Kırık Kalpler - Münferit Fikir Platformu

SON

Bu Blogda Ara

29 Ocak 2020 Çarşamba

Kırık Kalpler


Uzun yorucu bir bekleyişin ve sorgunun ardından babamla vedalaştık. Ayrılırken babamın boynuna sarıldım ve son sözüm “Kader baba” oldu. Etin tırnaktan ayrılmasını yaşadık… ağladık ağladık… Aklım olmazların zoru içinde, yanımda biri bayan dört polisle cezaevine doğru meçhule gider gibi yola koyulduk.

Kalbim üzerindeki ağır acıyı kaldıramıyor, göz pınarlarımdan coşarcasına boşalıyordu. Ne geçmişi düşünebiliyordum ne geleceği…

Yol hiç bitmesin istedim. Etrafa doğaya, toprağa, ağaçlara, kuşlara son kez bakar gibi baktım.

Bir belirsizlik deryasına dalmış gidiyorduk.

“SABIR’’ ve “DUA’’ en büyük tesellim olacaktı. Mağduriyetin, haksızlığın tesellisini imanda arayacaktım.

Ve yol bitti… Toprak ve yeşil de bitti… Demir ve beton yığını yeni mekânım. Yüksek, soğuk beton duvarlar, küçük demir kapılar, dar yollar, taş avlular, tel örgüler…

Ve demir kapı açılır içeri girilir. “HAYAT’’ dışarıda kaldı. Ve artık “TUTSAK İDİM’’!!!

Şimdi de yol koğuşa çıkacaktı. Önce anahtar sonra sürgü ve vidalı demir kol… Demir kapı üzerime “Allah kurtarsın’’ diye kapandı.

Sessizdim… Suskundum… Acılıydım…

Zihnim, ruhum, kalbim tarumar olmuş durumda “KOCA BİR GARİPSİN’’ dedim kendime.

Özgürlük yoktu artık. Mahrumiyet ve esaret başlamıştı. İçerde her yerin yüzü çok soğuk.

Zorlanıyorum… derken içerdeki imtihanımızı da bitirmiş olduk.

Tabi bitti derken zihnimde kalbimde neleri bitirip neleri yeşerttiğimi sorgulamaktan da bir an bile dur etmeyeceğim kendimi.

Artık her şeyi “SORGULAMA VAKTİ’’.

Ben otuz yaşında bayan bir öğretmenim. Dört duvar arasında tutsak olmak zor, eğer bir bayan isen bu daha da zor.

Anahtar sesinde korku ve ümidin yaşandığı, yüreklerin yangın yeri, gözyaşların da sinelere ok olduğu, insafa kapalı o soğuk dört duvar arasında neler yaşandı ve yaşanıyor…

Şu hayatta en çok gülüşünde kırgınlık taşıyan insanları üzdüler. Acımasızca, vicdansızca hayallerimizi, umutlarımızı sekteye uğrattılar. Katranlaşmış kalplerden ziftler saçıldı etrafa. Bu zift seli katranlaşmış kalpler dışındaki herkesi sürüyüp götürdü… Ömürlerden ömür çaldı, yaşamları dört duvar arasına sıkıştırdı, sinelere taş bastırttırdı.

Ölen, yaralanan, hayatı çalınandan af bile dilemeyenlerin savunabilecek en küçük bir tarafı yok elbette. Umut zehiri aşılamak varken neden af dilensinler ki!

Zinhar “Düşünme,’’ “Konuşma,’’ “Eleştirme,’’  “Sorgulama,’’ ki şefkat tokadı yemeyesin!

Ben yaşadığım her şeyi kendi manevi tahammülüme bağladım. Zihnimi, kalbimi, aklımı bir tamir tezgahına çektim. Esir olmuş bir zihnin ağırlığını kendime geldikten sonra hissettim.

Evet şu an kendimdeyim ve kendimim. Her zamankinden daha ileri daha yeni daha gerçek ve daha parlak… Kısacası zihnimin özgürlüğünün bedelini bedenimi esir ederek ödedim.

Soruyorum.

Hayatlarımız, hayallerimiz, canlarımız bu kadar mı ucuzdu?

Günü geldiğinde “Pardon’’ demek, ötelerin azabından, şiddetinden kurtaracak mıydı? Kaderimizmiş deyip sabredip, Ruz-ı mahşerdeki hesabı bekleyelim. Her şey O’na havale. Vesselam.

-Hamuş

-------------------------------------------------------------------------------------------
Sorumluluk reddi: MFP blogda yazılan tüm yazılar yazarların şahsi
görüşleridir, MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini ifade etmez.
--------------------------------------------------------------------------------------------


3 yorum:

  1. Biraz daha uzun yazsaydınız,daha çok istifade edecektik..yinede teşekkürler duygularımıza tercüman oldunuz.

    YanıtlayınSil
  2. FetullaT şeytanı bu şekilde çok canların yanmasına sebep oldu. Geçmiş olsun.

    YanıtlayınSil
  3. "Umut zehiri aşılamak varken neden af dilensinler ki!

    Zinhar “Düşünme,’’ “Konuşma,’’ “Eleştirme,’’  “Sorgulama,’’ ki şefkat tokadı yemeyesin!"

    Çok güzel ifade etmişsiniz.
    Ne yazık ki içeriye bunu aşılıyorlar.
    Orada çok çaresiz kalıyorsunuz ve tutunacak bir dal arıyorsunuz. Onlar da bu hali sömürmeye kullanmaya devam ediyorlar.
    Ben içerde az da olsa sorgulamaya başladım.
    Çok hasta olarak çıktım. Yaşlı bir kadınım vücudum direnemedi.
    Dışarı çıkınca gerçekleri daha iyi gördüm. Örgüt, insanlara zerre kadar değer vermeyen, iki yüzlü korkunç bir yapı.
    Herşeye rağmen geç de olsa uyandığım ve efsunlanmış halden kurtulduğum için mutluyum.
    Bütün mağdurların da uyanmasını ve gerçekleri görmesini diliyorum.



    YanıtlayınSil