Header Ads Widget

test banner

Nereden bilebilirdim ki, avukat hanımın bana kıyacağını



2014 yılında bir siyasi partinin İl Başkanını makamında ziyaret ettim. İl Başkanına bir kaç engellinin taleplerini ilettim. Benimle çok iyi ilgilenen İl Başkanı, kendisine ilettiğim taleplerin çözülmesini ivedilikle sağlayarak kaderdaşlarımın yüzlerini güldürdü. Kendisiyle hatıra fotoğrafı çekinmemin ardından makamından çıktım.

İl Başkanlığından ayrılacağım esnada, bir kadın: "Siz Cüneyt Arat değil misiniz? Atanmışlarla ve seçilmişlerle fotoğraflar çektiren kişi?" dedi. "Evet hanımefendi, ben Cüneyt Arat'ım" dedim. "Ben Avukat X'im. Sizinle çay içebilir miyim Cüneyt bey?" dedi." Tabi içebiliriz Avukat hanım" dedim. Kendisiyle çay içip, hatıra fotoğrafı çektirdik. Bana, avukat olduğunu ve şahsıma her zaman hukuki destek verebileceğini söyledi. Kendisine teşekkür ederek, İl Başkanlığından ayrıldım.

Hakkımda sürekli davalar açılması nedeniyle, Avukat hanım bana sürekli gönüllü bir şekilde hukuki yardımlar vermekteydi. Kendisinin çok iyiliğini gördüm. Avukat hanım bana sürekli: "Bir daha hakaret iddiasıyla soruşturma veya kovuşturma geçirmen halinde, kesinlikle yüzüne bakmam" diyordu. Ben ise kendisine: "sen bana kıyamazsın. Benim iyilik meleğimsin. Şahsıma her zaman hukuki yardımda bulunursun" diyordum. Hakikaten de ne zaman hakkımda hakaret davası açılsa, avukat hanım bana kıymıyordu ve şahsıma hukuki yardımda bulunuyordu. Nereden bilebilirdim ki avukat hanımın birgün bana kıyacağını.

Şubat 2016 yılında, kapatılan Rota Haber'deki köşemde: "Fethullah Gülen hocama mektubumdur" başlıklı bir yazı yazdım. Fethullah Gülen ile ilgili yazdığım mektup, kapatılan Cihan Haber Ajansı muhabirleri tarafından haberleştirildi. Avukat hanım beni arayarak: "Cüneytciğim; Fethullah Gülen ile ilgili köşe yazısı yazmışsın. Yazmış olduğun bu yazı, bir Haber Ajansı tarafından haberleştirilmiş. Sosyal medya hesaplarından yapmakta olduğun ateşli paylaşımlarınıda görüyorum. Lütfen başını derde sokacak eylemlerde ve faaliyetlerde bulunma" dedi. "Ben bir yazarım. Yalnızca vicdanımla hareket ederim. Köşe yazılarım aracılığıyla, okurlarıma ve dinleyicilerime hitap ederim" dedim. "Peki, sen bilirsin" dedi.

Haziran 2016 tarihinde, ilk kez Fethullah Gülen'i ve Gülen Hareketi'ni övmek iddiasıyla, Adana Emniyeti Kom Şubesi ekipleri tarafından gözaltına alınıp, ifade işlemlerimin ardından Savcı'nın talimatıyla serbest bırakıldım. Şahsıma gönüllü bir şekilde hukuki destek veren avukat hanım tarafından arandım. "Cüneytciğim; bugün gözaltına alınmışsın. Adana Adli Tıp Kurumu'nun önünde bulunan gazetecilere: "Hizmet hareketini seviyorum, inkar mı edeyim şimdi?" demişsin. Gazeteciler bu sözlerini haber yapmış. Emniyet'te verdiğin ifadeyi, sosyal medya hesaplarında paylaşmışsın. Savcı insaflı davranmış ve seni serbest bıraktırmış. Bu davalar hakaret davalarına benzemez. Kimse gözünün yaşına bakmaz" dedi. "Kimseden merhamet beklemiyorum. Yalnızca yapmam gereken şeyleri yapıyorum. Hiçbir şeydende korkmuyorum" dedim.

15.07.2016 gecesi, Türkiye'de bir grup eski TSK mensubu tarafından, kanlı kalkışma yaşandığı esnada, avukat hanım beni arayarak: "Savunduğun hainler, ülkemize kastediyorlar. Halkımıza ve kolluk mensuplarımıza ateş ediyorlar ve bomba atıyorlar. Bir daha seninle görüşmek istemiyorum" deyip, telefonu yüzüme kapatıp beni bütün iletişim araçlarından engelledi. Oysa ki avukat hanımın beni dinlemesi gerekirdi.

***

Bana kıyan avukattan, şahsıma özür

Bir siyasi partinin İl Başkanlığında tanıştığım, şahsıma gönüllü bir şekilde hukuki yardımda bulunan ve 15.07.2016 gecesi şahsıma iftira atan avukat hanım, geçen salı günü beni aradı. Üzgün olduğu sesinden anlaşılıyordu avukat hanımın. Göz yaşlarını zar zor tuttuğu, sesine yansıyordu. Dilinden ve sesinden, pişmanlık sözleri fışkırıyordu.

"Cüneytciğim; sana 15 Temmuz gecesi, iftira atmışım. Seni ithamımla kırıp üzdüm. Gerçekleri çok geç gördüm. Senden ve haklarına girdiğim kişilerden af diliyorum. Beni affedebilecek misiniz?" dedi. "Sizi affediyorum avukat hanım. İtham ettiğiniz kişiler de, sizi affederler inşallah" dedim. "Ne zaman istersen, sana gönüllü bir şekilde hukuki destek vermeye devam ederim. Hatta istersen, duruşmalarına da girerim" dedi. "Çok teşekkür ederim avukat hanım. Üzerimde büyük iyilikleriniz var. Bana hukuki destek veren birkaç gönüllü hukukçu var. Şahsım için ellerinden geleni yapıyorlar" dedim.

***

Delilsiz bir şekide ithamda bulunmak kimseye yakışır mı

Hiçbir zaman herhangi bir terör örgütüne hizmet etmediğim halde, her zaman devletimin, milletimin, bayrağımın ve vatanımın yanında olmama rağmen, Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesinden, sözde silahlı terör örgütü üyeliğinden ve propagandasından hapis cezaları aldım. Hakkımdaki mahkumiyet hükümlerinin kesinleşmesinin ardından, iki yıl süre ile cezaevlerinde tutuldum. Gecikmiş temyiz başvurum Yargıtay tarafından kabul edilmeseydi, halen cezaevinde tutuluyor olacaktım. Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesinin hakkımda verdiği mahkumiyet hükümlerinin kesinleşmesinin ardından, sözde silahlı terör örgütü 2. üyeliği iddiasıyla Adana 13. Ağır Ceza mahkemesindede yargılanarak, 2 kez beraat ettim. Adana 11. Ağır Ceza mahkemesinde ve Adana 13. Ağır Ceza mahkemesinde, yalnızca tweet atmak gerekçesiyle yargılandım. Bazı sözde hukukçulara göre, şiddet içermeyen bir kısım düşünceleri tweet atmak, hem üyelik hemde propaganda suçu. Oysaki hiçbir hukuk ülkesinde, yalnızca tweet atan kişilere hem üyelik hemde propaganda suçlarından mahkumiyet hükümleri kurulamaz.

Adana 12. Asliye Ceza Mahkemesinden, Fethullah Gülen'i ve Gülen Hareketi'ni övmek iddialarıyla 1 yıl ertelemeli hapis cezası aldım. Oysaki, davaya bahse konu olan paylaşımlarımı yaptığım ve köşe yazımı yazdığım esnalarda, Fethullah Gülen ve Gülen Hareketi mensupları ile ilgili kurulan ve kesinleşen mahkumiyet hükümleri yoktu. Hiçbir hukuk ülkesinde, haklarında mahkumiyet hükümleri kurulmamış ve kesinleşmemiş kişileri övmek suç değildir. Delilsiz bir şekilde kişiler ile ilgili ithamlarda bulunmak kimseye yakışmaz. Gerçekler er veya geç açığa çıkar. Haklılara hakları teslim edilir. Zalimler ise, hak ettikleri cezalara çarptırılırlar. Benim vicdanım rahat. Hem de tamamen rahat. Vicdanları rahat olmayanlar, eninde ve sonunda, başlarını duvarlara vuracaklar.

-Cüneyt Arat
Twitter: @cuneytarat01

Not: Bu yazı ilk defa Cüneyt Arat'ın Patreon sayfasında yayınlanmıştır: https://www.patreon.com/posts/nereden-ki-bana-41264111
author

"Sorumluluk Reddi" Konusunda Önemli Bilgilendirme:

Münferit Fikir Platformunda yazılan tüm yazılar, aksi MFP YYK tarafından belirtilmedikçe yazarların kendi görüşleridir. MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini yansıtmaz veya ifade etmez.

Yorum Gönderme

3 Yorumlar

  1. Kardeş sende de sıkıntı var, hatta genel itibari ile garip bir insansın. Sana yardım etmeye çalışmış, asıl sen de ona bir özürlü borçlusun gibi görünüyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Katiliyorum. Sikintili birisisin. Anlamadigim avukat neden ozur diliyor ki. Bence yalan. Ozur dilencek birsey yok ortada.

      Sil
  2. Uydurma içerik.
    Fetö bir terör örgütüdür. Başında fetulla gülen vardır. Bu kişiye sadakat besleyen, HE falan diyen herkes terör örgütü üyesidir, nokta.

    YanıtlayınSil