Dua vs Salgın Hastalıklar - Münferit Fikir Platformu

SON

10 Mart 2020 Salı

Dua vs Salgın Hastalıklar


Duanın etkisi meselesi, uzun zamandır üstüne kafa yorduğum bir konuydu. Corona virüsü güncel bir konu olduğu için, bakış açımı paylaşmak istedim ve sonunda klavyenin başına oturdum.

Duanın etkisi nedir, kafama takılan bir konu olmuştur. Bazıları duayı fiili ve kavli (sözlü) diye ikiye ayırıyor. Benim kastettiğim sözlü dua. Gerçekten bireyleri etkiler mi, Yaratıcı gerçekten sözlü duadan dolayı bir şeyi değiştirir mi, tabiat kanunlarında bir istisna yapar mı? Bu yazıda bu sorunun üstüne tartışacağım.

Öncelikle büyük salgın hastalıların tarihteki örneklerinden birkaçına bakalım:

Kara Ölüm (Kara Veba)

"Papa IV. Clement’ın ölü sayıcılarının tahminlerine göre, 1348-1351 yılları arasında Kara Ölüm 23.840.000 insanı, Avrupa nüfusunun 1/3’ünü ortadan kaldırdı. Fransa nüfusunun yarısı, İngiltere nüfusunun üçte biri vebadan öldü. 1348-1350 yılları arasında İtalya nüfusunun %60’ı öldü. Paris’te 50.000, Londra’da 100.000, Floransa’da 80.000 kişi hayatını kaybetti. Fransa’da Albi’de nüfusun yarıdan fazlası, Montpellier’de %80’inden fazlası ölmüştü." (Kemal Özden- Mustafa Özmat, Dergipark).

" Kara Ölüm’ün geldiğini gören Avrupa’da insanlar kiliselere akın ederken, Afrika’da da insanlar ibadethanelere koşuyorlardı. Müslümanlar ellerinde Kur’an-ı Kerim, Yahudiler Tevrat, Hıristiyanlar ise İncil ile dua ediyorlar, kadın, erkek, çoluk, çocuk Tanrı’ya yakarıyorlardı" (Dergipark).

Sonuç ne oldu? Kara Ölüm Avrupa’yı öyle bir vurdu geçti ki, Avrupa’da insanların Tanrı inancında ciddi sarsılma oldu. Kara Ölüm, Avrupa’nın sosyolojisini değiştirdi. Böyle büyük bir salgın karşısında o zamanın tıp biliminin çaresiz olduğunu şu an hepimiz görebiliriz. Yaratıcı, bu salgında insanlar dua ediyor diye tabiat kanunlarında bir istisna yapmadı, virüslere tabiatlarının dışında bir hareket emri vermedi.  

Osmanlı’daki Veba Salgını

Belki düşünen vardır: “Onlar yanlış Tanrıya dua etmiş. Hakiki Yaratıcı, Müslümanların inandığı Allah’tır. Allah’tan istense sonuç farklı olabilirdi."

Onun da örnekleri çok. Mesela, Osmanlı’nın başı salgın hastalıklarla ile ciddi belada olmuştur. 1812 İstanbul’daki veba salgınından örnek vermek istiyorum.

Studies of Ottoman dergisine göre: “Veba, etkisini iyice gösterip şiddetli bir hal alınca şehir sakinlerinde hastalıktan korunmak üzere dua etmenin önemine dair özel bir bilinç oluştu. Minarelerden dualar okunması için fermanlar yayımlandı. Duhan Suresi’nin şehir içinde yüksek sesle okunması hakkında bir ferman çıkarıldı. Daha sonra Ahkaf Suresi’nin okunması da bu listeye dahil edilerek bu sureleri okuyanlara belli bir ücret ödenmesi kararlaştırıldı.

İstanbul, bütün dualara ve diğer çabalara rağmen neredeyse bütünüyle vebaya teslim oldu. Asitane-i Aliyye’de söz konusu bulaşıcı hastalık, öncelikle Fener ve Kumkapı tarafları olmak üzere gayrimüslimlerin bulunduğu çarşı hanlarında ve daha sonra ise Müslüman mahallelerinde yayıldı. Cabi’nin anlatımına göre, bir gün içinde ölen kimselerin sayısı 800-900’ü geçerek 1200’e yaklaşmıştı” (Sayfa 25).

Bu örnekte de gördüğümüz gibi, Allah (cc) dua ediliyor diye tabiat kanunlarında bir esnetme yapmamış, Müslüman veya gayri-müslim ayrım gözetmemiş. Salgın her zamanki gibi ağır bir şekilde ve bir ayrım yapmadan vurmuş.  

Toplama Kamplarındaki Yahudiler

Bu bir salgın hastalık değil ama yine de insanlık tarihinin en büyük felaketlerinden birisi olduğu için, burada incelemeye değer buldum. Duaların etkisiz olduğu bir diğer toplu ölüm, en kötülerinden... 

Yahudi soykırımı sırasında tahmin edersiniz ki milyonlarca Yahudi içten, en samimi şekilde Yaratıcıya kurtuluş için dua ettiler. Ama Allah(cc) burada da sadece dua ediliyor diye bir istisna yapmadı. Bazen dindar arkadaşlar, samimiyetin duanın kabulünde çok önemli olduğunu düşünebiliyor. Toplama kampındaki Yahudiler çok içten dua etmişlerdi. Bu insanların da içtenliği yeterli olmamışsa, içtenlik kriterine bel bağlamak pek mantıklı değil. Öyle büyük bir faciaydı ki insanlar en samimi hisleri ile Yaratıcıya yalvardılar.

Nazi toplama kamplarının kötülüğü aklı ve imanı test etti. Yahudiler şunu sordu: Altı milyon Yahudi öldürüldüğünde, ıstıraptan kurtulmak için ölüm isteyenlerin dualarına cevap dışında, Tanrı neredeydi? (NY Times)

Tarihe bakıldığında Allah(cc), en ağır şartlarda bile olayların akışına doğaüstü bir müdahalede etmemiş. Bu açıdan sözlü dua ederken, ekstradan bir şey olacak ve tabiata aykırı şekilde işleri yoluna koyacak diye beklemeyi desteksiz bir beklenti olarak görüyorum. 

Yaratıcı Hangi Durumlarda Felaketleri Önlemiş?

Bakıldığında, salgın hastalıklar açısından insanlar ne zaman ki tabiat kanunları ile açıklanacak sebeplere uygun tedbirler almış, Yaratıcı o zaman felaketleri gidermiş. (Dini inancı olmayan okuyucularımız, buradan pekâlâ bir Tanrı faktörü olmadığı sonucunu çıkarabilirler. Tutarlı bir çıkarım da olur). Üstelik Yaratıcı, sebeplere uyulduğu durumlarda, dua etmiş-etmemiş, dindar-dinsiz ayrımı yapmadan herkesin derdine deva sunmuş, hastalığı gidermiş. Mucize diyeceğimiz sıkıntıdan kurtulma örneklerini, doğa kanunlarının akışını anlayıp, ona göre tedbir alan kişiler, din-mezhep fark etmeksizin, tecrübe ediyorlar. Modern tıp bunun örnekleri ile dolu. Mucizeyi inançlı-inançsız herkes tecrübe ediyor. Sebeplere riayet etmek eğer filli dua etmekse, Yaratıcı ateistin duasına da cevap veriyor, zalimin duasına da dindarın duasına da cevap veriyor.

Güncel Corona virüsü örneğine bakarsak; Allah, tabiat kanunlarına dikkat ettiği için Çin’in başındaki diktatör olan Xi Jinping’i de koruyor. Xi Jinping de Müslüman olan Uygur Türkleri’ne soykırıma devam ediyor bu sayede. Görüyoruz ki, tıbbın tavsiyelerine uyan kişiler, Allah’a inananlara eziyet bile ediyor olsa, Allah kanunlarda bir esneklik göstermiyor ve hastalıktan koruyor. Tıbbın sebep-sonuç ilişkisi ile güçlü bir şekilde açıklayabildiği önlemleri alırken dua da etseniz, şeytana da tapsanız, Müslümanları öldüreceğinize ant da içseniz, Allah şifa veriyor, koruyor. 

İnançlı Birisi Olarak Neden Dua Ediyorum?

“Madem böyle bakıyorum, dua etmek benim için bir çelişki değil mi?” sorusunu kendime sordum. Öncelikle her şeyin üstünde bir güç olan Yaratıcıyı kabul ediyorum. Sözlü dua etmenin belki motivasyon, hedef koyma açısından ve ona yönelik gayret etme açısından bir faydası olur diye düşünüyorum. Felaketlerle, sıkıntılarla mücadele ederken sağlam bir psikoloji çok önemlidir. Sonsuz güç sahibi bir Yaratıcıya dua etmek, psikolojik olarak büyük bir destek veriyor olabilir. Bununla birlikte çok kompleks sorunlarda (1000 yıl önceki Veba salgınları, o zamanı aşan sorunlardı mesela), sadece motive olmak, sağlam psikolojiye sahip olmak bu problemleri çözmek için yeterli olmayacağı için, dua etmenin bir sonuç vermemiş olması normaldir.

Psikolojik destekten daha fazlasının gerektiği durumlarda duanın bir etkisinin olmadığını düşünüyorum. Böyle durumlarda Yaratıcı virüslerin tabiattaki işleyişine şu ana kadar ekstradan müdahale etmemiş, bundan sonra da edeceğini gösteren hiçbir emare yok. Kara Veba, Osmanlı’daki Veba salgını ve Toplama Kampı felaketleri örnekleri bu yaklaşımımı destekliyor. Hz. Ömer zamanındaki Amvas Taun’undan sahabeler kurtulamamışken, Yaratıcı’nın günümüz dindarlarının dualarına, salgın hastalıklar karşısında farklı bir ayrıcalık yapmasını beklemek beyhude olur.  

Bununla birlikte zorluklar görecelidir. Aynı zorlukları yaşayan iki kişiden birisi mutluluk içerisinde hayatını yaşıyorken, bir diğeri çok büyük bir depresyon yaşıyor olabilir. Benzer şekilde kapına dayanmış, artık kaçınılmaz olan bir felaket ile yüzleşmek zihne çok ağır bir yük olabilir. Dua bunun zorluğunu kolaylaştırıyorsa, insanı böyle zor zamanlarda rahatlatıyorsa, bence çok büyük bir iş yapmıştır.

Bir diğer nokta, bir dostun için dua etmenin güzel bir şey olduğunu düşünüyorum. Birisi benim için Allah’tan (veya inandığı bir süper güçten) güzel şeyler diliyorsa, elbet mutlu olurum. Benim için güzellikler isteyen bir arkadaşım var demektir. Arkadaşlarımın manevi desteğini çok değerli buluyorum. Üstelik başkası için dua etmek, diğer insanlar için güzel şeyler dilemeyi öğretebilir, empati yeteneğini geliştirebilir. Dua etmenin bir hikmeti de bu olabilir. 

Tüm bunları göz önünde bulundurunca, karmaşık problemlere yönelik dua edildiğinde Yaratıcının olayların akışına müdahale etmeyeceğine inanmakla birlikte, kendim halen dua ederim, tanıdıklarımdan dua isterim. Bunda bir çelişki görmüyorum.

İnancıma göre, duanın işlevine yönelik işin aslını elbet Allah bilir, benimkisi sadece tahmin. 

Kaynak: Ross, Dunn, E. The Adventures of Ibn Battuta. Berkeley: University of California Press, 2005.

-Enes Gökçe                                                                   Twitter: @EnesGokce01

-------------------------------------------------------------------------------------------
Sorumluluk reddi: MFP blogda yazılan tüm yazılar yazarların şahsi
görüşleridir, MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini ifade etmez.
--------------------------------------------------------------------------------------------

18 yorum:

  1. dua zaten bir cesit masturbasyon. Rahatlatir, kendini iyi hissettirir ama bu getirdigi psikolojik destek onun yalandan oldugu gercegini degistirmez.

    Placebo da diyebiliriz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Belki de placebo değildir. Nasıl ispatlayabilirsin placebo olduğunu?

      Sil
    2. Yazida
      Arkadas calistigina dair somut bir olmadigini ama kendisini psikolojik rahatlattigini soylemis. Ben de ona binaen soyledim.

      Ayrica iddia sahibi ispatla mukelleftir. Bir seyin ise yaradigini iddia eden ispatlamak zorundadir. Hersey aksi yonde isaret ederken sen “belki deil” diyerek hicbir yere varamazsin.

      Sil
    3. İspatın yokluğu, yokluğun ispatı değildir. Mesela 1950 li yıllarda doktorların sigarayı strese vs iyi geldiği için hastalarına tavsiye ettiği söylenir. Zararı ispatlanmadı diye zararlı değil miydi o zaman?

      Ben sana bir şey satmıyorum o yüzden sana bir şey ispatlamak zorunda değilim. Sen de kendi inançlarını bana satmıyorsan senin de bana bir şey ispatlamana gerek yok. Fakat ben böyle inanıyorum dediğimde hayır yanlış inanıyorsun gibi bir iddiada bulunuyorsan senin ispat yapman gerekir benim değil.

      Sil
  2. Duanın,kıymetsiz ve lüzumsuz gören,kıymetli dusunurle ve modern bilim insanları...!Hepinizi ,düşmekte olan bir uçağın içine davet ediyorum.gorelim bakalım hepinizin son anlarını,bilimsel ve mantıklı açıklamalar getirebilecekmişiz,o halinize..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Velev ki hic dua etmeyen insanlar o an dua etsinler, dualari dusen bir ucagi dusmekten kurtarabilir mi?

      Sil
  3. Faruk bey dedigin durumlarda bulundum yine icimden gelmedi dua etmek. Gelse bile, insanin en bilincini yitirdigi, fight-or-flight moduna girip sadece icguduleriyle hareket ettigi o anlarda duaya sariliyor olmasi, duayi dogru/mantikli bir hareket mi yapar? Herkes kendi inandigi sekilde dua ediyorsa panik halinde, bu aslinda hepsinin yanlis olduguna isaret degil midir?

    Sen allaha dua edersin, oteki krishnaya digeri krem peynire. Bunlarin hepsi ayni anda dogru olamayacagina gore, sen dusen ucak orneginle neyi ispatlamis oldun?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Belki de hepsi aynı anda doğrudur. Niye hepsi aynı anda doğru olamıyormuş? Belki de tüm hepsi aynı kaynaktan geliyordur.

      Bunlar da senin tanımların, senin inançların.

      Sil
    2. Butun dinler hakkinda tabi ki bilgi sahibi degilim ama en azindan islamin diger dinlerle mutually exclusive oldugunu biliyorum. Hem muslumanim diyip mesela hindu tanrilari da dogru olabilir diyemezsiniz.

      Sil
    3. Niye? Belki o dini de başlangıcında aynı tanrı, kutsal varlık, force her nasıl tanımlarsan insanlara doğruyu anlatmak için yollamıştır. Hintli arkadaşlarımdan birisi çok tanrılı gibi görünebilir ama özünde hepsi bir, ben Hinduizmi tek tanrılı bir din olarak görüyorum demişti. Nitekim Muğul'ların en büyük imparatoru Ekber'in böyle bir çabası da olmuştu ve Hinduları ehli kitap olarak gördüler.

      Şimdi ben desem ki halis niyetle, temiz kalple adına Krişna dese de özünde o tek tanrıya yani Allaha dua eden bir Hintlinin duasını Allah kabul edebilir. Kim bilir belki affedip cennetine de koyabilir. Ne diyeceksin?

      Sil
    4. Bir şey ispatlamaya çalışmıyorum.inandigim hususları yazdım.LEKUM DİNUKUM VELİYE DİN..

      Sil
    5. Halamın bıyığı olsa amcam olurdu dicem.

      Ben hayatımda böyle bir zorlama görmedim. Apaçık şirki allahın cennetine soktun helal olsun.

      Ya en basit örnek mesela mormonlar. Muhammed ben son peygamberim demiyor mu? Joseph smith i peygamber kabul eden mormonların duaları nolacak?

      Sil
    6. Allah bilir. Senin bir bilgin varsa paylaş öğrenelim ne olacaklarına dair.

      Sil
  4. En panik oldugumuz,en caresiz ve muhtac anlarimizda ettigimiz dua,acizligimizi,gizli bir guce olan inancimizi ve bunun dogalligini ele verir.
    Insaniz,aciziz,bircok seye kendimiz karar vermeden,hatta bize sorulmadan dunyaya geliyoruz,etki alanimiz az,ve ic gudulerimizle bir buyuk planin parcasi oldugumuzu biliyoruz...
    O buyuk plani kim kurmussa en zor zamanlarimizda ona siginiyoruz,yanlis olan bisey yok,dogal seleksiyon.dogallik...Bana gore Allah,baskasina gore krem peynir,birbaskasina gore Krishna olabilir bunun adi..
    Insanin dogasina aykiri harekt etmesi bence insana faydadan cok zarar veriyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kendi reflekslerini tum insanligin biyolojik gercegi gibi lanse ediyorsun. Degil iste kardesim cocujken anan baban ogretmeseydi sende dua etme refleksi olmayacakti.

      Sil
    2. Bu konuda kontrollü bir deney yaptın mı?

      Sil
  5. Demek ogrendik dua etmeyi,cok ilginc..dua etmeyi ogrenmeseydik,bu ihtiyac belki yuzumuzu gozumuzu boyayip,ates etrafinda dans etme olarak ortaya cikacakti..ayni sey..icimizde bir his,hersey normal iken degilde,ozellikle dehsete kapildigimizda birseylere siginmak istiyor..bunu inkar edemeyiz..mutlu oldugumuzdada tesekkur etmek istiyor.totemler,danslar,dini ritueller,dualar,bosuna degil sevgili Allah dostu!

    YanıtlaSil
  6. Duanın işe yaramadığını anlamışsınız. Tebrikler. Ama bir Teizm tanrısının gerçek olduğu kabulünden vazgeçemediğiniz için gördüğünüz tutarsızlığı makul hale getirecek argümanları geliştirerek kendinizi kandırmaya devam ediyorsunuz. İnsan beyni, neye inanmak istiyorsa ona göre argümanlar geliştirmede yada geliştirilen argümanları makul bulmada oldukça mahir.

    YanıtlaSil