KHK ve FETÖ/PDY Davaları Mağdurlarına Dair Bir Manifesto - Münferit Fikir Platformu

SON

19 Kasım 2019 Salı

KHK ve FETÖ/PDY Davaları Mağdurlarına Dair Bir Manifesto



Biz bu manifestoyu imzalayan insanlar olarak Gülen cemaatinin merkezinde (Fethullah Gülen'in liderliğinde) bir “organize suç örgütü” olduğunu görüyoruz. Bu örgüt 15 Temmuz’a karışıp insanların ölümüne sebep oldukları için FETÖ şeklinde de adlandırılmaktadır. Bu örgütten devlet kurumları içerisindeki (özellikle Askeriye, Emniyet, İstihbarat, Adliye’deki) ve 15 Temmuz darbe girişimi ile alakalı suçlarından dolayı hesap sorulmasını istiyoruz.

Bununla beraber devletimizin maalesef Terör Örgütü tanımını çok geniş yorumladığını ve içerisine çok sayıda masumu doldurup, bu insanları çok zor durumda bıraktığını düşünüyoruz. FETÖ/PDY davalarında cemaat okuluna çocuğunu göndermek, sohbete gitmek, bağışta (himmet) bulunmak, üniversitede cemaat evlerinde ya da yurtlarında kalmak, Bank Asya’ya para yatırmak, sendikaya üye olmak, Bylock uygulamasını kullanmak gibi aslında doğrudan suç delili olmayan ve bu yapının “hususi-mahrem” değil, görünür tarafını cezalandıran unsurların kullanılmasının büyük mağduriyetlere sebep olduğunu gözlemliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanının “tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet” şeklinde özetlediği görüşe geri dönülmesi gerektiğine ve suç işleyen ve işlemeyen ayrımının adil bir şekilde yapılması gerektiğine inanıyoruz. Gülen cemaatinin tabanını oluşturan öğretmenler, esnaflar, öğrenciler, memurlar, ev hanımları yerine kadrolaşma, adam kayırma veya bezdiri (mobbing), usulsüzlük, iftira, tehdit, şantaj, görevini kötüye kullanma gibi suçları planlayanlara, işleyenlere ve bunları azmettirenlere ceza verilmesi gerekirdi. Hala bu yanlışlardan dönülmesi için çok geç değil diye düşünüyoruz.
Cemaat tabanındaki insanların büyük kısmı, köylü, işçi, esnaf veya orta direk anne-babaların küçük yaşlarda ahlaklı ve iyi insan olmaları için cemaatlere teslim ettiği çocuklarıdır. Tevil ve tedbirle eğitilmiş, şefkat tokadıyla korkutulmuş ve “altın nesil” olacakları iddiası ile motive edilmiş bu gençlerin iyi niyetleri kötü niyetli insanlar tarafından suistimal edildi. Bunun bedeli çok ağır şekilde ödendi. Bireysel olarak suç işlememiş ve yaptıklarını dini saiklerle yapmış olan ama ceza gören mağdurların mağduriyetlerin giderilmesi sadece mağdurların hayatları adına iyi olmayacak, aynı zamanda devletimizi FETÖ diye adlandırılan suç örgütü ile mücadelede doğru ve efektif bir yola sokmuş olacaktır.
Yine aynı şekilde çok basit bir şikâyet ile görevlerinden savunmaları alınmadan atılan KHK’lıların Gülen cemaati bağlantısı olsun olmasın eğer suç işlediklerine dair somut delil bulunmuyorsa görevlerine iade edilmeleri gerektiğine inanıyoruz. Bu kişiler sadece işlerinden olmadılar; aynı zamanda başka işlere girmelerine de izin verilmedi, ülke onlar için bir açık cezaevi haline getirildi. Beraat alanlar bile çoğu itibariyle işlerine iade edilmediler, pasaportları geri verilmedi. Artık ülkemizde bir kangren halini almış KHK probleminin bir an önce çözülmesini istiyoruz. Daha genel olarak ve ülke refahı açısından, KHK mağduriyetlerinin ülkemizdeki yetişmiş insan kaynaklarına ciddi bir hasar verdiğini düşünüyor ve ülkenin ilerlemesi yolunda büyük bir felaket olarak görüyoruz. Bu yanlış uygulamalar, sadece KHK’lılara değil, tüm topluma zarar verecek bir büyük bir problemdir. Mağduriyetlerin giderilmesi de sadece KHK’lıların değil, tüm ülkenin menfaatine olacaktır.
Devletimize sesleniyoruz: FETÖ denilen suç örgütünü bitirmek istiyorsanız lütfen Gülen cemaatini dini bir yapı olarak görün (cemaatinin yakın zamana kadar dini bir yapı olarak görüldüğünü ve Sayın Cumhurbaşkanı da dahil olmak üzere toplumun hemen kesiminden destek gördüğünü unutmayın), dini saikle faaliyet gösterenlere ve KHK’lılara yapılan haksızlıklara son verin. Kaldı ki haksızlıkları gidermek, adaleti tesis etmek, devletin en önemli sorumluluğudur. Aynı derecede önemli olarak: masum suçlu ayırımının yapılmaması mağduriyetlerin oluşmasının yanı sıra--asıl suçlu olan--suç örgütünün de işine gelmektedir. Lütfen KHK mağdurlarını ve FETÖ/PDY davalarındaki suçsuz olan tabandan olan mağdurları artık dinleyin, anlamaya çalışın; mağduriyetlere son verin, hatta gönüllerini kazanın, kucak açın. Onlar devlet yöneticilerinden daha fazla kandırılmış durumdalar, ama tepelerine çöküldüğü için neye uğradıklarını şaşırdılar, çok ama çok zor durumdalar. 15 Temmuz sonrası süreç çok yanlış gitti ve çok uzun sürdü kanaatimizce. 
Zaman artık yanlışlıklardan dönmek, adaleti sağlamak, barışmak, diyalog kurmak ve yaralarımızı beraber sarmak zamanıdır. Bu manifestomuzun bir diyalog zeminin açılmasına ve mağduriyetlerin giderilmesine vesile olmasını diliyoruz. 
Manifestomuzu devletimize ve tüm Türkiye kamuoyuna arz ediyoruz.

İmzalamak için Tıklayınız




3 yorum:

  1. Geliştirilebilir bir menifestoydu...
    Eleştrilerim:
    1- Metin daha tarafsız bir dille yazılabilirdi. Biraz hükumet yanlısı yazılmış. Unutmayın ki birçok insan AKP’yi; yöntem ve ideoloji benzerliklerinlerinden dolayı (örneğin adam kayırma, linç, ayrımcılık, devlet kurumlarını baskı aracı olarak kullanmak, siyasal islamcılık vb) FETÖ tipi bir yapılanma olarak da görüyor.

    2- Manifesto yayınlanış itibariyle münferit zihniyete ters gözüküyor. Her KHKlının kendi manifestosunu yazabileceği bir şekilde tasarlayabilirdiniz bu olayı. Örneğin manifestoyu kısıtlanan temel hak ve özgürlükler üzerine kurgulayıp YYK ya ait metni de paylaştıktan sonra “reasons for signing” kısmında herkesin kendi manifestosunu koymasını isteyebilirdiniz.

    3- Ruşen Çakırın manifestoyla ilgili haberi biraz çirkin. Ruşen bey insanların kendisini referans gösterirken “eski islamcı Ruşen Çakırın haberine göre” demesini ister mi acaba? Yalan haber yapmış oldu ayrıca kısa süreliğine ve de münferiti Gülenin borazanı Emre Usluya malzeme yaptı. Uslu “taban da tavan da hedefte” diyerek cemaatin özgür iradesine çöreklenmeye devam ediyor. Olaylara at gözlüğüyle bakarak yazmaya devam ediyor organik bağı olmayan Emre. Bu arada şecaat arzederken sirkatin söyleyen adam gibi ama farkında değil herhalde...Ya da kendisinin cemaatin zirvesi yada arasında yada üstünde olduğunu kastediyor-- hükümetin örgüt şemasında da belirttiği gibi.

    Bu da benim manifestom mesela ve bence daha az “loaded”. Kolay gelsin.

    1- Başlangıçta sivil toplum kuruluşu olarak ortaya çıkan Fethullah Gülen ve yapılanması başta mevcut Başkan Erdoğan olmak üzere toplumun hemen hemen her kesiminden destek görmüştür.

    2- Gülen zaman içerisinde toplumun bu takdirini kötüye kullanmış ve de siyasi bir aktör gibi davranarak devlet yapılanması içerisinde, mümkün olduğunca herkesi de kullanarak, toplumun bu kredisini KENDİNİ VE CEMAATİNİ GÜÇ SAHİBİ YAPMAK adına kötüye kullanmış ve de tüketmiştir.

    3- Gülenin SİYASİ GÜÇ ELDE ETME emelleri, kendisini takip edenlerin çoğunluğu dahil, toplumun geneli tarafından çok geç farkedilmiştir. Toplumun geneli ve Güleni takip eden birçok insan bizzat Gülen tarafından ALDATILMIŞTIR bu hususta. Hatta bu aldanmışlık bizzat Başkan Erdoğan tarafından da ifade edilmiştir.

    4- 15 Temmuz günü yaşananlar; uzun zamandır devlette kendisini söz sahibi yapmaya çalışan Gülen ile Erdoğan başkanlığındaki devlet yapılanması arasında geçen bir mücadelenin sonucudur.

    5- 15 Temmuz sonrası yaşananların SEBEPLERİ üzerinde tarafsız araştırmalar yapılmasını isiyoruz. Biz KHKlılar olarak da bu sebeplerin aydınlatılması adına gayret göstereceğimize söz veriyoruz.

    6- KHKlıların bildikleri hususlar konusunda konuşmasının devlet kurumları tarafından SUÇ İŞLEMENİN İTİRAFI olarak nitelendirilmesini YANLIŞ ve TARAFLI buluyoruz.

    7- Aynı şekilde, KHKlılardan bildiklerini söyleyenleri KAFİR olarak niteleyen Fethullah Güleni de KINIYORUZ. Yine KHKlıları doğruları söylemeye teşvik etmediği için Güleni bir kez daha KINIYORUZ.

    8- Fethullah Gülen ve de Gülenin 15 Temmuz sonrasındaki destekçileri BİZ KHKLILARI HİÇBİR ŞEKİLDE TEMSİL ETMEMEKTEDİR. Fethullah Gülene BİZ KHKLILAR ADINA KONUŞMAMASI çağrısında bulunuyoruz. Konuşacaksa da TOLUMSAL BARIŞI TESİS EDEBİLECEK ÜSLUPTA ve YAPICI konuşmalar yapmasını tavsiye ediyoruz.

    9- Yasalara göre herhangi bir suça karışmamış KHK mensuplarının derhal serbest bırakılmasını istiyoruz. Ayrıca KHKlılardan suça karışmamış olanların suç sicillerinin YASAYLA temizlenmesini istiyoruz. Yine KHKlıların iş başvurularında kendilerine ayrımcılıkta bulunulmaması için tedbirler alınmasını istiyoruz.

    10- Kısaca KHKlılar olarak ADALET, ÇALIŞMA ÖZGÜRLÜĞÜ, ve de ONURLU BİR YAŞAM istiyoruz.

    YanıtlaSil
  2. Yukarida ki yanita katiliyorum.
    Bende Gulen ve ekibinin arizalari olduguna inanmakla beraber, bu magdurlarin olusmasinda en buyuk menfaati RTE devsirdiginden dolayi ona yalvaran bu sekilde bir manifesto cok yanlis.

    Manifesto su sekilde olmas lazim.

    bu son 6 senedir olan olaylardan sonra ortada ezilen magdur edilen bir KHKlilar ve cemaat mensubu oldugu icin ezilen insanlar var.

    Bu insanlarin magduriyetleri giderilsin.
    Bu insanlarin yapilan suclarla isnat edilen suclarla uzaktan yakindan alakalari yok.

    Devlet 15 temmuzu kim yaptiysa ondan hesap sorsun kim soru caldiysa ondan hesap sorsun.
    Insanlar sirf bankaya para yatirdi, okula cocuk gonderdi. muhalefet edip AKP yi elestir diye hapsedilmesin zulum gormesin.
    bunu yapmak devletin eliyle zulumdur.
    bunu durdurun.

    denmesi lazimdi.

    Evet bende Gulen'in ekibinin arizasini kabul ediyorum ama
    KHKlilara yapilan zulum onlarin suclari ile ilgili degil.
    Teror taniminin genis tutulmasindan da degil

    Bu tamamen RTE nin isine geldigi icin yaptigi zulum.

    Bu noktada Enes Kanterin imza kampanyasi daha cok mantikli

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dostum iş mantıkla ilerlerse 2019 yılında hala içerde 30 bin insan olup binlercesi de kararı beklemezdi.

      RTE değil Türk halkını ikna etmen gerekiyor. manifestoda zaten khklılar suçsuz diyor. suçlu olanların üzerine gidilsin deniyor. Ama sıkıntı şu siz örgütlü bir suçta sadece suçu doğrudan işleyeni sorumlu tutuyorsunuz. örgütlü suçlarda tüm örgüt sorumludur. burada tüm örgütün içine giren gülenin devleti ele geçirmek için her türlü suçu işlediğini bilen kişilerdir.

      rte gülencilerin asla vazgeçmeyeceğini bildiği için bunları atıp kendi adamları alayım dedi, çok haksız da sayılmaz DARBEYE RAĞMEN hala hocaefendi diyorlar, yok şöyle yok böyle buz gibi ortada her şey.

      halkta fetöye tavır koymadan yapılan her söyleme gıcık oluyor.

      biz suç işelemedik kim soru çalmışsa onu içeri at demek BOŞ bir söylem

      niye boş çünkü en darbeci en gülenci biri de aynını diyerek bu söylemi beş para etmez hala getirdi, bunu diyene artık takiyeci fetöcü diyorlar, o yüzden farkını koyman lazım, kim soru çaldı demeye gerek yok belli işte Gülen ve etrafı tam bir çete,

      türkiye pratiğini bilmeden teorik konuşuyorsunuz. halkı ikna etmen lazım, halk zaten FETÖ diyor, RTE uydurduğu bir şey değil bu halk fetö diyor. Arınç gibi KHK faciadır derseniz linç ederler, arınçı rte mi linç etti yoksa kamuoyu mu?

      Khklılar hayallerde yaşıyor nerden khklı olduysam zaten, khklıların çoğunun imzasını atacağı bildiri ben size diyim mi

      "lan biz suçsusuz eşşek gibi iade edeceksiniz" bunun altında ben çok imza toplarım. hatta isa böyle bir bildiri atsa kahraman ilan ederlerdi.

      Sil