Header Ads Widget

test banner

Gülen’in Kaynağı Nerde?



Evvela, bu yazı kesin cevaplar barındırma iddiasında değildir, daha çok cevap arama amacındadır. 

İslam tarihinde tarikat ve cemaatlerin yeri hep olmuştur. Çok temel bir işleyişi olduğunu biliyoruz. Postta bir şeyh vardır, dergâhta ve dergâhın uzantıları başka bölgelerde talebeler bulunmaktadır. İcazet mefhumu var, icazeti alan kişiler şeyhin uygun gördüğü yerlerde ve işlerde vazifelendirilir. İcazet sürecinin belli başlı özellikleri vardır. Öncelikle zordur. Meşakkatlidir. Yoğun ibadet ve tefekkür gerektirir. İkincisi bağlılık ve teslimiyet gerektirir. Kendini vakfetmek bu noktada oldukça önemlidir. Üçüncüsü tabii bir zaman gerektirir. Bazı şeyler bir anda olmaz, pişmeniz ve mertebe kat etmeniz için belli bir zamana ihtiyaç vardır. Bunları gittikçe çoğaltabilirsiniz, amacım kavramsal bir çerçeve oluşturmak değildir. Filmi de çekilmiş olan Aziz Mahmud Hüdai Hz.lerinin hikayesini bilirsiniz. Kadılık vazifesini bıraktıktan sonra merhale merhale yaşadıkları ve hocası Üftâde hz.leri ile olan ilişkileri bu noktada iyi bir örnek. 

Gülen’in böyle bir süreci var mı? Yani klasik bir cemaat-tarikat geleneği içerisinde icazet alarak mı bu işe başladı? Muhtemelen bu soruya Gülen’in zaten klasik cemaat-tarikat geleneğiyle problemi olduğunu, bu geleneğin artık yetersiz, bir ölçüde çağın gereklerini karşılamadığı noktasında argümanlar geliştirilecek, ama aynı zamanda kamplarda kitaplarını külliyat külliyat okuttuğu, sohbetlerinde pir-i mugan diye bahsettiği Said Nursi'den hareketle kaynağı ona dayandırılacaktır. 

Pekiyi Said Nursi'nin bundan haberi var mı? 

Bildiğim kadarıyla Nurculuk ekolleri genel olarak kendisinden ders alan, kendisiyle görüşen eski talebelerinin farklı yorumları üzerinden gelişmiş. Gülen, Nursi'den ders okumuş mudur, kendisiyle görüşmüş müdür, kendisine icazet babında bir takdimi olmuş mudur? Bunun cevabı hayır. Evet, belli bir dönem Nur cemaati içerisinde bulunduğu, Nurculuk davasında yargılandığı söylenmektedir, ama Nursi’yle doğrudan bir ilişkileri yoktur. Ayrıca genel olarak Nur cemaati içerisinde Nursi'yi ikinci plana düşürdüğüne dönük eleştiriler de var.    

Bu noktada iki husus ifade edilebilir. Birincisi bunun için Said Nursi hz.’lerini görmesi şart mıdır, Nursi'yi görmeden de ona tabi olunamaz mı? Öncelikle elbette, kitaplarından istifade edilebilir, ama bu noktada ancak bir Nur talebesi olduğunuz iddiasını öne sürebilirsiniz. İcazet sahibi olduğunuz iddiası kendi kendine gelin güvey olmaktır. İkincisi husus, Gülen’in de zaten böyle bir iddiasının olmadığıdır. Eğer Gülen’in iddiası baz alınırsa zaten Gülen’i Nur kökü de temelsiz kalacaktır. 

Ben açıkçası Gülen’in kendi başına ciddi bir işe kalkıştığını düşünüyorum. Daha önce bir Twitter kullanıcısı “Haluk Levent’in başlattığı hareketten övgüyle bahsetmişti. Evet, Haluk Levent’in “ahbap platformu” adında bir oluşumu var. Bu oluşum Türkiye’nin belli yerlerinde hastalıklarla boğuşan kişilere para yardımı kampanyasından tutun kan ihtiyacına, sahipsiz hayvanlara kadar birçok hizmetlerle ilgili. Bu hareket bu haliyle güzellikler saçıyor. Pekiyi yarın öbür gün insanlar Haluk Levent’e kutsiyet atfetse, en ufak eleştirilere sert bir şekilde mukabele etse. Doğan çocukların isimlerini Haluk Levent’e danışsa, Haluk Levent’in bardağında kalan suyu şifa niyetine içse. Verdiği ufak paraları ceplerinde bereket-uğur getirsin diye taşısa. “Bizim platformumuzun üyelerinden daha iyi kişiler mi var”, “bu dünyayı biz altın nesil kurtaracak” mantığıyla devlette kadrolaşsa, hatta işi kolaylaştırmak için mülakatlarda, sınavlarda usulsüzlükler yapsa. Bu aynı zamanda bir fasit daireye de dönüşür. İnsanlar kutsiyet atfettikçe Haluk Levent bu role bürünecek, bu role büründükçe de bu kutsiyet algısı derinleşecek. Evet, ben Gülen’in Haluk Levent’in din kisvesi altında bu dönüşümünün örneği olarak görüyorum. Kendi halinde bir cami imamı iken, kişiliğinin iyi olması, sohbetinin insanları etkilemesiyle başlayan ve bugüne evirilen bir süreç. İslam tarihindeki klasik cemaat-tarikat geleneğinden uzak, kökü olmayan bir hareket. Vesselam.

(Not: Haluk Levent ve Ahbap Platformu sadece teşbih amacıyla kullanılmıştır.)

- Cihat Mirzaoğlu

author

"Sorumluluk Reddi" Konusunda Önemli Bilgilendirme:

Münferit Fikir Platformunda yazılan tüm yazılar, aksi MFP YYK tarafından belirtilmedikçe yazarların kendi görüşleridir. MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini yansıtmaz veya ifade etmez.

Yorum Gönderme

3 Yorumlar

  1. Gülen'in kaynağı ile ilgili bir iki şey söyleyim.

    1) Risale'de bir talebem gelcek Hulusi ile omuz omuza verecek belki onu geçecek diye bir kısım var o Gülen diyorlar.

    2) Said Nursi güya İzmir'e girmemiş buraya benden sonra gelecek şahsiyet girecek demiş

    3) Tahir Mutlu güya Said Nursi'nin Mevlana Halidi'den kalan cübbesini Gülen'e vermiş artık senin diye. Mevlana Halit'ten böyle bir cübbe kaldı mı Nursi'ye orasını da bilmiyorum. Tahir Mutlu risalelerin telif hakkını(öyle bir şey di) da devretmiş Gülen'e bir de bir zarf vermiş. O zarfta da bu cemaate girecek kişilerin ismi varmış. Gülen ismi çizili kişiler vaazını da buna delil gösteriyorlar. O rüya değil öyle bir zarf var Nursi verdi diyorlar.

    4) Bu anlattıklarım deli saçması değil koca koca abilerin sohbetlerde dediği şeyler. Risalede Hulusi kısassını direk alırlar zaten burada Nursi kendinden sonra gelecek şahsiyeti göstermiş diye.

    Tüm bu sorunların ana kaynağı zaten müceddid nedir kelimesinde gizli? Nursi'ye olağanüstülük verirseniz birileri de alır devamı Gülen der. Risalelerde sürekli asker örnekleri var mesela, onu da hususi işlerin müjdesi olarak yorumluyorlar. Yani uyduran çok nasolsa o kapı bir kere açılmış.

    5) Gülen kendisinin vaazlarını kasete alan ilk kişiye bile kutup diyordu, galiba Abdullah Aymaz yazmıştı bunu. Kasetçi kutupsa Gülen'i siz düşünün zaten. 3ler-7ler-40'lar Gülen bunların hepsinin üstünde anlatılıyordu. Biri zamanında 3ler-7ler-40'ları uydurursa bunlar da alır tepesine Gülen'i yerleştirir. Rüyalar ne ki, Said Nursi talebeleri bile Nursi ölünce murakabeye yattık ondan sonraki zat Gülen çıktı, biz Gülen diye birini asla tanımazdık İzmir'e gelip camide vaaz verirken görünce işte rüyamdaki kişi dedim diyor. Burdan o koca büyük abiye selam söylüyorum şu an 70'ini devirdi büyük ihtimal. NE GÜZEL KANDIRDIN BİZİ be abi.Ne uydurmuşsun, ne güzel kanmışız biz de. Nerden bileyim yaşlı başlı nur yüzlü adamın milleti cemaate bağlamak için rüya uyduracağını. Güya rüyasında buna Nursi'den sonraki zat bu, asrın sahibi bu demişler. Yav Nursi neydi ki ondan sonraki zat diye bir şey olsun?Bu dünya imtihan dünyası değil mi bu insanlar mehdi olunca nasıl imtihan oluyorlar? Son peygamber 1400 sene önce değil miydi? O rüyaları uydurduğunuz için çok sövüyorum. Ama gene de bela okumucam.

    6) Mekke imamının izmirdeki kampa gelme olayı var, orası ayrı bir bomba zaten. Gülen hadis külliyatını ezberlemiş bu imamda dünyada bunu ezbere bilen 6 kişi var demiş. Gülen gerçekten ezberlemiş mi bilmiyorum, Gültekin Bibar şu yazısında ezberlemiş diyemediği için ona getirmiş lafı (http://thecrcl.ca/misafir-yazar-gultekin-bibar-hocaefendinin-eserlerini-taniyor-muyuz/)
    Ezberlediyse de hayret ediyorum, insanları kandırmak için hadis külliyatı ezberleyenini de ilk defa gördüm, ya da hadis külliyatı ezberlemiş ve sonradan ayağı kaymışını diyim.

    7) Sonuç olarak Gülen'in iddiası yok ama ne hikmetse etrafındaki çoğu kişi Gülen'in Nursi'nin varisi olduğuna Tahir Mutlu'nun buna kefil olduğuna hem fikir. Risaledeki pasajı şimdi aramak istemiyorum, o pasajı cemaateki herkes bilir, Gülen icazet almış mıdır diye sorsan çıkarırlar o pasajı gösterirler.
    28. mektupmuş

    "Sarıklı, küçük, genç bir zat ise, Hulûsi’ye omuz omuza verecek, belki geçecek birisi, naşirler ve talebeler içine girmeye namzettir. Bazılarını zannederim, fakat katî hükmedemem. O genç, kuvve-i velâyetle meydana atılacak bir zattır. Sair noktaları sen benim bedelime tabir et. "

    Said Nursi yaşasaydı şu yukardaki pasajın nelere neden olduğunu bilse değil bu pasajı yazmak Mektubatı bile yazmazdı. Hatta külliyatı bile. Gülen gençliğinde hep sarıkla gezer sarıkla vazeder.

    -Ahmet

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Allah razı olsun. Güzel bir yazı olmuş. Madem Said Nursi ve Gülen geçmiş. İkisini biraz karşılaştıralım.

      Nursi mert bir insandır. Mahkemede başka, özel ortamlarda başka konuşmamıştır. Hatta özel bir ortamı yoktur. Risalelerde geçen mahrem mevzular ise imani meselelerle ilgili mevzulardır. Yoksa bazılarının te'vil ettiği gibi mahrem hizmetler (!) değildir.

      Nursi, Atatürk ile görüşmesinde devlet meseleleri konuşmamış iman ve namaz konularına dikkat çekmiştir. Gülen ise devlet adamları ile devlet meseleleri konuşmuştur. Alattin Kaya TBMM 28 Şubat Komisyonuna şöyle demiştir: "Başbakanımız Tansu Çiller beraberken yanlarında bulundum. Bu görüşmede sayın Gülen kendisinde bulunan bazı bilgi, belgeleri kendisine vermek istedi ve dedi ki, ‘Bakın, bazı yanlışlar oluyor, bazı sıkıntılar oluyor, bazı hareketlenmeler var.’

      Bunu daha söylemeye fırsat vermeden Tansu Hanım’ın şu ifadesi oldu sayın Gülen’e: ‘Lütfen dengeli olalım Hocam’. Hoca Efendi ne yapacağını şaşırdı ve dosyaları topladı, çıktı dışarıya."

      Evet Gülen bir başbakana dosyalar gizli ajdanlarla gidiyor devletçilik oynuyor ve başbakan tarafından adeta kovuluyor. Nursi'nin böyle dosyaları hiçbir zaman olmamıştır. Devlet adamlarının özel durumları ile aşuftelere vb gitmelerinin dosyasını tutmamıştır. Gene Alattin Kaya'nın aynı kuruma verdiği ifadede Gülen'in ta o tarihlerde Erbakan'a generallerin darbe yapacağı ses kayıtlarını vermesi anlatılmaktadır.

      Nursi'nin böyle bir adama işaret etmesi Nursi'ye hakarettir.

      Sil
  2. kendince 7 delil değil 7 delil 7000 de olsa artık faydasız her türlü melaneti mübah görenden bir şey olmaz ancak abd piyonu olur
    yalancının evi yanmış kimse inanmamış

    YanıtlayınSil