Header Ads Widget

test banner

Milletin can ve mal güvenliğini düşünmemin bedelini ödedim


15 Temmuz 2016 tarihinde Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesine giderek, eski Büyükşehir Belediye Başkan Vekilimiz Zihni Aldırmaz'ın, bazı belediye bürokratlarının ve iş insanlarının Gülen Hareketi iddiasıyla yargılandıkları davayı dinledim. Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin dönemin Mahkeme Heyeti, duruşmanın öğleden sonraki bölümünde, Zihni Aldırmaz ve bütün tutuklu sanıkları tahliye etti. Mahkeme Heyetinin tahliye kararını dinledikten sonra, hemen evime gittim. Telefonumu evimin salonunda şarja takıp, odama giderek yorgunluktan uyumaya başladım.

***

Kalk, darbe oluyor

15 Temmuz 2016 gecesi, ablamın sesiyle uyandım. "Cüneyt; kalk, darbe oluyor. Sürekli telefonun çalıyor" dedi. Ablamın söylediklerini büyük bir şaşkınlıkla dinledim. Hemen evimizin salonuna gittim. Telefonumu elime alıp, önce, beni arayan arkadaşlarımla görüştüm, sonrada televizyonu açtım. Hemen haber kanallarını gezmeye ve yayıncıların söylediklerini dinlemeye başladım. Duyduklarım karşısında kulaklarıma inanamadım. Kendi kendime: 'kabus görüyor olmalıyım. Benim askerim, darbe yapmak için köprüleri tutmaz. Benim askerim, millete ateş etmez. Benim askerim, Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) Özel Harekat Daire Başkanlığı'na, TBMM'ye ve Erdoğan'ın israf sarayına bombalar atmaz. Benim askerim merhametlidir. Benim askerim, bir karıncayı bile incitmez. Kesin bu işte bir iş var' dedim.

***

AKP Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan: darbeyi F.Ö yapıyor

AKP Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan, CNN Türk kanalında Hande Fırat'ın programına bağlanarak, Gülen Hareketi mensuplarının darbe yapıyor olduklarını iddia etti. Oysa ki, Recep Erdoğan Gülen Hareketini itham ederken, yapılan askeri kalkışma henüz bastırılmamıştı ve sözde 'Yurtta Sulh Konseyi' mensuplarının ifadeleri alınmamıştı. Kendi kendime: "Henüz hiçbir sözde 'Yurtta Sulh Konseyi' mensubunun ifadesi alınmadığı halde, Recep Erdoğan Gülen Hareketi'nin mensuplarını, nasıl darbe yapmakla itham eder? Hem Türkiye'de darbe yapılıyor olsa, köprüler mi tutulur? Millete ateş mi edilir? Devletin kurumlarına bomba mı atılır? Bazı atanmışlar ve seçilmişler gözaltına alınmadan bildiri mi okutulur?" diye düşündüm.

Hatırlayalım!

1960 ve 1980 yıllarında ülkemizde yapılan askeri darbelerde, seçilmişler gözaltına alındıktan sonra bildiriler okutuldu. 1960 ve 1980 tarihlerinde yapılan askeri darbelerde, millete ateş edilmediği gibi, devletin kurumlarıda bombalanmadı.

***

Recep Erdoğan'ın çağrısına muhalefet ettim

15 Temmuz 2016 gecesi, AKP Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan, %1.5'lik TSK mensubunun darbeye yeltendiğini ifade ederek, milleti emniyet binalarına, sokaklara ve havaalanlarına davet etti. AKP Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan 15 Temmuz gecesi, savunmasız milleti açık alanlara davet ederken, TBMM Genel Kurulunda olan milletvekilleri en küçük sarsıntılarda dahi sığınaklara kaçışıyorlardı. Başıma gelebilecek her şeyi göze alarak, hemen Twitterde yapılan #TSKCumhuriyetinTeminatıdır etiketinin altına: "can ve mal güvenlikleriniz için emniyet binalarından, havaalanlarından ve sokaklardan uzak durun. Evlerinizde oturup dua edin" şeklinde tweet attım. %1.5'lik TSK mensubu darbeye yelteniyorsa, geriye kalan %98.5'lik TSK mensubunun, Emniyet ve Mit mensuplarının bu kalkışmayı önleyebileceklerini düşünerek sosyal medya hesabımdan bu paylaşımı yaptım. Sosyal medya hesabımdan bu paylaşımı yaparken, tek isteğim, halkımızın can ve mal güvenliklerine kastedilmemesiydi. Bazen kendi kendime soruyorum: "savunmasız milletin can ve mal güvenliklerine kastedilmemesi için tweet atmakla hata mı ettim" diye. Sonrada: "iyi ki savunmasız milleti düşünerek bu tweeti attım" diyorum. Ayrıca, sosyal medya paylaşımlarımda, bu girişimi, tiyatro olarak nitelendirdim. Nitekim, Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan kalkışma için tiyatro demenin suç olmadığı, ağır eleştiri kapsamında olduğu kararını verdi.

15 Temmuz 2016 gecesi twitter hesabımdan yapmış olduğum paylaşımlardan dolayı, 5 Gün sonra gözaltına alındım ve ertesi gün ev hapsine alındım. Yalnızca tweet atmam gerekçesiyle, üyelikten 6 yıl 3 ay, propagandadan ise 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldım. 2 yıl cezaevinde tutulduktan sonra, gecikmiş temyiz başvurumun kabul edilmesiyle tahliye edilerek, üyelik davasından beraat ettim. Propaganda dosyam ise Yargıtay'da.

***

Milletin can ve mal güvenliğini düşünmemin bedelini ödedim

15 Temmuz 2016 gecesi bir grup sözde rütbeli tarafından, ülkemizde kanlı bir kalkışma yaşandı. Askerler tarafından köprüler tutuldu. Millete ateş edildi. Devletin çeşitli kurumları bombalandı. Kalkışma esnasında hiçbir seçilmiş gözaltına alınmadı. AKP Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan, %1.5'lik TSK mensubunun darbe yaptığını ifade ederek, savunmasız milleti emniyet binalarına, sokaklara ve havaalanlarına davet etti. 15 Temmuz 2016 gecesi ülkemizde yaşanan askeri kanlı kalkışmadan dolayı 251 kişi hayatını kaybederken, 2196 kişi yaralandı.

15 Temmuz 2016 gecesi, milletin can ve mal güvenliklerinin korunması için, sosyal medya hesaplarımdan çeşitli paylaşımlar yaptım. 15 Temmuz gecesi, Erdoğan'a muhalefet etmemin bedelini ağır bir şekilde ödedim. Gözaltına ve ev hapsine alındım. Gülen Hareketi üyeliğinden ve propagandasından hapis cezaları aldım. Hakkımda kurulan mahkumiyet hükümlerinin kesinleşmesiyle, tutuklanarak cezaevine gönderildim. Şahsım için adalet, 4 buçuk yıl sonra kısmen tecelli etti. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, gecikmiş temyiz başvurumu kabul ederek, beni tahliye etti. Gülen Hareketi üyeliği davasından, oy birliğiyle beraat ettim. Hakkımdaki propaganda dosyası ise Yargıtay'da. İnanıyorum ki, şahsıma verilmiş olan propaganda cezasıda bozularak bu suçlamadan dolayıda şahsıma beraat kararı verilecek.

Yapmış olduğum bu paylaşımlardan dolayı, zerre kadar pişmanlık duymuyorum. 15 Temmuz 2016 gecesi Erdoğan'ın yaptığı gibi savunmasız milleti sokaklara davet etseydim, vicdan azabı çekerdim. 15 Temmuz 2016 gecesi, kimsenin benim yüzümden zarar görmemiş olması, şahsımı ziyadesiyle mutlu ediyor. İyiki savunmasız milletin hedef haline getirilmesi noktasında, Erdoğan'a katkı sunmadım. Tek isteğim ve arzum, 15 Temmuz gecesi savunmasız insanların hedef haline getirilmemesiydi. Bilinmelidir ki, %98.5'lik TSK mensubu, Emniyet ve MİT mensupları, bu kalkışmayı bastırabilecek güçteydi.

Gerçeklerin er veya geç, ortaya çıkma gibi bir huyu var. Hiçbir gerçek, sonsuza kadar gizli kalmaz. Hiçbir zulüm ise, ebediyete kadar devam etmez. Bizlere düşen, haklı olduğumuz her konuda mücadele etmek.

***

Hani yasalar önünde herkes eşitti

AKP Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan değil miydi 15 Temmuz gecesi: "%1.5'lik TSK mensubu tarafından darbe yapıldığını söyleyen? AKP Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan değil miydi, 15 Temmuz gecesi savunmasız milleti emniyet binalarına, havaalanlarına ve sokaklara davet eden? AKP Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan değil miydi, henüz askeri kalkışma bastırılamadığı halde, 15 Temmuz olayları için: "Allahın lütfudur" diyen. "Dönemin Başbakanı Binali Yıldırım değil miydi 15 Temmuz askeri kalkışması için: "Proje" diyen. Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu değil miydi 15 Temmuz askeri kalkışması için: "senaryo" diyen. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu değil miydi 15 Temmuz askeri kalkışması için: "tiyatro" diyen?

15 Temmuz 2016 gecesi, Türkiye'de kanlı bir darbe girişimi yapılmış ise şayet, "Allahın lutfu, proje senaryo ve tiyatro" kavramları kullanan siyasilerin de yargılanmaları gerekmiyor mu? Ağır görme engelli bir yazar 15 Temmuz'da yapılan sözde "askeri darbe" için: "tiyatro" diye paylaşım yapması hasebiyle yargılanırken, bu siyasetçilerin yargılanmamaları hukuka aykırı değil mi? Hani yasalar önünde herkes eşitti? Hani kimsenin kimseden üstün olması söz konusu bile olamazdı?

-Cüneyt Arat

@cuneytarat06

Not: Bu yazı ilk defa https://www.patreon.com/posts/milletin-can-ve-42400369 adresinde yayınlanmıştır.

author

"Sorumluluk Reddi" Konusunda Önemli Bilgilendirme:

Münferit Fikir Platformunda yazılan tüm yazılar, aksi MFP YYK tarafından belirtilmedikçe yazarların kendi görüşleridir. MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini yansıtmaz veya ifade etmez.

Yorum Gönderme

3 Yorumlar

  1. Fatih konya12 Ekim, 2020

    Bugün öylesine gezinirken bu yazıya tesadüf ettim. Gerçekten okuduklarıma inanamadım. Onca delile,onca itirafa onca görüntülere rağmen hala bu görüşte bir yazarın olması inanılmaz bir durum. Yazdığınız platformdaki itirafları bari okusaydınız.Zerre utanmadan hala tiyatro diyorsunuz.Ahmet Dönmez bile 15 temmuzdaki cemaatçilerin rolünü açık açık yazdı.Anlaşılan münferit böyle yazılarla bir yerlere barışma sinyali gönderiyor. Ama şunu unutmayın bu millet bu ihaneti unutmadığı gibi böyle kelimelerle oynayıp,hele hele engelini istismar ederek propoganda yapanları da unutmaz.Muhtemelen bu yorumu yayımlamazsınız. Amerika adına başta kendi ülkesinde olmak üzere birçok ülkede ajanlık yapan,bu milletin öz evlatlarını devşirip mankurtlaştıran katıl sürüsünü buralarda meşrulaştırmayın.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çomar Fatih. Sen konuşma ya. Fetöcülerle uğraşıyoruz birde buraya gelip çomarlar yazıyor onlarla ayrı uğraşıyoruz.

      Cüneyt sende bu yazıyla ne anlatmaya çalışıyorsun kardeş?

      Sil
    2. Fatih konya12 Ekim, 2020

      Adını bile yazamayan bana çomar diyor.Fetöcülerle mi uğraşıyorsun iyi dinle o zaman. Sen eski fetöcü olarak ilk önce biraz nedamet duyacaksın. Zamanında verdiğin destekten dolayı utanıp en azından susacaksın. Cevabındaki çelişkileri belirleyip tutarlı olacaksın. Darbeye tiyatro diyen adama iki çift laf edemeyip ona buna çomar diye sayıklamayacaksın.

      Sil