Header Ads Widget

test banner

Paralel Devlet Yapılanması


Gülen cemaati “FETÖ” diye adlandırılmadan önce “hizmet”ti, sonra büyüdü “hizmet hareketi” oldu. Sonra daha da büyüdü-güçlendi ve bu cemaatin (tepesi ve ortasından) bir kısmı siyasi bir oluşum olmadığı halde siyasetin merkezinde olmaya başladı. Sonra çok güçlü olduğunu hissetmeye başlamış olacak ki iktidar ile aralarında kavga başladı. Sonra olanlar malumumuz.

Gülen cemaati kadrolarına ellerinde yetişmiş kadro olmadığı için ihtiyaç duyan ve benzer dünya görüşüne sahip olduklarını düşünen AKP, 2000’li yılların ortalarına kadar Gülen cemaatiyle kardeşti. Çok mutluydular beraber. Muhafazakarlar bir rüyada yaşıyorlardı sanki. Hatta utanarak söylüyorum o zamanlar (saf ve salak bir şekilde) Gülen ve Erdoğan’ın Türkiye tarihine isimlerini altın harflerle yazdıracaklarını düşünüyordum. Gülenist grup ve AKP beraber bir şekilde 2000’li yılların sonlarında Balyoz ve Ergenekon davalarıyla beraberce Kemalist-Ulusalcı güçlere (hukuksuzca) büyük bir darbe vurdular. Ama ne olduysa o sıralarda oldu (aslında alttan çekişmenin daha öncelerde de olduğunu Kemalettin Özdemir olayı gibi vakalardan dolayı söyleyebiliriz.) AKP Gülenist grubun çok güçlendiğini farketmiş olmalı ki, onların daha güçlenmemeleri için kamuoyuna açıkça belli etmeden onların önlerini kesmeye başladı. Sonrasında buna cevap olarak 2012’deki MİT krizi ve 2013’teki Dershane krizi ve hemen arkasından gelen 17-25 Aralık operasyonları oldu (sonrası bu yazının konusu değil.)

Hatırladığım kadarıyla “paralel yapı” ifadesini Erdoğan ilk defa 2013 yılında, Dershane krizi ve 17-25 Aralık civarında kullandı (bu tabirin ilk defa aslında Abdullah Öcalan tarafından kullanıldığını iddia eden Ekşi Sözlük entry’leri var.) Aslında bu ifadeyi ilk kullandığı zaman herkes Erdoğan’a direk katılmamıştı. Önce 17-25’in tozunun bir kalkmasını beklediler. Sonra paralel yapı, “Paralel Devlet Yapılanması (PDY)” şeklinde bir terim olarak dilimize girdi. Bugün yüzbinlerce insan “FETÖ/PDY” davalarının mağduru.

Peki tam olarak nedir PDY? Öncelikle ne olmadığını yazayım. Bu konuda iki tane uç tanımlama var. Bence ikisi de yanlış. İlk tanımlama şu: Devletin içinde farklı bir emir-komuta zinciri içinde ve gizli bir şekilde örgütlenmiş, tamamen “örgüt” menfaatleri için çalışan, dolayısıyla yaptıkları vatana ihanet olarak adlandırılabilecek insanlar. İkinci tanımlama şu: Bu isim “Fethullah Gülen’e sempati duyan, Gülen cemaati sohbetlerine-toplanmalarına (gizli veya açık şekilde) gidip gelen, ama bulundukları kurumlardaki işlerine dair gizli ajandaları hiç olmamış, sadece vatana-millete hizmet eden insanlar”a verilmiş yanlış bir isim, dolayısıyla öyle bir yapılanma yok (hem zaten, Gülen’in tabiriyle “Bir milletin ferdi, kendi milleti için var olan müesseselere sızmaz; hakkıdır girer oraya; mülkiyeye de girer, adliyeye de, istihbarata da girer, hariciyeye de”). Ama gerçek bu ikisinin ortasında bir yerde.

PDY Gülen cemaatinin devletteki kadrolaşmasına verilen bir isim. Bu yazının amacı PDY nedir konusundaki düşüncelerimi paylaşmak. Öncelikle, başka bir çok dini grubun, siyasi görüşün de devlette kadrolaşmaları Türkiye’de hep olmuştur, ve hala olmaktadır. Türkiye ne yazık ki böyle bir yer. Peki PDY’i diğer (ne yazık ki çok dert edinmediğimiz) kadrolaşmalardan ayıran özellik neydi? Çok daha güçlü, çok daha gizli, çok daha organize ve çok daha tehlikeli olmalarıydı. Mesela Menzil grubu sağlık bakanlığında çok güçlü diye biliniyor, ama diğer bakanlıkların çoğunda bir yapılanma veya güçlerinin olduğunu bilmiyoruz. Mesela Hariciye’deki diplomatların çoğu “beyaz Türk” diyebileceğimiz gruptu diye biliniyor. Yine aynı şekilde diğer dini cemaatlerin, ülkücülerin, bazı sol grupların vs birbirlerini kollayıp güçlü oldukları devlet kurumları vardı, ve hala var. Ama PDY’nin örgütlenmesi bu “standart kadrolaşma”larla karşılaştırılamayacak derecede her tarafı derince sarmış durumdaydı. Tabii ki en kritik ve ülke için tehlikeli örgütlenme istihbarat, askeriye, emniyet, adliye gibi yerlerdeydi. PDY devletin bütün kurumlarında abiler-imamlar gizli hiyerarşisi içinde en yukarıda tek yerde toplanıyordu, bizdeki popüler tabiriyle Pensilvanya’da. Aslında bu yapı içindeki insanların çok ama çok büyük bir kısmı görevlerini kötüye kullanma olarak adlandırılabilecek şeyleri yapmadılar. Ama bunun böyle olması böyle güçlü bir örgütlenmeyi masum yapmaz, en azından çok tehlikeli yapar. Bu yapının %99’u melek olsa ve sadece %1’i kötü niyetli insanlar bile olsa bu yapı çok tehlikelidir. Sadece Türkiye değil, dünyanın hiçbir ülkesi böyle gizli, yaygın, etkin ve güçlü bir örgütlenmeye izin vermez, çünkü kendisine karşı bir tehlike görür.

Tabii bu yapı sadece tehlikesi ile kalmadı, aynı zamanda büyük kanunsuzlukları oldu. Mesela askeriyedeki örgütlenmelerini ele alalım. Askeriye’ye Gülen cemaati tarafından özel ve gizli olarak hazırlanmış ve yerleştirilmiş, kaba tabirle “kripto” askerler üzerinden düşünelim. Görünen o ki bu askerlerin aslında çoğu gizli cemaat buluşmalarında “dini” aktivitelerde bulunuyorlardı. Ama zaman zaman, Emir Yıldız’ın iki MFP söyleşinde açıkladığı gibi, bir kısım askerler ve bunların sivil imamları kendi gruplarını güçlendirip başkalarının ayağını kaydırmak için planlar yapıp uygulamaya geçiriyorlardı. Bunun benzerlerinin diğer kurumlarda yapıldığını MFP’ye çıkıp direk anlatan olmadı, ama artık Gülenistler haricinde herkesin kabul ettiği bir gerçek var, o da şu ki güç ve hırs sarhoşluğu içinde PDY kendi elemanlarını kayırma ve başkalarının ayağını kaydırma uygulamarında bulundu. O zaman bir şekilde ülkenin PDY ile başa çıkması gerekiyordu. Ama 15 Temmuz sonrasında bu yanlış şekilde yapıldı: herkesi PDY diye bir torbanın içine atıp herkesi aynı şekilde değerlendirerek. Olan şuydu: bu yapının mensupları kendi lokal yaptıklarından değil, bulundukları yapının global yaptıklarından ve sonra yapabilecekleri tehlikeli durumlardan sorumlu tutuldular ve hepsine karşı bir “çarşaf” uygulamaya gidildi.

Bakın burası çok önemli. PDY mensubu diye hepsini bir torbaya attığımız insanların aslında birbirlerinden çok ama çok değişik durumları var. Bazıları istihbarat, askeriye, emniyet, adliyeye dair yapılar, hariciye gibi çok kritik kurumlarda çalışıyorlardı; bazıları öğretmendi, doktordu, öğretim görevlisiydi, sıradan bir bakanlığın sıradan bir memuruydu. Bazıları bulundukları kurumlarda önemli kademelerde amirdi, insan kaynaklarında işe almaktan sorumluydu; bazıları en alt tabakada sadece basit işleri yapıyorlardı. Bazıları Gülen cemaati hiyerarşisinde üst seviyedelerdi, alttakilere “abilik-ablalık” yapıyor, üstten gelen gündemlerle ilgileniyorlardı; bazıları sadece sohbete-toplantılara gidip geliyorlardı, belki artık sohbete bile gitmeyi bırakmışlardı ama bir cemaat geçmişleri vardı. Ve belki de en önemlisi: PDY mensuplarının Gülen cemaatiyle organik-inorganik-gönül bağları çok değişik seviyelerdeydi; bazıları için Gülen ve cemaati dünyadaki her şeyden önemliydi, Gülen cemaatinin menfaatlerini devlete olan sorumluluklarına nazaran önceliyorlardı ve dolayısıyla usulsüzlük-kanunsuzluğa bulaşıyorlardı; bazıları için Gülen cemaati sadece hoş bir dini cemaatti, devlete olan sorumlulukları konusunda hiçbir zaafta-hatada bulunmamışlardı.

Kişiden kişiye bu kadar değişiklik arz eden bir sosyal grubun bütün fertlerinin hepsine birden aynı muameleye tabi tutmak çok büyük bir hata idi. Yapılması gereken ince eleyip sık dokumak, bu insanları bulundukları konuma ve yaptıkları işlere göre ayırmak ve değişik muamelelerde bulunmaktı. Tabii burada Gülen cemaatinin kendi ayağına sıktığı bir nokta çok önemli. Cemaate ve yapılanmasına yönelik, mensupları “tedbir” ismi altında her şeyi gizli yaptığı, tevil ettiği, beyaz-siyah yalanlar söylemekten kaçınmadığı için kamuoyu ve devlet nezdinde “onların sözlerine güvenilmez” diye (bence doğru) bir algı vardı. Dolayısıyla değişik muamelelerde bulunmak işini yapmak hiç de kolay değildi. Bence yine de mümkün olduğunca yapmak gerekiyordu.

Olan oldu. Geçmişi değiştiremeyiz. Bundan sonra ne yapılmalı derseniz bence yapılması gereken bundan önceki zalim uygulamaları bir an önce bırakmak; adil ve insaflı işleyen komisyonların kurulması, eğer kritik görevlerde değillerse (bu kritik görevlerin tanımlarını devlet bir şekilde yapabilir) ve kişisel olarak bir suç işlememişlerse insanların görevlerine geri dönmelerine imkan sağlamak. %1’in suçunu %99’a çektirmek insaflı ve doğru değil. Bence sertleştikçe değil, yumuşak davrandıkça anlayacaklar insanlar olan bitenin aslını, büyük resmi görebilecekler. Çok yaralar açıldı, hala kanayan yaralar var. Bundan sonra yapılması gereken yaraları iyileştirmeye çalışmak.

Selamlar,

-İsa Hafalır                                                   Twitter: @isaemin

-------------------------------------------------------------------------------------------
Sorumluluk reddi: MFP blogda yazılan tüm yazılar yazarların şahsi
görüşleridir, MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini ifade etmez.
--------------------------------------------------------------------------------------------

author

"Sorumluluk Reddi" Konusunda Önemli Bilgilendirme:

Münferit Fikir Platformunda yazılan tüm yazılar, aksi MFP YYK tarafından belirtilmedikçe yazarların kendi görüşleridir. MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini yansıtmaz veya ifade etmez.

Yorum Gönderme

45 Yorumlar

  1. Bence objektif ve analitik bir değerlendirme olmamış. Adamlar her kurumda envai çeşit ihanet denecek icraatta bulunmuş. Bu tavırları ile sadece iktidar partisini değil, birlikte çalıştıkları iş arkadaşlarını ve hatta sınavlarda elenen sokaktaki vatandaşa etki edecek işlere girişmişler. 15 temmuz sonrası net görüldüğü üzere kimse pişman da değil, pdy ile bağını koparma taraftarı da değil. Ama devlet zalim!!
    Müslüman bir delikten iki kez ısırılmaz.
    Eğer o mağdur kitle (%99 olduğu iddia ediliyor) kendilerinin mağduriyetinin asıl kaynağı olan penisilvanyaya kollektif tepki koysaydı haklı olabilirdiniz. Maalesef darbe yapana hala destek verenlere devlet iş vermeye devam etseydi yanlış yapmış olurdu. Kök nedeni ortadan kaldırmadan devlete zalim demek pek objektif bir tavır olmuyor.
    Not:15 temmuz sonrası adil olmayan ve iktidar partisinin hukuksuz tasarrufları olduğu görüşlerine katılıyorum.

    YanıtlayınSil
  2. fetönün ortaya çıkan bunca pisliğinden sonra o %99 dediğiniz kesim hala bu yapıyı terketmiyorsa artık pek de masum değillerdir. devlet bu insanlara nasıl güvensin? sağcısından solcusuna bütün toplumun nefretle baktığı bu yapı dağılmadıkça %99luk kesimin daha çok çekeceği var ve dağılmamasındaki en büyük etken yine o %99luk kesim. alttan destek olmasa hiç bir yapı ayakta kalamaz. %99luk kesim kendi kaderini belirliyor, yanlış belirliyor.

    YanıtlayınSil
  3. Şehir Üniversitesi'nde hoca olan bir arkadaşımla konuştum geçen. Hocaların hemen hepsini kovmuşlar. Ama bununla da kalmamışlar iş bulmalarını da engelliyorlarmış. Başka okula gittiklerinde Şehir'den kovulmuş bir hocaya iş vermeyi kabul etmiyormuş kimse korkusundan.

    Sen de diyorsun ki ince eleyip sık dokumalıydılar. Niyet o olsaydı zaten farklı çözümler bulunurdu. Niyetin o olmadığı artık iyiden iyiye görülüyor. Fırsatı olana hayatını başka bir ülkede kurmasını tavsiye ederim. Olmayan veya Türkiye'den ayrılamam diyenlere de siyaseti bir kenara bırakıp işine gücüne bakmasını tavsiye ederim. Türkiye değişmez. 28 Şubatçısı da aynı kafaydı, fetöcüsü de aynı kafaydı, Ak Partilisi de aynı kafa, yarın gelecek olan kim olursa o da aynı kafa. Beklentiye girmeye gerek yok. Türkiye güzel ülke, doğası, tarihi hoş, işine bakarsan bir kazanç kapısı açılır, mutlu bir hayat yaşarsın. Beklentiye girersen, siyasetle ilgilenirsen hayal kırıklığı yaşarsın. Bırakın kim istiyorsa onun olsun devlet, siyaset. Nasıl olsa ele geçirdim diyenler de eninde sonunda kaybedecek. 1000 yıl sürecek diyen 28 Şubatçılara kalmadı, Genel Kurmay Başkanlarını terörist yapıp hapse tıkan fetöcülere kalmadı, Ak Partililere de kalmaz. İstedikleri kadar bin yıl sürecek desinler. Herkes işine baksın güneşin yazın meyvenin sebzenin keyfini çıkarsın her gün ömürden bir gün daha eksiliyor, ya Ak Parti giderse diye endişelenen de, Ak Parti gidecek herşey çok iyi olacak hesabı yapan da kaybediyor. Benden söylemesi.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. FETÖ durumunda halka bulaşan devletin kendisi. FETÖ bir devlet örgütü ve halka bulaşıp rahatsiz eden FETÖ-Devlet. Eski istihbarat dairesi baskani İ. Hakki Pekin Fetullah'in bir ozel harp elemani oldugunu itiraf etti. Googleda bakabilirsiniz. Daha ne desinler? Ozel harp kime karsi ?halka karşi. İlk once fetoculere karsi. Sonra fetoculeri kullanarak halkin diger kesimlerine karsi.Senin soylediginle ayni yere cikiyor aslinda. Feto ozel harp elemaniysa onu yoneten buyuten hicbir yetkili ceza almadi. Olan garibana oldu. Bu da Turkiye'nin aslinda birilerinin basta basta oldugu bir kole duzeni oldugunu acikca ortaya koyuyor.

      Sil
  4. Bir insan bir profesör olup FETÖ hakkında böyle sığ yorumlar yapabiliyorsa ben bunu FETÖ'nün zihin kontrolünün ne kadar güçlü olduğuna yorarım.

    FETÖ, şeytani bir zihin kontrol projesidir. Kim ona "hizmet" dediyse, diyorsa bu onun hatasıdır. 571'dede 1453'tede 1999'dada FETÖ aynı şeydir. Zihin kontrol projesidir. İnsanlık zihnini köleleştirmek tek ama tek AMACIDIR. Başka hiçbir amacı yoktur. Her ne yapıyorsa, insanlığa zarar vermek amacıyla kurulmuştur. Zararı artarak gerçekleşir ve uzun vadeli amaçlar taşır. Aynen kur'anda dediği gibi "şeytan müminlerin zamanla yıpranmasını ister". FETÖ'ye bulaşan insanlar veya çocukları veya çevreleri akrabaları, FETÖ'yü barındıran her devlet her kurum her sosyal yapı bu örgütün hedefindedir.

    FETÖ önceden iyiydi sonra kötü oldu gibi yorumlarda tamamen aldatmacadır. Bir kişi kültüdür. Fetullah'a tapan bir kitle var ortada. Bu kitle siyasi manevralarla kendilerine Türkiye'de yer edinmeye çalışmış, başarmış ve 15 temmuz ile gücünün görünenden çok daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır. O masum "hizmet" görüntüsünün tamamen şeytanın bir hilesi olduğu ortaya çıkmıştır.


    Fetullah Gülen adlı narsist kişilik bozukluğu olan emek nedir bilmeyen bir insana hizmet etmekten başka birşey değildir. Değil 1000 tane, 1 milyon okul açsalar, 100 milyon değil 10 milyar insanı "okutsa"lar bile Fetullah kişisinde ortaya çıkan bu FETÖ örgütü insan denen yaratığa zarar vermek amacıyla kurulmuştur. Her anlamda zarardan bahsediyorum. Maddi, manevi, fiziksel zararlar herşeyi içeriyor. DNA'yı bile bozacak bir yapıdır. İnsanın kişisel durumunun doğacak çocuklarına aktarılabildiği çokça bahsedilen bir konu. FETÖ'nün hedefi sadece kendisine dahil ettiği veya hoşlanmayıp zarar verdiği kişiler değil onların çocuklarınıda yoketmek ve onlara zarar vermek amacıyla kurulmuştur. İnsanlığın düşmanıdır.

    Fetullah Gülen yeryüzünde görevini yapmıştır. Kandırabildiğini kandırmış acımasızca görevini yerine getirmiştir. Fiziksel, Maddi, Manevi zararını vermiştir. Bizim yapmamız gereken bu adamın yaptıklarını yargılayıp ileriye devam etmek. Kesilen uzuv malesef yerine gelmiyor.

    Bari hala Fetullah'ın masumiyetini, iyi niyetini aramayın bir yerlerde. Fetullah'ın hiçbir iyi niyeti yoktur. Fetullah denen adam bilmem kaç binyıllık insanlık tarihinde görüp görebileceğiniz kötülerin sayılılarndandır. Ben sanmıyorum kutsal kitaplarda anlatılan Deccaller, Firavunlar, Bel'am, ebu cehiller, karun'lar bu adamdan daha kötü niyetli olduğunu düşünmüyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Isa feto'yu birakmadi. Sadece birakmis ayagina yatiyor. Ben Isa'nin Feto'ye zarar verecek bir hareket ya da sozunu gormedim, duymadim. Fakat Isa'dan Turk Devleti aleyhine hareket ve sozler gordum/duydum (hem 15 Temmuz darbesinden once, hem de sonra). Su an aciktan Feto yanlisi gorunmesi tehlikeli oldugu icin Feto'yu birakmis ayagina yatiyor. Son ana kadar, her izin geldiginde karisini, cocuklarini yanina alip, kafasinda takke ile Pensilvanyadaki malikaneye gidip misafirhane dedikleri binalarda kalip soytari Fettush hocasinin onunde dizini kirip oturan birisidir Isa. Gerisi zavalli goz boyama, beyin yikama gayretleri. Ciddiye alinacak bir durumu yok adamin. 40 yasini devirmis, bir sekilde universitede pozisyon felan bulmus ama ozgur dusunmenin zevkini henuz tatmamis birisidir Isa. Yazik kendisine verilen emeklere.

      Sil
  5. İki ucu pis bir değnek bu maalesef. Devlet bu yapının tehlikeli gücünü hissedip yıllarca yanına çekmeyi tercih etmiş (faydalanmış da)benim anladığım, ama baş edememiş.. Önceden önlem almaması büyük bir hata.. Şimdi de en büyük ceremesini kandırılmış (ama gerçeklerin farkında olmak istemeyenler) çekiyor. Çocuklarını da kindar yetiştiriyorlar..ilmek ilmek kötülük:( Vicdanımın sesine gelirsek , Devlete düşen iyi akıllıca bir kontrol mekanizması kurması ve bu itibarsızlaştırmadan vazgeçmesi gerekiyor. Fetönün çıban başları kendilerini bi şekilde kurtardı zaten, ya Türkiye de önemli mevkidelerdir hala çaktırmadan ya da dışarıdan kontrol ediyorlardır haslarını.. Her ne ise, tüm millete esaslı bir eğitim ve özgürlük şart, yoksa kuyumuzu kazmak için daha çok sebep sunmuş oluruz bu güruha. Maalesef, bu kendini kurtarıcı gören “kanserli oluşumdan” kurtulmamız için artık ağır ilaç kemoterapiyi değil, bağışıklık güçlendirici doğal yolları denemeli devlet.. Şefkat ve adalet devletin olmazsa olmazıdır. Biz bize yakışanı yapmalıyız..Gerisini aklını satmış olanlar düşünsün..

    YanıtlayınSil
  6. FETÖ'nün yaydığı bir yalan var. Bank Asya'nın önünden geçeni hapse attılar yalanı. Bu büyük bir yalan. Ben cemaat'te dini işlerde uzun yıllardır görev yapan il / ilçe abiliği yapmış nice kişiler biliyorum hiçbirine birşey olmadı. FETÖ Cemaatinde yıllardır öğretmenlik yapmış onlarca kişi biliyorum hiçbirşey olmadı. Bylock yüklü olanlar biliyorum hiçbirşey olmadı. Bank Asya'ya para yatıranlar biliyorum hiçbirşey olmadı. Bu kişiler hala FETÖ sempatizanı. Bu örneği verdiğimde verdikleri cevap "itirafçı olmuşlardır". Oysa sorgudan bile geçmediler.

    Birde şu var, kendi aralarında hep bir yalanlar yayıyorlar. Birbirlerini korkutuyorlar. Garip bir örgüt. Örgütsel hareket içerisinde bulunduysan içeri alınman normal çünkü örgütün darbe girişiminde bulundu. Onlarca insanı öldürdü bir gecede ve geçmişte bu devletin gücüne sahipken giriştiği eylemleri bile saymıyorum.

    Ha bana göre FETÖ'cülerin hepsinin akıllanana kadar cezaevinde tutulmaları gerekmektedir. Bunu onların iyiliği için söylüyorum. Cezaevi gibi düşünmeyelim ama bir ıslah evi tarzda birşey kurulabilir. Hem psikolojik bir tedaviden geçerler, tek tek Fetullah videoları izletilebilir ve Fetullah'ın vucut hareketleri kendisini dindar göstermek için söylediği sözler bilim adamları tarafından bu kişilere anlatılabilir.

    Adamın yapmak istediği manipulasyon ve duygu sömürüsünden başka birşey olmadığı uluslarası bir bilim kurulu tarafından Fetullahçılara uygun dillerle zorunlu kurslar aracılığıyla anlatılabilir.

    Aşağıdaki sayfada ingilizce bilenler için kült'lerden kurtulan insanlar için faydalı bilgiler var. Fetullahçılar eğitimli olduklarıyla övünürler ya cok ingilizce bilmekle falan onlara daha faydalı olur :)


    https://www.reddit.com/r/cultsurvivors/


    Belkide Fetullah Kült'ünde bulunmuş insanlar olarak normal bir yaşantı olmayabilir bundan sonra ama en iyi şekilde hayatı tamamlamak için bence çabalamaya devam.


    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu süreçle ilgili sorun Bank Asya'nın kapısından geçenin işinden olmuş olması değildir. Bu sürecin hiç bir çerçevesinin olmamasıdır. Yani tümüyle keyfi bir süreçtir. O nedenle de hukuk ve şeriat dışıdır. Zulümdür.

      Eğer Bank Asya'nın kapısından geçen herkes atılmış olsaydı bu çok daha adil bir süreç olurdu bana göre zira bir çeçevesi ve kuralı olurdu. Kimleri attılar? Bank Asya'nın kapısından geçen herkesi attılar. Kuralı belli kriteri belli.

      Oysa 17-25 Aralık sonrasında Hüseyin Gülerce'nin baş köşelerde hala en makbul insanlardan olmasından da, darbenin başındaki generalin kardeşine bir şey olmamasından da biliyoruz ki böyle bir kuralı, kriteri yoktur bu sürecin.

      Kritik devlet kurumlarında 20 yıl önce dershanesine giden insanları bile attılar, terörist ilan ettiler ve aç bıraktılar çoluk çocuk. Ama yerine göre fetönün abisi olanlara hiç bir şey olmadı zira birileri "o bizdendir" dedi olay kapandı. Hukuk "o bizdendir" lerle işlemez kuralı kriteri olur.

      Bir ara 14 kriterden bahsediliyordu. Var mıdır bir yerde bir istatistik işinden atılan yüzbinlerce insanın hangisi bu kriterden hangilerine göre atılmıştır, bir kritere göre atılan kaç kişi var, beş kritere göre atılan kaç kişi var? Bu kriterlerden birisi de "güvenilir kişilerden gelen ihbar" mesela. Var mıdır bir yerlerde "güvenilir kişi" nin somut bir tanımı? O tanıma uyan herkesten gelen ihbara göre insanlar atılmış mıdır? Veya "güvenilir kişilerden gelen ihbar" kriterine göre atılan tüm herkesin ihbarcıları o tanıma uymakta mıdır?

      Yani somutlaştıralım olup biteni, ölçelim, rasyonelleştirelim, kurallara bağlayalım. Yapabilir misin? Yapamazsın. Zira yok böyle bir kural, kriter. Öyle bir kural olursa "ne istedilerse verdik" diyenlere de hukuki bir sorumluluk çıkar mı? Eğer bu adamlara çok daha azını vermiş olan eski İstanbul valisi gibi adamlar "üye olmamakla birlikte yardım etmek" gibi suçlardan içeride yatıyorsa herhalde çıkması gerekir. Peki böyle bir şey mümkün mü tabi ki değil. O halde bu sürecin "ben kime fetöcü diyorsam o fetöcüdür ve fetöcünün hiç bir temel hakkı yoktur" seviyesinde ilerlemesi kaçınılmazdır. Kimse gelip adalet filan demesin. Gücümüz var eziyoruz desin. Hadi çağır Allahını da kurtarsın elimizden seni desin. Ama kuralı var filan demesin. Türkiye dindarları bir yandan zalim olmayı tercih ediyorlar ama aynı zamanda haklı olmak istiyorlar. Bir yandan İslam'dan vazgeçmek istemiyorlar ama diğer yandan İslam'ın adaleti vicdanlarını rahatsız etmesin istiyorlar. Ama eğer bir şey vicdanını rahatsız ediyorsa bulacağın hiç bir rasyonelleştirme, alacağın hiç bir fetva seni zalim olmaktan kurtarmaz ve sen de bunu içi için bilirsin. Ve siz artık inanmıyor olabilirsiniz ama ben hala inanıyorum ki diri diri gömülen kız çocuğuna hangi günahından dolayı gömüldüğünün sorulduğu bir gün gelecek ve orada fetönün dershanesine gitti diye çoluk çocuk aç bırakılan memurun da, Şehir üniversitesinden atılıp iş bulması engellenene akademisyenin de, sadece muhalif olduğu için yıllarca hapislerde tutulan politikacıların da hesabı sorulacak. O zaman nefsinizin arzularını yerine getirirken bir asker gibi hep sizin arkanızda olduğunu zannettiğiniz Allah'ın adil olduğunu ve aynı anda fetöden de, İsrail'den de, sizlerden de hesap sormaya gücünün yettiğini göreceksiniz.

      Sil
    2. Size ne yaptiysa Fetullah Gülen ve örgütü yaptı. Biz sıradan halkız, ne akpliyiz ne fetullahciyiz. Sizin orgutunuz akp ile savaşa girdi. Sizin orgutunuzun ele baslari kacti gitti. Sizi feto yuzustu birakti. Feto'den hesap soracaksiniz sorun. Yeri geldi kenan evreni destekledi yeri geldi tayyibi destekledi yeri geldi eceviti destekledi. Biz halkız emekciyiz. Beddualarin senin basina dönsün insallah. Bak hala senin orgutun dolandiriyo fetoculeri amerikada, Fetullaha siz taptiniz. Sorulari sizin orgutunuz caldi. İnsanlara her kurumda mobbingi sizin orgutunuz yapti. Yaşamin her alanini isgal etmeye sizin orgutunuz kalkişti. Cocukken insanlarin beynini sizin orgutunuz yikadi. Siz tayyibi destekleyip karissindaki muhalefeti yoketmesine yardimci olmasaydiniz belki sizi savunabilecek bir muhalefet olurdu. Siz tayyip ve onu temsil ettigi neyse ona hizmet ettiniz karsisinda bir tek muhalefet olarak siz kaldiniz ki onu yenip herseyi ele gecirecektiniz. Olmadi. Neden diger insanlari sucluyorsunuz hala? siz yaptiniz siz.

      Sil
    3. Beni kafanda bir yere koymuşsun ve tamamen zan üzerinden zulümü savunuyor ve meşrulaştırıyorsun. Ama ben sana şucuyum değilim veya şahsen sorun yaşadım yaşamadım demeyeceğim zira bunun bir önemi olduğunu düşünmüyorum. Söylediğin sözler kız kardeşine tecavüz edenin kız kardeşine tecavüz ederek öc alan birisinin sözlerine benziyor. Sen git abinden şikayetçi ol zira ben sana abinin yaptıklarından dolayı tecavüz ettim diyorsun. Ama en nihayetinde sen de onun kadar tecavüzcüsün ve ondan zerrece farklı bir şey yapmadın. Ben burada kurallardan kriterlerden bahsediyorum ve sen ısrarla kuralsız kritersiz rastgele olsun zira sen fetöcüsün diyorsun. Bu zihniyetle ister emekçi ol ister dindar ol bir tarafına girecek bu zihniyet senin de aynı zamanında Sovyetlerin ve solcuların bir tarafına girdiği gibi. O gün şikayet etmeye hakkın olmayacak zira bu seviyede adalet senin şahsi tercihindi. Başkaları için istediğin hep başkaları ile sınırlı kalmıyor. Fetöcüler yaşadı bunu 28 Şubatçılar yaşadı. Sen henüz yaşamadıysan elbet bir gün yaşarsın. Allah'ın dünyada koyduğu kurllardan dolayı oluşan bir adaleti de var. Bazı toplumlar adaleti, hukuku tercih ediyor ve nispi olarak huzur ve refah içerisinde yaşıyor, bazılarıysa başkaları için de olsa zulmü hukuksuzluğu şiddeti tercih ediyor ve o zulüm, şiddet, hukuksuzluk eninde sonunda dönüp bunu alkışlayanların da bir tarafına giriyor. Bu da Allah'ın yer yüzündeki adaletidir.

      Ama Allah'ın bir de ahiretteki adaleti vardır ki orada hiç bir siyasi hesap, jeopolitik mülahazalar gündemde olmayacak, her bir bireyden kendi tercihlerinin hesapları tek tek sorulacak. Orada akla karayı göreceğiz hepimiz. Sana uzun gelse de dünya hayatı pek kısadır ve hesap günü çok yakındır hepimiz için.

      Sil
    4. Gelsin hesap gunu sen kendini dusun birak baskalarini. Hesap gununde siz nasil hesap vereceksiniz gorecegiz. Fetullahtan iyi ogrenmissin secilmislik hissini yargi dagitiyorsun burada. Utanmazlar siz yalniz caldiginiz sorularin hesabini veremezsiniz. Diger zulumleriniz bir yana.

      Sil
    5. Ben kimseye adalet dağıtmıyorum. Fetöcüler serbest bırakılsın vs de demedim. Sadece Roma hukukunda, İslam hukukunda, modern hukukda, adına hukuk denilen yer yüzünde ne varsa hepsinde var olan kuralları hatırlatıyorum. Kriterler ilkeler olmalı diyorum. Sizler ne diyorsunuz fetöcüsün, fethullahın adamı vs. Seviyeniz bu işte. Başka bir argümanınız kalmadı. İşine gelmeyen herşeye fetöcü vs.

      Zulmün nedeni yüz binlerce kişinin işinden atılması veya on binlercenin hapse atılması değildir. Bunun tamamen keyfi yapılıyor olmasıdır. Fetöcü dediysem fetöcüsün, sus pis fetöcü bir de konuşuyor, senin hiç bir temel hakkın yok seviyesinde.

      Ben ne fetöcüyüm ne Türkiye'de yaşıyorum. Türkiye'ye de sık sık gelip gidiyorum hiç bir sorunum bulunmuyor. Ve kimseye kendimi ispatlamak zorunluluğum da bulunmuyor. Ama Türk halkı olarak sizler bu seviyede yaşamayı tercih ediyorsunuz. Fetöcüsü, Kemalisti, Ak Partilisi aynı insanlarsınız bir birinizden nefret de ediyor olsanız. 28 Şubatçı gelip gencecik kız çocuklarını istemediği kıyafeti giyiyorlar diye yerlerde sürükler, fetöcüsü gelir ulusalcıların hepsini hapse tıkar terörist diye, Ak Partilisi gelir fetöcü dediğim hiç kimsenin hakkı yoktur çoluk çocuk ağaç kökü yiyecekler der, yarın başkası gelir bunları Ak Partililere yapar, öbürü gelip onlara yapanlara yapar. Bu sizin tercihiniz ama bunu görmüyorsunuz. Dışarıda zaten bir Amerika tokatlar bir Rusya tokatlar. Ama sizler Suriye'den Irak'tan iyiyiz diye sevinirsiniz.

      Bu yaşamı siz tercih ve talep ediyorsunuz Allah da size bu seviyede yaşamayı nasip ediyor. Allah'ın adil olduğuna şüphe yok.

      Sil
    6. Rabbim herkese bu hain sistemin iç yüzünü görmeyi nasip etsin inşaallah. Herkes kendine baksin yok zulüm yok bilmem ne ile vakit kaybedilecek zaman değil, şer olaydan hayırlar nasip eylesin RABBİMİZ...Şeref yoksunu bu sitemin fetö ayağının iğrenç mahluklarınin sığındıkları,barındırıldikları,kollandıkları ülkelere bile baksak neyin ne olduğunu anlayacağız...RABBİM hepimize hidayet versin, hepimizi bağışlasın,Ümmet-i İslam'ın, Ümmet-i Muhammed'in birliğini, beraberliğini, kardeşliğini temin eylesin daim kılsın inşallah, bizleri küffarın oyunlarından,hileleri den, tuzaklarından muhafaza eylesin inşallah...Mutlak galib olan ALLAH'tır.

      Sil
  7. Öncelikle 2012 MİT krizi niye oldu? FETÖ bunu niye yaptı tam açık değil. En azından benim kafamda. Bunun Erdoğan'a savaş açmak olduğu açık. Niye savaş ilan ettiler? Erdoğan ne yaptı ki buna yeltendiler? Sadece güç zehirlenmesi miydi?

    Kavga niye başladı konusunda pek konuşan da yok ama örneğin Tayfun Tuna birçok şey biliyor ve söylemekten çekinmeyebilir gibi geliyor. Bundan dolayı Tayfun Tuna ile bu konuda bir Münferit Söyleşisi faydalı olur diye düşünüyorum. 2012 MİT krizi niye oldu? Bu kavga niye ve nasıl başladı? Sonuçta Erdoğan 2010 referandumu ile yüksek yargıyı FETÖ'ye teslim etmişti. Araları bozuk olsa yapmazdı. Kavga referandumdan sonra başlamış olmalı.

    İkincisi, birçok KHK'lıyı takip ediyorum. Münferittekiler gibi 10-15 kişi hariç hepsi FETÖ'ye hala bağlı gözüküyor. Mesai arkadaşlarına kumpas kuran polislerin, askerlerin, yargı görevlilerinin, adli Tıp çalışanlarının, Tubitak çalışanlarının vs göreve dönmesi çok tehlikeli.

    Geriye ne kaldı? Öğretmenler mi? Aslında muhafazakar kesimdeki en büyük travmalardan biri de o. Muhafazakarlar, birçok zeki çocuklarını, FETÖ'nün öğretmenlerinden dolayı FETÖ'ye kaptırdı. FETÖ öğretmenlerinin yıllarca zeki öğrencileri örgüte mürid yapmak için çalıştığı düşünülürse aslında toplum için en tehlikeli belki de FETÖ'nün öğretmenleri.

    Üçüncüsü, FETÖ klasik bir kadrolaşma yapmadı. Çalabildiği her soruyu çaldı, kendinden olmayanları askerde sahte doktor raporları, sahte delilli kumpaslarla yine poliste çeşitli kumpaslarla kovdurdu. Sonuçta birçok FETÖ mensubu o işlere FETÖ sayesinde haksızca ve başkalarının hakkını yiyerek girdi. Bir anlamda, FETÖ sayesinde kazandıklarını, FETÖ'den dolayı kaybettiler.

    Akp ve FETÖ işbirliği ile zaten devlet kurumlarına 20 yıldır ne "Beyaz Türk" ne de Alevi veya Hdpli pek alınmadı. Erdoğan FETÖ ile kavga etmeye başlayınca, eski üst kadrolardaki az sayıda "Beyaz Türk" ve Alevileri kullanmaya başladı doğru ama onlar da yavaş yavaş yaşları ilerlediği için temizleniyor. Yeni kadrolar tamamen Akp ve Mhp'lilerden oluşuyor.

    Bu saatten sonra FETÖ'ye bağlı kişilerin devlete döndürülüp tekrar örgütlenmelerine ve 10-15 yıl sonra alacakları intikam için pusuya yatmalarına kimse razı olmaz. Unutmayın bu örgütlenme 80'lerde başladı ve kılcal damarlara girip yeterli güce ulaşana kadar harekete geçmedi.

    Bir de işin gerçek hayatla ilgili kısmı var. Diyelim ki muhalefet, Erdoğan'ı devirdi. 20 yıldır hiçbir kuruma giremeyen Laik, Alevi, Hdp'li Kürt vs %50'lilik bir kitle var. Herhalde birilerini işe almak için kadro açılırsa, o kadroları eski FETÖcülerle doldurmayacaklar. İmamoğlu, CHP, İYİP ve HDP'lileri, İBB'ye almıyor diye bile büyük tepki görüyor. Günün sonunda nüfusun yarısı 20 yıldır hiçbir devlet kurumuna giremiyor.

    Bir ara formül şu olabilir. KHKlılar devlet görevine geri döndürülmez ama çalıştıkları süre için özlük hakları verilir, sicilleri temizlenir, özel sektörde çalışmalarının üzerindeki engeller kaldırılır vs.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bir sürü siyasi söylem. Özeti gücümüz var yaptıka geliyor. Kimse kabul etmez, falanca gelse yine yapar vs. vs. İsrail'de d e kimse işgal ettikleri topraklardan çekilmeyi kabul etmez. An itibariyle hiç bir Müslüman ülkenin de onu oradan çıkarmaya gücü yetmez. Ne oldu şimdi ahlaken aklandı mı İsrail? İşgalci ve zalim olmaktan çıktı mı? Amerika Irak'ı işgal etti, Rusya Suriye'de Esad'ı yıkılacakken yeniden başa geçirdi. Milyonlarca Suriyeli aç açıkta vatansız. Var mı Rusya'yı oradan çıkarabilecek gücü dünyada herhangi bir ülkenin? Bunu söyleyince Rusya haklı mı oldu? Ölen çocukların, tecavüze uğrayan kadınların ahı silinip gitti mi?

      Fetö olayını sanki herkesi yargılama yapıp atmışlar gibi yazmışsın. Kimseden savunma bile alınmadı. Yukarıda bir kısım sorular yazdım.

      Var mı cevabın bunlara? Hangi ahlaka, hangi hukuka, hangi kitaba göre yapılıyor yapılanlar. Halk bunu istiyor filan diyorsun ama hangi kitaba sığdığından bahsetmiyor kimse. Evet halk istiyor İsrail halkı da işgali destekliyor, Rus halkı da Putin'in Suriye'de yaptıklarını destekliyor, Mısır halkı da Sisi'yi destekliyor. Ne oldu şimdi yapılanlara meşruiyet mi geldi? Allah hesabını sormayacak mı? Yoksa Allah'ın o halklara karşı gücü yetmez mi?

      Burada eğer fetöcülerden bahsediyorsan önce tanımlarla başlayacaksın. Fetöcü nedir kimdir diye. Kriterlerle ortaya koyacaksın. Kimdi fetöcü? 20 yıl önce dershanesine giden mi? Sohbetine bir kere gitmiş olan mı? 17 Aralık'tan sonra bir kere gitmiş olan mı? Fethullah'a kalpten bağlı olan mı? Herkes biliyor ki yerine göre bunların herhangi birisinden dolayı insanlar terörist ilan edildi. Ama yerine göre de Fatih Üni de rektör yardımcısı olsan oradan ayrılıp iktidara yamandı pek çok adam. Temel kriter ben fetöcü diyorsam fetöcüdür, değil diyorsam değil. İşte bu zulümdür. Gerçekten fethullahın zombisi bile olsa adil yargılanma hakkı temel insan hakkıdır. Şeriatta da böyledir modern hukukta da böyledir. Adamın Fethullahın zombisi olduğunu ortaya koyma sorumluluğu devlete aittir hele de aradan 4 yıl geçtikten sonra. Kolaya kaçıp onun bunun lafıyla, şüphe üzerine insanların hayatını karartıp sonra da İsrail Amerika diyemezsin. Farkın kalmaz onlardan. Ne kadar konuşursan konuş.

      Kaldı ki bir kere alışında aynı şeyler bugün Şehir Üni'de yapılıyor. Adakemisyenler aç bırakılıyor. Ayılar bir kere insanların arasına karışında vuruyorlar onları zira bir daha uzak duramıyor sürekli saldırmaya başlıyor. Bu da öyle. Bir kere kanın tadını aldı Türkiye dindarları. Artık önüne gelene yapacaklar her türlü zulmü. Ta ki iktidardan düşüp iktidarla birlikte ahlaklarını, iddialarını, herşeylerini kaybedene kadar. Türkiye'nin geleceğini çok seküler görüyorum ben ve bir dindar olarak bunu çok da olumlu buluyorum. Zulmü, ahlaksızlğı dindarlık zannedenlerin silinip gitmesi en başta dinin kendisi için en hayırlı şeydir.

      Sil
    2. "Hangi ahlaka, hangi hukuka, hangi kitaba göre yapılıyor yapılanlar" demişsiniz de...evet ortada bir ahlak bir kriter bir standart yok ama ülkede bunların kalmamasında, ya da yok olmasının hızlanmasında büyükçe bir pay da FETÖ'nün değil mi? Elbette gönül isterdi ki adil bir yargılama olsaydı. Ama olmadı, konjonktür zaten olmayacağını gösteriyordu -yani gönlüm istese de beynim olamayacağını söylüyordu. Ama o beynim bu FETÖ konusunun buralara geleceğini de 20 senedir söylüyordu zaten.

      Buradan sekülerleşmeye gideceğimizi ben de düşünüyorum...ama ne zaman? biz görecek miyiz onu bilmiyorum.

      Sil
    3. Ortada bir metodoloji ve somut kriterler yoksa nasil bilebiliyorsunuz atilanlarin ulkede hukuk kalmamasinin sorumlusu oldugunu? El yordamiyla birilerini atiyorsun ya tutturuyorsun ya tutturamiyorsun demektir (ki tutturmak ne demek onun da bir tanimi yok). Bu ulkede 17 Aralik oncesi fetoye destek %35 leri buluyordu, cogu da bugun Ak Parti secmeni olan insanlardi bu destegi verenler. Kimisi dershanesine gitti, kimisi burs verdi, kimisi sohbetine gitti. Bugun var mi iddia edildigi gibi 17 Aralik oncesi sonrasi ayrimi? Yok. Demek ki 30 milyon kisiye fetocu desen bir yerden bir sey bulursun. Bugun en tepede kimin fetocu olup olmadigini belirleyenlerin her hangi birisi siradan memur olsa, atilmalari icin yuz tane neden cikar.

      Yani birilerini fetoculer soyle yapti diye atiyorsun da o kisilerle o yapilanlar arasinda hic bir somut iliski yok. Tamamen keyfi bir surec.

      Kaldi ki surec keyfi ve yanlis oldugu icin aslinda cezayi hak edene de zulmetmis oluyorsun zira usul esastan once gelir. Yani ben ceksem silahi yoldan gecen bir adamin kafasina rastgele siksam ve adam dunyanin olmeyi en cok hak eden insanlarindan birisi ciksa ben katil olmamis mi olurum? Tabi ki katil olurum. En fazla kader adalet eder beser zulmeder diyebiliriz. Yoksa seriata gore de modern hukuka gore de ben suclu, katil ve zalim olmus olurum.

      O yuzden boyle bir surecle sorgusuz sualsiz isinden atilan kisi gercekten fethullahin zombisi bile ciksa yapilan sey zulumdur. Sorun kurunun yaninda yas da yaniyor meselesi degil, surecin kendisinin adil bir surec olmamasidir. Adil bir surec icin once tanimlari yapmak ve kriterleri belirlemek gerekiyor.

      Sil
    4. Son olarak fetoculer hukukun icine ettiler gun geldi o hukuka ihtiyac duydular. Turkiye dindarlari da bugun delilsiz, yargisiz infazlari savunuyor ama gun gelir bu hukuksuzluk onlari da vurur. Yapmak zor bozmak kolaydir. Bir kere sistemi bozdugunuzda kolay duzelmiyor sistem. Bir kere boyle "falanca KHK'da herhangi bir delil ispat sarti aranmamis bu yonde kanaat sahibi olunmasi yeterli gorulmustur" lerle insanlari ac birakabilmeye baslarsa devletteki memurlar, yarin baska birilerinin veya ayni kisilerin kapali kapilar altinda sizler veya baskalari hakkinda baska kanaatlere dayanarak ac birakma kararlari almayacagindan emin olamazsiniz hic biriniz. Nitekim su anda goruyoruz bunu Sehir Universitesi olayinda.

      Sil
  8. Fetocu olupta dürüst, temiz, ahlaklı, abilerinden aldığı talimata göre değil kanuna ve kurala göre hareket edecek bir kesimi varmı?
    Şimdiye kadar askerinden polisine yargicindan öğretmenine, soru çalanından birlikte çalıştığı arkadaşını fişleyene kadar herbir ünitesinin suça bulaştığı yüzlerce kanıt ve itiraf ile ispatlandı.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Burada sorun fetoculerin ne yaptigi degildir. Fetocunun tanimi meselesidir. Yuvarlak tanimlar uzerinden konusuyorsunuz surekli. Konusmakla da kalmiyor insanlara zulmediyorsunuz. "Kafir", "Musrik" veya "Munafik" kavrami gibi kullaniyorsunuz "Fetocu" kavramini. "Kafirler" sunu yapar gibi. Var mi Musluman olup "kafirler" cok iyidir diyecek herhangi bir insan? Herkes "kafirlere" ve "kafir" kavramina karsi. Ama normal bir Musluman onune geleni tekfir etmez. Ancak ISID gibi bir kisim orgutler cikiyor tamamen keyfi olarak o "Kafir" kavramini ete kemige burundurup onu bunu tekfir etmeye basliyor Muslumanlar dahil buna. Ankara'da bir universitede ilahiyat fakultesinde hocalik yapan Suriyeli bir hoca babasinin cenazesi icin Suriye'ye gidince ISIDcilar adami yakaliyorlar uzerinden ayetel kursi cikti diye, sen muska tasiyorsun pis kafir diye orada kafasina sikip olduruyorlar adamcagazi.

      Iste sizler o ISID cilarla ayni kafada adamlarsiniz. Zaman gazetesinin verdigi Elmalili Hamdi Yazir tefisirini suc delili yaparak insanlari coluk cocuk ac birakma noktasina geldiniz. Ben beynini Fethullah'a kiraya vermis insanlarin devlette nicin calistirilmadigini sorgulamiyorum. Elinizde somut hic bir delil olmadan insanlarin beynini fethullaha kiraya verdigini iddia etmenizi, insanlari terorist ilan edip coluk cocuk ac birakmanizi diri diri sosyal olume mahkum etmenizi sorguluyorum. Ayni o Isidcilar gibi tek bir sey bulsaniz 20 yil once dershanesine gitmis gibi bunu "fetoculugun" delili sayiyorsunuz ama baksaniz muhtemelen ya kendiniz ya bir yakininiz da gitmistir zamaninda fetoculerin dershanesine. Ona delilse size niye delil degil?

      Burada sunu da belirteyim, kendi adima ciddi suphe duydugu kisilerle delil yoksa bile calismak istemeyebilir devlet diye dusunuyorum. O durumda birinci secenek olarak devlette kritik olmayan yerlere kaydirabilir bu tur kisileri. En son secenek olarak da git kendine ozel sektorde bir yol ciz diyebilir. Ama yapilan sey bu degil. Coluk cocuk ac birakip cezalandiriyoruz diyorsun. Paralel sabika kaydi gibi SGK kaydina terorist oldugu icin atilmistir diye kod koyuyorsun. Eger cezalandiriyorsan bunu suphe uzerine yapamazsin. Cezalandiracaksan delili ispati ortaya koyacaksin. Ceza ispatla yargiyla olur, supheden dolayi en fazla kendisini koruyabilir devlet insanlari coluk cocuk ac birakamaz. Turk halkinin devlet denilen bir kisim memurlarin yetkisini bu kadar olsun kisitlayabiliyor olmasi gerekirdi ama bunu bile talep etmedi. Ayni seyleri Amerika, Israil ulkelerindeki Muslumanlara yapsa yeri gogu inletir necip milletimiz. Belki de bu ulkeleri elestirirken amac ahlaki savunmak degildir.

      Son olarak fetoculer hukukun icine ettiler gun geldi o hukuka ihtiyac duydular. Sizler de bugun delilsiz, yargisiz infazlari savunuyorsunuz ama gun gelir bu hukuksuzluk sizleri de vurur. Yapmak zor bozmak kolaydir. Bir kere sistemi bozdugunuzda kolay duzelmiyor sistem. Bir kere boyle "herhangi bir delil ispat sarti aranmamis bu yonde kanaat sahibi olunmasi yeterli gorulmustur" lerle insanlari ac birakabilmeye baslarsa devletteki memurlar, yarin birilerinin de kapali kapilar altinda sizler veya baskalari hakkinda baska kanaatlere dayanarak ac birakma kararlari almayacagindan emin olamazsiniz hic biriniz. Nitekim su anda goruyoruz bunu Sehir Universitesi olayinda.

      Sil
    2. Galiba aynı şeyleri söylüyoruz(bkz. son paragraftaki "fetocu")
      Işid benzetmesi alakasız olmuş. Nedenini açıklamaya bile gerek yok!
      Istisnalar olabilir ama sokaktaki vatandaş ta, kürsüdeki hakim de kanıtlı olarak adil yargılamadan yana. Bir çok dosyada bunun izleri mevcut. Ama size göre fetoculeri tespit edip yargılatacak hiç bir şey delil olarak kabul edilemeyeceği için mevzuyu eğip bukmeyi tercih ediyorsunuz. Çoluk çocuğu ac bırakma iddiası da demogoji. Çoluğunu çocuğunu düşünen önce ülkesine, milletine ihanet etmeyecek. Ettiyse hiç bir şey olmamış, cemaati darbe yapmamış gibi kamuda çalışmaya devam etmeyi beklemeyecek. Bunun yerine alternatif işlere bakacak. Sorumlu olarak kendilerini bu yola sevk eden penisilvanyaya cemkirecek. Azınlık olsa da yapanlar var. Artık laf ve edebiyat bitse de dini görünümlü istihbarat örgütü üyesi olduğunu kabul edecek cesarete ve dürüstlüğe sahip insanlarla muhatap olmaya başlasak. 4 yil önce üstüne çıktıklarımız gerçek tank ve zpt idi. O gün şehit edilen insanlarımız artık yok. Terazinin bu tarafı gerçeklikler diğer tarafida gerçeklere dayansın lütfen, edebiyata değil!
      (Not:istisnai hukuksuzluklarin savunulacak bi tarafı yok, mevzu o değil..)

      Sil
    3. "Ama size göre fetoculeri tespit edip yargılatacak hiç bir şey delil olarak kabul edilemeyeceği için" Hayir hic bir yerde boyle bir sey soylemedim. Tam tersini soyledim hatta. Mesela ilk basta birisi cikip bank asyada hesabi olan herkesin atildigi yalani dedi. Evet dogru bank asyada hesabi olan herkes atilmiyor. Peki kim atiliyor? Bunun somut bir cevabi yok. Varsa soyle. Ben niye bank asyada hesabi olan herkes atiliyor boyle bir kriter olmaz demisim gibi bir sey soyluyorsun. Ben bunun tam tersini soyluyorum. Gerekiyorsa kriter bank asyada hesabi olan herkesin atilmasi olsun, seriatin kestigi parmak acimaz ama kriter olsun diyorum. Fakat burada kriter olmasi icin bank asyada hesabi olan herkesin istisnasiz atilmasi lazim, eger olay falancanin bank asyada hesabi var ama iyi cocuktur veya falancanin bank asyada hesabi yok ama kriptodura donuyorsa aslinda bizim kriterimiz yok demektir zira somut bir kritere gore degil yine kafamiza gore karar veriyoruz demektir (burada ceza davalarindan degil ceza davasi olmayan isten atilmalardan bahsediyorum). 
      Varsa bu surecte uygulanmis boyle bir kriter soyleyin bilelim. Yoksa sen hic bir kriteri kabul etmiyorsun geyikleri yapmayin. Asil siz hic bir kriter olmadan onun bunun keyfine gore insanlarin hayatlarinin karartilmasini savunuyorsunuz demektir. Coluk cocugun ac kalmasi bunun uzantisidir. Yoksa adam oldurup hapse dusenin de coluk cocugu ac kaliyor. Onun sorumlusu kendisidir. Ama basindaki amirle iyi gecinmeyen memuru torbaya atmayi mumkun kilan bir surecle coluk cocugu ac birakiyorsaniz bunun vebali o memurun degil bunu savunan sizlerindir.

      Sil
    4. Başındaki amirle iyi geçinmediği için torbaya atilani kimsenin savunmadigini, bilakis fetoye mücadele edilirken hukuksuzluk yapılıyor derken bunlara atıfta bulunulduğunu çok iyi anlıyor olmamıza rağmen ajitasyon yapmanız yukarıdaki tezi doğruluyor.
      Lafı çok uzatmaya gerek yok, devlet kendine ve milletine ihanet eden (anladığım kadarıyla darbeyi kimin yaptığı konusunda bir tereddütünüz yok) bu cemaat mensupları ile yolunu ayırmak istiyor. Buyrunuz siz "şu şu kriterler uygulanarak " cemaat mensupları tespit edilebilir deyin. Herkes görsün kriter nasıl olurmuş..
      Lütfen sadece bomba atan 3, 5 pilot ile onlara talimat veren bir kac ogretmeni sınırlayan kriterler ile gelmeyin. Yıllarca ortamlarda "hizmetin hakimleri şunu yapıyor, polisleri bunu yapacak" vs diye diye gelenleri hangi objektif kriterler ile tespit edeceğimizi yaziverin de herkes okusun. Sonucu "devlet tespit edemiyorsa onlar artık fetocu değildir, yeni ihanetleri için fırsat bulana kadar gizlenip devletten beslenmeye devam etsinler" olmayan bir öneri olsun lütfen..

      Sil

    5. Savundugunuz tam olarak basindaki memurla iyi gecinemedigi icin torbaya atilanlara zulmedilmesidir zira savundugunuz metodolojinin bununla sonuclanmasi kacinilmazdir. Bu yontemde keyfiligi engelleyecek hic bir kontrol mekanizmasi bulunmuyor. Kurumlara istedigini yazabilirsin listeye dendi onlar da istediklerini yazdilar. 


      Elinizde patronuyla iyi gecinmedigi icin atilan kisiyle, gercekten fetonun miliatani olan kisiyi ayiracak hic bir mekanizma olmadigini kendiniz soyluyorsunuz. Kriter yok demek bu demektir. Goz karari atiyoruz demeye geliyor. Goz karari atiyorsan ben desem ki atilanlarin %90 i aslinda patronuyla iyi gecinemedigi icin atilmistir bu iddimi yanlislayacak bir veri var mi elinizde? Yok. Ama yine de savunuyorsunuz bu metodolojiyi.

      Kriter soruyorsunuz. Niye kriter olmasi gerekiyor? Zaten ceza davasi suren, bylock olan vs. en az 50-60 bin kisi var. Bunlar zaten atildi. Somut yargi sureci olan olaylar bunlar. Bunlar neyinize yetmiyor? 100 milyon nufuslu Misir'da MK'dan dava edilenler de ancak bu kadar.


      Ama kota dolduruyorsak, baska kriterler de bulabilirim bank asyada hesabi olan herkesi atalim. En azindan bilir herkes niye atildigini. Veya dershanesine gitmis olan herkesi atalim. Zaman Gazetesine bir kere olsun abone olmus herkesi atalim. Bunlar iltisak degil midir? Dershanesine gitmis bir insanin bu yapiyla iltisaki olmadigini soyleyebilir misiniz? Niye kriter bu degil? Ucu size de mi dokundu? Peki yerine gore, kurumuna gore sadece dershanesine gitti diye insanlarin atilmadigini mi zannediyorsunuz? Ne kadari boyle kisilerdir atilanlarin? Var mi elinizde veri? Tabi ki yok ama atip tutuyorsunuz soyletmen vurun diye. Devletten boyle bir talebiniz var mi seffaf ol acikla kimi hangi supheyle attiniz diye? Tabi ki yok. Acimayin diye bagriyorsunuz.


      Coluk cocuk ac birakma meselesi burada devreye giriyor. Kimin coluk cocugunu ac biraktiginizi siz de bilmiyorsunuz. Ama ac birakilmasini savunuyorsunuz. Sonra Amerika, Israil, sanli tarihimiz, en ustun din bizimkisi vs. Hadi canim en azindan 21.yy da hic bir Bati ulkesi boyle bir hukuksuzlugu kendi vatandasina yapmadi ve yapmaz. Boyle hukuksuzluklar, adaletsizlikler, konsoloslukta gazeteci kesmeler, darbeye karsi gosteri yapanlari binlerle oldurmeler bizim ulkelerde olur ancak.

      Sil
    6. İfade tarzınızından amacınızın hakikati ortaya çıkarmak olmadığı, demogoji ve ajitasyon olduğu çok açık belli oluyor ama enazından zımnen dahi olsa darbeyi fetonun yaptığını ve bylockun fetoculere özel bir haberleşme uygulaması olduğunu kabul eden birini bulmuşken iddia ve ithamlarınıza cevap yazmaya devam etmek isterim.
      Önce manipulatif iddialarınıza cavep yazayım.
      1-Hiç bir kuruma "Kurumlara istedigini yazabilirsin listeye" DENMEDİ. Açıkça yalan söylüyorsunuz.
      2-"Patronuyla iyi gecinmedigi icin atilan kisiyle, gercekten fetonun militani olan kisiyi ayiracak hic bir mekanizma olmadigini" SÖYLEMEDİM. Siz kabul etmeseniz de somut kriterler var ve uygulanıyor. (Aşağıda bazı örneklerle açıklayacağım)
      3-"Başindaki amirle iyi gecinemedigi icin torbaya atilanlara zulmedilmesini" SAVUNMUYORUM. Asıl siz sonları savunurmuş gibi görünüp, o insanları mayın eşeği gibi kullanan ve mağdur olmalarına neden olan feto yönetimini kamufle ederek savunuyorsunuz..
      Gelelim "desem ki atilanlarin %90 i aslinda patronuyla iyi gecinemedigi icin atilmistir bu iddimi yanlislayacak bir veri var mi elinizde? Yok" iddianıza. Bylock vs 50-60 bin kişi diyerek kendiniz yalanlamışsınız ama ben devam edeyim.
      -Başta öğretmenler olmak üzere Fetönün sendikalarına üye yapılanlar..
      -17-25 Aralık sonrası BankAsyaya destek amaçlı para yatıranlar
      -Fetönün dernek, vakıf vs üyeleri, 17-25 sonrası destekçileri
      -Ankesör irtibatıyla organik bağını sürdürenler
      -Gazete aboneleri. Özellikle başkasının aboneliğinin ücretinide ödeyenler
      -İtirafçı ifadelerinde kendisi hakkında tespit ve şahit olanlar
      -Gizli tanık Garsondan elde edilen usb den çıkan polis listeleri
      ...
      Bu liste uzar gider.
      Kendinizi çok akıllı, alemi salak zannederek anca amerikanin gazıyla darbe girişiminde bulunursunuz. Mağdur olan bu kadar insanın müsebibinin, bu insanların beyinlerini sulandıran feto olduğunu söyleyemeyecek kadar hakikatten uzaksınız. Çalınan sorularla onbinlerce vatandaşın hakkının yenmesine hiç biriniz ses çıkarmadı. Yargı-polis-bürokrat-medya kumpasları ile politikacısından iş adamına kumpasa almadığınız kimse kalmadı. Onbinlerce telefon dinleni bu memlekette. Sorusu çalınmayan ve dağıtılmayan sınav yok. O kadar savruldunuzki 5-6 yıl önceki görüşlerinizi dahi savunamayacak haldesiniz. Tevbe edin, pişman olun, Allahtan af dileyin. Hatanızı açıkça kabul ederseniz bu millet de affedecektir. Yoksa sadece kendiniz değil, nesliniz perişan olacak.
      Not:
      1-Partili, partici değilim. uzun yıllardır sandığa bile gitmem.
      2-Ayrıca, değil fetonun dersanesi, hiç bir dersaneye gitmedim. Kendim ve yakınlarımın dersane iddiasından çekineceği bir durum yok.
      3-Bu süreçte işinden gücünden haksız şekilde atılan insanlar vardır. Bu zulümdür. Bunları savunmuyorum. İstisnaların arkasına sığınılıp fetonun kamufle edilmesine karşıyım..

      Sil
    7. Bir tanidigim dava acti isine geri donmek icin, mahkeme emniyetten yazi istiyor, yazi geliyor dava dosyasina ama ne kendisi ne avukati gorebiliyor, gizlilik karari koymus mahkeme. Calistigi kuruma soruyor niye attin diye kurum cevaben falanca numarali KHK da hic bir delil veya ispat sarti aranmamis bu yonde bir kanaat sahibi olunmasi yeterli sayilmistir diyor. Emniyetten gelen yazida da bir sey cikmiyor, nereden anliyoruz cunku mahkeme tekrar yazi yazip bir de diyor kardeslerine vs bakin onlarda bir sey var mi bylock filan. Ama onlarda da bir sey cikmiyor. En son mahkeme ne karar verdi? Somut bir delil olmasa da kurumun kritik bir kurum olmasi, ulkenin yasadigi olagan ustu durum da dikkate alinarak kurumun kanaatinin hukuka uygun olduguna karar verilmistir dedi (kurum  mit askeriye polis vs gibi guvenlikle ilgili bir kurum degil). Yani kurumda seni o torbaya birisi attiysa sikayet edebilecegin hakkini arayabilecegin hic bir merci yok. Temize cikanlar nasil cikiyor? Saraydan vs bir tanidik bulursa cikiyor. Ama oyle bir tanidik bulduysan fetonun abisi olsan yine cikiyorsun. Nitekim bir suru is adami var yirtan bu sekilde. Yani mahkeme, hukuk delil vs yok sadece bu fetocudur derlerse ac birakilyorsun, bu bizdendir derlerse yirtiyorsun. Kimse fetonun abileri geyikleri yapmasin o yuzden. Zaten fetonun abisi olanlar cok onceden ulkeden kacti gitti.

      Ne sendika, ne bylock, ne bank asyaya para hic bir sey yoktu bu arkadasta. Fetocu de degildi. Birileri fetocu dedigi icin atildi bu kadar basit. Eger sorun yasamayacagini bilsem mahkeme belgelerini de paylasirdim.

      Eger soyledigin gibi kriterler varsa bu islerin bu kadar gizli sakli yapilmasi icin de bir neden yok demektir. Koyarsin kriterini, sendika uyeligi vs. her neyse bu kriterler. Hatta kanun da cikarabilir hukumet bu kriterlerin suc olduguna dair. Niye bunlari yapmak yerine tum dosyalari yillardir OHAL komisyonlarinda bekletiyor mahkemelere gitmesini engelliyor? Mahkemeye gidince abidik gubidik kararlar veriyor.

      Bir de buna cevap ver. Bilip bilmeden konusuyorsun disaridan.

      Kaldi ki eger o zaman yasal olan sendikaya uye olmak sucsa o sendikanin kurulmasina onay veren herkese de dava acildi mi? Bilmiyor muydu o sendikanin fetoculerin sendikasi oldugunu? Bank Asya 22 Temmuz 2016'da kapatildi. Bilmiyor muydu hukumet o bankanin fetoculerin bankasi oldugunu? Birsey sucsa herkese suctur. Sen adam oldurursen suc ben oldurursem suc degil. Boyle adalet olabilir mi? Buna var mi cevabin?

      Sil
    8. Bir tane de baska bir olay geldi aklima. Yine bir devlet kurumunda ust duzey gorevli bir tanidigimla bu olaylardan cok sonra konusuyorduk aynen soyle dedi, ozellikle darbeden hemen sonra herkesten temizlik yapmasini istediler ama elimizde bir sey yoktu. Birisi hakkinda bu fetocudur diye isimsiz telefon gelse attik adami, ne yapalim onunla ilgili ihbar gelmis digeri ile ilgili gelmemis birisini atacagiz mecburen ihbar geleni attik dedi. Yine sorun yasamayacagini bilsem kurum ve kisi ismi paylasirdim, hala devlette ust duzey bir yerde calisiyor bu kisi.

      Bu arada diyelim bunu mazur gorelim olan olayi olagan ustulugunu dikkate alarak. Peki bu insanlardan suphe duymakla bu insanlarin terorist oldugundan emin olmak ayni sey midir? Amac adalet olsaydi git kendine ozel sektorde bir yol ciz seni suclamiyorum sadece senden emin olamiyorum denebilirdi. Ama hic bir zaman amac bu olmadi. En bastan itibaren herkesten adam atamasi vs beklendi.

      Ha suclayacaksan o zaman da dava acip yargilayacaksin. Bir adama terorist ve darbeci diyorsun sonra adama sorusturma bile acmiyorsun. Sadece 36 koduyla terorist damgasi vurup isten atiyorsun. Darbeciligin cezasi bu mudur? Devlet ciddiyetiyle nasil bagdasiyor bu?

      Sil
    9. Ozellikle darbeden hemen sonra her kurumun basindakiler bana fetoyle yeterince mucadele etmiyor, fetoculeri kolluyor derler mi diye korktular zira hepsinin iktidarin basindakilerde de oldugu gibi gecmiste fetoculerle tesriki mesaisi olmustu en azindan. Adamin basinda oldugu kurumla benzer buyuklukte bir kurum 300 kisi atmis, adamin kurumu 100 kisi atmis. Bir tarafindan korkarak 100 kisi daha atti bu ikinci kurumun basindaki kisi. Belki ilk attigi 100 de biraz daha tutturmustur gercekten fetocu olanlari ama ikinci 100 kiside bir suru masumu yaktilar. Tabi her kurumda isler boyle yurumedi. Allah'tan korkan cok daha sorumluluk sahibi insanlar da gordum. En azindan elinden geldigince dogru karar vermeye calismistir bu kisiler. Ama ust duzey burokrat dedigin adamlarin cogu bu kritere uymuyor, hesap kitap yapan, siyasi dusunen adamlar. Kendi koltugunu korumak icin 100 tane masumu torbaya atmaktan cekinmeyen adamlar. Bu surec boyle bir surecti. Yakindan takip ettim o donemi.

      Sil
    10. devlet kurumlarında teamül ortadan kalkarken, mülakatla adam doldurulurken, bürokratlar hep birilerinin köpeğiyken...bir taraflarını yırtarak memur olmaya çalışıp, belki torpille belki rüşvetle olup, olana sessiz kalıp, her yapılanı yutup sonra çıkıp "ama kurumlardan adaletsiz attılar memurları" diye ağlamasın kimse...başta, adalet pavyon mezesi olurken ses çıkaracaktınız. ilk o sarı öküzü vermeyecektiniz! ortalık bataklık olurken otur izle, nemalan, bir koltuk da sen kap..sonra "ama sivrisinekler bastı ortalığı"..hadi canım. neden acaba? kimse masumum diye nefsini temize çıkarmasın. o kurumda o bürokratla o kadar sene çalışmışsan neredeymiş masumiyet?
      bu bile bir kafa yapısı göstergesidir. hiç bir haksızlığa ses çıkarmayıp susup oturarak masum filan olunmuyor...

      Sil
    11. Yok ağlıyor değilim, bana giren çıkan yok. Ülkedeki kemalistler anlamamış görünüyorlar ama tüm bu süreçlerde asıl kaybeden kendileridir. Bunu da fazlasıyla hak ettiler. Türkiye otoriterliğinin kökenlerini siz kurdunuz. Devlette çalışan ve hiç tanımadığın bir memuru devletin atadığı amirle çalıştı diye suçlu ilan eden zihniyetin de bunun güzel bir örneği (sen ne yaptın bunlar olurken eline silah alıp dağa mı çıktın?). Fetösü de Ak Partisi de kemalizmin yan ürüneleridir. Üzerinizden önce fetö geçti şimdi Ak Parti geçiyor. Ama hala anlamamışsınız kendi suçunuzu, bir yandan tecavüze uğruyorsunuz ama hala başkalarına tecavüz ettiğiniz eski günlerin hayalindesiniz. Ama o günler geri dönmemek üzere geçti. Mesele fetö, Ak Parti meselesi değildir. İkisi de değişen Türkiye sosyolojisinin sonuçlarıdır nedenleri değil. Yani Ak Parti gidince de yerine eski Kemalizm gelmeyecek. Ya aklınızı başınıza alır demokrasiyi hukuku insan haklarını öğrenirsiniz, ya da daha çok geçen olur üzerinizden.

      Sil
    12. Buraya yok bana giren cok yok. Yok kemalistlere girecek, ustunuzden gececekler yazan fetöcü şahsiyet sana giren olmaaydi buraya yazmazdim. Dogru duzgun yazacaksan yaz. Yazmayacaksan git fetoculugunu baska yerde yap. Fetullahci kült'ün ile kemalistleri veya diger siyasi gruplari kim oluyosunda yanyana koyuyosun. Soru çalmak sizde, her turlu haşeratlik sizde işte girdi size. Ustunuzden gectiler. Kacip gitmissin yurtdisina burada artistlik yapma. Fetullah'in eniklerine bak sen.

      Sil
    13. Herhalde sabah akşam fetöye dua ediyor olsanız gerek. Eskiden söyleyecek lafınız kalmayınca yerin dibine geçerdiniz. Artık sıkışınca utanmadan karşınızdakine fetöcü diyorsunuz olup bitiyor (ya da siz öyle sanıyorsunux). Düşünce yok, argüman yok, akıl yok. Fetöyle ne alakamız var diyorsun. Mesela ikiniz de darbecisiniz. Eskiden darbeleri siz yapardınız. Artık onlar deniyor ama başarılı olamıyor. Siz de vazgeçmiş değilsiniz yazdıklarından da görüldüğü gibi ama geçti o günler ne fetöye ne sizin darbenize imkan vermez bu halk bundan sonra. Başka ortak noktanız mesela hukukun içine etmek. 28 Şubat'ta yargıçları genel kurmaya çağırıp askerleri alkışlatıyordunuz. Onlar da yargıçları fetönün emrinde çalıştırdı. 12 Eylülde milyonlarca insanı tutukladınız göz altına aldınız işkence ettiniz. Onlar da 15 Temmuz başarılı olsa aynısını yapacaktı. Böyle sapkın zevkleriniz var sizlerin de onların da. Kadrolaşmak başka bir ortak nokta. Dindarlara yer yoktu sizin devletinizde, mesela namaz kılan ordudan atılırdı, fetöcüler de kendileri dışındakilere hayat hakkı tanımazdı. Sizden öğrenmiş olsalar gerek bunları da.

      Yurtdışında bulunmam tamamen kendi tercihimle ve öncelikle ekonomik nedenli. Yukarıda da belirttiğim gibi sık sık gelip gidiyorum Türkiye'ye. Senin gibi global dünyada ayakta kalamayacaklardan olmadığımdan çok şükür her ülkeden her şirketten teklif alabiliyorum. Türkiye devlet kurumları da dahil buna. Böylece senin gibi kendi kifayetsizliğimi yerli ve milli kılıfına sarmam da gerekmiyor.

      Yine de senin zihniyetindeki insanlarla aynı ülkede yaşamak istemediğim de doğru. Siz fetöcülerle bir birinize layıksınız. Karşılıklı sado mazo ilişkinize devam edin siz. Ben arada gelip ailemi eşi dostu görüp boğazda yemeğimi yiyip dönüyorum yetiyor o kadarlık Türkiye bana. Sado mazo benim tarzım değil.

      Sil
    14. Çok boş adamsın. Artık Fetullah'a laf söyletmemek için örgütü bile satmışsın:) Kült üyesi bir sapkınsın. Global dünyada ayakta kalamayacakmışızda efendi kalacakmış. Boğazda yemek yiyormuş. Peh peh. Şunlari yazacak kadar boşsun işte. Fetocu abilerin sana iş bulmuştur. Yarin dolandirirlar elinde ne varsa :)

      Çocukların beynini yıkayan, zihin kontrolüne tabi tutan bu sapkın ve vatan haini orgutu savunmak için bu kadar çabalamanda herhalde hakperestliginden fetoculugunden degil.

      Nasilda insan haklari hayrani oldunuz ya.

      Sizi yakan Fetullah Gulen. Hala anlayamayacak kadar gerizekalisiniz.

      Sil
    15. Firsatiniz olsa bir taneniz kalmazsiniz Turkiye'de ama olmayinca yerli ve millici oluyorsunuz mecburiyetten. Ayni PKK lilar icin bir tanesini canli birakmayin, son terorist olunceye kadar savas vs geyikleri yapip sonra parali askerlige hucum etmeniz gibi. Herkes bir hayat surup gidiyor su dunyadan bitkiler, hayvanlar, insanlar. Ben insan gibi yasayip insan gibi gidecegim su dunyadan. Sen de su anda oldugun sey gibi bir var olus surdurup o sekilde gideceksin bu dunyadan ve oldugun sey gibi olmayi sen tercih etmissin.

      Sil
  9. Devlet, bu kişilere acıdığı gün kendi ipini çekmiş olur.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Üstad Necip Fazılın dediği gibi merhamet ağızların iğrenç sakızıdır. Başka bir büyüğümüzün belirttiği gibi acırsanız acınacak hale gelirsiniz. Onların karıları kızları helaldir size. Hatta çocuklarına da tecavüz edebilirsiniz. Yakışır size.

      Sil
    2. Ben acımayı değil daha acımasız olmayı öneriyorum. Mesela dershanesine giden herkesi işinden atalım, aç bırakalım ve şüpheli durumuna sokalım. İltisak değil mi bu? Ne oldu acıma ve merhamet duyguların mı kabardı bir anda?

      Sil
  10. Burada ajitasyon ve demagoji yapan arkadaşa şu notu bırakayım. Sivil imamlarda görüldüğü gibi FETÖ'de kim mahrem kim değil, kim ne haltlar çeviriyor bilmek imkansız. Basit bir ilahiyatçı yrd doç, Hava Kuvvetleri imamı çıkıyor, basit bir lise öğretmeni belli polislerin imamı çıkabiliyor vs vs. O yüzden kimse akademisyenden yada öğretmenden örgüt üyesi mi olur diyemiyor. FETÖ böyle bir örgüt.

    Böyle gizlilik üzerine kurulu ve garip bir hiyerarşisi olan örgütte hangi kanıtla bu mahremleri ve onların verdiği emirleri yerine getiren örgüt üyelerini kanıtlayabilirsiniz ki?

    Bugün Fetullah Gülen, Türkiye'ye gelse, darbe emrini veya herhangi bir operasyon emrini onun verdiğini ispatlayabilir misiniz?

    Zaten 2014'e hatta 2016'ya kadar tüm emniyet, TİB ve MİT istihbaratı FETÖ'nün elindeydi. Örgüt dökümanları ile emniyet ve TİB'deki tüm devlet arşivini de yok edip, Pensilvanya'ya taşıdılar.

    FETÖ'nün işlediği birçok suç için bulabileceğiniz tek kanıt, itirafçı tanıklığı. Onu da Ali Fuat Yılmazer, Yurt Atayün, Kemal Batmaz, Hakan Biniş vb üst FETÖcüler itirafçı olmadan, bir çok kişi ve suç için bulmanız çok zor.

    Günün sonunda sosyal medyadaki KHKlılar hala Pensilvanya'ya karşı ağızlarını açmıyor. FETÖ yoktur, darbe değil tiyatro, darbeyi Erdoğan planladı, 17-25 gerçekti vs diyorlar, FETÖcü gazetecilerin propagandalarını paylaşıyorlar, FETÖcülerin youtube kanallarına çıkıyorlar. Açıkçası sosyal medyada görünen KHK'lıların FETÖ'ye aidiyetinin devam ettiğini düşünüyorum.

    Kaç KHKlı devlet kurumlarına FETÖ abileri, ablaları tarafından sokulduğunu itiraf etti? FETÖ toplantılarında ne konuştuklarını anlattı? 80'lerden beri polis, asker, kpss vb sınav sorularını kimler aldı? Hala bizim ilgimiz yok, soykırım var, Erdoğan Hitler, Erdoğan Süfyan, bankaya para yatırmak, haberleşme yazılımı kullanmak suç değil vs diyorlar.

    KHKlılar, takiye'ye de devam ediyorlar. Yok Kemalistmişler, yok Geziciymişler, yok Barış Akademisyeniymişler yalan dolan. Gökçe Fırat Çulhaoğlu çıkınca twitterda "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" falan yazıyorlar hala. Bir düşünün böyle bir kitleye kim inanır?

    Müslümanlar bir daha inanmaz da belki salak Kemalistleri, Laikleri, Alevileri tekrar kandırırlar ama o da zor. Orda da gözü açılmış ciddi bir kitle var. Bir daha Ecevit gibi, Tansu Çiller gibi salakları bulmanız zor. Ha Pensilvanya elindeki kasetlerle Meral Akşener, Kemal Kılıçdaroğlu vb'lerine şantaj yaparak ne elde edebilir göreceğiz.

    O kadar kaset ne oldu? FETÖ'nün birçok kişiyi kaset şantajlarıyla 2016'ya kadar kontrol ettiğini biliyoruz. Bir tek Erdoğan dik durdu ve Erdoğan iktidarda olduğu sürece de (ki 2030-2035'e kadar başkan kalır) şantaj mantaj Erdoğan'a sökmez.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Son siginaginiz da bu oluyor genelde. Ya kriptoysa. Ya sen kriptoysan? Senin icin de bir isimsiz telefon edelim seni de coluk cocuk ac biraksinlar nereden bilebilirim kripto olmadigini? Zaten tipinde de fetocu tipi var. Eskiden cadilarin cadi olup olmadigini anlamak icin suya atiyorlarmis cikarsa cadidir. Cikamazsa zaten oluyor. Sizinki de bu hesap. Eger delil varsa zaten fetocu. Delil yoksa kripto. Hadi bunu sen mahallenin kahvesinde konusuyor olabilirsin ama mahkemeler de ayni mantikla karar vermeye basladiginda ortada cok buyuk bir adalet sorunu var demektir. Eger kararlari ya kriptoysa diye veriyorsak devletin isi ne? Her devlet boyle bir halk ister herhalde. Arasitrmani yapmamissin sucluyla sucsuzu ayirmaktan acizsin, gozune kestirdigin birisinin hayatini karartiyorsun sorgusuz sualsiz. Sonra da ya kriptoysa diyorsun is bitiyor. Halktan da hic bir itiraz gelmiyor kardesim niye bu adamlari takip etmedin, niye suclunun kim oldugunu bulmak icin ugrasmiyorsun diye. Onun yerine dogru soyluyorsun ya kriptoysa, yemeye ekmek icmeye su vermeyin buna moduna geciyor.

      Gecelim bunlari. Bir adim geriye cekilip bakalim bir dunyaya. Avrupa, Amerika'yi geciyorum, Dogu Asya, Guney Asya, Dogu Avrupa, Guney Amerika ve hatta Afrika'da bizim cografyadaki kadar zulum, bizim cografyadaki kadar kan ve goz yasi, bizim cografyadaki kadar nefret var mi? Sisi gelir binlerce silahsiz sivil gostericinin uzerine ates ederek oldurur Misir halkindan cit yok. Sadece baskidan zannediyor bazilari alakasi yok. Misir halki MK'yi degil Sisi'yi destekliyor. Ayrica Sisi dedigin de karisi kizi basortulu dindar bir Musluman. Suud'un prensi hic kimsenin yapmadigini yapar baska ulkede konsoloslukta kitir kitir adam keser. Suud halkindan en ufak tepki var mi? Kaabe imamlari Islam dunyasinin kurtaricisi geyikleri yapiyor methiyeler duzuyorlar. Olen adamin ogullari kan parasi alip bagisladi oldurenleri olay kapandi, hukugun seviyesi bu. Suriye'de Irak'ta taraflar bir birini milyon milyon oldurdu ama kimse hala en ufak sorgulama icinde degil niye olduruyoruz ayni dili ayni ulkeyi paylastigimiz bu insanlari diye. Imkanlari olsa bir kac milyon daha oldururler. Iran bu kavgalarin hepsinin kiskirticisi vs.

      Yani hep dis guclerden, kriptolardan, komplolardna bahsediyorsunuz da biraz da ic guclere, acikta olana bakin. Dunyanin gozleri onunde rezil oluyorsunuz. Surunuyorsunuz ama psikolojik sorunlu insanlarin kendi durumlarini gorememesi gibi surekli bahaneler uretiyorsunuz.

      Fetoculerden cok farkli oldugunuzu zannediyorsunuz ama aslinda ayni psikolojidesiniz. Hep birlikte icine ettiniz her seyin. Onlar ortaya diskilarini yapti sizler de heryere ve herkese sivadiniz. Su anda her yeri pislik ve pislik kokusu goturuyor ama sizler aslinda gul koktugunu anlatmaya calisiyorsunuz. Hersey ortada acik. Bunu hep birlikte yaptiniz. Bunu tercih ettiniz. Ve sonuclarina da hep birlikte katlanacaksiniz. Delilsiz yargisiz onune geleni fetocu diye ac biraktiginda kendini guclu hissediyor olabilirsin ama sen de kazanmiyorsun. Icin icin biliyorsunuz hepiniz ne yaptiginizi. Tum iddialarinizi yalanladginizi, tum inanclarinizla celistiginizi. Bir kisi cikip falanca ayet dedi mi su tartismada. Veya son donemde yapilan herhangi bir tartismada. Varsa yoksa dis gucler, kripto vs. Artik sizlerin dini de ahlaki da bunlardir. Eskiden Bati karsisinda eziktiniz, artik Cin, Hindistan herkes karsisinda eziksiniz ve bunu iceride gucunuzun yettiklerini ezerek telafi etmeye calisiyorsunuz. Ezikligini cocuklarini ve karisini doverek saklamaya calisan bir adam gibi. Ben sadece karsi dairde oturan komsu olarak yazdim bunlari. Bana dokunan bir sey yok. Yine Turkiye'de yasayan, yasacayak, icine ettiginiz hukuk ve adalete ihtiyac duyacak sizlersiniz.

      Sil
  11. Bazen bu konuda şöyle düşünüyorum. Hiç bir tarafa özel bir yakınlığı veya düşmanlığı olmayan ama hukukun, adaletin, hakkaniyetin ne olduğunu bilen(misal bu niteliklere sahip bir bilge japon..) birini bulsak ve onu fetonun şimdiye kadar yaptiklari ile ilgili bilgilendirsek. Sonra elimizde ki bu bilgiler ve kriptolarin tedbir yapması vs kısıtlar altında ne yapmamız gerektiğini sorsak ne derdi acaba??
    Farzı muhal bu bilge ama hakkaniyetli kişiye devletin, savcıların vs elindeki butun bilgiler versek fetoden işlem yapılan (yargılanan, işten atılan vs) kişilerin ne kadarını tespit ederdi.
    Böyle birinin tam olarak ne diyeceğini ve nasıl davranacağını bilemeyiz ama "devlet aklı" denilen şeyin böyle çalışması gerekir.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. O japon derdi ki : Son 40-50 yildir ulkenizdeki resmi kurumlarin en tepesindekileri kurum ayirtmaksizin vatan hainliginden yargilayin.

      Sil
    2. Ne diyeceğini ben de söyleyim. Kripto geyikleri sizin kendinizi rahatlatmak için uydurduğunuz bir masaldan ibarettir diyecektir. Niye olduğunu da söyleyim.
      1. Fetönün gücünün asıl kriptoluğundan geldiğini ima ediyorsunuz bu söylemle. Oysa gerçek hiçbir zaman bu değildi. Ne fetöcüler sizin bugün iddia ettiğiniz ve kendilerinin o zaman zannettiği kadar gizliydi. Ne de elde ettikleri gücü asıl olarak bu sayede elde etmişlerdi. En gizli oldukları askeriyede bile kim oldukları çok da net tespit ediliyordu. YAŞ'a geliyordu ama sivil hükümetler korudular bunları hep. Özal da korudu, Ecevit de korudu, Erdoğan da korudu. 17-25 Aralık'tan sonra da muhalefet korumaya başladı (ör: Bahçeli'nin saatlerini 17:25 e ayarlayıp bugün firari olan Can Dündara röportaj vermesi) Yani Mehmet Dişli çok kripto olduğundan general olmadı, Kemalistlere karşı Ak Parti'nin onlara ihtiyacı olduğu için general yapıldı Ak Parti tarafından. Aynı Zekeriya Öz'ün veya dinleme yapan polis müdürlerinin o makamlara fetöcü oldukları bilinmediğinden değil tam olarak fetöcü oldukları için yine Ak Parti tarafından getirilmesi gibi.
      Daha genel olarak da halkın en az üçte birinin desteği vardı fetönün arkasında. Gelir kaynağı da insan kaynağı da buradan geliyordu. Nitekim 17-25 Aralık sonrasında tek bir milletvekili bile seçtiremediler 2015 seçimlerinde.
      2. Bu nedenle zaten halk desteğini ve siyasi desteğini kaybetmiş bu örgütle hukuk içerisinde kalarak yapılacak bir mücadele fetönün tasfiyesine pekala yeterlidir. Nitekim ankesör soruşturması ve bylock gibi verilerle bu yapılmaktadır ve son derece etkili de olmuştur. Kimse burada hukuki soruşturmaları sorgulamıyor. Devlet 4 yıldır bir zaman söylendiği gibi "inlerine girdi" adamların. İtirafçılar, ihbarcılar, ele geçirilen telefon, bilgisayar vs den ele geçirilen bilgiler, bank asyanın, zaman gazetesinin, kimse yokmu bağışlarının veri tabanlarıyla öyle her yerin kripto fetöcülerle dolu olduğu filan yok. Fırsatını bulan yurtdışına kaçıyor meriç üzerinden. 500 bin kişi soruşturma geçirmiş. 50-60 bin kişi ceza davası ile yargılanıyor.
      Tüm bu süreçlerde bile ortaya çıkmayan çok kripto fetöcüyü sizin delil, soruşturma vs. olmayan tipinde fetöcü tipi var, öyle diyorlar, isimsiz telefon geldi süreçleriniz mi ortaya çıkarıyor? O kadar başarılıysa bu süreçler savcıları kovup sizleri atayalım oraya. Kripto fetöcüyü gözünden tanıyorsunuz nasıl olsa.
      3. Bugün 17 Temmuz 2016 değil 17 Temmuz 2020. 15 Temmuz'dan sonra ben de devlete ve hükümete çok daha fazla kredi veriyordum ne yapsın devlet diye ama 4 yıl sonra aynı yerde olunması kabul edilebilir bir şey değildir. Devletin elinde yeterince veri var. Ya somut adımlar atıp davasını açıp somut suçlamalar yapacak insanlara ki yapabildiğine yaptı zaten. Veya artık bırakacak insanlar kendi hayatlarını kuracaklar. Ne suçluyorsun adamı. Ne devlete geri alıyorsun. Ne özel sektörde çalışmasına izin veriyorsun ne de yurtdışına çıkarıyorsun. Bu zulüm değilse nedir? 
      4. Bunu yaparak bir şeyler kazandığını zannediyorsun ve diyelim bu doğru ama bir de bir şeyler kaybediyorsun. Ahlakını kaybediyorsun, iddialarını kaybediyorsun, geleceğini kaybediyorsun. Ben 15 Temmuz'da sokaktaydım ama bugün sizlerle aynı yerde durma imkanımız var mı? Bir daha Türkiye'de yeniden İslam kardeşliği vs. gibi bir kavram oluşabilir mi? Buna sadece fetöcüler değil aynı zamanda bu şüphecilikle ve adaletsizlikle sizler neden oldunuz. Sen istediğin kadar onları suçla veya istediğin kadar beni fetöcülükle suçla. Sonuç değişmiyor seninle artık aramızda husumet var ve ben yok olup gitmiyorum. İktidarlar gelir geçer ama Hz Hüseyin'e yapılan zulüm 1500 yıl sonra bugün hala Ortadoğu'yu kasıp kavuruyor. Bir daha dönüp hangi yüzle tek parti rejimi şunu yaptı bunu yaptı diyeceksiniz? Sizin yaptığınız kadarını kimse kimseye yapmadı bu ülkede.

      Sil
    3. 5. Kripto geyikleri söyleyecek lafı kalmayanların zulmü meşrulaştırmak için uydurduğu bir bahanedir. İktidarın otoriterliğini devam ettirebilmesi için bir iç düşmana ihtiyacı var. O yüzden hukuk dışında, somut olmayan kriterlerle herkese ve herşeye yöneltebileceği bir suçlama lazım. Fetöcü kavramı bu işe yarıyor. On yıllardır fetöyle mücadele etmiş Hikmet Çetinkaya'ya bile fetöcü diye dava açıyorsun, Osman Kavala'yı filan geçiyorum. Sovyetlerde olurdu bunlar Doktorla komplosu, mühendisler komplosu vs. Nitekim bugün de Şehir Üni'de yapıyorsunuz aynı şeyleri. Hadi okulu usulsüzlükten kapattınız hocalarını niçin aç bırakıyorsunuz?
      Fetöcüler kaybetti ama sizler de kaybettiniz. Asıl iktidar gücünü de kaybettiğinizde göreceksiniz kaybedişinizin boyutlarını. Ve iktidarlar gelip geçicidir er geç mutlaka kaybedeceksiniz iktidarı da.

      Sil
  12. Sağolun İsa bey.Birçok zeki gencin suça bulaştırılası çok acı.En zeki çocuğa soru neden veriliyor?menfaat kullanmak için.O genç zaten kazanacaktı.Biz ülke millet olarak onları kaybettik.Suçlulura koruma ve karatma için çok insanın ocapını söndürdüler

    YanıtlayınSil