Header Ads Widget

test banner

Serzeniş

-->

Öncelikle söylemeliyim ki uzun süredir düşüncelerimi yazmaya kendimi ikna etmek kolay olmadı. Çünkü yıllardır belli bir kabuğun içinde yaşamış ve istişaresiz iş yapmamaya alışkın biri olarak, sanki yanlış bir şey yapıyormuşsunuz hissi sizi hiç bırakmıyor. Yine de ben, hakperestçe yazmaya ve benim gibi düşünen ama yazamayan, söyleyemeyen kardeşlerimizin duygularını dile getirmeye gayret edeceğim inşallah…


Hizmeti yaklaşık 10 yıldır tanıyorum ve fiilen içindeydim. Dershaneler, üniversitede evler vs. derken silsilenin tam olarak içinden, bölgeden bir bayan kardeşiniz olarak yazıyorum.

Hizmet benim zaten mevcutta olan fıtri arayışımın karşılığı gibiydi. Tüm entelektüelliğiyle, zarafetiyle, herkese sinesini açmasıyla din hizmeti adına aradığımı bulmuştum adeta…  Ve bu günlere kadar da kısmen öyle idi. Üniversite hayatım boyunca birçok aktif görev aldım. Bunlar sırası ile ev ablalığı silsilesi ile başlayan işlerdi.

Bölgede kaldıkça vazifeler büyüdü tabi... Girilen istişarelerin ortamları değişti. Görev yaptığım süre boyunca eleştirilerim hep oluyordu bu yüzden genelde muhalif bilinirdim. Ve insanlara baskı yapmaktan yana olmadığım için fazla demokrat olmamdan rahatsızdı ablalarım. Ablalık büyüdükçe ben daha insanların imanı adına çok daha dertli bir ortam, daha mahviyet içinde daha maneviyatlı bir ortam hayal ederken umduğumu bulamamıştım… İnsanların gıybetinin daha kolay yapıldığı, raiyetimizin namazlarına dikkat etmenin evin eşyalarını yenilemek kadar gündem olmadığı, biraz sekülerleşmiş ortamlardı bunlar... Bunlar benim gözümde şahısların hatalarıydı çok önemseyip üzerinde durmadım açıkçası. Daha çok yapmam gerekenlere odaklanıyordum…

Derken evlilik durumum söz konusu oldu. Aslında benim hayatımın, o her şeyin en iyisini bileceğini düşündüğüm ablalar ve abiler için o kadar da önemli olmadığını gördüm... Bazı yalanlar söylenmiş elde tutma çabaları adına farklı girişimlerde bulunulmuştu... O dönem çok üzülmüştüm. Şahsımın düşünülmesinden çok, dişlinin çarklarından birini kaybetme içgüdüsüyle hareket eden ablalar, her yolu mubah görüyordu.  “Yalnızca bizden olsa yeter” durumu hakimdi hizmette... Bu durum öneri ve ikaz anlamında bir yere kadar anlaşılabilir ancak insanın kendi hayatı hakkında başkalarının seçimlerini yaşamaya mecbur bırakılması onur kırıcı oluyordu… Hizmet içindeki insani ilişkilerin, çok yüzeysel ve sistematik bazlı olduğunu görmüştüm... Bu pragmatist ve mekanik yaklaşımlarla çok adam harcandı maalesef... Dışarıya gösterilen müsamahanın onda biri hizmetteki kardeşlerimize gösterilmedi... Küskünler kırgınlar çoğaldı hep, bizim hatalarımız yüzünden...

Sonra başka illerde görev yaptım… Bu süre zarfında çok şeye şahit oldum… Derecelere de özellere de “dine hizmet için başını açan” birebir tanıdığım insanlara da… Üniversiteden tanıdığım bir arkadaş bana, ALES hazırlık evlerine gidince hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını aslında çok farklı şeyler döndüğünü ve artık hizmetin içinde duramayacağını söylediğinde onu anlayamamıştım... Bu tarz (başını açmak) gibi hadiselere kendim yapmıyorsam da yorumsuz kalmayı tercih ediyordum… Hizmet bu tavizleri hep şahsi kemalatını başkalarına tercih etmek olarak baktı... Fakat bu öylesine sakat öylesine İslam ruhuna aykırı bir düşünceymiş ki… Görüyorum ki bizleri bunlara ses çıkarmayışımız, hatta normalleştirmiş oluşumuz hizmeti içten içe çürütmüş…

Darbe gecesi herkesin yaşadığı gelgitleri ben de yaşadım… Bir yandan inşallah bizimkiler yapmamıştır diyordum ama bir yandan da günlerdir çok sıkıntı olduğu söyleniyor dua dağıtılıyordu...

Sonrası herkesin yaşadıkları zaten... Darbeden 1 yıl sonra gözaltına alındım…2 aylık bir bebeğim vardı. Zaten hamilelik sürecim çok kaygılı geçmişti… İşsizdik… Şehir değiştirmiş ailemizin yanına gelmiştik... Bir de tutuklanma kaygısıyla kâbus gibi günlerdi...

Bir akşam üstü evimize gelen 10 kişilik bir ekip baskın yaptı, aramalar vs. derken... 2 gün bulunduğum ilde 1 gece de soruşturma geçirdiğim ilde olmak üzere 3 gece gözaltında kaldım... ailem dışarda ben içerde perişandım... Şükür ki minik tesellim yanımdaydı...  Ve uzun sorgu süreçleri geçirdim... 1 yıl boyunca hep kafamda kurmuştum şunu şuradan bunu buradan tanıyorum diye açıklarım vs. diye…

Gittiğimde polis zaten beni vazifemi söyleyerek karşılamıştı... Zaten benden önceki neredeyse her şeyi gayet iyi biliyorlardı. Ben sürekli ağlıyordum. Eşim ve babamla görüştük... Zaten her şeyi biliyorlardı... Hatta benim bilmediklerimi, tam hatırlayamadıklarımı bile... O döneme kadar hep polislerin hâkim savcıların ne kadar gaddar ve insafsız olduğunu okuyordum hizmet medyalarından hep…  Ama karsımdaki polis samimiydi... “Kardeşim bak yardımcı olmaya çalışıyorum” diyordu... Haklıydı da ...Verdiğim ifade sonrası haftada 2 gün imzayla serbest bırakıldım... Gece 2’de minicik bebeğimle mahkeme koridorlarında hüngür hüngür ağlayışımızı... babamın günlerdir kendini kasmaktan ve güçlü görünmekten en son geçirdiği krizi unutamıyorum…

Sonra eşimi de gözaltına aldılar ve şükür onu da bıraktılar... Ardından 1 yıl sonra yine mahkemem olacağını öğrendim... HGB ile yeniden serbest kaldım... Ama şunu söyleyebilirim, biz gibi insanları bu ülkenin insaflı polisi hakimi ve savcısı kurtarıyor... Onların insaflı çabalarıyla kurtulan bir sürü insan tanıyorum…  O zamanlar bile hala hizmetin masumiyetine inanmak istiyordum ama bir yandan darbe gecesi hizmet insanlarının yaptığı (yapamadığı) açıklamaları zihnimden atamıyordum.

Öyle bir şey ki hayatınızın manevi dinamiklerini üzerine kurduğunuz temeller bir anda yıkılıyor… İnsan kalakalıyor öylece. Yıllardır içindeyim, bu dairenin içinde kapanan namaza başlayan yüzlerce genç kız tanıyorum. Bu kadar güzellikler olmuşken, yurtlardaki evlerdeki pırıl pırıl gençleri düşündükçe burnumun direği sızlıyordu...  Darbeden sonra belki 1,5 yıl boyunca sürekli

Türkçe Olimpiyatlarındaki o

“Hazan olmuş bütün bağlar bozulmuş
 Sararmış yapraklar çiçekler solmuş”

şarkısını dinler dinler ağlardım... Bu böyle bitmemeliydi... Çok güzel işlerdi...  Çok güzel insanlardı oysa ki… Bunu kabul etmek kolay olmuyor ama mutlaka bir muradı ilahi de vardır... İşin hikmet boyutu… O gerçeği de yalnızca ahirette öğreneceğiz sanırım…

Geçenlerde, darbeden 2 yıl sonraya kadar gaybubet yapmış, daha sonra yakalanmış ve serbest kalmış gencecik bir eski öğrencim geldi yanıma…  Neler yaşadıklarını dinledim. 23-24 yaşında bekar bir genç kızcağızın omuzuna tüm ilin hizmet sorumluluklarını yükleyip gitmişti büyük ablaları...
Çünkü ablalar için ortam tehlikeliydi… Ve geriye bir kurban bırakıp ortadan kaybolmuşlardı. Hatta kimi arkadaşlarım ablalarla şehir dışına görüşmeye giderken otobüslerde yakalanmış ve tutuklanmıştı. Hastalanınca hastaneye gidemeyen kaçak göçek yaşamaya mecbur edilen... 2 yıl boyunca herkese yalan söylemek zorunda kalan, hayattan bıkmış bir öğrencim vardı karsımda...

Mütevelli mütevelli gezip çocuklarına bir şey olmayacağı vaadiyle yeni evler kurmalar, yeni yapılanma peşine düşmeler vs... Ne gerek vardı tüm bunlara? Darbe sonrası bile insanları yeniden toplamanın lüzumu neydi? Herkes elinden geldiği kadar evinden dua etseydi bu kadar büyür müydü?

Ne mi olmuş şimdi… O öğrencilerin birçoğu içeri girip çıktı. Bir kısmı hala içeride. Öğrencim diyor ki “abla ne söylediysek ve bize ne söylendiyse tersi çıktı.  Bylock delil olmaz dediler oluyor. İnkâr edin kesinlikle yazışmalar gelmez dediler dosya dosya yazışmalar önümüze kondu. Bir şey olmayacak dediler herkes içerde, bizi bırakıp gittiler” diyor... Onlar kaçabilmiş ama zavallı bu çocuklar yem edilmiş...  O da anlamıştı artık şah ve vezirin kavgasında öne itilen bir piyon kadar değeri olduğunu…

Ben bunları açıklamak üzere tepelerde neler oluyor vs. girmeyeceğim.  Benim ulaşabileceğim bilgiler de değil bunlar… Sıkıntı yukardan gelen akışın problemli oluşunda... Sıkıntı üstlerin altı zerre kadar düşünmemesinde… Demem o ki bizim o yukardan beklediğimiz ve her şeyi bildiğini düşündüğümüz karar mekanizması var ya, problem orda işte.  Sanki ardında düşünemeyen bir sürü var ve neye istersek inandırabiliriz muamelesi…

İlk bunu dershaneler kapatılacağı zaman yaşamıştım... Hepimizi yurdun bir salonuna topladılar ve şimdiye kadar tüm bildiklerinizi unutun aslında AKP bizim düşmanımız nev’inden bir seminer…  Cemaat haklı görünüyordu bir kıyıma niyetlenmişlerdi... kendini savunmalıydı. Sonra 17 25 Aralık oldu. Bu abiler bizden değil bu önceden de plânlanan bir durumdu tarzı seminerler…

Sonra hep kendi kendini çürüttü hizmet. Bizden değil dedikleri polisleri de sahiplendi, onlara cevşen okundu, dua edildi.  Tutarsızlık tutarsızlık üzerine...  Sabahlara kadar ibadet edalı tweet atmalar vs. Hep karşı taraf üzerinden hamasetle beslendi maalesef sonrasında... Oysa sussaydık bu kadar dikleşmeseydik bu trol üslubunu bıraksaydık belki böylesine körüklenmeyecekti kavga. Gerçi körükleyenlerin hepsi yurt dışında malum.

Savcı ifademi alırken bana demişti ki “üst düzeydeki adamlar konuşuyor ama biz hacı amcaları konuşturamıyoruz”.  Konuşmaz çünkü o sadece burs görmüş kurban görmüş…  İllegal ne var bilmiyor hacı amca. Görevli adam niye konuşuyor? Neler olduğunu az çok biliyor çünkü ne tavizler verildiğini biliyor. Bunu yapan bunu da yapmış olabilir diyor... Bu düşünceni zihnimde sınırını çizemiyorum şu an...

Hizmetin ısrarla ve inatla savunduğu ne varsa altından bir şey çıkıyordu ve genelde yanlıştı sonuç. Bir yanlış tüm doğruları sorgulatıyormuş ya insana. Mesela bir dönem Erdoğan’ın hasta olduğu söyleniyordu. Hatta öleceği…

Mesela bizim polis abilerimiz görevdeyken ülkenin her yerinde bombalar patlıyordu bizimkilerin olmaması durumunda iç savaş çıkacağı söyleniyordu. Bu düşünce öyle bir şey ki çorap söküğü gibi...  Kesin bunu yapmazlar denen bir şey söyleyemiyorum zihnimde. Hayrettin Karaman’a kızanlar bilsin ki hizmetin fetvalarının da altta kalır yanı yok bence.

Sonra Ege’de Meriç’te boğulanlardan da bahsetti kızcağız... Özellikle birimci abilere hicret emri gidiyormuş. Hala talimatla iş yapanlar…  Neden hicret ettiriliyorlar? Çünkü bu adamlar yakalanır ve söylerlerse kendi kirleri ortaya saçılacak.

Dışarıdan fedakârlık türküleri çağırmak kolay. Oysa ki benim buradaki gariban kardeşim hala dava diye bazı şeylerin peşini bırakmıyor… Oysa ki herkes bildiğini anlatsa ve sistem çözülse bu kadar acı çekmeyecek kimse... Ama malum istişare ekibi ne diyor “ayağı kayanlardan olmayın! kaybedenlerden olmayın!” Ne malum bunu diyenlerin kaybetmediği?

Acıların sorumlusu Erdoğan kadar HE dahil ya da değil bilemiyorum en az bu ekip de. Canavara saldırıp kaçtılar ve masumları canavarın önüne attılar… Hala bu insanları nasıl kurtarırız değil kendimizi nasıl kurtarırız derdindeler. Hani fedakârlık? Abilerin ablaların en önde hapse girmesi gerekmiyor muydu?

Giden kimseyle sorunum yok... Gidebilen kurtulmuş ne mutlu. Ama sen mesela bir il ED’si olarak yıllardır kendini gizleyen biriyle evlisin ve nasıl gaybubet yapılır kitabını yazmışsın.  Ama zavallı bekar öğrenci kızlar yem... Anında yakalandılar… Kimde şimdi bu vebal?

Söylenecek o kadar çok şey var ki… Yani yukardakiler ne yapıp ne ediyor bilmiyoruz, o yüzden üstten gelen bir emre kimsenin ihtiyacı yok artık. İnsanlara acı çektirmeyi bırakın.  Herkes anlatsın ne biliyorsa 2-3 ay yatsın çıksın gerekirse... Hayatlarına baksın.  Neymiş Efendimiz zalime teslim olmamışmış... Evet olmadı ama zalimin önüne de kimseyi atmadı. Her zaman en önde kendisi vardı...

Kandırılmışlık hissi geçmiyor...  Birkaç aydır sakinleşip bazı şeyleri yeniden sorgulama kararı aldım… Herkesteki bu reaksiyon ve öfke hali bende de vardı tabi.

Bu enkazı kaldırmak ve kendini onarmak kolay olmuyor.  Çünkü sahabe ruhunu taşıdığına inandığım kutsi bir dava vardı ortada... Arkadaşlarımın öfkelerini çok iyi anlıyorum. İnsanın aklıyla kalbi arasına sıkıştığı 2 yıl yaşadığına eminim herkesin… Onca zulme uğrayıp hezimetin ceremesini çeken yüz binleri umursamadıkları için yıllar geçti aklıselim bir açıklama bile yok abilerden...

Uluslararası heyeti filan geçtim sen kendi safındaki adamlara açıklama yapmak zorundasın!

Bu insanlar neden bunları yaşadıklarını bilmek zorunda.  Hala çocuk kandırır gibi geçiştirmeler… Üzülüyorum çok üzülüyorum… ve çok öfkeleniyorum. İçi boş çürümüş insanlara, çürümüş yapıya… Masum insanların bu adamlar yüzünden mağduriyet yaşamasına...

Umarım herkes en kısa zamanda bazı şeylerle yüzleşir. Belki biz bakış açımızı değiştirmeden bitmeyecektir bu zulüm. Kim bilir...     

-Hazan

Not: Yazıda bahsedilen her detay savcılık ifadesine girmiş, gerekli birimlerce paylaşılmıştır.
author

"Sorumluluk Reddi" Konusunda Önemli Bilgilendirme:

Münferit Fikir Platformunda yazılan tüm yazılar, aksi MFP YYK tarafından belirtilmedikçe yazarların kendi görüşleridir. MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini yansıtmaz veya ifade etmez.

Yorum Gönderme

61 Yorumlar

  1. Ablacım yazdıklarına sonuna kadar katılıyorum ama hala Fetullaha laf kondurmak istemiyorsun. Anlatmak istediğim o kadar şey var ki satırlara sığmaz. Fetullah hizmet insanını yani dini duyguları sömürülen ve işin iç yüzünden haberi olması imkansız insanları bilerek fişlettirdi ve en öne koydu. Böylece kendi aklınca mahrem yapılanmalarını kurtarabilecek, bu davaları sulandıracak,yurt dışında Türkiye aleyhine propaganda yaparak hem ülkeyi zor duruma düşürecek hem de kendi yerlerini garanti etmiş olacak, Fetöyü sadece cemaat olarak bilen masum insanları kriminal hale gelmeye hazır hale getirtecek... Bırakın hacı hoca müslümanı normal bir insan bile milyonların karşısında yalan söylerken haya eder utanır biraz. Bu Fetullahın ve Fetullahçıların söyledikleri yalanlar, yıktıkları yuvaların haddi hesabı yok. Cezaevindeyken hep tövbe ettim Rabbime aldatıldığım için. İbadet tabakası bile olmadığım için bildiğim şeyler kısıtlı olduğu için 221 den de faydalanamadım. Siz hagb alabildiyseniz sizin adınıza sevindim inşallah bundan sonraki hayatlarında insanlar daha dikkatli olur ve din tacirleri tarafından aldatılmaz. Hacı Kemal Erimezler Mehmet Özyurtlar şanslılarmış ki bu günleri, bu iblisin gerçek yüzünü görmeden gitmişler...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Anonymous09 Ocak, 2019

      Meseelenin sahdamarina dokunan bir yorum.. Her kim isin basindaki sizofreniyi temize cikariyorsa bilsin ki onun da islenen curumler de sahiplendigi kadar rolu vardir.Balik 1990 lardan beri bastan kokuyordu ama kokuyu bastirmak icin korkunc manipulasyonlar ve yalanlar soylendi.Cunku o kokuyu duyuraya calisanlarin kimlikleri "din dusmani" oldugu icin hic birimiz onlara inanmadik.

      Sil
    2. Anonymous09 Ocak, 2019

      Ahmet Bey gerçekten enteresan bir yorum getirmiş. Ben, Gülen'in şahsi olarak böyle bir plan yaptığını düşünmüyorum. Sorumluluğu yok demiyorum, mutlaka var. En önde hem de.

      Fakat etrafındaki o her şeyi mubah gören şeytani yapı her şeyi yapabilir.

      Evet masumları, mağdurları perde olarak kullanıyorlar. Allah soracak onlara hesabını.

      Sil
    3. Hala böyle düşünüyorsan yazıklar olsun.Fetö 40-45 yıl önce CIA'nin Graham Fuller'in müslümanların içine attığı bir ayrık otudur.Tıpkı Pakistan ve Irak'ta 60'lı yıllarda tohumları atılan benzerleri gibi.Bu herif bir projedir.Hala CİA tarafından korunmaktadır.

      Sil
    4. Hala o iyi çevresi kötü anlamına gelen söylemler ya kişinin Fetö zehrinden henüz kurtulamadığını ya da ahmak olduğunu fösterir. Allah ıslah etsin

      Sil
  2. Şunu da ekleyeyim belki silahlı terör örgütü üyeliğini hak etmedik ama masum değiliz. Tahşiye diye birşey uydurdular yüzlerce masum insanın hayatını kararttılar. Ergenekon balyoz davalarında masum olan binlerce insanın hakkında sahte delil üretip hayatlarını mahvettiler. Kim fetullahı sevmiyorsa, eleştiriyorsa medya ile yargı ile sindirip hayatlarını alt üst ettiler. O zaman ezilen, hakları gasp edileni, gadre ve zulme uğrayan insanlara bakıp bi suçları vardır dedik, bunların medya organları ile beyinlerimizi yıkamalarına müsaade ettik. Şimdi aynı zulmü başkaları bize yapıyor. Bizden uzak duran, vebalıymışız gibi davranan insanları haklı buluyorum çünkü dün de biz aynı şeyi yaptık. İnşallah yaşadıklarımız kefaretüzzünub olur, Rabbim bizi bağışlar...Allah rızası için yaptığımız güzel işlerin de ameller niyetlere göredir hadisince mükafatını verir...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Anonymous11 Ocak, 2019

      İnsanları çeşit türlü eziyetle kamu kuruluşlarındaki işlerinden ettiniz. İstifaya zorladınız. Olmadı yalan delillerle suçlu ilan ederek işten attırdınız... İkbal peşindeki milyonlarca gnç insanımızı, çocuklarımızı kamu kurum sınavlarının sorularını çalarak engellediniz, yerlerine sizler geçtiniz. Hakim, savcı, kaymakam, vali, emniyet müdürü vs olmanız gerekiyordu ve bunun için her yol mübahtı. Şimdi muhakkak çok iyi niyetle sayısız platformda pişmanlık ifadeleri, samimi itiraf ifadeleri, aldatılmışlık, kandırılmışlık beyanlarını okuyup duruyorum ama görüyorum ki benim ve benim gibi kimselerin ıstırabı henüz kimsenin umurunda değil. Hala kendi derdinizdesiniz. Benim de çocuklarım var. Ben de bu ülkenin vatandaşıyım. Ama yıllardır yaptıklarınızın acısını çekiyorum; çocuklarım da çekiyor. Siz yaptınız ben ödüyorum. Bu işler öyle "yukardakiler yaptı, biz bilmiyorduk" ile olacak işler değil. Çünkü sorgulamadığın için sorumlusun. Sorgulamadan, "yap" denileni yaptığın için sorumlusun. Hiyerarşik düzeninizde bir üstünüzdeki insanı neredeyse "kutsal insan" mertebesinde görerek her türlü ahlaksızlığı, hukuksuzluğu, yalancılığı, hak yiyiciliğini kendi gözünüzde davanız/hizmetiniz için mübah kıldığınız ve sessiz kaldığınız için sorumlusunuz. Bu konuşmalar falan hiç samimi değil kusura bakmayın. Samimiyet ne demektir biliyoruz. Ama ben ve benim gibi sayısız insan gözlerini kapatmış halde sabırla bekliyor; o samimi ifadeleri bir gün duymak için. Çünkü bu ülkeyi perişan ettiniz ve bu konuda o ifadeleri duymayı beklemek dışında yapacak başka hiç bir şeyimiz yok; her şey ancak o gün yeniden başlayabilecek. Ondan önce hiç birimizin huzur bulabileceğine ve barışacağımıza inancım yok.

      Sil
    2. Anonymous11 Ocak, 2019

      Merhaba,
      Nasıl bir pişmanlık bekliyorsunuz? Öncelikle her şeyi genelliyorsunuz, her sene 20 tane kamu sınavı yapılıyor 30 yılda 600 tane sınav yapar. Bu sınavlardan toplam kaçında şaibe var? Herkesin soruları falan aldığı yok cemaatte 2 milyon kişi varsa % kaçı bulaşmıştır bu işlere? Ben sizin yerinize hesap yaparım ama adil olmaz. 500 bin insan işinden oldu ve hapisle yüz yüze ya girdi ya giriyor. Sınavların alınması sonucu bir yere giren kişi sayısı en fazla 10 bindir. Kpss 2010 sınavı çalınmış yargılanan 300 kişi ya var ya yok, onun dışında öyle herkesi ilgilendiren bir sınavın çalındığına dair bir soruşturma yok. Cemaattin çoğunluğun alnı ak bir suça da bulaşmamışlar, peki bugün torpil ile bir yere giren Türkiye'de kaç kişi var? Onların da alnı o kadar ak mı? Bu ülkede bu kadar pişmanlık gösteren kaç grup var? 28 şubatçılar pişmanlık gösterdi mi? Balyoz darbe planı hazırlık aşamasında kaldığı için ceza alınmadı peki hazırlık aşamasında bile kalsa bir pişmanlık gösterildi mi? E muhtıra verenler, başörtüsünü yasaklayanlar bir pişmanlık gösterdi mi? Her iktidar her parti kadrolaşıyor hiç bir pişmanlık okuyor musunuz? İhaleler yolsuzluklar her partinin belediyesinde var, her tarikat da var hiç bir pişmanlık okuyor musunuz? Ülke pisliğe batmış burada cemaat pişmanlık arzediyor zaten işten atıldılar 3 sene hapis zaten yattılar daha ne yapsınlar? Soru verme torpil vs. yukarda saydığınız her şeyi toplayın kaç kişi yapar? 10 bin mi 20 bin mi 30 bin mi 470 bin kişi hala masum oluyor. O yüzden genelleme yapmayın, yalan delil ile suçlu ilan ettiniz diyorsunuz bunu yapanları toplasanız 100 kişi yapar, onlar da savcı polis diğer saydığınız şeyler de öyle. Tam olarak ne istiyorsunuz gerçekten soruyorum, benim yaşın çok küçük ergenekon balyoz falan olurken daha bebeydim hesabını ben mi vereyim? Hakkımla da okudum kimse soru da vermedi benim gibi benim yaşımda 25'in altı olan 50 bin insan vardır hapiste bizim suçumuz neydi? Kandırdı Gülen bizi ama dini yönden duygularımızla oynadı ama Allah'a şükür bir suça bulaşmadık ya da bir suça göz yummadık. Suçu işleyene de en ağır lafları şu an söylüyorum ve yargılanmalılar diyorum ama siz de ben de biliyoruz ki yurtdışına kaçanlar asla pişmanlık göstermeyecek ve yargılanamayacaklar fatura bize kesilecek. Ben sizi tanımıyorum ama benim alın ak, şu an torpilin alasını yapan kimse de gelip bana laf söylemesin, hiç kimse temiz değil bu ülkede. Siz ve çoçuklarınız nasıl bir mağduriyet yaşadınız bilmiyorum ama faturayı yanlış kişilere kesiyorsunuz, benim akrabalarımda cemaatin tepesindeki insanlar yüzünden işlerinden istifaya mobbinge zorlandılar, ama ben o zaman küçüktüm bana demiyorlardı ben de yurtların da kalıyordum tüm devlet erkanı destek çıkıyordu yanlış bir şey görmüyorduk şimdi benim ne suçum var? Lütfen yazın ben kendimden eminim ve benim gibi en az 50 bin insanın hapiste olduğunu da biliyorum, lise, üniversite öğrencileriyle dolu hapisler

      Sil
    3. Anonymous12 Ocak, 2019

      Bir örgütün mensubu iseniz, yahut resmi üyesi olmadığınız halde sempatizanı, taraftarı iseniz o örgütün yediği bütün herzelerden de sorumlu olursunuz. Onun için yaşınızın kaç olduğu, bireysel olarak hak yiyip yemediğiniz yahut cemaatin kaç mensubunun bu ahlaksızlıkları yaptığı; yahut hatta cemaat evlerine sizi yerleştirenlerin veliniz olması falan da önemli değildir. Bir tek şey önemli: hesap sordunuz mu. Sorarsınız cevap alamazsanız orayı terk edersiniz. Sorarsınız cevap alırsanız benim gibi konuşup duranlara cevabını verirsiniz. Ama yazdığınız gibi "az sayıda insan karışlmış"; "500 bin kişi cereme çekiyor asıl sorumlular bin-onbin kişi" gibi ifadeler malesef anlamlı değil. Şöyle sorarlar adama: O bin-onbin kişi bugün devlet/hükümet tarafından kovuşturulana kadar, sizler neden kovuşturmadınız 30 yıldır, 40 yıldır? Gülen cemaatinin mazisi 1960li yıllara dayanır. O tarihten bu yana Uğur Mumcu gibi bir iki aydın gazeteci yahut araştırmacı dışında kimse ne demeye sormamış?

      Neyse. Her şey bir yana yaşadığınız sıkıntıları anlıyorum ve çektiğiniz acılar için üzgünüm. Bu zengin ama adaletsiz ülkede; bu başdöndürücü güzellikte ve ama pisliğin her türlüsünü de malesef barındıran memlekette hiç birimiz bu acıları çekmek zorunda değiliz. Yaşınız gençmiş. Pek çok şeyi değiştirebilirsiniz. Umarım önünüzde güzel ve manen doyurucu bir hayat olsun. Umarım çocuklarımızın yaşayacağı ülke için bu birlikte bahsettiğimiz ahlaksızlıklara son vermek adına iyi ve güzel şeyler yapma fırsatlarını bulursunuz. Ben de elbette aynı şeyler için çalışacağım ama benim o kadar vaktim ve enerjim kalmadı.

      Sil
    4. Anonymous12 Ocak, 2019

      "Bir örgütün mensubu iseniz, yahut resmi üyesi olmadığınız halde sempatizanı, taraftarı iseniz o örgütün yediği bütün herzelerden de sorumlu olursunuz."

      Cok yanlis bir genelleme. Yanlis yapildigina dair ciddi bir delil veya suphe varsa insan tabii ki hesap sormali. Ancak kimse "sizin gibi konuşup duranlara" cevap vermek zorunda degil. Cunku kimse samimi olarsak guvenilir olmadigina kanaat getirdigi bir laf icin kimseye hesap sormak zorunda degil.

      Sil
    5. Anonymous12 Ocak, 2019

      merhaba ile başlayan yorumu yazan kişiyim
      bu da ikinci yorumum

      3 tane önemli nokta belirtecem, her olay için bu açıdan bakılmalı
      1. Ülkemizin ve diğer bir çok ülkede insanların %50'si normal zekanın altında, belki daha azdır bilmiyorum tecrübeme göre dedim
      2. İnsanlar zeki olsa bile çocukluktan eğitilince filler gibi o zayıf zinciri büyüyünce kıramaz, bizler de Türk insanıyız bu topraklarda eleştirel bakma diye bir olay yoktur, devlet zaten bizi belli kalıpta yetiştirir
      3. Bir yeriniz ağrıyınca sıradan bir insana kendini nasıl tedavi ettirmeyip doktora gidiyorsanız, hukuk ile ilgilide hukukçuya gitmek gerekir. Halk kendi vicdanı ve aklına göre bir adalet çizgisi çizebilir ama gerçek adalet o olsaydı hukukçulara ne gerek vardı? İslam ne diyor? Senin yakınını öldürürlerse kısas ya da diyet birini seç diyor, affetmek daha iyidir diyor. Peki kısas seçilince noluyor? Acısız ani bir ölüm ile öldürülür asla işkence vs. olmaz haramdır. Peki mağdur yakınları ne istiyor? Günlerce işkence yaparak öldürmek istiyor ve adalet bu diyorlar. Duygularımız bazen bize adalet o der ama adalet gerçekten o mudur? Ateistim ben İslam'ı boşver derseniz, Batı hukukunda da hukukçuya giderler adalet için, idam diye bir ceza bile yoktur.
      4. Suçlar şahsidir. Ben fenerbahçeliyim, fenerbahçe şikeye bulaştı(varsayalım bilgim yok) şimdi ben suçlu mu olcam?
      5. Sarıkamışta 90 bin asker dondu, ne büyük hezimet şimdi biz enver paşaya hain mi diyeceğiz? Yoksa enver paşa o zaman nasıl düşünüyordu diye o dönemi o dönemin şartlarıyla mı değerlendirmek gerekir?
      6. hesap sordunuz mu demişsiniz? Tam olarak neyin hesabını sorulacaktı? Siz olaylara bugünden bakıyorsunuz geçmişte dini bir yapı adam 1 tane yanlışlık görmüyor çevresinde haberlerde falan da kimse bir şey demiyor devlet herkes destekliyor, ulusal tv açıp mı insanlar hesap soracaktı? Ulusalcılar o dönem başörtüsü karşıydı 28 şubatı savunurlar hala, muhafazakar biri ulusalcıları izler mi?
      7. Adam diyor ki Gülen sahtekar ben 40 sene önce anladım ilkokul mezunuyum ama siz anlayamadınız mı? Peki siz hangi mahalledensiniz? Adam diyorki Ateistim. Sen zaten ateistsen Gülen tabiki sahtekar olur her dediği uydurmak olur o noktadan bakınca ben ateist değilim ki...
      8. Devletin yol açtığı mağduriyet dışında Gülen ve çevresinin açtığı mağduriyetler yok mudur? Yani şunu diyorum, sizi Gülen ve çevresi mağdur etti ama atladığınız bir nokta var. Bizi sadece devlet mağdur etmedi, bizi de Gülen ve çevresi mağdur etti. Ben güven duygumu kaybettim, kimseye güvenemiyorum artık, maddi acılardan daha çok manevi acı yaşattı bana Gülen.
      9. Bugün tüm toplu yapıların a-z hepsi hakkında yolsuzluk torpil kadrolaşma iddialarını duydum araştırıyorum artık, ama gene de o toplu yapılara giden insanlara bir şey diyemiyorum yani suçu onlara yükleyemiyorum, suçu onlara yüklesem bu ülkede %10 luk bir kesim belki tek başına hareket ediyordur, %90 suçlu olacak.

      Sil
    6. Anonymous12 Ocak, 2019

      bu da 3. yorumum

      10. Bunlar benim fikirlerim sadece paylaşmak istedim, benim hesap sorabileceğim bir şey yoktu önce bir yanlışı görüp ya da duymam gerekir, ayrıca ayrılsan bile ayrıldığını kimse bilmiyorki devlet 2013 öncesine de gidiyor. Diğer insanların mağduriyetini de düşünüyorum, hangi devlet sınavında yolsuzluk olduysa, giren kişilerin mağduriyeti giderilmeli, cemaatin büyük bir mal varlığı vardı, devlet keşke ordan tazminat olarak mağduriyetleri giderse. Ama Gülen'in açtığı mağduriyetler için önce Gülen'i adam akıllı Türkiye'de alıp yargılasalar, sonra ona destek vermiş hocaefendi demiş gazetesinde onu övmüş onun kitabını övmüş ona yol açmış tüm önde gelen kişileri yargılasalar, sonra bu Gülen'i eleştiriyorum ayağına aslında dindarlara düşman olan kesimi yargılasalar(çünkü onlar da Gülen'i büyüttü, e-muhtıra 28 şubat başörtüsü yasağı gibi şeyler sadece akp'nin oylarını artırmadı, insanları Gülen'ne de itti, bu kişiler Gülen'i namaz kılıyor diye eleştiriyordu, açık açık da bunu diyorlardı), sonra bana gelsinler beni yargılasınlar, ama şunu da diyim bugün gidip korsan film izlemek artık suçtur hapis cezası 5 senedir derseniz, geçmişte izleyenleri tutup hapse atamazsınız. Ben 7 sene yatarım yazması kolay yatması zor tabi, ama kendimden dolayı bu savunmayı yapmıyorum, çok daha mağdur fakir kimsesiz yaşı küçük ayrıca kadın çocuklu kişiler var onlara üzülüyorum gencim güçlüyüm erkeğim ben bana sorun olmaz. İnsana en çok koyan 7 sene sonra çıktığında da ülke aynı ülke olcak , Gülen yaşıyorsa gene abd de etrafında binlerce kişi rahat, zekeriyya özler adil öksüzler abd'de villa ev iyi araba para bol güç var, cemaatin lideri ben olsam suçluları türkiye teslim eder yediğim tüm naneleri açıklar, cemaatin kasasından tüm mağdur olanlara tazminatını öder özürü diler, Çarpık islami yorumları söyler bu hareketi tamamen tasfiye ederdim. Saygılar.

      Sil
    7. Anonymous13 Ocak, 2019

      Beyefendi sucun sahsiligi ilkesi diye bir sey duydunuz mu hic? Erdogan hirsiz diye buktun AKP uyeleri, hatta oy verenler tutuklansin mi? Kemalistler dort darbe yaptilar, butun Kemalistleri tutuklayalim mi? Aleviler yargida cemaatin yaptiginin bin beteri kadrolastilar, pek de adil degillerdi, butun Aleviler hapse mi girsin? Boyle sacma sapan fikirlerdir esas bu ulkenin icine eden. Neymis izdirabiniz merak ettim. Sosyal medyaya baksan herkesin ikbaliyle cemaat oynamis. Alti ustu 3-4 yil surdu cemaatin ulkede guclu oldugu donem, butun herkesin kariyer planlari da o 3-4 yil icinde alt ust olmus meger. Kendi gerizekaliliginizin faturasini cemaate hele de bu kriminal seylere hic bulasmamis insalara kesmeye kalkmayin. Gidin calisin madem kazanin KPSS leri, ne de olsa artik cemaat diye bir sey yok. Gorelim boyunuzun olcusunu.

      Sil
  3. Tecrubelerinizi paylastiginiz icin cok tesekkurler. Eminim kolay olmamistir sizin icin, bizim bir cirpida okudugumuz bu yasanilan aciyi kaleme dokmek...Maalesef islam alemi olarak problemleri tesbit edip cozumune bakmak yerine susmayi ve uzerini ortmeyi edep ve sabir zanneden hastalikli bir anlayisimiz var. Bu durumu burnumuz surtule surtule asacagiz saniyorum ancak gorulen o ki bunun icin daha coook zamana ihtiyac var...Degisim istemeyenlerin ardina sigindiklari mazeretler bitmiyor bir turlu.

    YanıtlayınSil
  4. Binlerin duygularına tercüman olmuş bir yazı...

    YanıtlayınSil
  5. EnUzakUyanislar09 Ocak, 2019

    Bir sey daha var: 2011 lerden beri teheccudlerde, sabah namazlarinda itimat ettikleri insanlara Erdogan`a beddua ettirdiler.Yani Erdogan dusmanligini 2013 savasina geldiklerinde en makul ve akilci adamlarina bile nerdeyse kabul ettirdiler. Orgutun isledigi pislikler ortaya cikinca bu akilli ve makul adamlar orgutun/yapinin isledigi pislikleri kabul ettiler ve onlari da sucladilar.Lakin, Erdogan dusmanligi da onlarda baki kaldi.Erdogan dusmanligi bir gozleme ve somut verilere dayanmiyordu, tam tersine orgutun ustaca manipulasyon/ beyin yikama gucune dayaniyordu.Bugun hala gercek sucluyu isaret edememenin bir mahcupiyeti varsa o da Erdogan dusmanliginin en makul adamlarda bile kok salmasindan dolayidir.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Anonymous13 Ocak, 2019

      Kardesim Erdogan dusmanligi icin manipulasyona beyin yikmaya falan gerek yok. Sen yanlis yere gelmissin. Tamam cemaate gomuyoruz da Erdogan'in ne mal oldugunu da iyi biliyoruz. Bu konuda cemaate kizilacaksa konu 2013, ya da 2011 e kadar Erdogan guzellemesi yapmalaridir, keske en bastan dusmanlik etselerdi. Ya da daha dogrusu en bastan bu kadar dostluk kurmasalardi.

      Sil
  6. İstatistikler Türkiye'de Ateizme kayış olduğuna dair bilgi veriyor...neden mi? Yapılan işleri rüyada ya da yakaza alemlerinde ,metafizik boyutlarda planlayan, beddua yapılarak bir oluşumun yıkılacağına inandırılan insanlar ,topuz kafasına inerken imdada gelinmemesi karşısında inanç zafiyeti yaşıyorsa ,bu vebal "inançlı gençlik" diye yola çıkanlarındır.Sıkışınca da yolda kalanlar meteforuyla insanları aşağılayanlarındır.Eleğin altında kalanlar deyip,cehennemin yolunu göstermek bu sorunu asla çözemeyecek.

    YanıtlayınSil
  7. Gülen'in iki büyük talebesinden Gülen'i Mesih kabul ettiklerini bizzat duydum. Yıllarca kendimi buna inandırmaya çalıştım. Buna inanmak için ayetleri, hadisleri, yaşanan olayları bu duruma tevil etmeye çalıştım. Bu zorlama teviller nerdeyse beni hasta edecekti. Sonunda şuna karar verdim: Ayetleri ve hadisleri eğip bükeceğime, buna inanmaktan vazgeçerim. İslam'ı buna göre şekillendireceğime, İslam'ı hiç eğip bükmemek daha mantıklı dedim ve vazgeçtim. Çünkü Gülen'in Mesih meselesi ayet ve hadislere uymuyordu Mesela Gülen'in anası ve babası vardı. Bu durumda tenasüh oluyordu. Peki tenasühü reddeden ayetleri ne yapacaktım? Hep tevil yoluyla İslam'ı Gülen'e göre yontmaya çalışırdım.

    Sonunda İslam'a göre Gülen'i yontmaya karar verdim. Çünkü dediğim gibi kalıp oturmuyordu. Bu yontma sonunda ilk başta Gülen'in Mesih olduğuna inanan abileri kafadan sildim. Bu abileri silmek çok zor oldu. Çünkü onları sahabe gibi görüyordum. Sonra abileri sildikçe sildim. Abileri sorguladım. Sonra Gülen Teşkilatında hataları gördükçe bu hataları da abilere yıktım. Gülen'i eskisi gibi Mesih olarak kabul etmesem de mühim bir zat olarak görmeye devam ediyordum. Bu yüzden gruptaki hataları abilere yıkıyordum. Sonra sorguladıkça bu kalıbımın da yanlış olduğunu gördüm. Bir tek Gülen yüzünden İslam'ı eğip bükmek ne kadar mantıksızca olduğu için Gülen'in Mesih olduğundan vaz geçmem gibi bir tek Gülen'i savunmak için bir çok abiyi de silmenin yanlış olduğunu gördüm. Gülen'in etrafındaki bir çok kişiyi sileceğime Gülen'i sildim. Çünkü her şeyin başı O'ydu. Lider O'ydu. Bu yapıyı O inşaa etmişti. Etrafındakilere sahabi rolü biçerken, kendisine de Mesih vb kutsiler başı, görevli, Peygamberi temsil eden ısmarlama zat görevi biçmişti. Evet O inşaa etmişti bu yapıyı ve çok yanlış inşa etmişti.

    Ama Gülen ve etrafındaki has daire pisliklere bulaşmıştı. Sonunda bu yapıdan tamamen çıktım. Bu yapıdan tamamen çıkmamda Ergenekon operasyonlarındaki iticilik büyük etken olsa da 2010 soru çalmaları milat oldu. Ardından bir çok kitap okudum. Hablemitoğlu, Avcı kitapları en başta okuduğum kitaplardı.

    Neticede iktidar, 15 Temmuz'da 250 şehidimizin ardına sığınarak mağduriyet yaşatıyorsa, FETÖ de mağdurların ardına sığınarak mağduriyetlerin katlanmasına sebep oluyor. Ben iki taraftan da beriyim. 15 Temmuz'da bu hareketin FETÖ darbesi olduğundan da adım kadar emindim. Bu yüzden meydana ilk çıkanlardanım. Ne iktidar için çıktım ne de kendim için. FETÖ'nün ne kadar kötülük yapabileceğini bildiğim için çıktım. Allah şehitlerimize rahmet, masum mağdularımıza da necat eylesin.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Anonymous10 Ocak, 2019

      Hangi iki buyuk talebe bunlar isim verseniz? Yillardir hep soylenir, ben hic duymadim. Mehdi imalarini duydum ama o konuda hem RNK cok acik, hem genelde tevilli seylerdir, mehdiyet vazifesi seklinde. Risalelerde de bu sekilde gectigi icin cok sorunlu gormuyorum, Mesih dediginiz zaman ise konu cok baska yerlere giriyor.

      Sil
    2. İsim veremem. Çünkü birisi içerde. Bu içerdeki Abi aslında Hoca demeliyim. Pek fazla haberi yapılmayan takvası ile meşhur muhim bir talebedir. Eminim Gülen'in içerdeki kardeşlerinden daha çok üzüldüğü birisidir. Bu Hocayı söylersem olur ki burayı takip edenler aleyhine delil kullanır belki bir tokat dahi atabilirler. Kimse benim yüzünden tokat yemesin. Dışardaki kişiyi de söylersem O'nun da aleyhine bir delil daha yazarlar.

      Ama içerdeki Ali Ünal'ın Zaman'daki şu tür yazıları bu tür inançlara (vehimlere) kuvvetli dayanaklar sunuyordu:

      "Misyonu Muhammedî ruh içinde Âhir Zaman'da çok önemli hale gelecek olan Hz. İsa Mesih (a.s.), peygamberler içinde Peygamber Efendimiz'den sonra ruhaniyatta en öndedir. O, babasız olarak, tertemiz bir annenin rahminde dünya yiyeceklerinden değil, İlâhî Kudret'in doğrudan yarattığı yiyeceklerden oluştu (Âl-i İmran Sûresi/3: 37) ve İlâhî nefhaya öyle mazhar oldu. Yeme-içme konusunun bu önemi, bilhassa Âhir Zaman'da Mesihî olma iddiasındakilere bir şeyler anlatmalı ve Kur'ân'ın bu konudaki emrinin takvânın nihaî mertebesine uymak, yani şüphelilerden de mutlak kaçınmak şeklinde olduğu akıldan çıkarılmamalıdırlar. Kaynak: Kuranda en büyük takvâ vurgusu - Ali Ünal "

      "Bir yanda, dönemlerinin şartları ve dolayısıyla misyonlarının gereği olarak öncelikle Hz. Nuh ve Hz. Musa tarafından temsil edilen bir ruh; diğer yanda, yine dönemlerinin şartları ve dolayısıyla misyonlarının gereği olarak öncelikle Hz. İbrahim ve Hz. İsa'da temsilini bulan bir başka ruh. Muhammedî Ruh ve onun Âhir Zaman'a düşen gölgesi olan Mehdiyet, bu her iki ruha da sahiptir. Fakat hadislerde Hz. Mesih'in dünyaya döneceğinden bahsedilmesi, Âhir Zaman'da Muhammedî Mehdiyet Ruhu'nun önde gelen bir vasfının Mesihiyet olacağını gösterir. Ve nasıl Hz. Mesih'in takipçileri, İncil'in inci-mercan düsturlarını kuşanarak azamî takva, azamî zühd, azamî vilâyetle, sevgi, şefkat, merhamet ve muhteşem bir sebat, sabır ve fedakârlıkla tarihin belki en kudretli imparatorluğu olan Roma'nın içine dağılmış ve kuvvetle mağlûp edilmeyen Roma'yı tek bir çakı bile kullanmadan mağlûp etmişlerse, Âhir Zaman'da "Roma" içinde iman-Kur'an hizmeti de aynı usulle, Kur'an'ın elmas düsturlarıyla olacaktır.

      Hz. Mesih'in takipçileri, Roma'yı dize getirirken, ne yazık ki, dinlerinin önce ahkâm kısmını bırakmış, böylece "cild"inden mahrum kalan din, derisi soyulmuş vücut gibi, her türlü haricî tesire açık hale gelmiş ve daha birinci nesilden itibaren başlayan inhiraflar, Roma putperestliği, Yunan felsefesi, Yahudilik tesiri ve Ön Asya dinleriyle uzlaşma ve dinin özünü yitirmesiyle sonuçlanmıştır. Bu tarihî gerçek, bugünün Roması modern dünyada hizmet vermeye Mesihiyet'in ciddî bir ikazıdır." Ali Ünal

      Ali Ünal Hoca bunları da açık açık Zaman'da yazmasaydı aleyhine delik olmasın diye bunları da söylemezdim.

      Şemseddin Nuri (LE)'nin Kırık Tayfları baştan sona Mesih imalarıyla doludur. Ayrıca Twitter'de "İsevi" diye bir arama yapın. Neler göreceksiniz?

      Mesih demişken gene Ali Ünal Hoca'nın Erdoğan'a önceleri gazetede açık açık Talut derken sonraları Süfyan demesi gene bir çok dini yanlışlıklar içerir.

      Bu mevzularla ilgili daha bir çok şey yazılabilir. Ama iki tarafın da şerrinden uzak emin değilim. Ayrıca kimseye zarar vermek istemem.

      Sil
    3. Anonymous13 Ocak, 2019

      Valla bu alintilardan Mesihlik cikmaz. Hz Isa ahir zamanda nuzul edecegi icin ahir zamanda Mesihi ruh ve anlayis Islam yorumuna egemen olacaktir ile, FG Mesihtir demek arasinda tonlarca fark var. Disaridaki talebe her kim ise ismini verebilirsiniz, o kadar muhim biriyse ve halen tutuklu degilse zaten coktan yurt disina cikmistir. Buradan verilecek bir isimle zarar gormez, eger cidden varsa boyle birisi.

      Sil
    4. Hocaların isimlerini vermeyeceğim. "Cidden varsa böyle birisi diyerek" bana inanmadığınız belli. İnanmamaya devam edin. Siz de mehdi imalarını duymuşsunuz. Kimine Mehdi, Kimine Mesih, Kimine Müceddit dediler. Kimine de Kainat imammı olduğu söylendi. Hep tevil edildi. "Mesih'ten başka mehdi yoktur"hadisine binaen Mesih olduğuna inanan kişi bazen Mehdi dedi, bazen Mesih de... Herkese kaldırabileceği kadar fısıldandı. Zaten Ali Ünal açık açık "Fethullah Gülen Mesihtir" mi diyecekti açık açık :)) Ben de zaten yazının başında bizim gibi inanlara dayanak oluyordu dedim. Benim gibi saflara böyle şeyler fısıldanmıştı (!) ve bizler heryerde mesihi imalar arıyorduk. Bize fısıldanan bu şeylere o kadar çok imalar vardır ki bütün abilerin böyle düşündüğünü zaten seziyorduk. Ali Ünal "Âhir Zaman'da Mesihî olma iddiasındakilere" diyerek zaten The Cemaat'in Ahir Zaman'da Mesihi olma iddiasında bulunduklarını açık açık söylemiş.

      Mesih'i bırakırsak zaten hemen hemen her vaazında buna yakın söylemler var:

      Bu iş bize bırakıldı.
      Bu iş bizden alınabilir.
      İstifa ettirilmeyin.
      Üzeri çizilenlerden olmayın.
      Ismarlamasınız
      Kutsi



      Bu sözler ilahi vaatler içeren Ahir zaman imalarıyla dolu milleti gazlayan ifadeler.

      Ayrıca karşısındakine önce Talut dediler. Talut da uzun boyluymuş diye burdan bir delil çıkardılar. Erdoğan'ı uzun diye kodladılar. Sonra bu çok güzle tuttu ve Uzun Adam oldu.

      Sonra Talut söylemi bırakıldı yerine Süfyan yani deccal söylemi geldi.

      Her bamtelinde Süfyan deyip duruyor. Sadece bununla kalmıyor Taylasanlı gibi Ahirzaman imgeleriyle oynayıp duruyor. Tabii bu durumda ısmarlama oluyor. Vazifeli oluyor. Süfyanın karşısındaki vazifeli, görevli kişi. İsteyen mesih der, veya sizin duyduğunuz gibi MEhdi. Bir fark yok.

      Ama anlamadığım şu: Mehdi, Müceddit vb her neyse 17-25 Aralık'tan 1-2 ay önceki hastalığında Zaman'da hastalık ilanıyla ilgilenenlere tam sayfa ilanla teşekkür ettiğinde Erdoğan için "samimi sesi, kalbe surur veren o samimi duasıyla" diye başlayan tam sayfa teşekkür ilanı ve 16 Temmuz'da basına açıklamasında bir Fahişeye gidiyordu gece yarısı ben aradım engelledim diyen bir Mehdi ya da Asrın Dertlisi :)))

      Bir daha mesih meselesini konuşmayacağım. Çünkü benim yalancı olduğuma inanıyorsunuz. Siz Süfyan olduğuna inanıyorsunuz sanırım. Hadi siz bunu ispatlayın. Siz süfyan olduğuna inanmasız bile Asrın Çilekeşi her konuşmasında süfyan yani deccal diyor.

      Sil
    5. Anonymous13 Ocak, 2019

      Ben size yalancisiniz demedim sadece anlamaya calisiyorum ve bu abinin ismini neden vermediginizi anlayamiyorum. Giybet olur deseniz, bu sekilde daha buyuk giybet, butun abileri zan altinda biraktiniz. Ismini verin ki, insanlar da hesap sorsun, eger boyle birsey varsa.

      Bir de aklim almiyor bir insan boyle bir seye nasil inanir. Hic anasi babasi belli Mesih mi olur diye dusunmediniz mi? Mehdilik, mucedditlik bambaska konular, Mesih demek bambaska. Ben hic kimseden imasini ble duymadim ama cemaati elestirmek isteyen bazilari yillardir bu soylemi diline doluyor. O yuzden merak ediyorum ve evet gercekten olduguna inanmakta gucluk cekiyorum.

      Sil
    6. Anonymous16 Ocak, 2019

      Onu bunu merak edin, sorgulayin diye yon cizene kadar siz merak edilenlere once bir cevap verin de, ben baska neyi merak etmem gerektigine kendim karar veririm. Bir laf atiyorsunuz ortaya, kim soylemis bunu deyince de bende sakli falan, sonra mahale karisi gibi dedikodu. ben soyleyim Bahattin Karatas'dan duydum mehdi imasini, mehdi demedi ama sohbetin genelinden o anlam cikarilabilirdi. Ki bu cok buyuk bir sorun degil, insanlar hocalarini seyhlerini oldugunan buyuk makamda gorebilir, onlara fazladan fazilet atfedebilir, bunda dinen bir sikinti yok. Tr deki her cemaatte de vardir bu, ornegin Ismailaga'da Mahmut Efendi'den muceddit diye bahseder.

      Sizin anlamadiginiz, mehdilik, mucedditlik, keramet vs hepsi subjektif seyler, dini bir baglayiciligi yok. Ben mesrep olarak hic birine cok onem atfetmem ama mesih dediginiz zaman is nubuvvet iddiasina giriyor, bambaska bir konu. Hepsi ayni deyip isin icinden cikamazsiniz. Bir yerde Ali Unal acik acik FG Mesih'tir diyecek degil ya diyorsunuz, olur mu oyle sey. Acik acik peygamberligini duyurmayan peygamer mi olurmus, dinler tarihinin neresinde yaziyor bu? Bir de falan abi demis ki Gulen'in anne babasi yok, yahu adam elli yerde anlatiyor annesini babasini hatta dedesini. O kadar kardesi yegeni var, cocukluk arkadaslari var, kac kere televizyona ciktilar, ayrica Kirkinci Hoca ile cocukluk arkadasi, cocuklugunda Alvarli Efe'ye intisap etmis falan. Sonra askere gitmis, hepsi belli. Bu nasil Mesih diye hic akliniza gelmemis yani. Sonra bir de baska abilerin kulaklarina da siz fisildamissiniz bu sacmaligi ama Allah'tan orada kalmis oradan pek yayilmamis ki bunca yildir ben hic kimseden duymadim. Ben de bundan sonra yazmayacagim cunku sorulana cevap vermiyorsunuz, iddianizi temellendireceginiz yerde mevzuyu alakasiz yerlere cekiyorsunuz.

      Sil
    7. Anonymous20 Ocak, 2019

      İsim veremem diye yorumuna başlayan şahsiyet kararker kılıklı halen risale diyor. Kuranda ali İmran 37 yi yazmış herkes açsın o ayeti okusun halen yalan yanlış şeyler yazıyorsunuz halen sizin inandığınız İslama bizimki farklı. Hiç mi sormaz bir insan kendi kendine baş açılır mı Allah'ın ayetine karşı ayet söylenilir mi? Sınav soruları çalınacak hırsızlık yaparak İslami bir fiil gerçekleştirilir mi? Haa bu arada biri yazmış kaç sınav kaç kişi? Şöyle söyleyeyim hacda görev yapmak isteyen memer sınavına dahi şaibe sokmuşlar biz gidelim diye? Bu ne kafa? Sonra bir parti ve hatta tamamıyla karşılaştırıyorlar kendi islam dışı tarikatını kafasız o bir parti ben çeşit insan girer yükselmek isteyen gider belediyeye hazırlanan vekilliği vs müteahhit gider herkes gider orası fetÖ tarikatı gibi biz İslamı söylemiyle mi halkın karşısına çıktı? Ayrıca dedim mi bilmiyorum kuranda mesihi okumuş falan filan ben kuranı çok okudum hiç Mesih gelecek görmedim siz ne okuyorsunuz halen anlamıyorum. Sadece diyorum ki iki üç farklı meal ve tefsir alın ve Allah rızası için okuyun. Tavsiye kesinlikle biri diyanet olsun. Bir tane fetöcü neden meydana çıkıp baş örtüsü için bank Asya önündeki gibi eylem yapmadı. Daha çok yazarım sayfaları bulur ama yer gari. Allah akıl versin herkese ve aldatılan kandırılanlardan etmesin..

      Sil
    8. Aynı bunun gibi,bana da Japonya başbakanının en yakınındaki 2 değil 3 kişi dediydi ki. Neyse burada yazmayayım, adamları riske atmayayım.
      Bu nasıl olmuş, yeteri kadar fitne çıkartmazsa eklemeler yapabilirim veya topuk boyuna bile gelmeyecek yarısı sallama tüm dini bilgileriminden bir çorba yapıp sanki anayemek yapmış gibi burada servis edebilirim, aynı seninnyaptığın gibi. Önce git mehdi kim mesih kim öğren, sonra yaz. Rezil olduğunu bile anlayamayacak kadar bu konularda cahilsin. Ama üzülme, yarısı yalan yarısı yanlış bilgi sallamak için ideal bir ortam oluşturur cahiller için.

      Sil
    9. FG'ye mehdiyet atfetme gizli ya da açık benim de çok şahit olduğum bir husustu. (Ancak mesih imasını hatırlamıyorum) Direkt dillendirilmese de aşırı ve yoğun imalar vardı.Direkt mehdi diyene de rastladım. Ben de bu abiler ne kadar cok seviyor FG'yi deyip hüsnüzan ediyordum.
      En masumu denilebilecek şey 'şahsi manevi' olarak cemaatin mehdilik görevini yaptığını veya mesihe zemin hazırladığını söylemeleriydi..
      Yani isteyen inkar etsin, bazı kişilerde o düşünceler var.

      Sil
  8. Anonymous09 Ocak, 2019

    Yıllar, yıllar öncesinde topu topu 2 yıl bunlarla temasım olmuş, bu yapıyı çözmüş ve asıl dertlerinin insanların ahiretini kurtarmak değil, kendi geleceklerini inşa etmek olduğunu anlamıştım. Dertleri devlet içinde kendi kadrolarını kurmak, günü geldiğinde sistemi ele geçirmekti. Benim bunu anladığım günden bugüne 30 yıl geçti. Şimdiki hükümet de dahil aradaki hükümetlerin tamamı anlamadı, çözemedi. Ve ya anlamamak işlerine geldi. Ta ki o darbe olayına kadar. Geçmiş olsun ülkeme, en az 50 yıl geriye düştük. Bu işin başları ya yurt dışına kaçtı ya da hala sistem içindeler ve bilindikleri halde sorgulanmıyorlar. Hatta seçimlerde aday olarak isimleri geçiyor.

    YanıtlayınSil
  9. Ahmet Bey'e ve Hazan Hanim'a Reddiye09 Ocak, 2019

    Okuyanlarda kendisinden bir parça bulan arkadaşlara selamlar ediyorum. İnsanlardan oluşan her yapıda olduğu gibi çirkinlikler ve hatalardan beri değildi Hizmet, Cemaat veya the Cemaat. Tamam, bunları konuşalım irdeleyelim; cemaat tabanı mübarek ötesi güzel insanlar ile kötücül hizmet bürokrasisini ve de hiyerarşisini ayıralım. Bu da güzel ama lütfen bunu yaparken özellikle İsa Emin kardeşim yayın yönetmeni görevini yerine getirsin. İnsanlar kapalı takma ad ile yazmak zorunda kalıyorlar bunu anlıyorum ancak özellikle vurun abalıya tarzı the Cemaate gömücü yazılar yazarken neden takma ad kullanmak zorunda hisseder insanlar onu çok kavrayamıyorum. Yine de diyorum ki en azından İsa Emin bey veya bir başka emin kişi desin ki ben bu insan ile yazıştım kimliğini teyit ettim, yaşadıklarını teyit ettim, ondan sonra yayınladım. OK, burası Hyde park modunda herkes istediğini yayınlayabiliyor, geleni de imla harici dokunmam diyor İsa Hocam; ancak ismi belli olan başta kendisi gibi Can Bey gibi, M Fatih Hocam gibi, Bulut Bey gibi, Ilhan Bey gibi değerli insanların kredisine sığınan operasyon hesaplar var Ahmet Bey gibi belki Hazan hanım gibi(Eğer İsa Hocam derse ki ben Hazan Hanımı bir şekilde teyit ettim sevinerek geri alır özür dilerim Hazan Hanım konusunda).

    Ahmet bey konusuna gelince kendisinin uzun zamandır, The Circle yorumları zamanından beri, sıkı bir takipçisiyim, yaklaşık bir seneyi geçti. Gerek bu makaleye yorumları, gerek kendi müstakil yazıları gerekse de twitter '@a_wolfenstein’ deki güzide yorumları ile bizi uzun süredir aydınlatmaya çalıştı. Malum yapılan bir damla halis amel, batmanlarca halis olmayana tercih edilir. Hulusu ölçecek bir metre de yok elde amenna. Ancak kendisinde bu mübarek ve güzel tabanı koruma güdüsünden çok zalimin zulmünün temize çıkarılması damlıyor:
    Bir gun kamptan birinci ağızdan haberler veriyor(the hiyerarşik yapının göbeğindeyim izlenimi), bugün bende hapse girdim ama verecek isim .bilgisi olmayan garibandım 221 ve habg yararlanamadım diyor.

    Diyecekseniz ki bu Ahmet o Ahmet mi nereden biliyorsun? Birincisi kendisi söylüyor. ikincisi herhangi basit bir kelime sıklığı algoritması bile yazarın tarzını kimliğini gösteriyor.

    Dediğim gibi derdim the Cemaat’i temize çıkarmak değil. Ancak nasıl the Cemaat’in yaptıkları tabanın yaptıklarını kirletiyor ise. Teyitlenmemiş yazılar MünferitMüslüman sayfasının ifa etmeye çalıştığı iyiliği yaymak ve uyandırma görevini sakatlar. Vesselam…

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hazan hanım teyitli. Ahmet bey ile e-mail ve twitter üzerinden yazışıyoruz. Hocam biz burda savcılık ifadesi almıyoruz; birilerinin uydurulmuş yalan olduğuna inandığım yazısını alsam tabii ki yayınlamam. Neresi zor geliyor bu yazılara inanmanın anlamıyorum.

      Sil
    2. Ahmet Bey'e Reddiye10 Ocak, 2019

      Hazan Hanım'dan özür dilerim teyitli olduğu halde olmadığı zannında bulunduğum için. İsa Emin Hocam neresi zor geldiği konusunda şunu söyleyebilirim bunca senedir her tür fake news yemiş bir grup insanız, yeniden benzer psikolojik harekatlara maruz kalmak istemiyoruz. Ortalıkta 17 binden fazla anne ki yedi yüz küsurdan fazlası bebeği ile içerde iken sanki hukuk ve kolluk sistemimizde hiç sıkıntı ve emirle iş yapmak yokmuş gibi Polisler cici Savcılar, hakimler ultra duyarlı, çiçek-böcek bir durum varmış gibi insanlar bir taraflarına cop yiyip, askılarda işkence görmemiş, delil olması sıkıntılı methodlar(bkz. IP numarası vb.) ile insanlara 6 yıllar, 10 yıllar ceza verilmiyormuş gibi bir hava estirilmesi insanı maalesef şüphelere sürüklüyor.

      Sil
    3. Vahdettin Polat’tan bahsediyorsanız o da benden bizzat teyitli.

      Sil
    4. Onemli bir konu daha, yukarida Ahmet ismiyle yorum yazan kisi blogumuzda Ahmet rumuzu ile yazan kisiden farkli.

      Sil
    5. Blog yazarimiz Ahmet'in yorumu asagida (anlamadigimiz bir problemden dolayi yorumu cikmiyor kendisi yazmaya calisinca):

      Merhaba,
      Ben bu blogda yazıları olan Ahmet'im.
      Yukarıda 2 tane yorum yapan Ahmet ben değilim.

      Ben asla Fethullah ya da Fethullahçı demem. Gülen ya da Fethullah Gülen derim.

      Ayrıca yukarıdaki kişinin katılmadığım görüşleri de var ama üsteki ayrıntı onun ben olmadığımı göstermesi için yeterlidir.

      Thecircle sitesinde birden fazla Ahmet isimli yorumcu vardı, beni takip eden biriyseniz yukardaki kişinin ben olmadığımı çok rahat anlamanız gerekirdi kanaatindeyim.

      Ben kamptan birinci ağızdan bilgi aktardığımı hiç hatırlamıyorum. Genelde kimsenin bilmediği bir bilgi vermem herkesin bildiği bilgiler konusunda yorumumu yaparım sadece. Bu konuda beni kamptan biri olarak düşünmenize neden olan yazıyı paylaşırsanız sevinirim, ben hiç kampa gitmedim.

      Ayrıca yukarıdaki kişi ben bu blogdaki Ahmet'in tarzında bir iddiada da bulunammış siz öyle yazmışsınız ama?! Saygılar

      Sil
  10. Anonymous10 Ocak, 2019

    Guzel yazi, onemli noktalara deginmis. ancak soyle bir durum var;
    1- Yazidan da anlasilacagi uzere Hazan Hanim oyle tabandan siradan biri degil, onemli vazifeler yapmis.
    2- Buna ragmen hic tutukluluk yasamamis, adli kontrol ile serbest birakilmis.
    Bunun anlami acik, itirafci olmus ve onlarca masumun basini yakmis. Sanirim esi de ayni yolu tercih etmis. Herkesin imtihani kendine, kimse sinanmadigi imtihan hakkinda buyuk konusmamali. Herkesin sabri, dayanikliligi ruh hali ayni degil. Iceride neler oluyor kimbilir, iskenceler vs. burada da yeni evli bir kadinin psikolojisinin ne kadar zor durumda oldugunu anlayabiliriz. Bu acidan ben, (ben hala tr de iken benim adimi verenler dahil) bu konuda kimseye kizmiyorum, ismi verilenlere de bunu tavsiye ederim (ama ihbar uzerine tutuklananlar bu kadar bagislayici olabilir mi bilmiyorum, ben kapagi yurt disina atabilenlerdenim. gene dedigim gibi herkesin imtihani kendine) Anlayamadigim sey ise muhbirligin bir fazilet gibi sunulmasi. Bir de herkese tavsiye ediliyor, verin bildiginiz butun isimleri, uc bes ay yatin cikin. Hangi ismi vereceksiniz peki? buyuk abiler ablalar belli zaten. verebileceginiz isimler, sohbetinize gelen, size inanan masum kesim. bunlari ihbar etmeyi tavsiye ediyorsunuz bir de?? Eger diger bolgedeki ve birimlerdeki vazifeliler de sizin gibiyse, iyi ki onden kacmislar, yoksa kiyida kosede dokunulmamis masum birakmayacaklardi anlasilan.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Anonymous10 Ocak, 2019

      Yeni evli degil yeni dogum yapmis bir kadin olacakti, yanlis yazmisim.

      Sil
    2. Bu yorumun altına imzamı atarım. Samimiyeti yazdıklarına akseden hanım kardeşimin yazısını okurken, tam da bu bahsedilen noktalara takılmış, üzülmüştüm. Gerçekleri görmek güzel, başkalarını uyarmak güzel, ama isim vererek başkalarını yakmak doğru iş değil. Verdiğin isim açıktan suç işlemişse o ayrı. Soru çalmak, görevi kötüye kullanmak gibi. Ama öyle değilse, yanı hanım kardeşim gibi kandırılmış suça bulaşmamış bir masumsa, bu vebalin altından kalkılır mı. Elbette cübbesini satmayan hakim ve savcılarımız vardır, ne mutlu size ki böyle biri çıkmış karşınıza. Ama iktidara köpek olmuş, adaleti üç beş kuruş maaşa tercih eden cibiliyetsizlerde var. Ya adını verdiğin masum böyle bir karaktersizin eline düşerde, hiç yoktan 10-15 yıl hapis yerse, dağılan yuvaların, anasız-babasız kalmış çocukların vebalinden sizde payımıza düşeni almaz mısınız? Biz zaten saflığımızın bedelini dünyalık herşeyimizi kaybederek ödedik, ödüyoruz. Kadere teslim olmuşuz. Birde üç kuruşluk fani dünya için ahiretine mi kaybedelim. Yanlış anlaşılmasın diye tekrar söylüyorum, yanlış yapan, suç işleyen, soru çalan vesaire kimi biliyorsaniz adını verin, ama kendiniz gibi masumları ateşe atmayın. Hesabını ruzi mahşerde veremezsiniz Allah muhafa etsin.

      Sil
  11. Anonymous10 Ocak, 2019

    "Artık bu necip milletin sırtından düşün!

    15 Temmuz 2016 ülkemiz tarihinde kapkara bir gün. Devletin imkanları ile okumuş, üst rütbelere yükselmiş bir grup cani ülkenin demokrasisine, huzuruna ve geleceğine darbe vurmaya kalktı. Sivil halk ve halk iradesinin tecelli ettiği TBMM bombalandı. Sivil, polis ve asker yüzlerce insanımız şehit oldu.

    İlk andan itibaren ortaya çıkan tüm görüntü, bu kalkışma girişimin ardında, bir çok kişi kabul etmekte zorlansa da FETÖ diye adlandırılan grubun olduğunu şeklindedir. Sivil topluma bakan yüzü ile sevgi ve hoşgörü söylemleriyle hareket eden bu grup ne yazık ki, polis ve asker içindeki gizli yapılanması ile bu kara günü halkımıza yaşatmıştır. Ayrıca bu girişim ile kırk yıldan fazla süredir temiz ve saf Anadolu insanının duygularını kullanan bu yapı intihar etmiştir. Artık bu topraklarda yaşaması ve var olması mümkün değildir. Aşağıda ki nedenler ile bu darbe girişiminin FETÖ terör örgütü tarafından yapıldığına inancım tamdır.

    1-Darbe kalkışması anında, ABD’de saat 15:00 dir. Darbeden Fethullah Gülen’in haberinin olmaması düşünülemez. Vatanın bütünlüğüne kasteden bu girişim ile ilgisinin olmadığını ve darbe girişimini lanetlediğini, anında her türlü iletişim kanalı ile ilan edebilecek iken uzun süre sessiz kalmıştır. Daha sonra ki açıklamaları da, darbeyi lanetlemekten ziyade, ‘darbeciler ile benim aramda irtibat kuramazsınız.’ iddiası dışında bir şey içermemektedir. Ne yazık ki kendisi Türk halkının vicdanında ebediyen mahkum olmuştur.

    2-Hulusi Paşa’nın ve diğer darbeci bazı subayların ifadeleri bu girişimin arkasında Fethullah Gülen sempatizanlarının olduğunu açıkça ortaya koymuştur.

    Ülkede yaşayan aydın, yazar, bürokrat, esnaf, işçi vs. ne kadar bu gruba gönül vermiş kişi varsa yapmaları gereken, bu yapıyı reddetmeleri ve bu ülkenin gündeminden en kısa sürede bu belayı defetmeleridir. Unutmayın bu grubun birçok sorumlusu 17-25 sürecinden itibaren yurtdışına kaçmış, dışarıdan ahkam kesmeye devam etmektedir. Ciddi şekilde insana yatırım yapan bu grubun özellikle aydın ve entellektüelleri sayılabilecek kişiler bu topluma ivedilikle inandırıcı bir şekilde öz eleştiri vermelidir.

    Aksi halde süreç ülkemizin çoğulcu demokrasi yolculuğuna uzun yıllar engel olmaya devam edecektir. Unutulmamalı ki sivil toplumun güçlü olması ancak şeffaflık ve hesap verilebilirlik ile mümkündür. Kamuoyu ve devlet denetiminden ve hesap verilebilirlikten uzak bir şekilde hücre tipi örgütlenerek, sorgulamadan abiye itaat kültürünün hakim olduğu bir yapının demokratik topluma katkısı olamaz. - - - -
    Bu yazıyı 15 Temmuz 2016 dan 10 gün sonra kişisel facebook sayfamda yazdım. Darbeden 14 ay sonra dernek suçlaması ile tutuklandım. 9 ay 10 gün tutuklu kaldım. Oysa tutuklanmadan 5 ay önce 221 kapsamında dilekçe ile başvurarak kendi isteğimle ifade vermiştim. Yargılamam devam ediyor. Hayatımın hiç bir döneminde yaşantı ve düşünce olarak cemaatçi olmadım, kendimi öyle hissetmedim. 80 öncesi bornovada birçok vaazı canlı dinlemişliğim vardır. Hazan Hanım hissettiklerini çok güzel anlatmış. Bu sayfada ve benzer mecralarda yazılıp söylenenler yüzleşme adına çok önemli. İhsan Hocanın şahşi web sayfasında ve kitalararasi.com da yazılanlar yazıda bahsettiğim özeleştiri kapsamında değerlendirilebilir. Bu süreçte Türkiye'de yargılananların en az % 95 inin masum olduğunu düşünüyorum. Lakin başta hareketin kurucusu olan kişi, yakın çevresi ve İhsan Hocanın deyimiyle dual yapının mahrem tarafı kesinlikle bu işin içindedir. Suçludur. Aklanmaları söz konusu değildir ve olmayacaktır. Zaten söylem ve eylemleri öyle bir niyetleri olmadığını da göstermiştir. Bu yapıya hasbelkader dokunmuş tüm bireylerin kalan yaşamlarında kendileriyle ve toplum ile barışık yaşabilmeleri ve mutlu olmaları için bu yüzleşmeyi yapmaları kaçınılmazdır.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Anonymous10 Ocak, 2019

      Allah yardımcınız olsun. İnşallah en kısa zamanda kurtulursunuz.

      Dosyadaki deliller neler bilmiyorum...

      Sil
  12. Haa, itirafçıymış! Uzun lafı sevmem. Benim yorumum şudur: böyle düşünceler itirafçılığı netice verir, itirafçılık böyle yazmayı gerektirir.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Anonymous12 Ocak, 2019

      İtiraf etmeyip onca pisliğin ceremesini bu kızcağız 2 aylık bebeği ile hapiste kalarak mı ödeseydi?

      Sen şu an dışarda sıcacık evde bilgisayar başında "hapiste bebek var" diye yaygara koparıp bir de mağduriyetlerin arkasına sığınacaktın değil mi?

      Geçiniz... kim ne biliyorsa IFTIRA ATMADAN itiraf etsin ve kurtulsun. En tepe de hesap versin!

      Sil
    2. Anonymous12 Ocak, 2019

      Kardesim siz itirafciligi ne zannediyorsunuz? Cemaatte su su gorevlerim vardi soyle yaptim, su programi kullandim vs diyince serbest mi kaliyor insanlar zannediyorsunuz? Isim istiyorlar isim. Bulamadiklari, ya da delil durumu itibariyle ucundan yirtacak kisileri yakalamaya yarayacak, baska masum insanlari hapislerde surundurecek bilgiler verene itirfaci deniyor. Yani itirafci dediginiz, muhbirdir muhbir. Ben yukarida da yazdim, kimseye konustu diye kizmam, yeni dogum yapmis kadin, kimbilir neler yasadi. Ama tututp bir de itirafciligin ovulmesi ne demek?

      Sil
    3. Anonymous18 Ocak, 2019

      Merhabalar, bu yorum aracılığıyla siteyi düzenleyen, takip eden, yorum yazan tüm arkadaşlardan bir ricam olacak; gelin şu itirafcilik meselesini hep beraber bir tartisalim. Medeni bir bicimde, tarafgirlik yapmadan, rasyonel ölçülerle masaya yatiralim. Etkin pişmanlıktan yararlananlar ne düşünüyor, onları etkin pismanliga sevk eden saik nedir, muhbirlik mıdır, Gulen'in dediği gibi mufterilik midir, yalan veya iftira söz konusu değilse hala atfi cürüm olarak değerlendirilebilir mi, masumların canını yakmamak adına bildiklerini söylemeyip hapis mı yatmalilardi, bu kez de kendi masum çocukları bedel ödemiş olmuyor mu, iyi de ismi verilip de etkin pişmanlıktan yararlanmayanlarin çocuklarının suçu ne, etkin pişmanlık tek kullanımlık bir hak mıdır, ismi verilen diğer şahıslar da bu hakkı kullanamaz mı, herkes bildiğini anlatmış olsa asıl fetö çok daha kolay ortaya çıkmaz mıydı, peki anlatacak kadar bilgi sahibi olmayanlarin suçu ne, tamam iftira atmiyorsun ama adil bir yargılama mı var vs. bunlar gibi daha birçok soru var aklimda. Hepimizin vardır eminim. Ne güzel olur bu sorulara hep birlikte yanıt arasak.

      Sil
    4. Evet, bence de itirafciligi tartismak cok onemli. Cok degisik taraflari var sizin de bahsettiginiz uzere. Cok zor bir imtihan. Kimse sinanmadigi gunahin masumu degildir ve disaridan konusmasi kolaydir.

      Sil
    5. Anonymous18 Ocak, 2019

      1) Etkin pişmanlığın kabul edilip edilmemesi hakime bağlı. Şu an acaba mahkemelerin tutumu nasıl? Bildiği her şeyi anlatıp isim vermeyenleri kabul ediyorlar mı? Ya da bildiği her şeyi anlatıp ayrıca bildiği tüm isimleri de veren ama verdiği isimler zaten tutuklu olanlar yararlanabiliyor mu? Bunların hepsi hakime bağlı o yüzden işi bilen bir avukattın söz söyleyebileceği bir alan.

      2) Bildiğiniz her şeyi anlattığınız da örgüt üyesi olduğunuzu kabul etmiş ama pişman olduğunuzu söylüyorsunuz. Hakimin takdirine göre hala daha hapis yatma ihtimaliniz var, cezanızda indirim oluyor sadece bazen hiç de yatmıyorsunuz vereceğiniz bilgiye bağlı. Ama üzerinizde sendika var bankasya var bylock var vs. bunların delil durumu tartışılır mesela bylock indirmişsinizdir ama devlet tespit edememiştir kıble pusulası da indirmişsinizdir onu tespit edip sizi mor beyinden tutuklamıştır, siz eğer etkin pişmanlıktan yararlanıp bylock indirdim derseniz mor beyinciler tahliye olurken sizi etmezler. İşin böyle teknik yanları da var.

      3)İsim verme olayı : bu konuda vicdanınızı dinleyin derim isim verdikten sonra kalan ömrünüzde bunun pişmanlığını yaşayacak mısınız yaşamayacak mısınız? Hakkında hiç adli ve idari işlem başlatılmamış ama o da sizin gibi sohbetlere gelmiş vs. bu kişinin ismini verdiğinizde kendi vicdanınızı dinleyin derim. Toplu bir etkin pişmanlık= devlet ile pazarlıktır Gülen buna yanaşmıyor. Ama tek tek etkin pişmanlıkta verdiğiniz isimler sizin yaşadığınızın aynısını yaşayacak siz adli kontrol ile dışarı çıkacaksınız. Verdiğiniz isimlerin sayısı az bulunabilir mahkeme aşamasında cezanızdan ne kadar indirilir orası belli olmaz.

      4) Solcuların davalarını okuyun derim, Doğu Perinçek yakalandığında 400'e yakın isim veren biri, o dönem isim vermeyenler kimler? Kimse tanımıyor çünkü isim vermedikleri için işkence de öldüler. Bu bir tercih meselesidir. Duygusal insanlar zaten isim vermeyi kaldıramaz.

      5) Ayrıca insanların başına bir şey gelmeden keşke 16 temmuz günü herkes yurtdışına çıksaydı o zaman bunlara gerek kalmazdı.

      Sil
    6. Anonymous19 Ocak, 2019

      İşin aslı, hukuki yönden fazlaca bir belirsizlik yok. Dediginiz gibi hakimin takdir hakkına bağlı bir kısmı var ama artık hangi mahkeme neye ne kadar indirim uyguluyor, hangi kriterleri esas alıyor az çok belirginleşti. Avukatlik yapıyorum ve etkin pismanliktan yararlanan muvekkillerim var. Bu sorduğum soruların çoğu muvekkillerimle konuştuğum hususlar. Netleştirmek istediğim daha çok konunun etik / moral boyutu. Zira biliyorsunuz kâfir (!) bile ilan edildiler. Cemaatten insanlar da ne kadar yollarını ayırmış olursa olsunlar hala önemsiyorlar Gulenin ve cemaattekilerin bakışını. Neticede bunca yıl fıtri veya iradi bir biçimde sosyal çevreleri de cemaatten oluşmuş. Hayata bakışlarını o ortam belirlemiş. Dolayısıyla hep bir tereddüt hep bir acaba oluyor. Bu acabalar da yukarıda bahsettiğim sorular çerçevesinde genellikle. İsa beyden rica etsek bu konuya ayrı bir başlık açabilir mi acaba?

      Sil
    7. Hocam bu konuda kisa bir yazi yazsaniz, yazinin icinde de gelin bu isi blogun altindaki yorumlarda tartisalim diye de belirtseniz nasil olur?

      Sil
    8. Anonymous20 Ocak, 2019

      Kalemim çok güçlü değil ama denerim. Size nasıl göndereyim İsa bey mail adresiniz nedir?

      Sil
    9. universite mail adresime gonderebilirsiniz: Isa.Hafalir@uts.edu.au

      Sil
  13. Kismen okudum. İslami bir cematsiniz. Kaynaginiz kuran ve sünnet olmali. Cebrail parti kursa oy vermem diyen zat. Bunun islam açisindan bakin. Bu hizmette uzun süre kalan Nurettin Veren Huseyin Gülerce vs sizden daha iyi biliyor cemaati. Bunlarin soylediklerini dikkate alin.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Anonymous13 Ocak, 2019

      Evet Islami acidan bakiyorum, ve ne var bu lafta anlamiyorum. Mubalaga sadedinde soylenmis bir sey. Yalanci birinden bahsederken "Allah bir dese inanmam" lafi gibi bir benzetme. Guzel bir ifade olmadigini soyleyebilirsiniz, buna katilirim ama her seferinde bu lafla dinden cikma, peygamberlik iddia etti, vs gibi seyleri anlamada cok zorlaniyorum. Cemaatin Islami acidan elestirlecek yonleri var, buna katiliyorum ama boyle abuk sabuk laflarin pesinden bu kadar buyuk analizler yapilmasini anlamiyorum. Nurettin Veren ve Gulerce'yi dinledigim zaman da neyi elestirdiklerini hic bir zaman tam anlamadim. Veren bu islerin hepsinin kurulmasinda benim rolum Gulen kadar buyuk ama sonra beni tasfiye etti diyor. Burda nasil bir elestiri var gercekten anlamis degilim. Gulerce de acik acik cemaat kaybetti ben de saf degistirdim demisti Ahmet Hakan roportajinda. Sonucta Erdogan yuzde 40 kusur oy aldi, haksiz olamaz demisti. Bu soylediklerinde dikkate alinacak birsey goremiyorum. Cemaatin mensuplari fanatik ama dusmanlari daha da fanatik.

      Sil
    2. Asagiya Cebrail'le olan tam metni. Cok masum bir ifade degil, asagida da yazacagim sebebini.

      “Cebrail (AS)’ı çok severim, âşık gibi. Burnumun kemikleri sızlar, hiç görmediğim tanımadığım bir melek bu. O bir parti kursa ben ona diyeceğim ki; ‘sen bir parti kurdun ama müsaadenle ben seni desteklemeyeceğim.’ Esas benim için önemli olan Türk toplumunun ittifakıdır. ”


      1) Buradaki soz diziminden anlasilan, pek cok melekle hasbihal ettim ama Cebrail'le tanismadim. Cemaat mitlerinden birinin olusmasina sebepiyet veren, ustu ortulu mistik bir ifade. Benzerleri icin,

      a) ceteleleri sahabeler tutuyor,
      b) istisarlerde yoklamayi Hz hamza\Hz Omer alirmis,
      c) Gulen sohbetlerine ve olimpiyatlara peygamber geliyor,
      d) Gulen her gece ruyasinda peygamberi gorurmus, gormedigi gece meshur siirini yazmis
      Bunlari duydum etrafimdan, inanmadim ama etrafimdaki kapasiteli insanlarin inanmasina da alismistim. Bir ara bu cemaat mitlerini bir araya toplayip, Edith Milton'a yazdirmak gerekiyor. Insanlarin inancini etkiledigi icin en cok kizdigim konu, ama bunlara inananlarda hata.


      2) Cebrail, vazifesi vahiy tasimak olan bir melek. O zamanki konjukturde (pre-28 Subat), Rafah partisine icten bir bir mesaj var. Vahiy bile gelse, bizden size destek yok. "Kildan ince bir kopru yapmissin ..." gibi bir laf.

      3) Dis mana olarak da, biz siyasete meyletmeyiz diyor. E peki yillar sonra soyledigi "Mümkünse ölüler bile mezarlarından kalkıp, “evet” oyu kullanmalı" lafini ne yapacagiz. Bu da altin vurus olsun.

      Sil
  14. Anonymous14 Ocak, 2019

    Huseyin Gülerce, Ahmet Hakan gibi firsatcilarin soylediklerini makul dusunebilen kimsenin dikkate alabilecegini dusunmuyorum. Cikarlarina gore cok kolay yon degistirebilenlerin hangi sozune guvenebilirsiniz?

    YanıtlayınSil
  15. This comment has been removed by the author.

    YanıtlayınSil
  16. Anonymous18 Ocak, 2019

    1) Etkin pişmanlığın kabul edilip edilmemesi hakime bağlı. Şu an acaba mahkemelerin tutumu nasıl? Bildiği her şeyi anlatıp isim vermeyenleri kabul ediyorlar mı? Ya da bildiği her şeyi anlatıp ayrıca bildiği tüm isimleri de veren ama verdiği isimler zaten tutuklu olanlar yararlanabiliyor mu? Bunların hepsi hakime bağlı o yüzden işi bilen bir avukattın söz söyleyebileceği bir alan.

    2) Bildiğiniz her şeyi anlattığınız da örgüt üyesi olduğunuzu kabul etmiş ama pişman olduğunuzu söylüyorsunuz. Hakimin takdirine göre hala daha hapis yatma ihtimaliniz var, cezanızda indirim oluyor sadece bazen hiç de yatmıyorsunuz vereceğiniz bilgiye bağlı. Ama üzerinizde sendika var bankasya var bylock var vs. bunların delil durumu tartışılır mesela bylock indirmişsinizdir ama devlet tespit edememiştir kıble pusulası da indirmişsinizdir onu tespit edip sizi mor beyinden tutuklamıştır, siz eğer etkin pişmanlıktan yararlanıp bylock indirdim derseniz mor beyinciler tahliye olurken sizi etmezler. İşin böyle teknik yanları da var.

    3)İsim verme olayı : bu konuda vicdanınızı dinleyin derim isim verdikten sonra kalan ömrünüzde bunun pişmanlığını yaşayacak mısınız yaşamayacak mısınız? Hakkında hiç adli ve idari işlem başlatılmamış ama o da sizin gibi sohbetlere gelmiş vs. bu kişinin ismini verdiğinizde kendi vicdanınızı dinleyin derim. Toplu bir etkin pişmanlık= devlet ile pazarlıktır Gülen buna yanaşmıyor. Ama tek tek etkin pişmanlıkta verdiğiniz isimler sizin yaşadığınızın aynısını yaşayacak siz adli kontrol ile dışarı çıkacaksınız. Verdiğiniz isimlerin sayısı az bulunabilir mahkeme aşamasında cezanızdan ne kadar indirilir orası belli olmaz.

    4) Solcuların davalarını okuyun derim, Doğu Perinçek yakalandığında 400'e yakın isim veren biri, o dönem isim vermeyenler kimler? Kimse tanımıyor çünkü isim vermedikleri için işkence de öldüler. Bu bir tercih meselesidir. Duygusal insanlar zaten isim vermeyi kaldıramaz.

    5) Ayrıca insanların başına bir şey gelmeden keşke 16 temmuz günü herkes yurtdışına çıksaydı o zaman bunlara gerek kalmazdı.

    YanıtlayınSil
  17. Vay be... Cemaat ve hükumetin insanları soktukları su duruma bakar mısınız?

    Hadi hükumet zalim... Peki cemaat yöneticileri ABD'de çay hopurdetmekten başka ne yapıyor?

    15 Temmuz'u itiraf edip bu masumları kurrarma adına ortaya çıkıp bir şeyler yapmalılar artık!

    YanıtlayınSil
  18. tamamen insani bir sorum var...
    cemaatin tepesinden insanlara bebek yapın, dünyada ajitasyon yaparız diye bir emir filan mı geldi ?
    hadi 15 temmuzdan hemen sonra alınanlar neyse de 1 sene sonra alınıyorsunuz, alınacağınızı biliyorsunuz. 2 aylık bebeğiniz var. neredeyse alınan her kadın ya gebe ya emzikli. gaybubet evinde bol bol bebek yapmışlar. maşallah.

    okumuş bir insansınız. suriyeli de değilsiniz ki onlarda normal diyelim.
    anlamıyorum. deli misiniz?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Darbeden önce bebek beklemeye başlamıştı. Bebek mayıs doğumlu. Temmuz'da gözaltına alınıyor.

      Öyle bir emir yok.

      Sil
    2. Başkalarına var mı bilmiyorum ama bu yazar için öyle bir emir olmadı.

      Sil
    3. terbiyesiz herif, 18000 kadin tutuklu var 700 tane bebek var, hadi ahlaksizsin istatistik de mi bilmiyorsun? Bir de cogu 30 lu yaslarinda insanlar, yillarca surecek bir surec var onlerinde, ne yapsinlar omur boyu cocuksuz mu kalsinlar?

      Sil