Header Ads Widget

test banner

Susmayacağız


Konuşacağız!

Cemaati sevmiyorsak, kendimizi cemaate ait hissetmiyorsak konuşamazmışız, konuşmamalıymışız!

Siz travma nedir bilir misiniz? Çok erken yaşlarından itibaren zihni cemaatin söylemleriyle şekillenmiş, kariyer planlaması o küçük yaşlarında kendini içinde bulduğu cemaat teşkilatı tarafından yapılmış kişiler olarak yaşadıklarımızı hemen unutabileceğimizi mi düşündünüz? Çoğunlukla korku temelli söylemlerle bir şekilde sesini yükseltmenin veya kendi başına hareket etmenin korkusunun o yaşlarda bilinç altına kazındığı insanlar olarak o günlere dönmeyeceğimizi mi?

Cemaatin parasıyla okumuşuz, hayatımızı onlara borçluymuşuz? Peki siz cemaatinizi kime borçlusunuz? Esnaftan topladığınız paraları, evlerde kalan öğrencilerden ücretsiz sağladığınız insan kaynağını, bizlerin yaptığı eğitim faaliyetlerini referans göstererek devletten aldığınız imtiyazları neden saymıyorsunuz? Haftanın belki yedi günü yatılı öğrenci bakan üniversite öğrencilerine ne ödediniz de şimdi hayatlarımızı size borçlu olduğumuzu söylüyorsunuz?

Kurduğunuz modern devşirme yöntemiyle daha küçük yaşlarda ailelerinden sadece fiziksel olarak değil, fikirsel ve duygusal olarak da kopardığınız kişileriz biz! Abisiydi, ablasıydı; kış kampı, yaz Kuran kursu; bayramıydı, deri toplamasıydı derken hangi kısmı kaldı hayatımızın ipotek koymadığınız? İlişkimiz kalmadı cemaatle, susalım, öyle mi?

Doymadınız da insanların hayatlarına bu kadar sahip olmaya, üstüne bir de devleti mi ele geçirmeye çalıştınız? Anadolu insanının hakkıydı devlet kadrolarına girmek, peki! Anadolu insanı sadece cemaat insanı mıydı peki? Aleviler, Ermeniler, Kürtler bu devletin, bu ülkenin insanı değil miydi? Üstelik üçle, beşle doymadınız da kadroların bir de yüzde yüzünü mü hedeflediniz? Biz talebe bakıp okullarımızı uzatırken, ailelerimizi ziyaret edemezken, dükkân dükkân gezip Zaman gazetesi abonesi ararken, insanlardan kurban dilenirken, sizler de kapalı kapılar ardında ‘cihat’ adı altında bu ülkeyi ele geçirmeye mi çalışıyordunuz?

Zaten çocukları seçmiştiniz, haftanın yedi günü ders çalıştırmamızı istemiştiniz; bunlar yetmedi bir de soruları mı çaldınız? Dünyanın yüzlerce ülkesine ulaşacak eğitim tecrübesi birikmiş bir cemaatken tatmin olmadınız, üstüne risk almamak için milyonlarca insanın hakkına girmeyi mi göze aldınız? Değil şimdi, bundan sonra gelecek hangi gelecekse orada da susmayacağız, susturamayacaksınız!

Konuşacağız! Şimdi bu dilde anlatıyoruz, yarın başka dillerde anlatacağız; şimdi burada yazıyoruz, sonra başka yerlerde de yazacağız! Ne kadarınızsa o kadarınız kul hakkına girdiniz, suç islediniz; şimdi de konuşuyoruz, hesap soruyoruz diye bizi mi zan altında bırakacaksınız? Susturamayacaksınız!

En basit okul sınavında bile yanındaki arkadaşının kâğıdına bakmadık çoğumuz. Yerel, ulusal, uluslarası başarılara imza attık çoğumuz. Hayatta kalmanın başlı başına başarı olduğu ülkemizde her birimiz hasbelkader hayatını idame ettirmenin yolunu bulmuşken, buluyorken; hangi hakla, hiç utanmadan, Allah’tan korkmadan, kuldan utanmadan, ‘soruları neden çaldınız’ diyenleri susturmaya çalışıyorsunuz?

Türkiye’de mazlumlara zararı oluyor, öyle mi? Siz çalarken zararı yoktu, şimdi biz sorarken mi zararı var? ‘Çalmadık, yok öyle bir şey’ diyemiyorsunuz da çaldığınızı söyleyenleri mi suçluyorsunuz? Dün kim ne dediyse dedi, sormadıysa sormadı, konuşmadıysa konuşmadı; ama bundan sonra konuşacağız, bundan sonra susmayacağız. Sizin yaptığınız ahlaksızlığın, hukuksuzluğun, gayri meşru işlerin yükünü biz çekmeyeceğiz. Bugün her şey bu kadar ortaya çıkmışken, suret-i haktan görünüp, mazlumları savunuyor gibi yapıp yarın işler değişirse ben de yeteri kadar sorguladım demiş olmak için sorguluyor gibi yapan status quo’cuları da konuşacağız.
Sırtımızda sizin kamburunuzla yaşamayacağız. Kambur da sizsiniz, kamburu yapan da! Sizden kurtulduğumuzda bu kambur hemen geçmeyecek, biliyoruz. Ama biz zamanla daha iyi olacağız. İyileşeceğiz. Kendimiz olacağız.

Bizler daha küçük yaşlarda devşirdiğiniz yeniçerilerdik. Her birimizi değişik yerlerde istihdam ettiniz, her birimizden sonsuz sadakat beklentisiyle. Kendi hatalarınızın kamburunu sırtımıza yükleyerek kuracağınız saltanatınızda hüküm sürecektiniz, hala sürüyorsunuz. Artık bunu yapamayacaksınız. Sizin yükünüzü artık çekmeyeceğiz, bizim üzerimizden meşruiyet devşirerek kendinize hakimiyet alanları oluşturmanıza müsaade etmeyeceğiz. Elimizden geleni yapacağız. Konuşacağız.

Bizi, sizin istediklerinizi söylediğimiz, söylediklerinizi onayladığımız, taleplerinizi yerine getirdiğimiz, arzu ettiğiniz şekilde bir inanca sahip olduğumuz ve çoğunlukla da konuşmadığımız sürece sevdiniz, desteklediniz. Artık sizin ocağınızın yeniçerileri değiliz. Kendi çorbamızı kaynatacak bir ocakla iktifa edeceğiz ama sizin yükünüzü üzerimizden atacağız; başkaları ister inansın ister inanmasın! 

Biz zamanla iyileşeceğiz, kendimizi bulacağız; köprüler kurulacak, yeni yollar yapılacak, hayatlarımız yeniden yeşerecek... ve biz sizin yaptıklarınızı hiç unutmayacağız, susmayacağız, konuşacağız. Siz nesilden nesile bir ahlaksızlık, aymazlık ve hukuksuzluk hikayesi olarak anlatılacaksınız; bizler dostlarımızın portakal bahçelerinde güzel öğleden sonralarında yeni baharlara uyanacağız.


-Selim İzleyici                                                   Twitter: @SelimIzler

-------------------------------------------------------------------------------------------
Sorumluluk reddi: MFP blogda yazılan tüm yazılar yazarların şahsi
görüşleridir, MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini ifade etmez.
--------------------------------------------------------------------------------------------

author

"Sorumluluk Reddi" Konusunda Önemli Bilgilendirme:

Münferit Fikir Platformunda yazılan tüm yazılar, aksi MFP YYK tarafından belirtilmedikçe yazarların kendi görüşleridir. MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini yansıtmaz veya ifade etmez.

Yorum Gönderme

11 Yorumlar

  1. Cemaattaki en büyük sıkıntı düal ikili bir yüzünün olması.
    Bir yüzü demokrat, insan haklarına saygılı, modern yeni bir islam yorumuna sahip. İyi insan yetiştirmek için eğitim faaliyetleri yapar, kimse yokmu gibi kuruluşlarla yardım dağıtır.

    Öteki yüzü ''tedbir '' ile saklanır. Öteki yüzü devleti ele geçirmeyi ve hayatın tüm alanlarına nüfuz ederek ''Namı Celili Muhammediyi'' Türkiyeye ve tüm dünyaya yaymayı hedefler.

    ''Namı Celili Muhammedi'' dediğiniz bildiğiniz şeriattır. Cübbeli Ahmet veye Nurettin Yıldızın islam anlayışında farkı yoktur. Said Nursi yani ''üstad'' risalelerde çok açık yazmıştır.

    Aşağıda yazacaklarım bir iki kelime farkıyla said nursiye aittir, risale okuyanlar hatırlayacaktır.
    ''Alemi islamiyette ve alemi insaniyette iki görev vardır. Birisini Al-i beytten Mehdinin cemaati nuraniyesi, alemi islamiyette yapacaktır, sünneti seniyeyi ihya edecektir yani Süfyanın (atatürk) rejimi bidatkaranesini yıkıp dağıtacaktır. '' Diğer görevi Alemi insaniyette, Müslüman isevileri ünvanına layık hamiyetkar isevi cemaati Hz İsanın reisliğinde yapacaktır, Deccali öldürecek yani inkarı uluhiyeti öldürecektir...''

    Cemaat içinde birçok ''şakirt'' bunları çok bilmez. Yine said nursi ''iman hizmetinin'' 3 evresi olduğunu söyler (iman, hayat, şeriat). İman evresinin büyük ölçüde risalei nur yapmıştır. Hayat devresinde tüm kılcallara girilecektir. En son şeriat devresi gelecektir.

    Cemaat içinde birçok kimse Gülenin bırakın mehdi, Hz isa olduğuna inanır. Bunlar her ortamda yüksek sesle söylenmez. Yine inanılan ahir zaman kehanetlerine göre Yecüc mecüc Ve Deccal çin tarafından çıkacaktır. (Bunu said nursi çok net söyler)

    Gülen deccal ile çatışacak ''otağını pekine kuracaktır'' (son tabiri direk Gülenin sözü olarak(otağımı pekine kuracağım) dediği şeklinde büyük bir abiden rivayet ederler)

    Birçok şakirt, özellikle yaşı 40 ın altında olanlar bunları duyunca şok olur. Ama yaşı ve pozisyonu daha yukarılarda olanlar bunları çok iyi bilirler. Cemaat kendi içinde özellikle şakirtlere karşı bile tedbir yapar. Herkese her şey söylenmez.

    Soru çalma gibi ahlaken çelişkili şeyler malesef vardır. Hak yola batılla gidilmez denir fakat ''baharın gelmesi'' için ''kilit makamları'' ele geçirmek için, cihat için, adı söylenmese de ''şeriatin'' getirilmesi ve ''süfyanın rejimi bidatkaranesini (cumhuriyeti) yıkıp dağıtmak'' için ''tedbir '' yapılarak adım adım devlet ele geçirilir.

    Cemaati seven de sevmeyen de gerçekleri bilmeli. Cemaatçiler artık tedbir diye yalanlara tevessül etmemeli, açıkça hedeflerini söylemeli. Bundan sonra dileyen devam etsin dileyen vaz geçsin.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorum. Haklı bence. Cemaat de bir karar vermeli, kimlik bunalımından kurtulmalı.

      Sil
  2. Güzel bir yazı ve yazılanlar da çok doğru. Fakat yazara değilse de bu yazıları okuyup sanki bunları yapan bir tek cemaatmiş gibi yapanlara bir kaç eleştirim olacak.

    Bugün Türkiye'de yapılmakta olanlar özü itibariyle bundan farklı değildir. Her gün yeni bir kurumdan KPSS şartı kalktı gibi haberler geliyor. Tamam soru çalmak ahlaksızlıktır ve bunu eleştirelim fakat özü itibariyle soruları çalmak yerine sınavı ortadan kaldırıp kendi adamlarımızı koyarsak ahlaki olarak daha mı az sorunludur? Aslında soru çalmak dediğimiz şey kadroların kendi adamlarına peşkeş çekilmesiydi. Bugün durum farklı mıdır? Daha yakın zaman önce devlete bağlı Ankara'da doğmuş büyümüş bir arkadaşım istihbarat araştırmasında kim olduğu bilinmeyen birileri ailesinde HDP'ye oy veren birisi var dedi diye devlete giremedi. Oysa eğer aynı kişinin bir cemaatten referansı vs olsaydı rahatlıkla girebilirdi.

    Peki sol Kemalist kesim çok mu farklıdır Türkiye'de? Aslında bu fetönün yaptığı devlete sızma ele geçirme vs. geyikleri geleneksel tasavvuf ekollerinde var olan bir yaklaşım değildir. Bunlar 70lerdeki devrimci sol gruplarda da görülen yöntemlerdir. Mesela 71 darbesini yapanların Milli Demokratik Devrim anlayışı direk orduya sızarak ele geçirmek, daha sonra darbe yaparak sosyalist bir rejim kurmayı hedefliyordu. Aynı zihniyete sahipti. Aslında bu anlayışa daha genel olarak vanguardism deniyor. Dahası Kemalistler de dışlamadılar mı dindarları devletten ordudan. Tüm o 28 Şubatlar vs ne için yapılmıştı.

    Yani burada birisi daha suçlu birisi daha suçsuz olabilir fakat fetö dünün konusudur. Geçmişte kalmıştır. Eğer bugünkü sorunları hiç konuşmadan sadece geçmişi konuşuyorsak aslında yapmaya çalıştığımız şey fetönün yaptıklarından ders çıkarmak değil onu kullanarak bugün kendi yaptıklarımızı gizlemek ve meşrulaştırmaktır.

    Bu ülke eğer demokratik, insan haklarına saygılı, vatandaşlarına görüşlerine inançlarına bakmadan eşit muamele eden bir ülke olursa herkes mutlu olur ve ülke de sorunlarını daha kolay çözer, halkın refahı artar vs. Yok her gelen tüm devlete kendi adamlarını doldurursa diğerlerini dışlarsa ne fetöler eksik olur bu ülkeden, ne de barış ve huzur gelir. Suriye'de İran'da yaşanan neyse onu yaşarız. Suriye'de halk niçin ayaklandı? Esad tüm devleti kendi mezhebine verdiği ve halkın çoğunluğunu oluşturan Sünnilere ve Kürtlere hiç bir hak vermediği için. Peki Esad niçin ülkesini Rusya'ya İran'a teslim etmek ve tüm ülkesini kendi bombalarıyla düm düz etme pahasına direndi? Çünkü Sünniler kazansaydı bu sefer de onun mezhebindekilerinin hiç bir hakkı olmayacağı için. Aynı şey Irak'ta da geçerli. Aynı şey İran'da da geçerli.

    Fetöye eğer ders almak için çakacaksak güzel ama kendi yanlışlarımızı meşrulaştırmak için çakacaksak o gidiş bir yerde duvara toslar aynı fetöcülerin tosladığı gibi.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. En gerçekçi yorum bu. Ülkede kimse masum değil, herkes empati yapıp ders almalı, başkasına saygılı insan haklarına dayalı demokrasiyi sindirmeli.

      Sil
  3. Evet,herkes empati yapmalı..liyakat esas alınmalı,kul hakkına dikkat edilmeli,insan hakları,ifade ve düşünce özgürlüğüne önem verilmeli..ancak böyle duzeliriz gibi geliyor

    YanıtlayınSil
  4. The Cemaat'in kodamanlarının ve bunun yanında saftirikçe Gülene sempati duymaya devam eden küçük bir kitlenin yüzüne tokat gibi çarpan okkalı bir yazı olmuş. Alkışlıyorum. Böyle yazıların devamı gelmeli. İstismar edilmiş bunca insan susmamalı.

    YanıtlayınSil
  5. Bu işler lafla olmaz -1

    Bu işler lafla olmaz. kelimelerin tanımları yanında içerik tanımlarının üzerinde uzlaşı genel kabul olmalı. Liyakat ne demek kime göre neye göre liyakat. neyi esas alacak. herkesin kendine göre liyakat tanımımı olur. başarıyı mı esas alacaksın diplomayı mı,cinsiyetimi, partiyi mi cemaati mi.

    belge desen belgelerin nasıl verildiği herkesin malumu. Ehliyet desen nasıl ulaşıldığı malum. denkliği esas alalım desen dünyanın saygın kurumlarında denkliği kabul edilen ne kadar kurum var.

    her yer istisnasız her yer, hırsızda olsa itte olsa piçte olsa kendi takımından sa görmezden geliyor. karşı taraftan olunca çemkiriyor.

    kuvvetler ayrılığı diyorsun. bir kişi çıkıpta maaşını devletten alan hakimin kararında hukuk olabilirmi diye soramıyor. Adam kamera önünde bıçaklıyor öldürüyor. Hakim iyi niyet sahibi olduğundan cezasını düşürüyor. Gelde buna hukuk de adalet de. Kanundaki en üst cezalara bakıyorsun, insanın en ufak şekilde içinin acısını geçirmeye yetmiyor. Ölen öldüğüyle kalıyor. Yaralanan yaralandığıyla. Acı çeken çektiği acısıyla.

    çürük raporu alıp askerden kaçanlar şehitliği övdüğü gibi, karşı tarafa çemkirmek için yüzüne Atatürk maskesi takıp, kemalisliktlik adı altında parsayı götürenler de var. hiçbir şeyin tanımını bile bile ortaya koymak istemiyorlar. çalıyı her kesim etrafından dolanıyor.

    laiklik nedir diyorsun sözlük tanımı belli ama uygulama 90 derece tersi. bu ne perhiz diyorsun. karışma idare et kendine yont durumu.

    her kesim diğer kendini vatansever karşıyı vatan haini görüyor.

    ifade ve düşünce özgürlüğünü savunanlar, saygı duyduğu için değil, konuş konuşta ne olduğun kimden yana olduğun dostmusun düşmanmısın, bizdemisin karşıdanmısın ortaya çıksın diye savunuyorlar. Tespit etmek için. Edince de gücü ne kadar yetiyorsa o kadar öpüyor.

    YanıtlayınSil
  6. Bu işler lafla olmaz -2

    hukukun üstünlüğünü savunanlar, kişisel hukuk üstünlüğü olduğu halde bu kadar avukat bu kadar baro varken, düğmesi olamayan cübbelerini iliklemek için sıraya giriyorlar.

    herşey birbirine girmiş değil aslında çok net. kimisi 2 yüzlü kimizi 5 yüzlü kimisinin yüz sayını belli değil. dansözü bile 10 a katlayan hızla dönmeler her kesimde.

    doğruyu söyleyenler yokmu var arada. onlara da söylediğine değil, doğruluğuna değil, kendi çevresimi değilmi diye bakıyorlar.

    her kesim kendi insanı doğruları dile getirdimi alkışlıyor. karşı taraf ise doğru söylese de belgeli de olsa tukaka ilan ediyor. doğrudan haktan yana olan yok. doğru işine geldiğinde doğru kabul ediyor. işine gelmezse ilgisiz kalıyor. bilmezlikten geliyor.

    insan haklarıymış, nerede o? her kesim karşısındakini insan yerine koymuyor insan olarak kabul etmiyorki, onun hakkı olduğunu kabul edebilsin.

    empatiymiş, herkesin ağzında sakız olan cümle pratikte nerde ? her hangi yerde bir görevliye işiniz düşmesin. düştüyse yandınız. kimi kime şikayet edeceksin. karşındaki adam işini yapmak yerine ezmek için egosunu tatmin etmek için elinden geleni yapıyor. bulunduğu konuma kimisi rüşvetle, kimisi torpille, kimisi başkasının hakkını çalarak, kimisi gönüllü kölelik yalakalık yapmayı kabul ederek, kimisi aynı partide, kimisi aynı cemaatte, kimisi aynı dernekte, kimisi aynı rakı sofrasında oturduğu için, kimisi birilerinin adamı olmayı seve seve göze alarak girmiş.

    sen bu kişiden ne iş yapmasını bekliyorsun ki, yapmasa kime şikayet edeceksinki, etsen ne sonuç alabileceksin ki.

    Kadın haklarını sözde savunan kadınlar, genelevlerde çalışanlar kadın değimli? Neden o yerlerin kağatılması için en ufak bir açıklamanızı duyamıyoruz.

    Binlerce avukat hakim baro, kanunda uygulaması suç olduğu halde bebeklerin hapiste kalmasına ne tepki verdiler. Hangi duruşu sergilediler.

    Herkes bir yere geldiğinde ise yaptığı ilk iş, kendisine rakip olabilecek kişileri bertaarf etmek, içerdeki bilgiyi kendine getirecek ispiyoncuları tespit edip gerekirse kendisi yerleştirmek, ve kendisine biat edenleri çevresine toplayıp kendi çıkarı için onları havlatmak.

    O zaman sorun ne ? Ülkenin sorunu ahlak. İnsanlığın sorunu ahlak.

    Maalesef kişinin dindar olması, ateist olması, şarapçı olması, kemalist olması, laik olması,sağcı olması, solcu olması, onu ahlak sahibi yapmıyor. Ahlaksızlık diz boyu diğer şeyleri yaptıklarını gizlemek için maske olarak kullanıyor.



    YanıtlayınSil
  7. Susun! Selim konusuyor. Konus Selim! Konusman bittiyse git portakal bahcesindeki bahar ruyandan ve derin uykundan uyan. Yazinda haklilik payinin oldugu mevzular var. Ama bilmedigin veya isine gelmedigi icin gercegi dillendirmedigin mevzular cok daha fazla. Cemaat Ermeni, Kurt, Turk, Arap ayrimi yapmazdi pek. Cemaatte kafatasci milliyetci insanlar yoktu demiyorum. Ama koru korune milliyetcilik yapan insanlar cok azinlikti. Bir Turk olarak ilk defa kurt, cerkez, laz, arap, ermeni, arnavut, gurcu ve degisik etnik yapilardan insanlarla Hizmet icinde karsilastim. Cemaatsayesinde bu insanlarla bir arada yasadim. Yani demek istedigim biz Kurt asilli Bediuzzaman Said Nursi'nin sozunu ornek alarak ortak yonlerimizi dayanak noktasi yapip bariscil bir toplum meydana getirmek icin calistik. Doguda daga cikma ihtimali olan Ermeni ve Kurt lise talebelri bati illerine getirilip Hizmet evlerine yerlestirildiler. Ucrestsiz kaldilar bu evlerde. Ceplerine harclik kondu. Etnisiteyi mevzu yapmayan insanlar ilgilendi bu genclerle. Terore kurban gitmesinler diye.
    Cemaat mensubu agziyla yaziyorsun ama bunun gibi basit bir mevzudan bile haberin yok veya kasitli trolluk yapiyorsun. Birincisi dogru ama asil olayin ikinci sikta matvidir. AKP iktidiarindan onlarin haberi olmadan neyi calabilirsin ki cemaat soru calmis olsun? AKP iktidardi ve iktidarini guclendirmek icin networku guclu olan hizmetten istifade etti. Cemaat mensuplari da bundan istifade etmis hatta olayin bokunu cikarmis oldu. Ama bu soru calma veya verme hadiselerini cemaate kilitleyip bilmediginiz mevzularda tanimadiginiz insanlari yargilayacaginiz manasina gelmez. Soru calma, adam kayirma mevzulari TC makus bir talihidir maalesef. Ama gunah kecinizi bulmussunuz linc edin. Olayla hicbir alakasi olmayan, ismi gecen ama hicbir menfaati olmamis olan insanlari linc edin aferin sizin hak adalet anlayisiniza. Normalde bu yargi size dusmez. Ama dusmus iste! sizde vurun vurabildiginiz kadar. Soyleyecek cok sey var da sana soyleyip zayi etmek istemiyorum. Neyse, Elinden geleni ardina koyma Selim'im! Halep ordaysa arsin burda. Gun gelir hesaplasiriz...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. FG cemaati insanların zihinlerine kontrol almak üzere kurulu olan bir yapıdır ve F. Gülen adlı hipnozcu tarafından anlatılan iğrenç ve anlamsız hikayelerle insanları çocukken beyinlerinin gelişimini durdurmaya çalışan bir yapıdır.

      Bunun dışında cemaat'in iyi olduğu yönler falan tamamen uydurma ve yalandır. İnsanların zihinlerini, varoluşlarından kopartıp "teröre kurban gitmesin"'in arkasına sığınan bu zihin kontrolü projesinin savunulabilecek hiçbir tarafı yoktur. Hiçbir ajitasyon F.Gülen ve Cemaati'nin kötü niyetli şeytani bir yapı olduğu gerçeğini değiştiremez. Cemaat'e soru çalma suçlamaları, memurlukları ele geçirme suçlamaları hafif kalır. Cemaat insanlığın düşmanıdır. Bir insan'a yapılabilecek en kötü şeylerden biridir bu cemaat'e üye olması ve F.Gülen'e karşı duyulan o duyguya sahip olması bir insanın insanlığa hakarettir mide bulandırıcı ve iğrençtir. Bunu çocuklara aşılamak daha iğrençtir. Herhangi bir canlının sadece insan değil, kedi köpek kaplumbağa gibi bir canlıda dahil buna, F.Gülen'e bir cemaatçinin hissettiği duyguya sahip olması yıldızlara, evrene, varoluşa hakarettir.

      İnsanlar bu yaptığınızı anladıkları zaman sizile hesaplaşacakları günü bekleyin siz. Siz sanıyorsunuz ki herşey daha iyiye gidecek. Hayır insanlar sizden daha çok nefret edecek. Özellikle içinizden çıkanlar sizden o kadar nefret edecek ki onların nefretinden kendinizi koruyun bence.

      Sil
    2. "Teröre kurban gitmesin" diye insanları fetullahçı android yapıyorsun. Teröristle savaşan askeride sen yetiştiriyorsun. Bu demek oluyor ki sen insanları silah zoruyla android yapıyorsun.

      Sil