Header Ads Widget

test banner

Cemaatin Ateizme Katkısı

Türkiye’nin konuştuğu gündem maddelerinden birisi de gençliğin ateizme ve deizme kayması. Bazı çevreler konuyu son yıllarda din olgusunun içeriğinin boşaltılmasına bağlıyor. Bazıları ise Türkiye’nin bir “rönesans” yaşadığını iddia ediyor. Aslında bu mesele sosyolojik olarak irdelenmesi gereken bir konu. Peki her kesim tarafından kabul edilen bu gerçeğe, cemaatin hiç mi katkısı olmadı? Gelin konuya bir de bu açıdan bakalım.

Müslüman kesimin yaşadığı maddi zenginlik, tatil anlayışından modaya pek çok konuda farklı tutumlar sergilemesine sebep oldu. Buna bağlı olarak müslümanların kapitalizmi oluştu. Peki yapılan bu harcamalar dini olarak caiz miydi? Fetvalar verildi, “zekatını verdikten sonra kalanı istediğiniz gibi kullanırsınız” denilerek toplumda zenginlikleriyle yarışan süslümanlar türedi. Bunlar klasik ve maalesef doğru söylemler.

Alnı secdeli kesim artık toplumsal hayatta her olanağa sahipti ve bunu kullanmaktan hiç sakınmıyordu. Bu değişiklik sadece hükümete yakın çevrede değil, cemaatte de baş gösterdi.

Kutsal olarak gösterilen “eğitime yardım” adı altında toplanan paralarla elbette güzel işler yapıldı. Ancak “Allah rızası” için toplanan yardımların bi kısmı, kapısına gelinmesinden bıkan insanların daha çok “verelim de bir daha gelip durmasınlar” diye verdikleri paralardı. Bu konuda Hacı Ata cemaatin en güzel en temiz örneğidir. İçinden kopmadan, rıza ile verilmeyen bu yardımların da cemaati bu hale düşürdüğünü düşünüyorum ve benim gibi düşünen çok insan olduğunu da görüyorum. Soruların çalınması meselesinde ise, KPSS’ ye hazırlanacak zamanları olmayan abiler vardı ama kilit noktalara gelmek için sınavları kazanmaları lazımdı. Eğer o noktalar başkalarının eline geçerse, ülke felakete sürüklenirdi…  Dolayısıyla soruları önceden bilmek aslında ülke kurtarmaktı. Gücü eline geçirmek pahasına her yol mübahtı. Çünkü düşmanı alt etmek için her konuda en iyisi olmak gerekliydi.

Bu olanlar darbe teşebbüsü de üzerine eklenince soru işaretlerinin de artmasıyla, “cemaatin yarattığı ateizm” olarak doğdu. Hadi belki biraz daha -iyisi- olan “deizm”. Yani, cemaat belki bilerek belki bilmeyerek ateizme giden yolda bir kapı açtı. Bir kısım insanlar, “bak gördünüz mü dindar dediğiniz kesim darbe yapıyor, soru çalıyor, emeğinizi paranızı elinizden alıp kesesini dolduruyor, hesap vermesi gerektiğinde de kaçıp sizi ortada bırakıyor” demeye hak kazandı. Ve işin kötüsü görünürde haklılardı!

Peki cemaatin önde gelenleri ne yaptı? Gidenlerden ses yok zaten onu geçin. Uluslararası bir hareket başlatmadılar bile. Bu çekimserlik darbe planında -bir işler döndüğünü- doğruladı. Sorsanız yüz bilmem kaç ülkede okulları olan güçlü bir yapı. Bu kadar eziyet, çile, tacizler, tecavüz söylentileri, Meriç’ te boğulanlar, kaçırılanlar, yurtdışında bile rahat bırakılmayan insanlar… Alaattin Çakıcı bile adamlarının serbest kalması konusunda cesurca konuşup, “gerekirse beni çıkarmayın ama adamlarımı bırakın” deme cesaretini gösterirken, cemaatin tepesindeki yönetim neden sessiz? Bu bir kıyas değil, aksine madem temiz olduğunuza inanıyorsunuz neden susuyorsunuz? Masum olan adam kendini yırtar normalde. Bazı gazeteciler üzerlerine gitmese, hiç bir resmi açıklama yapmadan sessizce köşelerinde oturuyorlar. Bu sessizlik de akıllara danışıklı dövüş ihtimalini getiriyor. Uluslararası bir platform oluşturmaktan aciz ise bu insanlar, bu kadar ülkede faaliyette bulunmakla neden övündüler? Verdikleri tavsiyeler insanları daha zor duruma soktu. Mesela bankaya para yatırtarak insanların daha kolay fişlenmesine sebep oldular. Bundan dolayı hiç mi sorumluluk duymuyorlar? Mesela şeffaflıkla övünüp neden kendi adlarına hat açmadılar da başkalarına açtırdıkları hatları kullandılar? O hatlara yüklenen programlar suç değil belki evet ama yapılan bu işten dolayı insanlar hapiste ama yapanlar sorumluluk duymuyorlar? Aileler perişan. Sürekli tarihler vererek insanları oyaladılar. Keşke cemaat büyümeseydi, o okullar hiç açılmasaydı da 700 bebek hapse girmeseydi. İnsanların imanlarını kurtarma derdiyle yola çıktılar ama vardıkları noktada insanlara imanlarını kaybettirdiler.

Cemaatin itaat politikası da çok enteresan. Sürekli sabır tavsiyesi, şefkat tokadı söylemi, sövene dilsiz vurana elsiz olma mottosu bu kadar insanın hükümet tarafından ezilirken sessizliğe bürünmesinin sebebi. O kadar sessizler ki, çoğu kişi (%90) aihm başvurusu bile yapmadı. En düşük eğitimlisi lisans mezunu olan bu insanlar, nasıl bir sindirilmişlik içindeyse mücadele etme hissinden yoksun. Zulmeden tarafın gözünden baktığınızda bu sessizlik adeta bir militanlaşma olarak görülüyor bu da zulmün boyutlarını artırıyor. Bunun farkında olan kaç kişi var bilmiyorum.

Zulmü yapan kadar ona çanak tutan da sorumludur en nihayetinde.

Uzatmaya gerek yok, alnı secdeli kesim, ister cemaat olsun ister hükümet muhafazakarı, öyle bir tablo çizdiler ki, ateizme katkıları çok oldu. Ülkenin bu hale gelmesinde cemaatin parmağı var mı yok mu tartışmalarını bir kenara bırakın ve etrafınıza bakın. Ülke nasıl görünüyor? Sonuç ortada. Sorgulamaya başlayanların kafası çoktan karıştı ve bunları yaşayan çocuklar gün gelip büyüdüklerinde o gün biz ne yaşadık, bunu bize kim ve neden yaşattı diye sorgulamaya başladıklarında nereye varacaklar?

-Sosyolog M.Z

author

"Sorumluluk Reddi" Konusunda Önemli Bilgilendirme:

Münferit Fikir Platformunda yazılan tüm yazılar, aksi MFP YYK tarafından belirtilmedikçe yazarların kendi görüşleridir. MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini yansıtmaz veya ifade etmez.

Yorum Gönderme

1 Yorumlar