“Kuvvetle Ayağa Kalkmak” Kitabının Özeti - Münferit Fikir Platformu

SON

Bu Blogda Ara

22 Mayıs 2020 Cuma

“Kuvvetle Ayağa Kalkmak” Kitabının Özeti


“Kişiliklerimiz her zaman değişiyor ve gelişiyor. Zaten kişiliklerimizin sabit kalması gerekmiyor. Geçmişinize bir bakın, hiçbir zaman katıksız iyi ya da katıksız kötü günleriniz olmamıştır. Geçmişten kaçmak onun ile tanımlanmanın en kesin yoludur. Burada bize anahtar olacak şey geçmişe ve onun karanlıklarına ışık tutmak, farkındalık ve anlayış geliştirmektir.”

“Hayat hikayelerimizi reddettiğimizde onlar bizi tanımlar.
Hikayelerimizi sahiplendiğimizde ise sonunu belirlemek bizim elimizde olur.”

Brené Brown


Brené Brown eline kalemi her zaman almaz, ancak onu aldığında çok satanlar arasında girecek bir kitap yazar. Temellendirilmiş kuram araştırmacısı olan Brown, Fortune 500 şirketlerinin liderlerinden, ordu üyelerinden tutun sanatçılara, uzun zamandır beraber olan çiftlere, öğretmenlere ve ebeveynlere kadar birçok kişiyi dinlemiştir. Onların cesaret, düşüş ve tekrar ayağa kalkış hikayelerini değerlendirdiği Kuvvetle Ayağa Kalkış kitabında bizi, düştüğümüzde kaldırabilecek ve hatta bizi ileriye götürebilecek, kırılganlık, değerlilik, korku, cesaret ve diğer duygularla ilgili tecrübeleri paylaşır. Yazarımızın bu kitabı, tıpkı diğer kitapları gibi New York Times'ın en çok satan birinci kitabı olmayı başarmıştır. 

Brown bu kitabında, yaşamımızın bir parçası olan başarısızlıkları benimsemenin, duygularımızla başa çıkmanın, kendi düşüncelerimizle yüzleşmenin önemini vurgular. Ayrıca kendi hayatımızda (hem de takım veya şirket hayatımızda) her defasında daha da yükselerek uygulayabileceğimiz, başarısızlıklardan geri dönmenin aşamalı süreçlerini anlatmıştır. 



Kırılganlıklarımızı, acziyetimizi biriyle paylaşmak her zaman iyi bir sonucu garantilemez ancak bu şekilde ortaya çıkıp görülmeye istekli olmak daha fazla sevgiye, aidiyete, yaratıcılığa ve mutluluğa giden tek yoldur. Tabi ki cesurca yaşamak her zaman kolay değildir: Tökezlememiz ve düşmemiz kaçınılmazdır.

Brene Brown


Kuvvetle Ayağa Kalkmak kitabı, geçmiş hatalarınızın sizi geriye çekmesini engellemek için başarısızlığınızın getirdiği burukluğu hızlıca iyileştirmek ve aşmak ile ilgilidir. Büyük Cesaret (Daring Greatly) kitabında Brené kırılganlığı göğüslemek için bir kapı açar. Tabi ki bunu yapmak cesaret ister ve risk içerir. Dolayısıyla bu kitap, işte o riskten nasıl korkulmaması gerektiği, daha önce başarısız olsanız bile adımınızı atıp “Evet, bir daha denemeye izin veriyorum” diyebilmenin sırlarını anlatmaya çalışır.

Brené Brown güçlü yükselme sürecini, üç temel aşamaya bölmüştür.

1) Hesaplaşma (reckoning): Duygularınıza dikkat ettiğiniz ve onlar hakkında sorular sormaya cesaret ettiğiniz zaman başlar. Başarısızlığa uğramış olmasına rağmen bunu büyük bir sorun olarak görmeyen birini tanıyor musunuz? Her şeye rağmen üzerindeki tozları alıp kendini toplayabilen ve yılmayan biri? Böyle birini tanıyorum: Ben. Ailemin içime işlediği, üretkenliğimi arttıran sürekli bir iyimserlik duygusunu hayatım boyunca taşıdım. Ancak son iki yılda bu özellik üretkenliğimi daha çok arttırdı çünkü, neyin yanlış gittiğini merak etmek yerine enerjimi, düzeltmeye odakladım. Duygularınız ile hesaplaşmak için ilk önce kendinize onları hissetme izni verin. Bu duyguları neden hissettiğinizi kendinize sorun, meraklı olun ve araştırın. Bu yöntemin işe yaramasının nedeni, merakınızı uyandırarak, otomatik bir şekilde yaratıcı çözümler bulmanıza yardımcı olmasıdır. 

Mesela, bu sabah dairemize su tesisatı kurmak için geldiler. Sabah 8:30'dan saat 2'ye kadar çalıştılar. Evde kalmam gerekti, fakat henüz WiFi bağlantımız olmadığından, işlerin bu kadar uzun sürmesi beni hayal kırıklığına uğrattı. Bunu fark ettikten ve kendime bu kırıklığın nedenini sorduktan sonra, bu işleri yapan kişinin beni çalışmalarımdan alıkoyduğunu hissettiğim için hayal kırıklığı olduğunu fark ettim. Sonra şöyle düşünmeye başlamamın daha doğru olacağına karar verdim; bana yardım ediyor ve şu anda tesisat ile ilgili düzeltebilecekleri, bana toplamda daha az randevu almamı sağlayacak. Hayal kırıklığım anında kayboldu ve rahatlayabildim, işini yapmasına izin verdim ve ayrıldığı zaman yardımları için teşekkür edebildim. Ancak bu soruları sormak için önce ne hissettiğinizi bilmeniz gerekir ve bunun için çok çalışma yapmalı ve dikkat etmelisiniz.



Başarılı ve kalbî yaşayan insanlar duyguların gücünün farkında olan ve kendilerini rahatsızlığın kucağına bırakmaktan korkmayan insanlardır.

Brene Brown

2) Haykırış (rumbling): ve şaşkınlık, kendinize anlattığınız içsel hikayeyi kaleme aldığınızda size olan şeydir. Hikayeniz gerçek olmayabilir ister olsun ister olmasın bu fark etmez. Geçmişte olanlara dayanarak geleceği tahmin etmeye çalışmak, anlatı yanıltmasının (narrative fallacy) bizi yanlış sonuçlara, yanlış duygulara götürmesinin bir yoludur. Bu sadece mantıksal gerçekler ve olaylar ile olmuyor, aynı zamanda duygularımızla da oluyor. Duygularımızla başa çıkmak için hikayeler oluştururuz, ancak bazen bu hikayeler kaçamayacağımız tuzaklara dönüşür. Örneğin, eşiniz sizi bir başkası için terk ederse, kendinize neyi yanlış yaptığınızı sormaya başlayacaksınız ve sonunda ‘onu hak etmediğiniz’ sonucuna varacaksınız. Aynı zamanda genel olarak aşkı hak etmediğiniz inancı içine sizi hapsedecektir.

Bu kendinize anlattığınız sahte bir hikâyeden başka bir şey değildir. Şaşkınlık ve haykırış, bu hikayeleri kendinize anlatırken ki iç sesinizi dinlerken yaşadıklarımızdır. Bunları dinleyip tıpkı kendi düşüncelerinden saçma sapan olanları ayırt eden bir dedektör kullanır gibi süreçlerden geçmektir. Brené, saçma-sapan ilk taslak olarak adlandırdığı ve belirli bir durum halinde kendisine otomatik olarak anlatmaya başladığı hikayeyi kaleme alarak, bu hikayenin içinde boğulmayı sever. Çünkü bu, hikayelerin gerçek yüzünü ortaya çıkarmak için iyi bir yoldur.

Yazarımız basit bir "boşluk doldurma" şablonu önerir:

Kafamdan uydurduğum hikaye…
Duygularımın bana söyledikleri…
Vücudumun hissettikleri…
Benim düşüncelerim…
Yaptıklarım …

Bir dahaki sefere kendinizi kötü hissettiğinizde, bu boşlukları doldurun ve saçma-sapan ilk taslağınızı yazın. Ânında şapşal hikayeniz ile aranıza mesafe koyacak, hikayenizi nesnel olarak yargılayabilecek ve kendi anlatınızın tuzağına düşme ihtimaliniz daha düşük olacaktır.

Yaratıcılığın, öğrenmenin varlığımıza sızmasını ve pratik olmasını sağlayan mekanizma olduğuna inanmaya başladım. Endonezya ve Papua Yeni Gine'deki Asaro kabilesinin güzel bir deyişi var: “Bilgi kasta yaşayana kadar sadece bir söylentidir.”
Brene Brown
3) Devrim: İç görülerinizi kafanızdaki haykırış sesinden, olumlu düşünce ve değişimlere çevirdiğinizde, bir devrim bunu takip eder. İşte iç hesaplaşmanızın başlaması ile iç seslerinizin bir devrimi tetiklemesi için olayların nasıl bir araya gelebileceğine şahit olursunuz.

Brené’nin toplumdaki evsizler için bağışta bulunmaya gittiği kilisenin dinî lideri: “Evsiz bir kişiden uzaklaştığında, onların insanlığını azaltıyorsun” dedi. Bunu duymak yazarımızı gerçekten rahatsız etmişti. Bu yüzden duyguları ile hesaplaştı ve evsiz insanlara bakamaya dayanamadığını keşfetti. Çünkü kendi ayrıcalıklı bakış açısıyla baktığında, yalvarıyor olmak zayıf bir şey gibi görünüyordu. 

Ve yazmaya başladı. İlk taslağına göre Brene, başkalarına yeterince yardım etmediğini düşünüyordu ve ne kadar az yardım yaptığı ile ne kadarını yapması gerektiğini kıyaslayınca çok utandığını keşfetti. Diğer insanlara karşı olan tutum ve tavrında devrim yapma ihtiyacı hissetti. Hatta yardım istemenin bir zayıflık işareti olmak yerine, güçlü bir yükselişin anahtar bir parçası olduğunu keşfetti. Bu gerçek bir devrim idi. Duygu ve düşünceleriniz ile hesaplaştığınızda ve haykırışlar yaşadığınızda gerçekleşen şey tam da budur.
İncinme hikayelerimizin içine girmek bize tehlikeli ve korkutucu gelebilir. Ama mücadelenin ortasında ayaklarımızı yere yeniden sağlam basma süreci, cesaretimizin sınandığı, değerlerimizin pekiştiği anlardır. Mücadele hikâyelerimiz işimizi kaybetmek ya da ilişkimizin bitmesi gibi büyük hikayeler olabildiği gibi bir arkadaşımızla ya da meslektaşımızla yaşadığımız uyuşmazlık gibi daha küçük hikayeler de olabilir. Olayın büyüklüğü ya da şartları ne olursa olsun kuvvetle ayağa kalkma süreci aynıdır: Duygularımızla hesaplaşır, hislerimiz konusunda meraka kapılırız; gerçeğe ulaşana kadar hikâyelerimizle boğuşuruz. Bu süreci pratiğe dönüştürdüğümüzde, hayatlarımızda bir devrimi adeta her gün yaşarız. Düştükten sonra kuvvetle ayağa kalkmak, içtenliği/samimiyeti besleme yolumuzdur.

Yaptığım işte, güçsüzlükten ve hatta umutsuzluktan uzaklaşmanın umut gerektirdiğini öğrendim. Umut bir duygu değildir: Bu bilişsel bir süreçtir; araştırmacı CR Snyder'ın “hedefler, yollar ve üretim”(goals, pathways, and agency) üçlemesi adını verdiği düşünce süreci.

Umut, hedefler koyabildiğimizde, bu hedeflerin peşinden koşma kararlılığına ve azmine sahip olduğumuzda ve aynı zamanda hareket etme becerilerimize inandığımızda olur. Snyder ayrıca umudun öğrenildiğini buldu. Sınırlar, tutarlılık ve desteklerin hepsi yerinde olduğunda, çocuklar bunu ebeveynlerinden öğrenirler. Ama biz onu çocukluğumuzda elde edemesek bile, yetişkinler olarak umudu öğrenebiliriz. Yaşlandıkça bu daha da zorlaşır. Çünkü işler zorlaştığında pes etme eğilimi gösteririz. Bu gibi eski alışkanlıklarımıza karşı direnmemiz ve önceden öğrendiklerimizi unutmamız (unlearn) da gerekiyordur.

Brene Brown

-Amy-jaan                                                          Twitter: @zlemADIYAMAN3

-------------------------------------------------------------------------------------------

Sorumluluk reddi: MFP blogda yazılan tüm yazılar yazarların şahsi

görüşleridir, MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini ifade etmez.

--------------------------------------------------------------------------------------------


2 yorum:

  1. Tesekkurler bu guzel kitap ozeti icin.

    Bizim toplumumuzda islerin bozulmasi,birseylerin ters gitmesi,duzenin bozulmasi;kiyametin kopmasi gibi algilanirken,baska toplumlarda bu tarz olaylar,yeniden dusunmeye,yeniden harekete gecmeye,farkli bir gozle olaylari tekrar irdelemeye davet eder.

    Bireyler daha cesurdur,daha insanidir,hatalari olabilir ama birsuru dogrularida vardir...sevkat ve merhamet daha cok ozu besler...
    Bizde ise bir defa yanlis yaptin mi tamam artik bittin...
    Kendi ozumuze ve insanlara karsi cok kati bir sevgisizlik icindeyiz..

    Oysa Kuran bile hata yapip tovbe eden insani yuceltir.

    Bu tarz yazilari,soylemleri okumaya ve anlamaya ihtiyacimiz oldugunu dusunuyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. "Bizim toplumumuzda islerin bozulmasi,birseylerin ters gitmesi,duzenin bozulmasi;kiyametin kopmasi gibi algilanirken,baska toplumlarda bu tarz olaylar,yeniden dusunmeye,yeniden harekete gecmeye,farkli bir gozle olaylari tekrar irdelemeye davet eder."


      Cok dogru

      Sil