Avrasyacılık Üzerine Mülahazalar (1) / Kim Bu Ergenekoncular ? - Münferit Fikir Platformu

SON

13 Ağustos 2019 Salı

Avrasyacılık Üzerine Mülahazalar (1) / Kim Bu Ergenekoncular ?




GİRİŞ  :

            Tanım olarak Cemaatin baş düşmanları olarak kabul edilen ve 2007 yılında cemaat tarafından operasyon düzenlenerek zuhur eden karanlık yapılardan biri gibi görülen, Özel Harp Dairesine bağlı olduğu iddia edilen  “Ergenekon Terör Örgütü” isimli örgüt aslında var olmayan ama aynı zamanda olaylar örgüsü üzerinden var olan bir örgüttür. Türkiye Cumhuriyeti’nde uzun zamandır süren bir takım karanlık olaylar zincirinin varlığı ele alındığında bunu cemaat mi yaptı Ergenekon mu yaptı sorusu hep akla gelmiştir. İki yapı da birbiri üzerinden bu durumu değerlendirmektedir. Aslında Ergenekon’un varlığı veya yokluğu hukuki, jeostratejik ve siyasi olarak değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Ergenekon, şüphesiz Gülen cemaati içerisindeki herkesin abilerinden çokça dinlediği, kötülerin kötüsü olarak tanımladıkları, hatta kendi yaptıkları bazı olayları bile üzerine yıktıkları bir sözde şeytandır. Bu yazıda bunu değerlendirmeye çalıştık.
HUKUKİ BOYUT   :
Cemaat tarafından yıllarca dile getirilen daha sonra polis ve savcı marifetiyle operasyon yapılan ismine Ergenekon Örgütü dedikleri bu yapı için öncelikle hukuken ortaya konulamayan şeylere bir bakmak gerek.  Bir grubun örgüt olması için şu şartlar vardır. “Hiyerarşik yapı (Emir alan, emir veren)”, “Elverişlilik (Bir para sistemi veya hedef suçu işleyecek imkan)” “Suç işleme amacı (para aklama, dolandırıcılık  veya silahlı eylem yapma…vb)”, “Süreklilik (Daha önce eylem yapmış ve yapmaya devam ediyor olması).(TCK md. 220/1 ve TCK md. 314) Bu dört unsur içerisinden  “Suç işleme amacı” unsuru  silahlı eylem olduğu zaman bu örgüt terör örgütü olarak kabul edilir (TMK md. 7/1.) Yıllarca cemaatin ısıtıp ısıtıp önümüze koyduğu Ergenekon Terör Örgütü denen bu örgütün varlığı için öncelikle şu sorulara cevap verilmelidir. 
·       Hiyerarşik Yapı: Ergenekon terör örgütünün emir verenleri kimdir? 
·       Hiyerarşik Yapı: Ergenekon terör örgütünün emir alanları kimdir?
·       Elverişlilik: Ergenekon terör örgütünün para sistemi nasıl çalışır?
·       Suç İşleme Amacı: Ergenekon terör örgütünün silahları nerededir?
·       Hiyerarşik Yapı: Ergenekon terör örgütünün lideri kimdir?
·       Hiyerarşik Yapı: Ergenekon terör örgütünün tepe kadrosu kimlerdir?
·       Elverişlilik: Ergenekon terör örgütünün yapılanma biçimi nedir. 
·       Süreklilik: Ergenekon terör örgütü daha önce hangi suçları işlemiştir ve daha hangi suçları işleyebilir. (TMK 7/1, TCK 220-314 maddeleri.)

Bu sorulara cevap verilmeden bir terör örgütü ortaya konamaz. (Yargıtay 6.CD - Karar: 2016/5163) O halde Ergenekon terör örgütü müdür? Hatta Ergenekon diye bir örgüt var mıdır? 2007’de Ümraniye’de (http://www.milliyet.com.tr/gundem/her-sey-isimsiz-ihbarla-basladi-2231575) ve 2009’da Sincan’da https://www.internethaber.com/ergenekon-yine-soke-etti-174408h.htm)  başlayan süreçte tüm bu sorular atlanarak direkt silah üzerine yoğunlaşıp, bombalar çıkartılıp bunu Ergenekoncular saklamış diyerek operasyon başlatılmıştır. Cemaat tarafından kutsal görülen ve Zaman Gazetesi, STV gibi yayın organlarıyla tam destek verilen bu biçimde başlatılmış bir operasyon ile terör örgütü ortaya çıkarmak bir hayli zordur ve içerisinde yanıltma olma ihtimali çok yüksektir. Zaten bu olayların birçoğu da yanıltmadan ibarettir. Ümraniye bombalarının bulunmasında yaşanan durumu bizzat tanıdığım bir emniyet müdürü arkadaşımın dilinden aktarıyorum. 

Öncelikle gittiğimiz evin her tarafını iyice aradık ancak ne bir silah ne de bir bomba bulamadık. Artık aramayı sonlandırmak üzere dışarıya çıktık. Aramayı yapan polis memurlarının bir kısmı yine o dönem komiser olan bir arkadaşımla ortadan kayboldu. 10 dakika sonra koşarak geldiler ve üst katta bombaları bulduk dediler. İçeri tekrar girdik bir sandık içerisinde güzelce paketlenmiş ve odanın tam ortasında bombalar duruyordu. Hayretler içerisinde kaldık. Durum tutanak altına alındı ve faaliyet tamamlandı. Şu an bu bombaları bulduk diye gelen arkadaşların hepsinin FETÖ irtibatı tespit edildi ve yargılanmaktalar.

Klasik bir cemaat mensubuna Ergenekon Terör Örgüt lideri kim deseniz birkaç dakika düşünüp herhalde “Doğu Perinçektir” diye cevap verecektir. Lakin Perinçek örgüt lideri olarak yargılanmamıştır. Diğer soruları sorsanız da “bu gizli bir yapılanma bilinmiyor” cevabını alırsınız. Ama tabii ki bu durum ortada hiçbir şey yok demek değildir.  Ancak önce basit bir kıyaslama yapalım. Fetö bir terör örgütü müdür?

·   Hiyerarşik Yapı: Emir verenler Pensilvanyadaki mollalardan itibaren aşağı doğru yapılanmada bulunan imam, öğretmen, belletmen (yapı içindeki unvanları) unvanlı kişiler. (Birçok isim bellidir).
·  Hiyerarşik Yapı: Emir alanlar öğrenci, cemaat, talebe (yapı içindeki unvanları) unvanlı bir kısmı devlet içerisinde bulunan kod ad sahibi bir kısmı ise sivil hayatta bulunan kişiler. (Birçok isim bellidir)
·  Elverişlilik: Para sistemi himmet burs adı altında yine silsilelerle çalışır. Ayrıca bağlı kurumlardan gelirler vardır. Bunların yanında üyeleri arasında devlet memur, asker, polis mevcuttur ve bu durumda devlete karşı suç işleyebilecek elverişli bir yapısı vardır. 
·  Suç İşleme Amacı: 15 Temmuz’a kadar herhangi bir silahlı eylem ve faaliyeti tespit edilmemiştir.
·  Hiyerarşik Yapı: Örgüt lideri Fethullah Gülen’dir.
·  Hiyerarşik Yapı: Tepe kadrosu Pensilvanyadadır ve ülkelerin imamlarıdır.
·  Elverişlilik: Yapılanma biçimi, hücre, bölge, esnaf ve mahrem yapılanmadır.
·  Süreklilik: 17/25 ve Mit Tırları olayı gibi silahsız ve devlet gücünü örgüt amacı için kullanma eylemleri mevuttur
Görüldüğü üzere ortaya konulan bu bilgiler hukuki olarak bir örgütü saptayabiliyorken (kim bu örgütün içinde? kim bu yapıyı dini bir cemaat olarak görüyordu? kim gizli gündeminden haberdardı oraya da bakılacak) Ergenekon için bunların hiçbiri ortaya konamamaktadır.  O halde şunu diyebilir miyiz? Cemaat hayali bir örgüt üretmiştir. Bunu kısmen söyleyebiliriz.  Peki cemaatin mücadele ettiği nedir? Aslında bu bir zihniyet savaşıdır. Avrasyacılık ve NATOculuk savaşına cahil ve kandırılmış insanları alet ederek yapılan bir mücadeledir. 
JEOSTRATEJİK BOYUT :
1991 yılında Sovyet Rusya’nın dağılmasıyla birlikte NATO’nun planı Rusya’yı çevrelemeydi (Amanov Shatlyk, ABD ve Türk Dünyası: Washingtonun Türk Dünyası Politikasını Anlamak İçin Bir Çerçeve Denemesi, Avrasya Etüdleri 51/2017-1 sf 68,69). Özal dönemine gelen bu olaylar sonucunda Türki Cumhuriyetleri kapma girişimine yönelen ABD ve NATO Türkiye’de ortaya çıkan ve son derece popüler olan Reformist İslamcı ılımlı ve herkesi kucaklayan Gülen Cemaatinin “Cizvit” zihniyetiyle Türki Cumhuriyetlerde okullar açmasına ön ayak oldu. Gülenin mucizeler olarak anlattığı ve nice çileler sonucunda birden Türki Cumhuriyetlerin Başkanlarının rüyasında evliyaları, peygamberleri görüp bundan sonra cemaatte okul için izin vereceğini açıklaması aslında ABD’nin Rusya’yı çevreleme ve Türki Cumhuriyetleri okul açılması için ikna etmesinden başka bir şey değildi. Daha sonra ise hastalık bahanesiyle Gülen’i ABD’ye yerleştirip dünya önüne bir barış peygamberi olarak sunup bu yapılanma ile Rusya’yı çevirme girişimini pekiştirdiler. Uluslararası İlişkilerde iki kutuplu gevşek sistem olarak tanımlayabileceğimiz bu durum özetle merkez devletlerin (ABD ve Rusya) diğer çevre devletleri (Türkiye, Özbekistan, Tacikistan, Gürcistan, Ukrayna, Bosna, Sırbistan...vb) kapma yarışıydı. Gülen cemaati işte böyle büyümüştü. 
Orta Asya’da ve Bazı Asya Ülkelerinde Mevcut Cemaat Bağlantılı Okullar

Ülke Adı
Sayısı
Kazakistan
29 okul.
Tacikistan
13 okul.
Kırgızistan
12 okul.
Türkmenistan
20 okul.
Özbekistan
1 okul.
Afganistan
4 okul.
Pakistan
6 okul, 1 kültür merkezi.
Hindistan
3 okul, 1 dil okulu.
Nepal
1 okul.
Bangladeş
4 okul.
Moğolistan
4 okul.
Tablo -1-  (Ergil Doğu, 100 Soruda Fethullah Gülen ve Hareketi)
-->
Şunu kabul etmek gerek ki bu cemaat NATO’cu ve ABD’ci kanadı hala temsil eden ve benimseyen bir yapıya sahiptir. TSK’da bile Cemaatçi subaylar çok fazla yurtdışı kurs ve eğitime gönderilen özellikle NATO temsil görevlerinde başı çeken kişilerdir. Kısaca NATO’cudur. Özal’dan Demirel’e kadar hatta Ecevit dahil devlet başkanlarının bu cemaati sahiplenmeleri ve büyümesi için çalışmaları NATO projelerinin etkisinden başka bir şey değildir. ABD’nin Ergenekon davalarındaki tutumu ise gayet nettir ve bunu bir devrim olarak görmektedir. (Fuller Graham, Türkiye ve Arap Baharı, 2016, sf 115-128).Öte yandan cemaati ve faaliyetlerini yere göğe sığdıramamaktadır. 
ABD’nin korktuğu şey ise Rusya’nın kendisi değil yine 1990’lı yıllarda ortaya çıkan Avrasyacılık ideolojisidir. Avrasyacılık tanım olarak küreselleşme karşıtı bir düşüncedir. Çünkü küreselleşme ABD’lileşme demektir. Küresellik adına yapılan tüm şeyler ABD kültürünün empoze edilmesidir. Bu kapsamda devletlerin içerisinde bulunan eski ruhlar mezardan hortlatılmalıdır. Mesela Türkiye’de Osmanlıcılık, muhafazakarlık, İran’da Şia, Çin’de konfüçyus tekrar bir numara olmalıdır. Avrasyacılık sanıldığının aksine bir “Allahsız komünist” istemez. Türkiye gibi ülkelerde bu durum başta anlaşılamadığından eski Sovyet Rusya artığı Perinçekgiller o dönem komünist olarak davranmışlardır. Ancak şu an özellikle Dugin’in çabalarıyla Doğu Perinçek neredeyse Ak Parti vekili ve Osmanlıcılık temsilcisidir. Klasik cemaatçilere göre Ak Partiyi kandırdığı söylenen ve bir gün ansızın darbe yapacağı düşünülen Perinçekçiler de ortaya çıkan davranış değişikliğinin ana nedeni Avrasyacılığa henüz adapte olmalarıdır ve darbe gibi bir şey bu dönemde yapmayacaklardır. Avrasyacılar için ise Türkiye’nin önemi ana merkez olmak üzere düşünülmüş olmasıdır. Tüm Avrasya konseyi Ankara’da bulunacak ve Avrasya ülkeleri buradan yönetilecektir ANKARA-MOSKOVA-TAHRAN olarak tanımlanan ana eksenin kalbi Ankara olacaktır. (Dugin Alexander, İnsanlığın Ön Cephesi Avrasya) Avrasyacıların Türkiye’ye vaadi budur. Türkiye’yi dünyanın yarısının idare edildiği bir merkez yapmak istemeleridir. Bu akımın şu anki önderi Alexander DUGİN bu noktada Perinçek ile görüştüğünü ve onun girişimleri sayesinde Recep Tayyip Erdoğan’a ulaştıklarını, Türkiye’nin artık kendi saflarında olacağını açık şekilde ifade etmiştir.

Yine Avrasyacılara göre NATO; Türkiye’nin acilen terk etmesi gereken ve Türkiye’de darbe kliğinin sürekli fitilini ateşleyen kurumdur. Daima Kürt kartını, Türkiye üzerinden oynayan ve PKK’yı destekleyen kesinlikle NATO’dur. (Perinçek Mehmet, Çözüm: Ankara-Moskova-Tahran Ekseni)
SİYASİ BOYUT :
İşin bu safhaya varacağını ön görebilen ABD yine cemaat vasıtasıyla 17/25’ten itibaren çeşitli faaliyet zincirlerine girişmiş ve en nihayetinde 15 Temmuz denemesine ciddi destek vermiştir. Cemaatin çalışma usulü, kripto faaliyetler, psikolojik harp, tango, eagle tarzı haberleşme sistemleri, bunların hepsi NATO tarzı asimetrik faaliyetlerdir. Özetle Ergenekoncular denen kısım bir noktada kendisine Ulusalcı diyen diğer noktada Avrasyacı olan ve NATO’nun düşmanı olan ideolojidir. Kısaca Türkiye şartlarında Cemaatçiler NATO’cu, Ergenekoncular Avrasyacılardır. İşte cemaat mensuplarına yıllarca anlatılan meşhur Ergenekoncular bu yapıdır.  15 Temmuz olayının karşısında ilk dikilen de bu yapıdır.
2012 yılının sonuna kadar cemaatle ve NATO’yla flört eden Türk Siyaseti ve siyasiler. Bu dönüm noktasından sonra Avrasyacı ideolojiye yakınlık kurmuştur. Hemen karşılık olarak 17/25 operasyonları ve ses kayıtları patlamıştır. Cemaat eliyle yapılan bu örgütlü faaliyetin amacı tamamen kamuoyunu etkilemektir. Ancak istenen etki alınmayınca ivedi olarak “MİT Tırları” hadisesi gerçekleşmiştir. Her ülkenin savaş bölgelerinde çeşitli faaliyetlerinin var olduğunu bilen ve IŞİD(DAEŞ)’e tonlarca silah dağıtan ABD emriyle ve cemaat eliyle Türkiye terör örgütlerine destek veriyor durumunu oluşturup bu kez dünya önünde Türk Hükümetini suçlu konuma getirme girişimine başlanmıştır. Bu noktada da istenilen yere varılamamıştır. Çünkü hükümet düşmemiştir.  Söz konusu bu durum en son 15 Temmuz’da darbe girişimine kadar varmıştır. Darbe girişimi başarısız olunca da bu kez tam tersi bir durum ile FETÖ operasyonları başlamıştır. TSK’da geçirdiğim günlerde anımsadığım durum, meslekten ihraç KHK’sı hazırlık aşamalarında çalışan ve isim listelerini oluşturan birimdekilerin birçoğunun kendini “Ulusalcı” olarak tanımlamasıydı. Cemaatin tabiriyle Ergenekoncu olan şahısların bu KHKların oluşturulmasında cidden etkili olduklarını değerlendirmekteyim.
Avrasyacılar an itibariyle bu mücadelenin galibidir. Galibiyetlerini S-400 satışı ile pekiştirmişlerdir. Cemaat tabanı tanımadığı bir düşmanla mücadele etmektedir. Bu yüzden cemaat içinde neye alet olduklarını iyice düşünmeleri gerekmektedir.
 Kim bilir belki sizin çocuğunuzda Rus Büyükelçisini öldüren bir tetikçi, halkının üzerine ateş açmış bir subay, devlet memurlarını fişleyen bir asker veya bunlara emir veren bir imam olabilir. Allah için Ergenekonla mücadele ederken kendinizi Avrasyacılarla mücadele eden bir NATO’cu olarak bulabilirsiniz.
- Eski Üsteğmen Emir Yıldız

15 yorum:

  1. Bir kac arkadasim bu siteden bahsedip duruyordu. Merak edip bir bakayim dedim. Ergenekon uzerine de bir baslik gorunce ilgimi cekti okudum. Sonra birkac yazi daha okudum.
    Hersey saka gibi. Ifadelerimi bagislayin, bu kadar kalitesiz ve bu kadar yalapśap yazilmis yazilar bulacagimi ummuyordum. Normalde saga sola cok yorum yazan bir insan degildim ama artik bu kadarina da birsey yazmak gerekir deyip klavyenin basina oturdum.

    Once bu Ergenekon yazisindan basliyayim.
    Oncelikle, icinde ”olmustur", “oyledir”, “soyledir”, “orguttur”, “seytandir” gibi ifadeler Turkiye’de entellektuel olarak bos insanlarin sikca kullandigi, emir buyuran (lutfen sozlerime inanin ulayn), hicbir kaynaga dayanmayan, dogrulugu kendinden menkul sozler ve bunlari gordugum zaman genelde o tarz yazilarin gerisini okumuyorum.
    Ergenekon konusu onem verdigim birsey oldugu icin bu yaziyi biraz okuyayim dedim. Bastan (ifadelerimi bagislayin) asagi dokulen bir yazi. Komplo teorielerden hazzetmiyen birisi olarak yazarin “Ergenekoncu” yaftasi yemis ve bu davalardan bir hazimsizligi olan birisi oldugunu iddia etmiyecegim, ancak yazida ki bir kisim sacmaliklari yazmak icin ya bilgisiz ya da art niyetli olmak lazim.

    Nedir bu sacmaliklar?

    Ergenekon konusunu ilk olarak cemaat acmadi. Erol Mutercimler ve Can Dundar’in konu ile alakali calismalari var (usenmeyin, Google’da bir arayin).

    Ergenekon konusunda iki satir okumus herkes bilir ki iddia edilen Ergenekon orgutu soguk savas doneminde NATO ve CIA girisimleri ile Avrupa ulkelerinde kurulmus ve yine bu ve benzeri kurumlarca desteklenmis gizli birimlerden birisidir. Bu birimlerin amaci olasi bir Sovyet isgali sirasinda halki orgutlemek ve direnis gostermektir. Her ulke kendi orgutunu kurmus ve bunlari NATO/CIA yoneldirmesi ile (bazen CIA yerel idareciler by-pass etmistir) yonetmistir. Kabaca anlattigim bu sistem bir iddia degil; sadece olan bitenlerin kisa bir ozeti. Zira Italya’da basliyan Gladio operasyonlari (https://www.nytimes.com/1990/11/16/world/evolution-in-europe-italy-discloses-its-web-of-cold-war-guerrillas.html?login=email&auth=login-email) sonucu Avrupa ulkeleri bu orgutlerin varliklarini yarim agizla da olsa kabul ettiler ve yaptiklari hukuksuz operasyonlari kinadilar. Cesitli sekilde bu kurumlari sonlandirdilar. Avrupa Toplulugu da 1990’a bu orgutleri kinadi ve teror eylemlerine bulastiklarini ifade etti (https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=OJ:C:1990:324:TOC).

    Ergenekon davasinin savunucularinin ileri surdugu iddia su: Avrupa ulkelerinin aksine, Turkiye bu gizli NATO orgutlenmelerini durdurmadi ve kullanmaya devam etti. Neticede Susurluk, faili mechul cinayetler, ve devlet - cete iliskileri (bkz. Cakici, Sedat Peker, Nuri ve Vedat Ergin kardesler http://www.hurriyet.com.tr/gundem/bu-devlet-bana-mustafa-duyari-oldurttu-9810037) Ergenekon ya da benzer kurumlarin isi. Belki dikkatinizi cekmistir, bir onceki cumlede “Ergenekon ya da benzer kurumlar” ifadesini kullandim zira ulkede ki tek suc isleyen grubun Ergenekon oldugunu dusunmuyorum. Baska pekcok cete iddia edilen Ergenekon orgutunun yaptigi seyleri yapiyor olabilir, bu konuda tabiri caizse at izi it izine karistigi icin kimin ne yaptigini bilmek zor.


    Gelelim ikinci konuya: Gladio meselesini merak edenlere Journal of Strategic Studies’in 2007 tarihli 6. sayisini tafsiye ederim (https://www.tandfonline.com/toc/fjss20/30/6?nav=tocList). Orada cesitli Avrupa ulkelerinden akademisyenler ulkelerindeki orgutlerle alakali seyler yazmislardi. Benim o sayida dikkatimi ceken sey su; cok az akademisyen hukuk disi aktivite rapor etmisler. Turkiye’de Ergenekon orgutunun ve benzer cetelerin sayisiz suc isledigi iddia ediliyor peki neden Avrupa’da benzer iddialar yok? Benim cevabim Turkiye’de hukukun ustunlugunun olmamasi. Avrupa’da (ozellikle Iskandinav ulkelerinde) hukukun ustunlugu Turkiye’nin fersah fersah otesinde ve bu orgutler o kadar rahat kanun disi aktivite yapamamislar. Bu bir tez tabii ki, bunu yanlislayan birisi cikarsa okumak isterim.

    YanıtlaSil
  2. Part 2
    Ucuncu konu: Makalede kullanilan “Hiyerarsik Yapi” mantigi ile tum yasal tuzel kisilikler ya da sosyal orgutlenmeler (orn diger dini cemaatler) teror orgutu ilan edilebilir. Uzellikle “sureklilik” konusunda yazilanlar yazarin gercekten olan bitenden ve hukuntan bihaber oldugu gosteriyor. Daha da kotu ihtimal, yazar Avrasyaci ve yazisini Aydinlik dergisine gondermek yerine buraya gondermis. Ve ya buraya kasten gondermis ve burada kamuoyu olusturmaya calisiyor. Izah edeyim: 17 Aralik ve 25 Aralik sorusturmalari ve MIT tirlarinin tasidigi silahlarin ifsa edilmesi birer teror eylemi mi? Degil. Ee o zaman bu yazar ne sacmaliyor? Cevabini siz verin.

    Dorduncu konu: “Bizim emniyetten bir arkadas anlattiydi. Aslinda arkadas dedigime bakmayin, bizim kayinconun hismi olur. Tanidik yani, saglam cocuktur. Tam Umraniye’de aramayi bitirmisler eve gitceklermis cemaatci polisler bombalari koymuslar o ara, biz de gelmisken zabit tutalim demisler.” Bana gercekten cok inandirici geldi. Siz bu ifadelere supheyle bakiyorsaniz, beni birakin siz devam edin.

    Besinci konu: makalede kullanilan “hiyararsik yapi” mantigi Ergenekon davasi icin isletilirken hep soru sorulmus. Yazar soru soracagina iddianamede yazanlari buraya eklese daha iyi olurdu.

    Yukarida yazdiklarimi ozetliyeyim. Bu yazi Aydinlik dergisi ya da benzer kalitede ki dergilerde cikan yazilarin otesinde birsey sunmuyor. Yazar kimdir bilmiyorum ama TSK personeline boyle egitim veriyorsa o kurumda olan bitenlere cok da sasmamak lazim.

    Ergenekon konusunda ben ne dusunuyorum? Ergenekon davasinin ilk iki iddianamesini okudum (yaklasik 4bin sayfa). Onemli iddialar ve deliller var (Alparslan Arslan ve Muzaffer Tekin arasinda ki iliski). Dava tabiati itibariyle siyasi bir dava oldugu icin maalesef kimse konuyu serinkanlilikla ele almadi. Iki taraftan da siyasiler davayi sulandirdi. Davada hukuki usulsuzlukler yapildi (orn dava mahkemede degil Silivri cezaevinde goruldu). Benim kanaatim supheliler hakkinda suc islediklerine dair kesin delil yoksa ve diger sartlar da tutuyorsa tutuksuz yargilanmalari gerekirdi. Mahkemeler her zaman supheliye “benefit of the doubt” vermelidir. Yani, insanlarin suclarini ispat eden “overwhelming” bir delik yoksa onlarin itibarlarinin korunmasi gerekir. Son olarak, Ulusalcilardan ve Avrasyacilardan hic hazzetmem; ancak Ulusalci ya da Avrasyaci olmak bir suc degildir. Savunduklari fikirler ne kadar yanlis olursa olsun fikir fikirdir ve ozgur olmalidir. Neticede Ergenekon davalarinda Turk siyaseti, devleti, ve toplumu cok buyuk bir firsati tepti. Gecmis olsun. Meselenin cok daha derin (sosyal bilimler manasinda) yonleri de var fakat bu yazinin konusu degil.

    Gelelim bu sitede cikan diger yazilara. Bu makale haricinde okudugum diger 1-2 yazi da ne bir dusunce urunu, ne elle tutulur birseyler ifade eden, ne de emek urunu calismalar. Bazi bireylerin cemaatle olan karin agrilarini ifade ettikleri yazilar olmaktan oteye gidememisler. Gulen cemaatinin hakperest ve tasi gedigine oturtan elestirilere cok ihtiyaci var; ancak bu kadar kotu elestiri yapan ve yayinlayan insanlari gorunce hissettigim teksey hayal kirikligi. Ayni hayal kirikligini Ahmet Kuru ve arkadaslarinin sacma yazilarini okuyunca da hissetmistim. Bazi yazilari o kadar kotuydu ki o yazilari ogrencileri Ahmet Kuru’ya odev olarak takdim etselerdi Ahmet Kuru ve digerleri akademisyen arkadaslari muhtelemen F ya da D verirdi onlara.

    Isa Hafalir ile bir kere Yale’de tanismistim (sanirim 2014 falandi), nazik bir insan izlenimi uyarmisti bende. Umarim bu yaziya ve kendilerine yonelttigim elestirilerimi ciddiye alma olgunlugunu gosterirler.

    Aksi takdirde kendisine ve bu sitede yazan diger insanlara soyliyecegim teksoz var: Es Selam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Ergenekon konusunu ilk olarak cemaat acmadi. Erol Mutercimler ve Can Dundar’in konu ile alakali calismalari var" direk şu sözünüzden hiç bir şey bilmediğinizi ama öğrenmek için de aşırı egolu olduğunuz belli oluyor. Cemaat propagandasına yoğun maruz kalmış kişilerin ilk ortaya attığı argüman bu, genelde diyenlerin %90'ını cemaatçi oluyor ve adil öksüz'ü de ajan görüyor, o yüzden hiç bir izah yapmayı düşünmüyorum

      bu yazıya katılmıyorum bana göre komplo teorisi gibi ama haklı yanları da var, ve güzel bir açıdan bakmış. Yazı zaten ergenekon yok dememiş, keşke entel cart curt lafları etmeden önce egonuzu bir kenara bırakıp da yazıyı anlamaya çalışsaydınız. Hukuken böyle bir örgüt olamayacağını söylemiş, erol mütercimler var dedi lafıyla yargılama yapmaya devam edebilirsiniz, sonrada insanlara kumpas kuruldu denilince yok efendim işte erol mütercimler demişler vıyy. Masonların da çok dedikodusu dönüyor gidip bi de onun için dava açın, zaten bakkaldan ekmek almak kadar kolay oldu bu ülkede dava açmak.

      Türkiye gibi 3. sınıf bir ülkede bile şu Ergenekon hakkındaki görüşlerinizle cahil ilan edilirsiniz, bence bir şey bildiğinizi sanmayın da gerçekten bir şeyler öğrenmeye gayret edin. Bu kumpası savunan artık gözü dönmüş kült bireyler, onlar hariç herkes ne döndüğünün gayet farkında. Yoruma cafcaflı laflar ile giriş yapsanız da artık kimse yemez bunları. Dediğim gibi ilk lafınızda açığı vermişsiniz. İşin ilginç yanı maalesef cemaate bir çok insan da böyle laflar edip tedbir yaptığını sanıyor, aslında hepsi tek tip düşündüğü için cümleleri argümanları falan hep aynı oluyor. Zaten bir her şeyi biliyorum egosu, karşı taraf cemaate çakıyorsa onları bir rezil edeyim egosu.

      Neyse kardeşim zaten az buçuk kitap okumuş insan gelir yazıdan alması gerektiği şeyi alır gider, mesela bu yazıda bir kaç güzel nokta vardı benim için, eleştirilcek de çok yer var, gelir eleştiri mi de yaparım. ama kült fikirlerimi böyle entel kılıf ile sunup bi de ego ile hakaretleri edip, sonuna da inş beni dikkate alırsınız yazmam.

      "ciddiye alma olgunlugunu gosterirler. " inş İsa bey bu yorumu zerre ciddiye almaz, başta hakaret eden narsist bir kült bireyin yorumu sonuna da bakın siz çok eleştiriyorsunuz ama eleştiriyi kaldırın yoksa size OLGUN demem demeye getirmiş ki, hiç bir hakaretini çekmek zorunda değilsiniz.

      Yazara da avrasyacı gibi niyet okumalar yaptığınız için diyeyim bana göre %100 cemaat trolüsünüz.
      Yazarın diğer yazılarına bakarsanız önemli bir itirafçı olduğunu görürsünüz, Ergenekon ilgili de zaten itirafçılar çıkıyor, nasıl kumpas kurduklarını anlatan. Bu yazarın adı sanı da bu site tarafından verdiği bilgilerin kendi ifadesi ile paralleliği de aynı şekilde bu site tarafından onaylanmış. Yani gene tek zeki siz siniz diğer okuyan herkes o kadar saf ve salağız ki, anısını anlatan birine işte inanıyoruz aaaa kumpasmış bak adamın kayınçosu amirmiş diyoruz evet öyle salağız işte biz de.

      Sil
    2. "Alparslan Arslan ve Muzaffer Tekin arasinda ki iliski" lütfen bir anlatsanız ya neymiş bu ilişki bay 4 bin sayfa iddianame okuyan kardeşim. 4 bin sayfa iddianame okumak yerine aralarında telefon bağlatısı var yazsanız ya, biz de bilsek lan bir katil ile telefon bağlantısı olunca seni de terörist diye içeri atıyorlar diye. aaa dur bu bana neyi hatırlattı? Bylockcularla konuşanları içeri atan bugün ki hükümeti , hani 2011'de kapı kapı cemaatin oy topladığın, ne tesadüf?

      "Davada hukuki usulsuzlukler yapildi (orn dava mahkemede degil Silivri cezaevinde goruldu)." en önemli usulsüz bu, akla bu geliyor yani çok güzel, yarın bir gün bir akpli de ya fetö davaları sulandırıldı bakın hamile kadınların akrabaları bunları ziyarete gelirken bunlara çıplak arama yapılması doğru değildi der.
      Kaç kişi öldü be güzel kardeşim keşke böyle konuşurken oyun oynar gibi anlatmasan mevzuları.

      "benefit of the doubt” vermelidir. Yani, insanlarin suclarini ispat eden “overwhelming” bir delik yoksa onlarin itibarlarinin korunmasi gerekir" güzel yaklaşımın var Muzaffer Tekin için uygulama bakalım sence terörist mü alparslan aslan'a o mu emir vermiş.

      "Ulusalcilardan ve Avrasyacilardan hic hazzetmem; ancak Ulusalci ya da Avrasyaci olmak bir suc degildir." senle tek ortak düşüncemiz galiba. bir de yukarıda bu mantıkla tüm cemaatleri terör örgütü yapar bu yazı diyor ona da katıldım.

      "Gulen cemaatinin hakperest ve tasi gedigine oturtan elestirilere cok ihtiyaci var" yani size göre bir sorun var ve eleştiri var ama ahmet kuru bile saçmalıyor. Eee peki kardeşi yaz o zaman neymiş olay? ortada bir suç örgütü varken yok efendim imamlar sevmediği personeli zorla tayin ediyordu, yok efendim işte m.akpınar'ın dediği gibi Gülen çevresinde bir mabeyni humayun oluşmuş tek izahı budur ötesi olmaz falan... aşırı ön yargılıyım böyle şeylerden öte bir şey diyemeyeceğini düşünüyorum yaz da bi mors olayım yok be bu adamın kafa cidden basıyormuş diyeyim.

      Son olarak Cıa'in ülkede faaliyetleri ile Ergenekon'u karıştırmayın.

      Egoyu bırakmadığınız sürece de hiç bir şey öğrenemezsiniz. Hiçbir fikir saçma değildir zaten az buçuk aydınlanmış kişi alacağını alır önüne bakar

      Sil
    3. 1- Yazimi anlamamissiniz.
      Yazar hukuki olarak Ergenekon yoktur diyemiyor.
      Kendisine gore bir standart gelistirmis ve bu standarda gore Ergenekon ile alakali hususlara cevap vermek yerine soru soruyor.
      Orn Bkz:
      Hiyerarşik Yapı: Ergenekon terör örgütünün emir verenleri kimdir? 
      ·       Hiyerarşik Yapı: Ergenekon terör örgütünün emir alanları kimdir?
      ·       Elverişlilik: Ergenekon terör örgütünün para sistemi nasıl çalışır?
      Ben diyorum ki bu sorularin cevaplari iddianame var. Ancak adi ustunde, iddianame bu, dogrulugu mahkeme safahatinda ortaya cikmasi gereken seylerdi bunlar. Maalesef Turk toplumu, siyaseti, devleti, medyasi olarak bunu heba ettik.

      2- Yazar Ergenekon icin su ifadeleri kullaniyor:
      “Tanım olarak Cemaatin baş düşmanları olarak kabul edilen ve 2007 yılında cemaat tarafından operasyon düzenlenerek zuhur eden karanlık yapılardan biri gibi görülen, Özel Harp Dairesine bağlı olduğu iddia edilen  “Ergenekon Terör Örgütü” isimli örgüt aslında var olmayan ama aynı zamanda olaylar örgüsü üzerinden var olan bir örgüttür.”,
      Ben ne diyorum? Ergenekon 2007 yilinda cemaat operasyonlari ile zuhur eden bir yapi degil. C. Dundar ve E. Mutercimler 90'larda organizasyondan bahsettiler. Hatta bu ismi kullanmasa da M. Ali Birand’in 12 Eylul belgeselinde de Ozel Harp Dairesi’nden bahsediliyor.
      Bunun nesini anlamadiniz?

      3- Alparslan Arslan ve Muzaffer Tekin arasinda ki iliski: Alparslan Arslan Cumhuriyet Gazetesi’inin bombalanmasi eyleminde kullandigi bombalari Muzaffer Tekin’den aldi iddiasi iddianamede yer aliyor. Bilmiyorsaniz acin iddianameyi okuyun.

      4- Su ifadeleri kullanmissiniz:
      “Yani, insanlarin suclarini ispat eden “overwhelming” bir delik yoksa onlarin itibarlarinin korunmasi gerekir" güzel yaklaşımın var Muzaffer Tekin için uygulama bakalım sence terörist mü alparslan aslan'a o mu emir vermiş.” Ne demek istediginiz anlasilmiyor.

      5- Evet, Ahmet Kuru yazilarinda sacmaladi. Bir akademisyen olarak teorik bir cerceve icinde, veriler ile, empirical research ile birsey ortaya koymasi lazim. Kisa internet yazilarinda cemkirerek degil. Ayrica yazilarinin icerigi, akisi, mantik orgusu vs. cok kotuydu. Yazilar gercekten cok kotuydu.

      M. Akpinar’in ne dedigini bilmiyorum. Kendisini okumuyorum. Cemaatin icinde gercekten entellektuel oldugunu da sanmiyorum, varsa da sesleri cik(a)miyor. Cemaat entellektueli diye gazetecilere bakarsaniz yanilirsiniz. Gazetecilik meslek olarak entellektuel birey olmaya musait degildir. Gazeteciler hergun cok hizli bilgi toplar ve okurlara/izleyicilere sunarlar. Cok azinin bu bilgileri sindirmeye ve yerli yerine oturtmaya vakti vardir. Istisnalari olsa da gazeteciden entellektuel pek cikmaz. Okudugunuz kose yazilarinin cogu da ya calistigi kurumun menfaatleri icin yazarlar ya da bagli olduklari ideolojik kampin fikirlerini tekrarlarlar.
      Ahmet Kuru ve digerleri gazeteci derecesinin de altina sukut etmislerdi o yazilarinda. Simdi ne yaziyorlar bilmiyorum, okumaya deger gormuyorum.

      Isa Hafalir gordugum kadariyla A. Kuru’nun kampinda degil. Kendisi akademisyen oldugu icin kendisinden umudum Cemaati elistiriken bir akademisyen hassasiyetiyle verilere dayali ve teorik bir cerceveye oturan degerlendirmeler yapmasi ve boyle yazilari yayinlamasi. Simdiye kadar bu sitede gordugum yazilarin cogu cemkirme (Ingilizce ifadesiyle “bitching”) yazilari. Insanlari ajite etmeden baska bir ise yaramiyorlar.

      6- Yazdiginiz seylerin onemli bir kismi anlasilmiyor. Daha duzgun yazin lutfen.

      7- Soyle demissiniz “Cıa'in ülkede faaliyetleri ile Ergenekon'u karıştırmayın.” Sizin guzel hatiriniz icin karistirmiyayim. Tamam hadi, Ergenekon da yok diyeyim de yuzunuzde bir tebessum gulu acsin. Ama siz yine arada fikrinizi degistirirseniz yazida verdigim referanslara bir bakin. CIA ve Ergenekon arasinda iliski var miymis anlarsiniz.

      8- Son olarak, Ilk birkac paragrafinizda soylediklerime elle tututulur cevap vermek yerine sahsima ithamlarda bulunmussunuz. Ithamlarinizin altini doldurmanizi istiyorum. Oyle klayve kahramanligi yapip uzaktan cemkirmek yok. Cehaletimi ortaya dokmenizi bekliyorum.

      Sil
    4. Bombaları Muzefferdan almış diyorsunuz delil ne? aralarındaki telefon bağlantısı dedim değil mi, delil buydu. Komik şeyler bunlar. Bana göre derin devlet var deyip içini doldurmayan cahildir, osmanlı padişahları evliyadır diyen cahil adamla bir görürüm onu. Ahmet kuru çemkirdi mi? Gülen ve Nursi'nin ne olduğu gayet belli adam onun üzerine akademik yazsa kendi zamanına israf olur siz kültsünüz ikna olmuyorsunuz diye her şeyi baştan mı alacaktı? Gülen ile Nursi reel dünyayı okuyamayan sizin gibi herşeyi komplo teorisi ile anlatan kendini ise her konudan anlayan alim diye yutturmuş kişiler tek cümle yazıp geçilir adam ne yazacaktı daha? Abdülhamit evliya işte onu çekemediler Atatürk masonmuş diyen birine nasıl anlatılacak laf yoksa size de yok, arada iki yabancı kelime koyunca bir şey olmuyor maalesef. O iddianamede var var dedikleriniz yerleri yazın bakayım, hadi çok spesifik bir şey o bomba olayını bir yazın bakalım nasıl bombayı vermiş görelim. Cemaatin içinde çıkan en entel 3 isim o siteyi kurmuş argümanını yazmış işte, Türkiye'deki aydınlara kıyaslayınca da hiç altta kalmaz o 3 isim yok kardeşim ben yabancı entel adamlarla takılıyorum diyorsanız zaten Gülen gibi obsesif bir cahil ile işiniz ne derim? Mehdi zırvalığı zaten dinde yok, ortaya böyle bir saçmalık atsın biri sonra saatlerce akademik yazıp onu çürütmeye mi çalışacaksın. Gülen tartışmaya değer bir isim mi ki, Erdoğan'ı eleştirsem efendim hiç delil yok akademik değil mi diceksiniz, ikisi de aynı halt kabul edin artık, aktrol gibi çekilmiyorsunuz.

      Sil
    5. He canim, taam. Biz cahiliz, sen alimsin. Allah selamet versin.

      Sil
    6. sen önce dişlerini fırçala canımmm

      Sil
  3. Vay vay vay, vaatlere gel! Adamlar, bop eşbaşkanlığı da neymiş, Avrasyanın kalbi Ankarada atacak, geçin bizim tarafa demiş. Şimdi uyandık, meğer Avrasyacılık ne şirin bi şeymiş, Türkiye’nin bilmem kaç yıldır üyesi olduğu NATO ile birlikte hareket etmesi ne çirkin bi şeymiş, uyandıran AYDINLIK dedikleir bu olsa gerek.
    Sayın üstteğmenim ne kadar teşekkür etsek az, eski cemaat mensupları bu bilgilere açtı. Sayın eski cemaat profesörüm bu elmas değerindeki bilgi kaynağından kana kana içmemizi sağladığın için sen de sağol.
    Yalnız bi konuda takıldım. Lütfen AYDINLATIN! Hani komutanımız ‘Birçok isim bellidir’ diyerek terör örgütü varlığını kesinleştiren bilgiler sunuyor ya, ha işte tam da o. Asıl isimlerin bilinmemesi problem değil mi? Evet isimler belli ve içeri tıktınız, tıkmaya da azimlisiniz ve elinizde yüzbinlerce isim var, kundaktaki bebekler dahil. Sizi nereye koyacağız şimdi?
    Sayın profesörüm vuku bulan şu kehanet hakkında da komutanımıza yazı yazdıracak mısınız:
    „Eğer biz buradan bir çıkarsak bu dışarıdakilerle çok ciddi bir hesaplaşma olacak, çok ciddi hem de. İlk şeyimiz ne biliyor musun? Aç kalacaklar. Bak söyleyeyim. Aç kalacaklar. Öyle başlayacak zaten. Bu kadar da boş değiliz ya! Çıktıktan sonra da güzel planlarımız var. Savaşsa savaş yapacağız. Kendilerine en güvendikleri anda çoluk çocuk demeden rövanşı alacağız.“
    Şimdi beni lütfen demagoji yapmadan AYDINLATINIZ. Zira ben bunu okuduktan sonra, cemaatin uluslararası siyasetin bir parçası olmasını sindiremesem de, eğer iddia edildiği gibiyse, gerekliymiş diyecek oluyorum. Amerika ikidir, iyisi ve kötüsü vardır, ama Rusya, Çin tektir ve kötüdür. Ve kimse de bana bu şu şartlarda tam bağımsız Türkiye demesin, gülünç oluyorsunuz.


    YanıtlaSil
  4. Madem siz Ergenekon'la ilgili cemaate cok hakli sorular soruyor ve delil gostermesini istiyorsunuz ki soylediklerinizin o kisminda yuzde yuz katiliyorum. Fakat ayni sorulari size de sormak mumkun. Mesela diyorsunuz ki:

    "Türki Cumhuriyetleri kapma girişimine yönelen ABD ve NATO Türkiye’de ortaya çıkan ve son derece popüler olan Reformist İslamcı ılımlı ve herkesi kucaklayan Gülen Cemaatinin “Cizvit” zihniyetiyle Türki Cumhuriyetlerde okullar açmasına ön ayak oldu. Gülenin mucizeler olarak anlattığı ve nice çileler sonucunda birden Türki Cumhuriyetlerin Başkanlarının rüyasında evliyaları, peygamberleri görüp bundan sonra cemaatte okul için izin vereceğini açıklaması aslında ABD’nin Rusya’yı çevreleme ve Türki Cumhuriyetleri okul açılması için ikna etmesinden başka bir şey değildi."

    Delil? Emri kim verdi? Nerede verildi? Turkiye'de klasik laflardir bunlar ABD getirdi ABD goturdu. Tabi ki orgutler devletlerden destek alabilir mesela ABD teror orgutu saydigi PKK'ya herkesin gozu onunde 5000 tir dolusu silah verdi. Peki bunun anlami PKK'yi ABD'nin kurdurdugu mudur? PKK Iran'dan veya Suriye'den de yardim aldi tarihi icerisinde o halde onlar da mi kurdurdu? ABD AKP'ye de destek verdi AKP'yi de mi ABD kurdurdu?

    Gecelim artik bu komplo teorisi dilini. Mahir Kaynak gibi tum dunyada 4-5 aktor ulke ve 4-5 aktor ulkenin icerisinde de devlette uc bes adam var bunlar disindaki herkes ve hersey bir nevi onlarin istedigi gibi yonettigi kuklasi. Ne Amerikan halkinin bir kiymeti harbiyesi var, ne Kurt halkinin.

    PKK etnik milliyetcilik nedeniyle kurulmus olamaz mi? Bir kere kurulduktan sonra yeri geldiginde oradan buradan destek bulmus olamaz mi? Bu orgute destek vermek Amerika'nin kendi cikarlariyla uyusmus olamaz mi? Yani burada ABD aktor PKK kukla denklemi yerine iki farkli aktor var ve cikarlari ortustugu icin bir birlerine destek oluyorlar denemez mi?

    Ayni sekilde Fethullah Gulen daha 1950'lerden itibaren tum sag ve islamci kesimin buyukleri gibi komunizme karsi Amerika'ya sicak bakan yerli ve milli bir hoca olarak dunyada Islami yaymak gayesiyle Turki cumhuriyetlerine acilirken (ki Sovyetlerin dagilmasi bir firsatti onun icin de) bu noktada cikarlari ABD ile ortusmus olamaz mi? Yani yine iki farkli aktorun bir ittifaki soz konusu olabilir pek ala.

    Yok durum bu degil deniyorsa belgelerle ortaya konmasi lazim CIA nasil orgut kurdurur, bunu nasil destekler, mekanizmalari nelerdir? Feto ozelinde bu surec nasil islemistir vs. Oyle sadece komunizmle mucadele dernegi geyikleriyle olmaz bu isler. O orgutun en onde gelenleri Bekir Berk gibi nurcular, Recai Kutan gibi milli gorusculer, MHP liler vs. idi. Su durumda MHP'de Amerikan projesi, Milli Gorus de Amerikan projesi, Nurculuk da Amerikan projesi mi diyecegiz?

    YanıtlaSil
  5. Bu arada Fethullah Gulen ABD tarafindan Amerika'ya yerlestirildi diye bir iddiada bulunmussunuz. Bunun tam tersi yonde hayli delil var. Yildiray Ogur bununla ilgili bir kac yazi yazmisti zamaninda. 28 Subat doneminde Fethullah Gulen'e orduya sizan ve sizdigi tespit edilen bir kac askeri ogrenci nedeniyle operasyon yapilacagi ve bunu haber alarak kactigi seklinde.

    ABD'ye gittikten sonraysa Green Card basvurusu bir kez reddedildi. Daha sonra AKP'li bakanlarin referans mektuplariyla bu basvuru yeniden yapildi. Bunlar da gizli bilgi degil hepsi teyit edilebilir.

    O halde neye dayanarak ABD goturdu deniyor? ABD kendi adami oldugu iddia edilen bir kisinin Green Card basvurusunu nicin reddetti acaba? Green Card almak ABD'de bulunan birisi icin cok zor bir sey midir? Hele arkasinda milyarlarca dolar maddi guc ve yuzbinlerce takipcisi olan bir insan icin?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hepsi hikaye minareyi çalan kılıfını uydurur
      ve eğer abd nin izni olmasa asla ama asla bu kadar okulu açtırmazlar rusya boşuna kapatmadı

      Sil
    2. ABD nin izni ABD deki okullar için diyorsan doğal olarak gerekli. Ama başka Müslümanların da okulları var. Charter school diye bir programı var ABD nin. Her vakıf dernek özellikle zenci mahallelerinde vs parayı bana ver ben devletten daha iyi yaparım bu işi diyor. Devlet inceliyor projeyi, uygun bulursa öğrenci başına harcayacağı parayı veriyor bu derneğe onlar açıyor okulu. ABD deki fetö okullarının tamamına yakını bu şekilde.

      Şimdi eğer ABD sadece bunlara izin veriyor diyorsanız bunu ispatlananız lazım. Başvurdunuz da sizin başvuru kabul edilmedi mi? Veya başvurusu kabul edilmeyen birilerini mi duydunuz? Değilse neye göre konuşuyorsunuz? ABD nin A sını bilmeyen üzerinden uçakla bile geçmemiş adamlar çok biliyor gibi hikayeler yazıyor kendince Türkiye'deki köşesinden.

      Sil
  6. Ergenekon vardır yoktur ile ilgili kimsenin kolayca birşey söyleyebileceğini sanmıyorum. Yazar da birçok kimsenin yaptığı gibi bir tercih yapıp kendince bunu delillendirmiş. İkna edici değil elbette, kendisi buna inanabilir, ama ikna edici ve inandırıcı değil. Üzerinde durmak istediğim kısım o değil, üç beş üçüncü sınıf "akademik" makaleye--üstelik de gayet üstünkörü--referansla yazar bir çeşit politik mücadele resmetmeye çalışmış. Tamam, Türk halkı bunlara çok meraklıdır; yazar da eski bir üsteğmen olarak da genel düşünce kalıplarının biraz daha ötesine giderek mantıklı gibi görünen bir çerçeve sunabilir; ama bu kısımlar da çok belirgin bir biçimde sırıtıyor; yine, yazar söylediklerine inanabilir, ama akademik ya da entellektüel anlamda mebzul miktarda gördüğümüz yüzeysel yorumlardan çok da farklı bir yaklaşım sergilememiş. Genel olarak tavsiyem, ne cemaati ne de "Perinçek" grubunu büyük bir politik yönlendirme ya da angajmanın ana aktörü olarak görme yanlışına düşmeyin; uluslararası siyasette olduğu gibi iç siyasette de ittifaklar karmaşıktır ve her zaman ortak menfaatler üzerine inşa edilmezler. Türkiye'nin NATO tercihi gizli kapaklı ezoterik tartışmaların konusu değildir; NATO da öyle bir örgüt değildir. Dünden bugüne aklı başında, makul siyaseti ve tarzı tercih edenler ve savunanlar genel olarak giderek daha insanileştirmeye çalıştıkları liberal demokrasiyi savunmuştur; NATO bu düşünce biçimi ya da tercihin küçük ve nispeten önemsiz bir ayağıdır, bugün ise işlevi ciddi bir dönüşüme uğramış ve Rusya ve Çin'in bile meşruiyetini kabul ettiği, daha çok BM'nin müdahale aracı haline gelmiştir. O yüzden NATO'culuk yakıştırması anlamsızdır; ha illa bir sınıflandırmadan söz edilecekse bir zihniyet olarak BATI yanlıları ile Rusya-Çin-İran hattı yanlıları ayrımı yapılabilir. Genel bir gözlem olarak böylesi bir mücadele var mıdır? Eh, vardır denilebilir. Bence, evet tarafımı belli ederek söylüyorum, Türkiye için geri dönüşsüz tehlike, ikinci kampın temsilcilerinin galip gelerek Türkiye'yi bir Rusya haline dönüştürmesidir. Mevcut uluslararası siyaset normlarının Batı'da üretildiğini (bir çırpıda çokçasını saymak mümkün, demokrasi, çevre, insan hakları, kadın hakları, ifade özgürlüğü, serbest seçimler...düşünün, hangisinde Rusya'nın, islam dünyasının, Çin'in bir katkısı ya da belirgin bir politika ve pozisyonu var) hatırlatarak, Türkiye'nin olacaksa makul bir geleceğinin AB merkezli bir dünyada olduğunu söylemek isterim.

    YanıtlaSil
  7. Yazı baştan sona dökülüyor.

    Ergenekon gerçekte yoktur, diye baslayan
    Kâğıt üzerinde vardır, diye devam eden.

    Vardır ve çok iyidir, hatta Turkiyenin kurtuluşudur diye tamamlanan bir Ergenekon güzellemesi.


    Aslında her cümlede Ergenekon yapısının varlığını da tastik eden bir yazı.

    Kisaca, Yorumlarin yazılardan daha uzun bir laf kalabalığı


    Sitenin asıl anafikri de Ergenekon söylemlerini papagan gibi tekrarlayan, başlıklar farklı da olsa tek amacı Cemaati ezmek olan bir site.

    Yazarların Perincekle görüşmemiz diye arada ağzından kaçırdığı anekdotlardan da anlaşılacağı üzere Ergenekon Tarafından tersine toplum mühendisliği amacıyla organize edilmiş, muhalif mağdur 2 akademisyen ve 1 tane eski usttegmen ki usttegmen üniversiteyi sivil okuyup dışardan orduya monte edilmiş, geçmişinde cemaat kültürü asla almamış, geçmişini tutarlı şekilde anlatamayıp sürekli gecistiren geveleyen bir tip.

    Kasten ve yönlendirme ile cemaat içinde tersine toplum mühendisliği yapan bir 5.kol faaliyeti.

    Daha yazmaya da okumaya da değmez.

    YanıtlaSil