Sorunlara Çözüm Önerim / Çıkış Yolu (2) - Münferit Fikir Platformu

SON

Bu Blogda Ara

19 Şubat 2019 Salı

Sorunlara Çözüm Önerim / Çıkış Yolu (2)


Bir önceki yazıda genel bir giriş yaptıktan sonra sorunlara dair hiçbir çözüm önerisi getirilmediğini, deve kuşunun kafasını toprağa gömmesi gibi sadece beklenildiğini söylemiştim. Bu yazıda kendi çözüm önerimi ele alacağım.

Bir kötülük yaptığınız da yapmanız gereken, pişman olmak, muhatabınızın zararını karşılamak ve af dilemektir. Bu hareketin tepe yönetimi bunu yapmalıdırlar. Adil Öksüz hakkında röportaj veremiyoruz hocamızın sağlığı iyi değil deyip her hafta Bamteli yayınlamak çözüm değildir. Böyle bu işleri geçiştirirseniz bir gün sorularından kaçamayacağınız muhataplarınız olur. Tüm olayları ahirete mi bırakmak istiyorsunuz? Dünyada yapılması gereken yukarıda saydığım şeydir. Bu yapılıp hareket lağvedilmelidir. Aksi halde Gülen her zaman lanetle anılacak ve Süleyman Demirel gibi sırlarını arkasında götürdü denilecektir. Bu hareketin başındakiler kırk senedir yapmadığı şeyi yapmalıdır. Lamı cimi olmadan doğruları söylemelidirler. Her şey anlatılmalı, hiçbir suçlu korunmamalı, imkân varsa hepsi adalete teslim edilmelidir.

Sizin gizli yanlışlarınız varsa, o yanlışları bilen kişiye gebe kalır mısınız kalmaz mısınız? Aynı şekilde bir suç işlediyseniz sizi saklayan kişiye gebe misinizdir değil misinizdir? Hiç suç işlemeseniz bile aranıyorsanız sizi saklayan kişiye gebe misinizdir değil misinizdir? 15 Temmuz sonrası Gülen’in artık ABD’de özgür olduğunu iddia edebilen var mıdır? Mantıken açıklamasını yaptım, Türkiye ısrarla onu istiyor. ABD istihbarat teşkilatı eğer bu hareketten bir talebi varsa artık çok rahat koparamaz mı? “Şunu şunu yapmanızı istiyoruz malum Türkiye sizi ısrarla istiyor, anlarsınız ya!” dediklerinde Gülen ne cevap verecektir? Gülen öyle olsa direk Türkiye’ye gider diyenler çıkabilir. Zaten Türkiye’ye gidecekse o zaman hareketi niye tasfiye etmiyor, Sezailer’e mi bırakacak hareketi? Ayrıca Gülen daha gençken askerken komutanın istediği şekilde kürsüde vaaz vermiştir. Küçük Dünyam kitabında anlatır bu anekdotu. Kürsüden düşmüş kaburgası kırılmıştır. Ders çıkarmış mıdır bilemem ama sırrı olan sırrının esiridir. Zaten birileri biliyor ipleri onların tutmasındansa, her şeyi açıklaması en iyisidir. Ahmet Dönmez’in sorularından kaçtığı sürece kötü insanların elinde oyuncak olacaktır.

Bu hareket düşünüp strateji ürettikçe 2012’ten beri daha kötüye gidilmiştir. Artık minimalist bir mantıkla yarını düşünmeden daha fazla kafa yormadan sebeplerin tükendiğini kabul edip sadece gerçekleri söyleyip iyi bir insan olmak gerekmektedir. Kadere bu noktada teslim olmak gerekmektedir. Gerçekleri anlatırsam insanlar ne yapar diye düşünülmemelidir. Yarın ölecek gibi bugünle hesaplaşılmalıdır (1). Afsv açıklamalarıyla kitleler aptal yerine konulup oyalanmamalıdır.

Gülen tüm gerçekleri ortaya döktüğünde de kendi kafasında çözmeye çalıştığı sorunları artık kendi başına düşünmeyecektir, bu sorunlar çözülmeye değerse ve hareketteki tüm insanları ilgilendiriyorsa milyonlarca insan birlikte bu sorunları düşünecektir. O şekilde kısır döngüye girmiş, beklenildikçe kötüleşen sorunlar çözülebilecektir. Yunanistan’daki insanların durumu gibi.

Bu yapıldığında binlerce harekete mensup insan artık vakitlerini boş yere Gülen'i okumakla ya da gündem ile ilgili haber okumakla, Twitter’da hizmet içi dedikoduları dinlemekle, 15 Temmuz ile ilgili haberleri okumakla, sahte ümitlere inanmakla geçirmeyecektir. Yapılması gereken fiili dua yapılacaktır. Sınava çalışmayıp, sınava çalışmak yerine sürekli Allah’a dua etmektense, oturup sınava çalışılıp fiili dua edilmiş olacaktır. Mahşer günündeki gibi herkes tüm gerçeklere vakıf olacaktır (2). İki buçuk senedir süren okuma ve araştırma çileleri bitecektir. Çoğu insan büyük bir şok yaşayacaktır, kendilerini kandırılmış hissedecektir, öfkeyle dolacaklardır. Tablo olarak bakarsak, kafası karışık manevi ve maddi olarak bitmiş binlerce insan bir kısmı Türkiye'de, bir kısmı yurtdışında. Zaten şu an da tablo böyle, sadece zihni berraklar da büyük bir manevi boşluğa düşecektir. İkinci adım olarak hemen bir yardım teşkilatı kurulmalıdır. Bu yardım teşkilatıyla cemaatin kasasındaki paralar zor durumdaki insanlara ulaştırılmalıdır. Bu konuda zaten suça karışan kişiler hareketten uzaklaştırılacağı için devletin bu konuya reaksiyon göstereceğini zannetmiyorum. Yavaş yavaş kurumlar şirketlerin tasfiyesi gibi tasfiye edilmelidir. Okulların kapatılmasına gerek yoktur, gelir kapısı olarak kullanılabilir. Ama biz bu işi para için yapmayız deniliyorsa, o zaman kapatılabilir. Sonuç olarak nefret objesine dönmüş koca bir hareket %100 şeffafiyete kavuşarak tasfiye olacaktır. Bu tasfiyenin özellikle Türkiye’de yargılanan kişileri de rahatlatacağını düşünüyorum. Kasadaki parayla gene Türkiye’de hareketin mağdur ettiği kişilere de yardım edilmelidir. Bu yardım kuruluşu bir nevi 15 Temmuz olayının yol açtığı her türlü acıya karşı bir fon olarak kullanılabilir.

Bu konuda ısrarcı olmaya gerek yok “Peygamberimize düşmanları bile güveniyordu, Hizmete dostları bile kuşkuyla bakıyor”(3). İnsanların kafasına vurarak amaçlarınızı gerçekleştiremezsiniz, kredinizi sıfırladıysanız siz zaten lağvedilmişsinizdir. Birilerinin çıkıp lağvedilsin demesi sadece hakikatin yüze vurulmasıdır. Mevcut haliyle Hizmet amacını kaybetmiş bir serseri gibi bir o yana bir bu yana yalpalayarak yürümeye çalışmaktadır. Bu süreçte ilk amacına tekrar dönse bile bu haliyle artık kredisi kalmamıştır ilk amacına da dönme imkânı yoktur.  Birileri gibi yanlış girilmiş bir yolda başa gelenleri tembelliğe bağlayıp daha fazla asılın daha fazla koşun demiyorum. Bu yol yanlış başımıza da ne geldiyse yanlışlığından geldi. Hz. Musa’nın denizi yardığı yol bu yol değil. İkisini kıyaslamak, hataları görmemek, başa yeni belaların gelmesine sebep olacaktır. Hareket lağvedildiğinde Türkiye'deki mensupları için artık potansiyel bir tehlike olmayacaktır. Devletin gazabı yavaş yavaş dinecektir. Kredibilitesi zaten sıfırlanmış bir hareket ısrarla devam ettirilmeye çalışmadığı için de kült olma ihtimali kalmayacaktır (bana göre çoktan kült olmuş).

Adil Öksüz’ün Mit ajanı olduğunu söyleyenler çıktı. Bu kişiler ne olursa olsun o kişi Mit ajanıdır diyorlar ama diğer yandan da lağvedilmeye karşılar. Tarla madem çoktan sürülmüş nasıl yanınızdaki adamdan emin olabiliyorsunuz da tasfiyeye karşısınız? Adil Öksüz ev imamı mıydı? Kemalettin Özdemir yurt belletmeni miydi? Bu adamlar yükselebilecekleri son noktaya yükselmiş kişiler. O noktaya kadar tarlanın sürüldüğünü kabul edip, tasfiyeye nasıl bu kadar sert tepki verilir ki?

Bana göre ikinci yapılması gereken şey amaç belirlemektir. Hareketin bundan sonraki amacı nedir? Hareketin amacının hiç değişmediği baştan beri İslam'ı yaymak olduğu şeklinde cevap verilirse, o zaman yukarıdaki sorun karşımıza çıkmaktadır? Suça bulaşmış ve kredisini sıfırlamış bir cemaat ile mi bu yapılacaktır. Soruların verilmesine onay vermiş bir Gülen'in mi kitapları yayılacaktır? Muhataplarınızı belki on yıl uyutabilirsiniz ama elinde sonunda bu gerçeklere uyanacaklardır, uyanmalarını sadece olağanüstülükler ile engelleyebilirsiniz bu da İslam olmaz hurafeler olur. Peki o zaman ilk soruma tekrar dönüyorum hareketin amacı nedir?  Hareket lağvedildiğinde bu hareketin asıl kurulma amacı da gerçekleştirilememiş olacaktır. Peki hareket devam etse sanki o ilk amaç artık gerçekleştirilebilecek midir?

Bu hareket Türkiye’de üç şey vadediyordu. Varoluşsal boşluğa bir cevap, Türkiye içi muhafazakarların ezilmişliğine bir çare, Türkiye’nin ve Müslümanların dünya çapında üç yüz senedir ezilmişliğine bir son. Türkiye içi muhafazakarların ezilmişliği bitti. Ama diğer iki sorun devam ediyor. Think tank tarzı her alandan akademisyenlerden oluşan kuruluş bu iki soruna cevap aramalıdır. Şu an cemaate ve Gülen’e bağlılıkları devam edenler özellikle bu iki sorunun çözümsüz kalmasından dolayı lağvedilme görüşüne sıcak bakmadığı kanaatindeyim. Ama hareketin artık bu iki sorunu çözme kapasitesi kalmamıştır insanları sadece metafizik şeyler ile uyutulmakta ve tasfiye geciktirilmektedir. Hareket tasfiye olduktan sonra zaten insanlar o iki soruna cevap arayacakları için bir think tank kuruluşu şarttır.

Prof. Mustafa Öztürk bu cemaatteki ilahiyatçıların İslam diniyle ilgili hiçbir çetrefilli konuya girmediğini belirtmiştir. Bu hareketin içindeki ilahiyatçıları maalesef Gülen’in yanlışlarını tekrar eden kişiler olarak görüyorum. İçlerinde Gülen'i eleştireni görmediğim gibi hala daha İslam'a aykırı söylemleri tekrar edenler, insan haklarına aykırı söylemler geliştirenler, tarihle alakası olmayan romantik görüşleri savunanlar, Osmanlı’yı yıkan bağnaz görüşleri savunanlar vardır. Koskoca İslam dininden Hz. Abbas’ın Mekke döneminde gizli Müslüman olması sonucu tedbir adı altında tüm her şeyin yapabildiğini çıkarıp bunu da Hz. Abbas’ın misyonu diye hala anlatıyorsanız sizin artık o alana el sürmemeniz gerekir (4).  Bu kişilerin şu an ki nesle cevap vermesi mümkün olmadığı gibi, bu kişiler bu hareketin de bu noktaya gelmesine sebep olan zihniyetin bir numaralı savunucularıdır. Yıllarca Amerika’da az bir uykuyla senelerdir İslam adına hangi görüşü geliştirdiklerini, hangi soruna çare olduklarını bilmiyorum. Ama birçok yeni soruna neden oldukları kesin. Ahmet Kurucan tr724 sitesinde konuyla ilgili fıkhı sorun etmeliyiz tarzı yazılar yazmıştı yani bu konuda yalnız kalmış ve etrafındakilerinden ümidi kesmiş ki bu sorunu herkese duyuruyor. 20 yıldır Amerika’da fıkıh konuları bile çözülmemişse ne çözülmüştür? Galiba Gülen'in tek yaptığı Hz. Abbas’ın misyonunu anlatmak olmuş ki misyonu çok iyi anlayan ilahiyatçılar tarlalarda geziyor. Gülen zaten gerçekleri anlattığında ve tüm suçlular ortaya çıktığında insanlara yolda kalmış, zayiat vs. diyen ilahiyatçıların büyük kısmının tasfiye olacağı görüşündeyim. Kalan samimi kişiler de bir an önce sistemli bir şekilde bu hareketin İslam'a verdiği zararı tamir etmelidirler. Manevi sorunların da bu şekilde çözüleceği kanaatindeyim, her alandan akademisyenler ortaya çıkan gerçekler ışığında bu hareketi analiz edip sebep olduğu sorunları ele almalıdır ve ortaya çıkan manevi acıları dindirecek çözümler bulmalıdır.

Sonuç olarak cemaatin tasfiyeyi sağlayacak Türkiye'nin karşı çıkmayacağı bir yardım kuruluşuna bir de think tank tarzı bir kuruluşa ihtiyacı vardır. Yardım kuruluşu maddi acıları sararken, think tank tarzı kuruluş ile de manevi acılar sarılabilir. Eskisi gibi bir kişinin Gülen'in kitaplarından sohbet yaptığı diğerlerinin dinlediği yapı, bizi bu noktaya getirmiştir. Artık esnaf, sohbetçi tarzı bir ayrıma gidilemez. Herkes araştırmalı, herkes okumalı, herkes fikrini söylemelidir. Somut bir gerçek varmış gibi sürekli aynı gerçeğin anlatılmasındansa sürekli sorgulanmalı ve halkadaki herkes tek tek fikrini söyleyerek ilim meclisleri oluşturulmalıdır. Bu ilim meclisleri de kanaatim eski sohbetlerin yerini alabilir.

Hareket bireyselliğe önem vermeli, gereksiz tüm kurumlardan ve işleyişten kurtulmalı. “1000” tarzı lider etrafında onu taklit eden tek tip kişilerden oluşmaktansa, “1111” tarzı güçlü bireylerin bir araya gelmesinden oluşmalıdır. Tasfiye edilmesini savunmama rağmen bu şekilde devam etmesini savunma nedenim hem yurtdışında bireylerin birey olarak tutunmasının zor olması, hem hareketin tasfiyesinin bir süreç istemesi hem de kişilerin illaki manevi boşluğu doldurmak için dini bir yapı istemeleridir, çünkü insanları harekete çeken ilk neden zaten budur. Aynı şekilde hayatta bir amaç da isteyecekleri için, think tank tarzı kuruluştan çıkan fikirler çerçevesinde “0” dan “1” olabilmeyi başarmış bireyler, etrafındaki insanlara da yardım sağlayacaklardır (5).

Soruların verilmesine onay vermiş, 15 Temmuz hadisesinde ismi geçen ve insanları rahatlatan bir açıklama yapamayan Gülen'in kitaplarından ve fikirlerinden uzak durulmalı ve onun kitaplarını okunarak yapılan sohbetlere de son verilmelidir. Onun kitaplarını okumak için masraflı kamp gibi gereksiz aktiviteler de yapılmamalıdır. Zor durumda kalan onca insan varken otellerde kamp yapmakta nedir? Bunu bir ihtiyaç olarak görebilirsiniz? Ama Gülen’in kitaplarını okuyarak içinizdeki o boşlukları içinizdeki varoluşsal acıyı dindirmeniz mümkün değildir. Tuzlu su nasıl susuzluğu gidermezse, Gülen’in kitaplarının da o susuzluğu gidermesi mümkün değildir. Gidermediği için sürekli bir manevi boşluğa düşülüp kamp ihtiyacı doğmaktadır. Bu şekilde yapmak artık ilerde aynı sorunları doğuracaktır. 15 Temmuz olayına bir deney gözüyle bakılmalı ve aynı girdileri koyup farklı sonuçlar beklenmemelidir. Yolun kaderi diyerek, cansız bir nesne olan yola suç atılarak nefisler aklanmamalıdır. Şahıslar Hz.Yunus’un balığın karnına düşmesi gibi sebepler bittiğinde kaderine razı olabilir. Ama liderler en baştan kendilerini suçsuz göstermek için olan şeylere kader diyemez.

Gülen kimi röportajlarında Erdoğan'a dua ettiğini, okullarını devredebileceğini ama onun kendisiyle görüşmek istemediğini söylerken(6) kimi yerlerde ise direk onun şahsını hedef almakta ve “Mümin Münafıktan özür dilemez” tarzı açıklamalar yapmaktadır. Hareketin tasfiyesi ve suçluların korunmaması sonucunda devletin harekete tutumu değişecektir. Ayrıca Gülen’in atacağı bazı ekstra adımlar ile şartlar çok daha iyi bir hale getirilebilir. Getirilmez bu kadarıyla kalırsa yurtdışında büyük bir topluluk oluşacaktır. Yardım kuruluşu ve think tank kuruluşu bu topluluğun ihtiyaçlarını karşılayacaktır. Gene de bu şekliyle hayatlarında bir amaç görmeyen kişiler, başka maceralara atılabilirler. Uluslararası Af örgütüne katılıp tüm dünyadaki insanlara yardımcı olabilirler. Cemaatin suçsuzlarının, toptan böyle bir amaca girmemesi gerekir. Bu tür aktivistçe tutumlar iyi olsa da bedellerini tüm bir hareket öder. Bu noktada bu iki kuruluşu kesinlikle siyasete bulaştırmamak gerekir. Aktivistlik yapmak isteyenler farklı bir yapıyla sıfırdan yollarına devam edebilirler. Kanada’da bir gazetecinin yaptığı aktivistlik, Afrika’daki bir öğretmeni etkilememelidir. O noktada hareket tamamen tasfiye olunca sadece iki yapı hareketin devamı olmalıdır. Zaman içinde bu iki yapı da bağımsızlaşabilir. Maddi sorunlar çözülünce yardım kurumu tasfiye edilebilir. Dünyadaki diğer mağdur insanlara yardım etmek için mevcut yardım kuruluşları kullanılmalıdır. Think tank kuruluşu da bağımsızlaşıp her telden insanın bir araya gelip ilim ürettiği bir yapıya dönüşebilir.

Alman filmi Die Welle’de demokrasi dersinde öğrenciler bir daha asla Hitler gibi biri gelmeyeceğini, hiçbir Alman’ın onu takip etmeyeceğini söylüyorlar. Öğretmende o zaman bir deney yapalım diyor ve onlardan bir kitle hareketi kuruyor. Orada bir öğrenci var adı Tim. O tip kişiler her kitle hareketinde olur, lider bile çıkıp eleştiri yapsa onlar lideri de hain ilan ederler. Kendi hayatları anlamsız ve değersiz olduğu için kitle hareketi hayatlarının temelinin ilk tuğlası yaparlar, kitle hareketinin bitmesi o yüzden onlar için mümkün değildir. Bunlar kesinlikle çıkarcı değildir. Cemaatte kaç tane böyle kişi vardır bilmiyorum. Ama statükonun devamını isteyen ve çıkarı olanlar özellikle böyle kişileri gazlıyor. Cemaat bugün eleştirileri dikkate alıp adım atmak istese, tek problem bu kişiler olacaktır. Bu tip manevi acılar hep birlikte sarılabilir.

Ben hayatımda önerdiğim şeyleri yapıyorum. Hareketle bağımı kopardım, suça bulaşanlar ve Gülen’den fikri olarak uzağım. Yani benim için hareket tasfiye oldu. Okuyup, araştırıyorum, düşünüyorum hareketin neden olduğu manevi acıları önce kendi içimde dindirip sorularıma cevaplar arıyorum ve etrafımdaki insanlara da bu konuda yardımcı oluyorum. Maddi olarak etrafımdaki dar dairede sıkıntısı olan insanlara yardım edebiliyorum. Adli konularda ne yapılabilir diye düşünüyoruz. Topyekûn bir çözüm mümkün mü diye kafa yoruyorum. Ama görüldüğü gibi hepsinde tek kişiyim. Sıfırdan bire dönüşsem bile tek başına bir birim. Gülen ve yönetimin ise neden olduğu sorunlar belki bu toprakların yüz yıllık kaderini etkilemiş durumda. Her geçen gün sorunlar büyüyor ve dünyanın en maliyetli beklemesini yaşıyoruz. Çünkü bedeli insan canıyla ödeniyor, hal böyle iken gerçekle yüzleşmeyip bekleyelim unuturlar bir yolunu buluruz diyenler vefat eden her kişinin dolaylı katilidir.

-Ahmet

Twitter: @a_wolfenstein


(1) Yazıya saldırmak için itirafçılığı teşvik ediyor diyenler olacaktır. Benim tüm tavsiyelerim tepe yönetim içindir


(2) İnsanı ne kadar heyecanlandırıyor değil mi, eğer heyecanlandıysanız kendinizi kesinlikle zihni berrak olarak görmeyin demek ki içinizde şüpheler var.

(3) İhsan Yılmaz’dan alıntı https://www.academia.edu/38293901/Gülen_Hareketi_Güven_Sorunu_ve_Demokratik_Dünya?source=swp_share

(4) https://www.youtube.com/watch?v=CSKqZuUD9qY

(5) 1000-1111 arasındaki fark için bakınız. http://www.karakalem.net/?article=5101

(6) https://www.youtube.com/watch?v=yQzmW5lYnKI (dakika 6)

      https://www.youtube.com/watch?v=zX8e_EAYjKI (dakika 25)

5 yorum:

  1. b-Bu arkadaş adili çok yakından tanıyor gibi.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Nereden çıkardınız bunu? Adil Öksüz'ün TSK imamı olduğunu söyleyen tonca haber ve cemaat içinden de ikrarlar var. Ben ona Mit ajanı diyenlerin ikilemini ortaya koydum.
      -Ahmet

      Sil
  2. Abanoz kule idi almanya deneyini anlatan kitap

    YanıtlayınSil
  3. Ahmet bey gayretli bir sekilde yaziyorsunuz. Soylediklerinizde hakkin payi olan yerler oldugu gibi, ingilizce tabirler nit picking de var. Gulen'in raportajini referans yaptiginiz 6 nolu youtube videosunu "Gulen sanki okullari deveredecekmis ama Erdogan onunla konusmazmis" dedi diye soyluyorsunuz. Videoyu tekrar izledim. Dediginiz dakikayada baktim. Orda Gulen cok farkli bir noktayi nazara veriyor.
    Diyorki o benim konustuklarimi dinlemez hakaret kabul eder. ama Turk halkina soyleyeceklerim var. Her zaman Darbeye karsi oldum diyor.

    Cemaatin yapisi, buyumesi itibari ile cesitli yanlisliklara girdigi vakidir, girebilmesi olagandir.
    Ama cok ilginctir ki Bu cemaat mensuplari degil darbe yapmak, onca baski zulume ragmen, darbe oncesinde ellerine CEVSENden baska bir sey almadilar. Ve bunu tum dunya gordu, sasirdi. bu insanlar ne kadar pasif diye asiriliga karsi diye hayrete dustu.

    Darbe veya darbe oyunu yapildiginda Erdogani kurtaran pilot bile cemaatcilikten iceri alindi. Turkiyede su anda darbeci olmak degil, cemaatci olmak veya cemaat ile iliskilendirimek suc. Boyle bir olay varken sizin mazlum insanlarin cikis yolu olabilme adina yazdiklariniz cizdikleriniz tavsiyeleriniz faso fiso. Maalesef Turkiyenin basinda ki zat, karakter olarak, yaklasim olarak Hitlerden farkli degil, Esedden farkli degil. Nasil Hitler Yahudi cocuklarida oldurdu. ve ayrimadi, Erdoganda ayni sekilde Cemaate yaklasiyor.

    Cemaate bir sekilde girmis insanlarinda sizin tavsiyelerinizle bundan kurtulmasi mumkun degil. Adam 150 kisinin Ankara garinda oldurulmesi olayinda sorumlulari bulamadi uzun bir sure. Darbeyi enistesinden ogrenip hemen Gulene atti.

    Fakat sunuda soylemek istiyorum. Bu demek degil ki Cemaat cok masum sucsuz gunahsiz.
    Dedigim sey --- unfortunately it does not matter.
    Nasil dogu illerinde (cizre etc...) devlet sehirleri yakti yikti milletin ne girmesini ne cikmasina izin vermedi apartmanlari baslarina yikti, coluk cocuk demeden kimbilir kac kisi oldu. ve bizim halkimiz orda ki insanlarin hepsine orgut uyesi diya yaklasip yapilana bir sey demedi. ayni sekilde Cemaat cok sucluda olsa az sucluda olsa sucsuzda olsa senin dediklerinin yazdiklarinin faydasi yok. Bosuna nefes tuketiyorsun.

    Gelelim Cemaat kultmudur, degilmidir, hatalimir hatasiz midir. Hatasinda Gulenin rolu varmidir yokmudur sorularinin cevabina.
    Bu artik hemen hemen tum Cemaat mensuplarinca malum. Cemaat yapisi itibari ile hata yapmaya cok musait bir olusum. Ferdilesmekte, seffaflasmakta, hesap verebilir olmakta, locallesmekte, cok gecikmis bir yapi. hatta belli insanlarin geciktirdigi bir yapi.
    Devletin icine sizarak yanlis yapmistir. Parallelleserek hata yapmistir. ama Su anda Cemaati parallellestigi icin cezalandiran devletin basindakiler hukuki, insani, ve ahlaki bir sistem yoneticileri degil. Paralellesme davasinda cemaatle yarisip daha ahlaksiz daha pervasiz, daha acimasiz oldugu icin savasi kazanmis baska bir yapi.

    Cemaatin ahlaki hatasi, bu insanlarla isine geldigi donemde beraber hareket etmis olmasidir. Stratejik hatasi paralellestigini anlamamis olmasidir. Yonetimsel hatasi icine sizanlari engelleyemeyecek bir yapiya sahip olmasidir.
    Fakat bu hatalarin hicbirisi yapilan zulmu justify etmedigi gibi insanlarin cemaatten cozulmeleride onlari kurtarmayacak. Cunku karsilarinda bir canavar var......

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.

      İki video attım 6. atıfta ikinci videonun 25. dakikadan sonra orada okul olayı var.

      Erdoğan= Hitler söylemi ile propoganda yapılıyor, yurtdışında bu dile getiriliyor. Duygusal olarak nefretle bu sözler söyleniyor. Ama iş analize gelince gerçeklere odaklanmak lazım. Türkiye de bir şekilde seçimler oluyor(hile var deseniz bile %3-4), AKP de bir siyasi parti ve oy kaybederse politikasını değiştirir. Cemaat tasfiye olduktan sonra da hükümet aynı sertlikle devam ederse oy kaybedecektir. %100 böyle olur diyemem ama ümitsizlik içinde beni ümitlendirecek bir hamle diyebilirim. Beklemektense analiz edilip bu adımlar atılmalı. Mit ile barış görüşmeleri yapılıyordu, devlet buna kapalı değil.
      -Ahmet

      Sil