Header Ads Widget

test banner

Çıkış Yolu: Genel Çerçeve


İnanılmaz sıkıcı başlığı bu yazıya bilerek seçtim. Daha albenili, moda tabirle ‘clickbait’ başlıklar mümkündü oysa. Örneğin, ‘Türkiye Nasıl Kurtulur?’ veya ‘Türkiye’nin Reçetesi’ gibi afili seçenekler mevcut. Ülkemizin temel sorunlarına kalıcı olacağına inandığım çözüm önerilerimi paylaşacağım bu ve arkasından gelecek yazımlarımın sloganlarla gölgelenmesini istemiyorum. Aksine, yazılarımın sosyal medyanın da etkisiyle artık içinde boğulduğumuzu hissettiğimiz sorunlar denizinden çıktığımız ve bu sorunlara çözümleri konuşacağımız bir sürece katkıda bulunmasını istiyorum.

Yazıma başlarken peşin olarak söylüyorum, çoğu muhalifin aksine Türkiye’nin içinde bulunduğu krizlerden çıkışını Erdoğan hükümetinin iktidardan gidişine bağlamıyorum. Sebebi basit: Temel olarak politik sorunlarla değil, kendini sosyal, ekonomik ve bireysel yaşantılarımızda gösteren problemlerimizle ilgiliyim. Yine bütününe göre önemli bir çoğunluğunu teşkil ettiğini düşündüğüm muhaliflerin aksine, ilgili olduğum sorunların çözümü için bir iktidar değişikliğini yeterli görmüyorum. Kısacası, Erdoğan hükümeti gitsin de yerine kim gelirse gelsin diyemiyorum. Söylemeye gerek yok aslında ama yine de ifade etmem yerinde olur, ilgili olduğum sorunlar için politikanın da önemini küçümsemiyorum kesinlikle, ve iktidar değişikliğinin faydalı olabileceğini düşünüyorum. Ne var ki, böyle bir değişikliğin hemen hemen hiçbir sorunumuza temelden çözüm olmayacağına inanıyorum.

Bu yazıyı sorunların listelenmesine ayırmak istemiyorum. Artık ülkenin neredeyse her ferdinin, iktidarı destekleyip desteklemediğine bakmaksızın, fikir birliğine vardığı problemlerimiz var. Doğal kaynaklarımızın değerlendirilmesi, doğal güzelliklerimizin korunması, yeni nesillerin geleceklerini inşa etmelerine yardımcı olacak ve kendilerini gerçekleştirmelerinde onlara yol gösterecek ve onlara bu yolda ilham olacak bir eğitim sistemi, toplum içindeki adaletsizliğin yok edilmesi, toplumsal adaletin geliştirilmesi, adalet sistemimizin tarafsız ve insani bir hukuka dayanacak şekilde işlerlik kazanması... sayısı uzayıp gidecek yapılması gerekenler listemizden sadece bir kaç örnek. Bunları yineleyip durmanın kimseye faydasının olmayacağını düşünüyorum. Artık enerjimizi çözümlere yöneltmemiz gerektiğine inanıyorum. Ben de bu yazıda problemlerimize kalıcı çözümler sunacak temel ihtiyacımızı değerlendirmek istiyorum.

Çözüm için oldukça iyimser olduğumu ve bundan eskiye göre çok daha iyi şartlara sahip olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Onlarca değişik alanda sivil kuruluşlar ülkede değişik problemlerin çözümü için gönüllü hareket ediyor. Bu sivil girişimler sadece fikir üretmiyor, sahada da insanlara doğrudan ulaşarak insanların yaralarına merhem oluyor. Doğa ve hayvan hakları konularında sosyal medyada sıklıkla şahit olduğumuz üzere ciddi bir duyarlılık gelişmiş durumda. Okullaşmada memnun olacağımız oranlarda olmasa da hayatın içindeki insan problemlerine, yaşantılarına duyarlı, bana göre eskiye göre daha duyarlı, bir yeni nesil yetiştiğini söylemek mümkün. Ülkenin herhangi bir köşesinde herhangi bir sıkıntısından muzdarip bir vatandaşımızın sorunlarının sosyal medyada paylaşılmasıyla ihtiyaçlarını giderecek onlarca gönüllü ve yardımsever bir anda inisiyatif almış olarak görebiliyoruz.

Bütün bunlarla birlikte, harekete geçirilemeyen çok daha büyük bir enerjiden de bahsetmek mümkün ve bu sadece ülke içinde yaşayanlarla da sınırlı değil. Kendini bir şekilde Türkiye vatandaşı olarak tanımlayan hemen herkesin ülke meselelerini çok yakından takip ettiğini, ülkenin problemlerinin çözümleriyle ilgili zihninin ve kalbinin sürekli meşgul olduğunu ve harekete geçmeyi bekleyen çok büyük bir enerjiye sahip olduğunu söylemek mümkün. Değişik sosyal medya platformlarında tecrübelerini, bilgi birikimini ve uzmanlığını değişik yöntemlerle paylaşmaya çalışan onlarca belki yüzlerce hesabı buna örnek verebiliriz.

Bütün bu girişimlerin sadece varlıklarını bile çok önemli görüyorum ve bütün iyimserliğine de aslında onların üzerine bina ediyorum. Buna rağmen, ülkemizin temel problemlerini çözümü için maalesef yeterli görmüyorum. İhtiyacımız duyduğumuz şeyin temel problemlerimizin çözümü üzerine ülkenin bütün vatandaşların katılımına, sesini duyurmasına, çözüm önerilerini paylaşmasına imkan verecek organize bir birlik-beraberlik hareketi olduğunu düşünüyorum. Ülkenin hiç bir ferdini dışarıda bırakmayacak bu hareketin insanları politize etmeyecek partiler üstü bir hareket olması gerekiyor. Herkesin konuşma hakkının birbirine eşit olduğu bu geniş katılımlı hareket veya hareketlerin gündemindeki çalışma alanlarını uzmanlarına gereken değeri de vermesi gerekiyor. Bu hareket veya hareketlerin çözümlere ulaşmak için kesinlikle acele etmemesi gerekiyor. Daha da önemlisi, hızlı çözüme ulaşmak için kimsenin sesini duymamazlık etmemesi gerekiyor. Çözümün kendisini bulmak için acele etmeyecek böyle bir hareket veya hareketlerin çözümleri hayata geçirmek için daha da aceleci olmaması gerekiyor. Böyle bir organizasyon içine gireceği büyük “ülke sorunlarını konuşma ve bu sorunlara kalıcı çözüm üretme” süreçlerinin aynı zamanda ülke fertlerini de “ülke sorunlarını konuşma ve bu sorunlara kalıcı çözüm üretme” konusunda yetiştireceğinin de farkında olması gerekiyor. Peki böyle bir hareket nasıl hayata geçecek?

Elbette katılımcı, insani, ötekileştirmeyen, dinlemeyi bilen, sabırlı; insan, çevre ve hayvan haklarına duyarlı; ülkesini seven, ülkesinin insanlarını, dünyanın insanlarını seven bir liderlikle ancak böyle bir hareket mümkün olabilir. Elitist olmayan, halkçı, yerli ve milli ama dünyaya da açık bir liderlikle. Kişisel çıkarlarını önemsemeyen, bütün maddi manevi kazanımlarını böyle bir sürece girdiğinde kaybedebileceğinin farkında olan bir liderlik hareketi ancak bizi ülkemizin her ferdinin kendini değerli hissedeceği bir geleceğe götürebilir.

Yazıya ‘muhtaç olduğun kudret damarlarında mevcuttur’ diye devam edeceğimi düşünüyor olabilirsiniz. Öyleyse eğer yanılmadınız. Yaşayan herkes bu ve benzeri girişimlere katkıda bulunmak için sabırsızlıkla bekliyor. Kendileriyle biraz konuşunca, ilgilendikleri konularla nasıl ilgilendiklerine dikkatli bakınca bunu açıkça görmek mümkün. Sadece inanacakları samimi liderliği bekliyorlar. Bu liderliğin gerçekten mümkün olup olamayacağını, böyle bir sürece nasıl girebileceğimizi, girebilirsek herkesin sesine yer verilmesinin mümkün olup olmayacağı gibi daha ayakları yere basan konuları sonraki yazılarımda ele alacağım.

Selim İzleyici
@SelimIzler
author

"Sorumluluk Reddi" Konusunda Önemli Bilgilendirme:

Münferit Fikir Platformunda yazılan tüm yazılar, aksi MFP YYK tarafından belirtilmedikçe yazarların kendi görüşleridir. MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini yansıtmaz veya ifade etmez.

Yorum Gönderme

0 Yorumlar