Header Ads Widget

test banner

Sınav Sorularının Verilmesi (3)


Gülen'in haberi olma ihtimali çok daha yüksek ve akla daha uygun olduğu için o ihtimal üzerinden devam edeceğim. Yani 3. soruda ikinci ihtimali seçiyorum ve Gülen'in haberi ve onayı var ama susuyor diye bitiriyorum. Bu noktaya kadar gelirken olabildiğince tüm ihtimalleri değerlendirip aklımca analiz etmeye çalıştım. Bu noktaya kadar gelip hazmetmesi kolay değil. Yıllar sonra evlatlık olduğunuzun söylenmesi gibi insanların büyük bir şok yaşayacağı ve travmaya girebileceği bir olay. Önünüze DNA testi bile konulsa şaka mı bu hadi gerçeği söyleyin diyebilirsiniz. Fikren gerçeği kabul etmeye çalışsanız da duygularınız buna izin vermez. 15 Temmuz’dan sonra birçok cemaatten insan bu acıyı yaşamıştır. Bu acıyı hazmetmek zordur hazmetmesi zor olduğu için Ezel dizisindeki Ömer gibi gerçeği bilmesine rağmen kişi kendine itiraf etmez hayal dünyasında yaşar. Kabul etmez en sevdiklerinin böyle bir şey yapacağını, o hep iyidir insanları da onun gibi iyi sanır. Eğer 15 Temmuz’dan sonra bile hala daha Ömer gibi kabul edemiyorsanız gerçekleri, bu yazı zaten onun içindi, acıdır ama gerçektir. Bu noktadan sonra tamam Gülen biliyor onayladı ve şu an susuyor ama zaten İslam'a uygun bu ondan daha mı iyi bileceksin bugün olsa gene yaparım diyen kişiler için yazıya devam edeceğim. Böyle bir kişi olmasanız bile gene akla İslam'a uygundur belki sen ilahiyatçı mısın nasıl değerlendireceksin ki diye bir soru gelebilir. Ben ilahiyatçı değilim, ama dinim İslam aşağıda bir değerlendirme yapacağım İslam'a uygun bir şey bile olsa bu durum daha ''susma'' konusunda da yazacağımı belirtmiştim.

Sadece soru verilmesi olayından birçok başka ciddi sorun çıkmaktadır. Öncelikle cemaatin tabanında bir kesim bu soru verme olaylarına bilip bulaşmışken, bir kesimin bundan haberi yoktur. Yani bir kesim bazı şeyleri biliyor öbür kesimden bu şeyler gizleniyor. Bu cemaat içerisinde birilerinin bazı şeyleri bilmeye hakkı var diğerlerinin yok, öncelikle bunun ayrımını kim yapıyor? Kim ayrıcalıklı üye, kim sıradan üye? Ayrıcalıklı üyelerin isimleri kalın harfle mi yazışmış o meşhur üsttü çizili isimler vaazındaki listeye? Sonuçta bu hareket fertlerin birleşmesiyle oluşuyorsa, her ferdin rızası alınmadan neden yasal olmayan bir işe bulaşılıyor. Sonuç olarak bugün Türkiye'de bu tip işlerin karar alıcıları değil de hiçbir şeyden haberi olmayan taban kısmın yargılandığı düşünüldüğünde o insanlar böyle bir tehlikeye atılırken atıldıkları tehlikeden bile neden önceden haberi yoktur. Yani birileri bu hareketin içine giriyor soru verilme olayları olduğunu bilse büyük ihtimal bu hareketin içine girmeyecek ama o kişi bu hareketin içine girmez diye ona böyle bir şey olmadığı söyleniyor. Harekete yeni girmiş kesimden bu saklanırken, biraz daha haşır neşir olmuş kişiler bunu biliyor. Yani zaman geçtikçe kişinin dini bilgisi mi artıyor da soru verilme olayını hazmedebiliyor? Yani başlangıçta kişinin dini bilgisi zayıf, bu durumun helal olduğunu anlayamaz zaman geçsin hareket içinde Gülen ve Risale okuyarak dini bilgi kazansın sonra olayı hazmeder ve anlar mı demek isteniliyor? Bu hareketin okullarında dershanelerinde eğitim gören ama hareket ile sempati noktasında bile bağı olmayan insanlara bile sıçrayacak bu çamurlu işe nasıl giriliyor? Hareket içinde kardeşler birbirine haklarını helal eder diye bakılıyorsa bu insanların üzerine sıçrayan çamurdan dolayı ne olacak? Bu hareket içinde olmuş ve bu pis işler olmadan önce vefat etmiş insanlardan nasıl helallik alınacaktır? Hacı Ata bu durumu biliyor mudur? Bilmiyorsa o onca okullar açılsın diye uğraşırken birileri onun açtığı okuldaki tüm öğrencilere yapışacak bu çamur işini nasıl başlatıyor? O okullar için varıyla yoğuyla çalışıp sıtmadan vefat eden kişiler bu durumu biliyor mudur? Bilmiyorsa, o kişi Afrikalılara bir şeyler öğretmek için gidip vefat ederken, bu hareketin merkezi Türkiye'de nasıl sorular veriliyordur? Eğitim bu kadar önemsiz bir faaliyetse neden onca ülkelere gidip okullar açılmıştır?

Burada öncelikle bir ülkenin yasalarına aykırı gelme durumu var? Bu bir sorundur ne zaman yasalara uyulup ne zaman yasalara uyumayacağını belirleyen idare kimdir? Hani konularda yasalar önemlidir, yasalara uyulmayacak kadar önemsiz ise İslam kuralları mı önemlidir? Eğer İslam kuralları önemliyse, İslam'da bunun fetvası var mıdır? Varsa neden Gülen çıkıp açıklama yapmıyor? Gülen Türkiye'deki mağdur olanları daha zor duruma düşürmek istemiyor mu böyle bir düşüncesi mi var? Dediğim gibi bu zaten net bir şekilde delillenmiş, ayrıca tr724'de de zaten bu durum kabul edildi (Bülent Keneş'in bu yazısı üzerine de sen Türkiye'deki mağdurları zor duruma sokacaksın diye onun üzerine gidildi, ilk yazıda verdiğim delillerde görüldüğü gibi devlet zaten delilini toplamış Bülent Keneş falan kimsenin umurunda değil, hal böyle iken bu argüman ile ona karşı çıkanları siz değerlendirin) Yani onların kabul etmesi bir sıkıntıya neden olmazken Gülen'in kabul etmesi mi bir sıkıntıya neden olacak ? Bu noktadan sonra Gülen bir şey demese bile müstear isimle biri çıkıp bu durumu izah edebilir. Yani bunun İslam’a uygun olduğunu düşünülüyorsa neden bu düşünce savunulmuyor?

Şimdi tebliğ yapan dini bir cemaat en büyük amacı Nam-ı Celil videosunda olduğu gibi tebliğ yapmak değil midir? Hatta cemaat siyasetten de uzak duruyor, işimiz tebliğ olduğu için taraf olmayalım herkese eşit olalım diye. Ama bir sınav düşünün 100 kişi alınacaksa 1000 kişi başvuruyor. 100 kişiye sorular verilip o sınavı kazandırılıyor, 900 kişi size düşman oluyor. Bu noktada eğer soru verme İslam açısından fetvası verilebilir uygun bir şey bile olsa o kaybedilen 900 kişi ve hareketin en temel amacı olan tebliğ vazifesi nasıl ilişkilendiriliyor? Soruları verenler teheccüd namazlarını kılmadıkları için bu işi gizli yapamayıp yakalanmış ve bunu duyan 900 kişi de önce bu harekete ve oradan sıçrarsa İslam'a bu yüzden mi düşman olmuştur? Böyle mi izah edilecek bu mevzu ya da münafık polisler işi çözdü onların suçu mu denilecek? Gene gazetelere yansıyan ifadelere göre zaten sınavı kazanacak kadar başarılı olan bu öğrencilere neden sorular verilir? (Dr. Hasan Polat ifadesinde çocukları gebe bırakmak için tabirini kullanıyor, Gene Türkan Saylan 1999'da bu cemaatin tabanındaki kişilerden cemaat hakkında çok daha bilgili olduğu anlaşılan videosunda Türkiye'nin en zeki çocuklarının bu cemaat tarafından kapıldığını belirtiyor. Yani şu an ki bazı Atatürkçüler gibi bunlar anca soru çalar hepsi mal hepsi haksız yere bir yerlere geldi tüm sınavları çalmışlardır gibi bir ifadesi yok)

Amaç köküne kadar bizden olsun isteği midir ki böyleyse bu da müthiş bir Güç ve Kadrolaşma sorunu olduğunu gösterir. Yok bu kişiler bize gebe kalsın diye veriliyorsa, bu durumda da açık bir şantaj sorunu vardır. Bu konularda hala konuşulmaması da umursamama sorunu olduğunu gösterir. Şöyle örnek vereyim, o soruları alan ya da veren bugün yargılanan biri intihar ederse bu durumda suçlu kim olacaktır? Bu kişiler hapisteyken bu yol böyle zordur, yolumuzun kaderi diye kendilerini rahatlatabiliyorlar mıdır? Medreseyi Yusufiyedeyiz, haksız yere atıldık diye kendileri rahatlatabiliyorlar mıdır? Eğer bu soru verilme olayı İslam'a uygunsa, Gülen bunun zamanında fetvasını verdiyse, neden o fetva umuma paylaşılıp o soruların verilmesi gerekiyordu hiç başınız öne eğilmesin diye o hapiste olan kişiler rahatlatılmıyor onlara destek olunmuyordur? Said Nursi gibi neden dava savunulmuyor sadece susuluyordur? Soru verilmenin davayla ne ilgisi var denilirse, o zaman neden pişmanlık dile getirilip bu işe bulaşan en üst kişiler yani direk soruları ilk veren kişiler yargı organlarına şikayet edilmiyor ve korunuyordur.(Bu konuda Ekrem Dumanlı cemaat ancak gönül koyabilir sözü var(Sezai ile ilgili videosunda), aşağıda onla ilgili vereceğim bilgilerden sonra bu sözü de unutmayalım) Neden devlet ile bu konuda bir pazarlığa girilip küçük yaşta o soruları alanlar oyuna geldi, bu işin ele başları bunlar alın yargılayın diye bir pazarlığa girilmiyordur ? Bu olay uzun süredir yapıldığı ve yaygın bir faaliyet olduğu için ben şu anki cemaatin üst kesiminin bir pişmanlığı olduğu kanaatinde değilim. Zaten pişmanlıkları olmadığı için gene olsa gene yaparız diyen kişiler çıkıyor, Türkiye şartları bunu gerektirdi diye üstü kapalı mesaj verenler çıkıyor. Sormak istiyorum İslam kuralları, Ahlak Kuralları, Kul Hakkı iklim gibi kişinin mevcut konumuna göre değişen bir şey midir? Eğer öyleyse çoğu insan İslam dini konusunda cahil kalmış, tebliğ gereği olarak bir tebliğ faaliyeti yapılarak bu konunun aydınlatılmasını beklemek abes olmasa gerek.

Said Nursi'ye mahkemede Risalelerinde yazan ifadeler sorulduğunda, hayır ben yazmadım diye açıklama yapmıyor tam tersi evet ben yazdım diye yazılan şeyleri savunuyor. Bu tip somut suçlarda açıklama yapılmaması, hem bu suça bulaşmış tabandaki fertleri yalnız bırakıyor, hem de hiç suça bulaşmamış ama cemaatten olan tüm memurları töhmet altına sokuyor. Deve kuşu gibi kafanın gömülmesi hiçbir işe yaramıyor. Ey deve kuşu ahirete inanmıyor musun da kul haklarını ahirete getiriyorsun demezler mi yarın sorguda? Gencecik yaşında evlilik hayalleri kurarken hapse düşmüş o yakın zamanda soruları alan öğrenciler hapishanede diğer cemaatteki kişiler gibi başı öne eğilmeden yürüyebiliyor mudur? Bu kişiler o şartlarda bide bu manevi baskı altında akıllarını kaybederlerse bunun sorumlusu kim olacaktır? O kişilere maddi baskı yapanlar mı daha zalimdir yoksa onların manevi baskısını kaldırmayanlar mı? O kişiler ya o hapishanede ya da dışarda ateist olurlarsa bunun hesabını kim verecektir? İtirafçı olanlar hayatları boyunca o verdiklerin isimlerin acısını çekecektir. Peki bu acıyı yaşamayı hak ettiler mi? Onlar o noktaya gelmeden devlete bu işi bizzat ben yaptım organize ettim diyecek bir tane erkek adam yok mudur yurtdışında? Acaba kimler onların bu acısına neden oldu? Hala daha bu acılara neden olan kişiler yurtdışına çok önceden gitmişken Türkiye'deki hiç kimse onların yurtdışında olmalarına bir laf etmez iken utanmadan özellikle itirafçı olan insanlara neden hakaret edilmektedir (Türkiye'deki insanlar itirafçılığa laf söyleyebilir her türlü hakları vardır). İtirafçı olmayan hapishanedeki kişiler çok düşünülüyor ise bu soruların verilmesi İslam'a uygunsa neden fetvası yayınlanıp o kişiler manevi yönden rahatlatılmamaktadır. Hatta bu konuda çıkıp Ekrem Dumanlı bir videosunda bela okuyabiliyor bu kişilere karşı sanki onlar kendi başlarına bu haltı yemiş gibi.

Ekrem Dumanlı eski Zaman gazetesi yöneticisi hem bir gazeteci hem bu cemaatin bir ferdi hem de yönetici konumundaki biri. Sormak istiyorum neden sadece 2010 yılı KPSS'den bahsedilip, Türkiye'de her kesim çalmış bizden birileri de maalesef bu işe bulaşmışsa Allah belalarını versin denilerek, ilginç bir şekilde nazarlar sadece KPSS'ye çekilip top taca atılıp mesele sis perdesine gömülüp bu iş bireysel yapılmıştıra getirilip bide o kişilere bela okunuyor. Diğer sınavlarda deliller daha sağlam olmasına rağmen neden o sınavlar görmezden gelinip KPSS sınavı konusunda açıklama yapılır? Yani diğer Sınavlar ile ilgili Gülen fetva vermiş ama KPSS ile ilgili mi verilmemiştir? Eğer böyle bir durum varsa hangi sınava fetva verileceği hangisine verilmeyeceği nasıl kararlaştırılıyordur? Böyle bir konuda açıklama yapılırken, tatmin edici açıklama yapılmaması inkâr edilmesi nasıl bir durumdur? Deliller bu kadar net olmasına rağmen mevzuyu ben bilmiyorum bu konuyu gazeteci kimliğim ile araştıracağım demek yerine Ekrem Dumanlı'nın böyle bir şey yoktur asla olmaz, yapanlar bireysel bu işe bulaşmıştır zaten beni o zaman Bakan Bey uyardı bunlar bir gizli şebeke Türkiye'de her kesime soruları veriyorlarmış diyerek tüm suç o kişilerin sırtına yıkılması birden fazla sorunun olduğunu gösterir. Yazının bu kısmından sonra Ekrem Dumanlı'yı eleştireceğim çünkü kendisi üst düzey bir yöneticidir, böyle bir insanın eleştirilmesi öncelikle cemaatin sistematik yapısının eleştirilmesine eştir. Çünkü böyle bir insan senelerdir yöneticilik yapıyor ve hala daha karşı propaganda (yazısın en başlarında belirttiğim tabanda kafa karışıklığını sağlayan şey) yapıyorsa hem üst yönetimde yalnız değildir hem de ne kötü bir sistemdir ki cemaatin sistemi o meyve hala daha orda asılı durmaktadır.


Ekrem Dumanlı’nın son bir yıl içinde yayınlanan 12 dakikalık konuyla ilgili soru işaretlerini giderme mahiyetindeki Youtube videosu Youtube videosu üzerinden eleştirimi yapıyorum. Öncelikle bu video bu kişinin senelerdir Hizmet medyasında yazıp yöneticilik yapmış olmasına rağmen araştırmacı bir gazeteci olmadığını gösterir. Ayrıca bu kişi nasıl bir cemaat ferdidir ki cemaat ferdi olmasından dolayı bu işin arkasına düşüp Gülen'e doğrudan görüşme imkânı olmasına rağmen gidip Gülen'e bu mevzuyu sormadan video çekmektedir. Yok zaten o da bulunduğu konum itibariyle her şeyin farkındaysa ki öyle olması gerekir (bahsettiğim zincirin bir noktasına kesin uğramıştır, merdiven gibi Zaman yöneticisi olmuşsanız aşağıdaki basamakları geçmediğinizi söyleyemezsiniz, Gülerce örneği verilirse o şahsı tanımıyorum 28 Şubat zamanı belki asker tepki vermesin diye bilerek konmuştur aynı pozisyona), bu durumda o video ile kendi izleyicilerinin algılarıyla oynayıp onları kandırmaya çalışmaktadır. Algıları KPSS sınavına çekip, bak bu konuda çok derin ağlar var hiç kafanızı yormayın bu tip işlere denilerek, zaten okumayı araştırmayı sevmeyen cemaat fertlerine (Türkiye kaynaklı bir hastalık) hap şeklinde bir amaca matuf karmaşık, algıyı bozacak bir bilgi yığını verilmektedir.

Öncelikle niye KPSS sınavını seçtiğini analiz edelim. Diğer sınav sorularını çalındığını kabul ediyor ama KPSS'yi etmiyor mu? Böyle bir ihtimal için video çekmek ahmaklık olurdu, zaten videonun sonunda genel olarak soru çalanlara beddua ediliyor. KPSS sorularının da cemaat mensuplarınca yaygın bir şekilde sınavdan önce elde edildiği ispatlanmışa yakın bir vaka. Zaten bir cemaat düşünün belli sınav sorularını çalmış ve 17-25'te hükümet hırsız diye haber yapıyor ve hükümet misilleme olarak ilk bu sınava dava açıyor ve delilleri de var. Siz hükümet olsanız ilk hangi sınava dava açarsınız, hiç bulaşmadıkları bir sınava mı? Peki bu durumda neden KPSS'yi seçti. Bu konuda akla ilk gelen şey, ilk davası açılan sınavın bu olmasıdır. Ayrıca delil yönünden diğerleri kadar güçlü olmayan bir dava olduğu da açıktır. Şimdi sen delil yönünden çok güçlü davalar varken, daha güçsüzünü seçip onu çürütmeye çalışırsan baştan zaten algılarla oynamış olursun. Ki bunu da çürütmeye çalışırken komplo teorisi tarzında anlatırsan, ki kişinin bu denklemde saf biri olmadığı ve diğer sınavlardan haberdar olduğu da düşünüldüğünde açık bir şekilde kendi tabanının algısıyla oynamaktadır. O videonun da izleyicileri büyük oradan cemaat tabanıdır. Yani kandırmaya çalıştığı kitle cemaat tabanındaki insanlardır kendi kardeşleridir(!).

Ve son olarak bu işe bulaşan olmuş olabilir aramızdan (Dumanlının böyle beyanları meşhurdur 15 Temmuz için de böyle demişti) çünkü biz büyük bir camiayız gibi bir mantıkla bide o insanların neden bulaştığını da sorgulamadan onlara bela okunması….ahhh!! ahhh!!... Şöyle düşünelim, bil-mi-yor-muş gibi davranıyorsunuz bide inandırıcılığınız artsın diye kendi tabanınızdan bu işe bulaşanlar için bela okuyorsunuz (Dumanlı: '' hiç kimse onlara sahip çıkmalı yazıklar olsun size denmeli''). Burada vefasızlık zaten var, yalan da zaten var ama bide o insanları bu işe siz bulaştırmanıza rağmen üstüne bela okursanız işte bu tam bir arkadan hançerlemektir (Bu noktada yukarıda Ezeldeki Ömer örneğini vermemi tekrar düşünün). Yukarda o kişilere empati yapıp neden yalnız bırakıldıklarını sorgularken birileri onu geçtim o kişilere hakaret ediyor. Ve bu biri her şeyden haberi olan üst düzey bir yönetici ve bu yönetici 15 Temmuz’dan sonra hiçbir maddi zorluk yaşamamış bir insan(!) ve tüm bunlara rağmen çok rahat bir şekilde koca camiayı kirlettiniz bu işi yaparak diye yaman hırsızlık yapıyorsa bu bilgiler ile cemaatin sisteminin ne kadar kire bulaştığını siz düşünün. Sadece KPSS vurgu yapması da diğer sınav sorularının verildiğinin gene büyük bir delildir. Delile pek ihtiyaç kalmamış ama bunu da koyabilirler.

Zaten bu olay ilk çıktığında biz Zaman gazetesinde araştırma yapıp yazmıştık diyor Dumanlı. Zaman Gazetesinde ben hiç 50 tane askerin eşinin bu soruşturma kapsamında şüpheli olduğu bilgisini okumadım. Ama neyi okudum geçen sene 60 alan birine bu sene neden 61 aldın diye savcı sordu, 5 kişi aynı yerde sinyal verdi savcı siz soruları aldınız dedi vs. vs. Bunların hepsinin çarpıtma olduğunu o zaman anlayamıyorsunuz ama şu an dosya derinleşip olay ispatlanınca acaba o savcı bilerek mi böyle saçma iddiaları dile getirdi ya da Zaman gazetesi cımbızlayıp bulduğu birkaç saçma şeyi gösterip bakışları ana delillerden uzaklaştırdı mı? diye soruyorsunuz. Ki bu gazete için o taban kapı kapı kaç sene dolaşıp abone aramıştır. Gerçeklerin yazıldığı bir gazete olsun diye. Gene videoda 3-5 soru ifadesi geçiyor ve sürekli bir AKP'nin hırsızlıkları ile kıyas söz konusu bu da kişinin bu olayı kafasında ve vicdanında zaten çözdüğünü siz daha betersiniz gibi düşmanına odaklanmaktan kör olduğunu gösterir, ikinci bir ihtimalde algı yapıp olayı gene karşı tarafa atıp bakışları oraya çekiyordur. Gene videoda bu sınav önce dürüstçe yapıldı dendi şimdi hile var deniliyor biz bundan kuşku duyarız diyor Dumanlı. Bunun zaten izahı beraber yürünülen bir yıl olan 2010'da bu böyle dendi sonra eski defterler çıkarıldı. Bir insanın önünde hiçbir delil olmaz, böyle şeyler üzerinden analiz yapabilir. Ama ortada onca beyan varken buradaki çelişkiyi vurgulamaktan da iki tane şey çıkar. Birincisi hep dediğim gibi algı yapmaktır. İkincisi karşı tarafı izliyorsa eğer tehdit etmektir. AKP’yi tehdit etmesi zerre umurumda değil, istediği gibi edebilir. Gene kendisi o kadar başarılı okul dershaneler varken neden bu sorular verilmiş olsun ki diyor? Çok güzel bir mantık zaten en önemli soru da bu neden o sorular verildi? Ben iki tane şık bulabildim ikisi de birbirinden iğrenç iki tane şık, dediğim gibi artık verilip verilmediğini değil de böyle ileriki aşamaları düşünürsek sorularımızın cevabını alabiliriz. Bu benim tek başıma yapabileceğim bir beyin faaliyeti değil. Bu son mantık zaten tabanın gizli bir faaliyeti yokken niye Bylock programını yüklesin ki, bu programı yükleyen gizli bir iş karıştırır mantığı ile aynı. Ama ortada gerçek var yüklenmiş ve gizli bir faaliyet yok. O zaman niyesini biraz daha düşünmek gerekiyor.


Bir sonraki yazıda Fethullah Gülen’in bu konuyla ilgili susmasının neden olduğu sorunlara devam edilecek, AFSV’nin açıklamasına değinilecek ve son olarak cemaat tabanının bu işe neden bulaştığı ele alınacaktır.

Ahmet
Twitter: @a_wolfenstein
author

"Sorumluluk Reddi" Konusunda Önemli Bilgilendirme:

Münferit Fikir Platformunda yazılan tüm yazılar, aksi MFP YYK tarafından belirtilmedikçe yazarların kendi görüşleridir. MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini yansıtmaz veya ifade etmez.

Yorum Gönder

1 Yorumlar

  1. Egitim ve sınavlarda gelinen nokta çok acı 

    tus forumlarında “...Bundan 7-8 kadar yıl önceydi. 5-6 defa girdiğim ÜDS lerden 50-60 arası alıp duruyordum. Meşhur bir TUS dersanesinin Meşhur bir sahibi -ki iyi İngilizce bilmesi ile de tanınır- yerime ÜDS ye girebileceğini söyledi. "Sen de sarışın gözlüklüsün ben de, kimse anlamaz bile, ben böyle çok kişiye ÜDS-KPDS kazandırttım" dedi. Tabi teklifini "bütün akademik hayatımı b.k çukurunun üzerine bina edemem" diyerek reddettim. 1-2 sınav daha sürünüp kendim 71'imi aldım. Eğer yakalanırsa "sevgili JOKER abimin" aleyhine tanıklık ederim. Allah islah etsin, bir adamın her işi mi YAMUK olur ya?”

    http://www.stetuskop.com/showthread.php?t=4964&page=62
    http://www.stetuskop.com/showthread.php?t=10037
    http://www.stetuskop.com/showthread.php?t=4309
    http://www.stetuskop.com/showthread.php?t=9306
    Ateş olmayan yerden duman çıkar mı
     bundan çıkan anlatılan ve ya kanaatimize göre anlatılmayandan hissedilen anlam tusdata hazırlık dersanesinin paralel yapi feto Fethullah Gülen cemaatine genç klinisyenler yapılanması içinde herkesten farklı özel ve çok fazla kontenjan ayırdığı ve iyilik yapmak icin ücretsiz aldığı kişisel verileri yasadışı kaydettiği yani fişleme yaptığı.. tusdata ve veya uz.dr sami selçukbiricik in sponsoru olduğu drtus.com tus forumunda övünme ve güç gösterisi olarak anlatılan ösym den bilgi sızdırmalarını, ilişkilerini, bağlantılarını, görüşmelerini  maddi güç ve fethullah gülen fetö paralel yapı veya başka bir cemaat örgüt yapı bağlantısı olmadan nasıl yapılabileceği şayanı hayret bir konu olarak şüpheleri celbetmekte haklıdır tusdata ve veya sahibi uz.dr. sami selçukbiricik iddia edildigi gibi feto paralel fethullah gülen mensubu mudur iskenderpaşa hakyol mensubu mudur bilinmez ve böyle olsa da olmasa da özkaya özel hayatı kendi tercihidir bu kısmına  saygı duyulmalı ancak ilişkiler ağı Ağacın Kurdu kitabındaki gibi rahatsız edici giriftlikte.. Bu arada ösym nin sınava başkasının yerine girdiği tespit edilen tus Dersanesi sahibi ifadesiyle bu kişinin kamu oyunun anladığı kişinin büyük ihtimalle uz Dr Sami selçukbiricik olduğu kanaati oluşuyor. Ösym nin ve uzman doktor sami selçukbiricik in de açıklama ve videolarında net bir aksi beyanı yok ..soruşturmaların akamete uğraması bu ortamda bu bağlantılarla ve tusdata dusdata maddi sponsorluğunda yayın yapan Drtus.com tus/dus/eus forum sitesi moderatörlerinin ösym ve yök te tanıdıkları olduğu ve maddi gücü fazla olduğu icin ösym de yök te sağlık bakanlığında muhatap kabul ediliyor itibar görüyor beyanları zaten malumun ilanı beklenen bir durum .
    ÖSYM kampanyaları ile bir yandan tusdata bir yandan STV ve zaman gazetesi bir yandan taraf gazetesi ile ÖSYM'nin şifre ve hatalı soru ve sınavlarla gündeme gelirken kpss, ve polis hakim avukat savcı sınavları yolsuzluğunun unutturulduğu gündemin ösym ciddiyetsizliğiyle yaptığı hatalı sorular üzerinden kampanyalarla her sınav döneminde ösym yolsuzluğu gündeminin değiştirilip kpss sınavı ve diğer sınav soru çalmalarının ve zaman aşımı türü örtbaslarin siyasette milletvekilleri ,ÖSYM ve YÖK ' teki kirli bağlantıları ve irtibatlı kişileri ali veli halil bilal isa musa sema esma ayşe fatma fatih burhan nurhan orhan muharrem mükerrem naim saim rabia safiye nazife hafize binnur zinnur rahmi rahim adları adresi neyse her kimse kimdir bunlar ayıklanmadığı gerçeğinin örtüldüğü sürece . .
     seffaf olmasi gereken kurumların  kanser gibi hasta hastalıklı hayatı enfekte eşi görülmemiş bir iletişim ve ilişki zinciri değil mi
    Her sınavda sorular alındı mı çalındı mi sızdı mi sızdırıldı mi kaygısı yersiz Mi?

    YanıtlaSil