The Kiss of Judas: "Bal-yok" - Münferit Fikir Platformu

SON

10 Eylül 2019 Salı

The Kiss of Judas: "Bal-yok"





Merhaba, uzun süredir Twitter’da, gerek şu an ki “The Cemaat” medyasının, gerekse bireysel kullanıcıların anlamamak üzerinde ısrarla durduğu bir çeşit körlük olan "balyok" programı üzerine olan komik argümanlar üzerine konuşacağım. Fakat izninizle konuyla birkaç yönden bağdaştırdığım, bundan önce İsa (as) ve Yahuda İskariyot (Judas) arasında geçen ve dillere pelesenk olmuş bir kavramın nasıl ortaya çıktığını anlatmak istiyorum.

İsa (as) havarileri ile köyleri gezip davasını anlatırken, aralarına bir vakit Keriyot'tan (İsrail’de bir yerleşim yeri) Yahuda isimli bir kişi katılır. İsa'nın havarilerinden bazıları ona başta soğuk bakarken, Petrus'un olumlu telkiniyle havarilerin arasına kabul edilir. İsa, Yahuda'ya birtakım görevler verir ve Yahuda, kendini o işleri yaparak sevdirir fakat aynı zamanda ilk tanışmada kuşkuya neden olan eski alışkanlıkları kabul edilişten sonra da devam eder. Bu olay Leonid ANDREYEV'in kitabında şöyle anlatılır: "sürekli yalan söylüyordu Yahuda, ama buna da alışmışlardı, çünkü yalanı takip eden kötü bir davranış görmüyorlardı; ayrıca yalan Yahuda'nın konuştuklarına ve anlattıklarına özel bir ilginçlik katıyor ve hayatı gülünç, bazen de korkunç bir masala benzer hale getiriyordu."

Yahuda’nın bu alışkınlığının nedenini yine aynı kitapta şu şekilde hikâye ediliyor: "ona göre, iyi insan olarak adlandırılanlar edimlerini ve düşüncelerini gizlemeyi becerebilenlerdi; ama böyle bir insan kucaklanır, kendisine sevecenlikle yaklaşılır... "

Yahuda ile beraber sayısı 12 olan havariler köyleri gezmeye devam ediyor fakat Yahuda burada yaşayanlar hakkında kötü şeyler anlatır, başlarına bir belanın geleceğini söylerdi.

Burada İsa (as) hikayesine bir ara verip neden bu hikâyeyi anlattığımı ve konuyla nasıl bağdaştırdığımı anlatmak istiyorum. Bir ihanetin anatomisinin ruhsal çözümlemesinin yapıldığı bu kitapta "HE" ve Yahuda arasında bazı benzerlikler olduğunu düşünüyorum.

Gülen’in "Allah ile aramdaki sırrı bana söyletmeyin" tarzı 15 Temmuz 1990'da Süleymaniye Camisi'nde vb. hutbe/vaazlardaki ezoterik söylemleri tıpkı Yahuda'nın yalanlarının ona özel bir ilginçlik katması gibi. Şöyle ki hem “Gülen” hem Yahuda dikkatleri üzerine çekmek ve bu konumu da korumak maksadıyla ezoterik söylemlere başvurduklarını anlıyoruz.

Ezoterizm bu manada şu özelliklere sahip; ezoterizme göre bilgi öğrenilmiş, kişisel çabayla elde edilmiş, akli tefekkür yoluyla kazanılmış ya da içtihadi bir bilgi değildir. Bir tür ilham, aydınlanma ya da vehbî olarak elde edilmiş bir bilgidir. Bununla birlikte ezoterizme göre bu bilgi sırdır ve adaylara derece derece verilir ve her derece için yeniden ahit yapılır; ahde vefa ise en önde gelen değerdir.

Yine aynı şekilde Yahuda’nın havarilere ve İsa (as)’a: "Başlarına bir belanın geleceğini söylerdi " ifadesi ile Gülen’in Hizmetin geleceği (fonlu) sohbetinde: "Ben bir yıkılış çatırtısı duyuyorum, bir çözülüş çatırtısı duyuyorum...Bugün mu yarın mı öbür gün mü? Ama kim bilir o 25 yıl sonradır ..." ifadesinin aynı halet-i ruhiyenin ürünü olduğunu düşünüyorum.

İyi de “He”nin söylediklerinden aldığım kesitin, genel konuşmasına bakınca farklı olduğunu, basit bir çarpıtma olduğunu söylediğinizi duyar gibiyim. O halde biraz daha bekleyin henüz İsa ve Yahuda arasındaki hikâye bitmedi.

Yahuda'nın havarilerle arkadaşlığı süresince sürekli ilgiyi kendine istemesi, bunun için yalan, paranoya vb. usulleri kullanması bir süre sonra havariler ve İsa arasında ona hoş gözle bakılmamasına, arkadaşlıklarının iğreti bir hal almasına neden olur. Ve bir gün Yahuda gizlice o dönem Musevi liderlerinden Baş Kohen Hanan'ın yanına gider ve İsa hakkında iftiralar atar. Aralarında ki konuşma oldukça ilginçtir ve bizi ilgilendiren kısım şu şekildedir:

Baş Kohen Hanan: İsrail'de düzenbazdan ve deliden çok ne var!
Yahuda: Hayır, o tehlikeli biri, -diyerek itiraz etti- halkın tamamı yok olacağına, varsın bir insan yok olsun.

Baş Kohen ile belli bir ücret ve İsa (as)’nın ölüm fermanı üzerine anlaşarak ayrılan Yahuda, havarilerin yanına gider meşhur son akşam yemeği yendikten sonra Gethsemani denen yere hareket edilir. Gethsemani’ye varılan sürece kadar belki de Yahuda içinde öteden beri sakladığı planın sonuçlarını perdelemek için İsa (as) ve havarilere hitaben: "Arkadaşlar bizler geziyoruz, dolaşıyoruz insanlara yeni şeyler anlatıyoruz ama belki bizleri tutuklayacaklar, belki bir köle gibi esir pazarlarında satacaklar, bir suçlu gibi zindanlara atacaklar, belki de ölüme mahkum edecekler.. Fakat yolun kaderi bu değil mi, arkadaşlar?" demiştir, zaten olacakları bilerek.

Gethsameni’ye gelindiğinde İsa (as) ve havariler gece vakti dinlenme için etrafa dağılmış uyumaktadırlar ve ansızın bir patırtı ile karşılarında Roma askerlerini ve onlarında yanında Yahuda’yı görürler. Yahuda, İsa'ya yaklaşır ve yanağına bir öpücük kondurur, böylelikle Roma askerleri İsa’yı, havarilerden ayırarak tespit etmiş olurlar. O günden bugüne Yahuda’nın öpücüğü "dostça gözüken ancak karşı tarafa zarar veren davranış " simgesi ve ifadesi oldu. Hristiyan teolejisine göre İsa (as) çarmıha gerilmeden hapishanede tutulur ve orda tartaklanır dövülür, Yahuda ise o hapishaneye gidip gelir uzaktan uzağa İsa’yı gözetler. Çok pişman olur ağlar, deli divane olur. Belki de o dönemin kralı Pontius Pilatus’dan uluslararası adil bir mahkeme dahi istemiş olabilir, kim bilir..?

Evet İsa (as) ve Yahuda'nın hikayesi bizim inancımızla benzerlikleri olsa da İsa (as) haça gerilmesi ve bazı havarilerinin gözyaşları içinde onun ölümünü izlemesi ile sonuçlanıyor. Gelelim bizim hikayemize: "Balyok"a

Bununla ilgili internette MİT’in hazırladığı iddia edilen kolayca temin edilen bir raporda şu şekilde tespitler var:

“2.4 ByLock Uygulamasını Global ve Ticari Anlık Mesajlaşma (Instant Messaging - IM) Uygulamalarından Ayıran Farklılıklar

Anlık mesajlaşma uygulamalarının çoğu, kullanıcılara kolay kullanım özelliği sunmaktadır. ByLock uygulamasında ise, uygulamayı kullanan şahıs, iletişim kurmak istediği şahsa ait “Kullanıcı Adı” bilgisine sahip değilse, bu kişi ile iletişim kuramamaktadır.

Anlık mesajlaşa uygulamaları, kullanıcılarına hızlı iletişim imkânı sunar. ByLock uygulamasını kullanan bir şahıs uygulamayı telefonuna indirdiğinde, rehberindeki diğer şahısların uygulamayı kullanıp kullanmadığını görememekte, şahıslar ile doğrudan iletişime geçememektedir.

Anlık mesajlaşma uygulamalarının çoğu, reklam vb. servisler ile uygulamanın olabildiğince çok kullanıcı tarafından kullanılmasını sağlamak suretiyle uygulamanın marka değerini ve kazancını arttırmayı hedeflemektedir. ByLock uygulamasında ise daha fazla kullanıcıya ulaşmak ve ticari bir değer haline gelmek yerine ‘anonimlik’ temelinde belirli bir kullanıcı sayısını aşmamak istendiği anlaşılmaktadır.

Anlık mesajlaşma uygulamalarında, şahıslar sosyal çevresiyle günlük ve çoğunlukla rutine dair iletişime geçmektedir. ByLock uygulamasındaki iletişim ağı ve içerikler incelendiğinde ise, örgütsel amaç ve temalı bir kullanım görülmektedir.”

Zannederim Akıncı üssü yakınlarında tarla bakmaya ya da belgesel çekmeye gitmediyseniz bu programın “kendi tabanını konsolide tutmak ve kontrol edebilmek”, ikincisi “üyelerini perdelemek”, üçüncüsü “olası tespitlerde oluşacak mağduriyetlerden faydalanmak” şeklinde üç temel amacının olduğu değerlendirilmelerini hak vereceksinizdir. Sözüm sana değil Morbeyin, namaz vakitleri programları mağduru kardeşim. Sözüm Twitter’daki şu zihniyete:


“Gazete dergi bylock suc deil. Bankaya para yaptirmak, fethullah gülenin kitabindan sohbet yapmak suc deil. Fethullah guleni halen seviyor olmak da suç deil. Cemaatte abilik yapmis olmak da suc deil. Cemaatten olup asker veya memur olmak da (abilerinden emir almadigi surece) deil.”

Sorun sadece bununla kalsa iyi, farz edelim bu yapının yetkin bir kişisi çıktı ve evet bylock suçtur dedi ve bizden kim kullanmışsa ve buna vesile olmuşsa suçludur dedi. Bu seferde literatürde yer etmiş bir safsata çeşidi olan "gerçek abiler böyle bir şey yapmamıştır, hiçbir gerçek abi bunu yapmaz. Yaptıysa da artık abi değildir, mit ajanıdır, içeri sızmış perinçekçidir vb. artık hayal gücünüzle sınırlı "no true scotsman" (1) safsatası öne sunuluyor. Zaten bu yapı hiçbir şekilde kötü bir şey yapmıyor, hep ALLAH onlarla beraber. Eğer bir şey kabul edilmek zorunda kalındıysa no true scotsman safsatası, yok kabul edilmemiş ise ostrich syndrome (devekuşu sendromu ile sus ve görmezlikten gel) ve şuradaki gibi:


"Çok şükür... hücrede kalıp vallahi ölene kadar kalsam yine raziyim diye gözyaşları icinde Allahın lutuflarini anlatan abi gördüm. Tabi iman meselesi.  Belki bize dipsiz kuyu gibi gelecek yerler onlara cok daha farkli gelebiliyor." Sadece sus ve Allah’tan lütufların gelmesini bekle, Sırlar dünyası: Reloaded. (Biletler Twitter’da, satış almak için yetkili ve tedbirli şakirtlerimizle iletişime geçiniz)

Dostoyevski, Ezilenler romanında bir durumu tasvir etmek için Avrupa kültüründe kendine yer edinmiş Polichininelle isimli kukla bir (karagöz-hacivat gibi) karakteri kullanır. Bu karakterin en önemli özellikleri şu şekilde tanımlanır: kötü huyları vardır ve ağzında bakla ıslanmaz ve günlük dilde herkesin bildiği gizli sır anlamında "Secret of Polichininelle" terimiyle meşhur olmuştur. İşte bu yapının belli konuları açıklamadaki hali pürmelali "Polichininelle’nin sırları " gibidir.

Evet bir kısmı bylock ile bir kısmı başka şeylerle Yahuda'nın soğuk öpücüğü ile öpüldü, bir şekilde tutuklandı. İşte bu nedenle ben Bylock'u Yahuda'nın öpücüğüne benzetiyorum. Peki ne uğruna? Bence Yahuda'nın dediği gibi: halkın tamamı yok olacağına, varsın bir insan yok olsun. Belki de "Mahrem hizmetlerin tamamı yok olacağına varsın diğer tümü yok olsun " denilmiştir değil mi?

Buraya kadar geldiyseniz son bir not, her nerede olursa olsun Polichininelle’nin sırları size sorulduğunda komik duruma düşmemek için öncelikle aklınızla alay edenleri engelleyin ve Voltaire'in orta çağ sahtekarlarına dediği gibi: "Écrasez l'infâme (Rezaleti süpürün/yok edin)" diyelim birbirimize.

- Ender Toprak

(1) Terimin kullanımı Antony Flew isimli İngiliz filozof tarafından ortaya atılmıştır.
Bir İskoçyalı olan Hamish Mcdonald'ın Glasgow Morning Herald gazetesini açıp "Brighton seks manyağı tekrar saldırdı" (İngiltere’nin güneyinde bir şehir, dolayısıyla manyak ingiliz) başlıklı bir makale gördüğünü düşünün. Haberi okuyan Hamish şok geçirir ve "bir iskoç olsaydı böyle bir şey yapmazdı" der.
Ertesi gün yine Glasgow morning herald okurken bu sefer, Aberdeen'li (İskoçya’da bir şehir) bir adamın acımasız eylemleri konusunda bir makale okur. Öyle ki Brighton seks manyağı neredeyse bunun yanında centilmen kalmaktadır.
Bu gerçek, Hamish'in fikrinin yanlış olduğunu gösteriyor, ama Hamish bunu itiraf eder mi? pek değil. Onun yerine "hayır, gerçek bir İskoç böyle bir şey yapmazdı" der. (https://eksisozluk.com/entry/30117832)

2 yorum:

  1. Ey şakirt! sadece "balyok" olayı nasıl bir piyon olduğunu göstermiyor mu? hala mı akıllanmayacaksın? israf ettiğin aklının hesabını bile veremeyeceksin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Arkadaslar bir cok konustugum insan kendini bu sistem icinde cok comfortable hissediyor. basina gelmeden nasil bir problemle karsi karsiya oldugunu dusunmek bile istemiyor.

      Yapacak bir sey yok

      Tayyip maalesef hakli. HASHASI demisti ya. uzucu ama baya bir cemaating simdi ki takipcileri gulenin konusmamasina isyan etmeyenler, hala eski duzenin devamini sorgulamayanlar. ins o hashasiligin etkisinden kurtulunca akillari basina gelince cok kizacaklar.

      Burda kizanlarda (kendim gibi) o etkiden kurtulmus olanlar.

      Bu cemaatte guc sahibi olanlar muthis suclara yanlisliklara haksizliklara imza attilar ve kendilerini mubarek diye sattilar.


      Bir Soru:
      Gulenin damatlari Adem Kalac, Ahmet Kurucan, Cevdet Turkyolu
      herbirinin gercek zenginligi ne kadar?

      Soyliyim size Adem ve Cevdet super zengin
      Ahmet kurucan bilmiyoruz.
      o zaman cemaatin basina o oynuyor.
      digerleride parayi tutuyor...


      Peki yaninda ki cevdet milyonerken, gulenin benim bir ceketim dahi yok yada bir ceketim var tozlu demesi nedir?
      soyliyim RIYAdir...

      Sil