Allah, 15 Temmuz’da “Cemaate Darbe yapmasaydı” Ne Olurdu? - Münferit Fikir Platformu

SON

16 Aralık 2019 Pazartesi

Allah, 15 Temmuz’da “Cemaate Darbe yapmasaydı” Ne Olurdu?



Evet, gerçekten 15 Temmuz Allah’ın bir lütfu. Kim için derseniz, başta “the cemaat” için… Birileri 15 Temmuz’u kendisi için lütuf olarak görebilir ama gerçekte 15 Temmuz Allah’ın “The Cemaate” yaptığı en büyük lütuftur.

Soralım;

·       Allah’ın bir şeyi vesile yaparak, insanı kötü olmaktan koruması bir lütuf mudur? Evet.
·       Peki, Allah’ın yine bir şeyi vesile yaparak, insanı daha kötü olmaktan koruması bir lütuf mudur? Kesinlikle evet.

Dünyada veya ahirette bir gün gelecek, the cemaatle yolunu ayıran ayırmayan herkes, “Allah’ım bu 15 Temmuz iyi ki olmuş, o günlerde anlamadık ama şimdi anlıyoruz ki, rahmetin bize 15 Temmuz olarak tecelli etmiş” diyecekler.

Şu soruya vereceğimiz cevap: Bu tespitlerimizin ne kadar doğru olduğunu gösterecek:

15 Temmuz olmasa “cemaatin” geleceği ne olurdu?

Bunu bilmek gaybı bilmek değil, bunu bilmek keramet falan hiç değil,
Bunu bilmek, uçuruma yuvarlanan bir arabanın 5 taklada ne hale geldiğini gördükten sonra 14 taklada ne hale geleceğini bilmek gibi bir şey…
Bir gelecek simülasyonu yapalım ve “Eğer olaylar şöyle değil de böyle gelişseydi ne olurdu?” yöntemiyle hadiselere bakalım.  

Bu yöntemi yadırgayacak olanlara da the cemaatin web sitelerinden biri olan hikmet.net’ten bir referans vereyim. (Link)

Bu referanstan sonra sorumuzu tekrar soralım:

15 Temmuz olmasa “Cemaatin” geleceği ne olurdu?

Gelecek Simülasyonu (1) 

17-25 Aralık 
17-25 Aralık the cemaatin hükümete yaptığı darbedir. Bu darbeyle hükümet istifa etmek zorunda kalıyor. Hakkında yolsuzluk iddiası olan herkes yargılanıyor ve hapse giriyor.

Bu hadise üzerinden the cemaat Türkiye kamuoyuna şu mesajı veriyor: Görüyorsunuz bize dokunan yanıyor. Bundan sonra bize dokunacaklar iyi düşünsün. Elimizdeki istihbarat bilgileriyle yargı önüne koyamayacağımız kimse yok.

Türkiye kamuoyu şu mesajı alıyor: The cemaat çok güçlü, devlet içinde kimin ne pisliği var biliyor. Günü geldiğinde bu bilgiyi kullanarak iktidarları bile değiştiriyor.

Bunun sonucunda ne oluyor? 

·       Güce tapanlar, kim güçlüyse onun yanında olanlar çoğalıyor. 
·       The cemaat içinde (verdiği burs ve himmetle cemaatten olmadığı halde menfaati gereği cemaatten görünen) münafık sayısı artıyor.
·       The cemaat devlet içinde daha da güçleniyor,
·       Tam bir Paralel Devlet Yapılanması (PDY) oluyor.
·      

Gelecek Simülasyonu (2) 

30 Mart 2014 Belediye Seçimleri
17-25 operasyonuyla gücünü gösteren the cemaat, her seçimi ülke vitrinini istediği gibi dizayn etme fırsatı olarak görüyor. 

The cemaatin gücünü gören partiler ve onların yerel adayları milyonlarca lira para vererek the cemaat medyasında görünmeye çalışıyor.

The cemaat önde görünmüyor ama ülkede kimin önde görünmesini istiyorsa onu belirleyecek gücü elde etme yolunda emin adımlarla ilerliyor.

30 büyükşehrin 20 ’sinde the cemaatin de desteğini alan belediye başkanları seçimi kazanıyor,

81 ilin 60’ında the cemaate sempati besleyen belediye başkanları şehirleri yönetiyor. Bu şehirlerde the cemaat yöneticilerinin bir dedikleri iki edilmiyor…

Ve sonraki her seçimde the cemaatin gücü katlanarak artıyor.
…   

Artık TC. TÜRKİYE CUMHURİYETİNDEKİ birçok yönetici Hacivat-Karagöz oluyor. The cemaat de onların iplerini elinde tutuyor. 
Bu, tam da the cemaat istediği yönetim modeli. Önde olmayacak ama kimin önde olacağını o belirleyecek. 

TR’de ve dünyanın her yerinde the cemaatin medya gücünü artırmak için verdiği gayretin en büyük amacı buydu.

Şimdi gelelim en önemli noktaya; bu gücü eline geçiren the cemaatin içi ne hale gelecekti.

Gelecek Simülasyonu (3) 

The cemaat dışta ne kadar büyüyorsa, içindeki problemlerde o kadar büyüyordu. The cemaatin bu hali, sonunda duvara toslayacak bir arabanın hızının sürekli artması gibi bir şeydi…

Şu soruyu soralım: The cemaatin büyümesi, içinde hangi sorunları büyüttü.
En başta gelen sorun şuydu: The cemaat büyüdükçe insan kalitesi düşüyordu
.
Kalitenin ne kadar düştüğü hakkında fikir vermek için şu acı soruyu sorayım:

The Cemaat mensuplarının işlemediği hangi günah kalmıştı?

2016 Mayıs ayında cezaevine girene kadar (görenlerden) duyduğum ve şahit olduğum bazılarını yazayım:

·       Topladığımız kurban paralarının bir kısmını bölgelerin ihtiyaçlarına kullandık.
·       “Yapıp da abartmadığımız hiçbir şey kalmadı” dersem abartmış olmam  
·       “Gülen’e (himmet rakamları ve mütevelli sayıları ile ilgili olarak) İstanbul’dan doğru giden bir tane bilgi bilmiyorum” dersem yalan olmaz.
·       Kafir sıfatı olan yalan ve gıybet, en baskın sıfatımızdı,
·       Kızlarla flört eden dershane imamları,
·       Risale-i Nurlara vakıf olmayan il imamları,
·       Dershanede bir kadınla iş bitirirken, ilçe hadimi tarafından basılan öğretmen, 
·       Bankadan kredi çekip ev, araba, arsa alan hadimler,
·       Görünür yerler dışında namaz kılmayan bölgeciler,
·       Kılıyorsa da kıldığı namazı budayıp kuşa çevirenler,
·       Milletin içinde tesbihat yapan, yalnızken selam verince eline tv kumandasını alanlar,
·       Himmet paralarını kendi cebine atanlar,
·       Tek eşli bilinip, çok eşli olanlar,
·       Maaş ve tazminat hesapları yapanlar,
·       Tayini çıkmasın veya istediği yere çıksın diye torpil arayanlar vardı… 
·       (Tabi hepsi böyleydi demekten Allah’a sığınırım. Ama the cemaat büyüdükçe böyle olanların sayısı da artıyordu. Bu da bir gerçekti.)

Eğer the cemaat “gelecek simülasyonunda” gösterdiğimiz gibi büyüseydi, şu örneğini verdiğim günahların/sorunların/içte bozulmaların ne kadar büyüyeceğini varın siz tahmin edin…

Final cümlem şu:

Allah the cemaate rahmet etti. 

Onu daha kötü olmaktan, kendisine ve başkalarına daha fazla zarar vermekten korumak için ona darbe yaptı.

“Darbeyi kim yaptı sorusunun” en net ve en doğru cevabı: Allah’tır
Öncelikle bu darbeyi kime karşı yaptı sorusunun da en net cevabı: The cemaattir.

The cemaat mensupları da bana hak verecekler. Çünkü onlar “cemaatken” her şey Allah’tan diyorlardı. “The cemaat” olunca, her şey AKP’den oldu.

(Gülen şu linkte “her şey Allah’tandır” derken, bu linkte de başımıza gelen kötülüklerde “acaba biz bir halt mı karıştırdık demeliyiz” diyor.) 

Evet, ben de bütün zerrelerimle iman ediyorum her şey Allah’tandır ve biz, bir değil birçok halt karıştırdık. 

Şimdi tek tek bakalım 15 Temmuz kimin için nasıl rahmet olmuş:

Gülen için: Genişleyen tabanı kontrol edemeyen bir liderdi. Cemaati cemaat olmaktan çıkmış paralel devlet olmuştu. Ama hala şehri, köy gibi yöneten bir muhtar gibiydi. 

Cemaatin paralel devletinde; 
·       Yazılı kurallar (Anayasa),
·       Kuvvetler ayrılığı,
·       Muhalefet,
·       Danıştay,
·       Sayıştay,
·       Yargıtay varî (gücü frenleyen, onu denetleyen, ona hesap soran) bir yapılanma yoktu.

Her şey ama her şey (çoğunluğu itibarıyla) hadim denen liyakatsiz yöneticilerin ağzından çıkacak sözlere bağlıydı. Gülen’e abartılı bilgiler vererek ona şirin görünme ve yerlerini koruma derdindeydiler. 

Bu hale gelmiş yöneticilerin lideri olarak Gülen, bilerek-bilmeyerek aldanan ve aldatılan bir lider olmuştu.   

The Cemaat mensupları için: Daha kötü olmaktan kurtuldular. Daha kötü olmaktan kurtulmak da rahmettir. Bir kazada kolun kırılmasıyla, kırılmadık yerin kalmaması arasındaki fark büyüktür.

Mazlumlar ve Mağdurlar için: Eğer bu kişiler Allah’a ve ahirete gerçekten iman ediyorlarsa en büyük rahmet bunlar için oldu. Çünkü Allah, aldığını daha büyüğü ve değerlisiyle verendir.

Adına mazlum ve mağdur dediğimiz kişiler, yarın ahiretten dünyaya baktıklarında dünyada yaşadıkları zor günler için “iyi ki yaşamışım” diyecekler.

Bu yazdıklarımın hadisten referansını okumak isteyenler şu hadis ve benzerlerine baksınlar: “Allah hayrını dilediği kimseye, –günahlarına kefâret olsun diye– musibet verir. (B5645 Buhârî, Merdâ, 1)” 

Kur’an’dan referansını okumak isteyenler de Bakara 214’e bakmanın yanında bir de Kehf sûresinde Musa-Hızır kıssasına baksınlar.

O kıssada, the cemaat hali tam da Hızır tarafından delinerek zarar verilen gemiye benziyor (Kehf sûresi 71). Hızır o gemiyi delmeseydi, zalim sultan o gemiye el koyacaktı. Burada zalim sultan: The cemaatin içindeki ve dışındaki insî şeytanlar…

(Bu kıssada, Allah’tan geleni icra makamında olan) Hızır’ın verdiği zarar, gemide olanları daha büyük bir zarardan korudu.

Sözün özü: Allah birçok hata ve günahına rağmen the cemaate rahmet etti ve onları daha kötü olmaktan ve daha fazla zarar vermekten kurtardı.

The cemaate bulaşan her insan bugün olmasa bile yarın şu sözü söyleyecek: Beni daha kötü(lerle birlikte) olmaktan koruyan Allah’a hamd olsun… 

 -Deniz Tavacı

--------------------------------------------------------------------------------------------
Sorumluluk reddi: MFP blogda yazılan tüm yazılar yazarların şahsi
görüşleridir, MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini ifade etmez. 
--------------------------------------------------------------------------------------------

3 yorum:

  1. Sayın Deniz Tavacı, cemaatinizin düştüğü durum ile ilgili olarak, cemaatinize mensup insanların ekseriyetinin başkalarını suçlama yolunu sizin tercih etmeyip, bir özeleştiri yapabiliyor olmanızı çok değerli buluyorum. Fakat özeleştiri yaparken sıraladığınız yanlışlar, genelde bireysel hatalardan ibaret olup o kadar yüzeysel ki, sizin asıl sorununuzu ifade etmekten çok uzak kalıyor. Gülen'in yanlışı olarak da, çok büyüyen yapıya yeterince hakim olamamak ve kandırılmak/yanıltılmak gibi asıl yanında çok masum kalan gerekçeler öne sürdünüz.
    Sayın Tavacı, günümüz ehl-i sünnet itikadına bağlı ve insaf sahibi bir çok ilim ehli insan, Gülen'in itikaden sorunlu, hatta söyleyen insanı dinden çıkaracak sözleri bulunduğunu söylediler. Cemaatiniz tarafından din adına bir çok yanlışlar yapıldığını belirttiler. Siz bu iddialar karşısında dönüp "ya bir dakika bunlar çok vahim iddialar, bu işin aslını bir araştırayım" diyeceğinize, "bizim abilerimizin bir bildiği vardır, böyle değildir." diyerek, adeta gözünüze at gözlüğü takarak, ya da "bizi çekemiyorlar o yüzden böyle konuşuyorlar" peşin hükümleri ile bu adamın peşinden gitmeye devam ettiniz. Cemaat olarak ehl-i sünnet itikadına kimsenin veremeyeceği kadar büyük zararlar verdiniz. Allah size cezanızı bu dünyada verdiği ve size gerçekleri görmeniz için bir fırsat tanıdığı için ne kadar şükretseniz azdır. Dua edin de hesabınızı bu dünyada halletsin, ahirete bırakmasın da bir an önce doğru yolu bulasınız.

    YanıtlaSil
  2. “Darbeyi kim yaptı sorusunun” en net ve en doğru cevabı: Allah’tır."

    Allah'a iftira atma.

    15 Temmuz'da Gölbaşında 51 polisimizi şehit eden alçak fetöcü pilot Müslüm Macit senin mantığınla ahirette "Allah'ım darbeyi sen yaptın. Onları sen şehit etsin" desin ve kurtulsun öyle mi?

    15 Temmuz'u hayra yormak ve Allah'a iftira atmak ancak şeytani bir akılla mümkündür. Bazı şeyler hayra yorulmaz. Kendisi de, başı da, ortası da, sonu da şerdir. Mesela bir tecavüz hayra yorulamaz. Sen bu şeytani mantıkla tecavüz edilen bir çocuğa bile bu tecavüzde güya bir hayır bulabilirsin. Hatta belki Allah'a bile bu olayda iftira atabilirsin.

    15 Temmuz'da hiç bir hayır yoktur. Her şeyi yaratan Allah'tır. Amma 15 Temmuz'un suçlusu Allah değil FETÖ'dür. 15 Temmuz'un kendisi, başı, ortası ve sonu tamamen şerdir. Hayra yorulamaz. 15 Temmuz'u Allah yaptı diyerek Müslüm Macit, Kemal Batmaz gibi fetöcüler aklanamaz.

    YanıtlaSil
  3. Allah' tan habersiz yaprak bile kıpırdamaz. Darbe'yi Gülen' in onayıyla onun kurduğu mahrem yapı tetiklemeye çalıştı.Allah Gülen'in hiçte gülmeyen o iğrenç yüzünü 2009' dan beri gösteriyordu da görmüyordu kimse. O finalde artık gözüne perde inmamişler hariç herkese gösterdi. Hala gözünde perde olanlar ve devlet zulmü yüzünden yurtdışına kaçmış ve perdeyi açarsa yapayalnız kalacak mülteciler hariç.

    YanıtlaSil