Cemaat Aftan Neden Muaf Tutuldu? - Münferit Fikir Platformu

SON

Bu Blogda Ara

16 Nisan 2020 Perşembe

Cemaat Aftan Neden Muaf Tutuldu?


Dini literatür hakkında temel bilgilere sahip olanların bildiğini varsaydığım bir mesele var.

Önceliği ve sıralamadaki yeri tartışılmaz olan gerçek şu ki: Allah’ın rahmeti sonsuzdur. O dilerse kullarını affeder bağışlar. Dilerse cezalandır. Cezalandırdıktan sonra yine mükafatlandırır. Fakat bir noktada rezervi vardır ki bu alana girmeyi asla af kapsamına almadığını belirtir. Şirki affetmeyeceğini şiddetle hatırlatır. Şirk /Şerik/Ortak koşma önemli ve bizim de konumuzla yakından ilgili olduğunu belirtmemiz lazım.

Şirk/Ortak koşma dini anlamda kısaca şöyle izah edilir. Allah’ı tek Mabud, Rab, hüküm ve hükümranlık sahibi kabul etmek; hem yaratıcı, hem hüküm koyucu, hem hesap sorucu, hem rızık hem hayat verici olduğu kabul veya iman edilmesidir. Bu alan tamamen Allah’a aittir ve oraya başkasını koyamazsınız. Bu konularda anlaştıysanız, konuyu kabullendiyseniz diğer meseleler daha kolay anlaşılır ve kabul edilir ve de hükmü daha az hasarla icraya konulur. Bu alan dini konularda ihtisas sahibi olanları ilgilendirir diye burada kesmek istiyorum.

Teolojik ve felsefi alana kayma riski var. O konulara dair yetkin biri değilim.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruluşundan bu yana kendi varlığına ilişkin iki temel tehlikeyle karşılaştı:

Birincisi Kürt Meselesi ve ona bağlı ortaya çıkan terördü. Son eli yılımızın değişmeyen tek gündemi ve bunca can ve mal kaybı herkesin bilgisi dahilindedir.

İkinci tehdit Cemaat/Cemaatlerdir. Cemaat veya cemaatlerin devletle sorunu daha eskiye dayanır. Devletin kuruluş tarihinden itibaren ve kuruluş felsefesine dayalı bir karşı gelme şeklinde ortaya çıktı.

Yüzyıllık cemaat/devlet kavgası devletin cemaatleri baskılaması birçok olayda görüldüğü gibi darbeler 28 Şubat vb. elde edilen tecrübeler sonucunda büyük çoğunluğu devletin onlara çizdiği sınırlarda kalmaya razı oldu. Bu sınırlar dahilinde kalmak kaydıyla devletle birliktelikte karşılıklı kazançlar da elde edildi. Devlet kendi güvenliğini sağladı, cemaatler de nimetlerden istifade şansına sahip oldu. Tabi devletin bir gözü daima açık olduğu gerçeğini göz ardı etmemek lazım. Şu an her iki kesim de gidişattan memnun ve mesrur durumda.

Gülen cemaati tekil olarak burada sorun olarak karşımıza çıkıyor.

60’lı yılardan sonra herhangi bir cemaat olarak ortaya çıkıyor. Sonra hızlıca büyüyor ve yeni çalışma şekilleriyle avantaj elde ederek diğer cemaatlerin çok ötesinde bir hacme ulaştığını görüyoruz. 1990, 2000 sonrası siyasetle girdiği ilişkilerden sonra elde etiği güç ile artık tehlike olmaya başlıyor.

Devlet ve onu yöneten iktidarlar daha öncelerinden de cemaatle çeşitli ilişki ve mücadele yöntemlerine başvurdu. Fakat cemaat bir türlü gücünü yitirecek şekilde baskılanamadı ve hep daha da güçlenerek çıktı. Bu başarısızlıktaki temel nokta sanırım mücadele şekli ve yönteminin laiklik ekseninde olması. Laiklik ön koşul olunca bütün muhafazakâr camia cemaatin arkasında öyle ya da böyle onu devlete karşı destekliyordu bundan ötürü devlet/iktidarlar bir türlü imha edici darbeyi vurmayı beceremedi. Ta ki muhafazakâr bir iktidar eliyle önce tamamen deşifre edilerek açık alana çekildi veya gelmesine müsaade edildi. Daha sonra girişilen kavgada geriye çekilmesi olanaksız kalınca tamamen açıkta olduğundan daha kolay bertaraf edildi. Halk desteğinden yoksun olması en büyük zaafı oldu. Oysa en büyük gücü halk sanılıyordu. Buradaki handikap muhafazakarın muhafazakarı ekarte etmesiydi ve halk muhafazakar devletten/iktidardan yana zorunlu olarak yer aldı.

2010-2020 arası ve daha da devam edeceği görülen bir zamanda ülke olarak yaşadığımız en büyük iç kargaşa ve detaylar yumağı… Malum olaylar zinciri devam ediyor.

Son bir yılı aşkındır çeşitli neden ve zamanlarda gündeme gelen af yasasında gördüğümüz sonuç cemaat ve Kürtler bu af yasasında kapsam dışında tutulmuş. İnsan hayatı tabi ki her şeyin üstünde bir hakka sahiptir bunda şüphe yok. Ama acı olan şu ki realite bize aynı durumu göstermiyor.

Başından beri izah etmeye çalıştığım gibi devlet kendi egemenlik alanına girme teşebbüsünde bulunanları asla affetmiyor. Yaşam hakkı burada ikinci derecede öneme sahip kalıyor.

Allah’ın şirk suçunu/günahını kabul etmediği gibi devlet de hükümranlığına girme cesareti! gösterenleri affetmiyor.

Kürt meselesi yazının ana konusu olmadığından onu dışarıda bırakarak şunu söyleyebilirim ki: Bugün ülke içinde veya dışında cemaat adına bu konuları dert edinen ya da mücadele etiğini düşünenler bu realiteye göre hareket etmeleri evvela Türkiye’dekiler açısından çok önem arz ediyor. Hesaplaşma naraları atarak dışarıdan kahramanlık yapanlar en çok cemaat iltisakı dolayısıyla hayatları kararan insanlara zarar verdi, veriyorlar. Görünen de o ki vermeye devam edeceklerdir.

Üzgünüm ama olması gereken çoğu zaman olana yeniliyor. Onun için cemaat yönetimi ülke içinde yaşayanları artık özgür iradeleriyle baş başa bırakmalı ve bıraktığını net olarak ortaya koymalıdır. Geride kalanlar devletle bir sulh yolunu bulup hayatlarına devam edecektir.

Özelikle yurt dışında hayatlarını devam edenler söylemlerine dikkat etmelidirler. Her olağan ya da olağan dışı olayı bu konularda suçlu olarak bildikleri kitlelere ilahi bir ceza olarak lanse etmeleri çok sakıncalı ve olayların daha da kangrenleşmesine neden olmaktadır.

Bu alanda sözü zamana ve tarihe havale etmenin en iyisi olacağını düşünüyorum. Yaraya tuz bastırmanın faydası olmayacağı anlaşılmalı artık. Bu kadar acı yetti sanırım. Başka söze gerek var mı?

-Gıyasettin Bingöl

--------------------------------------------------------------------------------------------
Sorumluluk reddi: MFP blogda yazılan tüm yazılar yazarların şahsi
görüşleridir, MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini ifade etmez.
--------------------------------------------------------------------------------------------

15 yorum:

  1. "cemaat ve Kürtler bu af yasasında kapsam dışında tutulmuş." cümlende düpedüz .ıçmışsın. kürt= pkklı demişsin. kürt bu vatanın bir evladıdır. pkk bir terör örgütüdür. doğru cümle fetö ve diğer terör örgütleri.. olacaktıç

    YanıtlayınSil
  2. Kürt bu vatanın hiç bir zaman evladı olmadı,hatta üvey evlat bile görülmedi.şu an siyasetçisinden gazetecsine cezaevinde olan kürtler aynı cemaat üyelerine yapıldığı gibi uydurma terör bahanesiyle tutuluyor.daha bir yil olmadı kürtçe konuştugu için saldiriya ugrayan ya da katledilen sakaryadaki genç..

    YanıtlayınSil
  3. Devleti Allahla eş gören bir zihniyetin hukuk üretmesini beklemek beyhudedir. Niçin devlet içerisinde paralel yapılanmaya hukuk üzerinden vs. bir argüman üretmemiş yazar da aslında hiç bir temeli olmayan Allah da devlet de şerik kabul etmez gibi laflar etmiş? Batılı ülkelerde devlet pek ala şerik kabul ediyor. Fetönün suçu devlete şerik koşmak değil toplumun diğer kesimleri aleyhine gizli bir yapılanmayla devleti ele geçirmeye çalışmaktı. Yani suç devlete değil topluma karşı işlenmiştir. Yoksa sivil toplum kuruluşu olarak veya siyasete girerek şeffaf bir şekilde iktidarı yönlendirseydi veya ortak olsaydı bu pek ala meşru olurdu.

    Yazarın zihniyetiyle hukuk ne fetöcülere gelir ne başkalarına gelir. Türkiye halkının önemli bir kısmı Osmanlı'dan beri bu zihniyete sahiptir ve bu yüzden de Türkiye'ye hukuk gelmez. Bugün de gelmez yarın da gelmez. Türk halkı kendi tercihlerinden dolayı bu şekilde yaşamaya mahkumdur.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Devlette allah da kendine şerik kabul etmiyor demiş. eş gördüğünü nasıl çıkardın. Benzetme yapıyor adam onaylamıyor.

      Sil
    2. Osman kavala da içerde, af onu da kapsamadı. şeffaftı sivil toplum kuruluşu vardı.

      Sil
    3. Evet Osman Kavalanın içeride olması benim yazdığımı destekliyor. Normal bir ülkede içeride olması gerekmiyor. Yaptıklarında gayrı meşru bir şey yoktu. İçeride olabilme nedeni bu toplumun devlete kutsiyet ve GB izem affedip, Allah da devlet de şerik kabul etmez gibi saçmalıklara inanmasıdır.

      Sil
  4. Eşit görmesi gerekmiyor. Konunun Allah'a ne alakası var. Devletle kutsalı yan yana getirmek niçin gerekiyor? Devlet dediğin sen ben bizim oğlan. Yani sıradan insanların, toplumun bir örgütlenmesi. Aynı toplumun başka örgütlenmeleri de olabilir pek ala. Devletin onlara onların devlete saygı duyması gerekir. Yani şeriki olabilirler devletin. Aradaki ilişkileri hukuk belirler. Hukuk devletin hizmetinde değildir devleti denetler. Devleti yönetenler sıradan insanlar. Beceriksiz olabilir yeteneksiz olabilir ahlaksız olabilir. Bir dernek yönetiminden özünde farkı yok. Allah ve dinle ilişkisi nedir tüm bunların?

    YanıtlayınSil
  5. yazar Allah ile devleti bir tutmuş diye yorum yazanlar malmısınız adam sadece bi benzetme yapmış.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Mal değiliz. Bu benzetme niye yapılıyor? Amerika'da Almanya'da Japonya'da böyel bir benzetme var mı mesela? Bu toplum başına gelenleri tercih ediyor Allah da bunları onlara veriyor. Siz istediniz o verdi. Şikayet edecek hiç bir şey yok. Almanya Alman halkı öyle olmak istediği için öyle, Amerika Amerikan halkının tercihlerinin sonucunda bulunduğu yerdedir iyisiyle kötüsüyle. Türkiye de Türk halkının tercihlerinin ürünüdür artısıyla eksisiyle. Sorun şudur ki Türk halkı bu durumu kabul etmek istemiyor sürekli Batı karşısında kompleksle yaşıyor, onlar kadar güçlü ve zengin olmak hatta oralardaki kadar özgürlük ve adalet istiyor ama Türkiye'nin bugün olduğu durum neyse onu olacak şekilde tercihlerde bulunuyor. Bence durumu kabullenin en kolayı bu. Türkiye Türkiye'dir. Bu şekilde olmak istiyor bu şekilde oluyor. Ortada sorun yok, herşey olması gerektiği gibi. Sadece tercihlerinin sonuçlarını olgun bir şekilde kabul etmesi gerekiyor Türk toplumunun.

      Sil
  6. Bizde devlet malesef kutsal tanrı gibi bir varlık. Konuşma dilimizde "nerde bu devlet, Allah devlete zeval vermesin, devlet ne der, vatana devlete hizmet, devlete karşı işlenen suçlar..." gibi termler vardır. Aslında devlet kelimesi yerine "halk, toplum, millet" gibi kelimeler gelmesi gerekir çünkü devlet teşkilatı halkın iş verdiği maaşını ödediği bir hizmetçidir, en azından artık böyle olduğu varsayılmaktadır.
    Eskiden ülke "padişah ve oğullarının malı" idi. Halk da kul, reaya(sürü), ve gerçekte "devlet sahiplerinin" hizmetçisi idi.
    Kutsal devletin aslında dinin de sahibi, yorumcusu ve şekil vereni olduğu fark edilmeli, hem toplum, hem de din gibi toplumun değerleri kutsal devlet putundan kurtarılmalı.

    YanıtlayınSil
  7. Carpitiyorsunuz. Af kapsamina alinmayan Kurtler degil PKK teror orgutudur. Yine, cezalandirilan cemaat, sivil insiyatif veya cami cemaati degil icerisinden FETO teror orgutunu cikaran organize bir olusumdur. Karar yerinde ve dogrudur.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ha evet biz carpitiyoruz. HDP 6 milyon oy aliyor, her mitinginde Ocalan posterleri aciliyor. Yani hemen hepsi PKK'ya en azindan sempati duyuyor, daglarda Suriyede 10 binlerce silahli militani var, cezaevindeki orgut uyesi sayisi 10 bin. Fetoculer 2015 seciminde bir milletvekili dahi sectiremediler, 32 bin kisi fetoden iceride terorist diye yatiyor. Bunlarin hepsi mi orgutun organizasyonunu yapiyor? Herkes biliyor ki bu yatanlarin pek cogu yurdunda kalan 18-20 yasindaki ogrenciler, evinde sohbet yapan ev hanimi ablalar, bunlara para vermis kucuk esnaf, anadoludaki dershanelerinde asgari ucretle ogretmenlik yapanlar filandir. Asil orgut kismi daha 15 Temmuz'dan bile once kacti gitti goz gore gore. Ust duzey is adamlarinin cogu feto borsasi vs bir sekilde yirtti. 17/25 surecinden sonra bile feto adina aciklamalar yapan Huseyin Gulerce gibileri hala bas koselerde fetocu avliyor, 17/25 Aralik'tan sonra saatlerini 17:25'e ayarlayip Can Dundar'a roportajlar veren Devlet Bahceli hukumet ortagi, bu adamlara ne istedilerse verenler, darbenin basindaki generalleri, polis mudurlerini atayanlar Allah affetsin dedi cekildi kenara vs.

      Senin evet zulum yapiyoruz demeni beklemiyorum. Israilliler de Filistinlilere zulmediyoruz demedi ve demeyecek. Sisi Misirinda halk MK'yi terorist olarak goruyor ve her turlu zulmu onayliyor vs. Sizin de farkiniz yok ama bize ve kendine yalan soyleyip kendi basina vicdaninla bas basa kaldiginda onun da bu yalanlara inanmadigina eminim. Ama siyaset ugruna bunlari soylemeye devam edeceksin. Gun gelip akla karanin ortaya kondugu bir zaman geldiginde fetoculere yaptiklari zulumlerin hesabi sorulurken sizlere de sorulur elbet. Bu dunyada oyunlar hesaplar coktur. O yuzden birini karsina alirken oburunu yanina alirsin vs. Ama Allah'in bunlara ihtiyaci yok tum zalimlere zulumlerinin hesabini ayni anda sorabilir. Ayni anda hem Amerika'nin hem Israil'in hem fetoculerin hem Sisinin hem Cin'in hem de sizlerin belasini verebilir. Fetoculerin Allah'in belasini hak etmesi ve sizlerin de onlarin dusmani olmaniz sizlerin Allah'in belasini hak etmediginiz anlamina gelmiyor. Pek ala hep birlikte de hak ediyor olabilirsiniz Allah'in gazabini. Bekleyin kardesim suphesiz cok yakindir Allah'in hesabi.

      https://www.yenicaggazetesi.com.tr/cezaevlerinde-kac-terorist-var-209125h.htm

      Sil
  8. Carpitiyorsunuz. Af kapsamina alinmayan Kurtler degil PKK teror orgutudur. Yine, cezalandirilan cemaat, sivil insiyatif veya cami cemaati degil icerisinden FETO teror orgutunu cikaran organize bir olusumdur. Karar yerinde ve dogrudur.

    YanıtlayınSil
  9. Af meselesi gündeme gelince devletin feto üst yönetimi ile iletişime geçip turkiyede faaliyetinize son verin, bizde sizinkileri çıkaralım gibi bir önerisi olmuşmudur? Olduysa feto ne karşılık vermiştir?
    Böyle bir pazarlığın gerçekleşip gerçekleşmediği ayrı bir analiz konusu ama farzımuhal olsa kim ne tepki verir bir düşünmek lazım.

    YanıtlayınSil
  10. yazı hakkında görüşlerini eleştirilerini dile getiren herkese teşekkür ediyorum.Genel hatlarıyla tenkitler iki noktaya yağunlaşmış görünüyor.Kürt meselesinde kürtleri pkk veya terör ile özdeş gördüğümüz
    diğer bir eleştiri noktası devleti tanrı gibi lanse etmemiz benzetmesi yanlış kabul edildiği eleştirisi
    yazıya konu olan tüm izahlar noktasında kendi durduğumuz yerden bağımsız ve sadece kendimizce gördüğümüz reel durumun fotoğrafını çekmeye çalıştım.bu konularda ben ne düşünüyorum veya nerede duruyorum gerçeğinden bağımsız karşımızdaki sert gerçekliğe işaret etmek istedim.Demokratik hak talepleri veya hukuki arayışlardan kimsenin vazgeçmesini tavsiye değil kim hukuka veya demokrasiye ne kadar inanıyorsa hata varlığını kabul ediyorsa o derece talep ve hak arayışında tabiki bulunabilir bulunmalıdır.Kürt konusu ise her kürt tabiki pkk lı veya terörist değildir.Ama ortada bir sorun var ve bu soruna devletin yaklaşımı beli ona işaret etik o kadar.
    Pişmanlıktan yararlanma yada itirafçılık teşviği yaptığımız eleştirisi tabi her şahıs buna kendince bir bakış sergileyebilir.ama şu sonucu değiştirmiyor oda bugün cemaat ilişkisi dolayısıyla yargılanan insanlara yeryüzünde etkili olabilecek ve sonuçları hukuk zeminine çekebilecek hiç bir etkin güç destek vermiyor ve dolayısıyla bu insanlar yapayanlız ve korunaksızdır. bu noktada en azından olumsuzluğa neden olacak desteklerden vazgeçilse o kitleler açısından daha olumlu sonuç verebilir bu tabi onların özgür iradeleriyle bir karar vermelerine kapı aralamış olur diye ifade edilen bir tavsiyedir o kadar.tekrar teşekürler

    YanıtlayınSil