Header Ads Widget

test banner

Bir Ahlaksızlık Nişanesi Olarak At İzini İt İzine Karıştırma Ameliyesi! (1)

Bir süredir bu blog sitesinde birşeyler karalamaya çalışıyorum. Amacım “ite ot, ata et” verenlerin aksine “atına da itine de” gerçekleri anlatmak. Atların arasında dolaşan at kostümlü itleri görmenizi sağlamak. Neden mi? Çünkü o kostümü yıllarca giyenlerden biri de bendim!

Her ne kadar iddianamede “13.08.2016 da yakalanmışlar ve gözaltına alınmışlardır.” dense de biraz sonra bahsedeceğim iki jandarma görevlisi kendileri giderek karakol komutanlarına olan her şeyi anlatmaya karar verdiler. Yaklaşık bir ay geçmişti 15 Temmuz 2016 hain darbe girişiminin üzerinden. Aynı jandarma bölüğünde çalışan iki genç personel o gece yaşadıklarını ve nasıl bir pisliğe bulaştırıldıklarını hala anlayamıyorlardı. Olsun ne olursa olsun gidip bölük komutanlarına olan biteni ilk ağızdan anlatmaları daha iyi olacaktı. Korkuyorlardı. Korkmamak mümkün mü? İzleri on yıllarca belki de yüz yıllarca silinmeyecek olan bir fitnenin neredeyse unutulmaz birer parçası olacaktılar.

Cesaretlerini toplayıp gidip bölük komutanlarına o gece yaşadıklarını anlattılar. Bölük komutanı dikkatlice gençleri dinledi. İstanbul İl Emniyet Terör Şube’yle kontak kurup durumu izah eden bölük komutanı gençleri polislere teslim etti. Emniyete götürülen gençler bir kez de polislere anlattılar başlarından geçenleri. Ve böylece etkin pişmanlıktan yararlanıp bildikleri ne varsa polislere anlattılar. İddianamenin sivillerle ilgili kısmı bu aşamadan sonra başladı. Etkin pişmanlıktan yararlanan gençler kendileriyle görüşen sivil abilerinin isimlerini ve adreslerini verdiler. (Zira dosya kapsamında yargılanan yüze yakın sanığın seksene yakını asker, diğerleri sivil.)

İstanbul Jandarma iddianamesi diye bilinen dosyaya dahil oldular. Verdikleri ifadelere istinaden kendileriyle irtibatlı olan iki sivil şahsın adreslerini ve isimlerini de paylaştılar. Polis görevini yapıyordu.Savcı soruşturuyor, emir veriyor ve soruşturma derinleşiyordu.

Hepiniz merak ediyorsunuz değil mi? Yukarıda bahsettiğim bu iki jandarma personeli nasıl bir suça bulaşmışlardı acaba diye. Zira ifadelerini vermişler ve çıkarıldıkları sulh ceza hakimliği tarafından tutuklanmalarına karar verilmişti.

Evet bu iki jandarma personelini, ara ara görüştükleri sivil abileri 11-12 Temmuz 2016 tarihinde aramışlar ve görüşmek istediklerini söylemişlerdi. İki personel aynı iş yerinde çalışıyorlar ancak birbirlerini bilmiyorlardı. Yani cemaatle irtibatlı olduklarını bilmiyorlardı. Zaten sistem öyle işliyordu. Aynı iş yerinde olsa bile kimse kimseyi bilmezdi. Abilerine her zaman güvenen gençler o gece abileriyle farklı yerlerde ve farklı saatlerde buluştular. Her iki gencin sivil abisi hal hatır faslından sonra aynen şu şekilde bir mesaj ilettiler muhataplarına. ”Önümüzdeki bir iki gün içinde seni birisi arayabilir, arayan kişiye karşı olumlu ol.”

“Hayırdır abi ne oldu? Bir problem mi var benimle alakalı filan?” diye sordular gençler. ”Detayı ben de bilmiyorum abicim.” dedi abileri. ”Peki abi arayan kim? Meslektaş mı?” diye sordu gencin birisi, diğeri de başka bir soru sordu belki de ama soru sorulan kişi de bir şey bilmiyordu. Kendisine abileri tarafından öyle denmiş, onlar da sorgulamadan itaat etmişler her zamanki gibi vazifelerini! yapıyorlardı, yapmışlardı.

15 temmuz 2016 günü akşam saatlerinde bu iki genç jandarma personelinin telefonları çaldı. Kendilerini arayan Sabiha Gökçen Havaalanı Jandarma Bölük Komutanı D.Ş. idi. Kendisini tanıtan subay kesin ve net bir ifadeyle gençlerin saat en geç 24:00 da Sabiha Gökçen de olmalarını emretti. (Kurtköy civarında kelepir tarlalara ve arsalara bakmaya davet etmiş!) Cuma akşamı daha henüz darbenin “d” si bile telaffuz edilmeden birbirlerinden habersiz bir şekilde, sivil olarak bu iki genç asker Sabiha Gökçen’e vardı. Her iki personel de akşam mesailerini yapmışlar ve evlerinde istirahate çekilmişlerdi. Sabiha Gökçen’e vardıklarında saat akşam 21:00 sularıydı. Bölükte D.Ş. ile görüştüler. Başka yerlerden de askeri personelin gelmiş olduğunu anladılar. Normalde bir bölükte olmayacak kadar çok subay gördüler etrafta. Televizyondan ilk kez “Boğaziçi Köprüsünü jandarma kapattı” haberleri çıkmaya başlayınca bir gariplik olduğunu anladılar. Kendi aralarında üç beş arkadaş konuşup neler olduğunu anlamaya çalışıyorlardı. O sırada bölük komutanı D.Ş. yanlarına geldi. Silahlıktan çelik yelek ve silah almalarını emretti ve gitti. Tanımadıkları bir başka subay da TSK'nın yönetime el koyduğunu ve ona göre davranacaklarını v.b. ifade eden bir konuşma yaptı tüm askerlere.

Neler olduğunu anlayamayan gençler kendi aralarında karar verip kesinlikle silahlıktan silah almamaya ve çelik yelek filan giymemeye karar verdiler. Korkmuşlardı. Bir gariplik vardı. Bu bilmedikleri ve daha önce yaşamadıkları bir acayip durumdu. O sırada D.Ş. tekrar yanlarına geldi. Genç astsubay ve uzman çavuşların hazırlık yapmadığını, silah almadıklarını ve çelik yelek giymediklerini görünce sinirlendi. Tekrar emir verdi. Ancak gençler kesinlikle silah almayacaklarını ve neler olduğunu anlamadıklarını belirttiler. Genç personeller bu şekilde konuşunca D.Ş. sinirlendi, bağırıp hemen emrini uygulamalarını yoksa başlarına gelecek olana katlanacaklarını ima edecek şekilde tehdit etti. Bu sırada gençler bölükten ayrılıp evlerine gitmek istediklerini söylediler. Sabaha kadar bölükte kalan gençler bir yandan da olayları takip edip ne olduğunu anlamaya çalıştılar. Sabah 07:00 gibi bölükten ayrılıp evlerine dönerlerken D.Ş.yi bir kez daha nizamiyede gördüler. Kendisi “burada yaşadığınız olayları kimseyle paylaşmayın!”diyerek telkinde bulundu gençlere.

Allah’a şükür herhangi bir çatışma veya müdahale durumu yaşanmadan evlerine dönmüşlerdi. O gece Sabiha Gökçen çevresinde çatışmalar yaşanmış, tanklar havaalanı nizamiyesine kadar gelmiş ve ölüm ve yaralanma vakaları yaşanmıştı. Fakat jandarma bölüğünün bulunduğu bölgede herhangi bir çatışma veya olumsuz durum vuku bulmadı. O gece, jandarma iddianamesinden anlaşılacağı üzere 7-8 kişilik bir harp akademileri öğrenci subayı grubu da Sabiha Gökçen jandarma bölüğüne gelmişler ve sabaha doğru bölükten ayrılmışlardı. (bu kişilerin savunmalarının tamamını canlı olarak dinledim)

Vahdettin Polat
author

"Sorumluluk Reddi" Konusunda Önemli Bilgilendirme:

Münferit Fikir Platformunda yazılan tüm yazılar, aksi MFP YYK tarafından belirtilmedikçe yazarların kendi görüşleridir. MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini yansıtmaz veya ifade etmez.

Yorum Gönderme

3 Yorumlar

  1. Evet yazı başlığı "Ahlaksız" kelimesi cuk oturuyor.

    Öyle ahlaksızlar ki Herkül'e isim aranırken Fethullah Gülen gene ikili oynuyor. "Müslümanlara Her Kul deyiniz, diğerlerine Herkül" Bak sen! Ne kadar da zeki :))

    Halbuki bu ikilik, ikili kimlik hareketin bütün özetidir.

    Evet herkül. org'da O Şimsek neden herkül org diye şöyle bir yazı yazmıştı:

    "internet sayfamızı açacağımız zaman bir büyüğümüzden (FG ) isim istemiştik. kendileri kimi muhatap alacağımızı sormuşlardı. bizim cevabımız "dine çok uzak olmayan, bazı şartlanmışlıkları bulunsa bile hakikat anlatılınca insaflı davranabilecek olan herkese hitap etmek istiyoruz. ayrıca, bulunduğu yer ve konum itibariyle dini bilgilere ulaşmakta güçlük çekenlere yardım etmeyi diliyoruz. " demiştik.



    bunun üzerine aldığımız cevap şöyle olmuştu: "o zaman sayfanızın adı "herkul" olsun; dine yakınlar bu sitenin herkese ve "her kul"a ait olduğunu bilsinler. biraz uzakta duranlar da " herkül" diye okusun ve daha isme bakar bakmaz siteyi kapatmasın. zaten önemli olan zarf değil, mazruftur. muhtevanız iyi olursa "herkül " adıyla daha farklı kesimlere de ulaşabilirsiniz." Not: Bu yazıyı sonradan sitelerinden kaldırdılar.

    Evet bu yazı resmen iki yüzlülük değil mi?

    Ayrıca kendisine sorulan Mesih sorusunun verdiği cevabın son ksımında şöyle diyor:

    "Aslında, fevkaladeden bir Heraklit bekleyişi mazlum ve mağdur milletlerin kaderî mülahazaları olmuştur. Hani M. Akif,

    Sus ey dîvâne! Durmaz kâinâtın seyr-i mû'tâdı,
    Ne sandın? Fıtratın ahkâmı hiç dinler mi feryâdı?
    Bugün, sen kendi kendinden ümid et ancak imdâdı;
    Evet, sen kendi ikdâmınla kaldır git de bîdâdı
    Cihan kanûn-i sa'yin, bak, nasıl bir hisle münkâdı!
    Ne yaptın? "Leyse li'l-insâni illâ mâ se'â" vardı.

    der ya; işte, kendi cehd ve gayretleriyle o bîdâdı kaldırma hakikatine kapalı bir kısım tembel ruhlar, miskin ve âciz fıtratlar gökten gelecek böyle bir Heraklit beklemektedirler."

    Heraklit ya da Herkül FG için Mehdi veya Mesih gibi bir koddur.

    15 Temmuz öncesi kampta okunan 08 Temmuz tarihli son hutbede şunlar denildi:

    "İnsanımız, ümit ve inkisar içinde, gözleri dolu dolu kendini düzlüğe çıkaracak Heraklit'ler bekliyor. "

    Bu hutbenin videosu Herkul.org'tan silinmesine rağmen 1994 tarihli sızıntı'nın başyazısıdır.

    YanıtlayınSil
  2. Gülen hareketi için örnekleri kendinden olan hareket diyor. Gerçekten başka bir yerde örneklerini bulamayacağım hareketler gösteriyor.

    Bunlardan birisi de boşanma (talak) yemini.

    Sahabeden boşananlar var. Fakat Ashap, Evliya, Asfiya gibi büyüklerimizden davası için girdiği bir iddia için avradımız boş olsun diyen görmedim. Bediüzzaman, Mevlana, Gazali, Rabbani hiç biri dememiştir. Demişse, lütfen ikaz edin.

    Ama Gülen son 30 yılda 3 kez bunu diyor. Hem de bekar olduğu halde :) Bekara karı boşamak kolay olduğundan olsa gerek.

    Bir hadis şöyle der: "Allah Teâlâ’nın gazabını en çok celbeden helal, boşamaktır."

    Acaba davası için ahitleşerel boşanma helal bir boşanma sebebi midir?

    Ayrıca çeşitli yerlerde ben 3 kez böyle bir talak yeminini gördüm. Acaba hususi ortamlarında daha kaç kez bu tür boşanma yeminleri ettirmektedir?

    Çokça boşanma lafzını kullananlar için Buhari'de şöyle bir hadis var: "Allah, zevkine düşkün ve çok boşayan kişilere lanet eder"


    Ne zaman boşanma yeminleri etmiş:

    1- Sanırım 70'ler veya 80'lerden bir vaazından:

    " Hizmet mülâhazasının dışında, bu milleti devletler muvazenesindeki yerine getirme mevzuunda; mülâhazaların ve düşüncelerin dışında değişik şeyleri konuşacaksanız şayet; var mısınız avratlarınızı boşamaya?"

    2- 2014 408. Nağme'den:

    "“Eğer hakikaten bizim hakkımızda denen bu şeyler doğruysa, -Doğru değil! Bunlar dublajdır, bunlar montajdır!- eğer bunların bir tanesi, onda biri doğruysa, benim eşim üç talakla boş olsun! Bir! Ebediyyen boş olsun! İki! Ebediyyen boş olsun! Üç!” Niye 3 dedim? Çünkü İbn Teymiye gibi bazıları “Tek seferde ‘3 talak’ deyince, o bir sayılır” diyor. Onların da böyle ucuzcu müftüleri olduğundan dolayı, Mezâhib-i Erba’a”nın mütaalasından daha ziyade, meseleyi kaçamak yaparak burada “taça” -vebali onun boynuna olsun- atma olabilir.

    Onun için yürekleri varsa, “Hakkımızda iddia edilen şeylerin onda birini irtikâp etmişsek, onda bir, denen şeyleri çalmışsak, ihaleye fesat karıştırmışsak, yalan söylemişsek, iftirada bulunmuşsak eşlerimiz, hepimizin eşi ebediyyen boş olsun! Ebediyyen boş olsun! Ebediyyen boş olsun!” Allah’a inanıyorlarsa, Allah’ın kitabı olan Kur’ân’a inanıyorlarsa, Kur’ân’da başta Bakara suresi olmak üzere, evlilikle alakalı münasebetler, talakla alakalı münasebetler, îlâ ile alakalı münasebetler, en ince detayına kadar anlatılır, bunlara inanıyorlarsa ve yürekleri de varsa, bu dediğim şeyi deyiversinler."

    3. 03,02,2019 Tarihli en yeni Bamteli'nden örnek:

    "Kenetlenme!.. Kenetlenmeyi yedekleyerek kenetlenme… Yemin etmeli, demeli ki: “Eğer ben kardeşlerime karşı içimde kötü bir duygu duyacaksam, Allah canımı alsın!..” Hani bazıları çok küçük şeylerde, hususiyle Doğu’da/Güneydoğu’da, avrat boşama mevzuunda, yakışıksız bir boşama şekli kullanırlar: “Üçten dokuza şart olsun ki!..” falan derler. Yahu dokuz yok zaten, “üç tane” dedi mi, bitti o mesele. Evet, aynen öyle, “Eğer kardeşlerimle zıtlaşacaksam, onları suçlayacaksam, atf-ı cürümde bulunacaksam, ‘Yüzünüzden oldu!’ diyeceksem, üçten dokuza… Üçten dokuza…” demeye hazır olmalı!.."

    YanıtlayınSil
  3. twitter'da ben de dile getirmiştim. Son sohbetinde buna vurgu yapmış. Kadınların bu konuda görüşünü merak ediyorum. Bana ifrat bir mevzu gibi geldi, kült lider tanımına uyuyor, ısrarla karşı çıksalar da..

    -Ahmet

    YanıtlayınSil