Gelecekte Neler Olacak? - Münferit Fikir Platformu

SON

Bu Blogda Ara

15 Ocak 2019 Salı

Gelecekte Neler Olacak?

Bugüne kadar cemaat hakkında genel olarak yapılan yanlışlar ve eleştiriler üzerine çokça yazılıp çizildi. Peki bu yaşananlar gelecekte nasıl bir sonuç doğuracak? Bir sosyolog olarak biraz da bu konu hakkında konuşalım istedim.

Türkiye genel olarak zaten çok mutlu insanların yaşamadığı bir ülke. Her 10-20 yılda bir sekteye uğrayan yaşamlar, düzelmeyen ekonomi, en temel insanlık erdemlerinden sürekli kopuş halinde olmak, her kesimin sırayla cezaeviyle tanıştırılması döngüsü vs vs... 2017 yılında mutluluk sıralamasında 69. olan Türkiye 2018 de 74. oldu. Yani halkta giderek artan bir ümitsizlik ve bunun yol açtığı mutsuzluk var.

Kırılmış, kandırılmış, yalnızlaştırılmış, terkedilmiş hisseden bir gençlik var. Bu kesim başlarında olmayan ana babaların eksikliğini başka şeylerle kapatmaya çalışıyor ve ahlaki yozlaşmaya yardımcı olunmuş oluyor. Tabanına sahip çıkmayan cemaat, gençleri kendi eliyle kötü alışkanlıklara itiyor. Bunlar, birilerinin tuzağına çok çabuk düşebilecek zayıflıkta olacaklar. Çıkarılmak istenen bir kargaşa için gayet verimli bir güruh. Göz ardı ediliyor fakat, oluşumların eleman kazanmadaki en büyük potansiyeli bu tür umutsuz ve "intikam alma fikri" kafasına sokulabilecek, mağdur edilmiş insanlardır. Uzayan süreç ve oluşan bıkkınlık da duruma katkı sağlamaktadır. Bu insanlar eline silah alamaz demek gerçekleri görmezden gelmektir. Ona kalsa olayların bu boyuta ulaşacağını da kimse öngörememişti. PKK oluşturulurken toplanan gençler hangi şekilde güdümlenmiştir? Dışlanmışlık hissi üzerine oynanan oyunlar PKK'ya eleman kazandırmıştır. Düşünün ki IŞID de eleman toplarken bunu radikalize edilmiş insanlardan seçiyor. Bu insanlar dünyada ezilen müslümanların intikamını alacakları ve İslamı yayacakları vaadiyle kandırılıyorlar.

Psikolojik olarak yıkılmış, mağdur edilmiş, umutsuz insanlar birilerinin gazıyla militanlaştırılabilir. Anne babaları haksız yere cezalandırılan gençler arasında okunmak istenen bölümlerin başında hukuk geliyor. Öcalan da hukuk fakültesinden çıkmıştır. Eğer bu gençler kötülük için kullanılmak istenirse akla sadece silah gelmemelidir. Günümüzün gittikçe kötüleşen dünyasında, özellikle Ortadoğu topraklarında aklımızın alamayacağı pis olaylar var. Yani cemaatin tavan yapısı bu insanlara sahip çıkamazsa, ortaya çıkıp ne olup bittiğini şeffaf şekilde anlatamazsa bu ülke adına ciddi endişeler taşımalıyız. Geçenki yazılarımda bu insanların dinsel anlamda da problem yaşadıklarından bahsetmiştim. Yaşanan psikolojik problemler de bu gençlerin yetiştireceği çocuklarla daha da artacaktır ve bu da toplumun temel yapısı olan ailenin çöküntü içinde olmasını artıracaktır. 

Aslında son yaşananlar tekke ve zaviyelerin kapatılmasının ne kadar önem arz ettiğini de ortaya koymuş oldu. Diyanet de buna dahildir. Din, devletin karışabileceği bir şey değildir. Devlet memuru olan imamlar, Allah'ın ayetlerini satarak haram işlemekte, devletin faizli gelirinden haram maaş almakta ve halka siyasi propaganda yapmaktadır. Cemaat tabanından camiye giden insan sayısı da etrafımdan gördüğüm kadarıyla çok çok azalmış durumda. Bu da dinden kopuşun bir başka boyutu. "O zamanlar hocalar asılmış, bugün görüyoruz ki ne kadar gerekliymiş" diyen bir kesim var. Yarın da insanlar cemaatin devlete sızma politikası sonucu cemaate yapılanlara aynı tepkiyi verirlerse haksız sayılırlar mı?

Yani, bu işleri bu tabanın başına saranlar bu mağduriyetleri gidermeden olayların unutulacağını ve her şeyin düzeleceğini düşünüyorlarsa çok yanlış düşünüyorlar. Bir an evvel harekete geçmeli, nesil kurtarılmalıdır. Bunun vebali cemaatin tavanındadır ve her geçen süre durumu giderek kötüleştirmektedir.

-Sosyolog M.Z.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme