Cemaat’in Geleceği - Münferit Fikir Platformu

SON

2 Haziran 2019 Pazar

Cemaat’in Geleceği





Uzunca bir süredir bu platformda yazılan yazıları, cemaat mensubu olan ya da olmayan Twitter hesaplarından atılan tweetleri, taraflı tarafsız medyada çıkan haberleri herkes gibi ben de takip etmekteyim.

Takdir edersiniz ki, gelecekle alakalı tahminler ya da çıkarımlar yapmak için elimizdeki en önemli verilerden biri geçmiş tecrübeler ve hali hazırda içinde bulunduğumuz durumlardır.

Ben okumayı özellikle farklı farklı düşüncelerden çıkan yazıları, kitapları vb. yayınları okumayı çok seven biriyimdir. İşim gereği de yüzlerce farklı karakterde insanlarla temasta bulunmaktayım. Bunları göz önünde bulundurduğumda, bir nevi dışarıdan bir göz olarak Cemaat’in Geleceği ile alakalı naçizane birkaç bir şey söylemek istedim.

Öncelikle şunu söylemek isterim; bu yazımda ümitvari şeyler, her şey düzelecek sabredin vb. tarzı ifadeleri göremeyeceksiniz. Bu tarz ifadeler görüp kendine ümit aşılamak isteyen arkadaşlarımı, kardeşlerimi ve abi-ablalarımı yazımı okumaya devam etmemeleri hususunda uyarmak isterim. Uyarımızı yaptıktan sonra meselemize geçebiliriz.

Cemaat’e adımını atan kişilere, çoluk çocuk genç yaşlı fark etmeksizin izletilen bir video vardır. Bu videoda, “Güneş’in doğup battığı her yere Allah’ın ismi gidecektir.“ konusu işlenir ve bu görevin Hizmet Hareketi’nde olduğu söylenir. Video bittikten sonra da izleten kişi gerekli şeyleri söyler ve hizmetle ilk tanışma gerçekleşmiş olur. Dışarıdan bakıldığında yapılan işler gerçekten İslam için, Allah için yapılmaktadır. Yurtdışı okulları, Türkçe olimpiyatları, güneydoğudaki okuma evleri, üniversiteliler için KYK yurtlarından binlerce kat daha iyi durumda olan öğrenci yurtları vb. Bunları gören kişi de “adamlar harbiden Allah için çalışıyor“ deyip hizmete tam anlamıyla giriş yaparlar. Kimileri malıyla, kimileri zekasıyla kısaca herkes kendinde olan elinden gelen en iyi şekilde hizmet etmeye çalışır.

Öğrenciler abilik ablalık yapıp vatana millet hayırlı dinini namazını bilen talebeler yetiştirir. Ders çalışma vardır, beraber namaz kılma ve kuran öğrenme vardır, beraber sosyal aktiviteler yapmak vardır. Esnaf kanadı da bu saydığım aktivitelerin maddi kaynağıdır. Bakıldığında win-win denen kazan-kazan olarak niteleyebileceğimiz bir yapı mevcuttur.

Bu uzunca bir süre bu şekilde devam etmiştir. Fakat dünya tarihinde oldukça çok örneğini gördüğümüz üzere, bir hareket bir oluşum bir yapı ne derseniz deyin, büyümeye başladığında özellikle kontrolsüz olarak büyümeye başladığında sorunlar ortaya çıkar. Hele ki yapılan işler sonucunda ortaya çıkan durumlar size ilk baştaki amacınız olan “Allah rızası için, vatan millet için“ düşüncelerini de unutturduysa o zaman o oluşumun çökmesi kaçınılmazdır.

Olanlar oldu, neler olduğunu tekrar tekrar anlatmanın bir manası yok ve sonuç olarak Hizmet Hareketi, gönüllüler hareketi diye tanımlanan cemaat, an itibariyle bir terör örgütü olarak kabul görmektedir. Yalnız şunu şiddetle belirtmek gerekir ki, terör örgütü olarak kabul edilmediği güçlü ve sağlam zamanlarında bile, hiç de azımsanmayacak bir topluluk tarafından ısrarla iyi niyetli olmadıkları söylenmiştir. O zamanlar terör örgütü demiyorlardı fakat PKK’dan nefret edercesine nefret ediyorlardı. Bunların da kimler olduğunu tahmin etmek hiç de zor değil.

15 Temmuz 2016 tarihinden sonra tavan taban fark etmeksizin ufacık bir bağlantı emaresi bulunan herkesi almaya başladılar ve bunların tespitinde kullanılan materyalleri hepimiz çok iyi biliyoruz. Başta ByLock olmak üzere, Bankasya, sendikalar, gazete-dergi aboneliği, devre mülk tatil yerleri rezervasyonu, digiturk iptali gibi sebeplerle insanları “silahlı terör örgütüne üye olmak“ suçundan gözaltına aldılar. Bazıları tutuklandı, bazıları hapis cezası aldı, bazıları tahliye edildi, bazılarının yıllardır davaları sonuçlanmadı. Tahliye olanları bile adli kontrol şartıyla serbest kaldı. Yurtdışı yasakları devam etti, pasaportlarına el konuldu. Çalışanlarla alakalı işten çıkarımlarda sigortaya bildirilen işten çıkarılma nedeni yüzünden hiçbir yerde iş bulamamaya başladılar. Evli olanlardan boşananlar oldu, nişanlı olanlardan nişanı atılanlar oldu, ailesi ve özellikle öz annesi babası tarafından “terörist“ denilerek reddedilenler oldu. Bir şekilde yasa dışı yollarla ülkeden kaçmak isterken nehirde boğulanlar oldu, kaçarken yakalananlar oldu. Hapisteki eşini babasını ziyarete gidip, dönüşte trafik kazasında yok olan aileler oldu. Hapisteyken psikolojisi düzelmeyecek şekilde bozulanlar, delirenler ve daha kötüsü akıbeti belli olmayan insanlar oldu. Bu liste uzayıp gider.

Şunu söylemek istiyorum ki, cemaatle uzak yakın fark etmez, bir şekilde alakası olanlar dışında yukarıdaki gerçekleşenlerin hiçbiri kimsenin umurunda olmadı ve olmayacak.

Ergenekon ve balyoz davaları, şike davaları, 17/25 Aralık operasyonları gibi cemaatin üzerinde etiket olan durumlar yüzünden halkın %99’u cemaatten acayip şekilde nefret ediyor. Hapisteki bebekler, Meriç’teki boğulanlar ve en son çıkan Ankara’daki işkence raporuyla alakalı söyledikleri tek bir şey var; “Fetöcülerse beter olsunlar“. Özellikle medyanın gücü sayesinde cemaat o kadar yerin dibine sokulup, o kadar terörize gösterildi ki, bu durumun düzelmesinin imkânı yoktur. Başta belirttiğim, terör örgütü kabul edilmeden önce bile nefret edenler şu an kıllarını kıpırdatmıyorlar, siz bize yaptınız şimdi sıra siz de deyip tabir-i caizse soykırıma göz yumuyorlar.

Bu kesim okumuş görmüş diye tabir edebileceğimiz bir kesimdi. Bir de Anadolu’daki halk var. Vaktinin çoğunu kıraathanelerde geçiren halkın büyük bir çoğunluğu da medya gücüyle cemaatten inanılmaz derecede nefret ettirildi. Hatta şu kadar söyleyeyim, bu kulaklar “PKK’yı Fetö’ye tercih ederim” diyen insan duydu.

Medyayı çok iyi yöneterek, bakın çok trajikomik bir şey söyleyeceğim cemaat mensuplarını bile cemaatin terör örgütü olduğuna inandırdılar. Çok basit bir örnek vereyim, şu ByLock hususunda savunulan şey genel olarak ByLock indirmenin suç olmadığıdır. Zaten hali hazırda ByLock indirmek suçtur diye bir konu yok, ByLock indirmek silahlı terör örgütü üyesi olmanın en güçlü delili olarak kabul edilmektedir. Yani cemaatin terör örgütü olduğu çoktan kabul edilmiş-ettirilmiştir. Bu sadece ByLock konusunda değil diğer bütün delillerde de böyledir. Kısacası buradan çıkarılacak ana fikir şudur; cemaat terör örgütü olarak kabul edilmekten vazgeçilmediği sürece, ByLock bankasya sendika vb. hepsi için bu gözaltılar devam edecektir.

Tabi bu olaylar başladığında herkes şunu düşünmüştü; “ByLock, bankasya, sendika vb. olmasa adamlar kimseyi tespit edemeyeceklerdi.“ Kimseyi tespit edemeyeceklerdi yanlış bir düşünce, elbette tespit edeceklerdi fakat 17/25ten sonra cemaatin attığı her adım sanki adamların talebiyle yapıldı. İsteseler bu kadar işe yarayacak şeyler yaptıramazlardı. Bunu da artık cemaatin basiretsizliği mi olarak mı nitelendirirsiniz yoksa başka bir şey mi ararsınız altında orası size kalmış.

Gelelim Cemaat’in Geleceği ile ilgili olan kısma. Ben artık cemaatin Türkiye’de sonsuza kadar silindiğini düşünüyorum. Hiçbir şekilde ve yöntemde cemaatin tekrardan eski günlerine ve sürekli vaat edilen o günlere geleceğini düşünmüyorum. Artık bazı konularda realist bakmanın zamanı geldiğini ve önümüze bakmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu düşüncelerimin nedenlerini de şu şekilde sıralayabilirim.

-          Cemaatle alakası olmuş herkesin listesi adamların elinde mevcut. Sadece ama sadece sıra var. Bu zamana kadar size dokunmamış olması dokunmayacağı anlamına gelmez. Sadece sıra bekliyorsunuz ve sıranız geldiğinde, sabaha karşı eviniz basılıp gözaltına alınacaksınız.

-          Cemaat belki yaptığı her şeyi belirli bir mantık çerçevesi içerisinde açıklayabilir fakat hususi hizmet denilen olguyu mantık çerçevesinde açıklaması mümkün değildir ve şu an başına ne geldiyse bundan dolayı gelmektedir.

-          Sürekli pozitif olup, bunlar da geçecek, biraz sabır, gayretullaha dokunacak az kaldı vb. düşüncelerle ve sözlerle kendinizi kandırmayı bırakmanız gerekiyor. İşlerin daha kötüye gittiğini görmek için kör olmanız lazım. Biraz haber sitelerini aktif haber dışındaki siteleri takip edersiniz ne durumda olunduğunu anlamış olursunuz.

-          Cemaatin kendi yetiştirdiği savcı ve hakimlerden görevde olanlarının çoğunluğu bu davalarda hiç dinlemeden tutuklama veriyor. Hala buna tedbir vs. diyenler için yapılabilecek bir şey olduğunu düşünmüyorum.

-          Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri sağ-sol ideolojinin hiç tartışmadan üzerinde uzlaşıp nefret ettiği tek olgu Hizmet Hareketi’dir. Halkın gerçek anlamda %99’u cemaatten nefret etmektedir ve bu durumun bu şartlarda ya da şartlar ne olursa olsun değişmesi imkansızdır.

-          Akrabasını, komşusunu ve yakın arkadaşını ihbar edenlerin oldukça fazla olduğu bilinen bir gerçektir. Cemaat mensubu olan biri bu şartlarda kimseye güvenmemelidir. Bu da hayatı zindana çevirecek başka bir durumdur.

Gelecekle alakalı bir diğer mesele de ceza alanların cezalarını çektikten sonra yaşayacakları hayatları nasıl olacak? sorusudur.  Bir kere şunu belirtmek lazım ki, KHK ile atıldıysa ve hapis yattıysa çıktıktan sonra açık cezaevi gibi bir hayat yaşayacaktır.

Şu ısrarla belirtmek isterim ki, adam öldürüp hapse girip çıkmak, Fetö üyeliğinden hapse girip çıkmaktan 1000 kat daha iyidir. Kimse size iş vermez, kimse evlenmek istemez, evliyken girdiyseniz ve eşiniz de bir şekilde sabrettiyse bu sefer de ileride çocuğunuz sizin çektiklerini çekebilir. Hiçbir arkadaşınız sizinle görüşmek istemez, aileniz bile reddedebilir sizi. Ülkeden gitmek istersiniz, bu sefer de pasaport alamazsınız yani devlet tarafından açıkça “yavaş şekilde idama” mahkûm edilirsiniz.

Tabii ki herkes suçlu değil, tabii ki ahirette bu yaşananların bir karşılığı olacak fakat sizlerden ricam bu dünyada mutlu olmayı artık kafanızda bitirmeniz. Bu saatten sonra cemaatle ilgisi olan bir kişinin bu dünyada tam anlamıyla mutlu olması özellikle Türkiye’de mümkün değildir.

Bir diğer önemli mesele de bu adamlar gidince her şey düzelir ya da biraz daha iyi olur düşüncesidir. Bütün o listeler, davalar vb. her şey kayıt altında tutulmaktadır. Halk ve diğer yönetimde söz sahibi olan kişiler ve kurumların nazarında cemaat bir terör örgütüdür ve bu adamlar gitse de gitmese de bu durumlar aynı bu şekilde devam edecektir.

Yurtdışına gitmeyi başaranlar da nispeten kurtulmuş sayılabilirler fakat emin olun vatan hasreti ve geride bırakılanlar, her ne kadar sinirli ve öfkeli olsanız bile insanın hep bir tarafını eksik bırakacaktır.

Biraz uzunca ve tamamen pesimist bir yazı oldu farkındayım fakat gerçekleri söylemek artık kaçınılmazdır.

 - Beyoğlu

11 yorum:

  1. Yazdıklarınıza sonuna kadar katılıyorum. Aynı fikirleri uzun zamandır bende dar ve artık neredeyse kalmayan çevremde savunuyorum. İçerdeyken bu tip tartışmalar oldu ben de fikrimi söyledim sonra garip bir şey oldu ve hala devam ediyor, bu fikirlerim yüzünden beraber yattığımız arkadaşlar tarafından gizli dışlanma yaşadım, evet aynen böyle. Rüyalara inanmayın, tarihlere inanmayın dediğiniz zaman aynı ranzadaki arkadaşınız bile sizden şüphe duyuyor. Herkeste bir mucize olacak buradan davullar zurnalarla çıkacağız, kahraman olacağız beklentisinin olduğu zaman da inanmıyordum ''herşeyin daha güzel olacağına'' şimdi ümidim daha da azaldı. Hiçbir şey daha güzel olmayacak galiba, umarım yanılırım/yanılırız ama işaretler bunu gösteriyor bize.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. valla bu cemaatin tepesinin bize son attığı kazık dostluklarımızı elimizden alması oldu. Her şeyimiz gitti, elde tek kalan eski güzel günler anılar ve dostlar ama onları da bize bırakmadılar, dostuma gidip bir şey anlatsam artık dostum olarak kalır mı diye düşünüyorum beni MENFİ, satılmış ilan edip benden uzaklaşır mı? Gülen itirafçıları zaten direk cehennemlik ilan ediyor, bu kadar radikal sert bir dille insanları ayrıştırırsan, taban da nasibini kapar. İnsanlara umut vermiş, onları mutlak doğruya inandırmış biz en ufak farklı şey söylesek hain gibi oluyoruz. AKP'lilere bakıyorum camileri ahır yapan din düşmanı CHP'ye nasıl oy veririsiniz diyor, cemaat tabanı da aynı mantıkla düşünüyor, acayip kutuplaşmışlar. Cemaat tasfiye olsa belki dostluklarımız kalırdı.
      -Ahmet

      Sil
  2. İnsanların cemaatten uzaklaşıp bireysel olarak özgürce fikirlerinin gelişip kendi ayakları üzerinde durabilme aşamasında cabalamalari için uygun bir zaman..

    Evet pek çok zorluk var ...

    Fetocu damgası terörist damgası cemaatçi kafa yapısı yani bireysel dusunememe illeti robotlasmis aynı tornadan çıkmış gibi olma damgasını kırmak zor...


    Ben cemaatin yok olup gitmesini hiç onemsemiyorum....

    İnsanlar bundan kurtuldu diye sevinirim...

    Ama bu cemaat içindeki bireylerin bu durumlardan kurtulup yeniden hem mutlu ve verimli ama bireysel olarak özgür iradeli kişiler olabilmesi için bir şans bu zamanlar...

    YanıtlaSil
  3. Beyoglunun ellerine saglik,kitabin tam ortasindan yazmis...cemaat melonkoli halleri birakip,gerceklerle yuzlesmelidir...agziyla kustutsa asla tr de birseye yaramazlar....tabiki tr nin diger gruplari,siyasi yahut dini cemaatten az degillerdir...sonucta ne dersek diyelim cemaati pkk Dan beter duruma dusurmustur milletin gozunde akp...
    Ama cemaatin soyle muthis bir guzelligi var,ister Kabul edelim ister etmeyelim...suan cemaatin yaptigi su sorgulamayi,tr de hicbir grup yapmamistir,yapmayacaktirda...cemaate yolu dusen arkadaslar suan aci cekselerde ins daha cabuk gercekle yuzlesip,daha cabuk toparlanirlar diye dusunuyorum...umarim yanilmam!!!!

    YanıtlaSil
  4. Acı gerçekleri dosdoğru anlatan bir yazı...

    YanıtlaSil
  5. Ben de şahsen Gülen cemaatinin toplum nazarında bir daha asla itibarlı bir noktaya gelemeyeceğini düşünüyorum. Türkiye'de ana sosyolojik gruplar büyüklük sıralamasına göre şu şekildedir: 1) Muhafazakarlar 2) Seküler Kesim 3) Türk Milliyetçileri 4) Kürt Milliyetçileri. Seküler kesim, Türk milliyetçileri ve Kürt milliyetçileri cemaatten nefret ediyor. Bunun şu saaten sonra değişmesi imkansız gibi birşey. Geriye ne kaldı? Muhafazakarlar. Onlar da Erdoğan mı Gülen mi ikileminde bugün Erdoğan diyerek tercihlerini yapmış durumdalar ve şu an cemaatten en çok nefret eden kesim onlar. Şimdi ileride Erdoğan itibar kaybederse muhafazakarların bir kısmı "yaa aslında reis de çok ileri gitmiş, o da sütten çıkmış ak kaşık değilmiş, cemaatin de haklı olduğu yerler varmış" noktasına evrilebilir. Ama bu ne zaman olur? Belki 5 belki 10 sene sonra. Ama bu olsa bile bu cemaatin Türkiye'de tekrar itibar sahibi olmasına vesile olmayacak. Daha çok olacak olan cemaatin tabanında olan insanlara karşı yapılmış olan bazı uygulamaların çok ileri gittiği düşüncesinin yaygınlaşması ve cemaat tabanına yönelik "acıma" ve "vicdan" duygularının ön plana çıkması. Ama Gülen cemaati bir daha asla Türkiye'de organize faaliyet gösteremiyecektir. Halk nezdinde eski cemaatin mensuplarına yönelik zamanla bir sempati oluşabilir ama cemaatin kendisi bir örgüt olarak Türkiye'de itibarını bir daha asla geri kazanamayacak mertebede kaybetti.

    YanıtlaSil
  6. kim derdi ki halkın yüzde 95 inin sevdiği en azından saygı duyduğu bu yapıya 2 sene de böyle düşman olacaklar o saf anadolu insanı cefakar vefakar dedikleri anadolu insanı düşman oacak. Terörist ve düşman algısının her 5 senede bir 180 derece değiştiği bir her sene uluslararası politikaların 180 derece değiştiği bi ülkede yarına kimse emin olmamalı. Önemli olan şey cemaatçilik anlayışı zarrarlı bir anlayıştı tıpkı siyasal islam gibi ve bunun dersi çıkarılmalaı . Yarın kim terörist ilan edilir izleyip görelim ama cemaat tabanına yönelik sırf 15 temmuz üzerinden orada da cemaatin yalnız olmadığı muhakkak bu derece linç girişimi ileride çok büyük sosyolojik sıkıntılar oluşturacağı kesin . ben cemaate yönelik bu hınç ve nefretin biteceğine inanıyorum aksi sadece cemaati rakikalleştirmeye yarar ve bu yeni bir ermeni sorunu demek olur . burada cemaatle bağı olmuş kişilere düşen dersini çıkarmak ve gerçek bir adalet sistemi temini için ter dökmektir yarınlara kin biriktirmekten ziyade ve umarım çok geç olmadan toplumun tüm unsurları kendisine düşen payı çıkarır derini alır ve bu kavga biter yenisi başlamamak üzere . YANİ KISACA ORTADOĞUDA MÜHÜR LİMDE İSE O KAHRAMAN KARŞISINDAKİ HAİN TERÖRİSTTİR VE O MÜHÜR ÇOK SIK EL DEĞİŞTİRİR . artık kimsenin bozamayacağı evrensel değerlere bağlı laik sistemin tüm koruyucu ve denetleyici mekanizmaları ile , şeffaf bir devlet anlayışı ile geçmişe sırf övünerek değil yüzleşerek de dersler çıkarmamız gereken , rejim ve devlet korumacı odaklı değil insanı koruyan bir düzene olan inanç her kesimde oluşuncaya kadar evet çok uzun yol var ...

    YanıtlaSil
  7. Yukarıdaki arkadaşa cevaben. Muhafazakarlar hariç geri kalan sosyolojik grupların cemaat nefreti zaten bahsettiğiniz mühür cemaatin elinde iken oluştu. Siz 17 Aralık-15 temmuz arası iki yıllık döneme bağlıyorsunuz cemaatin bugün geldiği durumu ama bu yanlış. ülkedeki sekülerler, Türk milliyetçileri, Kürt milliyetçileri cemaate karşı bundan çok öncesinde bilenmişlerdi. Hatta bu kesimler için 17 Aralık-15 temmuz süreci cemaat ile akp'nin iç hesaplaşmasından başka birşey değil. Halk nazarında 95% sevgi veya saygı duyulan yapının 2 senede düşman olması diyorsunuz ama böyle birşey yok. siz böyle düşünüyorsanız valla kusura bakmayın da sizin dünyadan haberiniz yok. hiçbir şey anlayamamışsınız siz. o iki senede size bilenen sadece akparti tabanı. diğer kesimler size çok öncesinde bilendiler, ve mühür sizin elinizde iken yaptıklarınızdan dolayı size karşı bilendiler. bu dediğim mesela ak parti için de geçerli. şimdi yarın öbür gün ak parti iktidardan düşse ve arkasından iki sene içerisinde toplum nazarında itibarını kaybetse "vay be, toplumun 95%inin sevdiği veya saydığı insanlar iki senede nasıl itibar kaybetti" mi olacak? hayır. şu an zaten türk halkının 55-60%ı ak partiden nefret ediyor (konjektürel olarak ak parti ile işbirliği halindeki mhp'lilerin de büyük bölümünü dahil ediyorum). bu nefret sadece kendisini ifade edebilecek koşulların ortaya çıkması için gün sayıyor. unutmayın, iktidar sahiplerinin yaptığı her yanlış, haksızlık, hukuksuzluk, toplum nazarında not edilir. birikir, birikir ve birikir. siz sadece balonun patlama anının şiddetine bakarsanız yanılırsınız. o balon öncesinde o kadar şişmemiş olsa patlama öyle şiddetli olur muydu?

    YanıtlaSil
  8. üstteki arkadaşa ithafen
    1. cemaati savunmuyorum cemaat zihniyetini de hep eleştiriyorum ve zararlı olduğunu söylüyorum. dün de bugün de yarın da
    2. sıkıntılı olan toplumun sosyolojik yapısı cemaat tabanı bu usülsüzlük ve soru çalmalardan haberi yoktu fakay bugünkü linç onların doğmamış çocuklarına bile yapılıyor hem de insafsızca ve çıkıp da bu olaylardan isnatla topyekün soykırıma göz yumup bir de üstüne size geçmiş olsun siz bi daha bu topraklara adımınızı atamazsınız demek ne kadar vizdani.
    3. ben tekrar söylüyorum cemaat tabanı umarım gerekli dersi çıkarır ve benim de umurumda olmaz artık geçmişteki yaptıkları tabi sen beni direk cemaatçi olarak yaftaladın ama önemli değil kim devletin cemaat soykırımını eleştirirse cemaatçi zaten
    4. yarın bi sebeple senin içinde bile bulunmadığın bi grup yüzünden çocuklarına kadar sirayet edecek bi lince maruz kalırsan anlarsın...

    YanıtlaSil
  9. Cemaat,Hizmet Hareketi, Gülen Cemaati... Fetö
    En baştan şu ayrımı yapmakta fayda var belki de kurtuluş buna bağlı:
    Fetö ile Hizmet hareketini net bir şekilde birbirinden ayırmalıyız.
    Gülen iki piramit kurdu, birincisi görünen yüz ikincisi ise mahrem imamlar yoluyla gizli yapı. İşte terör örgütü olan fetö budur. Fetö'den tabandaki/ibadetteki şakirtin haberi yok. Direk Gülen'e bağlı bu gizli piramidi kabul edip dışlamazsak tabandakilerin sıkıntısı devam edecektir.
    İkinci olarak yazarın güzel bir tespiti var Türkiye'de en büyük yapı muhafazakarlardır. O halde tabandakiler bu kitle ile sağlıklı iletişim kurmalıdırlar. Bu kitleyi siyaseten temsil eden AK Parti ile sağlıklı iletişim kurmalıdırlar.
    Bizim, "okulunda çalışkan, ahlaklı, dindar öğretmen ile" ,"laci kıyafette dürüst, güvenilir polis ile" ne husumetimiz olabilir?
    Tek şey istiyoruz: FETÖ'yü FETÖ olarak bilip takiyye yapmadan* uzaklaşmak.
    ABD'nin kullanışlı bir aparatı (hain), şizofren sümüklüye gönülden bağlanma devam ettikçe ne yapabiliriz ki?
    * Takiyye müslümana uzak şeytana yakındır.

    YanıtlaSil
  10. "Ama cemaatin soyle muthis bir guzelligi var,ister Kabul edelim ister etmeyelim...suan cemaatin yaptigi su sorgulamayi,tr de hicbir grup yapmamistir,yapmayacaktirda."
    Bu tabii guzel bir temenni: 2005 yili ve sonrasi entellektuel sekuler kesimlerin icinde olsalardi bu arkadaslar ya da ne bileyim azicik bu konudaki muhabbetlere katilsalardi sayisizca binlerce kez su yapilanlardan cok fazlasinin bu kesimler tarafindan bir ic hesaplasma ve nerede yanlis yapildi sekilde cok derin sosyolojik incelemelerle yapildigini bilirlerdi. Benim disaridan bir insan olarak gozlemim eski ve devam eden Cemaatcilerin ders cikarimlarindan en onemlilerinden birisi Cemaat'in bu kadar ozel bir yapi oldugunu dusunmekten vazgecmekte oldugunu anlamalari . Sonucta hicbirimiz ozel, secilmis insanlar degiliz; ayni zamanda hepimizin kendisini ait hissettigi grup kendimiz icin cok ozel ve iyi fakat bu objektif olmamizi engellemiyor. Ben size gunlerce sosyolojik olarak "kult" ve "normal disi ve egreti" bir yapilanma oldugunu anlatabilirim, bu sizin gercekliginizi degistirmez, haricten gazel okumak olur.

    YanıtlaSil