Header Ads Widget

test banner

Ahmet Kuru | Müslüman Ülkeler Neden Geri Kaldı?



Prof. Ahmet Kuru ile son kitabı ''Islam, Authoritarianism, and Underdevelopment: A Global and Historical Comparison'' ve ''Müslüman Ülkeler Neden Geri Kaldı?'' sorusu üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.
Kitabı şu adresten temin edebilirsiniz:

https://www.amazon.com/gp/product/B07S9DBZ1R/ref=dbs_a_def_rwt_hsch_vapi_tkin_p1_i0




author

"Sorumluluk Reddi" Konusunda Önemli Bilgilendirme:

Münferit Fikir Platformunda yazılan tüm yazılar, aksi MFP YYK tarafından belirtilmedikçe yazarların kendi görüşleridir. MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini yansıtmaz veya ifade etmez.

Yorum Gönderme

21 Yorumlar

  1. Güzel bir söyleşiydi ancak Ahmet kurunun İslam Dini konusunda korumacı davranıp davranmamak arasında gidip geldiğini gözlemledim.

    Bu konuda net bir karar verse Daha iyi olabilirdi.


    Bu bilgiler ışığında İslam dininin problemli ve sorunlu ve üstelik geri kalmaya neden olan bir din olduğunu söylemek mümkün. Diğer yandan tarihsel ve nedensel bir takım gerekçeler bularak İslam dinini aklamak da mümkün.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Senin zihniyetin de geri kalmaya neden olan bir zihniyet. Arnavutlukta, Kambocya'da gorduk bunu. Ulke nufusunun dortte birini, tum okumus yazmislari kafasina sikarak oldurdu senin ateistlerin. Siz busunuz iste.

      Sil
    2. salla. sosyopat bir komünistin yaptığı katliamın ateizm ile ne alakası var? ışid in kafa kesip, askerleri diri diri yakıp, kadınları seks kölesi olarak kullandığını tüm dünya biliyor. ışid islam motifli bir örgüt diye tüm müslümanlara "siz busunuz işte" demek ne kadar mantıklıysa senin dediğin de bu kadar mantıklı. ister kabul edin ister etmeyin, bu dünyada huzur içinde yaşanan, özgürlükleri kabul etmiş, demokratik tüm ülkeler laikliği benimsemiş ülkelerdir. müslüman ülkelerden milyonlarca insans fransa ya, almanya ya kaçıyor. ama almanya dan, fransa dan müslüman ülkelere kaçan, iltica talep eden göremezsiniz. görürsünüz de, şuurunu kaybetmiş 3-5 örnektir. ))
      din hiçbir topluma huzur ve refah getirmemiştir. hristiyanlık da, yahudilik de aynı şekilde.

      "din insanlık onuruna bir hakarettir. din olsa da olmasa da iyi insanlar iyi şeyler, kötü insanlar kötü şeyler yapacaktır; ama iyi insanların kötü şeyler yapması için din gerekir."

      bu ünlü söz doğru olsa da eksik. ben söylemiş olsaydım "din" yerine fanatizm derdim. din de bir fanatizm türüdür.

      Sil
  2. Gordugum kadariyla, Islami aklama cabasi, gercekleri anlama cabasinin onune gecmis Sayin Kuru'da. Muhammed'in 7. yuzyilda kurdugu duzeni bugunku Ortadogu'ya getirirseniz, emin olun simdikinden cok daha beter bir yere donusecektir.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet Kambocya'daki ateistlerin inanclarini da Turkiye'ye getirsek 20 milyon insani kafasina sikarak oldurmek gerekir. Ateist degil misiniz hepiniz aynisiniz. Sizin zihniyetinizi kulliyen yok etmek gerekiyor.

      Sil
    2. Sakin ol sampiyon. Kimsenin Kambocyadakileri falan savundugu yok. Ben insan haklarini ve demokrasiyi savunurum. Pol Pot da Muhammed de ayni seydir. Ikisi de ozgurluk ve demokrasi karsiti diktatorlerdir.

      Sil
    3. Gerçek ateizm o değil diyorsun yani. Doğrudan doğruya Dawkinsten alarak ilhamı asrın idrakine söyletmelidir ateizm. En hakiki öz güncel ateizm bizimkisi gel vatandaş gel.

      Ahmet Kuru'nun 7.yy daki anlayışları güncelleme hakkı yok ama senin istediğin ateizm reddetme hakkın var. O senin onun inanması gerektiğini düşündüğün şeye inanmak zorunda ama sen benim senin inanmanı gerektiğini düşündüğüm şeye inanmak zorunda değilsin.

      Bana göre de sen benim inanmanı gerektiğini düşündüğüm şeye inanıyorsun o yüzden zihniyetinin kökünün kazınması gerekiyor. Madem öyle işte böyle.

      Sil
    4. Kamboçya ne alaka? Ne saçma bir ezber? Gören de İzlanda’dan yazıyor sanır allan ortadoğulusu.

      1500 yıldır kan ve gözyaşı dışında hikayesi var mı müslümanların?

      Sil
    5. Sana Kamboçyayı uygun gördüm. Orada bir ateist katliamlar yapmış. Sen de ateistsin. Demek ki sen de katliam yapmaya teşnesin. O yüzden yok edilmesi lazım zihniyetinin. Sizin mantık böyle çalışmıyor mu? Benim neye inandığım veya inanmam gerektiğine sen karar veriyorsun. İslam yetmedi şimdi Pol Potu da buraya at. Herşeyin iyisini kendşne herşeyin kötüsünü karşındakine yazıyorsun sonra bunlar senin haklılığını argümanı oluyor. Üstelik pek çok ateist bir de bunlar üzerinden Müslümanlara yasakları baskıları yani şiddeti savunup aynı zamanda da özgürlükçü ve insancıl geçiniyor kendince.

      Ben de aynısını yapıyorum sana Kamboçyayı uygun gördüm. O yüzden senin baskılanmam meşrudur.

      Bu arada bir İsveçli olarak Türkçen çok iyi. Bahsini ettiğin kan ve gözyaşında Atatürk gibi İran Şahı Enver Hoca gibi Müslüman ülkelerdeki seküler diktatörlerin hiç payı yok hepsi dindarların suçu.

      Mastürbasyona devam.

      Sil
    6. Çok saçma yorumların var. Türkiye dindarların iktidarında mahvoldu, dip yaptı. Sen kalkmış Kamboçya'dan bahsediyorsun. Hala utanmadan din diyanet edebiyatı yapıyorsunuz. Sizden olmayana yaşam hakkı yok, ne aşağılık insanlarsınız.

      Sil
    7. Kamboçya'daki ateist diktatörün katliamlarını kendinize yaklaştırmıyorsunuz bile ama Endenozya'daki benden çok size benzeyen seküler diktatörün akıttığı göz yaşının hesabını bana sormayı makul görüyorsunuz. Bir yandan akıl rasyonalite deyip diğer yandan niye böyle davrandığınızı düşündünüz mü hiç?

      Çünkü kafanız bir dindarınkinden farklı çalışmıyor. Veriden sonuca gitmiyorsunuz. Önce bir pozisyonu kabullenmişsiniz sonra kendinizce bunu kendinize (bana değil) justify ediyorsunuz. Zira sizler de beğenmediğiniz dindarlarla aynı biyolojik yapıya sahipsiniz. Beyin yapınız aynı. Onlar kadar homo sapienssiniz yani birazcık akıllı maymunsunuz. Onlar kadar inanmaya meyyalsiniz, onlar kadar sizin gibi düşünmeyenleri şeytanlaştırma ve yeri geldiğinde şiddet uygulama kapasitesine sahipsiniz. Ve onlar kadar bulunduğunuz ülkelerin parçasısınız ve mevcut durumdan sorumlusunuz.

      Sil
    8. bak kardeş, kamboçya'da pol pot insanları ateizmden dolayı katletmedi, kendi diktatörlüğünü kurmak istediği için katletti. yani ona karşı çıkan kim olursa olsun inancı ne olursa olsun katletti. ama senin dinin tüm ateistlerin öldürülmesini emrediyor. bi de millete siz busunuz deyip pol pot örneği veriyorsun. hadi o ruh hastasının tekiydi. tüm kafirleri öldürün diyen senin kitabının yazarı da mı ruh hastası? :))

      Sil
  3. Ahmet bey geri kalmanın suçlusu olarak (sadece) dini görmek yanlıştır diyor, ama dinin rolünü (üstü kapalı da olsa) çok açık ortaya koyuyor.
    Bazen de "din olan islam" ile "müslümanların kültürü olan islamı " sanki bilerek eş kullanıyor.
    Bir yandan islam ile seküleliğin bağdaşabileceğini söylerken, diğer yandan Emevilerin ve kısmen abbasilerin "peygamber ve raşid halifelerden farklı olarak din ile devleti ayırdığını" söylüyor. (Din peygamber ve halifelerin uygulamasıdır ve demek ki devletle ayrılamıyor).

    Yine asıl iddiası olan "ulema devlet ittifakı" konusunda "ulema" din demektir. Ulemanın nerdeyse bütün içtihatları devlet eliyle uygulanacak içtihatlardır.
    Seküler karakterli emevi abbasi dönemlerindeki alim içtihatları da aynı şekilde büyük oranda devletin uygulama alanlarını içerir. O dönemlerde alimlerin biri veya bir grup güçlenip devlete hakim olamadığı için devlet seküler kalmıştır (mihne dönemi gibi istisnalar vardır). Yoksa dinin teorisi ve karakteri ne seküler yapıya ne de fikir özgürlüğüne izin vermez. Nitekim 11. Asırdan sonra ulema yani din doğası gereği devletle ittifak etmiş, emevi abbasi döneminde ele geçiremediği fırsatı yakalamış ve dogmatik karakterinin gereğini sergileyip geri kalmayı garantilemiştir.

    Ahmet bey bence Renan'a da haksızlık etmektedir, Renan haklıdır, bilimsel gelişmeler islamdan değil islama rağmendir. Emevi ve abbasi döneminin islama rağmen deçekleşen seküler ve özgürlükçü döneminin ürünleridir. Nihayet ulema yani din devletle (dine göre olması gerektiği şekliyle dinin özüne uygun olarak) ittifak ettiğinde gerileme kaçınılmaz olmuş, islamın (halklarının) rönesansı (aslında baş kaldırısı) dogmatik din tarafından kovulmuştur. Rönesasns da başka yere gitmiştir.

    Yazar bence diliyle açıktan söyleyemediği şeyleri kitabında verdiği bilgilerle örtülü ollarak söylemektedir.

    YanıtlayınSil
  4. İngiltere, Portekiz ve Hollanda'nın Hint okyanusu merkezli ticareti bilinçli ve planlı bir yok etmesini ve neredeyse tüm Avrupa'nın Afrika'yı ve Amerika kıtasını talan etmesini konuşmadan ne İslam ülkelerinin geri kalmışlığından, ne Afrika'nın içinde bulunduğu sefaletten ne de Latin Amerika ülkelerinin yaşadığı sosyal travmalardan, uyuşturucu bataklığından bu ülkeleri tek başına sorumlu tutmak, eğer Batılı iseniz kibir ve bencilliğinize, bu ülkelerden iseniz ruhen ezilmişliğe işarettir.

    Bu ülkelerin her biri zamanın Firavunu ve Nemrutu diyebileceğimiz Batı medeniyet(sizliğ)inin tassallutu altında halen. Afrika ülkelerini bağımsız zannetmiyorsunuz değil mi? Batının elleri hala Afrika'nın damarlarında geziyor. Mısır'a bakın, son darbeye kadar Türkiye'nin yaşadıklarına ve başımıza ne çoraplar örmeye çalıştıklarına bakın. Bizleri kimlere yönettirdiklerine bakın. İstemedikleri insanlar başa geçecek olsa veya geçse çevirdikleri dolaplara bakın. Latin Amerika darbeler tarihine bakın. Ülkeleri borçlandırıp borçlandırıp IMF kanalıyla faturasını halklara nasıl ödettiklerine bakın.

    Hatamız eksikliğimiz yok mu, elbette var ama her çıkış gayretimizin baltalandığını, çukurdan çıkmaya yönelik her teşebbüste paçamızdan bizi yine aşağı çektiklerini görmemizi de engellememeli bu.

    Zaten işin bu boyutunu görmeden, sorunun teşhisini doğru koymadan çözüm de mümkün olmayacak. Ya bir mücadele ve mücahede gayreti gerekiyor çıkış için, ya da tam teslimiyet ve onların dinine tabi olma. Tam da Kur'an da söylendiği gibi.

    Ruhen ezilmişlikten, ezik fikirlerden, teorilerden sıyrılmamız şart. İslam kimseyi geri bırakmaz. Geçin bunları.

    (Osmanlı bu medeniyetsizlerin sömürge macerasının başladığı 1500'lü yıllardan 1900'lü yıllara kadar İslam dünyasının kalbi sayılan Ortadoğu'yu bunlara karşı korudu. Ama sonunda oyunları ile baş edemedi. Zaten ipek yolu ortadan kalkmış, ekonomik kaynakları iyice daralmıştı. Diğer yandan önce gayri müslim sonra müslüman unsurları türlü kışkırtma, silah desteği vs ile yavaş yavaş koparıldı. Buna rağmen hasta adam dedikleri zaman bile varlığını onlarca yıl sürdürdü. Roma'nın Kartaca'yı taş üstünde taş kalmayacak şekilde yıkması gibi yıkmak istiyorlardı ama bunu da yapamadılar. Osmanlının hikayesi de diğer tüm doğu halklarının hikayesi gibi devam ediyor. Ama yeni adı Türkiye Cumhuriyeti. Tasalluttan çıkma mücadelesi veren bir ülkeyiz. Bu mücadelede başarılı olursak, kurtuluş savaşımızın diğer milletlere verdiği ilham gibi tam bağımsızlık mücadelemiz de dünyada yeni kapılar açacak. Ama önce şu eziklikten kurtulmalıyız.)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. ANONİM-2 :
      "dinin rolünü (üstü kapalı da olsa) çok açık ortaya koyuyor." mü? çok güldüm vallahi. Üstü kapalı olarak çok açık bir şekilde bir şeyi nasıl açıklarsın? :))
      Şu yorumlara bakıyorum, hakikaten şu platformu cahiller, ateistler, din reformistleri adeta istila etmiş, aklı başında yorum yapan bir tek sizi gördüm, ANONİM arkadaş. Teşekkür ederim.
      Ahmet Kuru koskoca(!) profesör olmuş, islam dünyasının geri kalma ya başlamasını taa 11. yüzyıllara götürmüş. Arkadaş nasıl bir geri kalma yolculuğu bu, bakıyorsun 17. 18. yüzyıla bakıyorsun hala dünyanın en büyük devleti bir islam devleti olan Osmanlı. Tarihi gerçekleri bu kadar ters yüz eden bir profesörle karşı karşıyayız.

      İslam dünyasının geri kalmasının 2 önemli nedeni var :
      1. Coğrafi keşifler ile başlayan, avrupanın güçsüz olan toplumların bulunduğu yerlerdeki tüm zenginlikleri Avrupa'ya taşımasıdır. Gemiler dolusu altınlar avrupaya gelmiştir. Bu kadar zenginliğin neticesinde eğitimi de ihya edersin, bilimsel araştırmaları da, askeri gücü de. Daha büyük gemiler yaparsın daha çok altın getirirsin. AONİM arkadaş da bu konuya değinmiş, teşekkür ederim. O çok övdüğünüz, bazılarının hayranlık duyduğu batı medeniyetinin arkasında katliam, kan, göz yaşı, vahşet ve sömürü var, bunları anlayın artık.
      2. İslam dünyasının geri kalmasının 2. nedeni ise, islam dünyasının avrupanın bu ilerlemesi karşısında geriye düşmesinin teşhisini yanlış koyarak, devleti islamın emrettiği yönetim kaidelerinden uzaklaştırması, batı modeli yönetim biçimini islam dünyasına uygulama çabasıdır. Siz hala islam dünyasının geri kalmasını islam'a bağlamaya devam edin. Halka bakın herkes islam'dan uzaklaşmış, dertleri ne fıkıh, ne akide, herkesin derdi para, geçim derdi, yaşam mücadelesi. Kimse itikadı elinden alınıyor mu, fıkıh uygulanıyor mu? kimsenin umrunda olmayan bir toplum var. Hele hele yönetim biçimi olarak islam siyaset fıkhını reddetmiş, batı tarzı yönetim biçimini benimsemiş bir toplum oluşmuş, hani ilerleme nerede? Sizin iddia ettiğiniz şey zaten gerçekleşmiş, islamın toplumda uygulandığı falan yok, sizin reddettiğiniz ve gerilemeden sorumlu tuttuğunuz gerçek islamı yaşamaya çalışan insan sayısı toplumun geneline baktığınızda yok denecek kadar az. Hani nerede ilerleme? Bir şeyi iddia ederken doğruya ulaşmak istiyorsanız, yaşananları da gözönünde bulundurmak gerekiyor, ama sizin derdiniz o değil.

      Sil
    2. "Üstü kapalı" ifadesi yüzeysel bakanlar için, "açık açık" ifadesi ise "lafın tamamı anlamayana söylenir" sınıfına girmeyenler için. Çok literal bakmayın lütfen.

      Sil
    3. Tarihe tek taraflı bakıyoruz. Avrupalılar hint okyanusundaki ticareti yok ediyor diye suçluyoruz ama akdenizi Türk gölüne çevirmekle övünebilyoruz. Düpedüz korsanlık yaparak "gavur" gemilerini yağmalıyorduk, görmüyoruz. Avrupanın toprak veya güç sahibi olmasını sömürge ve işgal, müslümanların aynısını yapmasını fetih ve adalet diye görüyoruz. İşn aslı farkımız yok, "müslüman iyi gavur kötü" bakışı gerçekçi değil. Hepsi de aynı insanlık hikayesi, her toplumda ak ve kara dönemler var. Ana tartışma; hristiyanlık veya müslümanlık gibi dinlerin serbest düşünceye ve bilimsel gelişmeye engel olup olmadığıdır. Dogmatik sistemlerin (komünizm ve faşizm gibi modern ideolojiler de dahil) gelişmeye engel olduğu durağanlık yarattığı genel bir kabuldür. Ahmet bey bu fikri inkar etmeden birçok unsurun etkili olduğunu söylüyor.
      İslam veya Türk güzellemesi yapmaya kendimizi kandırmaya gerek yok, dünyanın diğer toplumlarından farklı değiliz. Akıl bilim ve vicdanın kurallarına uyduğumuz zaman iyi, uymadığımız zaman kötü bir geçmişimiz var o kadar. Herkes gibi.

      Sil
    4. Mehmet Bey, platformu cahiller istila etmiş iddiamın ispatının canlı bir örneğisiniz. Avrupanın sömürge tarihini iyi öğrenmenizi tavsiye ederim. Çünkü Avrupa'nın keşfettiği ve yerleştiği, koloni kurduğu o bölgelerde yaptıklarını, müslümanların fetihler yaptığı bölgelerdeki faaliyetlerine benzetmeniz tam bir cahillik örneği. Kıyas bile kabul edecek tarafı yok. En basitinden, islam afrikayı fethettiğinde ne yaptı, Avrupa fethettiğinde ne yaptı, bu bile aradaki farkın dağlardan öte gezegenler arası fark kadar olduğunu anlamaya yeter. Tabii anlamak isteyene.
      Bunu geçtim, sonuç itibari ile Avrupa'nın ilerlemesinin en büyük nedenidir bu. Yoksa iddia ettikleri gibi müslümanların geri kalma sebebi islam dini değildir.

      Sil
    5. Doğru bir karşılaştırma değil.

      Akdeniz de Karadeniz de Türk gölü haline gelmişti evet. Ama Korsanlığı sadece Osmanlı'ya bağlı Kuzey Afrika'lı korsanlar yapmıyordu, Avrupalı korsanlar da cirit atıyordu Akdeniz'de. Osmanlı da İstanbul -Kahire arasında güvenli deniz yolculuğu konusunda sıkıntılar yaşıyordu bu yüzden. Hatta biraz araştırırsan korsanlığın Osmanlı ve Avrupa devletleri arasındaki askeri rekabetin uzantısı olduğunu görebilirsin. Bak burada müslüman ve hristiyan korsanlık üstlerinin haritası var: http://piratical2.pbworks.com/f/1204250467/New%20Picture.JPG

      Ancak biz İngilizler gibi Hindistan'da dokuma tezgahlarını imha etmedik hatta bir iddiaya göre çalışamasınlar diye ustaların baş parmaklarını kesmedik, Belçika gibi küçücük çocukların ellerini kesip krala yeterli kauçuk üretemedik ama çalıştırdığımız yerli kölelere cezasını verdik diye delil olarak göndermedik.

      Sil
    6. Corsair vs. Pirate

      There is a fundamental distinction between corsair-privateering and piracy. A pirate is one who professes to scour the sea and seize merchants. Unlike the pirates the corsair was nominally empowered by a sovereign state to seize merchants. Licenses and letters legalized the activities of the corsair-privateers for the duration of a particular war against specified enemies.
      In the Mediterranean, corsairs sailed under a different set of rules. Mediterranean corsairs battled the war of Christianity and Islam in which all powers in the Mediterranean were involved. Christian and Islamic nations did not condone theft on the sea or plunder for the sake of goods, but they employed corsairs for crusading activities in a type of “holy war”. The Mediterranean corsair was thus distinguished from a pirate and a regular corsair-privateer by the moral, political and religious inclinations of their fight on the sea. Not only did the activity promise earthly riches and power, but, most uniquely, the salvation of their souls.

      Sil
    7. Yazdıklarınızı yeni gördüm ve ''cahil'' olduğum için mutluluk duydum. Çünkü kendi yanlışlarını başkalarının yanlışlarıyla kıyaslayarak haklı çıkarmaya çalışan ''... seninki benden kara'' apologetic çabası ancak ''ilimle'' mümkün sanırım.

      Ayrıca hırsızlık, korsanlık, eşkiyalık, yağma, talan, cinayet gibi işleri ''devlet destekli'' yapınca ve adına ''ganimet, fetih, cihat, corsair(y) deyince aklanmıyor.
      (Charlie Chaplin haklı galiba, bir kişiyi öldürürsen katil, milyonları devlet eliyle ödürürsen kahraman oluyorsun)
      İlkel anlayış ve hastalıklarımızı devam ettirmek ve tarihi kullanarak ''kahramaklık-vahşet yarıştırmak'' bizi bir yere taşımaz. Doğusu batısı hepimiz insanız ve aynı illetlerle malülüz.

      Sil