Header Ads Widget

test banner

Herkes İnsan Hakları Savunucusu Olamaz

Demokrasisi askıya alınan, hukukun üstünlüğüne gölge düşürülen, özgürlükleri suç olarak değerlendirilen ülkelerde, birtakım kişiler, millete zulmederler. Birtakım kişiler, millete zulmedenleri desteklerler. Birtakım kişiler, millete yapılan zulümlere rıza gösterirler. Birtakım kişiler ise, yapılan zulümlere tepki gösterirler. Bütün mağdurlara ve masumlara yapılan zulümlere tepki gösteren kişilere İnsan Hakları Savunucusu denir. Yalnızca mensubu veya sempatizanı oldukları yapıların uğradıkları zulümlere tepki gösterenlere ise, Mahalle Savunucusu denir.

Zalimler, kendilerine biat etmeyen kişilere zulmederler. Zalimleri destekleyen kişiler, herkesin zalimlere biat etmelerini isterler. Zulümlere rıza gösteren kişiler, zalimler tarafından yapılan zulümlerin, kendilerine dokunmamasını isterler. Yalnızca mensubu veya sempatizanı oldukları yapılara yapılan zulümleri haykıranlar, zulme uğrayan diğer mağdurları ve masumları görmezden gelirler. Her mağdura ve masuma ses olan kişiler ise, yaşanmakta olan zulümlerin, son bulmasını isterler.

15 Temmuz 2016 gecesi, önümde 2 seçenek vardı. Ya hakkı ve hakikatleri haykırarak fıtratımın uyuşmadığı Gülen Hareketi mensuplarıyla ve sempatizanlarıyla aynı koğuşlarda kalmayı tercih edecektim. Ya da, fıtratımın uyuşmadığı Gülen Hareketi mensuplarıyla ve sempatizanlarıyla aynı koğuşlarda tutulmamak ve onlardan ilan edilmemek için, yapılan zulümleri görmezden gelecektim. 15 Temmuz 2016 gecesi, 1. seçeneği seçtim. Gülen Hareketi mensuplarıyla ve sempatizanlarıyla aynı koğuşlarda kalmayı göze alarak, onlara yapılan zulümleri haykırdım. Yaptıklarımın ağır bir bedeli vardı elbette. Gülen Hareketi iddiasıyla yargılanan kişiler ile, aynı koğuşlarda tutuldum. Aynı koğuşlarda tutulduğum Gülen Hareketi sanıklarının, yüksek sesle yaptıkları ibadetleri ve sözde dersleri, duymak zorunda kaldım. Cemaat mensubu olmadığım, 4 yıl sonra tamamen kayıtlara geçti. Bu arada, bulunmuş olduğum cezaevlerinde, Gülen Hareketi iddiasıyla yargılanan kişilerin, çok iyiliklerini gördüm.

İnsan Hakları Savunucusu olmaya çalışan kişiler, amasız, fakatsız ve lakinsiz, her mağdura ve masuma ses olmak durumundadırlar. Bu kişiler, her türlü ağır bedelleri göğüslemek ve her şeye rağmen, yollarına devam etmek zorundadırlar. İnsan Hakları Savunucusu olmaya çalışan kişiler, uğrayabilecekleri hakaretlere, küfürlere ve iftiralara aldırmadan, hakkı ve hakikatleri haykırmak zorundadırlar. Aksini yapanlar, İnsan Hakları savunucusu olamazlar. bu kişiler, yalnızca kendilerini kandırırlar.

İnsan Hakları Savunucusu olmak, çok zordur. İnsan Hakları Savunucusu olmaya çalışan kişiler, birgün bucu, yarın ocu ve öbürsü gün şucu ilan edilebilirler. Mağdurlara ve masumlara ses olmaları hasebiyle, çevrelerini, itibarlarını, makamlarını, mevkilerini ve özgürlüklerini kaybedebilirler. Dahası, fıtratlarının uyuşmadığı kişilerle aynı koğuşlarda tutulmak zorunda kalabilirler.

Herkes İnsan Hakları Savunucusu olamaz. Herkes her mağdura ve masuma ses olamaz. Herkes, zalimlerin yaptıkları her zulmü anlatamaz, yazamaz ve çizemez.

İnsan Hakları Savunucusu olmak cesaret ister. İnsan Hakları Savunucusu olmak, fedakarlık ister. İnsan Hakları Savunucusu olmak, yürek ister. Hem de mangal gibi bir yürek ister.

Mahalle Savunucuları ve İnsan Hakları Savunucularının arasında, dağlar kadar fark var. Mahalle Savunucuları, yalnızca kendi mağdurlarına ve masumlarına ses olurlar. Mahalle Savunucuları, el üstünde tutulurlar. Eleştirmiyorlarsa ve sorgulamıyorlarsa, fenomen olurlar. Savundukları mahallelerin mensuplarından ve sempatizanlarından hep iltifat alırlar. İnsan Hakları Savunucuları ise, zulme uğrayan mahallelerin mensupları ve sempatizanları tarafından değer görmezler. Yapılan yanlış işleri eleştirdikleri ve sorguladıkları için, dışlanırlar ve itham edilirler. Zulme uğrayan birçok mahallenin mensupları ve sempatizanları, yalnızca kendilerinin yaşadıkları zulümlerin haykırılmasını, diğer mağdurların ve masumların yaşadıkları zulümleri görmemek isterler çünkü. Umurlarında olmaz, diğer mahallelerde ne tür zulümlerin yaşandığı.

Direnişler Meclisinden bir örnek vereyim.

01.03.2020 tarihinde Direnişler Meclisi mensupları tarafından İstanbul Barosunda organize edilen "adalet istiyorum" forumu'na, konuşmacı sıfatıyla katıldım. Yaptığım konuşmada, ÇHD mensuplarının, Grup yorum üyelerinin, Mustafa Koçak'ın ve Gülen Hareketi iddiasıyla yargılananların yaşadıkları hak ihlallerini anlattım. Birkaç gün sonra, Direnişler Meclisi mensuplarından, yapmış olduğum konuşmanın videosunu istedim. Direnişler Meclisi mensuplarından, forum'da yapmış olduğum konuşmanın büyük bir bölümünün silindiğini teessürle öğrendim. Direnişler Meclisinin Bülten isimli dergisine yazdığım yazının da silindiği bilgisini aldım. Oysa ki, Direnişler meclisi mensupları sayesinde, yaşanmış olan birçok mağduriyeti öğrendim. Direnişler Meclisi mensupları ise, anlattığım mağduriyetleri görmezden geldiler. Direnişler Meclisi mensupları, birçok mücadeleciyi ve mücadelecilerin verdikleri mücadeleleri kalben görmemi sağladı. Onlar, şahsımı insan hakları savunucusu olarak değil, aparat olarak görüyorlardı. Benim için önemli olan Direnişler Meclisi mensuplarının şahsımı aparat olarak görmeleri değildi. Onların vesilesiyle, başka mağdurları ve yaşadıkları mağduriyetleri öğrenmekti.

Bir de Gülen Hareketi'ne yakınlığıyla bilinen Haber Sitesinin çalışanlarıyla ilgili örnek vereyim.

Gülen Hareketi'ne yakınlığıyla bilinen haber sitelerinin çalışanları, cezaevinde bulunduğu esnada, Melek Çetinkaya'nın şahsıma gönderdiği mektubu haberleştirirlerken, makul taleplerinin karşılanması adına, ölüm orucu yapan hükümlü Didem Akman'ın ve hüküm özlü Özgür Karakaya'nın şahsıma gönderdikleri mektupları haberleştirmeye tenezzül etmediler. Oysaki, Didem ve Özgür, cezaevlerinde bulunan kişilerin yaşadıkları hak ihlallerinin son bulması ve makul taleplerinin karşılanması için, bedenlerini açlığa yatırdılar. Her salise ölüp ölüp dirildiler. Bu uğurda hafızalarını kaybetmeyi, sakatlanmayı ve ölmeyi göze aldılar. Hüküm özlü Özgür Karakaya, Avukat Aytaç Ünsal'ın tahliye edilmesi hasebiyle, ölüm orucunu bozdu. Hükümlü Didem Akman ise, ölüm orucu direnişini zaferle tamamladı. Didem Akman'ın icra ettiği ölüm orucu direnişi sayesinde Şakran Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yöneticileri tarafından, Yargıtay'ın verdiği karar uygulanacak ve kurumlarında barındırılan ağırlaştırılmış müebbet hükümlülerinin, görüş esnalarında, aile mensuplarıyla aynı anda görüşmeleri sağlanacak. Ayrıca, Şakran Kadın Kapalı CİK'te barındırılan ağırlaştırılmış müebbet hükümlülerinin, havalandırma süreleri arttırılacak. Artık Didem Akman'ın adını duyduğumda sinirlenmiyorum. Bilakis gülümsüyorum. Yapmış olduğu ölüm orucu direnişini ve kazandığı zaferi asla unutmayacağım ve unutturmayacağım.

Zalimler, kendilerine biat etmeyen ve yaptıkları çirkin işlere muhalefet eden kişilere zulmediyorlar. Zulümlere rıza gösterenler, zulümlerin ucu kendilerine dokununca mücadele etmeye başlıyorlar. Yalnızca kendi mahallelerindeki kişilere ses olanlar, diğer mahallelerde yapılan zulümlere tepki göstermiyorlar. Bu nedenle, zulümler katlanarak devam ediyor. Mağdur edilen herkes, birbirlerine kenetlenmezlerse, zalimlerle ve uşaklarıyla mücadele etmezlerse, zalimler ve uşakları güçlenmeye ve kendilerine muhalefet eden kişilere zulmetmeye devam ederler. Mağdurlar ve masumlar birbirlerine kenetlenirlerse, zalimlerle ve uşaklarıyla mücadele ederlerse, zalimler ve uşakları kimseye zulmedemezler ve hak ettikleri cezalara çarptırılırlar.

Demokrasinin, hukukun ve özgürlüklerin ülkelerine hakim olmasını, mağdurlara ve masumlara iadeyi itibarlarının verilmesini, zalimlerin ve uşaklarının yargılanarak hak ettikleri cezalara çarptırılmasını isteyenler, bütün mağdurlarla ve masumlarla birlikte, meşru mücadele yürütmelidirler. Amasız, fakatsız ve lakinsiz, bütün mağdurlara ve masumlara ses olmalıdırlar. Her platformda, zalimlerin zulümlerini haykırmalıdırlar. Aksi takdirde, zalimlerin zulmettikleri ülkelerde, süreç bazı grupların mensupları ve sempatizanları için düzelmez. Takdir, zulme uğrayan mağdur ve masumlarındır.

-Cüneyt Arat

Not: Bu yazı ilk defa https://www.patreon.com/posts/43636068 adresinde yayınlanmıştır.

author

"Sorumluluk Reddi" Konusunda Önemli Bilgilendirme:

Münferit Fikir Platformunda yazılan tüm yazılar, aksi MFP YYK tarafından belirtilmedikçe yazarların kendi görüşleridir. MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini yansıtmaz veya ifade etmez.

Yorum Gönderme

0 Yorumlar