Header Ads Widget

test banner

Anadolu'dan Mektup

Sevgili arkadaşlarım,

Bizler de bizden önceki mazlumlar gibi ağır iftiralar altında ibretlik bir zulme maruz kalıyoruz. Ne ilkiz ne de sonuz. 

Uzun süredir sizi izliyordum. Yerel mahkemede 7,5 yıl cezam onaylandı. Şimdi yargıtayda. Onaylanırsa beni bekleyen kader de belli.

Ben şahsen her kesimi dikkatli bir şekilde dinliyorum. Bizlere iftira atanları, kendi iftiralarına inananları, hiç bir şeyden haberi olmayan mazlumları, gözü hala Pensilvanya'da olanları, mütedeyyin, dindar, dinci, dinsiz, ateizme, deizme kayanlar, velhasıl herkesi derin bir empati ile anlamaya çalışıyorum.

Bu güne kadar kendimce bir kısım tespitlerim oldu. Doğru bir şey söylemenin bu kadar zor olduğu bir zamanda, böyle puslu bir havada bize ışık olabilecek tespitler yapmaya çalıştım. Umarım kimseye haksızlık etmemişimdir.

1. Yıllar süren kara propagandanın sonunda halk artık zulmü kabullendi ve hatta bize kuşkuyla yaklaşıyor.

2. Kendimizi asla anlatamadık. Bunun en başta gelen sebeplerinden birisi mahkemelerde her şeyi inkar etmek zorunda kalmamız. Suç olmayan şeyleri inkar etmek zorunda kaldık.

3. Bizi inkara zorlayan sebeplerin başında da suç olmayan fiiller yüzünden insanlara zulmedilmesi. Konuşursak masum insanlara zulmedilecek korkusuyla konuşamadık.

4. Bazı arkadaşlarımız son çare olarak etkin pişmanlıktan yararlandı. İfade verenlerin genellikle ifadeleri doğru. Nadiren iftiralar yada abartmalar da var. Ancak söylenenlerin doğru olması zulmü engellemiyor. İsmi verilenler suç olmayan fiilleri yüzünden hapislerde çürüyor, aileleri dağılıyor. 

5. Kimileri etkin pişmanlıktan yararlanan herkesi zulme ortak olmakla suçluyor. Ancak her etkin pişmanlık böyle değil. Ben şahsen ismimi verenlerden bir tanesi dışında diğerlerine hiç üzülmedim. Yapabilecek bir şeyleri yoktu.

6. Avukatlarımızla bile rahat konuşamıyoruz. Hatta en yakınlarımızla bile. Doğduğumuz topraklarda bir savaş esiri gibiyiz. Ne var ki savaşmayı hiç düşünmemiştik. Ben şahit olmadım, bir arkadaşımız bu millet için bir kötülük düşünmüş olsun. 

7. Hizmet hareketi yada cemaat adına söz söyleyenler son 10 yıldır akıldan, insaftan, izandan, üsluptan, Türkiye gerçeklerinden kopuk bir şekilde, sözlerinin ve hareketlerinin arkada yüzbinlerce mağdur ve masum bırakabileceğini öngöremeden, kimsenin anlamadığı, milletin dilinden ve hislerinden kopuk, adeta kendi coğrafyasına husumetli, psikolojisi altüst olmuş halde hareket ettiler. Hiç bir şeyden haberi olmayan biz tabandakileri de şaibe altında bıraktılar.

8. Ne acıdır ki halkın önemli bir kısmı, milli ve manevi heyecanla yer aldığımız hizmet faaliyetlerini artık örgüt faaliyeti olarak kabul ediyor ve algılıyor. Avukatlar bile herkese açık yaptığımız, gazetelere reklam verdiğimiz dernek faaliyetlerimizi, gezilerimizi neden yaptığımızı sorguluyor.

9. Ne yaptıysak kendimizden ve hatta ailemizden fedakârlık ederek millet ve memleket için yapmıştık ancak galiba ağır bir senaryoya kurban gittik.

10. Fethullah Gülen pek çok insanı hizmet hareketini terketmekle suçladı. Hatta tehdit etti. Benim vicdanım diyor ki hizmet hareketini ilk terkeden o ve arkadaşlarıdır. Siyasete angaje olarak, muhabbet fedaileri diye davet ettiği tabandaki yüzbinlerce masumu, onların bilgisi dışında giriştiği seviyesiz kavgaya alet ederek bunu yaptılar.

11. Neler yapmadılar ki. Bu gün zalim dedikleri partinin seçim sandığında bekçilik mi yaptırmadılar, neredeyse hiç bir mantık sahibi arkadaşın razı olmadığı sendikal faaliyete girişmek mi, bu gariplerin üstüne gidileceği belliyken ve aslında suç olan hiç bir faaliyetleri de yokken, pek çoğu daha akıllı telefonun ne olduğunu bilmezken dua paylaşalım diye önüne gelene ucube bylock programını kurmak mı, insanları okumadıkları gazeteye binbir ıslarla abone yapmak mı, Filistin mazlumları için bir yürüyüş yapılacağında hep mesafeli durup, sonra gazete kapandı diye garipleri meydanlara doldurmak mı, milletin metanet beklediği yerde ateşi harlamak mı, toplumun sinirlerini gerip şu yüzbinleri ortada bırakmak mı, hangisi anlatılabilir ki?

12. Bu gün ise mahkeme salonlarında hakim mi daha tutsak yoksa sanık mı daha tutsak belli değil.

13. Evet bilenler susuyor, bilmeyenler ölüyor.

14. Düşünebiliyor musunuz? 15 Temmuzda memleket galeyana gelmiş. Yer gök tarumar olmuş. Pensilvanya'da bir sessizlik ki. Aman Allahım. O gece cemaat adına söz hakkı bende olsaydı ben de bütün arkadaşlarımı meydanlara çağırırdım. Ve derdim ki "eğer hizmet hareketinden birileri bu işin içindeyse hizmet hareketinin kapısına kilit vurmayan namerttir" Evet böyle der ve bana güvenen varsa o gün onları yalnız bırakmazdım. . Ama ne yazık ki cemaat yönetimi sessiz kalarak o gece kendisini ele vermedi mi aslında?  

15. Kader planı ayrı, reel plan ayrı. Bir şeyler yapamaz mıyız? 2017'de gözaltına alındıktan sonra birazımız adli kontrolle serbest kaldık ve birazımız da tutuklandı. İçerde kalan arkadaşların aileleri perişan oldu. Şimdi kimileri utanmıyorlar, bunlara Amerika'dan yardım geliyor diyorlar. Benim gördüğüm kadarıyla Amerikadan yardım zalimlere geliyor. Cemaat yönetiminin her sözü, her hareketi zalimin elini güçlendiriyor. Milleti biraz daha nefret ettiriyor. Bize gelen yardım ise Allah'tan geliyor. Şükür karnımızı doyuruyoruz. Değerli kardeşlerim Fetö demek marifet değil onu herkes söylüyor. Marifet milleti aydınlatmak. Sadece biz değil bütün millet bu meseleden dolayı bunalmış durumda.

16. Ben nezarette arkadaşlara konuşalım dedim. Zaten bir sohbet grubuyuz. Hep birlikte sohbetimizi, dernek faaliyetimizi, burs verdiğimizi anlatalım, ceza alacaksak gene alalım dedim. Mahkeme salonunda yalan söylemekten iyidir diye düşündüm. Ancak arkadaşlar bizi sıkıştırırlar sohbete gelen giden herkesin adı karışır milleti perişan ederiz diye korktular ve kaderlerine razı oldular. Her şeyi inkar ettik ve arkadaşlar senelerce ceza yattılar.

17. Benim çevremdeki herkes cemaatle belli yaştayken tanıştı. O yüzden sınav ve soru çalma meselelerini hiç görmedik. Bilene de rastlamadık. Benim en çok hazmedemediğim konulardan birisi bu.

18. Diğer bir mesele devlet memuru olup, amirini değil de cemaat abisini dinlemek. İşte bir zümre herkesi kendisi gibi zannediyor. Kendileri devlet işini hep gizli kapaklı yerlerde görüştükleri için herkesi öyle zannediyorlar. Siyasetle içli dışlı olan idarecileri kastediyorum. Cemaatte de olmuştur ama ben şahit olmadım. Vallahi eğer bir tane görseydim onlarla işim olmazdı. Ancak cemaatin bazı yerlerinde bunların olduğunu yıllar sonra acı içinde duyuyoruz artık.

19. Bir başka mesele devletin bilgilerini sızdırmak. Ben kurumumda önemli bir yerdeydim. Bazı işleri uzun yıllar ben takip ettiğim için başka bilen yoktu. Bir gün beni aradılar ve yardım istediler. Bende telefonla bildiğim kadar yardım ettim. Meğer şifreleri falan da kaybetmişler. Hatırladıklarımı söyledim. Önce beni kuruma çağıracaklarmış ancak cesaret edememişler. 18 yıldır her karışında alın terim ve göz nurum olan kurumumdaki son görevim buydu. Ellerimle topladığım gözüm gibi baktığım dosyaları benden kaçırdılar. Sonra bir yerlere kurumla ilgili şifre falan kaydetmişmiyim diye maillerimi taradım, bulduklarımı sildim. Ne olur ne olmaz. Bende yakalanırsa fetöcü şifre çalmış diye gazetelerde manşet olmak ta var. Sizce ben bilgi sızdırmış olabilir miyim? 

20. Ne diyelim kader kimilerine müfteriler arasında bir yer, kimilerine garipler arasında bir eser verdi.

21. Demek istediğim olabildiğince şeffaf olmalıyız aslında. Ne kadar şeffaf olabilirsek o kadar iyi. Masumları yakıp kendimizi kurtaracak şekilde değil. Soru çalma, devlet işlerini suistimal etme gibi konularda ne biliniyorsa derhal itiraf edilmelidir. Hatta bu meseleler yüzünden yüzbinler eza çekiyor. Bu meselelerde kim ne biliyorsa bence hiç beklemeden anlatmalı. Anlatmayan dünyasını da ahiretini de bana göre kaybedecektir. Ancak normal hizmet faaliyetlerinde keşke kimseyi zulme uğratmadan her şeyi anlatmak mümkün olsa. Anlatılamayacak ne var ki aslında. Ama nasıl olacak ben de bilmiyorum. Halk bizim masum olduğumuza inanmak istiyor ancak bir halüsinasyona uğratıldılar. Bence her şeyimizi anlatmalıyız. 

22. Kim ne kadar aşağılarsa aşağılasın, ne kadar iftira atılırsa atılsın biz coğrafyamızı sevelim. Toprağımızda iyi bir şey olduğunda sevinelim. Kötü bir şey olduğunda üzülelim. Parmaklıklar arasında olsak ta memleketimizin insanı için dua edelim. Gönlümüzü memleketimize çevirelim. Ona açalım. Kimseye intikam hırsıyla bakmayalım. Bu bizim meselemiz. Bizden önce başkaları da bu kaderi yaşadı. Hatta bu gün bizim yerimizde olmak isteyecek yeryüzünde nice mazlumlar var. Güzel görelim güzel düşünelim. Bize selam verene biz de selam verelim. Vermeyene gücenmeyelim. İnsanlar korkuyor. Kolay değil. 

Hangi madde ile ilgili yorum yapmak isterseniz kolay anlaşmak için numaralandırdım. Madde numarasını verip yeni yorum yazmadan katılıyorum, katılmıyorum, eksik, gibi kısa kısa görüş yazarsanız çok sevinirim. 

Sağlıcakla kalın değerli dostlarım.

-Hakka Tapan


author

"Sorumluluk Reddi" Konusunda Önemli Bilgilendirme:

Münferit Fikir Platformunda yazılan tüm yazılar, aksi MFP YYK tarafından belirtilmedikçe yazarların kendi görüşleridir. MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini yansıtmaz veya ifade etmez.

Yorum Gönderme

18 Yorumlar

  1. Kara propoganda yapılmıyor aslında cemaatin tepesinin yediği tüm naneleri anlatıyorlar ama genelleme yaparak anlatıyorlar ya da fetö diyor ve bizi de o fetöye dahil ediyorlar. Yoksa 15 temmuz dahil ne diyorlarsa doğru. Soru çalma falan 1-2 kere olan bir şey değil, yıllarca yapmışlar.

    Bir kesim tam bulaşmış bir kesim yarım bir kesim sizin gibi hiç bulaşmıyor. Ama herkes 7,5 yıl. Tam bulaşanlar da kaçıyor yurtdışına genelde. 3 kesimi tam olarak ayıracak bir formül lazım. Bunun üzerine düşünen yok. Suçlular gidip itiraf etmez biz soru çaldık diye. Yani tam pisliğe bulaşanlar asla gidip itirafçı olmaz biz yaptık bunların suçu yok diye. O ihtimali geçin, öyle yapsalar zaten tam pisliğe bulaşmazlardı. Yarı bulaşanlar sessizce izliyor olayları. Suçsuzlar da bir kısmı uyanmış sizin gibi noluyor bu nasıl oyun bu nasıl dünya diyor. Bir kısmı da yusuf olduk diye dua ediyor, bir kısmı hala herkesi temiz sanıp savunuyor falan. Sizin gibi olanlar sizin gibi düşünmüyor yani, ne olduğunu anlamamışlar daha. Bu durumda sorunları katlıyor. Gülen ne derse hala yaparız gözü kapalı kafasındalar. Bunları kimse bu zamana kadar hiçbir suç işlemeseler bile iade etmek istemez.

    Sizin gibi olan insanlar azınlık görülüyor. Yani suça bulaşmayan ama olaylara uyanmış sayısı azınlık görüyor. Toplam soruşturma geçirenlerin %30'u bile böyle olsa ciddi adımlar atılır ama % kaçı acaba böyle? %1-5 için bir şey yapmazlar.

    YanıtlayınSil
  2. Akp tabanı büyük oranda temiz ve samimi insanlarken, yöneticilerin içinde, bunun tam aksi durumda olan insanlar var. Tepedekiler sefahat, tabandakiler sefalet içinde yaşıyor. Artık işsiz, aşsız, fakir, fukara bu insanlar Akp'nin yalanlarına inanmasınlar, takım tutar gibi parti tutmasınlar. yanlış olana yanlış deyip, adaletten yana tavır koysunlar. Cemaatin tabanıda büyük oranda temiz ve samimi insanlarken, tepe yönetimindeki bazıları bunun tam aksi pozisyonda. Artık Cemaatin tabanı sorgulamalı, kör bir inatla yoluna devam etmemeli. Yanlışa yanlış demeli. Eğer makul bir noktaya gelemezsek, maalesef bu ülkede huzur ve adalet hiç bir zaman tecelli edemeyecek. Fakirlik, açlık, işkence, zulüm, diktatörlük, rüşvet, adam kayırma,torpil, soygun düzeni, bölücülük, Din, Milliyetçilik ve Atatürk sömürüsü bitsin. Demokrasi,düşünce ve fikir özgürlüğü, her dine, her millete, her görüşe saygı esas olsun, işsiz,aşsız kimse kalmasın, birlik ve beraberlik içinde, tüm renkler bir arada huzur ve adalet ile, özgürce vatanımızda yaşayalım.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Birinci cumlenize katilmiyorum. Musluman ulkelerde tavan da sorunlu ve sorumlu, taban da sorumlu ve sorunlu. Usttekiler suclu oldugu kadar, alttakiler de suclu. Bu hemen hemen her musluman topluma, her musluman gruba yoneltilebilecek bir suclamadir. Akp olsun, cemaat olsun, baska bir sey olsun, fark etmez.

      Usttekiler suca bulastigi icin suclu; alttakiler sucu ve suca bulasanlari goremeyecek kadar basiretsiz ve dusuncesiz oldugu icin, gordugu halde ses cikarmadigi icin sucludurlar. Ilkeleri degil, sahislari kutsadigi ve savundugu icin suclu.

      Muslumanlarin inandigi ya da inandiklarini iddia ettikleri Tanrisi, ilk indirdigi ayetlerinde Muslumanlari
      1. Okur
      2. Yazar
      3. Dusunur
      olarak tanimliyor. Ama muslumanlarin hem toplumsal hem de bireysel kimliklerinde okuma, yazma ve dusunme yoktur. Okuma, yazma ve dusunmeyi gunluk adet ve bireysel ibadet haline getirmediler, getiremediler; bunun ustune de okur, yazar, dusunur kim varsa toplumdan disari attilar, hapislerde curuttuler, surgune gonderdiler, acimasizca oldurduler.

      Kuran'in ilk ve en onemli bes ayetini fiili olarak inkar ettikleri ve uygulamadiklari icin de bu dunyada hak ettikleri rezaleti ve sefaleti yasiyorlar. Kendilerinden baska bir kimseyi de suclu gormek ve gostermek gibi bir haklari ve luksleri yoktur. Cunku muslumanlar Kuran'in kagidini degil, manasini ve mesajini her gun yakiyorlar ve gomuyorlar, her gun Kuran'in 96:1-5 ayetlerini yere dusurup ustlerinde tepinip dans ediyorlar. Kuran'in manasina, mesajina ve maksadina bu kadar saygisizlik gosteren bir toplumun iflah olmadi da beklenemez.


      Yazmak ve okumak, Tanrı'nın yapmamızı söylediği ilk faaliyetlerdi. Yazma ve okuma hakkinda diğer tüm yükümlülüklerden önce bahsedildi. Yazmak, okumak ve düşünmek inancın temelidir. Yazmadan, okumadan ve düşünmeden inanç asla papağanlık, yedigini kusma ve taklit seviyelerini geçemez. Bu nedenle günlük yazma alışkanlığı her bireyin yeni normu ve yeni standardı haline gelmelidir; yazı farz-ı ayn (bireysel yükümlülük) haline gelmelidir.

      Yazmak, okumak ve düşünmek kültürel inananların seviyesinden arastirmaya dayanan inananların seviyesine yükselmemize izin verebilir. Müslümanların tarihi ve kültürel tecrübelerini boşamak, ve İslam'ın kutsal yazı esaslarıyla evlenmek zorundayız. Müslümanların tarihi ve kültürel deneyimleri bazen İslam'ın kutsal kitap ilkelerine yakindi, bazen de uzakti. Aklımızda, İslam'ın kutsal kitap ilkelerini Müslümanların tarihi ve kültürel deneyimlerinden süzebilmeliyiz, aksi takdirde onları sonsuza kadar tekrar etmeye mahkum oluruz. Emsallere ve sahislara değil ilkelere uymayı öğrenmeliyiz. Ve İslam'ın kutsal ilkeleri Adalet, Özgürlük, Merhamet ve İlimdir.


      Okuma, yazma ve dusunme bu 17-25 aralik, 15 temmuz gibi olaylari cozebilir ve daha onemlisi ongorebilir miydi? Bence evet, cunku future studies diye bir bilim dali var. Ama futurologist listesinde sadece bir musluman bar. Demek ki muslumanlar icin gelecek onemli degil, onlar eski gunlerle sarhos olmayi tercih ediyorlar.

      Mesela, muslumanlarda RAND corporation gibi think tank olsaydi, akp ve cemaat arasindaki catisma ve cakisma ongorulebilir miydi? Buna gore cozum uretilebilir miydi? Ama ve lakin dusunmeyen muslumanlardan miyop bir bakistan baska ne beklenir ki?

      Islam'in en buyuk ve birinci dusmanlari Muslumanlardir. Muslumanlarin en buyuk ve birinci dusmanlari hain siyasi liderleridir ve hiyanetci din alimleridir. Ikisi de "diyanet" diyerek muslumanlara en buyuk hiyaneti yapiyorlar. Muslumanlar da onlarin gozlerinin icine bakip, "reisim, seyhim, hocam, efendim, mehdim, mesihim, halifem, sahibim, vs." diyerek asagiliklarini pekistiriyor ve derinlestiriyorlardir.


      Saygilar.

      Sil
    2. https://en.m.wikipedia.org/wiki/RAND_Corporation

      Sil
  3. Hocam kaleminize sağlık büyük oranda katıldığım görüşler.
    Yaşananların bilançosu çıkarılmış değil henüz. Kaç kişi intihar etti, kaç yuva yikildi, kaç kişi psikolojik tedavi görüyor vesaire ölçülmus değil. Büyük bir enkaz var.
    Ancak geçmişe bakıp dovunmek zamanı değil mevcut durumu doğru tespit edip buna göre dogru adımlar atmak lazım. Siz zaten doğru durum tespitleri yapmışsiniz.
    Bana göre ilk yapilmasi gereken bu yapiya mensup olmuş ya da hayatının bir döneminde yolu kesiştiği için bu sürecin mağduru olmuş insanların öncelikle 15 temmuzdaki bu yapının rolünü görmesi ve kendini bu yapıdan ayırıp gerçeklerle yuzlesmesi ve bunu dile getirmesi lazım. Çünkü darbeyi lanetliyorum demek yetmiyor kim yaptı bu işi. Toplumdaki cemaat tabanına yönelik ofkenin asıl sebebi bana göre "hala bu yapının peşinde koşuyorlar" algısıdır ve gerçeklik payı vardır. Bu yapı 15 temmuza girismemis olsa isterse tüm dünya karşında olsun yat hapiste davandan dönme derim. Ama gerçekler öyle değil. Tuzak veya başka türlü bu yapi bu işe giristi. Kabul etmezler de diyelim ki hükümet kabul etti ortaya Yem attim yuttular dedi. Hükümet kendini çok rahat ifade edebilir "tehlikeli bir yapının gerçek yüzünü ortaya çıkardım" vesaire gibi. Olmaz da oldu diyelim. Peki bu yapı nasıl izah edecek durumu. Sen bir cemaat olma iddiasiyla yola çıkıp sınırlarının dışına çıkmışsın. Neyse tarafsız gözle bakan herkes 15 temmuzun tam ortasında bu yapının olduğunu anlar.
    Bunu görüp bu gercegi yüksek sesle haykırmak lazım. Tabi yapılan hukuksuzluklari da. Yani yaşanan mağduriyetin ve haksızlıklarin dile getirilmesi ile bu yapıyı terk etmek eleştirmek ve başta Gülen olmak üzere yönetim kadrosundan hesap sormak kolbaşı gitmeli. Bu şekilde ciddi bir ses çıkarılabilirse bazı hakperest yazar çizer entellektüel insanlar da buna tepkisiz kalmaz. Bu ses daha çok yankı uyandırir. Ancak bu şekilde toplumdaki acımasızlık azalır diye düşünüyorum.
    Not : ilk derece mahkemesinden ben de 6/3 aldım.

    YanıtlayınSil
  4. B"en şahit olmadım, bir arkadaşımız bu millet için bir kötülük düşünmüş olsun." deyip hemen sonraki maddede yazılanlar..
    Her şey gözünüzün önünde gerçekleşti, gerçekleşiyor.

    YanıtlayınSil
  5. ---->21. Demek istediğim olabildiğince şeffaf olmalıyız aslında. Ne kadar şeffaf olabilirsek o kadar iyi. <----------
    Biz çocuktuk bilmiyorduk ama; eğer bir topluluk sivil toplum örgütü rolüne soyunmuşsa sahip olması gereken zorunlu sıfatlar varmış. şeffalık bunlardan biri.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. yani cemaatin gizli ajandası olamazdı. herşeyin hesabını kitabının kaydını kuyudatını devlete vermeliydi. biz zaten devletin herbi toptan haberi vardır zannediyorduk ama develtimizin gözünden haberi yokmuş meğersem. zaten ne olduğunu da anlamamıştık. cemaat varmıydı yokmuydu ben hala anlamıyorum.

      Sil
    2. bir kere var olsaydı bir tüzel kişilik sahibi olurdu. bence; cemaat, türkiye kurulduğundan beri basırılan bir grubun temsilcisi. Türklerin egemen olmasıyla geri plana itilmiş islam fanatiklerinin sinsi hamlelerinin somutlaşmış hali. biz de ne yazık ki anadolunun kara cahil kesimlerinde msülüman fantazi ve yalanlarına maruz kalmış ailelerin çocukları olarak bu birikmiş kinin mayın eşşekleri olduk.

      Sil
    3. zaten haberimiz olmayan şeffaflık ilkesinin çiğnenmesine göz yumduk çünkü ne de olsa islam egemen olması için fedakarlık yapmak gerekiyordu. biz de napalım iyiliği bir tek islamdan zannederdik. başka insanların iyi olabileceğini hiç düşünmemiştik ki! islamdan bir sürü kötülük de görmüştük ama ne de olsa herşey düzelecekti. zaten islamda var olan bir şeyin sadece bir örneğiydi fetö. bugün onca tarikat var. yasal olarak yasak olmasına rağmen var. devletten para alıyorlar bir de. ne tüzükleri ne kuralları var. göstermelik bir vakıf adı altında bütün ülkedaşların vergisinden aldıkları paralarla islam fantazyasını kurmaya çalışıyorlar. demem o ki bunlar zaten islamda vardı. fetullahçılık da öyle çok özel bir tarikat cemaat falan değildi. müslümanlar fetullah ve followerlerini batakta koz düşürmek için harcamış oldu. iyi koz topladılar. valeler aslar papazlar ne varsa başkanlık gerici devrimler ayasofyalar bilmem ne....

      Sil
    4. fetullahın ya da onun follower grubundan oluşan sözde cemaatin müslüman rüyasının halüsünatif bir yansıması olduğu tespitini yapayım ki yanlış yerlere ateş etmeyin. neymiş fetullah din dışıymış. yalana bak! fetullah sayesinde islam devrimi yaptınız resmen. askeriyedeki "follower"lara dayanmasalar müslüman partiyi iktidarda tutabilirler miydi? adliyedeki "follower"lar olmasa kemalist vesayeti silkeleyebilirler miydi? o zamanlar cemaat iyiydi tabi işine geliyordu müslümanların... sonra noldu? müslümanlar baktılar " lan oha biz baya güçlüymüşüz ha!" dediler. eee dinsizleri iyi silkelemişlerdi beraber. ama işte bundan sonra nolacaktı?

      Sil
    5. zaten mantık kurallarına ters olan bir zihniyetin mensupları nasıl iktidar mücadelesi verecekti? elbette kanla... daha önce bütün islam mücadelelerinin olduğu gibi... ondan sonra ortalık ali ayşe muaviye falan filan... tespit ettiğim düşman fetö değildir. fetö yalnızca bir aldatma taktiği. türkiyeye asıl saldıran ve el bombası mesafesine kadar sızmış olan düşman islamdır... yanlış yere ateş edip duruyorsunuz. bizi sırtımızdan vuran da islamdı. o ufak göstermelik liderler hocalar değil...

      Sil
    6. bu yanıt serisini bir 15 temmuz gazisinin şu sözüyle bitirmek istiyorum: o gece sokağa çıkmak kendi aptallığımdı!
      --->https://eksisozluk.com/sabri-unal--5153621?p=2

      Sil
  6. Boş yazı. Mahkemede yalan söylediğini gayet rahat ve normal birşeymiş gibi yazmış bir de. Zalim falan yok ortada. 40 yıllık devleti ele geçirme planlarınızı çöp eden Tayyip reis var. ...ç gibi ortada kaldınız, öfkeden kuduruyorsunuz. Ha bu arada 40 yıllık namertlikle alıştığınız üzere yalan söylemek yerine adam olup konuşsaydın etkin pişmanlıktan yararlanıp ceza almayabilirdin.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum yazar tarafından kaldırıldı.

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından kaldırıldı.

      Sil
  7. 11) "Neredeyse hiç bir mantık sahibi arkadaşın razı olmadığı faaliyetlere girişmek"
    bu cümle, bu yapılanmanın cemaat değil, cemaat kisvesi altında bir şebeke olduğunun açık göstergesidir. Cemaat şebekesi, tedbir adı altında gizlenmeyi, ruhsat adı altında yalanı meşrulaştırdığı gibi taraftarlarının düşünme mekanizmalarını yok edip, onları mankurtlaştırmıştır. Yazıyı kaleme alan, aklı başında kimsenin kabul etmeyeceği şeyleri yapmalarına rağmen müritlerin yukarıdan gelen tüm talimatları sorgulamaksızın yerine getirdiğini kabul ediyor. Katı hiyerarşik yapı içinde işleyen bir yapı öncelikle kabul etmek gerekir ki tehlikelidir. Hiç bir Devlet böyle bir yapının hayatta kalmasına müsade etmez.
    Kendisi de çok iyi biliyor, soru çalıp hırsızlık yapmanın, hizmete engel gördükleri insanları iftirayla ekarte edip devre dışı bırakmanın, öğrencilere burs olarak toplanan paraları amacı dışında kullanmanın, siyasete bulaşıp HDP'ye veya diğer partilere oy toplamanın, Devlete kafa tutmanın, yanlış olduğuna dair şüphe bulunmamaktadır.
    Fakat cemaat müridi, abisinden aldığı talimat ne kadar ahlaksız olursa olsun harfiyen yerine getirmektedir. Bunu ibadet şuuruyla gerçekleştirmektedir.
    Cemaat denilen şebekenin kısa bir özetini vermek istiyorum. Cezaevinde diğer FETÖ'cü alçaklarla birlikte yatıyorken, koğuştaki biri bana şunu söyledi. "Zekeriya Öz diye bir adam var. Ne olduğu, neci olduğu belli değil, sırf hükümet ile cemaatin arasını bozmak için 17/25 aralık operasyonunu yaptı. 17/25 aralık operasyonunu cemaat yapmadı" dedi.
    Koğuştan başka biri "Hizmetimiz asla soru çalmamıştır. Hizmet eğitim konusunda büyük bilgi sahibidir. Sınavlarda çıkan sorular çoğunlukla birbirinin benzeridir. Bu nedenle hizmetimiz çıkacak soruları tahmin etmektedir. Soru çalma hizmete atılmış bir iftiradır" dedi.
    Cemaat adı altındaki şebekenin ne denli kancık ve ahlaksız olduğunu siz değerlendirin. İkiyüzlülük hat safhada olunca hiç kimse bu yapının içinde iyi insanlar olabileceğine ihtimal vermiyor. Yapılan hatalı uygulamalara sesini çıkarmıyor. Ben FETÖ ile mücadeleyi hükümetin değil Devletin üstlendiğini düşünüyorum. FETÖ'cüler hükümetin görevi bıraktıktan sonra kendileri açısından işlerin düzeleceğine inansalar da, başka bir hükümet bile gelse FETÖ'cülere faydası olmaz diye düşünüyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. bu kalıba da ayar oluyorum. insanları küçümsemek ve böcekleştirmek için ilk atılan adım da bu.

      Sil