Header Ads Widget

test banner

Atatürk ve Kemalizm


İyi günler dilerim.

Atatürk bir dahi idi, ama aynı zamanda bir fani idi, yani insandı, hatalarda yaptı ama doğruları hatalarının fersah fersah üzerindeydi, hepimiz borçluyuz ona.

80 senede ancak yapılabilecek işleri 18 seneye sığdıramadı, sığamazdı zaten. Ama onu anlamayan / anlayamayan / anlamak istemeyen Kemalistler isteseler bugüne kadar geçen 80 senede onun yarım kalan işlerinin epey bir kısmını tamamlayabilirlerdi, yapmadılar.

Nur içinde yatsın. Dersim, sonra "bak unutma ha" diye adını  değiştirip "Devletin Tunceli" koymak, bunlar ve daha başkaları yanlıştı.

Ama oturup Atatürk ün doğrularını yazmaya kalksam, ömrüm yetmez. Utanmadan "İngiliz  Kemal" ("İngiliz ajanı") demeye kalktığımız insan,  İngiliz'ler kadar zeki idi, Türkiye Cumhuriyeti'nin adını Britanya gibi mesela Anadolu Cumhuriyeti koymadı ya da  koyamadı, o sırada ulusalcılık tüm dünya
da çok popüler idi, Osmanlı imparatorluğunun küllerinden Türkiye Cumhuriyet'ini kurdu. "Ne mutlu Türk'üm diyene" derken kafatasçılık yapmadı, "Ne mutlu Türk olana" diyebilirdi, demedi, çünkü onu kastetmedi, onu bir üst kimlik olarak gördü ve göstermeye çalıştı, anlayan anladı. Anlayamayanlar ve/veya anlamak istemeyenler bunu yıllarca kullandı, hala da kullanıyorlar.

Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci Cumhurbaşkanı, Atatürk'ün en yakın silah  arkadaşı İsmet İnönü ile birbirlerine çok aşık değillerdi, ama hiç ayrılmadılar. İsmet İnönü Kürt'dü. Ziya Gökalp de Kürt'dü. Mehmet Akif Ersoy Arnavut'du.

Atatürk rakı mı içerdi, inançlı mıydı, çapkın mıydı ve daha bir sürü terbiyesiz, seviyesiz saçmalıklar. Bana ne, bize ne, ve ne kadar ayıp. Bence İslama ve tüm inançlara saygılı idi, ama dinin ve dindarların laiklik olmazsa, kötü niyetliler tarafından nasıl kolay kullanılabileceğini ve ne kadar tehlikeli hale gelebileceğini biliyordu; bize öğretmeye çalıştı, öğrenemedik.

Ölümünden sonra maalesef Kemalistlerin bazıları gerçekten anlayamadı Atatürk'ü, bazıları da bile bile anlamazdan geldi, kendi rantiyeleri için arkasına saklanıp tepe tepe kullandılar (aynen İslamın arkasına saklanıp İslamı kullananlar gibi). Atatürk ün yobazlarla, din tüccarlarıyla mücadele ve laiklik  prensipleri bazen istemeden, ipin ucu kaçırılarak, bazen de bile bile, din / dindar düşmanlığına dönüştürüldü, baş örtüsü ile okula gitmek yasaklandı,  inanılmaz bir kepazelik idi. Atatürkçü'lüğün arkasına gizlenen solcu yada sağcı ama kafatasçı, inanç özgürlüğüne karşı zihniyet tarafından dindarlar,  Kürtler, Aleviler, gayrimüslimler ezildi, horlandı, dışlandı, PKK da dahil, bir terör örgütü olmasına rağmen bu kadar insanı peşinden sürükleyebilmiş sözde İslami örgütler ve daha niceleri sadece dış güçler, şu projesi, bu projesi diye açıklanamaz.

Türkiye'den kaçmak zorunda kalan Ermeni, Rum, Yahudi, Kürt ve daha bir sürü sayamadığım bu toprağın insanlarının, torunlarının bugün dünyadaki  güçlerini,  itibarlarını, marka değerlerini, servetlerini alt alta yazıp toplasak bizim cari açık kapanır belki. Benim Burgaz adasında yaşayan, "Kuran çarpsın" diye yemin eden, Ermeni arkadaşlarım var. 40 derece sıcakta iftara az kalmış iken, kan ter içinde canına tak edip Ermeni arkadaşına dönüp "oğlum şükret, iyi ki Ermenisin"  diyen Müslüman arkadaşlarım da var, ne güzel ki Burgaz ve diğer komşu adalar Türkiye de, Batı Avrupa da bir yerde falan değil. Mimar Sinan'dan tutun da Adile Naşit'e daha bir sürü çok değerli insanımızın, gayrimüslim olduğunu daha yeni yeni konuşuyoruz.

Türkiye Cumhuriyet'inin bölünüp, bir yerlerine bir Kürt devleti kurulabileceğine inanmıyorum, bunun en önemli teminatlarından biri de Türkiye Cumhuriyeti  vatandaşı Kürt kardeşlerimizdir. Ayrıca mesela  Türkiye'de yaşayan, mutlu bir Kürt kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, diyelim bir yerlerde kurulmuş bir Kürt devletine, gezmeye, tatile gidebilir, ticaret yapabilir, ama bence gidip oraya yerleşmez, niye bir insan mutlu yaşadığı vatanını bıraksın gitsin ki?

Bu bir varsayım tabi, bence hiç bir zaman Türkiye'ye komşu bir Kürt devletine de, özerk bölgesine de binlerce km uzaktan bölgeyi regule edenler izin vermezler,  çünkü bu devlet ya da özerk bölgenin her konuda iş birliği yapacağı bir numaralı ülke tartışmasız Türkiye olur. Bu Türkiye'nin müttefiki olan ya da olmayan bir çok devletin işine gelmez. Devletler insan değil, tüm devletler kendi menfaatlerini her şeyin üzerinde tutarlar ya da tutmak zorundalar.

Koruyucu hekimlik (halk sağlığı), tıbbiyede ihtisaslar içinde en az rağbet görenidir, hiç meşhur olmazlar, diğer ihtisas dallarına göre çok daha az para  kazanırlar, insanlığa en faydalı olan ihtisas dalıdır, kapitalistleri hiç enterese etmez. Dere tepe dağ bayır dolaşıp binlerce çocuğa aşı yaparak, yüzlercesinin hayatını kurtaran Halk sağlığı uzmanlarını kimse tanımaz, ilk kalp naklini gerçekleştiren Dr C Barnard'ı tüm dünya bilir. Doktorlar olmasa perişan oluruz,  Allah eksik etmesin, ama hastalar, hastalıklar azaldıkça doktorların kazançları onlara olan ihtiyacımız ile birlikte azalır. İnsanlık tarihindeki barış sevdalıları, savaş karşıtları, büyük zaferler kazanan komutanlar kadar hatırlanmazlar, bilinmezler.

Bahsettiğim konuları birbirleri ile uçuk derecede alakasız bulup, beni eleştirme ihtimaliniz yüksek, böyle düşüneceklere peşinen saygı duyuyorum ama katılmıyorum.

Selam, sevgi ve saygılarımla

-Dr M Can Önal

Not : Burada genetik köklerinizi gösteren DNA testini 69 sterline yapıyorlar ( https://www.myheritage.com/dna ), keşke su kafatasçılara  yaptırmalarını ikna edebilsek, kim bilir ne kadar komik süprizlerle karşılaşırız.
author

"Sorumluluk Reddi" Konusunda Önemli Bilgilendirme:

Münferit Fikir Platformunda yazılan tüm yazılar, aksi MFP YYK tarafından belirtilmedikçe yazarların kendi görüşleridir. MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini yansıtmaz veya ifade etmez.

Yorum Gönderme

0 Yorumlar