Header Ads Widget

test banner

Kült Yapıların Sınıflandırılması


Kült yapılanmaları kategorize etmek, onların işleyişlerini ve toplumsal etkilerini analiz etmek açısından önem arzeder. Kaldı ki her kült yapıyı, aynı kefeye koymak ve aynı derece zararlı ve tehlikeli kabul etmek hem adil değildir, hem de yapılacak eleştiriler ve öneriler, o kült yapının müdavimleri üzerinde etkili olmayacaktır. Mesela mistik kimi kült yapıların, takipçilerine zarar verdiği ve bunların yer yer, çok kötü sosyal sonuçlara sebep olduğu sosyal bir gerçek olmakla beraber, bu tür kült yapılardan bahsederken Satanist veya terörist bir başka kült grupla birlikte isimlerinin zikredilmesi, takipçilerini en baştan sizi dinlemeye kapatacaktır. Dolayısıyla bu kült yapıların, aralarındaki nitelik farklarını ortaya koymak ve hangi açıdan, ne kadar zararlı veya tehlikeli olabileceklerini adilce tahlil etmek oldukça ehemmiyetlidir.

Kült yapıları en genel anlamda beş gruba ayırmak mümkündür. Bunları kabaca şöyle kategorize edebiliriz. a) Dini Kült yapılar b) Politik kült yapılar c) Çeteci Kült yapılar d) Ticari kült yapılar e) Aile kültleri

A. Dini Kült yapılar

Mistik ve Doğu Felsefesine bağlı kült gruplar

Bu tür kült yapılar, Hinduzim ve Budizm veya Sufizm yahut ezoterik mistik referanslı kült gruplar içinde değerlendirilmelidir. Kimisinde cinsel kısıtlamalar ve diyet gibi çileci ritüeller, kimilerinde ise cinsel serbestliğe dayalı seks kültleri özellikleri görülebilir. Hepsinde kendilerine ait spiritüel veya dini nitelikli ayinler mevcuttur. Bunlara örnek olarak, dev bir sermayeye sahip transdental meditasyonun kurucusu Maharishi Yogi veya Osho lakabıyla bilinen ve seks gurusu olarak şöhret bulmuş Bhagwan Rajneesh veya yüz yıl öncesinden  ezoterik çalışmalarıyla dünyaca tanınan Teosofi cemiyetinin kurucusu, Ukraynanlı Madam Blavatski verilebilir.

Apokaliptik Uzay kültleri

Kelime olarak apokalips, gizli bir şeyi ortaya çıkarma, deşifre etme anlamı taşımakla beraber literatürde kıyamet anlamına gelir. Nitekim Yunanca aynı kökten gelen klübe kelimesi de küçük hücre tipi odacıklara denir. Kelimenin ayrıca saklamak anlamı vardır.

Apokaliptik kültler, millennium diye tabir edilen binyılcılık inancına dayalı kültler için kullanılır. Binyılcılık yakın gelecekte yıkıcı gelişmelerin yaşanacağına inanılan ve sonrasında yeni bir çağın başlayacağına iman edilen bir inanç türüdür. Bu inanç türünü bir iki kültle sınırlamak zordur zira hemen her dini kültün içinde böylesi inançlar mevcuttur.

Leon Festinger yaptığı bir çalışmada “Ana akım hareketlerde anlam bulmaya çalışan ama başaramayan kimselerin felaket ön gören “apokaliptik” hareketlere eğilim gösterdiklerini tespit etmiştir. Dolayısıyla kült yapılara eğilim gösterme de, daha önce ifade ettiğimiz gibi “Anlam arayışı” ve bu arayışı ana akımların tatmin edemeyişi vardır.

Benim hapishanede gözlemlediğim kadarıyla da, zaten yaşadığı dünyaya kızgın insanların böylesi kültlere rağbet etmeleri onları geçici olarak tatmin edebilmektedir. Özellikle UFO türü arayışta olan kişilerin ise başka gezegenlerdeki insanlardan umut beklemesi bu dünyadan umut kestiklerinin göstergesidir. Bu hayatta, en yakınından çocukluk dönemlerinde darbe yiyen ve hayatında çok şeyin kötü gittiği kişiler apokaliptik kültlere rağbet edebilmektedir.

UFO kelimesinin açılımı; Bilinmeyen Uçan Objeler (Unidentified Flying Objects) şeklindedir. Özellikle 1950'lerden sonra yaygınlaşan bu akım uzaylıların olduğuna ve dünyadaki sosyal veya ekolojik sorunların bunlar tarafından çözüleceğine inanırlar. Başka gezegenlerde yeryüzüne benzemeyen bir hayat olduğuna inanırlar. Bazı kültlerin liderleri, uzayda bazı varlıklarla telepatik ilişki içinde olduklarını söyleyerek çevrelerinde bir etki alanı oluştururlar.

Bunların en çok bilineni, George King tarafından İngiltere'de kurulan Aetheius Cemiyetidir. Uzaylı varlıklarla telepatik ilişkiye geçtiğini iddia eden George King, Doğu felsefesine ait inançları mezcederek yeni bir inanç ortaya çıkarmıştır. Bununla beraber Amerika'da kendisini İslam'a nispet eden "İslam Ulusu" kültü içinde de UFO inancının etkileri görülür. Bu hareketin kurucusu Wallace Fard Muhammad, uzaylıların Japonya'da (Nippon) bir uzay gemisi yaptığına inanırlar. Ayrıca Ensariler olarak bilinen Nüvabian hareketinde bu kültün takipçileri Malachi Z. York'un uzaydan enkarne olan bir varlık olduğunu kabul ederler. Uzay kültleri, modern dönemde çok geniş halk kitlelerini etkileyen bir nitelik arzetmiştir.

Millenialist kültler (Kıyamet kültleri)

Latince ‘bin yıl’ anlamına gelen ‘millennium’ kelimesi, Mesih beklentisi içinde olan dini öğretiye sahip inanç gruplarınca dini literatürde kullanılmaya başlamıştır. Bu tür kült yapılar “ahir zaman” vurgusu yaparak kendilerini takip edenleri etki altına almaya başlarlar. Özellikle Hristiyan kökenli kültler İncildeki geleceğe ait kehanetlerin vurgulandığı “Book of Revelation- Vahiy” kısmına yoğunlaşıp o öğretileri kendi bakış açıları çerçevesinde tefsir ederek kitleleri etkilemeye çalışırlar. Postmillenialist teolojide İsa’nın bir gün yeniden geleceğine inanmak varken yeni millenialist kiliseler yaptıkları yorumlarla bunun çok yakın olduğu vurgusu yaparlar.

Bu konuda en çarpıcı kült yapılanması, Amerika’da Jim Jones isimli bir rahibin kurduğu ‘People’s Temple -Halk’in Tapınağı’ isimli yapılanmadır. Bu yapılanma, 918 kişinin siyanürle kendisini zehirleyerek toplu intihar yapmasıyla neticelenmiştir. Pentekostal kilisesi rahibi olan Jim Jones’un, kurduğu Halk'ın Tapınağı Hareketi, 1978’de bir çok çocuğun ve sivil insanın elim bir şekilde ölümüyle sonuçlanmıştır.

Dini anlatılarda “Kıyamet kültü öğretilerini” kullanarak toplumu motive etmek ve yaşadığımız çağın “ahir zaman” olduğu vurgusuyla insanları kült yapılanmalara çekmek, bu yüzyılda her coğrafyada kullanılan bir yöntem olmuştur. Zira yaşanılan zaman, hemen yakında kıyametin kopacağı bir dönem olduğundan kitleler kendilerini, insanlığı kurtarmaya adarlar ve Mesih-Mehdi, dedikleri liderin neferi olmak arzusuyla yanıp tutuşurlar. Jim Jones gibi hayatlarının zor dönemlerinde kendilerini içinde bulundukları zor ortamdan kurtaran bir lideri mesih olarak benimsemekte zorlanmazlar.

Bu sosyo psikolojik motivasyon imkanını, bireylerin vicdanını ipotek altına almaya çalışan bir çok grup uygulamaktadır. Hemen hemen her dini keyfiyetli kült yapılarda, bu eskatolojik öğretiye rastlanmaktadır. Mesih ve mehdi beklentisi, deccal ve sufyan öğretisi kült yapıların elindeki en esaslı malzemelerden birisidir.

Satanist kültler

Kült yapı deyince satanist kült yapıları ayrı bir başlık altında almak gerekir. Zira gerek Amerika’da ve Avrupa’da, gerekse Türkiye’de, satanizm özellikle gençler arasında yaygınlaşan en tehlikeli kültlerden birisidir. Satanist gruplar, gerek öğretilerindeki gizlilik, gerek ritüelleri ve gerekse topluma verdikleri olumsuz etki ve zararları açısından tam anlamıyla kült yapılar olarak sınıflandırılabilir.

Satanizm, şeytani veya şeytan simgesini yücelten, ve bazı ekollerinde şeytana tapmayı emreden öğreti olarak tanımlanabilir. Satanizmi genel olarak teistik, ateistik ve politeistik satanizm olarak üçe tasnif etmek mümkündür.

Teistik satanizm klasik anlamda şeytanı kabul eden ve ona tapınarak tanrıya yakınlaşılacağına inanan bir gruptur. Luciferianizm olarak bilinen bu grup hakkında bilgi çok değildir. Bu gruptaki kimseler, Lucifer’in şeytandan farklı olduğuna inanırlar. Onlara göre Lucifer, ışığı koruyan bir baş melektir.

İkinci kategorideki ateistik Satanizmdir. Buna, La Vey Satanizmi de denebilir. Modern anlamdaki Satanizm, şeytani sadece insanın içindeki duygular olarak görür. Satanizm’in bu boyutunda ise aydınlanmanın yolunun kişilerin içindeki heva ve hevese tabi olmaları ile mümkün olunduğu telkin edilir. Bu tür Satanistler, tanrıyı kabul etmezler. Şeytan kavramını, doğaüstü bir varlık olarak kabul etmez. Şeytan'ı felsefi bir öğretmen, bir figür veya bir sembol olarak kabul eder. LaVeyan satanistlerine göre, Şeytan; insanın vahşi doğasını temsil etmektedir. Şeytan, insanın içindeki hayvani duyguları, içgüdüleri ve dürtüleri temsil eder. İnsanlar, içlerindeki bu içgüdüleri temel alarak yaşamalıdır.

Üçüncü tip satanistler ise ruhani veya politeistik satanistler olarak adlandırılır. Teistik satanistlerin tersine çok tanrıya inanırlar. Okulistik ritüeller ve büyü tipi uygulamalar bu kategorideki satanistlerde görülür. Spiritüel satanistler, şeytan'ı bilge ve insanlara yol gösterici dost bir varlık olarak görmektedirler.

Kült olarak dünyada yaygınlaşan ve gençler arasında tehlike arzeden daha çok ikinci kategoride değerlendirebileceğimiz ateist Satanizmdir.

(Okulistik -Ezoterik) Pagan kültler: 

Okultizm, çoğu mistik-dini kült yapıların ilham kaynağıdır. Zira okultizmin özünde, gaybi olanı ve bilinmeyeni, birilerinin bildiği iddiasıyla güç devşirme durumu söz konudur. Okultizm; doğal yollarla açıklanması mümkün olmayan olayların, fal, kehanet, simyacılık, büyücülük, medyumluk gibi doğa üstü, parapisişik ve benzeri yöntemlerle açıklanmaya çalışılmasıdır. Monoteist inanç sistemlerinde, bu tür kült ritüeller yasaklanmış olmasına rağmen, bu inanca sahip kimselerde de buna benzer paganistik uygulamalar görülebilmektedir.

Unutmamak gerektir ki vicdanları sömürebilmenin en kestirme yolu, birisinde veya bir şeylerde doğa üstü bir gücün olduğunu vehmetmektir. Dolayısıyla insanlar, bu tür liderlere veya nesnelere kulluk etmeyi kendilerine borç bilirler.

Özellikle Amerikan hapishanelerinde, bir nevi neo-paganist akım olan Odinizm, pagan kültler arasında değerlendirilebilir. Diğer adıyla Votanizm diye de bilinen bu yeni pagan akım, İskandinavya toplumunun Hristiyanlık öncesi Odin, Thor, Frey, Freyja ve diğer Norsilahlarını onurlandırma odaklı Cermenik neopaganizmin bir türüdür.

İzlanda’nın paganistik kültürüne geri dönüş anlamına gelen bu dini kült yapının müdavimlerinin, Beyaz ırkçılığı hortlattığı gözlenmektedir. Tıpkı Türkiye’de kafatasçı Türk ırkçılarının, Şamanizme geri dönmek istemesi gibi Amerika’daki beyaz ırkçılar da Odinizm ve Asatru dinini kendi ırklarının dini olarak görebilmektedirler. Onun için Amerikan hapishane sistemi içinde “Aryan Brotherhood” denilen beyaz ırkçı bir çete Odinizm adı altında bir araya gelmekte ve örgütlenmeye çalışmaktadır.

Bununla beraber Küba'da doğan ve komşu adalarla birlikte ABD'de, özellikle siyahlar arasında yaygın olan, Hıristiyanlık ve Afrika inançlarının karışımı bir din olan Santeria’da, bu kategoride ele alınabilir.Zira bu inanç grubu da, kadim Afrika'da Yoruba kültürüyle Katolizmi mezceden, sihir ve büyü gibi ritüellerin ağır bastığı yarı paganistik bir inanç akımıdır. Temelinde tıpkı beyazlar gibi, Küba'ya Afrika'dan getirilen siyahilerin özüne dönme çabası vardır. Dolayısıyla Santeria isimli bu yeni inanç akımı da, kült yapı olma özelliği taşır.

Kişisel gelişimci kült yapılar (New Age kült yapılar)

Bu kült yapılar daha çok Doğu mistizminin etkisi altında kalıp o felsefeyi farklı isimler altında formüle eden New Age Religion olarak ifade edilen gruplardır. Doğu mistisizmi ve Batı ezoterik geleneğinden de çeşitli ögelerinin eklektik bir karışım olan bu yapılar yarı dini hareketler olarak ifade edilebilir. Yoğunlaştıkları konular; zikir, meditasyon, yoga, biyoenerji, astroloji ve ruhi arınma gibi mevzulardır.

Bunların başında Mucizeler Kursu ekolünü başlatan Helen Schucman isimli bir bayanın kurduğu grup gelir. Kendisi 1965-1972 yılları arasında spiritüel arınma adına kendi iç sesinin kendisine bir şeyler yazdırdığını iddia etti. Bu yolla "Course of Miracle" denilen içeriğinde Doğu mistizmi olan bir ekol oluştu. Bu ekolün takipçilerinin ritüellerinin Hristiyanlıkla ilgisi olmadığı halde kendileri Amerika'da yaşadıkları için İncil terminolojisini kullanarak felsefelerini çevrelerine ilka etmeye çalışırlar.

Robert de Grimston'un İngiltere'de kurduğu “Process Church” isimli satanistik yollarla ruhi arınma metodu da bu kategoriye örnek verilebilir.

Spiritizm deyince Türkiye'de akla gelen, Bedri Ruhselman ismidir. İlâhî Nizam ve Kâinat isimli kitabı yazıldıktan 54 sene sonra yayınlanmıştır. Avrupa ve ABD'de spiritizm ve deneysel spiritüalizm adıyla bilinen, reenkarnasyonu ilke edinen ruhçuluğu geliştirmiş, ruhçuluğa yeni kavramlar getirmiştir. Türkiye'deki metapisişik çalışmaların öncüsü olarak kabul edilir.

“Dünya Kardeşlik Birliği Mevlana Yüce Vakfı” adına çalışmalar yapan ve kendisine vahiy geldiğini 621 sayfalık metin getirildiğini iddia eden Vedia Bülent Çorak ise Türkiye'nin en yaygın kabul edilen New Age dini kültü olarak bilinmektedir.
Görüldüğü gibi New Age, bir felsefeyi her bölgenin ortak dilini kullanarak topluma ilka etmeye çalışmaktadır. Türkiye'de Rumi, önemli bir etiket olduğu için vakıflarının ismi Mevlana olmuştur. Amerika'da ise Course of Miracle takipçileri Jesus ismi altında Doğu mistizmini yaymaya çalışırlar.

B) Politik kült yapılar

Siyasi ve ideolojik hedefi ve motivasyonu olan topluluklar, politik kült olarak kategorize edilebilir. Siyasi bir organizasyon ile politik kült yapıları birbirinden ayırmak, o iki yapıdaki lider algısıyla doğrudan ilgilidir. Bu tür yapılarda liderlik karizmasının doruk noktada olduğu ve lideri o yapı içinde sorgulama imkanının olmadığı gözlemlenir.

İnsanlık tarihi, en kanlı ve dehşetli tecrübelerini, siyasi kült liderleri vesilesiyle yaşamıştır.Bu anlamda en çarpıcı örnek Adolf Hitler diyebiliriz. Hitler’in Nazi hareketi tam anlamıyla siyasi bir kült hareketidir. Bugün Orta Doğuda bir çok politik lider kült özellikleri taşır. Bu yapıların özelliği siyasi liderliklerinin takipçilerinin gözünde dini mahiyet kazanmasıdır.

Siyasi kült deyince aklımıza sadece en uç örnek olabilecek Hitler tipi yapılar gelmemelidir. Bugün bir siyasi lider olarak Donald Trump’ın dahi siyasi kült olabileceğine dair yazılar yazılmakta ve kitaplar neşredilmektedir.

Bir siyasi hareketin kült yapı haline gelmesinde, takipçilerinin etkisi büyüktür. Türkiye üzerinden konuşursak Mustafa Kemal'i sevmek ve saymak, normal bir tutum olabilir. Lakin onu gerek hayatında gerek ölümünden sonra, kült bir lider olarak algılatmaya çalışan damar olmuştur. Dolayısıyla Kemalist kült gruplarla, Atatürkçü sıradan vatandaşları birbirinden ayırt etmek gerekir. Kemalettin Kamu “ Kabe Arab’ın olsun, Bize Çankaya yeter” diyerek Kemalizmi bir dini jargon ile dillendirmesi seküler bir hareket olan Kemalizmin de kült olabildiğinin delilidir.

Siyasi hareketlerin içinde kült yapıya dönüşebilme tehlikesi her zaman vardır.Bu daha çok takipçilerin liderlerine olan aşırı sevgisinden kaynaklanır. Milli Görüş hareketi içinde merhum Erbakan’ı Mehdi gibi görmeye çalışan “ El Azizciler” buna misal olarak verilebilir. Nitekim özellikle 2014 sonrası, doruklara ulaşan Erdoğan fanatizmi bugün için Türkiye’nin en tehlikeli ve  en büyük kültü haline gelmiştir.
  
Irkçı kültler

Irkçı kültler, genelde savaş durumu sonrası veya siyasi ve ekonomik krizlerin doruk noktada olduğu zamanlarda ortaya çıkan yapılanmalardır. Hemen her ülkede ırkçı kültler vardır ama bu konuda akla gelen en bariz yapılanma, Amerika’da iç savaş sonrası çıkan Ku Klux Klan örgütüdür. Özellikle siyahilerin ve diğer azınlıkların haklarını kazandıkları dönemde siyah karşıtı eylemleriyle ve anti semitik söylemleriyle Amerika’da ırkçılığın yaygınlaşmasına sebep olan bir örgüttür. Beyaz ırkın üstünlüğünü savunan ve siyahilere karşı acımasız eylemlerde bulunan bu örgüt 1924 sonrası, 4 milyon taraftar bulmuştur. Siyasi olarak ultra sağ ve Protestan olan KKK örgütü, ırkçı kültlerin en fazla bilinenlerindendir. KKK, Hem siyah hem de göçmen karşıtı, hem anti semitik hem de anti komünist bir ideolojik oluşumdur. 1960’lardan sonra yeniden canlanmaya başlayınca bu örgüte karşı siyahilerden oluşan Kara Panterler örgütü ortaya çıkmıştır. Bu örgüt ise Maocu-Komünist siyahilerden oluşan bir örgüttü.

Irkçılık, siyasi çatışmaların ve savaşların olduğu her dönem yükseliş trendine geçer ve bu tür örneklere dünyanın her yerinde rastlanır.

Terörist kült yapılar

Terörist kült yapılar, ideolojik, dini veya ekonomik hedeflere ulaşmak için baskı, yıldırma ve şiddet yolunu benimseyen gruplar için kullanılır. Politik şiddetin ve baskının dini kılıflarla sunulması ise din terörizmini doğurur. Bu tür yapılar tıpkı diğer kült yapılar gibi insanlığa gerek psikolojik gerekse fiziki olarak zarar verirler. Toplumsal özgürlükler noktasında, tehdit unsurudurlar. 

Bu noktada, ağır ortodoksi bir hareket olan Muhammed Yusuf’un Nijerya’da kurduğu Boko Haram örgütü dahil olduğu gibi Amerika’da Hristiyan öğretileriyle motive olan KKK hareketi farklı değildir. İkisi de yıkıcı kült, olarak tasnif edilir. Zira birisi Nijerya’da kadınların okuma özgürlüğüne karşı bir hareket iken diğeri Amerika’da bir zamanlar siyahilerin hak ve özgürlüklerine engel olmaktaydı.

Terörist gruplar her inanç siteminin veya ideolojinin içinden çıkabilir. Bunlar politik yelpazenin sağında faşizan gruplar içinde olabileceği gibi politik yelpazenin en solundaki sosyalist gruplar içinde de olabilir. Hristiyan öğretilerinden veya Doğu felsefesinden etkilenmiş olabilecekleri gibi İslam dininden de etkilenmiş olabilirler. Dolayısıyla bir Hristiyan terörist kült yapısına, KKK veya Arap selefi çıkışlı DAES yahut sosyalist öğretilerden ilham alan DHKP-C ya da bir Rum hareketi olan EOKA gibi yapılar örnek verilebilir.

C) Çeteci kült yapılar

Yasa dışı işler yapmak ve şiddet içeren davranışlarda bulunmak amacıyla bir araya gelmiş topluluklara çete denir. Amerika’da yaklaşık 1.4 milyon insanın çete üyesi olduğu ve çete sayısının 33.000 kadar olduğunu hatırlarsak bu işin apayrı bir uzmanlık alanı olduğunun daha iyi farkına varırız. Mahkumlar nezdinde çete üyesi olan bir çok mahkumla yaptığım konuşmalardan da biliyorum ki çete takipçilerinin liderlerine ve gruplarına bağlılıkları diğer kült yapılardan daha güçlüdür. Çeteci kült yapıları diğer kült yapılardan ayıran en büyük fark ise bunların illegal işlerle iştigal etmeleridir.

Kimlik arayışı içinde olan ve kendisini güçlü hissetmek isteyen bireylerin, kendilerini bir çete içinde bulması dünyanın her yerinde olduğu gibi Amerika’da da özellikle gençler arasında mühim bir sosyal sorundur. Çoğu kez çete üyesi olan biri müslüman olabilir mi? sorusuyla karşı karşıya kalırız. Bu tür kimselere genelde, İslam’da lidere bağlılığın mahiyetini anlatırım. Kula itaatin Hakka itaatsızlığın başladığı yerde bitmesi gerektiğini şayet bitmiyorsa orada kula kulluğun başladığını söylerim. Yasa dışı çeteleri de, kült yapılar içinde zikretmemin sebebi onların da kült tipi liderlik algısına sahip olmalarıdır.

Çete türü yapıların dini/mistik veya siyasi kült örgütlerden farkı, bunların güç elde etme yolunda doğrudan uyuşturucu, kadın tacirliği, soygun gibi illegal işlere bulaşmış olmalarıdır. Bugün cinayetlerin %13’ün’den Amerika’daki çetelerin sorumlu olduğunu biliyoruz. Bu tür çete üyesi mahkumlarlardan özellikle, Crips ve Bloods gibi birbirine rakip iki çetenin Amerikan hapishanesinde toplu kavgalarına da şahit oluyorum. Kavga ettikten sonra hücre hapsine alındıklarında onlarla uzun uzun konuşmalarım oluyor. Onlarda gözlemlediğim liderlik algısı, birbirine kenetlenme ve örgütsel güç ihtirası, klasik kült yapılardan daha ileri derecede diyebilirim.

Bunlardan Crips çetesi 30-35 bin kişilik üye sayısıyla ABD'deki en geniş ve şiddetli sokak çetelerinden biridir. Çete, üyeleri kıyafetlerinde, mavi renk bulundurur. Aralarında kendilerine has bir jargon gelişmiştir. Mesela “crab” ölümcül intikam emri demektir. Birbirilerine kuzen anlamına gelen “cuzz” şeklinde seslenirler. Gizliliği korumak için “Svahili” dili kullanırlar. Svahili dili, Tanzanya, Uganda gibi ülkelerin kullandığı Doğu Afrika dilidir. Ayrıca Afrika Birliği de bu dili resmi olarak kabul etmiştir.

D) Ticari kültler 

Kutsalın sömürülerek doğrudan maddi rant elde edilmesine örnek verilebilecek ticari kültler de vardır. Buna en tipik örnek, Fadıl Akgündüz ile yaşanan ticari hayal kırıklığıdır. Müslümanların iktisadi olarak güçlü olması gerektiği motivasyonu ile hem Türkiye'de hem yurt dışında binlerce gurbetçimiz kandırılmıştır. Buna benzer sömürüleri, dünyanın her yerinde görebilmek mümkündür.

E) Aile kültleri

Aile kültü deyince, aklımıza evvela Amerika'da şahit olunan, Manson aile kültü gelir. Sabıkalı bir geçmişi olan Charles Manson defalarca adi suçlardan dolayı hapise girip çıktıktan sonra 1967'de kendi geliştirdiği teorilerle, Los Angelas'ta bir çiftlik evi kurar ve hippi hayat tarzına ve felsefesine uygun etrafına bir çok kişiyi toplar. Müritleri arasında meşhur isimler de vardır. Daha sonra müritleri, bir başka grup tarafından vahşice öldürülür. Buna karşı Manson grubu da, nefret suçuyla karşılık vererek bir çok insanın ölümüne sebep olurlar. Charles Manson hapse girer ama hayran kitlesi o hapisteyken de devam eder ve Manson o bölgede bir ekol olur. Manson, önceleri Scientology grubundan daha sonra yine benzer bir tarikat olan Process Church ekolünden etkilenir. Baba tarzında, bir çiftlik evinde taraftarlarıyla beraber yaşadığı için aile kültü olarak değerlendirilir.

Bununla beraber aile kültü deyince adı "Family-Aile" olan Avustraya'lı Ann Hamilton isimli bir kadının öncülük yaptığı New Age olarak isimlendirebilecek bir hareketten bahsedilebilinir. Hamilton, kimsesiz çocukları alarak onları, Avusturalya'nın Melborn kentinin yakınlarında bir çiftlik evinde kendi öğretileri çerçevesinde yetiştirmeye çalışır. Oldukça masum ve güzel gibi görünen bu çalışmanın, daha sonra karanlık tarafları istihbarat örgütlerince deşifre edilir. Hamilton, Hristiyanlık ve Hinduizm karışımı bir New Age tarikatı kurmuş ve çocukları uyuşturucu ve şiddet kullanarak kendi emellerine alet etmiştir.

Charles Manson Los Angelas'ta, Ann Hamilton ise Avustralya'da birbirlerinden çok farklı iki ayrı kült lideri. Lakin ikisinin ortak yönü ailevi olarak sorunlu bir geçmişlerinin olması. Charles Manson'un annesi parayla kendisini satan bir fahişe iken, Ann Hamilton'un annesinin şizofren olması nedeniyle her ikisi de ailevi huzuru bulamamış bir isimlerdir. İkisi de kendi kafalarında, hayal ettikleri aile modeline uygun bir kült inşa etmeye çalışmışlar. Lakin her ikisi de sorunlu kişilikler oldukları için ve mazilerinde rol model olmadığı için, bu çalışmaların sonu felaketle neticelenmiştir.

Netice-i kelam:  Kült yapılar, çok çeşitli şekillerde de sınıflandırılabilir. Bunlar, ilham aldıkları felsefeye göre olabileceği gibi, ırklarına veya işlemiş oldukları suçlara göre de olabilir. Dini öğretilere göre, İslamcı veya Hristiyan ya da Yahudi dini kült gruplar olabileceği gibi, irtikap ettikleri işlere göre seks kültleri veya yıkıcı kültler şeklinde de sınıflandırma yapmak mümkündür. Ne ki, kimi kült yapılar, tamamen nevi şahsına münhasırdırlar. Yukardaki sınıflandırmayı, sadece kült yapıları daha iyi anlamak ve toplumdaki etkilerini analiz etmek için yaptım. Yoksa her kült yapının, nevi şahsına münhasır özellikleri olduğunu, onları tek tek ele aldığımda daha iyi anlamış olacağız.

-Bilgin Erdoğan                                                   Twitter: @BilginErdogan1

--------------------------------------------------------------------------------------------
Sorumluluk reddi: MFP blogda yazılan tüm yazılar yazarların şahsi
görüşleridir, MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini ifade etmez. 
--------------------------------------------------------------------------------------------

author

"Sorumluluk Reddi" Konusunda Önemli Bilgilendirme:

Münferit Fikir Platformunda yazılan tüm yazılar, aksi MFP YYK tarafından belirtilmedikçe yazarların kendi görüşleridir. MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini yansıtmaz veya ifade etmez.

Yorum Gönderme

0 Yorumlar