Gerçekçi Olmanın Dayanılmaz Ağırlığı - Münferit Fikir Platformu

SON

12 Nisan 2019 Cuma

Gerçekçi Olmanın Dayanılmaz Ağırlığı


-->

31 Mart seçimlerinde iktidar partisi ve Erdoğan görece bir yenilgi aldılar. Görece diyorum çünkü, geçmişteki siyasal hareketlere kıyasla başarılarını sürdürüyor. Seçimde belediyelerin çoğunu aldılar. Yenilgi diyorum; çünkü Türkiye’nin en büyük şehirlerini kaybettiler. Bu yenilgide Erdoğan ve AK Parti’nin gerçekçi olmamaları ve olayları doğru okumamalarının payı var, aynı şeyi uzun zamandır Gülen ve taraftarlarının da yaşadıklarını düşünüyorum.

Öncelikle iktidar partisi çok yoğun bir kampanya faaliyeti yürüttü. Ankara’da nerdeyse ana yollardaki her direkte adayların afişleri vardı. Erdoğan günde birden fazla yerde mitingler yaptı, tüm kabine seferber oldu, birçok yerde semt ve mahalle mitingleri yapıldı. Yazılı ve görsel medyada yoğun bir propaganda faaliyeti vardı. Ama neticeye bakıldığında iktidarın istediğini alamadığını görüyoruz. Çünkü emek, enerji ve diğer tüm kaynaklar doğru yerde, doğru zamanda ve doğru şekilde kullanıldığında sonuç elde edilir. Eğer kovanın altında delik varsa kova dolmaz. Trilyonlar harcayın eğer doğru tedavi yöntemi uygulamazsanız hasta iyileşmez. Halbuki Albayrak’ın görevden alınması bile seçim kampanyasında harcanacak trilyonlarca para değerinde olurdu.

Benzer şekilde cemaat de cüz dağıtarak, beddua ederek baharın gelebileceği kanısını taşıyor. Yine hapishanede yatan kişilerin ailelerine para yardımı yaparak, Türkiye’de saklanan kişilerin yurtdışına kaçışını organize ederek çözüm yollarını arıyor. Türkiye’de cemaate dönük eleştirileri doğru algılayamıyor. Çalınan soruları sorgulamıyor, cemaatin darbedeki rolünü sorgulamıyor. Bürokraside yol açtıkları yıkımın farkında olamıyor. Cemaatin özüne dönük hiçbir sorgulamaları yok. Kendi geleceklerini düşünerek yollarını ayıran kişilere hain damgası vurulmaya devam ediliyor. Bu da aslında kendilerini kısır bir döngünün içine sokuyor.

Halbuki çözüm kör aidiyetin bırakılması. Bardaklarında kalan suyu içtikleri ve hiçbir hata atfedemedikleri kişilerin politik ve kişisel mücadele içine girebileceklerinin anlaşılması. Dinin cemaatle özdeşleştirilmemesinin gerekliliği. Fethullah Gülen’in söylediklerindeki çelişkilerin görülmesi. Bunları yapan kişi cemaatle olan ilişkisini gözden geçirerek kendine başka bir yol seçecektir.

-Cihat Mirzaoğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder