Header Ads Widget

test banner

Bir Meryem'in Hikayesi

Siz hiç annenizi veya babanızı ağlarken gördünüz mü? Peki ya ikisini beraber, yanlarında olmanıza rağmen? 

Bir anne baba düşünün seksenlerde yuva kuran birçok insan gibi onlar da evlatlarını binbir zorluk ve fedakarlıkla yetiştirmiş. Sonra gözünden sakındığı evladının meslek diye asker olmasına, vatan sevgisi adına razı olmuş. Ardından artık o mutlu günün, evlendirmenin planları yapılmış; randevusu alınmış. Yeni eve taşınılmış, gelin kıza alışılmış, davetiyeler dağıtılmış.. Derken sabırsızlıkla beklenen tarihe 3 hafta kala, mobilya bakmaya giderken “darbe” diye bir şey duymuşlar. Sanki gençliklerinde bu kelimenin ardından yaşanan yılların ızdırabını çekmeleri yetmezmiş gibi.. “Dünya evine” diye niyetlendikleri çifti Hz Yusuf'un medresesine göndermişler. 

Evin küçüğü olarak ben de şahit oldum nice anne-babaların gözyaşlarına. Evlenecekler diye sevinçle kurulan evin eşyalarını beraber dağıttık. Tamam, düğün salonunu iptal ettik ama evin kirasını birkaç ay daha ödeyiverelim; belki bu hafta çıkarlar he? Çeyizini annesine gönderdik fakat beyaz eşyaları nereye koysak? 6 saatlik yola rağmen açık görüş, kapalı görüş, bayram ziyareti, mektup gönderme, kıyafet-kitap teslimi, telefon görüşmesi hepsini titizlikle takip eden babamın heyecanını, ümidini, sabrını anlatacak bir kelimem yok. Masumiyetinden emin olduğunuz abinizle camın arkasından görüşürken neden ağlamamanız gerekiyor ki? Bakışındaki tevekkülü ve “neden zahmet edip geldiğiniz” deyişini nasıl ifade edebilirim? Bomboş bir dosya ile bilmem kaçıncı celseden de eli boş dönmenin; “Seni bırakırsam beni içeri atarlar” mazeretinin açıklamasını kim yapabilir bana? Görüşme salonuna alınma sırasında beklerken birçok Anadolu insanı ile tanıştım, hapishane ile ilk defa muhatap olduğu her halinden belli olan. Orada “darbeci” diye içeride tutulanların yakınları ile gerçekten bir suçtan yatanların yakınları, gündüz ile gece gibi ayırt ediliyor. Orada gözü yaşlı duaların, ümitli bakışların şahidi oluyorsun. Orada “suçlu yakını isen sen de potansiyel suçlusun” muamelesi görüyorsun. Salonda havalara uçan çocukların çıkarken ağlayışlarını, “Babam niye bizimle gelmiyor anne” sorularını yatıştıran annelerin metanetlerine hayran oluyorsun. 

Dağınık oldu biliyorum, belki de toparlayasım yok. Anlatılacak çok şey var fakat dinleyenim yok. Kimseyi suçlamıyorum, çünkü yaşamadan anlamak imkansız. Milletçe bir imtihan içerisindeyiz ve maalesef kaybediyoruz. Sadece şu kadarını istiyorum; suçu ispatlanmayan kişiye (ve yakınlarına) suçlu muamelesi yapılmasa, ve en azından “Allah'ım suçsuz yere yatanların yardımcısı ol” duasına amin dense yetineceğim. Ve belki annem ve babamla birlikte ağlayışımızın travmasından kurtulacağım. Dua ile… 

Amerikalı Meryem 
https://twitter.com/RealUsaMeryem
author

"Sorumluluk Reddi" Konusunda Önemli Bilgilendirme:

Münferit Fikir Platformunda yazılan tüm yazılar, aksi MFP YYK tarafından belirtilmedikçe yazarların kendi görüşleridir. MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini yansıtmaz veya ifade etmez.

Yorum Gönderme

2 Yorumlar

  1. Allahım suçsuz yere yatan bütün masumları tez zamanda özgürlüğüne kavuştur ! Masumları bilerek isteyerek bu pis işlere bulaştıranları da tez zamanda kahreyle!

    YanıtlayınSil
  2. Allah suçsuz yere yatanların yardımcısı olsun, inşallah tez elden özgürlüklerine kavuşurlar. Fetö'culerden suçlu olup içerde olanlara gün yüzü göstermesin, Fetö'culerden suclu olup dışarıdakiler de ölümü arayıp bulamasınlar.

    YanıtlayınSil