Excelcilik - Münferit Fikir Platformu

SON

Bu Blogda Ara

6 Haziran 2020 Cumartesi

Excelcilik



Cemaat içinde kurulan düzen ve sistem üzerine herkesin bildiği belki de teknolojinin etkisi ile tablo yapma, sunum ve excel olayı hakkında yazmak istiyorum.

Bu sistemi bilen ve istişare denen toplantılara katılanlar bazı birim ve durumlara farklı lakaplar takarlar.

Bunlardan biri de Excelcidir. Peki nedir Excelcilik?

Excel’den takip ve liste formatları çıkarıp hesaplamalar ile raporlar çıkarmak.

Çoğu şirket buna benzer çalışma yapar ama Cemaat yapısında bu daha çok abartı, yalanı çevirme, dikkat dağıtma, hatta tevil ve yalanla üste göz boyama olarak bakılır.

Aslında imam, gazeteci, dershaneci vs. de yapar ama bu Exelcilik talebeci denen gurubun üstüne yapışmıştır.

İnsanları birer rakam sayan ve her hafta 3-5 kez yansıtma yoluyla ne idik ne olduk sorgulaması için kullanılan ve bilgileri almayı büyük iş sayan bir yapıydı talebecilik. Öyle bir noktaya gelmişti ki iş yapmaktan çok Excel ile eklemek için insan istihdam edilir oldu. Excel'de oranlar düştükçe başarısız sayılıp gözden düşmeler başlayınca çözümü Excel üzerinde sayılarla oynamak kolaycılığı aldı. Hayırda yarışanlar birden Excel'de yalanda yarışmaya başladı. Doğru peşinde koşanların oranları dipte görününce ordan oraya sürülmek ya da sürekli başarısız denip yalana teşvik edildiler.

Ama gece 11’de sorulan soru ve yansıyan oran sabah 8’de bir daha sorulup %20-30 değişir, artardı. Bunu alan da veren de bilir ama kimse yalan demez, sorgulamaz. Sorgunun sonu belli. Bir ağabeyin ekibini (üste rapor verenleri) toplayıp bakın şu an paramız var, fonumuz bol, istediğimiz kuruma idareci vs. tayinde dediğimiz oluyor. Böyle iyi değil mi, falan illerde parada yok vs. deyip el altından sayı ve yansıma raporları kötü olursa sizi tayin eder sürerim demeyi de ihmal etmezdi.

Ekibine siz KPSS’ye girin ne olur ne olmaz ama alt ekiplere günah deyin, insan lazım vazife kutsal deyin, Mehmet Akif’in vazife yerini terk eden Abdülhamit’in binbaşısının halini dinleyin demesini unutmak mümkün mü?

Ekipler 4-5 ay maaş alamazken kendileri 2 maaş+fon ödenek adı altında maaşın 4 katını alırlardı da ekiplere acımazlardı. Hikmetinden şu an sual olunmaz kişiler.

Sohbet sayısı 3 iken her insan nede olsa sohbeti duyuyor deyip rakamlar 30’a çıkardı. Hemen teşekkürler, ödüller.

Bazen öyle bir hal alır ki bir okulun kontenjanı 100 iken size o okuldan gelenler (her hafta artıra artıra) sene sonu 150 olmuş ve okulda öğrenci oranınızın %150 olması gibi absürt örnekleri sıklıkla görürsünüz. Güler geçersiniz.

Bu yalanlara “dur” diyenler hep istatistikleri diplerde olduğundan "başarısız ya, millete iftira atıyor" deyip ustaca susturulurdu.

En hayatı yerler denen yerlere bile insan yollarken bu Excel oyunları devam eder. Sonra da siz her yerde çok sağlam sizden(!) insanlar var derken gerçekler yüzünüze çarpar. Ama yüz olmayınca devam edersiniz, ettirilirsiniz.

Hadim denen esnaf imamlarının Excelleri de çok gündem olmasa da daha enteresandır. Burs topluyoruz diye olmayacak yalan hedefler verilir ve her hafta fırça atılır. Artık baskılardan bıkan alt imam her gün toplanıp fırça yememek için olmayan burslar söyler. 3 oldu, 5 oldu... der durur. Nasıl olsa sene sonu ortalama 3’de 1 reel olmasına rağmen yalanı en fazla 1 yıl yaşarlar.

Gazete abone mevsiminde gece 3’de toplanıp fırça yememek için talebenin boğazından çalıp emanet burs parasını verip sahte aboneler yaparlar.

Bu Sızıntı Dergisi işinde de aynıdır. Aslında sunum yapılan büyük abiler de bu yalanları bilirler ama kimse Kral Çıplak demez.

Hatta her sene olmayan hedefler artırılır. Yalan büyütülür.

NT’de 1 kitap çıkmış hadi topluca alalım, 1 ev 1 mütevelli 10 tane alsın sayı artsın, demek çok normaldir.

Bir yalanı yaşadık kendi içimizde. Kafaları arada çıkanlara bugün çok eleştirdiğimiz teviller ile “peygamberimiz Mekke’ye girmeden müşrikleri korkutmak için 1 yakılan ateşi 10’ar yaktırdı ki sayıdan korksunlar" tarzı işimize göre kıvırdığımız ve Excel fetvaları aldığımız yalan günler. Şu an eleştirdiğimiz siyasal İslamcı cemaat ve iktidarların yaptıklarına benzer ne çok yalan peşinde bir nesil yetişti. Osman Yüksel’in ifadesi ile "bir nesli mahvettiler". Ama çok geleceğe açık, ilerlemeye meyilli bir nesil idi. Bir şey olacaksa onlardan olur diyebileceğim insanları Excel sofralarına meze yaptılar.

-Çapanoğlu
Twitter: @nam_capan 

-------------------------------------------------------------------------------------------
Sorumluluk reddi: MFP blogda yazılan tüm yazılar yazarların şahsi
görüşleridir, MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini ifade etmez.
--------------------------------------------------------------------------------------------

11 yorum:

  1. Ne kadar acı.Ne hâlis niyetlerle,geldik,gittik.

    YanıtlayınSil
  2. şu an mahkemelerde, komisyonlarda da aynı şekilde savunma yapıyorlar: yalan dolan ikiyüzlü. hakimi savcısı avukatı anası babası kardeşi cümle alem yalan söylediğini bile bile utanmadan yalan söyleyebiliyorlar. hizmeti kuraniyye şakirti olmak böyle birşeymiş anlaşılan!! yazık çok yazık.

    YanıtlayınSil
  3. Bir solukta okunabilen harika bir yazı tebrik ederim

    YanıtlayınSil
  4. Yazdıklarının eksiği var fazlası yok.. eline sağlık

    YanıtlayınSil
  5. Yazıda da dendiği gibi bu gibi bilgi toplama işlemlerini bütün ticari şirketler yapıyor. Nacizane benim de öyle uluslararası bir hukuk ofisinde çalışma imkânım olmuştu, en çok şaşırdığım şeylerden biri oldu bu mesele. Kime ne zaman ne e-posta yollanmış, ne denmiş, kişi ne cevap vermiş, en son ne zaman iletişim kurulmuş gibi birçok ayrıntılı bilgi depolanır bu sistemlerde. Hem de bu tamamen kanuna uygun olarak (ki bu dünyada en korumacı ve kişinin özel yaşamına dikkat etmesi ile bilinen, Avrupa Birliğinin önemli bir kodifikasyonu olan GDPR hukukunun yürürlükte olduğu bir yerde yapılıyordu.) Yani birinci olarak bu yapılan is doğasında gayet normaldir.
    İkinci olarak ise, bu tarz bilgilerin temel fonksiyonu daha sonradan yapılacak islerde şirketin veya neyse grubun, gelecek politikalarını belirlemede, karar verme süreçlerinde kullanılmasıdır. Yani eğer bir yalan yanlış bilgilendirme olursa kararlarda ona göre yanlış alinmiş olur ve onun sonucunda istenen amaca ulaşılamaz. Yani şirket örneğinden gidilirse, bir yere yatırım için bilgileri toplarsınız, göstergeler güzeli gösteriyor deyip yatırım yaparsınız ancak o bilgiler doğru değilse bütün yatırımınız emeğiniz ve sermayeniz boşa gider. Yani böyle bir yalan yanlış bilgilendirmede ilk olarak şirketin bizatihi kendisi zarar görür.
    Bende bu mantıktan yola çıkarak düşündüm ki, eğer yazıda dendiği şekilde yalan yanlış bilgilendirme sistemi kuruldu ise, yani bilgiler yanlış aktarılıyor ise bu bizatihi ve de ilk olarak Gülen Cemaatinin kendisine zarar verir. Yazıda belirtilenleri pekâlâ bu konuda karar almaya sorumlu kişilerinde bildiğini düşünmek gayet doğru bir tahmin olur.
    Ve böyle bir meselede o konuda bir iş ortaya koymaya çalışan birinin çıkıp henüz beni de kandırdılar dememesine bakarak bu konuda yazarın bir şikâyette bulunması anlamsız gibi geliyor. (kendisinin bir karar alıcı olmadığını farz ederek belirtiyorum bunu). Ve böyle bir yalan yanlış geleneğin her tarafı sarmış olduğu sonucuna ulaşmak ise bana pek tutarlı gözükmedi açıkçası.
    Son olarak da rakamları yüksek gösterme gayreti ile alakalı yine çalıştığım hukuk bürosundan örnek verecek olursam. Hukuk büroları arasında öyle ilginç yarışmalar öyle ilginç karşılaştırma biçimleri var ki, girin bakın Türkiye’nin top 500 Legal sonuçlarına her bir hukuk firması kendini bir yerde birinci görecek bir yarışmaya katılmıştır :) Yani bu mesele yasadığımız çağ açısında normal karşılanabilecek bir hata olarak düşünülebilir. Tabii ki yazdıklarımı yapılan hatalara gerekçe olsun diye demedim, keşke o yazıda belirtilenler gibi olmasaydı da %100 doğru yapılsaydı her şey.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. 1) Excel bir araçtır bu tarz istatistikleri daha gelişmişini elbette şirketler de tutar.

      Siz şirketlere bakıp bir kıyaslama yapıyorsunuz ve verileri sağlıklı tutmamak kendilerine zararlı diyorsunuz, doğru kendilerine zararlı. Bugün Türkiye'de Merkez bankasının rezervlerini boşaltarak doları frenlemek de Türkiye'ye zararlı ama yöneticiler gene de yapıyor. Hatta Türkiye'de tüm sistem nerdeyse böyle kendine zararlı işleri yapanlarla dolu, o yüzden bu sorunu ekonomistler açıklamaya çalışıyor bir insan neden kendine zararlı tercihlerde bulunur ekonomik olarak diye.

      Buradaki sorun şu sen exceli neden kullanıyorsun. Geçmişe gitmeden Çağlayan diye bir dergi var Sızıntı'nın yeni versiyonu neden ad değiştirmişler bilemem ama şimdi sitesine gidin hedef 8 milyon diye yazar. Ee güzel bir dergi kendine hedef koyabilir hatta derginin paralı çalışanları trajlarını artırmak isteyecektir ve bu yönde her türlü toplantıyı adımı atabilirler excel de tutabilirler. Bunda ne yanlış var derseniz? 8 milyon rakamını Gülen söylüyor. Ve derginin çalışanları zaten kafası dergiciliğe basmayan ilahiyatçılar peki bu 8 milyonu kim gerçekleştirecek? Cemaat tabanı eşek gibi gidip dergiye abone olacak ama onların sayısıda 100 bin gibi bişi(yurtdışında var galiba o kadar ama çok daha azdır tahminim abartalım biraz onların rakamı). Bu durumda bir kişi 80 dergi alması gerekiyor değil mi? İşte yazıdaki excel bu noktada devreye giriyor.

      Şimdi geçmişe gidelim sizin leş gibi hükümeti destekleyen, tetikçilik yaptığınız, saçma salak haberlere imza attınız gençler hatırlamayabilir onlarda Yeni Akit'in sitesine bir girsinler öyle bir gazeteniz var adı da ZAMAN. Bunun başında da Ekrem Dumanlı var. Bu Dumanlı kim derseniz, cemaat içinde imamlık yapmış oradan yükselmiş, gazetecilikle alakası olmayan bir tip. Gülen diyor ki gazetenin tirajını 1 milyon yapın. Haydah! Türkiye'de en çok okunan gazete 300 bin, sen onu 3-4 katlıcaksın bu mümkün mü? Ekrem Dumanlı leş gibi yayın yönetmenliği yapacak tetikçilik yapacak sen de bu gazeteyi 1 milyon yapmaya çalışacaksın. İşte gene burada excel ve cemaat tabanı devreye giriyor. Ekrem kıçının üstüne oturacak gazeteyi leş gibi idare edecek ama cemaatin gazetesi yok sıkıntı yok taban kendi cebinden kişi başı 3 tane gazeteye abone olr etrafındakiler de yapar vs vs.

      Sil
    2. 2) Excel nerde hani derseniz. Onun listesini yapıyorsun işte 1 milyon nasıl olabilir tüm cemaat tabanına paylaştırıyorsun. Devlet Bahçelinin herkes etrafındaki 10 okul arkadaşını ikna etsin iktidarız dediği gibi. Sana da diyor ki adam 5 gazete düşüyor git bul. Burada bu rakamın excelde tutulması sıkıntı değil senden 5 gazete istemesi sıkıntı. İslam'ın gazetesi, göz bebeğimiz, peygamberimiz ziyaret ettiği gazete diye leş zaman gazetesine cihat yapıyorum tebliğ yapıyorum ayağına 5 tane abone bulcaksın, bulamazsın büyük ihtimal nolcak cebindeki son parayı verip kendin 2 şer 3 şer 4 er abone olcaksın. Abi bir kişi 4 abone mi olurmuş, kalan 3 tanesini berbere carta curta dersin oraya bırakırlar. Yani sorun excel ve oradaki yanlış rakam değil. Sorun yapılan hayır işlerinde şirket yönetir gibi excel tutmak hedef koymak, Dumanlı kendi hedefini koyup kendi başarısına göre işini yapsın. Yada ne bilim kurban toplama tepeden Megalamanyok Gülen bir sayı atıyor efendim geçen sene 1 milyon toplamışız bu sefer 2 milyon kurban bulalım. O rakamı söylüyor sonra o rakam aşağı doğru çığ etkisi yapıyor, millette para yok bulamıyor nolcak o zaman? Artık insanları da tehdit edersen kendi maneviyatsızlığı yüzünden kurban bulamadığını söylersen adam da yalan söyler kaçar. Rakamlar yukarı yalan mı gitti, gitsin. Şirkette bu durum çok zararlı diyorsun da bu hayır kurumu gibi bir cemaat kurban rakamı bu sene 1,5 milyon toplanıp 2 milyon topladık deseler Gülen'e nolcak? Neye zarar edecekler. Bunun gibi dolu rakam var. Ortada şirket yok işte, şirket tüzüğü yok faaliyet alanı yok. Her alanda faaliyet gösteren bir cemaat var yaptığı iş de normalde hayır, bunun rakamını falan tutmaması lazım ama tutuyor. Cemaatteki insanların her hafta kaç sf kitap okuduğu kaç sf kuran kaç sf risale vs. hepsi tutulur ynai bu rakamlara napcaksın sen? Bunlar yalan olsa ne olacak? Şöyle söyleyeyim sizin şirkette çalışanların iç çamaşır rengini tutsalar ve bu rakamlar yalan olsa ne olacak, şirketin zararına bir durum mu, başta şirket yöneticileri mi buna izin vermez. Aynı böyle bir komedi olduğu için ortada, herkes rakamların yalan olduğunu bilse de işte bu yüzden sallamıyordu. Şirkette iç çamaşırı rengi ile bunu kıyaslama abartma öyle örnek mi olurmuş falan hiç deme, öyle bişi olsa hemen düzeltirlir falan deme, sorun Gülen'den onun manyaklığı olduğu için bu işler asla düzeltilemedi işte hala da devam ediyor çağlayan dergisinin sitesine gir bak. 8 milyonmuş hedefleri :D dergide de saçma sapan rezil rüsva bir şey. Sızıntı 1 kişi okumaz 10-100 arası her eve bırakırlardı. Dershaneler okullar her yerde koli koli sızıntı olurdu. Napalım paşamız Gülen 8 milyon demiş sorgulayamazsın, sorgularsan Peygamber dedi ben kendim mi dedim der. Peygamberi mi sorgulucaz. Gelmiş bir de 80 küsur yaşına üzülür üzülür onun için son kez asılalım dua edelim belki 8 milyon olur nolcak her ev 5 tane alsın 3 yaşındaki çocuklarınız da resimlerine bakar alalım alalım hocamız demiş kırmayalım. Valla bu yalan söyleyenlerin gözünden ömüyorum, böyle boktan sistemde yalan söylücen tabi. aldık abi biz 8 milyon tane abone bulduk dicen sonra o parayı yunanistandaki türkiyedeki gariban khklılara aktarcan napcan yani. Yukardaki yazıda yalan söyleyenler ayrı tabi onlar rakamları bol tutup cemaat memurluğunda yükselmeye çalışanlar.

      Sil
    3. 3)yani konu üzerine çok şey yazılır, ama boşver. Yukarıdaki yazıda yalan diyenler niye yalan diyordu diyebilrsniz. Ekrem Dumanlı nasıl gazete yönetici olmuş ne vasfı vardı demiştim ya, hadi o yasal bir görev. Altunazedeki yurdun kantincisi nasıl olmuşda koca TSK'nın kuvvet imamı olmuşda akıncıdan çıktı. Adam generallere emir veriyor, bu adam o seviyeyi nasıl geliyor. Sana 5 kurban 5 dergi 5 gazete aboneliği bul dediler sen gidip alın 10-10-10 derrsen vıjjj diye yukarı doğru süzülürsün sonra al bu generalleri sen idare et, sen itaat ediyorsun her dediğimizi yaptın başarılısın takvan o kadar yüksek ki 5 dedik 10 buldun azmin harika bla bla bla. Yok cemaat salak değil böyle bişi yapmış olamaz diyenler zaten darbeyi de kabul etmiyorlardır zaman gazetesini de yeniakite benzetmeme de uyuz olmuşlardır. Onlara göre cemaat altın çocuktu çok iyiydi, olimpiyatçıları vardı bla bla, onlar sanıyor ki cemaati bu başarılı kesim yönetiyor onların hepsi ekran süsü. Gülen'in ilk 15 temmuz sonrası yabancı basına verdiği röportajı izleyin cemaatin yönetim zekasını gördün yabancı basına Erdoğan karıya gitti ben bildiğim için beni öldürcek diyen bir adam ve bunu demesine izin veren kurmay heyeti.

      Sil
  6. Bu dayatilanlar tamda insani gercek hayir'dan iyilikten alikoymak gibi gelmiyor mu sizede. Cemaatine ne kadar jkurban topladigin veya sizinti abonesi yaptigina Allah bakip helal olsun mu diyordur. İnsanlarin iyiligin ne oldugunu bile dusunmesi yasak. Sana belirlenmis iyilik ve hayir icerikleri var onlari yapiyorsun. Biriside keske excelleri dogru doldursaydik diyor.

    YanıtlayınSil
  7. Burada başta yazıyı yazan çapan müstearlı isim ile yorum yazan anonim isimli şahıs veya şahıslar. Korkmuyorsanız bu platformda adam gibi isim yazın da hizmetin içindeyken saf değiştiren esamenizi görelim, siz bir çıyanmışsınız ki İT'in MİT' in çomarı olmuşsunuz ve kişisel görüş diye ortalığa lağım kusuyorsunuz. Madem yazdıklarınız ve yaşadıklarınız gerçekti neden o zaman bu tür platformlar kurmadınız, sosyal medyayı kullanmadınız ve yanlış birşey var ise neden uyarmadınız.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İnsanlar bazen yanlis birseyleri anlamak icin şok gecirmesi gerekli. Mit oldugunu gostermez buradaki itiraflar. Hatta şok sirasindada birsey anlamazsin yillar gectikce okuyup arastirip aslinda bir androide donusturuldugunu iyice anlarsin. Surekli size karsi cikanlari mit diye yaftaliyorsunuz. Hatirliyorum eskiden cemâatten ayrilanlar hakkinda hep "birileriyle iletisime gecmis" diye bahsederlerdi oysa cok basit adama birileri android oldugunu oldugunu anlatiyor adam anliyor ve cemaati birakiyor ama cemaat icinde puslu bir hava yaratiliyor sanki boyle allahsizligi yayma kursusu baskaniyla iletisime gecilmis gibi.

      Bu tipik bir kült yaklasimi. The Master diye bir film var. Fetullah Gulen gibi bir kisi kultunre katilan fakat "sikintili" bir adami anlatiyor. Hep ayni yaklasim. Fetullah Gulen cemaati islami ve insani bir orgutlenme kesinlikle degil. Bir insanin yolun basinda ortasinda bu orgutlenmeden ayrilabilmeyi basarmasi allahin onun yuzune güldüğnünü gosterir. İyi bir insan oldugunu gosterir. Kotu niyetli birisi zaten zihnen cemaaten kopsa bile maddi kaygilarla cemaate devam eder. Zihninde isi bitirir. Buraya gelip cemaati elestiren bir yazi yazmaz zaten nasil sakat bir olusum oldugunu anlamistir fakat faydaciligii secmistir.

      Sil