Hukuk - Münferit Fikir Platformu

SON

9 Mayıs 2019 Perşembe

Hukuk


-->

Henüz ergen bir Polis Koleji öğrencisiyken izleyip büyülendiğim ve asla aklımdan çıkmayan Kelebekler Sonsuza Uçar filmi sürekli gözümün önünde. Eğer filmde anlatılanlar doğruysa, yaşananlar tam manasıyla hukuk katliamı.

İskilipli Atıf Hoca ismiyle bilinen bir hoca, şapkanın gâvur icadı olduğuyla ilgili kitap yazar. Kitap zamanın ilgili kuruluşlarından gerekli onayları alır ve yayınlanır. Gün gelir işler değişir. Hocanın gavur icadı dediği şapkayı giymek memurlar için zorunlu hale gelmiştir. Hoca kitaplarını toplatır, elde olanları da yakar. Mahkeme olur, hoca savunmasını yapar ama Kel Ali ismiyle bilinen mahkeme reisine dert anlatmak mümkün değildir. Mahkemeden bir yıl önce bir gazeteciyi şapka taktığı için tartaklayan Kel Ali Atıf Hocayı astırır. Yani Atıf Hoca nereden bilsin şapka kanunu çıkacağını. Müneccim mi bu adam? Fakat sorgu esnasında kritik, gözlerden kaçmayan bir soru vardır. O da meşhur Teali İslam cemiyetinin yayınladığı bildiridir. Hoca, Kel Ali’nin bildiriyle ilgili sorusuna, bizim cemiyetlerimizde Şura vardır diyerek cevap verir. Şura’da öyle karar çıktı ben de yayınladım der. Aslında Hocanın suçu İstiklal mücadelesine köstek olmaktır, şapka işin bahanesidir. Kurt kuzu hikayesi var ya aynı onun gibi.

O Er isimli yazar ankesörlü hatları kullananların cemaatçi olduğunu ve bunun doğru olduğunu bahseden bir yazı kaleme aldı. Cemaat ağabeylerinin inkara teşvik ettiğini fakat suçumuz neyse yatar çıkarız diyerek bildiklerini anlattığını belirtti. Ben kimseyi itirafçı olmakla suçlamıyorum. O kadar cesur olsam ülkemden kaçmazdım. Fakat ortada büyük bir cinayet var. Cemaatçi olmak suçlu olmak değildir.

Ankesör soruşturmasında ankesörle aranma kriterini ta 2010 yılına çektiler. El insaf diyorum el insaf. 2010 yılında cemaatçi olmak suçlu olmak değildi. O tarihte bir saldırıda ölse şehit olup vatan kahramanı sayılacak insanların, bugün o tarihte aldığı bir telefondan dolayı teröristlikle suçlanması hangi akılla izah edilebilir. Hiçbir suç veya ceza geçmişe yürümez.

Aynı şeyler Bylock, Bankasya, Sendika ya da Digitürk aboneliği iptali için de geçerlidir. Bylock bu yapıya üyeliğin illiyeti gibi görülebilir, ama bu suç mudur? 2014 yılında ortada terör eylemi diyebileceğiniz ne vardı? 17/25 Aralık soruşturmalarını terör eylemi görmek için Reza’nın rüşvet filan vermediğini gayet namuslu bir adam olduğunu kabul etmemiz gerekir. Buna inanan da pek kalmadı. Bugün devletin yaptığı şey şüpheliden delile gitmektir. Yani adli makamlar tüm cemaatçilerin suçlu olduğunu düşünüyor, ne bulabiliriz diye kafa yoruyorlar ve Bankasya ve Bylock delillerini buluyorlar.

Ben de Bylock indirdim. Eğer telefonuna Bylock indirmek suçtuysa neden soruşturmak için benim asla ama asla karışmadığım menfur bir olayın gerçekleşmesini beklediniz? Telefonumda Bylock varken bir patlamada ölsem, arkamdan methiyeler düzüp Peygamberimize komşu olduğumdan bahsedecektiniz. Hatta senelik izinde hayatımı kaybetsem dahi Türk Bayrağına saracaktınız tabutumu. Fakat o zaman yaptığım bir eylemden ötürü̈ ben terörist oldum öyle mi? Nasıl olup da bir insan aynı anda hem terörist hem vatan evladı sayılabiliyor, anlatın da öğrenelim.

Daha da açayım. Tabancam vardı. 25 adet de fişeğim vardı. Meslek hayatımın son gününe kadar bunu taşıdım. Ne bu tabancayı ne de yetkilerimi ve nüfuzumu bir grup insana ya da bir kişiye haksız çıkar sağlayacak şekilde kullanmadım. Kimseye silah da çekmedim. Silahım vardı ama kullanmadım. Sadece yıllık tazeleme atışlarında kullandım. Şimdi birisi gelip beni silahlı örgüt üyesi olduğuma ikna etsin. Bu mantıklı mı? Böyle bir düzen herkes için güvensizdir.

Soruyorum şimdi tüm yetkililere, bu yapılan ikiyüzlülük müdür değil midir? Bankasya bulamazsak Bylock, o olmazsa ankesör. O da olmazsa badem bıyıklıları doldurun içeriye. Yüzde seksen ihtimalle tutturursunuz. Ya da şüphelileri tutup maklube yapım aşamasını izletin. Ama maklubeyi yapan kişi bir yerde hata yapsın. İzleyen de bir tepki gösterirse bilin ki cemaatçidir. Ya da en temizi herkese Hisar 7 vaazını izletip göz kuruluklarına bakın. Hafiften gözleri yaşaranlara 6 yıl 3 ay kendini tutamayıp ağlayanlara örgüt yöneticiliğinden 10 yıl 6 ay hapis verin. Gülen’in hareketlerini komik bulup gülmekten gözünden yaş gelen olursa da ne yapalım yani o da gülmeseymiş deriz.

O Er isimli arkadaş itirafçı olduğu için kendini bir suçun itirafçısı sayıyor olabilir. Ama benim gözümde ne o suçlu ne ben suçluyum ne de KHK’lılar suçlu. Çağımızın Atıf Hocası bu cemaatin masum tabanı.

Bir idari tedbirle çözülebilecek meselelerin bu boyuta gelmesine Fetullah Gülen’den daha mutlu kim olabilir ki? Bu konu çok basitçe çözülebilirdi. Öyle bir tedbir uygulanıyor ki telefonumda Bylock varken henüz doğmamış çocuğumun devlet memuru olma hakkı elinden alınıyor. Bu aşırılığın da aşırılığıdır. Zalimlik budur. İsrail’in Filistinlilere yaptığının bir benzeridir bu.

“Fakat Erdoğan sizi uyardı, yapmayın dedi. Bu adama destek vermeyin dedi. Hatta Milli Güvenlik Siyaset Belgesine koydurdu, aklınızı başınıza alın diye.” diyenler olabilir. Evet Milli Görüş de o belgede yer alıyordu. Kendisi devlete gelip aman mı diledi? Ülkücüler de Milli Güvenliğe karşı dikkatli olunması gereken grup olarak nitelendiriliyordu. Keza Cumhurbaşkanının talimatlarına uymamak siviller için suç mudur? Eğer öyleyse dolar bozdurmayan vatandaşlardan başlayıp terörden yargılayalım.

Sonuç olarak şunu söylemek istiyorum. Bu sistemde (darbeye karışanlar ve açıkça suç işleyenler hariç) hiçbir grup suçlu değil hiç kimse terörist değil ama kimse de hatadan beri değil. Affedelim birbirimizi. Çok mu zor bu? Birlikte yaşayamaz mıyız? Sen bana karışma ben sana karışmayım. İmkânsız mı? Sanırsam evet, imkânsız….
-Halis
Twitter: @physicistcand

1 yorum:

  1. Ağzına sağlık içindekileri anlatmışsin evet bütün mesele bu suçlusu darbecisi suç isleyeni devlet çok kolay ayirabilirdi fakat A küme olarak kabul edin A suçlu ise hepsi suçludur çıkarımı yaptılar herkesi kanlı bir çuvala attılar ama bütün suç o küme kuran kişinin kümenin merkezinde paralel devlet kurup darbeye kalkisan kalkistiran alacaklardır evet bu mağduriyet en çok fetullaha yaradı magdurum da magdurum hikayesine tuz biber oldu..... Ben suçlu değilim suç işleyen düşünsün ha kanunsuz bir işi sırf abisi dedi diye yapan oldu ise kusura bakma cezasını cekersin....

    YanıtlaSil