Hadisler Dinin İkinci Kaynağı Olabilir mi? (4) - Münferit Fikir Platformu

SON

11 Ocak 2020 Cumartesi

Hadisler Dinin İkinci Kaynağı Olabilir mi? (4)


Bu yazıyı bundan önceki üç yazının devamı olarak yazıyorum. Konumuz tek başına hadisler değil. (İleride hadisleri müstakil olarak yazı konusu yapmayı düşünüyorum.)

Bu yazının muhatabı “Bütün Tarikat ve Cemaat Liderleri Bir Salonda Toplansa, Ne Olur…” Sorumuza muhatap olan kişiler. 

O kişilerin birçoğu burada benim yazdıklarımı, benden daha iyi bilmelerine rağmen söyle(ye)miyorlar.

Bu yazı bittiğinde şu kanaate varacaksınız. 

  • Hadisler birçok amaç için kullanılabilir ama asla bağlayıcı hüküm anlamında dinin kaynağı olamaz.
  • Bir insan, bütün hadislerin Peygamber Efendimize ait olmadığını söylese inanç noktasında asla tekfir edilemez.
  • Asırlarca hadisler üzerinden dine zarar verilmiş, din tanınmaz hale getirilmiş.
  • Bu gerçekleri bize bu şekilde söylemeyenlerin vebali çok büyük.

Hadisler konusunda burada yazdıklarımı bilmeden de bu ve benzeri kanaati seslendiren birçok kişi var. Bu yazı onlar için de bir referans olacak.

Hadislerin Çeşitleri

Hadis konusuna meraklıysanız ve hadisleri imam hatip seviyesinde öğrenmek istiyorsanız işe şöyle bir şemadan başlamanızda fayda var.


Çok teknik bir anlatım olacağı için, bu şemanın detaylarını bu linke ve hadis usulü kitaplarına havale ediyorum.

Ben burada hadislerin dinin ikinci kaynağı olduğunu iddia edenlerin, halka söyle(ye)medikleri noktalara dikkat çekeceğim. 

Önce kısa bir teknik anlatım yapacak, sonra da tespitlerimi paylaşacağım.

Bütün hadisler ravi (o sözleri aktaran kişiler) yoluyla bize ulaştıkları için iki temel başlık altında toplanır. 

Mütevatir hadisler ve Ahad hadisler (haber-i vahid)

  • Mütevatir hadis: Yalan üzere ittifak etmeleri aklen mümkün olmayan bir topluluğun rivayet ettiği hadis.
  • Ahad hadis: Mütevatir hadisler dışındaki bütün hadislere verilen ortak isim.  

Mütevatir hadisler ikiye ayrılır

  • Lafzi mütavatir: Yalan üzerinde ittifakı aklen mümkün olmayan bir topluğunun aynı konuyu, aynı kelimelerle aktarmalarıdır. 
  • Manevi mütevatir: Yalan üzerinde ittifakı aklen mümkün olmayan bir topluğunun aynı konuyu, konunun özüne zarar vermeden farklı kelimelerle aktarmalarıdır. 

Yalan üzerinde ittifakı aklen mümkün olmayan ne demek?

Yaşadıkları toplumda daha önce hiç kimsenin, hiçbir yalanına şahit olmadığı en az dört kişinin, aynı olayı aktarmalarıdır.  

Mütavatir hadis, hadisçiler tarafından en sağlam kabul edilen hadislerdendir. Fakat buna rağmen mütevatir hadisler konusunda hadisçiler arasında bir ittifak yoktur.

İhtilaflardan bazıları: 

Mütevatir hadis sayısında ihtilaf

  • İbni Hıbban’a göre lafzi mütevatir hadis yoktur.
  • Günümüzün en hızlı hadis savunucu olan Cübbeli Ahmet hocaya göre 1 veya 2 tanedir. (Link: 1.06. dakika)
  • Çoğunluğun lafzi mütevatir olduğu konusunda ittifak ettiği tek bir hadis vardır; o da “men kezebe …” ile başlayan “Kim bana yalan isnat ederse, cehennemdeki yerini hazırlasın. (Müslim, Mukaddime, 3.)” hadisidir.

Mütevatir hadis için 1’den 300’e kadar muhtelif sayılar var. Ortada ittifak edilmiş net bir sayı yok.

Bir hadisin mütevatir sayılması için gereken ravi sayısındaki ihtilaf

  • Kur’an’daki zina şahitliğini baz alarak 4 diyen de olmuş,
  • Değişik gerekçelerle 7, 10, 20, 40, 50, 70, 310, 1400, 1500 diyen de olmuş (Gerekçeleri görmek için link)

İhtilaf varsa zan vardır. İçinde zan olan bilgi kesin hükmü mesnet ol(a)maz. Bu tespit özellikle itikadî konularda bütün hadisçilerin altına imza attığı bir tespittir. Aksi mümkün olamaz.

Cerh ve Tadil konusunda ihtilaf (Cerh ve Tadilin tanımı için Link)

Cerh ve tadili günümüz diliyle söylersek: güvenlik soruşturmasından geçmek gibi bir şeydir.

Mütevatir hadis, üzerinde yalan söylemesi mümkün olmayan kişilerin rivayet ettikleri hadis olunca, bunların cerh ve tadil işlemine maruz kalmamaları gerekir. Fakat yukarıda bahsettiğimiz “men kezebe…” hadisi dışında cerh ve tadil işleminden geçmemiş hadis yoktur.

Mütevatir konusunda manevî mütevatir ayrı bir yer tutar.

Manevi mütevatir: Hadis usulünde, namaz oruç, hac, zekat gibi ibadetler manevi/ameli mütevatir olarak adlandırılır. Bunlara yaşayan sünnet de deniyor. Bu ibadetler, Peygamber Efendimizden bugüne milyonlarca insan tarafından, her gün, her yıl yüzlerce, binlerce kere tekrar edilerek günümüze kadar gelmiştir. Arada hiçbir zaman fasıla olmamıştır.

Helal-Haram Demede Ölçü

İslam dininde bir şeye helal-haram demek için, o şeyin imanın/itikadın konusu olması için kesin delil olması gerekir. Yani o bilginin zandan arınmış olması gerekir.

Yukarıdaki bilgileri dikkate aldığımızda adına hadis denen sözlerin tamamı böyle değildir. En sağlam kabul edilen mütevatir hadisler konusunda bile hadis imamları arasında ihtilaf vardır.

“Men kezebe…” hadisini istisna yaparsak, adına mütevatir ve ahad denen tüm hadislerde zan vardır.

Yukarıdaki şemaya bakarsanız “sıhhat derecesine göre” sıralanan hadisler, aslında içindeki zan oranına göre sıralanmıştır. Zan oranı en az olan hadise sahih denirken, zan arttığında hadis artışa bağlı olarak hasen ve zayıf ismini alır.

Hadisçilerin hadis ilmi üzerinden yaptıkları iş: Bu hadislerin Peygamber Efendimize nispetini araştırmaktır.

Hadisler içinde Peygamberimizle bağlantısı % 99 diyeceğimiz hadisler de vardır, % 1 diyeceğimiz hadislerde vardır. 

Bir hadisin Peygamber Efendimizle bağlantısında % 1 oranında bile zan olsa, o hadis İslam fıkhında itikadi bir konuda hiçbir hükme mesnet olamaz.

Bu tespitimiz, ilahiyat seviyesinde her öğrencinin bildiği bir konu olmasını rağmen daha da güçlendirme adına, referans olarak sıkı hadis savunucu olan ehl-i sünnet çizgisinde bir kaynaktan alıntı yapalım (Link

Akideye temel olacak konuların mütevatir yolla gelmesi gerekir. Mütevatir yolla gelen haberler kat'ilik, ahad (hadis) yolla gelen haberler de zannilik ifade eder. (Yukarıdaki açıklamalarımızda mütevatir hadislerde de zannilik olduğunu gösterdik.

Bize ulaşan nakiller şu durumlardan birisi şeklinde olur:

a) Subutu kati, delaleti kati olur,
b) Subutu kati, delaleti zanni olur,
c) Subutu zanni, delaleti kati olur,
d) Subutu zanni, delaleti zanni olur.

Akideye konu olacak (inanç noktasında bağlayıcı olan haram-helal, farz gibi) konuların ilk sırada yer alan subutu ve delaleti kati olması gerekir. Bu da İslam akidesinin Kur'an'a dayanması ile mümkündür. (Yani hadislere dayanması ile mümkün değildir.) Çünkü Kur'an'ın subutu ve delaleti katidir.”

Haramlar ve helaller itikati konulardır. Harama helal, helala haram diyen dinden çıkar. (Link)

Hanefi fıkhında farz ile vacip arasındaki fark zandır. Dini bir konuda % 1 zan varsa ona farz denmez vacip denir.

Şimdi, bu yazının final cümlelerini yazma zamanı geldi.

  • Bir Müslüman “ben manevi mütevatir hadisler hariç (yani yaşayan sünnetler olan namaz, oruç, hac, zekat gibi ibadetler hariç) hiçbir hadise inanmıyorum” dese dinden çıkmaz.

  • İslam hukukunda/fıkhında zannın yerini bilen bir fıkıhçı bu kişiye kafir demez, diyemez.

  • Dört mezhebin kitaplarında, referansı Kuran ayetleri ve yaşayan sünnet diye tabir ettiğimiz manevi mütevatir hadisler olmayan tüm haram-helal hükümleri geçersizdir.

Aşağıda ismini yazacağım kişiler hadisler konusunda bu gerçekleri biliyorlar.

·       Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş,
·       Hayrettin Karaman,
·       Fethullah Gülen,
·       İsmailağa cemaati (Cübbeli Ahmet), 
·       Alparslan Kuytul,
·       Cevat Akşit,
·       Nihat Hatipoğlu,
·       Mustafa Karataş,
·       Fatih Çıtlak,
·       Ömer Döngeloğlu,
·       Ali Küçük,
·       Ebubekir Sifil,
·       İhsan Şenocak,
·       Metin Karabaşoğlu,
·       Mehmet Okutan
·       Menzil şeyhi Saki Erol.
·       Süleyman Efendi Cemaatinin lider Ailhan Kuriş,
·      

Bütün bu kişiler benim burada yazdığım gerçeği bildikleri halde neden susuyorlar? 

Susma sebebi olarak, çok şey yazılabilir, bana göre en başa yazılacak şey şu:

Mahalle baskısı ve bir takım basit hesaplar…

Gelenekleri, atalar dinini, uydurulmuş dini değiştirmek o kadar zor ki,

“Bu değişikliği ben yaparım” diyenlerden birini İstanbul’da Eyüp ilçesine müftü yapsak, Eyüp Sultan camiinde haftanın her günü namaz kıldırıp vaizlik yapsa, cemaate;

·       “Cuma namazından sonra zuhru ahir diye bir namaz yok” dese,
·       “Seferilikle alakalı hükümlerin, günümüz toplu taşıt araçlarına göre, güncellemiş hali şöyledir” dese,
·       “Peygamber Efendimiz sünnet namazları evde kıldı, siz de öyle yapın” dese,
·       “Peygamber Efendimiz zamanında müezzin eşliğinde toplu tesbihat yoktu” dese,
·       “Peygamber Efendimiz zamanında Cuma namazı için, ‘iç ezan’ diye bir şey yoktu” dese,
·      

Bakalım kaç gün görevde kalabilecek veya kaç kişiyi kaç günde ikna edebilecek...

Yukarıda ismini andığımız eşhas eğer bir gün mahalle baskısından kurtulur ve uydurulmuş dinin değil de indirilmiş dinin yanında durmaya karar verirlerse,

Bunun adı din(mensuplarının zihinlerin)de reform (yeniden yapılanma) olacak.

Bu reform yapıldığında, 

·       Kuran dinin tek kaynağı olarak hayatın içinde yerini alacak. 
·       Referansı Kur’an ve manevi mütevatir hadisler olan (namaz, oruç, hac, zekat gibi) yaşayan sünnetin dindeki yerine zarar gelmeyecek.
·       İslam dini, sırtında bir kambur gibi duran, onu obez yapan, tanınmaz hale getiren yalan yanlış uydurma hadislerden kurtulmuş olacak.
·       Artık mehdi, deccal, nüzul-u İsa, muntazır imam beklenmeyecek.
·       Başında halife olan bir İslam devleti arayışında olanların hadis ve mezhep referanslı gerekçeleri ortadan kalkacak. 
·       Mezhepler arası ihtilaf sebebi olan birçok hadis, bağlayıcı olmaktan ve haram-helal gibi konularda belirleyici olmaktan çıkacak. 

Bu konuda bazı örnekler

·       Mürtedin (dinden çıkanın) katli,
·       Namaz kılmayanın dövülmesi, öldürülmesi (Kısaca ibadetlerin terkine verilen bütün cezalar)
·       Hanefi mezhebine göre erkeğin sarı elbise giymesi haram diyen 
·       Hanefi mezhebine göre At eti, midye, istiridye yemek haram diyen,
·       Abdestin farzları için dört mezhebin 4, 7, 6, 7 gibi farklı görüşlerin,
·       Üç mezhebin “cinsellik organına dokunmak abdesti bozar” hükmünün,
·       Gusül abdestinin farzları için 11, 5, 3 ve 2 gibi farklı görüşlerin, 
·      

Bu reform yapılırsa bütün bunlar ve benzerleri olmayacak. Bu konularda Kur’an ne diyorsa o olacak.

Bu reform yapılmazsa ne olacak?

·       Radikal İslam ve siyasal İslam mensupları,
·       Başında halife olan, içinde zorlama olan bir İslam devleti arayışında olanlar,
·       Geleneksel/uydurulmuş din anlayışı üzerinden varlıklarını devam ettiren tarikat ve cemaatler kendilerine güçlü zemin bulmaya devam edecekler.
·       Batılı ülkelerde yaşayan ve bu anlayıştan kurtulamayan Müslümanların varlıkları, bulundukları ülke halkları için potansiyel tehlike olarak görülecek.
·       İslam dininden uzaklaşan, deizme kayan, ateist olan insan sayısı her geçen gün daha da artacak.
·      

Bu serinin 3. yazısında, sonlara doğru “İçinde zorlama olan bir modeli savunanların hangi ayetleri ve hadisleri önüme koyacaklarını da iyi biliyorum.” demiştim. 

Bu yazıyla önüme konacak hiçbir hadisin ve mezhep referansının bağlayıcı olamayacağını ortaya koyduğumu düşünüyorum.

Bir sonraki yazıda önüme konacak Kuran ayetleri üzerinde duracağım.

-Deniz Tavacı                                                               Twitter: @DenizTavac

-------------------------------------------------------------------------------------------
Sorumluluk reddi: MFP blogda yazılan tüm yazılar yazarların şahsi
görüşleridir, MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini ifade etmez.
--------------------------------------------------------------------------------------------


35 yorum:

  1. Yazdıklarınızda aşırı sıfır ve birlerden oluşan bir bakış görüyorum. Mesela daha önce bir yazınızda gusül abdestinin farzları konusundaki ihtilaf üzerinden farklı mezheplerinin bir birini cünüp görmesi gerektiği gibi bir iddiada bulunuyordunuz.

    Ben dinin bu şekilde sıfır ve birlerden oluştuğunu ve kimsenin de böyle gördüğünü düşünmüyorum. Kimse mezhebi olmayan Müslüman değildir demiyor. Öyle olsaydı mezhep imamlarından önceki insalar ki bunlara sahabeler de dahil Müslüman olamazdı. Doğal olarak böyle bir şey saçma olur. Mezhep imamlarının da benim söylediklerimi kabul etmeyen Müslüman olamaz veya gusül abdestini şu şekilde almayan cünüp olur dediğini zannetmiyorum.

    Bunları best practice olarak düşünmek lazım. Farklı uygulamalar artıp insanlar bu konuda nasıl yapmak lazım diye düşündüğünde birileri de çıkıp benim anladığım şekliyle bu işin doğrusu budur demiş ve bunu yaparken de kendi içerisinde tutarlı bir metodoloji belirlemiş. Onu takip etmek gibi bir zorunluluk olduğunu düşünmüyorum ama bir şey yapacaksınız, o halde onu değil de neyi yapalım sorusu çıkıyor ortaya. Bu soruya kendi içerisinde mantığı olan bir cevabınız varsa kimsenin sen bizim mezhebin dediği gibi yapmadın o yüzden cünüpsün vs. diyeceğini düşünmüyorum. Modern dünyada da var buna benzer şeyler. Bir ülke bir standart kullanır diğeri başka birisini kullanır ama kimse senin standartların yok veya senin standartların yanlış demez.

    Benzer şey hadisler için de geçerli. Falanca hadisi inkar edersen dinden çıkarsın vs. diyemez kimse. Mutlak olarak bu hadis doğrudur veya yanlıştır da denemez fakat bunun anlamı hadislerin dinin bir kaynağı olmadığı değildir. Mesela tarihçiler de eski zamanlardan kalan bir kısım belgelerden vs yararlanarak bir kısım sonuçlara varırlar. Bunların doğruluğu çoğu zaman kesin olarak bilinemez ama toplamda bir bütün olarak tüm bu gelen bilgiler bize mesela 18.yy Osmanlı toplumu nasıl bir yerdi konusunda bir resim sunar.

    Aynı şekilde hadislerin tek tek doğruluğu yanlışlığı mutlak olarak bilinemiyor olsa da bir bütün olarak dinin uygulaması ile ilgili önemli bir kaynaktır hadisler. Hepsinden 100% emin olamıyoruz o halde hiç birine inanmayıp hiç birinden faydalanmayalım demek dinin önemli bir kaynağını yok etmek demektir. Bu mantıkla İncil tümüyle bizim hadisler gibi bir kitap.

    Kısaca bu kadar sıfırlar ve birlerle düşünmeyin. Belirsizlikle barışın biraz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Niye 0-1 diye düşünmesin, sen tam tersi büyük bir sorunu örtmüşsün bu yorumunla. Hangi metodolojileri doğruymuş? Ebu Hanefi aklıyla ayetlere bakarak belli bir çıkarım yapıyor. 100 yıl sonra Şafi ortaya çıkıyor o zaman hadisler iyice kitap olmuş ortaya çıkmış, aklı geç hadis varsa hadise bakılır diyor. Şimdi bunun neresi tutarlı neresi metodoloji?

      Işıd savaş görüşlerinin Şafi farkı yokki, aman efendim belirsizlik var işte kendi içinde tutarlı yani 0-1 olarak bakmayın oda doğru senin ki de mi doğru diyeceğiz?

      Şafi Gayri müslüm olması bir kişinin tek başına savaş sebebi diyor. Buradan Işid doğdu, daha doğrusu Işidı geç bizim Osmanlı seçluklu vs hepsi zaten bu kafada savaştı, tabi utandıkları için şimdi savunma savaşına çevirdiler olayı.

      ne kaz yansın ne tavuk işte diye bir mevzu yok, ortada büyük bir sorun var. Hepsi de doğru diye bir şey de yok. Hadislerin hepsini alıyorlar, hadis kesinlikle akıldan üstündür diyor adam, ondan sonra haydi cihata. Metodolojisi falan yok.

      Diğer yandan hadisler kaynak olabilir. Hangisi doğru belli değil bir tane lafzi tam nakledilen hadis yok bir tanecik, herkesin ortak rivaet aktarılan yok, neresini kaynak yapcan? Tarih yapmıyoruz ki burada Din bu. Çıkaracağın bilgi bağlayıcı oluyor. Çıkaracak bilgi bağlayıcı değil diyorsan al kaynak yap hadisleri. Kuran'daki bilginin tekrarı olan tüm hadisleri kaynak yap. Kuran'a ekstra yeni bir şey diyen hadisleri ne yapcan?

      Sil
    2. Öncelikle yorumunuz için tşk. Son cümleniz güzeldi.

      “Belirsizlikle barışın biraz.”

      Belirsizlikle birçok insan gibi ben de barışığım. Ölüm belirsiz, hayatın içinde bir çok şeyin nerede, ne zaman başımıza geleceği belirsiz…


      • “Ben dinin bu şekilde sıfır ve birlerden oluştuğunu ve kimsenin de böyle gördüğünü düşünmüyorum. ”

      Dinin ameli yani uygulamaya bakan boyutunda gri alanlar bulunabilir. fakat itikadi alanda esneklik olmaz.

      Ya 1 dir ya 0 sıfırdır.

      • “Hepsinden 100% emin olamıyoruz o halde hiç birine inanmayıp hiç birinden faydalanmayalım demek dinin önemli bir kaynağını yok etmek demektir”

      Zaten ben de hadislerin hiç birinden faydalanmayalım demiyorum.

      Şu cümlem bu yazıdan:

      “Hadisler birçok amaç için kullanılabilir ama asla bağlayıcı hüküm anlamında dinin kaynağı olamaz.”

      Benim öğrenmem ve kabul etmem zaman aldı. Ama bir gün her Müslüman “hadislerden yola çıkarak dinde bağlayıcı hüküm konamaz” gerçeğini kabul ettiğinde bugün önümüzde sorun olarak duran birçok şeyin sorun olmaktan çıktığını görecek.




      Sil
    3. Bence itikadi alanda da esneklik olabilir pek ala niçin olmasın? Nitekim olmamış olsaydı itikadi mezhepler çıkmazdı. Zamanında insanlar Allah'ın eli var mı? Kur'an yaratılmış mıdır? Allah tahta mı çıkmıştır vs. gibi konularda büyük tartışmalar olmuş, insanlar bir birini tekfir etmişler bu nedenlerden dolayı.

      Tabi ki Allah var mı yok mu Hz. Muhammed onun peygamberi mi değil mi veya ahiret var mı yok mu gibi bir tartışma olmayabilir ama bunların doğası detayları üzerine pek ala tartışılabilir, farklı fikirler olabilir ve bu fikirleri söyleyenlerin hepsi de Müslüman olabilir. Mesela Mustafa Öztürk Kur'andaki cennet tanımlarının asıl olarak o günkü Arap toplumuna hitap ettiğini söylüyor. Bir insan dese ki cennet tam olarak bizim anlayacağımız bir şey değildir zira bilmediğimiz ve bugünkü kavrayışımızla anlama kapasitesine sahip olmadığımız bir alemdeki ödülün ne şekilde olacağını ancak bugünkü dünyamızdan benzetmelerle anlamaya çalışabiliriz ama bunlar bir benzetmedir, dinden çıkar mı? Benim açımdan çıkmaz. Başka birisi de dese ki yok kardeşim öyle şey olur mu, ırmaklar akan bahçeler saraylar olan bir yer deniyor Kur'an'da o halde tam olarak öyle bir yerdir. Birinciye inananın ikinciyi tekfir etmesi gerekir mi? Bence gerekmez. O öyle inanır bu da böyle inanır ikisi de Müslümandır.

      Bence İslam'ın özü bunlar değildir. Kur'an'ı okuduğumda anladığım ana fikir iyi işler yapan doğru yolda gidenlerin ödüllendirileceğidir. Ödülün nasıl olduğu üzerinden kavga edip bir birini öldüren insanların Kur'an'ın bu iyi işler yapan doğru yolda olan tanımı içerisinde olduğunu düşünmüyorum.

      Sil
  2. Benim inandığım dinde istersem kaynak olur istersem olmaz. İstersem ona inanırım istersem buna inanırım. Hatta bazen ona inanırım bazen de buna inanırım. Sen ister ona inan ister buna inan, istersen bahçendeki çam ağacına tap o senin bileceğin iş. Benim neye inanacağım da benim bileceğim iş. Yeterli mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bahsettiğin din hangi din? )))

      Sil
    2. İslam dini. En doğru öz kirlenmemiş İslam. Hepinizi davet ediyorum. Buyrun gelin doğru yolu bulun.

      Sil
  3. Gördüğüm kadarıyla bipolar yeni mesihiniz yorumları da sansürletmeye başlamış hayırlı olsun ne yapalım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben sansürletmedim...

      Bu platformun bir çok aykırı fikre yer vermesine rağmen, senin yazdıklarını silme sebebi "fikir fakiri, hakaret zengini olman olabilir mi? bir düşün...

      Sil
    2. Yazıdaki fikirler zaten klasik şeyler, çok yeni şeyler söylenmiyor. Ama sizin neden karşı çıktığınız da belli değil sadece hakaret ediyorsunuz.

      Sil
    3. Deniz sana "ciddi ciddi" cevap yazmak inan zul geliyor. Sen kendini gerçekleştireceksin diye milletin üzerine masturbasyon yaptığını görünce de vicdan razı gelmiyor.
      Yazdığın yazıların tamamı senin fikrin olmayan oradan buradan güdülenilmiş veya araklanmış mevzular, kendin birşeyler eklediğinde nasıl saçmaladığını diğer yazılarda gördük.
      Bu fikirleri gerçek sahipleri ile zamanında zaten tartıştık, yine herkes kendi fikrini aldı yoluna devam etti.
      Fikirler senin olsa inan ciddi birşeyler yazacağım ama ciddi cevap yazılacak yazılardaki fikirler senin değil. Senin olduğu belli olan yazılarda da delirmek işten bile değil, elma ile armutu toplayıp sonuç olarak patates elde edecek ve bunu normal kabul edecek kadar sıkıntılı bir mental durumun var.
      Garip gelecek belki ama şahsen bu tip bir kafayı sadece alevilerde gördüm. Herzaman da bana ilginç gelmiştir. Alevilerde düşünsel boyutta çok büyük bir sıkıntı var ve hepsi ama hepsi aynı semptomları veriyor.

      Sil
  4. Bu tip şeylere meraklı olanlar açsın edip yüksel okusun, bu arkadaş onun kötü bir kopya tekrarı sadece.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet 19 mucizesi en iyi kopya onunkisi.

      Sil
  5. Burası adeta dinde reformistlerin, modernistlerin, son 2 yüzyıldır küresel güçlerin islamı bozmak için müslümanların arasına soktukları batıl akımları destekleyenlerin özgürce(!) fikirlerini (hezeyanlarını) yazdıkları (ortaya döktükleri)bir platform haline gelmiş.

    Siz burada 1400 yıldır şirk içinde yaşayan müslümanların(!) şirklerini ortaya koyarak büyük hayırlara vesile oluyorsunuz!!. Zira 1400 yıldır bir akıllı çıkıp da "biz napıyoruz? Bu yaptıklarımız, inandıklarımız şirk" diyememiş, anlayamamışlar. Ama neyseki sizin gibi engin fikirli insanlar çıktı da bu platform sayesinde gelmiş geçmiş tüm müslümanların şirk içerisinde olduklarını ortaya koydu. Şirk affedilmeyecek en büyük günah ve şirkte olanlar ebedi cehennemde olduklarına göre de, bu gelmiş geçmiş tüm müslümanların cehennemlik olduklarını çıkarmak zor olmuyor.

    Sizin gibi insanlar bunu ilan ederek çok hayırlı bir iş yaptınız!!! Maalesef sizi, bir çok atalarının dinine inanan müslümanlar dinlemeyecek ve onlar da atalarının gittiği yere gidecekler. Neyse ki siz varsınız, 1400 yıl sonra gerçek islamı(!) yeniden dünyaya getiren inananlar... Sizin sayenizde cennet boş kalmayacak!!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz ne ürettiniz kardeşim? Işid? Yok onu siz üretmediniz Amerika üretti. Tamam peki o zaman konsoloslukta kıtır kıtır adam kesen MSB ye biat etmek tüm Müslümanlara farzdır diyen kabe imamı ürettiniz. Onu da mı siz üretmediniz? Peki darbeci sisiye medhiyeler düzen Ezher imamı ürettiniz. O da mı sizden değil? Peki kendi tuttuğu partiye oy vermek farzdır diyen, onun yanlışını söylemek doğru Müslümanlık değil diyen Hayrettin Karaman ürettiniz. Bu da mı değil?

      Peki ne ürettiniz o halde? Sizin geleneksel İslam bu kadar iyiyse niye bu halde Müslümanlar? Geçen bir belgesel seyrettim Irak'ta 9 yaşında kızlarla muta ile bir kaç saat geçirmeye cevaz veren nikah kıyan mollaları gösteriyordu. Hadi bombaları Amerika koyuyor. Bunları da mı Amerika söyletiyor bu hocalara. Bir dindar olarak dönüp ortaçağ zihniyeti diyesi geliyor insanın.

      Müslümanlar onları bugüne getiren şeyleri yapmaya devam ederse bugün düştükleri çukurda debelenmeye devam ederler. Aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuç beklemeye ne deniyordu?

      Sil
    2. Verdiğiniz tüm örnekler, 200-300 yıldır küresel güçlerin islamı bozmak için müslümanların arasına soktukları batıl akımlardan ve onların etkisinde kalanlardan olmuş. Ne ürettiniz diye sorduğunuza göre siz epey bir şey üretmişsiniz. İşe 1400 yıldır inananları gömerek başlamışsınız. Fakat bunun ötesinde ne yapmışsınız bilmiyorum.

      Sil
    3. Yoo kimseyi gömdüğüm yok. Niye 1400 yıldır inananlar sizin malınız oluyor? Muhammed bin Salman'a biat etmemi isteyen kabe imamı Sudeysi'ye, darbeye destek veren Ezher Şeyhi Ahmed el Tayyib'e, iktidarın hatalarını söylememi yasaklayan, Çin benzeri bir rejim öneren Hayrettin Karaman'a ve benzerlerine gömdüm sadece. 1400 yıl önceki gibi yaşanabilir mi 2020 yılında? O zamanki adam kendisi için doğrusunu yapmış ben de kendim için doğruyu arıyorum. Hocalar şeyhler bunu görmüyorsa ben de kendi yoluma bakarım.

      Bu arada Mehmet Akif desem herhalde sahip çıkarsınız, oysa benden çok farklı bir şey söylemiyordu Akif de. Mesela desteklediği Afgani Abduh gibi düşünürler neleri savunuyor gidin bir bakın. Aliya desem o da bizden dersiniz herhalde. Oysa Aliya gazeteci kesen prensleri, darbeci generalleri savunmuyordu, iktidarları sizdense ne yaparsa yapsın savunun demiyordu.

      Dış güçler vs. geyikleri de kendini kandırma yolu oldu artık. Aynı küresel güçler bir tek İslam dünyası ile mi uğraşıyor? Mesela Vietnam'ı çok mu sever Amerika? Adamın ülkesini 500 bin kişiyle işgal etti. Yenildi çıktı. Ama bugün Vietnam eğitimde Türkiye dahil tüm Müslüman ülkelerden ileride, kendi arabasını yapıyor vs. Hindistan tek roketle uzaya 100 uydu fırlatıyor, Kissenger'ın marksistelere mi bırakacak değildik diyerek Pinochet'ye darbe yaptırdığını açıkça itiraf ettiği Şili'nin kişi başına geliri Türkiye'nin iki katı ki Türkiye de tüm İslam dünyasının en iyi durumdaki ülkesi.

      Yani bu bahanelere sığınmayı bırakın. Küresel güçler herkesle uğraşıyor. 100 yıl önce dünyada Batı'nın işgalinde olmayan ülke yoktu neredeyse. Ama bugün Müslüman ülkelerdeki kadar şiddet Asya'yı Amerika'yı geçtim neredeyse Afrika'da bile yok.

      Biraz da durup biz nerede hata yapıyoruz deyin. Hiç bir şey değişmez dediğinizde 2020 yılında birileri Libya'da afrikalıları yakalayıp köle yapıyor, Irak'ta 9 yaşındaki kızı mollalar pazarlıyor. Yalan mı bunlar? Hadi bunlar yalan deyin. Suudi Arabistan'da kölelik 1962 yılında kaldırıldı. Umman'da 1970 yılında. Niye? İslam'da var Allah ve peygamber kaldırmamış sen kim oluyorsun da kaldırıyorsun dedikleri için. Kağıt paraya 1950 li yıllarda geçti Suud. Hala kağıttan para haram diyen hocalar var. Bunları da mı dış güçler söyletiyor.

      Kendinizi kandırırsınız bunlarla. Dış güçler senin bu düştüğün durumdan faydalanıyor olsa olsa. Ama bu duruma düşmenin nedeni sen kendinsin. Niye sadece İslam dünyası bu halde tekrar soruyorum.

      Sil
    4. Ben senin kim olduğunu bilmiyorum, müslümanları gömenlerden kastım yazar ve yazar gibi düşünenlerdir, sen onlardan değilsen ne ala.

      Bu halde olmamızın nedeni nedir diyorsan; her şeyi geç, şöyle olmuş böyle olmuş hiç önemli değil, küresel güçler de önemli değil. Onların hepsi tali nedenlerdir. Asıl neden, yani bir konuya sistemsel yaklaşanların tabiriyle kök neden, müslümanların islamın ahkamından kopması, islamın ahkamına göre yaşamaması, en önemlisi emri bin ma'ruf nehyi anil münker yapmamasıdır.
      Sadece çok önemli bir fotoğraf(örnek olması açısından); müslümanların önderi olması gereken, onlara yol göstermesi, sürekli nasihatta bulunması gereken alimler, yani osmanlı döneminde müderrisler, osmanlı'nın son döneminde bunları yapıyor muydu? Cevap belli, elbette yapmıyorlardı. Onlar boş zamanlarında kıraathanelerde nargile tüttürüyorlardı. Alimleri böyle olan bir toplumun ne halde olacağını varın siz düşünün.

      Arkadaşım, sizin yukarıda saydığınız olayları, aklı başında olan hiç bir müslüman kabul etmez. Sizin saydıklarınızı tasvip edenler varsa onların ben de karşısındayım. Müslümanların asıl probleminin yukarıda açıkladığım kök neden olduğunu bilen müslümanlar için çözüm de bellidir. Bunun yerine problemi 1400 yıldır gelmiş geçmiş müslmanların inancında olduğunu görenlerin, onları cehenneme sokanların, amiyane tabirle gömenlerin hepsini kendi inancıyla başbaşa bırakıyorum. Ben atalarımın dinine inanmaya devam edeceğim. 1400 yıldır gelmiş geçmiş tüm atalarımla birlikte haşrolunmaya razıyım, onlar da günümüzdeki bir avuç gerçek dini(!) keşfeden insanlarla haşrolacaklardır.

      Sil

    5. Bu da gerçeklerle uyuşmayan başka bir iddia bana göre. Dünyada 1,5 milyar Müslüman var. Üstelik tek bir bölgeye ait bir din de değil İslam. Her coğrafyada, her ırktan Müslüman var. Bunların hiç birinin 200-300 yıldır İslam'ın ahkamına göre yaşamıyor olduğunu söylersek İslam çok da yaşanabilir bir din değil demiş oluruz.

      Dahası eğer biz bu şekilde yaşamadığımız için buradan çıkamıyorsak, öncekiler çok iyi yaşıyorduysa öncekiler bu duruma niye düştü diye de sormak gerekir. Onlar da mı yaşayamıyordu? Öncekiler yaşayamıyor, sonrakiler yaşayamıyor.

      İslam tarihine biraz bakarsanız daha en başta kendi içinde savaşlar, zulümler var. Emevilere bağlı "İslam" orduları kendi saltanatını kabul etmeyen Medine'ye girip sahabenin karısına kızına tecavüz ettiler (Harre vakası). Bunlardan doğan çocukların imam olup olamayacağını fıkıh kitapları tartıştığına göre bir kaç kişiden bahsetmiyoruz burada. Sonra Mekke'ye gidip kabeyi 2 sefer yıktılar mancınıklarla. Peygamber'in öz torunu Hz. Hüseyin'e yapılanlar bin küsür yıldır her yıl özellikle Şiiler tarafından matem olarak hatırlanmıyor mu?

      Daha ileri saralım. Zamanında Sünni İslam'ın en önemli merkezlerinden olan İran bugün nasıl tümüne yakın Şii oldu? Şah İsmail'in kesmeleriyle olmadı mı bunlar? Bugünkü Şii Sünni kavgalarını Amerika yaptırıyor diyelim o zamankileri kim yaptırıyordu?

      Bu Emevi halifelerinin Suriye'de çölde yaptırdıkları duvarları kadın resimleriyle süslü hamamlar, saraylar vs. var bir sürü. Osmanlı padişahlarının içkili alemleriyle ilgili Halil İnalcık'ın kitabı var İşret Meclisi diye. Kanuni'nin oğlu 2. Selim'in lakabı sarhoş selim. İçkiliyken merdivenden düşüp öldüğü söyleniyor. İslam dünyasının dört bir tarafında yazılmış eski siyasetnamelerde içki nasıl içilir diye bölümler oluyor demek ki üst sınıflar hep içiyordu.

      Ama tüm bunlar olurken yine de Emeviler İslam devletini Endülüs'e kadar götürdü.  İran Osmanlı zamanın en güçlü imparatorlukları oldular.

      Sonra işler sarpa sarıp Batı ileri gidince başladık İslam'ın ahkamını iyi yaşamıyoruz da ondan vs. demeye başladık. Oysa bizim farklı yaptığımız bir şey yok. Şii Sünni o zaman bir birini kesiyordu bugün de kesiyor. Padişahlar o zaman fazla eleştiri yapan şairin kellesini alıyordu bugün de gazetecileri konsoloslukta öldürtüyor. Ama artık dünya değişti bunlar göze batıyor sadece.

      Sil
    6. muta nikahı son 200 yılda mı icat edildi? biat etmeyen memlekete ordu gönderip kılıçtan geçirmek, karısına kızına tecavüz etmek, esir almak 50 yıl önce mi bulundu? tutturmuşsunuz bir dış güçler, akıllı olun dış güce mağlup olmayın o zaman!

      Sil
    7. Kardeş sen ne düşüncedesin, ateist misin? Dini inkar mı ediyorsun? Yoksa sadece kendine ait bir islam anlayışına mı sahipsin? Biraz açıklasan da ona göre yazsak. Ben yazarın düşüncesine göre bir şeyler yazıyorum. Sen itiraz edince de yazarı savunuyormuşsun gibi algıladığımdan yine o düşünceye göre cevap yazıyorum. Anladığım kadarıyla yazarın düşüncelerini de paylaşmıyorsun.

      Sil
    8. Senin derdin ne kardeşim yine klasik ateizm geyikleri mi?

      Sil
    9. Ben yukarıdaki yazıyı yazan kişiyim, ateist, deist filan değilim, yazdıklarımdan belli oluyor olsa gerek neyi savunduğum. Niyeyse ateistler buralara takılıp dinle ilgili oradan buradan duydukları bir iki şeyle ona buna laf atıp duruyorlar. Bizim ateistler de cahil oluyor ne yazık ki.

      Sil
    10. Hangi yazı, Yorum kısmındaki yazı mı? Maalesef kardeş, islam düşmanlığı yaptığını anlıyorum ama genel olarak neyi savunduğunu anlamıyorum, diğer arkadaş da benzer tepki verdiğine göre o da anlamamış. İkimiz de atest olduğunu düşünmüşüz.

      Sil
    11. Evet yorumu yazan. Niye ateist olduğumu düşündün? Senden farklı düşündüğüm için mi? Tam olarak hangi cümlemden vardın bu sonuca? Niye öyle düşündünüz ikşniz de biliyor musun? Çünkü geleneği din zannediyorsunuz da ondan. Dini inkar eden tek bir cümle var mı yazdıklarımda? Emeviler kabeyi yıktı demek mi dinden çıkarıyor insanı?

      Sil
    12. Arkadaşım kimse müslümanlar hatasız demiyor ki! İslam tarihinde çok trajediler de yaşanmıştır, bir çok başarılar da yaşanmıştır. Biz bunları konuşmuyoruz ki. Bu konuları gündeme getirenler genelde atesitler olur.
      Tamam ateistlerden değilsin bu anlaşıldı, o halde Sen neden o konulara giriyorsun? Nereye varmaya çalışıyorsun, ne demek istiyorsun? Her söylediğin şeye tek tek girmeye lüzum görmüyorum, fakat şu kadarını söyleyeyim, Eğer bu bahsettiğin yanlışları islam dünyasının savunduğunu düşünüyorsan yanılıyorsun.

      Sil
    13. Niçin bu konulara giriyorum? Çünkü İslam dünyasında pek çok kişi tabi ki bunları savunuyor. Bahsini ettiğim 9 yaşında muta olayı Bağdat'ın arka sokaklarında yaşanmıyor, bizdeki Eyüp Sultan gibi bir yer var Şiiler için kutsal bir caminin çevresinde, orada mollaların küçük küçük dükkanları var, nikah filan kıyıyorlar. Gizli kamerayla gidiyorlar oraya farklı farklı mollalara soruyorlar bir tane iki tane değil bir sürü molla muta kıyarım diyor, kimisi katalog veriyor ellerine sen seç buradan 1 saat 1 gün ne kadar istiyorsun kıyarız nikahını diye. 9 yaşında kızla kıyarmısın diyorlar bir sürüsü olur yaparız diyor. Ekipten bir kadın telefonda 12 yaşında kız gibi konuşuyor, takside giderken kıyıyor molla 12 yaşında kızla nikahı. Sonra resmi nikah dairesine gidiyorlar, bir sürü 13-14 yaşında kız geliyor evlenmeye babasıyla birlikte. Bir adama soruyor niçin kızını bu yaşta evlendiriyorsun diye. Benim de içim rahat değil ama 18 yaşını beklesem kimse almaz bu kızı diyor.

      Niye verdim bu detayları zira kafanda bir hayal dünyası var oraya bakıp sahadaki gerçekleri görmeyi reddediyorsun. İslam dünyası bunlara hep karşıymış vs. Eğer Irak toplumu bunları reddediyor olsaydı, Irak toplumunun en azından bir kesiminde bunların bir meşruiyeti olmasaydı bunlar gerçekleşebilir miydi? Gelinen noktada Türkiye'de olmaz bunlar, hatta İran'da da olmaz ama Irak'ta oluyor. Sürekli İsrail ve Amerika ile uğraşıp duruyor Müslümanlar ama aslında onlar sadece Müslümanların sefaletinden istifade ediyor kendi çıkarları için. Ortadoğu'da 5 milyon Yahudi var, 500 milyon Müslüman var. Eğer Müslüman toplumlar bu durumda olmasa bu kadar etkisiz olurlar mıydı?

      Emevilerin yaptıklarına herkes karşı çıkıyor diyorsun. Oysa İslam siyaset teorisi, ululemre itaat vs. hep o dönemden kalma. Oysa 2020 yılında dünyada demokrasi diye bir şey var. Müslümanlar bunu kabul ediyor mu? Etmiyor. En azından çok büyük kısmı etmiyor. Niye etmiyor? İslam'da demokrasi yok diye. Etmeyince ne oluyor. Baskı oluyor, şiddet oluyor, iç savaşlar oluyor. Şii iktidara geldiğinde sünniye hak vermezse ne yapar Sünni? Sünni iktidara geldiğinde sekülerlere dünyayı dar ederse ne yapar o adam? Şiddet demokrasi karşıtı bu bakış açısının zorunlu sonucudur. Demokratik olmayan bir rejimin şiddet üretmesinden başka bir sonuç olamaz. Emevilerin yaptığı da bundan başka bir şey değil. Adama diyorsun ki gel bana biat et. Hayır olmaz diyor Medine'deki Mekke'deki sahabe veya onların terbiyesinden geçenler. Adam da nasıl boyun eğdirecek? Şiddet kullanarak. Karısına kızına tecavüz etmek, kabeyi yıkmak bir mesajdır bu insanlara. Sen buna karşısın ama sana biat etmeyenlere şiddet uygulamaktan çekinmiyorsun. Nasıl oluyor bu?

      İslam dünyasında kimse şiddete karşı filan değil, demokrat da değil. Evet belki Emeviler sahabenin karısına kızına tecavüz etmiş ne düşünüyorsun desen insanlar karşı çıkar ama kimisi Kürtçülük yapanın karısına kızına tecavüz edelim desen olur der, kimisi fetöcünün karısına kızına tecavüz edelim desen olur der. Kimisi Şii'nin karısına kızına tecavüz edelim desen olur der. Kimisi ateistin karısına kızına tecavüz edelim desen olur der. Kimisi dindarın karısına kızına tecavüz edelim desen olur der. Toplumsal bir sorun var. Şiddete karşı çıkamayan farklı olanla bir arada yaşayamayan bir zihniyet var bizim toplumlarda. Yalan mı bu? Yok mu bunları söyleyen insanlar? Nefretle dolup taşıyor bu topraklar. Her yerden nefret akıyor. Herkes kendisi için özgürlük, kendisi için demokrasi istiyor, diğerlerineyse alabildiğine nefret. Ateistlerden farkım şudur ki onların çoğunluğu da bu grubun bir parçası, yani nefretle dolu kendileri gibi düşünmeyenlere, dindarlara şunlara bunlara.

      Sil
    14. Kardeş burada anlaşamamızın sebebi, konuştuğumuz konuların farklı olması. Burada bahsettiğim konulara cevap olarak sen öyle konularla karşı çıkıyorsun ki, sanki ben o söylediklerine zıt düşünüyorum. Senin verdiğin örnekler benim bahsettiğim konuları çürüten örnekler değil ki, onlar farklı konular. İtiraz edeceğini bile bile söylüyorum, senin sorun olarak ortaya koyduğun örnekler, ehl-i sünnet itikadını hakkıyla yaşayabilen toplumlarda ortaya çıkmaz. Eğer böyle sorunlar varsa bunların sebebi islamın değil, bunlar kendine müslümanız diyen insanların suçudur. Şimdi senin söylediğin her parağrafa kısaca cevap vereyim.

      1. İlk parağrafta bahsettiğin konu islam tarafından reddolunmuştur. Bunları yapan ve kendine müslüman diyen insanların varlığı bu sonucu değiştirmez. Bunlar islamda vardır diyenler ise sapkın bir inanca sahiptir. İkinci olarak, madem böyle hadiseler var, senin bunun için çözüm önerin ne ve bu öneri doğrultusunda bu güne kadar ne yaptın? Sen buna eminim ki elle tutulur bir cevap veremezsin, beni utandırmanı bekliyorum.

      2. İkinci parağrafta sahadaki gerçekleri göremediğimden bahsetmişsin, nasıl bu sonuca vardın? Şu kadar söyleyeyim, bu bahsettiğin sorunlar için bir çözüm önerim var ve eksik de olsa bu yönde çalışıyorum. 1. maddede sana yönelttiğim soruyu bu parağraf için de yöneltiyorum.

      3. üçüncü parağrafta yine farklı bir konulara dalmışsın. Birincisi ulul emre itaat Kur'an'da olan kati bir hükümdür, hakkında açıkça ayet de var, hadis de var, icma da var. Senin zannettiğin gibi emeviler döneminde uydurulmuş bir şey değil, bilakis dört halife döneminden bil itibar ashabı kiram bu hususta ittifak halindedir. Sen o konuyu yanlış biliyorsun anlaşılan.

      İkinci olarak, dünyanın en demokratik ülkesi olan USA'in o bölgede en büyük katliamı, tecavüzü yaptığını görmüyorsun. En büyük şiddeti üreten devlet dünyanın en demokratik ülkesi olan ABD'dir. Demek ki neymiş, demokrasi şiddeti azaltıyor öyle mi. Senin bu söylediğin olaylar ABD Irak'a demokrasi getirdikten sonra oldu. Şimdi söyle kim hayal aleminde, sen mi ben mi?

      4. Dördüncü parağrafta bahsettiğin iğrenç fiil, islam dünyası tarafından reddolunmuştur. Bunu yapanlar büyük günah içindedir, mübah görenler ise, bunu tasvip edenler sapkınlardır.

      SONUÇ: sürekli kötülüklerden bahsediyorsun, peki söyle niçin bahsediyorsun, ortaya bir çözüm de koymuyorsun? Aynı soruyu tekrarlıyorum amacın ne? Nereye varmaya çalışıyorsun?



      Sil
    15. Her kötülüğü bu İslam'da yok diyerek savunmak sonucu değiştirmiyor. Mısır'da kendini en has Müslüman gören teröristler Cuma namazından çıkan insanların üzerine ateş açıp 300 Müslümanı öldürüyor, bunlar Müslüman değil. Işid Ürdünlü Müslüman pilotu yakarak öldürüyor, Süryani kadınları cariye yapıyor bunlar Müslüman değil. Mısır'da karısının kızının başı örtülü her konuşmasına bismillah diyerek başlayan Sisi binlerce Müslümanın üzerine ateş açarak öldürüyor bunlar Müslüman değil. Irak'ta mollalar 9 yaşında kızları satıyor bunlar Müslüman değil. Allah katında kim Müslüman kim değil ben bilemem fakat Müslüman toplumlar uzaylı mükemmel Müslümanlardan oluşmuyor bu insanlardan oluşuyor. O halde kimin Allah katında gerçek Müslüman olup olmadığı boş bir tartışmadır. Ona göre sen Müslüman değilsin sana göre o Müslüman değil. Sorunları bu şekilde inkar etmek bir şeye yaramıyor. Niye yazıyorum bunları zira geçmiş başarılardan, Batı'nın ahlaksızlıklarından bahsedip duruyor insanlar. Kendilerini kandırıyor. Önce bir sorunu görmek lazım. İslam tarihi hep başarılarla dolu filan değil. Bugünkü sorunlar son 200 yılda başlamadı. Batı en azından kendi içerisinde barış içinde yaşıyor. Bizim toplumların dış güçlerden daha önemli sorunları var. Teşhisi koymadan nasıl tedavi yapılacak? Önce bir sorunlarımızı kabul edelim.

      Demokrasi ahlak rejimi değildir, insanları daha ahlaklı yapmaz. Ama barış içerisinde bir birini öldürmeden yaşamalarını ve gelişmelerini sağlar. O nedenle demokrasiye geçmekteki amaç bizim Rusya'da Almanya'da Çin'de katliamlar yapmamızı engellemesi değil kendi ülkelerimizde barış içerisinde yaşamamızı sağlamasıdır. Almanya'nın yarısı katolik yarısı protestan zamanında çok kan dökülmüş bu yüzden ama bu gün bunları bir birine düşüremezsin. Amerika'da 72 millet bir arada ciddi bir sorun olmadan yaşıyorlar. Bu ülkeler kendi vatandaşının üzerine ateş açıp binlercesini öldürmüyor, her Pazar bir grup diğerinin kilisesine bomba koyup yüzlercesini öldürmüyor, onlara karşı nefretle yaşamıyor. Müslüman ülkeler de bu noktaya gelsin, daha sonra fazla demokrasi yüzünden Irak'ın ABD'de yaptığı katliamlara, Suriye'nin Alman göçmenlere uyguladığı insanlık dışı muamelelere, Mısır'ın İngiltere'deki darbeye destek vererek gösterdiği iki yüzlülüğe vs. hep birlikte karşı çıkarız, orası kolay.

      Ululemr gibi kavramları zamanında padişah vs gibi anlamış olabilirler ama bugün artık bu kavramları o şekilde anlayarak gidilebilecek bir yer yoktur. Bu kavramları meclis olarak anlarsın, devlet olarak anlarsın, hükümetin başındaki kişi olarak da anlarsın. Ama bunu Hayrettin Hoca gibi bir çeşit diktatörlük olarak anlarsan bugün İslam dünyasının yaşadığı sorunlardan başka bir şeyi yaşaman mümkün değil. 2020 yılında yaşıyoruz her insan bir dünya. Kimse bir adamın ağzına bakıp oturmaz. Nitekim oturmuyor da. Ortalığın bu kadar karışık olması bundan aynı zamanda. Gençler görüyor dünyada ne var ne yok, kendi liderlerinin anlattıklarına bakıyor çıkıyor sokağa. Sürekli kibriti kim çaktıyla uğraşıyor dindarlar. Peki niçin tüm Müslüman toplumlar barut fıçısı? Her taraf barut fıçısıysa kibrit çakmak ve çakacak adam bulmak çok mu zor? Herkesin elini mi tutacaksın aman kibrit çakma diye. Hayrettin Hoca'nın yöntemi barut fıçılarını azaltır mı, artırır mı? Niye öneriyor bu sistemi? Kendi gibi düşünmeyenler iktidarı ele geçirmesin diye. Bu zihniyet tüm sorunların temeli. Saddam bu yüzden katliamlar yaptı. Şiiler bu yüzden Sünnileri kesiyor, Sünniler bu yüzden Işid'e destek veriyor. Esed bu yüzden Rusya'yı İran'ı çağırıp kendi halkına karşı dış güçlerin desteğiyle katliam yapıyor vs. Ancak herkesin adil bir şekilde temsiliyle şiddet yerine konuşarak çözülebilir sorunlar. Hep bana hep banadan şiddet dışında bir şey çıkmaz ve Hayrettin Hoca hep bana hep bana diyor. İslam budur diyorsanız İslam'a hakaret ediyorsunuz demektir bana göre.

      Sil
    16. Kardeş, ben senin yazdıkların ile ilgili madde madde yazı yazıyorum, ama sen bunlara cevap veremiyorsun. Kaç soru sordum hepsini havada bıraktın. Ben yine senin yazdıklarının bazı noktaları ile ilgili bir kaç şey yazacağım, diğerleri için yazmaya gerek yok çünkü tekrardan öteye bir şey olmayacak.

      1. "Her kötülüğü bu İslam'da yok diyerek savunmak sonucu değiştirmiyor." yazmışsın. Şimdi ben İslam'da olmadığını söyleyerek kötülüğü savunmuş oluyorum öyle mi? nasıl bir mantıktır bu?

      2. Ne kadar büyük olursa olsun günah işleyen hiç kimseyi "müslüman değil" diye itham edemezsin. Yazınca bolca bu cümleyi kullanmışsın. (Savunmak için söylemiyorum, seni uyarmak için söylüyorum)

      3. Ulul Emir ile ilgili ayetin farkına varmışsın bu güzel. Fakat bu seferde kendince farklı anlayalım diyorsun. Ulul emir ayette açıkça yazan bir konu. Eğer kendi görüşüne göre bu ayeti yorumlayarak farklı bir anlam yüklemeye kalkarsan, Yahudiler'in tevrata yaptığından farklı bir şey yapmamış olursun. Zira onlar, Ayette açıkça yazdığı gibi kelimeleri eğip bükerek tevratı tahrif etmişlerdir.

      4. Sana katılıyorum Hayrettin Karaman'ın söylediklerine itibar etmeyelim. Peki kime itibar edelim? Kimler doğru kişi?

      Sil
    17. 5. "Teşhisi koymadan nasıl tedavi yapılacak? Önce bir sorunlarımızı kabul edelim." demişsin. Doğru söylüyorsun. Ama en önemli şeyi söylemiyorsun. Tüm yazı boyunca sorunları söylüyorsun, ama teşhisi söylemiyorsun. Teşhisi söylemediğin gibi tedaviyi de söylemiyorsun.

      Sil
    18. İslamda yok diyerek İslamı savunuyorsun kendince kötülüğü değil ama bunların pek çoğunun İslamda karşılığı var.

      Cariyeler ilgili de ayetler var. O ayetleri miçin görmezden geliyorsun?

      Sil
  6. Elimizde Kuran-ı Kerim olmasaydı sadece hadislerle bir dinden söz edilemezdi. Ama 1. kaynak Kur'an olmak üzere, hadisler Kur'anı anlamada ve anlamlandırmada güçlü bir dayanaktır. Reddedilemez.

    Herkes uydurma hadislerden bahsediyor. Buyrun hadi uydurun siz de o zaman bir hadis. Tutar mı sizce?

    Hadsiz Taslaman o programa getirdiği idrarı kendi tepesinden aşağı boca edebilir. Çünkü hiçbir zaman müslümanlar o hadisi bir emir veya tavsiye gibi algılamamıştır. Hadis kitaplarında rivayet ve sıhhat durumuyla ilgili yorumlarla yerini almıştır o kadar. (Belki gün gelir belirgin bir anlamı çıkar ayrı.)

    Sözün özü şu arkadaşlar. Hadis alimleri ulaşabildikleri hadis rivayetlerini kaybetmek istememiş, "big data" olarak kayda geçirmiş ama ondan sonra da sıhhat analizleri yapmışlar ve hadislerin bilgi olarak nasıl değerlendirileceği konusunda bir usul ortaya koymuşlardır. "Veri" ile "bilgi" aynı şey değildir. O usulü gerçekten bilen, biraz fıkıh bilen bir insan hadislerle ilgili bühtana düşmez. İnsan aklının ve emeğinin mükemmel bir ürünüdür hadis ilmi.

    Dinin hadislerle bozulduğunu ve Kur'ani çizgiden çıktığını iddia edenler, hadisler olmasaydı Kur'an ayetlerinin nasıl çok daha kolay istismar edilebileceğini, isteyenin istediği yöne çekebileceğini bir düşünseler. Peygamberimiz Kur'anın dosdoğru anlaşılmasını sağlamıştır ve hadislerle bu durum devam etmektedir.

    Adam hadis külliyatını reddediyor ama kendi görüşlerini açıklamak için kırk tane kitap yazmış. Kendi çevresinde her dediğine evet diyen bir kitle oluşturmuş. Haşa peygamber gibi ahkam kesiyor. Hayır müritlerine olta vermiyor, yani Kur'andan nasıl anlam çıkarılacağının usulünü öğretmiyor. Hangi ayetin nasıl anlaşılması gerektiğine, ayetlerin anlamlarına dair ahkam kesiyor. Peygamberi aradan çıkarıp Kur'anı benim anladığım gibi anlayın diyen adam haşa peyamberlik taslıyordur! Böyle kaç tane var artık sayamıyoruz.

    Bize son peygamber yeter arkadaşlar. Kur'an ve sünnetin ışığı yeter.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deve sidiği içme yarışına girmeyen ümmet-i Muhammed anladı hadis nedir, usul nedir ama hadis düşmanları anlamadı maalesef. Ya kafa basmıyor ya niyet bozuk.

      Sil
    2. O hadis inkarcıları bırak deve sidiğini içmeyi, eğer tek çaresi köpek pisliği olan bir hastalığa yakalansalar onu bile yerler. Ama insanların tiksineceği bir yerden akılları sıra hadisleri insanların gözünde değersizleştirmeye çalışıyorlar.

      Sil