Ben, Öfkeli Bir Kadın - Münferit Fikir Platformu

SON

15 Mayıs 2019 Çarşamba

Ben, Öfkeli Bir Kadın





Ben, öfkeli bir kadın olmaktan başka bir miras devralamayan kızgın Türk genci, bir Türk kadını.
Ülkemin kendini bilmez erkeklerinin elinde bir oyuncağa dönüştü hayatlarımız… Biri ne kadar örtüneceğime diğeri ne kadar açılacağıma bir türlü karar veremediler.

Muhafazakâr ve Kemalist erkeklerin kavgası bir türlü bitmediği için bana, kadına, kadınlara, ihtiyaçlarımıza, hayallerimize ve düşlerimize asla sıra gelmedi.

Ben, tercih yapmayı bilmeyen, ben, korumaya ihtiyacı olan, ben, elinin hamuruyla erkek işine karışmaması öğütlenen, susması tembihlenen, uyumlu ve sessiz kalmaktan başka seçeneği olmayan, şaşkın Türk genci, Türk kadını...

Ben, açık giyinince "aranan" kapalı giyinince "şeriatçı" olmakla yaftalanmaya mahkûm Türk genci, Türk kadını...

Eğitim alıp, okumuş bir yurttaş olmak istiyorsam, Kemalist büyüklerimiz bizzat bizleri elleriyle giydirmeye ve de devlet gücünü arkalarına alarak bizleri çağdaş kadın yapmaya hazırdılar...

Biz, nasıl giyineceğine ve ne giyineceğine kendisi karar veremeyen! şaşkınlardık...

Eğer mütedeyyin ailelerimiz Kemalist büyüklerimiz gibi düşünmüyorsa yani başörtülü bir genç kız iseniz, önünüzdeki müthiş birkaç seçenek şunlardır:

Ya eğitim almayacak, 16 yaşında kocaya gidecek, 18 inde anne olacaksınızdır.

Tabi ki düşünüp taşınmadan, el âlem ne der kaygısıyla-kesinlikle Allah emrettiği için değil-ortam gereği örtülü olacak, dizinizi kırıp evde oturacaksınızdır.

Erken yaşta evleneceğinizi için, hayatı muhtemelen kaynana, görümce ve koca gezegenleri arasında uyum sağlamaya çalışıp, nasıl insanlarla makul bir şekilde geçinilir, nasıl daha silik, sessiz, tercih yapmadan, bir istekte bulunamadan yaşanır diye geçireceksinizdir... Ne büyük bir gelecek tasavvuru ama!

Ya da başörtüsüyle eğitim alma gibi bir tercihte bulunduysanız bu defa da "devşirilmeye" mahkûm bir fert olarak meydanlarda olacaksınızdır.

Ancak din adına “ideal insan, altın nesil” yetiştirmeye ömrünüzü  adayarak bir yer edinilebilirsiniz  benim ülkemde... Daha normal, daha çabasız bir hayat tasavvuru yoktur çünkü benim ülkemde....

Kemalist düzenden gelen erkeğin dünyasında, örtülü bir kadını ne bir siyasetçi ne bir hâkim ne bir komutan ne bir rektör ne de bir sivil toplum lideri savunur. Ben asla onlar gibi eşit haklara sahip bir yurttaş olamam!

Ben çağdaşlaşmaktan uzak, toplumdan bile bile soyutlanan, bile isteye görmezden gelinen Türk genci Türk kadını.

Ben kendi yurdunda, kendi toprağında dışlanan, görmezden gelinen, bastırılan, sesi kısılan….

Ben cemaatlerin kucağına itilmeye, cemaatlerin içinde sosyalleşmeye ve de "devşirilmeye" mahkûm bir Türk kadını, bir Türk genci.

Ben kendi devletimin soğuk ve saygısız yüzüyle toplumdan, kendi öz haklarından mahkûm bırakılan....

Devşirilmek demişken, madem ülkemde-sözde-başörtüsüyle, dindarla kafayı bozmuş bir grup var, madem düşmanı görebilir hale geldim! o zaman çok fedakârlık yapmalı, daha çok dindar nesil yetiştirmeliydim.... Böyle, bu hislerle devşirilir insan.

Evet devşirilmek-bir manasız kavgada-taraf olmak, kendinizi, benliğinizi aşan fedakarlıklar yapmaktır. Hoşunuza gitmese de vicdanız ikna olmasa da "bizler ve onlar" diye toplumu algılamaktır bir Türk gencinin, bir Türk kadının kaderi. Çünkü gelecek nesillerde sizin gibi muamele görsün istemezsiniz...

Ben devşirilen Türk kadını, sanatla, felsefeyle, bilimle, siyasetle, sporla ilgilenmek yerine bütün vaktini "nesil yetiştirmeye" adamak zorunda kalan insan… Çünkü bizde hayat neşeyle yaşanmaz, bizde ölümüne çalışmak, gayret, fedakarlık vardır, dünyadaki tek doğru ve müthiş büyük davanız için!!!

Ben daha çok "dindarlaşmaya" daha çok fedakârlık yapmaya inanmaktan başka yolu olmayan Türk genci, Türk kadını.

Ben, sadece kendim gibi düşünen insanlarla oturup kalkacak, nesil yetiştireceğim diye, sıla-i rahimi erteleyecek, tatillerde ailesini daha az görmeye gidecek, hafta içi ve hafta sonları daima etütlerde, dershanelerde dersler verecek, yeni doğum yapmış olmasına rağmen hemen işinin başına dönecek, küçücük bebeğini bakıcıya verip, davasına koşacak.... Toplantılarda hep arka sıralarda oturacak, farklı fikir beyan etmeyecek, kısık sesle konuşacak, sadece göstermelik yerlerde liderlik yapacak, görülmeme üzerine, varlığını yok sayma üzerine yetiştirilmiş, tıpkı camilerin en köhne, en ıssız, en izbe bölmelerine layık görüldüğüm gibi, aslında "var ama yok" Türk kadını…

Ne İslami ne de çağdaş medeniyeti anlamayan muhafazakâr ve Kemalist Türk erkeği aslında kavga etmeyi bilmiyordu... iki grupta aslında gayet cahil ve çok yetersizdi... Ne için kavga ettiğini bilmeyen erkeklerin elinde bozuk paraydı hayatlarımız…

Sahi hepimiz bu toprakların çocuğu, hepimiz Müslüman, hepimiz birbirimize benzer değil miydik? Neydi bu kopan kıyametin sebebi?

Dün beni sadece başörtülüyüm diye eğitim hakkımdan mahkum bırakan, beni evde oturmaya, erken yaşta evliliğe mahkum eden zihniyet, aynı zamanda beni dar kafalı ve yobaz olarak görüp dalga geçmekten de çekinmeyecekti…

Muhafazakâr cambazlara gelince; Bana ön sıralarda asla yer yoktu, bir kadın, muhafazakar bir erkeğe asla liderlik edemez, bir toplantıyı yönetemezdi. En iyi kadın evde oturup, çocuk doğuran, sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceğin kadındı zatıalilerine! göre.

Bir başörtülü önde gözüküyorsa "göstermeliktir" zaten... Muhafazakâr erkek çok iyi bilir "miş" gibi yapmayı.

Kavgası çetinleşen aynı muhafazakâr erkek, hiçbir zaman ön saflara layık görmediği başörtülü bacılarını eline, cevşen ve Kuran verip, en ön saflara yığmaktan da çekinmez sözde demokrasi ve özgürlük için, özgür medya için.

En sonunda ne hale düşürüldüğü malum kadınlarımızın. Daha önce hiç yaşanmamış şeyleri yaşadı bizim kadınlarımız. Bizim kadınlarımızın hapisle, kelepçeyle, polisle işi olmazdı bunların hepsiyle tanıştık, evlerimizden ayrıldık, hapislere atıldık, ellerimize, ayaklarımıza kelepçeler takıldı, hapishanelerde doğum yaptık, yeni doğurduğumuz yavrularımızı öpemeden tekrar hapislere yollandık, çocuklarımızın kimisi esirgeme yurtlarına, kimisi anasız ve babasızlığa mahkûm edildi. Kimisi yetim, kimisi öksüz oldu.... Meriç’te sessizce boğulduk… aşağılandık, tecavüze uğradık, tacize uğradık ve dahası hiç kimsesiz olduk…Biz nasıl bu kadar aşağılanmaya mahkûm edildik!

Türkiye kameralar önünde tacize uğrayan başörtülü bir bayanı, sessizce izledi... O bayana muhafazakâr camia bizden mi değil mi diye sorular sorarak baktı, Kemalistlerin ise zaten başörtülü bir kadınla, onun problemleriyle uğraşmak gibi bir dertleri olamazdı...

Ne siz hocalar, ilahiyatçılar, alimler, dindarlar medenice dini konuşup, bir çözüm yolu gösterdiniz topluma ve kadınlara. Ne de siz Kemalist erkekler gerçekten medeniyetten, çağdaşlıktan çıkarımlar yapıp, bize nefes alabileceğimiz, kendimizi geliştirebileceğimiz, kendimiz olabileceğimiz, herkesle barışık bir ortam sağlayabildiniz... hiçbir problemi çözemediniz... Ne dindarlar, âlemşümul bir sevgiyle, insana ve kadına yaklaşabildiniz, ne de Kemalistler evrensel dünyanın, saygı ve tolerans gibi değerlerine kıymet verdiniz…

Bizleri, heveslerimizi, hislerimizi, heyecanlarımızı kursağımızda bıraktınız, sizler uyumdan, saygıdan, sevgiden, problem çözmekten, farklılıklarımıza rağmen mutlu olmaktan, birbirimizin değerini, kıymetini bilmekten hiçbir şey anlamadınız...Topluma ve kadınlara sadece problemleri daha çok büyüterek geri verdiniz…

Bizleri yıllarca oyalayıp, sessizliğe, eğitimsizliğe, cahilliğe şimdide cehennem gibi bir memlekette çaresizce yaşamaya ve her şeyi sineye çekmeye, mahkûm ettiniz!

Milyon Teşekkür Ederiz!!!!

-Safinaz The Survivor

4 yorum:

  1. Okudugum en guzel yazi... Sorunlarin ana sebebi dinin kendisi. Fatiha suresiyle gune baslayan toplumda insanlar ayristirmaya basliyor, kim dallin, kim sapkin, kim musluman, kim kafir...Ebu lehebe lanet okuyarak gune basliyor. Ya Ebu leheb hakliysa? Ya ayrimciligi Muhammet baslattiysa. Herseyi sorgulamadan problemler anlasilamaz ve cozulemez. Vaazlarindaki anam babam feda olsun sacmaliklariyla insanlari uyusturan modern ayrimci Gulenin kimden ilham aldigi acik degil mi? Dinin ideolojisi bozuk. 1400 yil onceki vahsi bir toplumdaki birileri tarafindan yazilmis bir kitabin bugunku topluma huzur getirecegine inanmak buyuk saflik. Hangi topluma baris getirmis ki din? Tanriyi ve insanlari aptal yerine koymaktan baska birsey degil. Gulen anlattiklarina gercekten inaniyorsa neden Tr ye donmuyor? Sehitlik payesi!! cok mumkun. Saf insanlarin anasi babasi yuvasi feda olsun, ya Gulen diye dusunulmesini enjekte ettigi icin mi donmuyor? Velhasil, maalesef din ve dincilik Trdeki ayrimciligin ve vahsetin en buyuk sebebi. Gulen dunyayi aptal saniyo. Kendi ulkesinde bilincli bilincsiz bu kadar tahribata yol acmis, LeMondeye barisci yazi yazip insanlarin gozunu boyayacak! Nobel baris odulu alacagini zannetmiyordur herhalde! Gulen paralel devlet degil ondan daha kapsamli olan tarafgirlige ve ayrimciliga ve her turlu olumsuzluga sebep olabilecek paralel toplum kurmakla suclu. Cakma humanist! Erdogan da Gulenin tedbir yapmayan versiyonu. Besin kaynaklari ayni. Ne mutlu ki Said Nursiye devlet firsat vermemis. Ayni kaynaktan beslenirsen az cok farkliliklarla ayni sonuca varirsin. Cubbeli dinin gerceklerini anlatiyor, sansursuz. Islama saygi duysan da Islam sana saygi duymaz. Elinle, dilinle, bugzederek duzelt prensibi var. Fethetme kulturu var. Insana ve insan haklarina saygi ve barisci ve huzurlu toplum kurmak cok zor Trde bu nedenle. Atom bombasi atilmis gibi...Urun yetistirmiyor toprak...Tohumu zehirli, zehir saciyor, toksik birey yetistiriyor cogunlukla. Maalesef.

    YanıtlaSil
  2. Yazı çok güzel olmuş beğendim bu bir uyanış yazısı aslında sessiz ve silik kalmakta bir tercihtir cesaretli olup güvenli limanlardan çıkmamak asıl problem doğruyu ve adaleti ölçülü hakkaniyetli biçimde ifade etmek savunmak kendini yaşayabilmek çok çok zordur bu toplumda ben bunu yazarken 11 yaşında başını kapamış ve 26 sında başını açmış bir kadın olarak yazıyorum size yazıdaki birçok olayıda bizzat kendi yaşam standartlarımda da deneyimledim benim bu topraklarda hemcinslerime tavsiyem korkmamaları ne yaşamak istiyorlarsa hayatını nasıl şekillendirmek istiyorlarsa ona göre mücadele etmeleri ve kendi doğrularının hakkını vermeleri.. şu hayatta Bir şeylere suç atarak kızarak, kaçarak bastırarak kurtulamadı insanlar kurtulamayacakta sadece bu topraklarda problem yok insan var olduğu müddetçe sıkıntılar illaki var olacak ve sende bu dünya hayatında tekamül edeceksin Rabbin lütfu keremi ile.. İlk önce kendinden başla değişmeye en önce kendini affet ve her An Rabbinle olduğunu farket şartlandırılmış zihnini farket her eyleminin sorumluluğunu kendin üzerine al kimseyi suçlama...

    YanıtlaSil
  3. Kemalistlerle dinciler arasında kalan kadınımız eziliyor.
    Peki kemalistler çok mu abartıyor diye sormak istiyorum.
    Kendimizi kandırmayalım hepimiz klasik İslamı biliyoruz. En demokratik ve barışçı bilinen Gülen'e sorsanız: ''Mürtedin durumu dedir'' cevap ''hayat hakkı yoktur'' olacaktır. Gayrı müslim kadınlar açık gezebilir mi diye sorsan ''ahlakımızı bozmalarına izin veremeyiz'' diyecektir(kendisinin bir açıklamasına istinaden yazıyorum, dikkat edin müslüman kadının hiçbir şekilde açık gezme hakkı yoktur).İslam aleyhinde birisi fikir belirtse ''demokrat şakirtler'' canına okur onun. Said Nursiyi veya Güleni eleştirdiği için birçok akademisyen-ilahiyatçını emdiği süt burnundan geldi bu ülkede.
    Kemalistler çok mu abartıyor? Bugün başörtüsüne özgürlük isteyen ''demokrat şakirtler'' yarın islami bir yönetimde herkesi başını kapatmaya zorlamayacak mı sanıyorsunuz?
    Dini bilmeyen gariban şakirtler ''tabii ki zorlanmayacak'' diyebilir. Ama bu zorlamanın dini bir zorunluluk olduğunu bilmiyorlar maalesef.
    İslam yorumu ve bakış açısı değişmedi sürece, iktidara Erdoğan da gelse, Gülen de gelse zorlama ve baskı kaçınılmazdır.
    Özelde islam genelde dinlerin doğasında zorlama, baskı ve dışlayıcılık vardır. Aksini söyleyen ya yalancıdır, ya cahil ya da yalanın başka bir formu olan takiyye yapıyordur.
    Her türlü dini baskıdan ve iktidardan uzak laik bir sistem olmadığı sürece dini baskı kaderimizdir. Özgürlük he kadınlar hem de ''o dinden'' olmayanlar için bir kabus olarak devam edecektir.

    YanıtlaSil
  4. Ve dini baskı tehdidi ciddi olduğu sürece, kemalistler gibi karşı grupların aksi yöndeki korku ve baskıları da devam edecektir. Her iki durumda da maalesef ezilen kadınlar olacaktır. İnşallah bu kısır döngü seküler laik anlayışın süreklilik kazanmasıyla sona erer.

    YanıtlaSil