Header Ads Widget

test banner

Malcolm X'ten Metin Yüksel'e: Irkçılık ve Cinayet


Şubat ayı Amerika ve Kanada da yaşayan siyahi kökenlilerin, tarihlerini, kimliklerini ve mücadelelerini andıkları ve "Black History Month" olarak ifade ettikleri özel bir etkinlik ayı olarak biliniyor. İngiltere’de Ekim ayında yapılan bu kutlamalar Amerikada 1962 yılından beri Şubat ayında yapılmaktadır.

1926 yılında Cater G Woodson isimli siyahi bir tarihçi ve aktivist tarafından başlatılan bu etkinlikler yıllardır devam etmekte. Şubat aynı zamanda köleliği kaldırma adına savaş veren Amerikan başkanlarından Abraham Lincoln'un ve köleliğin kaldırılması için mücadele vermiş reformist, konuşmacı ve yazar olan Frederick Douglass'in doğdukları ay. Douglas aynı zamanda Klu Klux Klan isimli siyah karşıtı ırkçı bir örgütle mücadele vermiş bir isim olarak biliniyor.

Malcolm X ise yine bu ayda hatırlanması gereken mühim bir isim zira o da 21 Şubat'da yeryüzünün damarlarına kan verenlerden. Dolayısıyla Şubat ayı "Siyahilerin Tarih Ayı" olarak biliniyor.

Siyah sözcüğü Türkçeye Farsçadan, zenci sözcüğü Arapçadan geçmiştir. Arapça zenc sözcüğü "siyah" anlamına, zenci sözcüğü "siyahî" anlamına gelir. Köle ticareti ile özdeşleştiği için Anglo-sakson toplumlarda hakaret kabul edilerek artık kullanılmayan "Negro" sözcüğü Latince niger (siyah) sözcüğünden İspanyolca ve Portekizceye geçmiştir.

Negro sözcüğü Türkçeye zaman zaman zenci olarak çevirilse de aralarında birincil anlam benzerliği haricinde bir dilbilimsel ilişki yoktur ve zenci kelimesi Türkçede hiçbir zaman "köle" anlamında kullanılmadığı için hakaret anlamı taşımasada Amerikada bir siyahiye karşı kullanıldığında tahkir anlamı taşımaktadır. Negro kavramını siyasi ve sosyal bağlama çekersek bizdeki 'irtica ve mürteci" kavramlarına tekabül etmektedir.

Alex Haley'in "Kökler" isimli romanından uyarlanan diziyi çocuk yaşlarımda izlediğimden bu yana siyahilerin haklı kimlik mücadelesine hep sempatiyle bakmışımdır. Kunta Kinte'nin kırbaçlanmasına rağmen ismini değiştirmeme direnişi sahnesi aradan yıllar geçmesine rağmen hafızamdan asla çıkmayan bir sahnedir. Yıllar sonra romanı orjinalinden okuduğumda Kunta Kinte'nin müslüman olduğunu öğrendiğimde ona yönelik sempatimin sevgiye inkılap ettiğini hissetmiştim. Kunta Kinte'nin hikayesini vahyin inşa ettiği tasavvurla okursak aslında Kunta Kinte'leri Firavunların hakim olduğu Kadim Mısırda veya Ebu Cehiller'in Mekkesinde hatta günümüz muhtelif siyasi coğrafyalarında görebilmek mümkün olacaktır.

Bir tevafuktur ki Türkiye'de de, Metin Yüksel de 23  Subat 1979'da ülkücü katiller tarafından şehid edilmişti. Şubat ayı madem ki Amerikada siyahiler icin kutlanıyor, Türkiye'de de yerli Kunta Kinte'lerin veya Malcolm X lerin tarihi ayı olarak mı hatırlanmalı?

Oysa ki İslam'a göre ırkçılığın atası Şeytandır. Zira İblis, "O çamurdan ben ateşten yaratıldım" diyerek kendi orijinine atıf yapmıştı (Araf:7:12). Bu konuda net ve açık olmak lazım. Yeryüzünde akan kanların müsebbibi bu mel'un ideolojidir. Pislik çukurlarını yok etmeden sinek ve haşerattan kendinizi koruyamayacağınız gibi ırkçılık gibi mel'un ideolojilerden arınmadıkça cinayet ve katliamlardan kurtulabilmemiz mümkün değildir.

Adolf Hitler Holokostunda, yaklaşık 11 milyon insan katledildi. Bu katliamda yaklaşık 6 milyon Yahudi katledilirken zulme maruz kalan Çingeneleri, eşcinselleri ve Yehova şahitlerini de unutmamak lazım. Adolf Hitler'i lanetlerseniz, lanetinizi tarihin tozlu sayfalarında kalır ama onun ırkçı ideolojisini lanetlerseniz kendi yaşadığınız çağdan ve coğrafyadan misalleriyle karşı karşıya kalırsınız ve onları da lanetlemek durumunda olursunuz. 

1895-1896 yıllarında İstanbul Ermeni Patriği Mateos İzmirliyan'in Abdülhamid'e suikast düzenlemeye kalkmasına bir müslüman olarak ne kadar karşıysak, Agos gazetesi yazarı Hırant Dink'in 19 Ocak 2007 tarihinde bazı ırkçı odaklar tarafından öldürülmesini aynı duygu ve halet-i ruhiyeyle lanetlemeye mecburuz. İsrail'in Gazze'de yaptıklarının bir müslümanların içlerinin parçalaması kadar, Tel Avivde bir çocuk otobüsü patladığında yüreklerin dağlandığı gün insan olduğumuzu anlayabileceğiz. Zira adaletin gereği olarak mazlumun ve zalimin kimliği asla sorgulanmamalıdır.

Malcolm X, arkasında henüz kim olduğu bilinmeyen ırkçı siyahiler tarafından şehid edildi. Bu ırkçı siyahiler kendilerini "Nation of İslam" (İslam Ulusu) örgütüne nispet ediyorlardı. Metin Yüksel ise yine arkasında kimin olduğu belli olmayan birtakım ırkçı kimseler tarafından katledildi. O kimseler de kendilerini MHP'ye nispet ediyorlardı. Malcolm X, babası belli olmayan bir Amerikalı siyahi bir müslüman aktivist, Metin Yüksel ise babası alim Türkiyeli bir Kürt akıncı. Malcolm X'i ve Metin Yüksel'i şehid eden zihniyet ise aynı. Biri Türk ırkçısı, diğeri zenci ırkçısı.

Kanaatimce ırkçılık, vicdanın ve kardeşliğin kollarındaki kelepçe. Bilincin sıvıya tekabül etmiş hali olan gözyaşı, bu kelepçeyi kıracak yegane miftah belki de. Evet, ırkçılık ruhi bir maraz, evrensel kardeşliğin bünyesinde. Tüm bebeklerin hıçkırıklarının benzer ve tüm annelerin gözyaşlarının renginin aynı olduğunu anladığımız gün yeneceğiz bu hastalığı. Aksi takdirde Malcolm X ten Metin Yüksel'e kadar tüm misallerde gördüğümüz gibi mazlumların rengi, ırkı, dili ve coğrafyası değişse de zulmün rengi asla değişmeyecektir.

Şubat ayı, ırkçılığı lanetleme ayı olarak ilan edilmelidir.

-Bilgin Erdoğan


author

"Sorumluluk Reddi" Konusunda Önemli Bilgilendirme:

Münferit Fikir Platformunda yazılan tüm yazılar, aksi MFP YYK tarafından belirtilmedikçe yazarların kendi görüşleridir. MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini yansıtmaz veya ifade etmez.

Yorum Gönderme

0 Yorumlar