından bağımsız şeklini bayraklaştırma zilleti içine girer. Dindar ezan ile insanlığı Hakka çağırırken dinci ezanı siyasi malzeme yapma yoluna giderek insanları dinden daha da tiksindirir. Oysa ki ezan, “Ezen olma ! der insan vicdanına.

Dindar için dinden uzak her insan, İslamoğlu'nun ifadesiyle büyük ailemizin kayıp evladı gibidir lakin dinci nazarında birer cehennem kütüğü. Dindar merhamet ve adalet ile dinci hiddet ve adavet ile yaklaşır ötekine. Dindar mülkün gerçek sahibinin Allah olduğu bilinciyle infak ahlakını içselleştirerek yaşar dinci mülkün gerçek sahibini bilmiyormuş gibi sorumsuzca ve duygusuzca yaşar. Dindar muhtacı tutup kaldıran dinci tekme vurup kenara atandır.

Dindar sadece hakikate değil aynı zamanda adalete de sadıktır. Dinci ise hakikate sadık gibi görünse de çoğu zaman adalet yan çizer. Oysa ki hakikate sadık olup adalete ihanet etmek olmaz. Din sömürüsü yapan tarikat liderine yükselttiğimiz ses aynı sömürüyü irtikap eden siyasilere de olmalı. Bir tarikat baronunun vaaz kürsüsünde yanmayan kefen! satmasına yönelik itirazınız bir siyasinin miting meydanlarındaki hezeyanlarına karşı aynı oranda yükselmelidir.

Kim haksızlık irtikap ediyorsa onu dillendirmekle mükellefiz. İki birey veya topluluk çatıştığında kim nerde haklı veya kim nerde haksız ise bunları iyi tespit edip tavrımızı ona göre belirlemekle mükellefiz. Bir taraf bütün bütün haklı olmadığı gibi diğer tarata bütün bütün haksız olmayabilir. Öyle ise kategorik olarak bir tarafın avukatlığını yapmak değil adaletin şahitliğini yapmakla sorumluyuz.

Memlekette darbe yapmaya kalkanları iliklerimize kadar lanetlemeli ve karşısında olmalıyız. Bununla beraber memlekette işkence, haksız yargılama, rüşvet, tarikat kadrolaşması, fikir hürriyetine müdahale varsa onu da kınamak boynumuzun borucudur.

İşte bu ayrımda dindar adalet nerdeyse orda olurken dinci kendi takımını tutma peşindedir. Eskiler taraf olmayan bertaraf olur derler. Evet insan taraf olmalı lakin şahıslardan, cemaatlerden veya partilerden yana değil hakikatten ve adaletten yana. Varsın bu dünyada bertaraf olalım. Değer görmeyelim. Mühim olan mahşerde bertaraf olmamaktır.

Dindar vefalıdır dinci vefasız. Dindar insaflıdır dinci insafsız. Dindar, Hakka tapandır dinci haktan sapan. Dindar adaleti tutup kaldıran dinci adaletten sapan. Dindar ehli emanettir dinci ehli ihanet. Rabbim bizi dindar kullarından et !

- Bilgin Erdoğan 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder