Cemaat ve İtaat - Münferit Fikir Platformu

SON

4 Ağustos 2018 Cumartesi

Cemaat ve İtaat


Merhabalar, cemaat hakkında içlerinde bulunduğum sürede yaşadığım olayları cemaatin genel görüşlerine de atıf yaparak değerlendirmek istiyorum. Bu yazıda ortaokul, ayrı bir yazıda ise lise ve üniversite hayatımda gözlemlediklerimi yazmayı amaçlıyorum. Gerçekleri ve yaşadıklarımı yazacağım, bazı olaylar hakkında yorumlarımı da ekleyeceğim.

Olay ortaokul-2’de sınıf arkadaşımın beni üniversiteli abiler ders anlatıyor istersen sen de gel demesiyle başlıyor. Bu aşamada eleman bulmada başka yazılardan (http://medyascope.tv/2018/08/01/eski-bir-sakirt-anlatiyor-altin-nesilden-kayip-nesile/ …)  da okuyabileceğiniz gibi farklı yöntemler bulunmaktadır (halı saha, masa tenisi, piknik vs.).
Derslerimde oldukça başarılı olmam, dindar bir aileden gelmem ve ilmi konulara merakım nedeniyle bu özel ders teklifini kabul ettim. Çünkü ta o yaşlarda din ve bilim konularında merakım vardı, çeşitli dini yazıları okur, ailemin dindar olmasından dolayı çeşitli dini etkinliklere giderdim. (Bu dini temeli almış olmam ileride cemaati dini açıdan tahlil etmede ve yanlışlarını görmede yararı oldu). Ayrıca derslerde, özellikle fen derslerinde başarılı/ilgili olmam ve üniversiteli kişilerden özel ders alacak olmak gayet cazip geldi. Bu “abiler” bazı dini açıdan merak ettiğimiz sorulara da cevap verecekti böylelikle hem kendimizi geliştirecek hem de çevremizdekilerle imani konularda daha iyi tartışacaktık. Çünkü islami konulara dair eleştiriler, imana dair sert sorular ortaokulda bile sınıflarda arkadaşlardan gelirdi, biz bunlara hem cevap verebilecek hem derslerde başarılı olacak hem de ileride kamil mümin olma yolunda ilerleyecektik. Derslere başladık abilere gidiyoruz, iyi bir abimiz vardı Elektrik Elektronik Müh. okuyor aynı zamanda bize ders anlatıyor ve arada Allah’ın delillerine dair sohbetler yapıyordu, her şey gayet güzel ve öğreticiydi. Bu şekilde orta-2 bitti daha sonra orta-3 başlamadan bizi farklı bir abiye verdiler, bu abi de gayretliydi ilgileniyordu bizle, cemaatte daha yetkili ve yaşı büyük birisiydi. Bu abiyle sınav dönemlerine kadar 3 kişilik grubumuzla dersler, kamplar, etkinlikler yaptık, sürekli “hocaefendi” güzellemesi dinledik, çetele verdik, kasetler dinledik. Hatta başlarda Gülen’i tanıtırken insan üstü özelliklerinden bahsederdi; arasıra 3 metre olduğu, kişinin kalbinden geçeni bilebilmesi, cemaatteki herkesten haberi olduğu, bir saatte kitap bitirdiği, peygamberle görüştüğü vs. gibi olağanüstü özellikler anlatırdı.

Onlara güveniyorduk çünkü yaptıklarını “Allah rızası” için yaptıklarını söylüyorlardı. Ben derslerimde oldukça başarılıydım, en iyi fen liselerini hedefliyordum dershane sınavlarda hep üstlerdeydim, orta-3 bahar ayına kadar yoğun bir şekilde böyle devam etti.  Ancak sınav dönemi geldiğinde farklı şeyler olmaya başladı. Abi bize askeriye, emniyet ve ateşelerden bahsetmeye başladı, onların yaptıkları işlerin karizmasından, işlerinin güvencesinden (!) felan bahsetti, bize o meslekleri sevdirmeye çalışıyordu. Bu arada diğer arkadaşlarımı da sınav tecrübesi olur bahanesiyle askeri lise sınavlarına yazdırmışlardı, beni yazdırmamıştı. Anafen dersanesine gidiyordum, sonradan anlaşıldı ki ailem dindar olduğundan dolayı beni zaten askeriye için değil polis koleji için düşündüklerinden askeri lise sınavlarına yazdırılmamışım. Yanlış hatırlamıyorsam diğer 2 arkadaş da benle ayrı yapılan polis koleji sınavına girdi. Grubumuzdaki 2 arkadaşım askeri lise sınavlarını kazandı, ben ise bulunduğum şehrin fen lisesini il derecesi yaparak kazandım. Aynı zamanda arkadaşlarımdan biri fen lisesi, diğeri anadolu lisesini kazandı.

Askeri lise sorularını da bu aşamada diğer grup üyelerine büyük ihtimal çözdürmüş olabilirler çünkü onlara ayrı özel denemeler yaptırıldığını hatırlıyorum, bana da polis koleji sorularını deneme adı altında çözdürmüş olabilirler ama genelde derslerde başarılı olduğumdan bunun etkisini farketmedim. Zaten abiyi mübarek gördüğümüzden ne derse yapardık o zamanki çocuk ve saf aklımızla. Bu aşamada bir yandan da askeri liseye gitmenin ne kadar önemli olduğu, ileride orada bulunarak hizmete ne kadar katkımız olacağı dini ve psikolojik baskıyla artan dozda anlatılmaya devam edildi. Ben ayrıca Polis Koleji 2. aşama sınavlarını da Ankara’da asil olarak kazandım hatta intibak eğitimine katıldım (abi bana intibak eğitimine katılmalısın dedi).

Geldi okulu seçip kayıt yaptırma zamanı, fen lisesi veya polis koleji seçeneği önümde duruyordu, sonunda bizden sorumlu abi beni yanına çağırarak polis kolejine gitmemin istişare kararı olduğunu söyledi. Yani bir ortaokul çocuğunun geleceğini kendi aralarında yaptıkları sözde istişare ile belirlemişlerdi. Kendi ders verdikleri bir bakıma yetiştirdikleri oldukça başarılı, bilimde ilerleyebilecek bir çocuğun mesleğini istişare adını verdikleri çocuğun katkısı olmayan bir mekanizma ile kendileri seçiyordu, buna da “abiye niye diye sorulmaz, itaat edilir bir bildiği vardır” söylemi ile meşruiyet kazandırmışlardı. Cemaatteki bu saçmalık en büyük hayal kırıklıklarımdan ve soğuma sebeplerimden biri olmuştur.

Hani cemaat üst yapısı ve gazetecileri sürekli ortalıkta özgürlük, demokrasi, fikirlere saygı, hoşgörü diyor ya daha kendi içinde özgürlüğün olmadığı bir yapının bu lafları etmesi son derece trajikomik durum. Ben yıllarca fenni ilimleri seven ve bu derslerde başarılı biri olarak ileride bilim alanında çalışmak istiyordum, zaten abilere gitme sebebim de o zaman bu  alanlarda bir şeyler öğrenmekti. Ama biz fenni ilim öğrenmek için gideduralım onlar bizi askeri lise ve polis kolejine sokmaya neredeyse and içmişlerdi,  gerçek yüzlerini de en sonda sınav döneminde gösteriyorlardı. Sonradan mahrem hizmet olarak öğrendiğim bu işler meğer cemaatin en önemli meselesiymiş, çünkü cenneti böyle kazanacaklarına inandırılmışlardı.

O aralar ben cemaati dini ve fenni konularda insanlar yetiştiren, çağın imansızlık hastalığına karşı irfanlı öğrenciler yetiştiren grup olarak görüyordum o yüzden de abilere gidiyordum. Ama lise tercih dönemi geldiğinde olay değişti cemaate ileride hizmet etmek için askeri lise veya polis kolejine gitmelisiniz diyordu abiler, yani bir nevi ne derse yapacak memur görünümlü militan lazımdı. Bunu derken de o yaşlarda çocuk olan bizlere dini göndermeler yaparak baskı yapıyordu. Gitmezseniz kaybedersiniz, altın nesil olamazsınız imasını yapmayı ihmal etmiyordu abi, kendi ikna edemeyince daha üst ve yaşlı abilerle hatta kolejde öğretmenlik yapanlarla görüştürdü. Polis kolejine gitmem konusunda ailemi bile ziyaret ettiler, ne kadar önemli olduğunu anlatmak için, olaya bakın resmen rezalet ailenin bile kararına saygıları yok. Tüm abiler beni polis kolejine  gitmeye ikna etmeye çalışıyordu, hatta görüştürdüğü bir abi bana “Garcia'ya mektup” kıssasını anlattı ve abi emrine kıssadaki gibi sorgulamadan ve karşı çıkmadan itaat etmem gerektiğini söyledi, bu şekilde kurtuluşun olduğunu belirtti. Gerçekten büyük bir baskı altındaydım, psikolojim bozuldu desem yeridir çünkü gözümde dini açıdan bilgili gördüğüm ve bana ders veren, bende emeği olduğunu düşündüğüm  birisi sürekli istişare kararı itaat etmelisin diyerek istemediğim yere göndermeye çalışıyordu. Dahası ortaokul yaşlarında ve ağır bir cemaat propagandasına maruz kalmış biri din=cemaat gibi görmeye başlıyor, kurtuluş için cemaat dolayısıyla abisi ne derse yapılması gerekir diye düşünüyor. Başka bir yazıda da belirtildiği üzere bu gerçekten psikolojik şiddet, çocuk istismarı ve dini kullanarak istediğini yaptırma durumuydu. Siz iyi duygularla, fenni ve dini konularda ders almak, farklı kişilerden gelen imani konularda sorulara cevap bulmak için güvenip abilere gidiyorsunuz ama sonuçta sizi minnet duygusu ve itaat et baskısıyla sizin iradenizi önemsemeden askeriyeye ve polisliğe göndermeye çalışıyorlar, akıl alır gibi değil son derece kötü ve çağdışı bir sistem.  Bu sistemi böyle tasarlayan cemaatin üst yapısının ve Gülen’in suçu tartışılmaz, ama devlet de gerekli eğitim ve sınav sistemini kurmayarak resmen öğrencileri cemaatlere zorunlu bıraktı.

Şükür benim ve ailemin dini bilgisi iyiydi, eğer dini konularda zayıf birine bu yapılsa ve sonunda ters düşülse o kişi cemaatten değil dinden soğur, bu yüzden çok tehlikeli bir yöntem kurmuştu cemaat. Sonuç olarak fenni ilimleri sevmem, bu alanda kendimi yetiştirerek ülkeme ve islama yararlı olmak istediğimden ve ailemin de desteğiyle fen lisesine gittim. Diğer arkadaşlarımdan biri fen lisesine, diğer ise askeriyeye gitti (sonra askeriyeyi bıraktı).

Tabi fen lisesine gittikten sonra cemaatle bağım azaldı, ama herşey bitti mi, benden umdukları bitti mi tabi ki hayır. Lisede ve üniversitede bu sefer de Polis Akademisi için baskı yapmaya ve yönlendirmeye çalışacaklardı. Lise ve Üniversite hayatımda gördüklerimi ise başka bir yazıda anlatacağım.



-Çetin Akyol

6 yorum:

  1. This comment has been removed by the author.

    YanıtlaSil
  2. This comment has been removed by the author.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tesekkurler katkınız için, evet bu 5 maddeyi ben de gerçekten duydum.
      1. madde'de dediğiniz gibi adı istişare sadece, üstten gelen gündemler uygulatılır ve diğer konularda ise toplantıdaki hiyerarşik olarak en üst olan kişinin dedikleri yapılır. Okul, meslek tercihinde benim yaşadığım süreçte olduğu gibi istişare kararı bu denilir ama ne sen istişareye katılmışındır ne de öncesinde fikrin sorulmuştur. Allah'ın insana bahşettiği ve imanın temeli olan kişi fikrine, iradesine saygıları yoktur.

      2. madde'nin farklı ve daha uç şeklini bizzat üni 1. sınıfta btm'den duydum. Yazın izin alarak memlektine gitmek isteyenlere "istişare etmeden (yani btm'den izin almadan) memlektine gider ve orada ölürsen cehennemliksindir" dedi, evet yanlış duymadınız aynen böyle demişti o kişinin ahireti hakkında karar verdi, aslında bu Allah ile korkutmanın ne seviyeye geldiğini gösterir.

      3. madde'deki rüya ve istifa ettirilme vaazını çok kere dinledim.Birisi Sultanahmet'de ağlıyormuş, istifa ettirilmiş ismi silinmiş felan. Yani cemaatten ayrılırsanız veya istişare kararına (kendi aldıkları) uymazsanız kaybedersiniz, yani cennete giremeyebilirsiniz Cemaatin mensuplarını ne derece dini baskıyla yönlendirdiğini gösteren en büyük örneklerden.

      4 ve 5. madde ise fetönün en çok yaptığı şey, bırakın dedikoduyu herkesin hayatını en ince ayrıntısına kadar araştırırlar, puanlama yaparlar, ona göre o insanlara değer atfederler. Mesela bir partiyi, grubu eleştirirken de toptan suç atarlar, damgalarlar.

      O yaldızlı hoşgörü, sevgi, diyalog teranelerini biraz eşince ortada büyük bir Allah ile korkutarak ilerleyen bir sistem ve emir--komuta zinciri bulunmaktadır.

      çetin akyol

      Sil
    2. This comment has been removed by the author.

      Sil
  3. This comment has been removed by the author.

    YanıtlaSil
  4. Cemaatin kurumlarinda çalışan insanlar önceden mudurune vs hemen itaat eder verilen iși en güzel sekilde yapmaya calisirdi ama șu süreçte gordukki bir ulkenin genel muduru ogretmenleri topluyor hicbir problem yok burada oluruz yine de donmeyiz sonuna kadar buradayiz deyip gaz veriyor bu arada kendi ailesine abd vizesi alip sessizce kaçıp gidiyor ve telefonla ulke yonetmeye devam ediyor ve bu adama kimse birsey yapmiyor. Buna șahit olan artik kimi dinler kime itaat eder hem turkiyedeki sistemi elestir hem de aynisini yap.

    YanıtlaSil