Kutsal İstismarı (2) / İşine Geleni Anlama - Münferit Fikir Platformu

SON

12 Haziran 2019 Çarşamba

Kutsal İstismarı (2) / İşine Geleni Anlama


-->

Kutsal üzerinden çıkarları olan kişi ya da sistemler bireysellik sevmez. Çünkü bireyselliği kontrol edilemez bulunur. Bireysel inisiyatifler; ayrılıkçı, ihanet, liboş, entel dantel, uçuk gibi kimi nitelendirmelerle küçümsenip yok edilmeye çalışılır.


Güç ve politika ilişkisi sonucu, hayatın her alanında mini iktidarlar var olmuştur. Lider her ne kadar ulaşılmaz zannedilse de başta aile olmak üzere birçok yapıda kutsal ve iktidar ilişkisi görülür.

Çocuk, kadın ve dezavantajlı kişilere; taciz, cinayet ve yok saymalarla hayat hakkı tanınmadığı bir atmosferde kutsal uğruna sessiz kalanlar olur. Namus, aile, dava, tarikat, partiler bu suskunluk normalleştirmesinin sebebidir. Tepe ile taban arasındaki bu korelasyon verilen haklarla(!) karşılıklı beslenmeye dönüşür. Burada, muhatapların yaptığı, kutsal görünümlü güç odakları uğruna kendilerini kullanıma açık hale getirmesidir.

Bir köydeki üç öğrencinin ilçedeki yatılı bölge okuluna gönderilmesi eğitim adına normalleştirilince belki ortada diploma alan birileri bulunacaktır. Ancak bu eğitim temelli uygulamanın gösterdiği olumsuzlukların çözümü, belki de böyle bir işleyişten vazgeçilmesiyle olacaktır. Fabrika-ürün ilişkisini öğrenciye uygulamaya çalışınca hatalı sonuçlar olasıdır. Klasik ve sabit anlayışlarla çağın gerçekleri anlaşılamaz olmuştur.

Kalifiye ve nitelikli olmayı yaş, üyelik, kimlik gibi şekil unsurlarıyla açıklayınca uygulamada hasta ve hastalıklar ortaya çıkmıştır. Taraftarlık ve yandaşlık, her türlü kalitesizliği kapatmak için önemli bir makyaj unsuru olarak değerlendirilmektedir.

Kutsal addedilen aile, genel ahlak, toplum unsurları birey ve bireyselliği öne çıkarmayınca ensest ilişki gibi örneklerin kapalı kapılar ardında kalmasına neden olur. Bizde olmaz, ailemiz için sus tarzı ifadelerle suç ve suçlular korunmakta; sistematik olumsuzluklar yaygınlaşmaktadır.

Tanrı, vatan, din, peygamber, millet soslu istismar anlayışlarıyla görünürde fertlerin hukukunu gözeten devlet; aslında toplumun hak ve menfaatleri adı altında her türlü gasp ve terörü de rahatlıkla yapabilmektedir. Günümüz dünyasında vatandaşlarının bir kısmını azınlık görerek onlara karşı terör faaliyeti uygulayan devletler fazlaca örneklendirilebilir. Sorunun çözümü eşit vatandaşlık haklarının uygulamada yapılır kılınmasıdır.

Kutsalın yanlış algılanması Almanya doğumlu, evlilik çağına(!) gelmiş bir erkeği; Yozgat’taki bir 'köy kızıyla' evlendirmeyi mantıklı bulur. Çünkü kutsal olan bir 'Türk Kızı’yla evlenmesidir. Bu evliliğin sakıncası, iletişim problemleri unsurları göz ardı edilir. Yabancıya gitmesin anlayışıyla birçok olgunluğa erişilmeden yapılan bir 'teyze kızı' evliliği de genç yaşta üç çocuk dünyaya getirme ve sonrasında boşanma ve devamında da sahipsiz kalan çocuklar gibi komplikasyonlara neden olur.

Kutsal istismarı; öğretilen çaresizlikler, modern kölelik anlayışı, asgari yaşam kalitesi ve ucuz fikirler hegemonyasına neden olur. Bireysel ve toplumsal olarak çok yönlü eğitim ve okuma, insan hak ve hürriyetlerini savunmak ve hâkim olmasına çalışmak bu problemleri bitiremese de azaltılmasına yardımcı olacaktır.

-Ali Bulut
Twitter: @alib_bulut
Not: Bu yazı dizisinin ilkine şuradan ulaşabilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder