Masumlar (2) / Selma Betül Urunga - Münferit Fikir Platformu

SON

11 Haziran 2019 Salı

Masumlar (2) / Selma Betül Urunga





Selma Betül Urunga 2 yaşında, annesi Fatma Urunga (34) iki hafta önce Mersin Tarsus C Tipi Kapalı Cezaevi’ne girdi. Babası Ersin Urunga (37) da 16 aydır aynı cezaevinde kalıyor.


Annesi Gıda Mühendisi, 6 ay önce karar duruşması olmuş ve Fetö üyeliğinden 9 yıl hapis cezasına çarptırılmış. Karar duruşmasına gitmediği için 6 aydır aranıyormuş, yakın bir zamanda yakalamış ve doğrudan tutuklanmış. Akıllara şu gelebilir tutuklu mu yargılanıyor yoksa verilen 9 yıl cezasını mı çekiyor? Yargılama sürecinde İstinaf, Yargıtay gibi süreçler olduğu için tahminim tutuklu yargılanıyor.



Birinci derecede akrabaları tarafından 2 iki yıl önce Adana Savcılığı’na Hizmet Hareketi’yle ilişkili diye şikâyet edilmişler. Selma Betül Urunga’nın iki kardeşi daha var: 8 yaşındaki Hakan Urunga ve 6 yaşındaki Metin Urunga. Onlar da artık babaanneleriyle birlikte yaşıyor.

Son açıklanan rakamlara göre Türkiye’de cezaevlerinde yaklaşık 800 bebek bulunmakta ve bu dünyalar tatlısı Selma Betül Urunga da onlardan biri. Bu yazıyı siz okurken annesi hapishanedeyken doğmuş 5 günlük Safiye Bebek için de imza toplanıyor olacak.

Fatma Urunga’yı karar duruşmasına gitmediği için eleştirebilirsiniz, gitse belki şu an dışarda olma ihtimali vardı ya da hiç yoktu 6 ay önce tutuklanacaktı. İki küçük çocuk 1,5 aylık bir bebeği olan bir kadını yargılayacak değilim, onun neler hissettiğini anlayabilecek bir empatiyi ancak çocuğum olursa yapabilirim. Herhalde çocukları için en iyisini düşündü ve riske girmedi. Bir anne için çok doğal bulduğum bir refleks.

Fatma Urunga’nın kaçma ihtimali var, bir kere saklanmış diye tutuklu yargılıyorsanız bari eşi Ersin Urunga’yı bırakın da o çocuklarla ilgilensin. Ya da zaten Fatma Urunga 6 aydır ülkeyi terk etmemiş, neden kaçma ihtimalini düşünüyorsunuz, bir bebek iki çocukla kim nereye kaçabilir? Hiç değilse bebek büyüyene kadar kaçmayacağı garantiyken neden hapishanede büyütmek zorunda kalsın ki? Meriç’i geçerken boğulan bebeklerden sonra kimse bir daha bebekleriyle ve çocuklarıyla o işe girişmez. Türk cezaevleri ile kanlı Meriç arasında bir tercih yapılacaksa insanlar cezaevlerini tercih ediyor artık.

Selma Betül Urunga fotoğrafına baktıkça böyle bir çocuğun cezaevinde büyücek olması beni ürpertiyor. Ne yapmış olabilir annesi ne suç işlemiş de bu muameleyi görmektedir? Darbe mi yapmış? E- muhtıra mı vermiş? Başörtüsünü mü yasaklamış? Kadrolaşma mı yapmış? Yolsuzluk mu yapmış? Kumpas mı kurmuş? Birilerini haksız yere işten mi atmış? Milyon dolarlık ihalelere fesat mı karıştırmış? Her gün TV’lere çıkıp yalan mı söylemiş? Nefret suçu işleyerek toplumu mu kutuplaştırmış? Halkı kandırarak rant mı elde etmiş? İş yerinde görevi dışına çıkıp suç mu işlemiş? Birini taciz mi etmiş?

Lütfen ben izah edemiyorum, ne yapmış olabilir ki annesi, bu bebek sanki Filistin ya da Doğu Türkistan’daki gibi zulüm görmektedir. Bu bebek büyüdüğünde ne diyebilirim ki ben ona? Fethullah Gülen ve AKP’lilerin ortaklığı bozuldu ve kavga ettiler, sen de bundan dolayı mı içeri girdin diyeceğim? Neden bedeli bu masumlar ödüyor? Türk’ün bebeklerle işi nedir Allah aşkına, ben Türklüğümden utanıyorum bu resme bakınca. Bu bebeğe diyebileceğim tek şey, sen en masumumuzdun, en masum olduğun için içerdeydin, biz kötüler ise dışarda. Doğru söyleyeni taşlarlar bu ülkede, masumlara yaşama hakkı tanımazlar…

İslamcıların Filistin’e gösterdiği merhameti, Milliyetçi ve Atatürkçülerin de Doğu Türkistan’a gösterdiği şefkati istiyoruz. Çok şey değil, kendi insanınıza onlara gösterdiğinizin 10’da 1’ini gösterseniz yeter. Neden kilometrelerce uzaklıkta Çin ve İsrail’in yaptığı zulmü görüyorsunuz, yürüyüş yapıyorsunuz, gündem yapıyorsunuz, lanetliyorsunuz, en ince detayına kadar olaylara vakıfsınız da kendi insanınız çektiklerini görmüyorsunuz. O kadar uzaktaki olaylara vakıf olan gözler o kadar uzaklara ağlayan gözler neden burnunun dibindekileri görmez ve ağlamaz.

Dünya’nın tarihine bakıyorum. 4,5 milyarlık tarih hep bir savaş. Enerji elde etmek için başkasının enerjisini çalma ile geçmiş, canlılar diğer canlıları yemiş enerji için. İnsanlar meydana çıktığı günden beri de kan ve savaş var. Ne olurdu şu bebek huzurlu bir şekilde büyüse, ailesiyle mutlu olsa. Çok mu zor herkesin önündekiyle yetinmesi. Ne yaptı bu insanlar da bu kadar öfke var. Oysa herkes sadece birazcık huzur istiyor, alın devleti de kim yönetiyorsa yönetsin, kim çalıyorsa çalsın, kim kadrolaşıyorsa kadrolaşsın, yeter ki diğer insanlara karışmayın, onları hapse atıp mallarını almayın.

Eskiden akrabalar birbirine büyü yapardı, şimdi Fetöcü diye ihbar ediyor. Türk toplumun genlerine işlemiş çünkü kıskançlık ve çekememe. Herkesin içinde bir öfke var ve her zaman haklılar, her zaman bir sebepleri var karşısındakilere zulüm ederken. Selma Betül Urunga’nın suçu böyle bir dünyaya gelmek. Burada iyilik, huzur ve sevgi yok, burada güçlünün güçsüzü ezmesi var, zulüm var. İnsanlık tarihi boyunca devam eden bir cehennem var burada…

Hatice Erol ve Selma Betül Urunga bir çim. Fillerin tepinmesi sonucunda ezilen bir çim. Normal sıradan bir insan, onun penceresinden olaylara bakınca o sadece üniversitede sevdiği arkadaşlarıyla birlikte takılmış, gezmiş birlikte kitap okumuşlar. Onun penceresinden olaylar bu şekilde, sonuç olarak bir suça bulaşmadığı sürece, onu neyle suçlayabiliriz ki? Zorla yükletilen Bylock programını yükledi diye mi? Yükle demişler yüklemiş, yazışmalarda bir suç mu var? O sadece üniversitesini okurken abla evlerinde kalmış, şu anki tarikat ve cemaatler de ne tür gündelik faaliyetler yapıyorsa o da onları yapmış. Herkes ben kandırıldım diye kenara çekilirken, bu kızcağızın suçu nedir? Haberleri okuyup takip etmek mi zorunda? Siyaset kitapları mı okumak zorunda? Tarih kitapları mı okumak zorunda? Eğer bunları okumak zorundaysa bugün Türkiye’deki herkes suçludur. Tüm tarikat ve cemaatlerin nerde ne suç işlediğine birer örnek verebilirim, ama mensupları büyük ihtimal bunları duymamıştır bile. Aynı şekilde tüm partilerin ve mahallerin de hangi suçları işlediklerini söyleyebilirim. Toptan yarın hepsi terör örgütü ilan edildiğinde aynı şekilde saf mıydınız onca suç dönüyordu diyebilirim. Bu kafayla bu ülkede hapse atamayacağınız kişi yoktur.

Hatice gibi insanları kazanmak varken neden hapishanelere doldurulup ve onlar Fethullah Gülen’e muhtaç hale getiriliyor? Bu insanlara odun yiyin denirse, bu insanlar devlete artık saygı gösterir mi? İnsanlar zorla terörist yapılıyor. Yurtdışındaki derin ağa muhtaç hale getiriliyor, Türkiye’de yaşama imkânı bırakılmıyor.

Bir ev düşünün, kapısı sonuna kadar açık ve içeri sürekli birileri giriyor. Babanız da gelen kişileri misafir olarak tanıtıp baş köşeye oturtuyor, onlara her türlü ikramı yapıyor. Sizi onlarla baş başa bırakıyor siz de onlara alışıyorsunuz. Sonra aniden babanız bunlar terörist demeye başlıyor ve o kişilerin evden dışarı elini kolunu sallayarak çıkmasına izin veriyor ve sonra kapıyı kapatıyor. Sonra dönüyor kendisini sorgulayan ya da o misafirlere alışan çocuklarını azarlayıp dövmeye başlıyor. Türkiye’de yapılan tam olarak budur. Devlet kapıları sonuna kadar açıp, dün baş köşelerde onur konuğu ilan ettiği kişileri bir günde terörist ilan edip ellerini kollarını sallayarak çıkmalarına izin verdi, sonra kendi akılsız dediği çocuklarına neden o teröristlerle konuştunuz diye hesap soruyor. Kendi çocuklarına eziyet ediyor, onları zorla o teröristlerin kucağına itiyor. Kendi hatasını bir cinnet haliyle masum insanlara fatura ediyor. Kendi kandırıldım diye aradan sıyrılıyor, dün iş birliği yapan herkes biz aslında biliyorduk da stratejik davrandık bilerek destekliyor göründük diyorlar ama iş çoluğa çocuğa gelince akıllı olacaklardı ya dönüyor.

Bu topraklarda kadını tecavüzcüsüyle evlendirme hastalığı, vahşeti var. Aklın, mantığın, vicdanın durduğu yerdir, izah edemezsiniz.  Aynısını büyük planda devlet yapıyor. İnsanları celladıyla zorla evlendirmeye çalışıyor. Cemaatin tepesi, tabanını piyon gibi kullanıp bir kenara atarken, devlet uygulamalarıyla tabanı tekrar tepeye muhtaç ediyor. Onları dışlayarak, linç ederek, hapislere tıkarak, her türlü yalnızlaştırarak tepeye muhtaç ediyor. Aynı tecavüze uğrayan kadının dışlanması ve yalnızlaştırılması gibi, sanki suç ondaymış gibi onun ayıplanması gibi, bir yerini sallamasa bunlar olmazdı denmesi gibi, sonuç olarak tekrardan kendisine o kötülüğü yapan kişiye o kadının muhtaç bırakılması gibi. Bylock’u tabanına bilerek yükleten tepeye, Bylock’u yükleyenlerin muhtaç bırakılması gibi. Devlet, insanları kendi hayatlarına, hayallerine, geleceklerine, güvenlerine tecavüz edenlere doğru tüm gücüyle itiyor.  

Bir ilde hastalık baş göstermişse, o il karantina altına alınır ve hastalık tedavi edilir. Hastalık var diye tüm ili ortadan kaldırmazsınız. Amaç çünkü o insanları kurtarmaktır, o insanları yok etmek değildir. Eğer tabanın akılsız olduğunu düşünüyorsanız o insanları kurtarmak için o insanlara şefkat gösterirsiniz, 17 Aralık’tan beri her gün hakaret edip en son da hapislere tıkıp, her türlü zulmü yapıp bir de akıllanmalarını beklemezsiniz. Bu şekilde tam tersi sıradan bir cemaatçi bile azılı bir cemaatçiye dönüşür. Bu kişiler içerde olduğu için bugün darbe davalarına odaklanamıyoruz, yargının iş yükü aşırı artığı için darbe davaları bile üstün körü inceleniyor. Bu kişiler içerde olduğu için yurtdışındaki asıl üst tabaka rahat bir şekilde vizelerini uzatabiliyor, mülteci statüsüne geçebiliyor, bulundukları ülkeden destek alabiliyorlar. Onların işledikleri suçlar bile araştırılamıyor, kolluk onun yerine kim Bylock yüklemiş, kim Bankaya para yatırmış, kim sendika üyesi bunlarla uğraşıyor. Asıl suçlar bile incelenemiyor.

Özellikle kadınlar ve çocukların da hedef alınması bana filmlerdeki barbarların köyleri basıp, yakıp yıkıp, kadınlara tecavüz edip öldürüp, bebekleri de öldürmesini anımsatıyor. Cüneyt Arkın’ın filmlerinde gösterilen Bizans ordularının yaptıkları aklıma geliyor. Gladyatör filmdeki generalin öldürülen karısı ve çocukları aklıma geliyor. Türk’ün töresinde kadın ve çocuklara dokunmak var mıdır? Hadi modern hukuku umursamıyoruz, İslam desen hak getire zerre umurumuzda değil peki küçüklüğümüzde izlediğimiz Cüneyt Arkın filmlerinden de mi bir şey kapmadık. Cüneyt Arkın’ın Bizans kadınlarına el bile kaldırmamasını ne çabuk unuttuk. Hangi mantıkla kadın ve çocuklara dokunulabilir ki? Ya bunlar örgüt, karı koca giriyorlar işte çocukları da otomatikman örgütte oluyor. Aferin bunu zaten senelerdir kimse akıl edememiş hiçbir batılı akıl edemediği için uyuşturucu baronlarını bile yakalarken eşlerine dokunmuyorlar. Ya eşleri onca paranın nerden geldiğini tabi ki de biliyordur atın bunu da içeri demiyorlar. Cemaatin suç işleyen, masumları içeri atan savcı ve polislerinin bile aklına bu gelmemiş olmalı ki Ergenekon da milletin eşini ve çocuklarını aaaa bunlar babalarını destekliyor, terör örgütüne yardım ve yataklık diye tutuklamadılar. Ya da zaten eşleri de teröristtir ayrı hiyerarşileri vardır demeyi kimse akıl etmedi. O nefret ettiğiniz insanları bile geçti sessizliğiniz artık ses verin. Zaten bazıları için Ergenekon-Balyoz davaları zulümlerinin çıraklık aşamasıydı yeni yeni ısındılar orada sonra kandırıldık dediler bir ara sapına kadar vardı deyip tekrar yaraya tuz bastılar şimdi ustalık dönemlerini yaşıyorlar. Çıraklık döneminde gerçekten kandırılan insanların yapacağı işler değil bunlar.

Çözüm olarak etkin pişmanlıktan yararlansınlar diyenler olacaktır. Etkin pişmanlıktan yararlanınca tutuklanmayacaksın diye bir kural yok, gözümün önünde tüm bildiklerini anlatan birini, yetmez deyip hapse attılar. Ayrıca etkin pişmanlıktan yararlanınca, ben teröristim ama pişmanım demiş oluyorsunuz. Etkin pişmanlıktan yararlanınca işe geri dönme imkânınız kalmıyor. Ayrıca neden suçsuz insanlar etkin pişmanlıktan yararlansın ki? Arkadaşlarının ismini veriyor sonuçta, kendi gibi hiçbir şeyden haberi olmayanların ismini veriyor. Arkadaşının ismini vermeye bilir bu çok doğal ve insani bir şey. Etkin pişmanlık olayı tam olarak cadı avına benziyor. Cadı olduğunu biliyoruz diğer cadıların ismini söylersen seni şimdilik bırakırız ama ne işe iade olursun ne sicilin temiz kalır. Bu şekilde peki suç işleyenler ortaya çıkabilir mi? Zaten bir suça bulaşan etkin pişmanlıktan yararlanıyor, ayrıca suç davaları belli, şu an savcılar suç dosyalarıyla uğraşmıyor bile. Devletin niyeti suçluyu bulmak olsa ankesör, Bylock operasyonu yerine sınav sorularının verilmesine odaklanırdı. Bu şekilde tabandan yukarıya doğru ulaşmak mümkün değil, zaten yukarıdakilerin isimleri belli ve hepsi de yurtdışında.

-Han Solo

1 yorum:

  1. Turkiye de maalesef masum insanlari ezme yok etme mahvetmek icin oynanan pis oyunlari, adaletsizligi yazmissiniz.
    Allah'im bir an once bir an once masumlari kurtar. Amin!

    YanıtlaSil