Adil Öksüz MİT elemanı mı? - Münferit Fikir Platformu

SON

26 Şubat 2019 Salı

Adil Öksüz MİT elemanı mı?


Özellikle cemaat çevrelerinde Adil Öksüz’ün MİT elemanı olabileceği şeklinde bir kanı var. Pekiyi eğer MİT elemanı ise darbeden sonra kaçmayıp “cemaatin TSK imamıyım, ordudan cemaatçi subayların tasfiye edileceği haberini almıştık. Özellikle dershanelerle başlayan süreçte artık varlığımızı tehlikede görmeye başladık. Gülen’den aldığım talimatlar ekseninde darbe girişimi yaptık” şeklinde bir ifade verseydi ne olurdu? Cemaate son bir iki yılda entegre olan biri de değil üstelik. Gençliğinden beri cemaatte. Mollalar grubunda olduğu söyleniyor. Gülen ile cemaatle namaz kıldıklarını gösteren fotoğraflar var. Türkiye’de bir yardımcı doçent orta düzey bir yaşam sürerken Adil Öksüz hayatın olağan akışına aykırı bir şekilde defalarca yurtdışı, özellikle ABD seyahati gerçekleştirmiş. Darbeden önce ABD giriş-çıkışı var. Bunun gibi daha da bir sürü kanıt. Bu, hükümetin elini güçlendiren bir şey değil mi? Herhalde ajan olan bir kişinin hapishane koşullarını düşündükleri için kaçmasına fırsat verdiler demeyeceksiniz değil mi? Zira şu an ki hali, hapishane koşullarından çok da farklı değil…

Açıkçası ben Adil Öksüz yakalanıp bu ifadeleri vermesi durumunda iki kesimden itiraz ya da muhalif sesler duyacağımıza inanıyorum. Birinci kesim, bugün de “Darbeyi Erdoğan yaptı” şeklinde söylemler geliştiren cemaat-dışı muhalif kesim. Bu kesim, darbe sonrası Erdoğan’ın gücünü tahkim etmesine duydukları öfke nedeniyle ve muhalefet saikiyle bunu yapardı. Yani cemaatin masum olduğuna inandıkları için değil.

İkinci kesim ise cemaat mensupları… Aslında bu kişiler bugün de itiraz ediyorlar. Yani Adil Öksüz yakalandığında “ya işkenceyle iftiraya zorlanmıştır” derlerdi ya da “MİT ajanı işte, suçu cemaate atıyor”. Dikkat ederseniz her iki durumda da manzara değişmiyor. Bugün “yahu Afrika’dan öğretmen getiren büyük devletimiz Adil Öksüz’ü neden bulamıyor?” şeklinde argümanlar geliştiren kişiler, şayet Adil Öksüz yakalansaydı “cemaatin 170 ülkede okulları var, gücü var, bir adamı saklayamaz mıydı, nereye koyarsan orada bulursun, devlet kendi adamını getirdi” diyerek karşıt argüman geliştirmeye devam edebilirdi.

Pekiyi neden? Aslında bu sadece cemaate has bir şey değil. Bir insan kendisini, çevresini ve değerlerini öğrendiği bir topluluğa karşı aidiyet geliştirdiğinde bu aidiyet dini bir kimlik halini alıyor, zaten Türkiye’deki birçok cemaat, tarikat da maalesef kendilerini din ile özdeşleştiriyor, seçilmişlik duygusuna kapılıyor.

Bugün twitter’da veya diğer sosyal medya araçlarında dolaşın, “iftiraya zorlanıyorlar” propagandası görebilirsiniz; hayır “iftiracı” yaftası yapıştıran Gülen cemaati değil bunları yazanlar, Adnan Oktar taraftarları. Evet, “peygamberimiz de kadınları severdi” şeklinde argümanlarla TV stüdyosunu pavyona çeviren kişiye kör aidiyet duyan bunlar.

Geçen bir hasta ziyaretinde, hasta arkadaşımın eşi; kendi sohbet grubunda ayrılanlar için “çürükler ayrıldı” dedi. Bunu söyleyen “Bizim işimiz Kur’an hizmeti, siyasetle işimiz olmaz” deyip seçim gecesi tüm yurtlarına “aman ha İYİ parti’ye oy veriyoruz, ihvan ve ahavatımıza doğru bir şekilde aktarın ve bize geri dönüş sağlayın” şeklinde bildiri gönderen Süleyman Efendi cemaatine mensup bir hanım. Evet insanlar Kur’an hizmeti diye gittikleri yerden siyaset çıkınca kendilerinin, çocuklarının geleceği için yollarını ayırıyor ve bu kişiler “çürük” oluyor. Gülen cemaatinin hamlar-haslar ayırımına ne kadar da benziyor değil mi?

Aslında bu dini yapılara özgüleyerek haksızlık yapmamak gerek. Diğer seküler gruplarda, komünist, sağcı vs. Bu yapılarda da ayrılanlar, farklı görüşleri savunanlar “revizyonist”, “hain” gibi birçok yaftaya maruz kalıyor. Yani dindarı, sağcısı, solcusu çok fark etmiyor. Aslında insanlar bu yaftaları yapıştırırken her zaman kendi iç dinamikleriyle de hareket etmiyor. Örneğin Gülen cemaati mensupları… Muhtemelen sohbetlerde sohbeti yapan kişiler yorum getiriyor ve onların yorumu, jargonu dinleyenlerin de ağzına oturuyor. Aslında taban, tavanın diliyle konuşuyor, kelimeler onların, sıfatlar onların. Dikkat ederseniz itirafçılara iftiracı denilmesi ve diğer birçok yafta tek bir merkezden çıkıyor izlenimi veriyor. Yani insanlar kendilerini tamamen bir teslimiyet duygusuyla kaptırıyor kapalı yapılara.

Belki başka bir yazıda çözüm önerilerini de tartışırız.
  
-Cihat Mirzaoğlu

3 yorum:

  1. Adil Oksuz ne oldugu cok onemli ama bu yazdiklarinin hicbirisi Adil Oksuz Cemaat mensubu olsun olmasin, darbeye cemaatcilerden bazilari katilsin katilmasin, Tayyip Erdoganin Darbeyi planlayip yaptigi, veya bir hareketlenmeyi atesleyip kontrol ettigi tezini degistirmiyor.

    Bu spekulasyonlar Ahmet Donmez'in ortaya cikardigi Savci dokumanlarinin yaninda cok zayif sonuk ve yanlis olduklar bariz bir sekilde siritiyor.

    Cemaat darbede darbeyi yiyen oldugu kesin.
    Tayyibin darbeden once darbe yaptirip binlerce savciyi attirdigi kesin
    Darbeye katilmayan cemaatci subaylarin, darbeyi bastirmak, Tayyibi ucurmak, korumak gibi vazifelerde oldugu kesinken, bu tip yazilar komik dayanaksiz ve iyi dusunulemis kaciyor.

    Cemaatin sakatliklari ortada ama Darbe ile gerceklerin tam anlasilmasina en cok cemaatciler sevinir.

    Cunku 100 binlerce hic bir sekilde sucu olmayan insanin nasil bir canavar tarafindan hedef alindigini gorecek. ve canavarin yuzu dusecek...

    YanıtlaSil
  2. https://www.google.com/amp/s/ahvalnews.com/tr/15-temmuz/nedim-sener-ve-ahmet-donmezin-15-temmuzu-sarsacak-belge-tartismasi%3famp

    YanıtlaSil
  3. https://www.google.com/amp/s/ahvalnews.com/tr/15-temmuz/nedim-sener-ve-ahmet-donmezin-15-temmuzu-sarsacak-belge-tartismasi%3famp

    YanıtlaSil